Günün ManşetiManşetYaşam

[İyi Şeyler] Çorbada Tuzun Olsun: Tüm çabamız sokakta yaşayanlar için!

Dünyanın neresinden tutsak da bir iyilikte bulunsak?

Hayvanlar mı yoksa insanlar mı? Dezavantajlılardan mı başlasak yoksa ancak ulaşılabilir olanlardan mı?

İyi Şeyler serisi, habitatını paylaştığı canlılara farkındalık geliştirmiş, iyiliği bir ucundan tutmuşların seslerini duyurmak üzere Yeşil Gazete’de devam ediyor – Sima Ertem

**

Üzerimize hafif bir battaniye çekmeye ihtiyaç duyduğumuz, yakında dolaplardan yorganları indireceğimiz günlere gelmiş bulunuyoruz. Hani sokakta yürürken şu nefesimizden çıkan buharlarla oyun oynayıp, eve varınca bir çorba kaynatıp içimizi ısıtabileceğimiz günler…

Kapısını kapadığımızda bize ait bir yuvamızın olması, yorgun bir günün akşamında sıcacık bir yemeği mideye indirebilmemiz ne kadar da olağan şeyler, değil mi?

İyi Şeyler’de bu kez, tüm gücünü sokakta yaşayanlar için kullanan ‘Çorbada Tuzun Olsun’ var. Derneğin çalışmaları, planları ve sokakta yanından geçip giderken hikayelerini hiç öğrenemediğimiz evsizlerle ilgili sorularımızı Dernek Başkanı Ahmet Türker’e sorduk.

***

Sima Ertem: Olmazsa olmaz soruyla başlayalım, Çorbada Tuzun Olsun’un hikayesi nasıl başladı?

Ahmet Türker: Çorbada Tuzun Olsun’un hikayesi, Eyüp Bölgesi’ndeki bir evsize çorba vermemizle başladı. Halen gönüllümüz olan bir abimiz ve arkadaşları, bir gece yarısı evlerine dönerken yol kenarında bir evsiz görüyorlar. Hemen bir kafeden çorba alıp ikram ediyorlar. Ayrıldıktan sonra yarın akşam ne yapacak diye konuşmaya başlıyorlar. Bu düşüncelerle, bir süre akşamları çorba ikram etmeye devam ediyorlar. Fakat her akşam dağıtıldığı için maliyet artıyor tabi ki. Çözüm olarak Beyoğlu Bölgesi’nde çeşitli kurumların mutfaklarını çorba pişirmek için kullanmaya başlıyoruz.

Çorbada Tuzun Olsun Derneği Başkanı Ahmet Türker

Devamında farkındalık yaratabilmek ve katılımı arttırabilmek için sosyal medyada çağrılar yapmaya başlıyoruz. #CorbadaTuzunOlsun sloganıyla büyük kitlelere ulaşıyoruz. İnisiyatif olarak sürdürdüğümüz hikayemizde, evsizlik sorununa dair köklü çözümler üretmek adına kurumsallaşıyoruz.

Sima Ertem: Ne kadar zamandır aralıksız devam ediyor dağıtımlar ve bir seferde kaç evsize dokunabiliyor? Türkiye’nin nerelerinde iyilik yapıyor Çorbada Tuzun Olsun?

Ahmet Türker: 4 senedir aralıksız dağıtıyoruz. Bunun ilk 2 senesi inisiyatif dönemi, son 2 senesi ise dernek süreci.

Çorbada Tuzun Olsun gıda dağıtımlarını haftanın her günü Beyoğlu’nda, haftanın bir günü Beşiktaş’ta yaparken, son 1,5 sene içerisinde temel insani yardım (giyecek ve erzak) İstanbul’un 9 ilçesinde faaliyet göstermiştir.

Teşvik ve bilgilendirme ile İstanbul’un dışında 5 ilde evsizlere çorba dağıtılması ve evsizler hakkında çalışmalar yapılması konusunda vesile olmuştur.

