Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde Türkiye’de basın gözaltılar, davalar, işsizlik ve sansür baskısı altında

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde Türkiye’de gazeteciler gözaltılar, davalar, işsizlik ve sansür baskısı altında işini yapmaya çalışıyor.

3 Mayıs, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 1993 yılında Dünya Basın Özgürlüğü Günü ilan edildi. Türkiye’de ise her geçen gün basın özgürlüğü üzerindeki baskılar artıyor. Son bir yılda çıkartılan kanun hükmünde kararnameler ile aralarında Hayatın Sesi televizyonu, İMC TV, Özgür Gündem gazetesi, Evrensel Kültür dergisi, Dicle Haber Ajansı (DİHA) ve Türkiye’nin ilk kadın haber ajansı olan Jin Haber Ajansının da olduğu (JINHA) yüzlerce basın-yayın organı kapatıldı. Türkiye Gazeteciler Sendikasının (TGS) verilerine göre de 159 gazeteci şu anda cezaevinde bulunuyor. Özgürlük Evinin (Freedom House) 199 ülkenin basın özgürlüğünü incelediği raporunda Türkiye 163’üncü sırada yer aldı. Yine aynı raporda; basın özgürlüğü açısından Türkiye, “özgür olmayan” ülkeler arasında yerini aldı.

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü öncesinde açıklanan, ocak-şubat-mart 2017 dönemini kapsayan BİA Medya Gözlem Raporu, iktidarın özel ve kamu medya organlarını 16 Nisan Referandumu öncesi eşitsiz yayına teşvik ettiğini, sadece sembolik “Özgür Gündem” dayanışma eylemine destek verdikleri için 41 gazeteciden 13’ünün Terörle Mücadele Kanunu’ndan ertelemeli 11 yıl 10 ay hapis ve 50 bin TL adli para cezasına mahkum edildiğini gözler önüne seriyor.

Medya Gözlem’den başlıklar

BİA Medya Gözlem Raporu’nda “öldürülen gazeteciler”, “hapisteki gazeteciler”, “saldırı, tehdit ve engellemeler”, “soruşturmalar, açılan-süren davalar, kararlar”, “hakaret, kişilik hakları ve tazminat davaları”, “yasaklamalar, kapatmalar, toplatmalar”, “Anayasa Mahkemesi”, “AİHM” ve “RTÜK” gibi bölümler yer alıyor.

Üç ay boyunca gazeteciler hakkında TCK ile TMK birlikte uygulanmak suretiyle yargılamalar sürdü. Yargılamalarda gazetecilerle  dağıtımcı ve medya çalışanlarına yönelik gazetecilik yoluyla “Silahlı örgüt üyesi olmak”, “Örgüte yardım etmek” veya “Örgüt kurmak, sevk ve idare etmek” suçlamaları devam etti.

Hapis gazeteciler: Çoğu cemaat medyasından

Rapora göre 118 gazeteci 1 Nisan’a cezaevinde girdi. Tutuklu gazetecilerin 65’i Cemaat medyasında çalışanlardan oluşurken habercilerden 33’ü Kürt medyasındandı. Ayrıca, Cumhuriyet gazetesinin 11 yazar, yayın yetkilisi ve muhabiri de “FETÖ/PKK’ye yardım veya bu örgütlerin propagandasını yapmak” suçlamasıyla tutuklu.

118 gazeteciden 16’sı hükümlüyken 18’i halen yargılanıyor, 84’üyse soruşturma geçiriyor. 2016’nın aynı döneminde 28 gazeteci cezaevindeydi; gazetecilerden 18’i Kürt medyasındandı.

38 gazeteciye gözaltı

Ocak-şubat-mart 2017’de, 22’si ‘FETÖ’ soruşturması kapsamında, 3’ü kapatılan Kürt medyası, biri de uluslararası medyadan olmak üzere toplan 38 gazeteci gözaltına alındı. ‘FETÖ’ davasında tahliye edilen 13 gazeteci, “darbe” soruşturması” gerekçe gösterilerek Silivri Hapishanesinden gözaltına alındı. Diyarbakır’daki Newroz kutlamaları hazırlıklarını izleyen Alman Gazeteci Hinrich Schultze da gözaltına alındı. Gözaltıların çoğu “Yasa dışı/silahlı örgütlerle bağlantı” gerekçesine dayanıyordu.

Yedi gazeteci ve bir yayınevine saldırı

Ocak-şubat-mart 2017 döneminde en az yedi gazeteci ve bir yayınevi saldırıya uğradı; iki gazeteci, de sözlü saldırıya uğradı. Ayrıca, dört medya organı da çoğu iktidar çevrelerince tehdit edildi.

