ManşetTarım-GıdaTürkiye

Tarımın ‘koronavirüsü’ zeytin bakteriyel yanıklığı: Türkiye nasıl korunabilir?

Haber: Defne Sarıöz

ABD’de görülmesinden yaklaşık otuz yıl sonra, 2013’te İtalya‘da yayılan Zeytin Leprası salgını, bu ülkede tekrar ortaya çıktı ve bir milyon zeytin ağacının ölümüne neden oldu. Avrupa, hastalığın AB’nin en büyük iki zeytin üreticisi olan Yunanistan ve İspanya’ya da yayılmasından endişe ediyor.  CHP’li Ensar Aytekin, hastalığın zeytinlerden diğer ağaçlara da yayıldığına dikkat çekerek, Türkiye’nin bu virüsü durdurmak için tedbir almaması halinde koronavirüs sonrası dünyanın en büyük tarımsal kriziyle karşı karşıya kalabileceğini kaydetti. 

Halk arasında Zeytin Leprası olarak bilinen zeytin bakteriyel yanıklığı (Xylella fastidiosa) ilk olarak 1982’de ABD’deki zeytin bağlarında görüldü. Hastalık, sokucu ve emici böcekler yoluyla bitkilere geçiyor ve bitkinin büyümesini engelliyor. Bitkinin yaprakları beyazlıyor, meyveleri tükeniyor ve sonunda ağaç tamamen ölüyor.  

‘Türkiye’nin zeytin ithal etmesine gerek yok’

Peki bu salgın Türkiye‘ye gelebilir mi? Gelmemesi için hangi önlemler alınmalı? Edremit Ziraat Odası Meclis Başkanı ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi İcra Direktörü (Kurucu Başkanı) Mustafa Tan ile konuştuk. 

Hastalığın Türkiye’de henüz görülmediğini söyleyen Tan, en temel önlemin bulaşık ülkelerden fidan alımının durdurulması olduğunu söylüyor. Tan’a göre, 41’den fazla zeytin çeşidi olan olan Türkiye’nin, aslında hastalık olmasa da dışarıdan zeytin ithal etmesine gerek yok. 

Zeytinin anavatanı Anadolu‘dur. Buradan Adalar yoluyla Yunanistan‘a oradan İtalya’ya, İtalya’dan Portekiz‘e, Fransa‘ya, İspanya‘ya yayılmıştır. Bir diğer kol da, oradan Kuzey Afrika‘ya gitmiştir, bir diğeri yine Mezopotamya‘da Girit üzerinden Kuzey Afrika, Mısır ve Mağribi ülkelere yayılmıştır. Yani Akdeniz‘in olduğu yer başlıca zeytin ağacının yetiştiği yerdir.

Türkiye, zeytin ağaçlarının yetiştirilmesi için son derece elverişli bir ülkedir. Bu ülkede kırktan fazla zeytin çeşidi var. Edremit, Ayvalık, Memecik, Memeli gibi bir çok bölgeye yayılmış zeytin çeşitleri var. (…) Dünya literatürlerinde zeytin ağaçlarının ve zeytinlerin özelliklerine baktığımız zaman Türkiye’de yetiştirilen zeytinlerin gerek yağ randımanı, yani bir kilogram zeytinden elde edilenyağ verimi açısından gerekse kalite bakımından o ülkelerden hiç de geri olmadığını hatta daha ileri durumda olduğumuzu söyleyebilirim.

Tan, özellikle yeni dikim alanlarında, bölgenin intansif tarıma uygun olduğunu düşünen ve fidanlar yeterince hızlı büyümediği için ithalata eğilim gösterenler olduğunu belirtiyor. Ancak kendisinin söylediğine göre, bu kısa vadede üreticiye cazip gelse de bu üretim biçminin gerektirdiği pratikler bitkiye zarar veriyor:

Bugün iki tane dal var dünyada, (bunlardan biri) bu işe sonradan giren endüstriyel zeytincilik. Yani 15 20 sene bir yere dikim yapılıyor, bu sürede bundan maksimum verim alınıyor ve  bu bir iş kolu olarak görülüyor. Endüstriyel zeytincilikte kar daha yüksek gibi görünüyor ancak burada yapılan aşırı gübreleme, aşırı sulama ve birim alandan çok fazla verim alma (gibi pratikler) bu kimyasalların kullanımını artırıyor.

Türkiye’deki geleneksel zeytinliklerde doğayla barışık yöntemlerle yetişen zeytinlerden çok daha kaliteli ürünler alınabildiğini söyleyen Tan’a göre, endüstriyel tarım konusunda dünya da kararsız:

Türkiye’de aralıklar (dikim) 10 metreye 10 metredir ortalama, ancak modern yeni zeytinliklerde özellikle İspanya ve İtalya’da hatta California ve Kanada’da yeni dikim alanlarında çok sık aralıklarla 1.20 – 2.40 gibi aralıklarla zeytin fidanları dikiliyor. Burada daha fazla verim alınıyor gibi beklense de, bunu temin etmek için çok fazla aşırı miktarda gübreleme ve sulama yapılmak zorunda.

Özellikle salgın riski mevcutken aşırı gübreleme ve aşırı sulama gibi uygulamalardan ve dikimin sık aralıklarla yapılmasından kaçınması gerektiğini belirten Tan, Türkiye’de baştan alınan önlemler sayesinde şimdilik hastalığın bulaş riski olmadığını da ekliyor. Hastalığın Türkiye’ye gelmesi halinde ise, “tıpkı koronavirüse karşı olduğu gibi” tarımsal karantina uygulaması gerekebilir:

Her şeye rağmen bu ülkede görülürse, karantina tedbirleri dediğimiz -tarımda da vardır bu- önlemler alınacak. Buna göre, yaklaşık iki kilometre mesafede yani bu hastalığın görüldüğü yere üretim tamamen denetim altına alınıyor, tampon bölge oluşturuluyor. İnşallah buna gerek kalmaz.”

CHP Balıkesir Milletvekili ve İçişleri Komisyonu Üyesi Ensar Aytekin de zeytin ağaçlarını öldürerek başlayan hastalığın, İspanya ve Portekiz’de farklı ağaçlara bulaştığını ve şimdi Yunanistan’ı tehdit ettiğini belirterek, Türkiye’nin bu virüsü durdurmak için tedbir almaması halinde koronavirüs sonrası dünyanın en büyük tarımsal kriziyle karşı karşıya kalabileceğini kaydetti. 

Kategori: Manşet