Beyoğlu’ndaki bir akşamlık dağıtımda ortalama 120-150 arasında evsiz ile iletişim kuruyoruz. Beşiktaş’taki dağıtımımızda ise 40-60 arasında evsiz ile bir araya geliyoruz.

Sima Ertem: Açıkçası sizin sokakta yaşayanlar için sıcacık çorba dağıtımı yaptığınızdan haberim vardı sadece. Kafamda döndürüp duruyordum; onların karnını doyurmak harika ama yeniden bir ev ve hayat sahibi olmaları için de destek verilebilse keşke, diye. Biraz araştırmaya başlayınca, sokakta yaşayanların karınlarını doyurmanın ötesinde, onlara istihdam ve barınma sağlamak için de çalışmalarınız olduğunu öğrendim. Biraz bahseder misiniz?

Ahmet Türker: Çorba ve kıyafet gibi insani yardım dağıtımları bizim enstrümanlarımız. Kuruluş misyonumuz; evsiz dezavantajlı grubunu iletişim ve ilişki kurarak topluma geri kazanmak. Bu noktada evsiz dezavantajlı grubunun topluma geri kazanımı kapsamında rehabilite olmaları için bağımlılık terapileri ve sosyal travma terapilerine yönlendiriyoruz. Geçtiğimiz sene 9 ay Üsküdar bölgesinde Erdemliler Dayanışması Derneği ile evsizlere sosyal travma atölyeleri yaptık ve evsizleri geri kazandırdık.

Sağlık sorunları konusunda evsizlerin hastanelerde yok sayılmaması için refakatçi oluyor, onları zor anlarında yalnız bırakmamaya çalışıyoruz. Diş ve ağız sağlığı konusunda 1,5 senedir bir diş hekimi gönüllümüzün muayenehanesinde diş çekimlerini gerçekleştirdik. Şu an klinik ve kurumsal diş merkezleri ile anlaşma yaparak ileri diş tedavileri konusunda sponsorluk iş birliği kurmaya çalışıyoruz.

İstihdam konusunda evsizleri iş gücüne kazandırabilmek konusunda bize sponsorluk yapan şirket ve kurumlarla rehabilite düzeyi normal olan evsizleri işgücüne kazandırmaya çalışıyoruz. Barındırabileceğimiz bir alanımız yok fakat barınabilecekleri yerlere evsizlerin barındırılması konusunda destek olmaya çalışıyoruz. Yeni bir model geliştirdik ve buna kısmen başladık. Fakat bu modelin uygulanması adına hukuk merkezleri, sağlık merkezleri, iş yerlerine (istihdam) ve barındırılabilmeleri için kısa süreli sponsorluklara bağışçılara ihtiyacımız var.

Sima Ertem: Seneler içinde ne çok kişiye dokunmuş, ne çok anı biriktirmişsinizdir. Evsiz insanlarla ilgili algı ve yargılarımızı değiştirecek birkaç tatlı hikâye paylaşır mısınız bizimle?

Ahmet Türker: Evsizler sosyal travmalı da olsa dağıtımlarımızda sıklıkla tok olduğundan, bir diğeri için ekmek veya çorba almayanları görüyoruz. Bir diğeri daha çok üşüdüğü için kıyafet hakkını bir diğerine devredenler de olabiliyor. Tacize maruz kalmamak için çeşmede erkek kılığında kalan kadın da gördük, 8 dil bilen ve anadili gibi İngilizce konuşan da. Yeşilçam oyuncusu da gördük, profesör de veya eski işadamları da. Sosyal travmalarla kaybolmaya başlamış, toplumdan kopmuşlar.

Bir keresinde geçen seneki dağıtımlarda bir evsiz bir başka evsiz tarafından darp edilmişti. Ciğerinde ve midesinde yaralanma, kaburga ve burnunda kırık vardı. Çorba dağıtımı sırasında kendisini bulduk acil hastaneye götürdük. Saatlerce süren ölüm riskinin ardından, daha sonra normal bir odaya alındı. Gönüllü kadrolarımızın geneli öğrencidir. Geçen sene final haftalarına denk gelmesine rağmen 10 gün boyunca hastaneden çıkana kadar nöbetleşerek başında bekledik. Daha sonra onun bir yerde barındırılmasını sağladık. Alkolü ve bağımlılıklarını bırakmıştı. Ailesinin yanına dönmüştü.

