Hayvan HaklarıManşet

Yazar Hakkı Öcal’ın “İtlaf geri gelmeli” sözleri hayvan hakları aktivistlerinin tepkisini çekti

Geçtiğimiz günlerde Erzurum Atatürk Üniversitesi Hayvan severler Kulübü’nün resmi Twitter hesabından, ‘Hayvan severler Kulübü’ yazılı pankartı tutan öğrencilerin fotoğrafı paylaşıldı. Görüntülerde hiçbir tahrik edici unsur bulunmazken, Milliyet Gazetesi yazarı Hakkı Öcal ‘ın doğa ve hayvan sever gençlerin paylaştığı gönderiye yaptığı yorum vicdanı olan herkesin canını yaktı.

Gazeteci Hakkı Öcal aynı fotoğrafı kendi hesabından şöyle paylaştı; “Hayvanını evinde sev. Sokaktaki hayvan, insanlık gösterisi değildir. İtlaf geri gelmeli”

Açıkça sokak hayvanlarını hedef gösteren Öcal, sadece hayvan hakları aktivistlerinin değil, vicdanı olan herkesin tepkisini çekti. Gazeteci hakkında hem sosyal medyada hem de gazetenin okur e posta adresine gönderilen tepki mailleri ise artıyor.

Hemen ardından gelen tepkiler karşısında tavrını yumuşatan Öcal’ın gelecek günlerde nasıl davranacağı ise hayvan hakları aktivistlerinin merak konusu.

Konu ile çeşitli hayvan hakları aktivistlerinden görüşleri sizler için derledik.

Yağmur Özgür Güven

Yağmur Özgür Güven – Hayvan Hakları Aktivisti / Bir Başka Hayat Diliyorum Derneği Adına;

Milliyet Gazetesi yazarı Hakkı Öcal’ın “Hayvanını evinde sev…” ile başlayıp “İtlaf geri gelmeli” ile biten tuhaf tweet’ini bazılarımız dehşetle karşılarken, bazılarımız ise pek umursamadı.

Ben ikinci gruptayım.

Neden mi?

Yıllardır sosyal medyada ya da köşesinde sokakta yaşayan hayvanları hedef alarak, hayvan korumacı kesimin tepkisini göze alıp bu tip açıklamalarla gündemde olma çabalarına tanık olduk. Ve sonrasında ne oldu? Nedense o kişinin şu hayattaki en büyük sorunu olan sokakta yaşayan hayvanlar sorunu bir anda bitiverip bir daha (ya da çoook uzun süre) bu konuda yazmadı.

Ben bu tip açıklamaları çok fazla gündemde tutmayı yanlış buluyorum artık. Çünkü zamanında çok örnekler yaşadık, tepki verdik, şikâyet ettik ve gördük ki o kişinin sorunu filan değil bu aslında. Ya gündem ya da birilerinin onayını almak için yapılan ucuz bir reklam çalışması ve bunun bir parçası olmamak gerekiyor.

Neticede bu ülkenin bir Hayvanları Koruma Kanunu var ve kanun sokakta hayvan yaşar diyor. İster gazeteye tam sayfa ilan verin ister sosyal medyada tuhaf açıklamalarda bulunun, şu gerçeği değiştiremezsiniz: Bu ülkede sokakta yaşayan hayvanlar yüzyıllardır var ve var olacaklar.

Özgün Öztürk

Özgün Öztürk – Hayvan Hakları Aktivisti / Yaşam Hakkına Saygı Derneği Adına;

Bu açıklama hayvanların yaşam hakkını elinden almaya teşebbüs olmasının yanı sıra kanunlarla yasaklanmış olan “itlaf” gibi kanuna aykırı bir eylemi övmektir.

Ayrıca hayvanların yanı sıra hayvan korumacıları da hedef göstererek TCK ( Türk Ceza Kanunu) açısından  “Halkın belli bir sosyal kesimini aşağılamak ve diğer kesim aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçunu oluşturmakta ve kamu düzeninde ortaya çıkması muhtemel bir kaos’a sebebiyet vermektedir.

Hakkı Öcal alenen 5199 sayılı yasaya karşı yayın yapmaktadır.

Bu noktada geri adım atıp, özür dilemesi yeterli değildir. Devletin ve savcılığın gerekeni yapması gerekmektedir.

Bu dünyayı paylaştığımız tüm canlıları sevmek zorunda değiliz ama yaşam haklarına saygı duymak zorundayız.

Bu, insan olmanın en öncelikli gereğidir.

 

Avukat Özen Erdoğan

Özen Erdoğan  – Avukat / İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Adına;

Bu kara nefrete kendilerine verilen isimlerin payı var diye düşünüyorum bazen. Bir aralar canı sıkıldıkça HınçAl Uluç sarardı köpeklere.  Şimdi de bu Hakkı ÖçAl kafayı takmış.  Sıradan bir cehaletten daha ötesi bu nefret. Güya topluma yaranacak.  Üniversite öğrencilerinin  son derece duyarlı ve örnek teşkil eden hak savunucusu yaklaşımlarına “ölümcül bir nefret kusarak” yazan bir kişinin gazeteci olması ülkemiz açısından gerçekten üzüntü verici. “İtlaf”  kurşun zehir ya da başka bir yöntemle toplu şekilde bazı canlıların “yok edilmesi” demektir. Hangi insan ne sıfatla olursa olsun böyle  bir şeyi isteme hakkı ve haddine sahip değildir.  Kaldı ki medeniyeen söz ediyor. Medeniye- tanımını bildiğini sanmıyorum.

