Danıştay kararı Adana ve Hatay’daki üç termik santral için iptal yolunu açtı

İskenderun ve Yumurtalık körfezlerindeki termik santrallere karşı 7 yıldır yürütülen hukuk mücadelesinde yaşanan gelişme üç termik santral için iptal yolunu açtı.

Termik santraller bulundukları bölgelerde tarım alanları, insan ve canlıların sağlığını tehdit ediyor.

Doğu Akdeniz Bölgesi’nde lisans almış 8 termik santralin çevreye ve halk sağlığına kümülatif (toplam) etkisinin belirlenmesi gerektiği için 2011 yılında Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri, Adana Barosu ile çeşitli dernek ve meslek örgütleri EPDK aleyhine lisans iptal davaları açmıştı.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Adana’nın Yumurtalık, Hatay’ın İskenderun ve Erzin ilçelerinde bulunan üç termik santralin etkilerinin bütüncül olarak değerlendirilebilmesi amacıyla üçüncü kez yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Bu kararın ardından Danıştay Savcılığı 16 Kasım 2018 tarihli mütaalasında Yumurtalık Ayas ve İskenderun Atlas kömürlü termik santralleri ile Erzin Egemer doğalgazlı termik santralinin lisanslarının iptali yönünde mütaala verdi.

“Hayatta kalabilmek için lisans iptal davaları açmak zorunda kaldık”

Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri’nin açtığı davaların gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, davalar sürerken faaliyete geçen İskenderun Atlas Enerji ve Erzin Egemer termik santrallerinin tamamen hukuksuz duruma düşeceklerini söyledi. EPDK’nın 2013 sonrasında Doğu Akdeniz bölgesinde lisans başvurularını reddettiği 17 termik santrale ek olarak 2014’te 5, 2016’da ise 7 termik santral için verdiği üretim lisanslarına karşı da dava açmak zorunda kaldıklarını dile getiren Atal, 2016 yılında Yumurtalık EMBA termik santrali için verilen lisansın iptali istemiyle açtıkları dava için hazırlanan bilirkişi raporuna değindi. Avukat Atal’ın verdiği bilgilere göre bölgedeki kanser teşhislerindeki hızlı artış dikkat çekici…

“1 yılda 5 kanser teşhisi konulurken, 2014 yılında 60 kanser teşhisi konuldu”

“2002 yılından bu yana çalışan Sugözü Termik Santrali nedeniyle Yumurtalık ilçesinde 2009’da 5 kanser vakası varken 2014’te 60’a çıktığı bilirkişi raporuyla tespit edildi. Bilirkişi raporunda “Yumurtalık ilçesinde tespit edilen kanser vakalarının 2008-2015 yılları arasındaki kayıtlarına 2008’den itibaren sırasıyla; 14, 5, 7, 12, 19, 44, 60, 49 vaka olduğu; kanser tiplerinin yıllara göre sırayla 5, 4, 6, 5, 10, 13, 15 çeşit olduğu tespit edildi. Böylece bilirkişi raporunda 2009 yılında 18 bin nüfuslu Yumurtalık’ta 1 yılda 5 kanser teşhisi konulmuşken, 2014 yılında 17 bin nüfuslu Yumurtalık’ta 1 yılda 60 kanser teşhisi konulduğu ortaya çıkmıştır.”

“EPDK lisans verilirken tek karar mercii olmaktan çıkarılmalı”

İsmail Hakkı Atal, termik santrallerin halk sağlığına olan etkisi belirlenmeden lisans verilmemesi görüşünde.

“Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararları, Danıştay savcılığı mütalaası ve EMBA termik santral davasında tespit edilen bölgedeki kanser artışı, elektrik enerjisinde arz fazlası oluşması ve diğer gelişmeler göstermiştir ki, Sağlık Etki Değerlendirme Yönetmeliği çıkarılarak termik santrallerin halk sağlığına olan etkisi belirlenmeden lisans verilmemelidir. EPDK, kömürlü ve doğal gazlı termik santrallere lisans verirken hiçbir bütüncül değerlendirme kümülatif etki çalışması yapmamaktadır. İçinde Çukurova’nın da bulunduğu 141 ovayı koruma altına alan Bakanlar Kurulu kararnamesi doğrultusunda termik santraller başta olmak üzere kirletici tesislere lisans verilirken EPDK tek karar mercii olmaktan çıkarılmalı. Lisans başvuruları Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan oluşan bir konsorsiyum tarafından değerlendirilmelidir. Stratejik ÇED yönetmeliğinde enerji sektörüne 2023’e kadar tanınan muafiyet kaldırılmalıdır. 21. yüzyılda çevre hakkının ihlali, yaşama hakkının ihlali boyutuna taşınmıştır.”

İptale ilişkin karar 25 Aralık 2018’de verilecek.

Türkiye’nin termik santral karnesi

Geçtiğimiz günlerde finans düşünce kuruluşu Carbon Tracker’ın yayınladığı rapora göre Türkiye’nin 2018’de işletmede olan kömürlü termik santral kurulu gücü 19 GW, inşaat aşamasındaki kömürlü termik santral kurulu gücü ise 1,3 GW. Halihazırda toplam elektrik üretiminin üçte biri kömürle yapılırken, planlanan 42 GW ek kömürlü termik santral kurulu gücü elektrik üretiminde kömürün payını yaklaşık olarak %150 artıracak. Yeni kömürlü termik santral planlarının büyük kısmı özel şirketler tarafından sunuldu ve bu santrallerin ithal kömür kullanması bekleniyor.

Türkiye elektrik sektöründe iddialı bir serbestleştirme ve özelleştirme başlatarak, özel şirketlerin ikili elektrik üretim ve dağıtımı sözleşmeleri yapmalarını sağladı. Türkiye’nin kömür kapasitesini önemli ölçüde arttırma planları ülkenin yenilenebilir enerji potansiyeliyle ters düşüyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinde yaşanan hızlı büyümeye bakıldığında, Türkiye’de yenilenebilir enerjiye yapılacak yatırımların kömüre dayalı elektrik üretiminin artırılmasından daha az finansal risk taşıdığı görülüyor.

Çevre Bakanlığı’nın paylaştığı verilere göre şu an Türkiye’de 56 adet kurulu ve/ya kurulması düşünülen termik santral projesi var. 

Yeni raporda çarpıcı sonuç: Kömürlü termik santrallerin yarıya yakını zararda

Termik santraller çocukların zekâ düzeyini düşürüyor

[Neden] Kömürlü termik santraller yapılmamalı 

Yumurtalık EMBA termik santralinin lisans iptali için gerekçe, ‘iklim değişikliği

(Yeşil Gazete)