Sima Ertem: Peki nasıl yerle bir olabiliyor insanın hayatı bu kadar?

Ahmet Türker: Hiç belli olmuyor. Karısını trafik kazasında kaybedip depresyona giren ve bu dönemde tüm şirketlerini kaybeden de var, ailesiyle küsüp onlarla konuşmamak uğruna sokakta yitip gidenler de. Tüm olanaksızlıklar ve keşmekeşlikler içerisinde belki bir umut kapısı bulurum diyerek İstanbul’a gelip sokağa düşenler de.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir saha araştırmasına göre bugün evsizlerin yüzde 60 küsurunun bir ailesi var. Fakat onlarla küs oldukları için sokakta yaşar hale gelmişler. Geri kalan yüzde içerisinde geçici evsizlik yaşayanlar da var. Hepimiz evsiz kalabiliriz ve belki bizim bugün el uzattığımız insanların bizlere el uzatabileceğini unutmayalım.

Sima Ertem: Peki nasıl yerle bir olabiliyor insanın hayatı bu kadar? Anlattığınız hikayelere bakılırsa, hepimizin başına benzer şeyler her an gelebilirmiş gibi duruyor.

Ahmet Türker: Hepimizin başına geliyor da zaten. Çoğumuz geçici de olsa evsizlik yaşamışızdır. Çok basit sebeplerle sokakta sabahlamak zorunda kalmışızdır. Bu basit sebepler bazen bir bakmışsınız sizi sokağa adapte eder hale gelmiş.

Bu konuda ilk başta toplumun en küçük ve en önemli birliğini kazandıran aile kurumu başta olmak üzere, sosyal ilişkilerimizin güçlü olabileceği bir toplumu inşa etmeye başlamalıyız.

Sima Ertem: Tamam karamsarlığı hemen kışkışlayalım, yapılabileceklere bakalım. Bunca proje ve hayali gerçekleştirmek için ne gibi desteklere ihtiyacınız var? Maddi, manevi, bürokratik… Yanınızda kimleri görmek istiyorsunuz?

Ahmet Türker: Şu an en çok ihtiyacımız olan hastaneler, sağlık, psikoloji ve bağımlılık klinikleri. Hukukçular, gönüllü olup sorumluluk alabilecek emekliler. Evsizliği ortadan kaldırabilecek kanunları yapabilecek siyasetçiler ve evsizlerin hizmetlerden yararlanabilmesi konusunda destek olabilecek bürokratlar.

Yeni programımızda işe sokacağımız evsizlerin 3 ay boyunca ekonomik ilişkileri kurana kadar barındırılacakları alanlara sponsorluk edebilecek kurumlara ihtiyacımız var. İş sağlayacak şirketlere, ve bu konuda daha ileri seviye çalışmamızı sağlayabilecek gönüllü insan kaynakları uzmanlarına ihtiyacımız var.

Sima Ertem: Bunca iyiliği, profesyonel bir şekilde senelerdir devam ettirmeye çalışırken karşılaştığınız zorluklar da olmuştur muhakkak. O insanların yüzlerini her akşam güldürmeye devam edebilmek için nelerin, ne şekilde üstesinden gelmek zorunda kaldınız?

Ahmet Türker: Sosyal girişimci olarak bizim işimiz sosyal sorunları bir süreliğine idare ederken bir yandan sosyal çözümleri üretmek ve hayata geçirebilmek. En büyük zorluğumuz Türkiye’de sivil toplumun gelişmemiş olması ve ciddi bir yozlaşının, güven kaybının olması. Toplum olarak organize şekilde yardım etmeyi bilmiyoruz.