2016 yılında çatışma ve eylem bölgelerinde görev yapan medya çalışanlarından 56’sı saldırıya uğramıştı. Bu dönemde altı medya organı da saldırının hedefi olurken bir Suriyeli gazeteci de öldürülmüştü. Yine geçen yıl, 118 gazeteci ve beş medya kuruluşu tehdit görmüştü.

Referandum ile ağırlaşan sansür

Ocak-şubat-mart 2017 döneminde en az üç yayın yasağı veya geçici yayın yasağı, üç siteye sansür, üç gazete, bir kitap, bir filme yasak veya engel, bir akreditasyon ayrımcılığı, bir basın kartı ile bir pasaport iptali, uluslararası medya temsilcisine yönelik bir sınır dışı yaşandı.

Ayrıca, Bolu’da iş cinayetlerini anlatmak için davet edilen İsmail Saymaz’a salon verilmedi; HaberTürk TV, 16 Nisan referandumu için “hayır” diyen MHP’li Vekil Yusuf Hacaloğlu’ya yönelik programda davetini sonradan iptal etti; Hürriyet gazetesi, Orhan Pamuk’un “hayır” dediği röportajını basmadı.

Gazeteci cinayetlerinde cezasızlık

Aydın ve Gazeteci Musa Anter’in 25 yıl önce Diyarbakır’da, Hrant Dink’in 10 yıl önce İstanbul’da, Cihan Hayırsevener’in yedi yıl önce Bandırma’da öldürülmeleriyle ilgili davalar halen devam ediyor.

’90’lı yıllarda işlenen Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetlerine ilişkin Umut Davası, Anayasa Mahkemesinin kararından sonra Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde hükümlüler Hasan Kılıç, Mehmet Şahin, Yusuf Karakuş, Recep Aydın ve Mehmet Ali Tekin için yeniden başlayacak.

220 gazeteciye TMK ve “örgüt” davası

Ocak-şubat-mart 2017 döneminde 71 gazeteci TMK uyarınca toplam 532 yıl 6 ay hapis istemiyle yargılandı; 19’u toplam 32 yıl 6 ay 27 gün hapse (En az 11 yıl 10 ayı ertelemeli olmak üzere) mahkum oldu. Dördüne dava zaman aşımından düştü, ikisi beraat etti.

Sadece “Özgür Gündem” için dayanışma eylemine destek veren 41 gazeteciden 13’ü “örgüt propagandası” ve/veya “Örgüt bildirisi basmak”tan ertelemeli 11 yıl 10 ay hapis ve 50 bin TL adli para cezasına mahkum edildi.

Ocak-şubat-mart 2017 döneminde beş gazeteci hakaret suçlamasıyla açılan ceza davası kapsamında toplam 43 bin 840 TL adli para cezası ödemeye mahkum edildi.

AİHM’de tutuklu gazetecilere öncelik

Darbe girişimi sonrası iki üyesi tutuklanan, son aldığı kararla “cumhurbaşkanına hakaret”e dair TCK’nin 299. maddesini meşrulaştıran Anayasa Mahkemesi, ocak-şubat-mart 2017 döneminde ifade özgürlüğüne dair tek bir kararı gündemine aldı: Borsa Gündem Sitesi Yayın Yönetmeni Orhan Pala’nın ifade özgürlüğünün hukuka aykırı şekilde kısıtlandığına, bunun için 2 bin TL tazminat ödenmesine karar veren AYM, aylardır ağır tecrit altında hapishanelerde tutulan en az 18 gazetecinin başvurusunu görmezden geldi.

AYM’nin aylardır işleme koymadığı tutuklu 16 gazetecinin dosyası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşındı. Strasbourg’daki söz konusu mahkeme, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Şahin Alpay, Nazlı Ilıcak, Murat Aksoy ve Atilla Taş için “öncelikli inceleme” kararı verdi.

İşsizlik nedeni, ‘Hayır’

Ocak-şubat-mart 2017 döneminde altı gazeteci ve medya çalışanı işten çıkarıldı, işten çıkmak zorunda bırakıldı. Bir gazeteci de programı iptal edildiği için görevini bırakmak durumunda kaldı. Twitter üzerinden referandumda “hayır” oyu vereceğini açıklayan Kanal D haber sunucusu İrfan Değirmenci’nin işine “tarafsızlık kalmadığı” gerekçesiyle son verildi. CNN Türk’te anayasa değişikliğini eleştiren Posta Gazetesi Yazarı Hakan Çelenk’in de işine son verildi.

 

(Evrensel)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page