Doğa MücadelesiGünün Manşeti

Jeotermale direnen Gülpınarlı kadınlardan mesaj var: Doğamızı da kafamızı da bozmasınlar!

Çevre mücadelesinde kadınlar ön safları korumaya devam ediyor.

Jeotermal Enerji Santraline (JES) karşı direnen Çanakkale Ayvacık’ın Gülpınar köylüleri zeytin alanlarına sondaj makinelerini sokmamakta kararlı.

Geçtiğimiz yıl zeytinlik yasa tasarısının tartışıldığı dönemde, 33 günlük zeytinlik nöbetlerinin ardından sondaj sahasındaki çalışmalarını durduran Gülpınarlılar, Çanakkale İdare Mahkemesi’nin “ÇED Gerekli Değildir” kararına karşı yürütmenin durdurulması taleplerini reddetmesine tepki gösterdi.

“Bizim tek gelir kaynağımız zeytinimiz” diyen Gülpınar köylüleri “doğru bir karar verilmezse bir üst mahkemeye taşırız, sopayı da yesek mücadeleye devam ederiz” diyor.

Gülpınarlı kadınlar Slow Olive 2018’de Zeytin Nöbetleri’nin türküsünü söyledi.

14-15 Nisan’da Ayvalık’ta düzenlenen Slow Olive 2018 etkinliğine katılan Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği üyelerinden Gülsüm Gülgün, Afet Bostancı ve Nahide Güngör anneannelerinden, dedelerinden kendilerine miras kalan zeytinliklere olan bağlarını ve endişelerini Yeşil Gazete’ye anlattı.

Zeytin sizin için ne anlam ifade diyor Gülsüm Teyze?

“Zeytin benim için bir simge. Deden toruna, büyükannelerden, büyükbabalardan torunlara kalan bir değer. Bütün gelir kaynağımız. Biz bunları çocuklarımıza, torunlarımıza da bırakmak istiyoruz. Gelecekte onlar da zeytini bilsinler, yapsınlar, öğrensinler istiyoruz. Onun için burası bizim en değerlimiz. Ben Gülpınar’ın yerlisiyim. Gülpınar’da doğdum, Gülpınar’da büyüdüm. Dördüncü kuşağım. Dördüncü kuşaktan olmama rağmen zeytinliğimin içinde yüzyıllık bir ağacım var. Yüzyıldır duruyor. Geçenlerde kesime gittim, fotoğraf attırdım. Yanımda torunum vardı. Dikildim ağacın önüne, fotoğraf çektirdim. Bizim için çok büyük, çok değerli bir şey zeytin ağacı. Bundan başka gelirimiz yok. Zeytinlerimizi vermeyiz. Zeytinlerimizi korumaya çalışacağız. Başka hiçbir şansımız yok.”

Büyükleriniz bu zeytinlikteyken nasıl bir yaşam sürüyorlardı? Onların zeytin ağaçlarıyla olan ilişkisi nasılmış?

“Benim babaannem anlatırdı. Üretim yokken zeytini kendileri topluyorlarmış. Değirmen taşında çekip yağ yapmaya uğraşıyorlarmış. O zaman fabrikalar falan yok. Bu zeytini yağ yapıp, yemeğe başlamışlar. Babaannem öldüğü zamanlarda ülkede seferberlik vardı. Babaannem “o zamanlar bütün erkekler askere gitti, geride biz kaldık” dedi. “Tüm kadınlar zeytini toplayıp değirmen taşında yağ yapıp yemeğe çalıştık” diyordu. O zaman beri bu zeytinin o kadar çok değeri var ki. Şimdi benim torunum var. Şimdi tarlayla uğraşıyor. Zeytin torunlarımıza da kalsın istiyoruz. Zeytinimizi dokunulmasın. Doğamızı bozmasınlar. Kafamızı da bozmasınlar.” 

Gülsüm Gülgün, Afet Bostancı ve Nahide Güngör JES mücadelelerini Yeşil Gazete ile paylaştı

Gülsüm Teyze buralara JES geldiği zaman herkes doğada, kendi yaşam alanlarında nelerin değişeceğinin farkında mı?