Toplumda gönüllülük kavramı gönlüne göre tercihte bulunmak sanılıyor. Halbuki gönüllülük sosyal değer üretmek için sevelim sevmeyelim bir sorumluluğu alarak yerine getirmek ve çözümün parçası olmak demektir. İyiliği bulunulan eylemde bir sonuçla ilişkilendirmek yerine “niyet önemli” gibi varsayımlarla keyfi ve kişisel hareket eden insanlar da çok uğraştırıyor. İdeolojik bagajlarını ve kafasında yarattıkları ütopyaları hayata geçirebileceğini sanan insanlar olabiliyor. Dışarıda işçisine, patronuna, komşusuna veya dostuna kötü davranan insanların günah çıkarmak için geldiğini de görebiliyoruz ya da sosyal çevresi veya sosyal statüsü olmayan insanların kendine sosyal statü elde etmeye çalıştığını da.

Zaman içerisinde bu bize nitelikli olmanın önemini gösterdi. Bu yüzden tıpkı Akut gibi Maya Vakfı gibi gönüllü eğitimi odaklı hareket etmeyi hedefliyoruz. Bunun için bir eğitim planı üzerine çalışıyoruz. Önce kendi gönüllülerimize daha sonra diğer sivil toplum alanında faaliyet gösteren insanlara eğitimler vermeyi ve sivil toplumun gelişmesini sağlamak istiyoruz.

Birleşmiş Milletler’in de yıllardır söylediği gibi dünyadaki gelişmiş veya gelişmekte olan tüm ülkelerin kalkınabilmesi veya istikrarı için gönüllülük en önemli kaynak. Sivil toplumun ve sosyal sorumluluk alanlarının gelişmesi gerek. Dünyadaki artan nüfus ile, her geçen gün çoğalan ve bir sarmal halini alan sosyal sorunları sadece hayırseverlikle bitiremeyiz. Sosyal girişimlerin artması ve sosyal girişimin resmi olarak zemininin oluşması ve sosyal girişimci insanların yetiştirilmesi gerek.

Çorbada Tuzun Olsun’a destek olmak isteyenler…

Sima Ertem: Gönüllülük konusunu biraz detaylandıralım. Çorbada Tuzun Olsun’a gönüllü olmak isteyenler, hangi alanlarda size destek olabilirler?

Ahmet Türker: Herkesin uzmanlığına, çevresine, yetkinliklerine ve enerjisine ihtiyacımız var.

Kimse “ben ne yapabilirim ki” demesin. Gerçekten bir şeyleri değiştirebilmek için önce kendi algısını değiştirebilmesi, yenilikçi ve kararlı olması yeterli.

Sima Ertem: Gönüllülükte süreklilik sizin için ne kadar önemli? Yani 1 kez çorba dağıtımına katılıp bir daha ofise uğramayan gönüllülere de kapınız açık mıdır?

 Ahmet Türker: Tabi ki. Zaten birkaç kere gelenler sadece çorba dağıtımına katılabiliyorlar. Kemik ekibe girerek faaliyetlerde sorumluluk alabilmek için düzenli katılım ve yeterlilik kazanılması gerek.

Sima Ertem: Peki gönüllülük başvurusu için sizinle nasıl iletişime geçsinler?

Ahmet Türker: Web sitemiz tekrar yayına girecek bu ay içerisinde, başvurular oradan olacak. O zamana kadar dernek ofisimize gelerek veya bize [email protected]’a e-posta atarak başvuruda bulunabilirler.

‘Yelek, kurduğumuz güven ilişkimizde bir sembol aracı’

Sima Ertem: İstanbul dışında ikamet edenler size nasıl destek olabilir?

 Ahmet Türker: Bağış yaparak, bizi çevreleriyle paylaşarak, sosyal medya hesaplarımızda bizimle etkileşim kurup bizim daha fazla insana ulaşmamızı sağlayarak destek olabilirler. Etraflarındaki kurumları bize yönlendirebilirler.

Sima Ertem: Sosyal medyada bolca fosforlu yeleklerinizle karşılaşıyoruz. Gönüllülerinize yelek giydirmenizin sebebi nedir?

Ahmet Türker: Evsizler bizi bu yelekle tanıyorlar. Bazı evsizler birebir bizi sokakta tanımasa bile yelekleri görür görmez bizi tanımaya başlayabiliyor. Yelek, kurduğumuz güven ilişkimizde bir sembol aracı.