Bu ülkede bir  hayvanları koruma kanunu öyle ya da böyle var. Kanuna karşı böyle bir söylemde bulunması ve insanları önemli bir gazetedeki yerini kullanarak  “öldürmeye” teşebbüs etmesi kabul edilemez.

Kendisi hakkında hem Milliyet Gazetesi hem de “Gazeteciler Cemiye-” ne şikayetçi olacağız. En yalın tanımıyla  “ölüm çığırtkanlığı” yapan; yaşadığı toplumdan ve çağdaş haklardan haberi olmayan bir kalemin yazması toplum için de zuldür.

Masum hayvanlara karşı attığı adıma dikkat edecek. Dünyayı kendisinin sananlara böyle olmadığını söyleyecek binlerce kişiyiz artık ve susmayacağız.

Sokak hayvanları 5199 sayılı yasa ile koruma altındadır. Bir insanın, hele de eğitimli olduğu düşünülen, görevi toplumu bilinçlendirmek olan bir gazetecinin yaptığı bu talihsiz açıklama 5199 sayılı hayvanları koruma kanununa aykırıdır.

Ayrıca bir canlının itlafı gerektiğini açıkça beyan ederek yine toplumu belli bir türe karşı galeyanda getirmektedir. Bu hem yasal olarak hem de vicdanen kabul edilemez.

Derhal düzeltme yapmalı ve bu uğurda emek veren hayvan severlerden ve hayvan hakları savunucularından özür dilemelidir. 

Avukat Hülya Yalçın

Hülya Yalçın  – Avukat / Hayvanlara Adalet Derneği Adına;

Bu yapılan sıradan bir cehaletten de ötesi bir “nefret” suçudur.

Üniversite öğrencilerinin son derece duyarlı ve örnek teşkil eden hak savunucusu yaklaşımlarına “ölümcül bir nefret kusarak” yazan bir kişinin gazeteci olması ülkemiz açısından gerçekten üzüntü vericidir.

“İtlaf” kurşun zehir ya da başka bir yöntemle, toplu şekilde bazı canlıların “yok edilmesi” demektir. Hangi insan ne sıfatla olursa olsun böyle bir şeyi isteme hakkı ve haddine sahip değildir.  Kaldı ki medeniyetten söz ediyor. Medeniyeti tanımını bildiğini sanmıyorum.

Bu ülkede bir Hayvanları Koruma Kanunu (5199) öyle ya da böyle var. Kanuna karşı böyle bir söylemde bulunması ve insanları önemli bir gazetedeki yerini kullanarak “öldürmeye” teşebbüs etmesi kabul edilemez.

Hayvanlara Adalet Derneği olarak UNIHAK oluşumuyla birlikte bu çatlak ve ölümcül seslere karşı mücadeleye herkesi davet ediyoruz.

Devlet yetkililerinin de bu olumsuz ve çirkin söylemlere karşı sosyal sorumluluk gereği tepki göstermesini beklemek elbette naif olur ama yine de bekliyoruz.

Biz bu tür seslere karşı “aman sende” ci olmayacağız. Herkes yeryüzündeki yerini ve haddini bilecek. Masum hayvanlara karşı attığı adıma dikkat edecek. Dünyayı kendisinin sananlara böyle olmadığını söyleyecek binlerce kişiyiz artık.

Ve susmayacağız.

Bulut Aktaş

Bulut Aktaş  – Veteriner Hekim

Hayvanların doğal yaşam ortamlarını ellerinden alarak yaptığımız katliam duyulmuyor sanırım. Her taraf beton yığını ve arabalarımızla yeteri kadar onların yaşam ortamlarına girdiğimizi düşünürsek itlaf edilmesi gereken bizleriz.

Evet, sokak hayvanları kesinlikle bir gelişmişlik, insanlık belirtisidir.

Bunun için küçük bir örnek; bakınız suç oranı yüksek semtlerde sokak hayvanları insandan korkuyorlar diğer tarafta merkezi ilçelerde sokakta ya da kafelerde otururken kendini sevdirmek için bir kedi kucağınıza geliyor.

Şimdi bu semtlerimizi hırsızlık, şiddet, tecavüz olayları yönünden irdelersek: insanlık göstergesi o semtin sokak hayvanlarından anlaşılacağı kanısına varılıyor.

Zaten sokak hayvanlarının itlafı gibi bir durum asla söz konusu olamaz yasalara aykırı.

 

Haber: Tolga Öztorun

(Yeşil Gazete)

Kategori: Hayvan Hakları