Kanserojon madde saçtığı için insanlar hastalık sahibi olacak. Doğayı bozuyor. Ben organik tarım yapıyordum. Şimdi organik çalışma yapamam. Çünkü organik çalışma o kadar zor ki. Toprak temiz olmalı. Biz ziraatçilerle çalışma yaptık. Bir tane tuvalet yapmak istedik. Onu bile yaptırmadılar bize. Amele getirdik. Onun tuvalet kullanması gerekiyor neticede. Öyle her yere tuvalet yapamıyorsunuz. Onun için bu kadar titiz hareket ederken, jeotermal enerji santrali de gelirse biz organik tarım yapamayız. Mesela benim yolun kenarında bir zeytinliğim var. Bumbağlar diye bir yer var, oraya çok gidilir. O egzoz dumanında ben organik çalışamıyorum. Organik çalışma bu kadar bir titizlik istiyor. Santral gelirse hiçbirimiz organik tarım yapamayız ki. Zaten Edremit tarafında çok fazla asfalt var. Orada bildiğim kadarıyla çok fazla organik tarım yapılamıyor. Ziraatçiler bize öyle bilgi verdiler. Mahkememiz de devam ediyor. Bu sadece Gülpınarla sınırlı kalmayacak. Mesela bizim oralarda kimin zeytinliği varsa buraları kayıt altına aldılar. Bunlara da sıra gelecek. 11 yerde sondaj işlemi yapılacakmış. Zeytinlikleri kapsıyor.

Afet Teyze siz de mi Gülpınarlısınız?

Evet ben de. 75 yıldır buradayım. Zeytinlerimizi topluyoruz, üretiyoruz, satıyoruz. Zeytinliklerimiz bizim canımız. Tek gelir kaynağımız. Termik santral yapılırsa hepimize zararı olacak. Toprağımıza zarar verecek. Her şeyimize, ağaçlarımıza, suyumuza zarar verecek. Benim torunlar da santrale karşı çıkıyor.

Nahide Hanım siz de Gülpınarlısınız ve geçtiğimiz yıldan bu yana bu mücadelenin içindesiniz. Mahkeme süreciyle ilgili son durum nedir?  

Çanakkale İdari Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma ve yürütmeyi iptal diye iki aşamalı bir dava açmıştık. Sondajcıları geçtiğimiz yıl direnerek göndermiştik. 33 günün sonunda çalışma yapamadılar, zarar ediyoruz deyip gittiler. Ondan sonra bilirkişi geldi. Sondaja ait makinelerin kurulu olmadığı bir dönemde geldi. Bu yüzden mi bilmiyoruz ama Bölge İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararını iptal etti. Vermedi. Yani gerek yok, şu anda çok zararı olacak bir durum yok dedi. Böyle bir karar verdi ama belki yine gelebilirler. Ama şu anda davamız devam ediyor. Umarım hakimler ellerini vicdanlarına koyup doğru kararı verirler. Zeytinlerimiz kurtulur. Ama vermezlerse bizim direnişimiz devam edecek. Bunu bir üst mahkemeye taşırız.  Yeriz sopayı devam ederiz.

Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği’nden mahkeme kararına açıklama

Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği, Gülpınar Köyü’ne yapılması planlanan  jeotermal arama amaçlı sondaj faaliyeti projesine karşı Çanakkale İdare Mahkemesi’nin “ÇED Gerekli Değildir” kararına karşı yürütmenin durdurulması taleplerinin reddedilmesini yayınladıkları bu mesajla eleştirdi.

“Gülpınar Köyümüz’de Pınarkale Enerji Üretim San ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan 7 adet jeotermal arama amaçlı sondaj faaliyeti projesine ilişkin Çanakkale Valiliği tarafından verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının yürütmenin durdurulması ve iptali istemi ile açmış olduğumuz davamızda Çanakkale İdare Mahkemesi “idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmediği” gerekçesi ile yürütmenin durdurulması talebimizi reddetti!!