Çorbada Tuzun Olsun kuralları

Sima Ertem:Aslında bu yelek gibi, derneğiniz ve gönüllülerinin uyması gereken birtakım başka kurallarınız var. Dilencilere ve geç saatlerde çocuklara dağıtım yapılmaması gibi ilginç maddeler de var listede. Bunlar seneler içindeki deneyimlerinizin bir getirisi mi? Özellikle hangi konulara dikkat ediyorsunuz? Gönüllüler bu kurallardan da haberdar olarak ulaşsınlar size.

Ahmet Türker: Dilencilikle mücadele ediyoruz. Dilenciliği bitirmek adına Kaymakamlık ve Bakanlığın ciddi çalışmaları var. Fakat toplum olarak öyle bir fon kaynağı yaratıyoruz ki dilencilikten vazgeçemiyor insanlar. Dilencilik için çocuk kaçırandan, kendi çocuğunun haklarını ihlal edecek kadar duyarsızlaşmış insanlara bir kapı oluyor.

Fotoğraf çekimine, evsizlerin kimliklerinin kayıt altına alınması ve bir yerlerde paylaşılmaması konusuna ciddi hassasiyet gösteriyoruz. Hak ihlalinde bulunmamak adına.

Giyim ve kuşama dikkat ediyoruz. Erkek veya kadın kısa, dar şeyler giymiyoruz. İletişim kurabilmek ve odaklarını oluşturabilmek adına sade giyiniyoruz.

Saha tecrübesi olmayan veya uzman olmayan gönüllülerin evsizlerle ileri düzeyde iletişim kurmasına izin vermiyoruz. Evsizlerle bireysel ilişki kurmuyoruz. Kurumdışı hareket etmiyoruz.

Kendi aramızda siyaset, ideoloji, inanç, felsefe konuşulmasına izin vermiyoruz. Futbol bile ayrıştırabilme veya empoze edebilme riski taşıdığı için konuşmuyoruz.

Dağıtımlarda sigara içmiyoruz. Para veya söz vermiyoruz. Dağıtılacak gereçler dışında hiçbir şey dağıtmıyoruz. Söz vermiyoruz çünkü sözleri yerine getiremediğimizde dezavantajlı bireylerle güven ilişkimiz zarar görebiliyor. Aynı zamanda bu onlarda ciddi daha travma ilerlemesine sebep olabiliyor.

Sokakta çalışan çocuklara yemek vermiyoruz. Sokakta o saatte olmaları için bahane oluşturacak koşulları sağlamamamız gerekiyor. Sokakta kaldığını bildiğimiz ve emin olduğumuz çocuklarla ilişki ve iletişim kurmak, onları da kazandırabilme faaliyetlerinde bulunabilmek için onlara çorba veriyoruz.

Sima Ertem: Son olarak, sizin de takipte olduğunuz iyi şeyler, iyi insanlar kimler?

Ahmet Türker: Derneğimizde düzenli gönüllülük yapan Yeşim Ceren Bozoğlu ve Bulut Reyhanoğlu var. Karanlıkta Diyalog ve Sessizlikte Diyalog var. Maya Vakfı, Akut, Ahtapot Gönüllüleri ve Erdemliler Dayanışması Derneği var.

***

Ahmet Türker’e ve tüm dernek çalışanlarına, sokaklara yaydıkları bu iyileştirici dalga için teşekkürler!

Çorbada Tuzun Olsun Derneği’ni incelemek, çalışmalarından haberdar olup aralarına katılmak için onlara aşağıda listelediğimiz sosyal medya adresleri üzerinden ulaşabilirsiniz.

#CorbadaTuzunOlsun

www.corbadatuzunolsun.org

facebook.com/corbadatznolsun

twitter.com/corbadatznolsun

www.instagram.com/corbadatznolsun

***

1 – Kitap Koala: Evde kitap okuyarak hayvanları kurtarabilir misin?

2 – Önemsiyoruz: Askıda bu defa oyuncak var!

 

 

Röportaj: Sima Ertem

(Yeşil Gazete)