Hafta SonuManşet

[Kuşlar, Orman ve Ben] O esnada İstanbul’da

Türkiye’de Doğa ve İnsan Konularının Yakın Tarihi’nde Tanıklıklar

Güneşin Aydemir

14

O esnada İstanbul’da

Ben bu köşede anılarımı yazadurayım, öte taraftan hayat devam ediyor tabii. 3 haftadır yazamıyorum örneğin, “neden?” diye bir sorun.

Geçtiğimiz hafta İstanbul’daydım. Öyle bir hafta sonuymuş ki hemen herkes bir yerlerde toplantı halindeydi. Yeryüzü Derneği’nin Gıda Toplulukları toplantısı, Gurme bir şefin yaptığı bir toplantı yine gıda üzerine.

Benim gitme sebebim ise Anadolu Meraları’nın Tüketici Devrimi konulu toplantısıydı. Meleknur ve Durukan ile organize ettik. Orada bayağı bir sosyalleştik. Ana konumuz gıdanın doğru şekilde üretimi ve paylaşımındaki adalet konusuydu. Bence toplantının önemi, ortaya katılıma açık bir model koyması ve insanları ellerini taşın altına sokmaya davet etmesiydi. “Temiz, doğru düzgün, bildiğin gıda mı istiyorsun kardeşim? O zaman gel beriye! “ demesiydi. Oturduğumuz yerden ayağımıza istediğimiz ürün ve hizmetlerin gerçek bedelini ödemenin vakti gelmedi mi gerçekten de?! www.anadolumera.com

52

Laf aramızda, bu toplantı sayesinde benim yünler de tanınmış oldu. Bir kısmınız biliyordur, yünlerle bir süredir  teşrik-i mesaim var. Ne bunlar diye soranlara cevaplar da vardı toplantıda.

53

Yün konusuna sonra geri döneceğiz. Ben İstanbul mesaimi anlatmaya devam edeyim.

Diğer toplantılara da kısa da olsa uğrama şansı da elde ettim.

Buğday’ın da bir iki iş vardı. Onlarla ilgilendim. Eskilerden tanıdığım ama uzun süredir görüşmediğim insanlarla buluştum yeniden. Doğal Hayatı Koruma Derneği zamanından, daha da eskisinden  arkadaşlarımla bir yemek yemelik muhabbetler oldu. Özleşmişiz.

NBeyin ofisine gittim. NBeyin nedir diye soranınız için şöyle bir link var: https://nbeyin.com.tr/

57

NBeyin’in nbeyini Sinan Canan, benim okuldan arkadaşım. Birlikte Yaşam Okulu’nu yaptığımız insanlardan biri. Hatta belki yaşam okulu fikrinin çıkış anına vesile olmuş biri. NBeyin İstanbul Ofisindeki insanların heyecanına ortak olma şansını elde ettim.

Taaa üniversiteden arkadaşlarımla buluştum, dertleştim, söyleştim.

Maaile oradaydık. Abla Yeşin, Kuzen Yalçın (Savaş) ve gelin Emine (Kuzutürk) lerle beraber bir sürü vakit geçirdik. Arıcı olmaya karar verdiler. Biri yarasa kaydını kime vereceğini bilememiş, ona yarasacıların iletişim bilgisini verdik, mutlu olduk. Annem’le Emirgan Korusunda yürüyüş yapıp, kuru yaprak topladık. Lale Müzesi’ni dolaştık.

İyi oldu bu İstanbul seyahati.

Bir haber daha: bir kitap teklifi var. Benim bu yazıları bir şekle şemale sokarsak. Buna vaktimiz ve hevesimiz ve enerjimiz olursa yapalım diye niyet ettik.

Geçmişten karakterler çıkıp gelince insanın hayatına ister istemez düşüncelere dalıyorsun tabii. Bir kısmını hatırlamıyorsun, taş gibi unutmuşsun mesela. Neler yapmışım da şimdi buradayım gibisinden varoluşsal sorular soruyorsun. Ömür boyu yapılan acemilikler, inatlaşmalar, güçlü söylemler falan bir anda nasıl da ironik oluveriyor. O sorular sorulunca.

Bu yazılar sadece hafızamda bir hareketlenme yaratmadı, arşive girmeye de itti beni. Editörüm Alper Tolga (Akkuş) da “illa görsel de gönder”  diye tutturunca yıllardır biriktirdiğim dosyalar dolusu dokümana, opak fotoğraflara, dialara, objeye baktım uzun zaman sonra yeniden.

Dosyaların içinde mektuplar, basılı malzemeler, broşürler, raporlar, kitapçıklar var. Bunların arasında Dikkuyruk’la ilgili makale, gazete kupürü oldukça fazla. Benim konuya bu kadar takmış olmam da ayrı bir durum tabii. Şimdi dönüp düşününce doğa koruma eylemi ile olan ilk kırılmam bu sayede olmuş diyebiliyorum. Oldukça varoluşsal bir kırılmaydı sanırım.

Nerede kalmıştık? Yıl 1994, aylardan Aralık….

Devam edecek….

56-gunesin-aydemir

 

Güneşin Aydemir

Kategori: Hafta Sonu