Mahkeme önce keşif kararı vermiş, atanan bilirkişi heyetinin tamamının Karadeniz Bölgesinden, Trabzon, Gümüşhane, Bolu gibi illerdeki üniversitelerden seçilmiş olması, bu bölgelerde zeytincilik faaliyeti yapılmaması, zeytincilik faaliyeti olmadığı gibi, jeotermal faaliyet de olmadığından dava konusuna uzak kalacaklarından bahisle atanan bilirkişi heyetine yaptığımız itirazımız reddedilmiş, 10.11.2017 tarihinde yapılan keşif neticesinde ise bilirkişi heyeti tarafından bir rapor hazırlanmıştır.

“Bilirkişi raporu adeta proje tanıtım dosyasının tekrarı niteliğinde”

Ancak bilirkişiler raporlarında, sondaj faaliyetinin proje dosyasına uygun şekilde yürütüleceği varsayımı ve kabulü ile, sadece proje dosyasında yazılı taahhütler göz önüne alınarak ve sair temenniler ile proje dosyasını yeterli kabul ettiklerini belirtmiş, hiçbir şekilde mevzuata değinmemişler, Mahkemenin kendilerine yönelttiği “projenin mevzuata göre ÇED gerektirip gerektirmediği” sorusuna cevap vermekten kaçınmışlardır. Bilirkişi raporu adeta proje tanıtım dosyasının tekrarı niteliğindedir.

Rapor içeriği itibariyle eksik ve kabul edilemez mahiyette olduğundan Bilirkişi Raporuna itirazımızı Mahkemeye sunduk. Bilirkişi Raporuna itirazımızda keşif esnasında keşif heyeti tarafından da görüldüğü üzere sondaj alanı çevresi ve etki alanının zeytinliklerle kaplı olduğuna, Sondaj faaliyetinin yürütüldüğü alanın zeytinlik olduğu hususunda şüphe olmadığına göre faaliyetin 3573 Sayılı Zeytinciliğin ve Yabanilerinin Aşılatılması Hakkında Kanun hükümlerine açıkça aykırı olduğunu belirttik. Yürütmeyi durdurma ve iptal istemimizi destekleyecek emsal nitelikte İzmir ve Aydın İdare Mahkemelerince ve Danıştay tarafından verilmiş kararları ve Bilirkişi Raporlarını dilekçemize ekledik.

“Sondaj alanı ve kilometrelerce çevresi zeytinlik”

Danıştay 8. Dairesinin 6709 esas sayılı kararı ile artık KAMU YARARI KARARI ALINARAK DAHİ kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesislerin zeytinlik sahalara 3 km mesafe içerisinde yapılması mümkün değildir.

Keşif mahallinde bizzat Bilirkişi Heyeti tarafından da görüldüğü üzere; sondaj alanı ve kilometrelerce çevresi ZEYTİNLİKTİR.

Mahkeme Bilirkişi Raporuna itirazımızı henüz değerlendirmedi.

Çanakkale İdare Mahkemesi’nin Mevzuat hükümlerini ve emsal kararları dikkate alacağına, usule, yasaya ve hukuka aykırı olan dava konusu idari işlemin iptaline karar vereceğine dair inancımızı koruyoruz. Mahkemenin nihai kararı da aleyhimize olursa hukukun bütün yollarını sonuna kadar kullanacağız…

Derneğimiz ve geçim kaynağı zeytincilik olan Gülpınar halkı, Gülpınar ve çevresinde zeytinliklerinin ortasına jeotermal sondaj yaptırmamak için elinden geleni yapacaktır… Halkın ve yasaların karşısında hiçbir güç duramayacaktır. Bu konuda hukukun üstünlüğüne ve halkın gücüne inancımız sonsuzdur.”

Zeytin severleri Ayvalık’ta buluşturan Slow Olive 2018 başladı

Slow Olive 2018 zeytin buluşmasının ardından

 

Röportaj: Merve Damcı

(Yeşil Gazete)