Fukuşima’da yetişkin kanser vakalarında da artış var!

2011 yılında Japonya’nın doğusunda Tohoku bölgesinde meydana gelen deprem ve tsunaminin tetiklemesiyle başlayan, bugün de devam eden Fukuşima Nükleer Felaketi siyasetçilerin onu gündem dışı tutma çabasına karşın yıllara konuşulacak. Herşeyin “kontrol altında olduğu” yalanları mı dersiniz, “radyasyon tehlikesi bitti, evinize dönebilirsiniz” çağrıları mı? Yoksa meseleyi 2020 Tokyo Olimpiyat oyunlarının şaşasına sarmak mı?…Yazılarımızda Fukuşima ile ilgili güncellemeleri paylaşırken aynı zamanda Japonya’daki siyasi iktidarın tavrına dair bir perspektif de çizmeye çalışıyoruz ki bunlardan biri de gerçekleri hasır altı etme halleri! Zira hükümet hak arayışlarını durdurmak ve nükleer endüstrinin önünü açık tutmak çabasıyla  yasaklama ve baskı yöntemine ziyadesiyle başvurmakta. Hatta bu niyetle 2013 itibariyle sağlık çalışanlarının Fukuşima’da yaşanacak sağlık sorunlarını resmi kanallardan paylaşmasına para cezası ve tutuklama gibi engeller getirdi. Fakat kamuoyunun bilgi sahibi olmasını ilkesel olarak önemseyen çalışanlar sayesinde bilgiler sosyal medya ve alternatif kanallardan anonim olarak paylaşılmaya çalışılıyor.

 

Her nekadar nükleer lobinin etkisiyle nükleer felaketinin başlamasını izleyen süreçte görülen aşırı burun kanama vakaları, deri deformasyonu, çocuklarda tiroit kaseri vakalarında artış nükleer endüstri tarafından “dedikodu” olarak nitelendirilse, bu sorunların psikolojik travmaya bağlı olarak yaşandığı iddia edilse de gerçekler bir bir açığa çıkıyor.

Kenichi İdo gibi avukatlar , Çernobil Nükleer Felaketi’nin ardından kanser oranlarındaki artışın bir benzerinin Fukuşima sonrası yaşanacağı öngörüsüyle araştırma yapıyor, veri topluyor. Kurdukları Kodomo-datsu hibaku saiban/Çocuklar için nükleerden çıkış davasını açan avukatlar mahkemeye sağlık istatistiklerine dair veri sunmak zorunda. Çocuklarda tiroit kanserinin görülme sıklığı ilgili yazımızda açıkladığımız gibi 500 kat artmışken ehnüz kamuoyuna intikal etmemiş bazı başka acı gerçekler de var.  Zira ne Fukuşima Belediyesi ne de devlet kurumları çocukluk çağı tiroit kanseri dışındaki hastalıkların istatistiklerini tutmaya yönelik genel bir sağlık taraması yaptırmadığı için bu davalarda yalnızca Minamisoma Belediye Hastanesi’ne ait aşağıdaki veriler kullanılabilecek.

Tabloda yazanlar(yukarıdan aşağıya hastalık bazında) : yetişkin lösemi vakaları, yetişkin tiroit kanseri, (radyasyon kaynaklı kanser), mide kanseri,akciğer kanseri, kolon kanseri,karaciğer kanseri, çocukluk çağı kanseri(ara toplam:ortak kanser)kalp krizi,zaturre, felç (ara toplam, kanserdışı) toplam ve nüfus.

Sağlıkta çöküş yaşanıyor  !

Buna göre 2010  ile 2017 yıllarına ait veriler karşılaştırıldığında istatiski rapor, yetişkinlerde görülen tiroit kanserinde 29 kat, lösemi vakalarında 10,8 kat, göğüs kanseri vakalarında 4.2kat, çocukluk çağı kanserinde 4 kat, akciğer enfeksiyonunda 3.98 kat, kalp krizi vakalarında 3.97 kat, karaciğer kanserinde 3.92 kat, kolon kanserinde 2.99 kat, mide kanserinde 2.27 kat, beyin kanaması ve felç vakalarında ise 3.52 kat artış olduğunu ortaya koyuyor.

Minamisoma Hastanesi’nden Doktor Oikawa sağlıkta çöküşün yaşandığını ve özellikle beyin kanaması ve felç vakalarının 3.5 kat arttığını mecliste bir konuşma yaparak aktarırken

Raporda baz alınan verilerin kırılımına  göre ise kadınlarda kanser vakaları  üç kat daha fazla görülüyor. Sözkonusu kanser ve diğer hastalıklarda artış olduğunu gösteren bu rapor  2010 yılında hastanede tedavi almış 70,818 kişi üzerinden 2017 yılında toplanan kayıtlarla yapılan niceliksel karşılaştırmaya dayanıyor.  2010 yılından 2017 yılına göre verilerin baz alındığı hasta nüfusunda şüphesiz bir değişim var. Ancak, deprem ve tsunami nedeniyle ölenler olduğu gibi buradan taşınan nüfus nedeniyle azalırken komşu şehirlerdeki hastaneler kapalı olduğu için hastaların bu hastaneyi tercih etmiş olması nedeniyle de artmış bulunuyor. Bununla birlikte Minamisoma’nın nüfusunda da büyük değişiklik yok 2010 yılında 18,809 olan şehir nüfusu 2017 yılında 18,452 kişi.

Minamisōma, 2011 yılında Tohoku bölgesinde meydana gelen deprem ve tsunaminin tetiklediği nükleer felaketin kaynağı Fukuşima Nükleer Santrali’nden 25 kilometre mesafede. Uluslararası acil durum şartlarına göre tahliye bölgesi sayılan 30 kilometre yarıçaplı alan içinde yer alması nedeniyle insanların evlerini terk etmek zorunda kaldığı bir şehir. 2012 yılının mart ayında şehir kademeli olarak 3 kısma ayrılmıştı. Buna göre radyasyon seviyelerinin bugün de aynı şekilde çok yüksek olduğu birinci bölgeye giriş yasak. İkinci bölge ancak kısa süreli ziyaretlere açık. Üçüncü bölge ise girmenin serbest fakat gece uyumanın, konaklamanın yasak olduğu alandı. Ancak 1 ay sonra bu kararı resmi tahliye alanının yarıçapı 30 kilometre mesafedeki yerlerden yarıçapı 20 kilometre olan noktadaki yerleşkelere indirgenmesi izledi.

Felaketin başlamasından 1 yıl sonra Fukuşima  radyasyon sınır dozu yukarı çekildi.  Dünya genelinde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı(IAEA) tarafından tayin edilmiş olan yıllık sınır doz 1 milisievretten 20 milisieverte çıkartıldı. Yine de yasak kalksa bile buradaki okullar, dükkanlar , hastaneler açılmadığı için bölge sakinlerinin evlerine dönmeyi kabul etmesi mümkün olmadı. Japon hükümeti de insanların evlerine geri dönmesi için 2016 yılında santralin batısındaki Namie şehri hariç diğer yerleşim alanları hakkındaki tahliye kararını tamamen kaldırarak okulların ve hastanelerin de açılması yönünde girişimlerde bulundu.

(Nuclear news, ameblo.jp, Yeşil Gazete)

Pınar Demircan