Hayvan koruma yasası, hayvanları korumuyor

4 Ekim, Hayvanları Koruma Günü. Ancak, Türkiye’de hayvan haklarını düzenleyen 5199 sayılı yasa, hayvanları korumak konusunda oldukça yetersiz.

Evrensel’den Alicem Aydın ve Sinem Uğurlu’nun haberine göre İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Hülya Yalçın, yasanın yetersiz olduğunu ifade ederek, sadece sahipli kedi ve köpekleri değil, bütün hayvanları koruyan bir yasa çıkarılmasını talep etti.

51

Hayvan hakları savunucuları bu nedenle yasanın değiştirilmesi için uzunca bir süredir mücadele ediyor. 2014 yılında Mecliste konuyla ilgili bir komisyon kuruldu ve bir tasarı oluşturuldu, ancak tasarı Meclise gelemedi ve güdük kaldı. Bu tasarıyı bazı hayvan hakları savunucuları olumlarken, bazıları da karşı çıktı. Kanundaki bu değişikliklerden bağımsız, hayvan hakları savunucularının talebi net: Bütün hayvanları koruyan, hayvan hak ihlallerini cezalandıran bir koruma yasası çıkarılmalı.

İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Hülya Yalçın, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun son derece yetersiz olduğunu ifade ederek, “Gerçekten hayvan haklarının korunabilmesi için yasada ‘hayvan’ ve ‘hak’ tanımının doğru yapılması lazım” dedi. Hayvan denildiğinde Türkiye’de sadece sahipli kedi ve köpeklerin anlaşıldığını söyleyen Yalçın, “Yasa sadece insanların ‘malı’ olan hayvanları ‘mal’ olarak koruyor. Bu kanun kapsamında korunmayan yüzlerce hayvan var. Hayvanat bahçesindeki hayvanların, su parkındaki yunusların hakkı korunmuyor. Deney masalarında hayatları işkenceyle çalınan hayvanların hakkı korunmuyor. Mezbahalara giden hayvanların hakları korunmuyor. Dolayısıyla biz hayvanları değil, sadece sahipli kedileri ve köpekleri korumaya çalışan bir kanundan bahsediyoruz” dedi.

Sahipsiz hayvanların da şehir dışındaki büyük barınaklara götürüldüğünü söyleyen Yalçın, “Hayvanların doğal alanı sokaklardır, belediyelerin, hükümetin yapacağı şey, hayvanları yaşadıkları alanda korumaktır” dedi.

İstanbul Sarıyer’de inşa edilen Kısırkaya Hayvan Barınağına, ‘toplama kampı’ olacağı gerekçesiyle uzun süredir karşı çıkılıyordu. Hayvan hakları savunucularının açtığı dava sonucunda, yasa dışı bir yapı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesine rağmen hâlâ faaliyetlerine devam ediyor.

Hayvan Hakları İzleme Komitesi Koordinatörü Burak Özgüner de, Türkiye’de düzgün işleyen bir barınak sisteminden bahsedilemeyeceğini söyleyerek, “Sokak hayvanları gözden ırak dev tesislere kapatılarak sokaklar hayvanlardan temizleniyor. Toplatılan hayvanların çoğu hayatını daha yakalama sırasında kaybediyor; şanslı olanlar bu toplama kamplarına ulaşabiliyor ancak burada da dert bitmiyor, buralarda da ya operasyon sırasında deneyimsiz hekimlerin hataları ve bilgisizlikleri yüzünden ameliyat masasında can veriyorlar ya da salgın hayvan hastalıkları nedeniyle ve yeterli tıbbi bakıma ulaşamadıkları için ölüyorlar ve birer ölüm kampına dönüşen barınaklarda yaşanan hak ihlalleri ve ölümler nedeniyle hiçbir kamu görevlisi ya da yönetici yaptırımla karşılaşmıyor, hatta haklarında soruşturma bile açılmıyor” dedi.

Hayvan Hakları İzleme Merkezinin geçtiğimiz günlerde hazırladığı rapora göre; Türkiye’de 5 ayda hayvanlara yönelik 8 milyon 315 bin 234 yaşam hakkı ihlali, 1444 işkence vakası, 155 terk etme vakası ve 1 cinsel şiddet vakası yaşandı.

Hayvanat bahçeleri, sirkler ve yunus parkları da hayvan hakkı ihlallerinin yoğun olarak yaşandığı yerler. İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Hülya Yalçın, konuyla ilgili taleplerini şöyle sıraladı:

– Hayvanat bahçelerine yeni hayvan alımı ve üreme durdurulsun. Bütün hayvanat bahçeleri zamana yayılarak tamamen kapatılsın.

– Hayvanlı sirkler yasaklansın. Mevcut hayvanlar korumaya alınsın.

– Yunus Parklarında da mevcut hayvanlar alıştırılarak doğal ortamlarına salınsın.

Hayvana şiddet ve tecavüz vakaları Kabahatler Kanunu kapsamında cezalandırılıyor. Oysa hayvan hakları savunucuları, bu olayların kabahat değil, suç kapsamında değerlendirilmesini, dolayısıyla bu suçu işleyenlerin Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında cezalandırılmasını talep ediyor. Mevzuata göre hayvana tecavüz eden kişilere 2015 yılında 499 lira idari para cezası uygulanırken, bu ceza 2016 yılında 526 liraya çıkartıldı. Bu idari para cezasının uygulanabilmesi için de ortada bir kamera görüntüsünün, tanık beyanının olması gerekiyor. Eğer ortada kanunen hiçbir delil yoksa böyle bir idari para cezasının da uygulanması mümkün olamıyor. Hayvanlara uygulanan şiddet de aynen tecavüz gibi değerlendiriliyor ve 526 liralık idari para cezası uygulanıyor.

İstanbul Adalar’da 1.200 civarında at, faytonlarda çatlayana kadar çalıştırılıyor. Her yıl 400’den fazla atın bu faytonlarda yaşamını yitirdiği ifade ediliyor. Senelerdir hayvan hakları savunucuları ve Ada halkından insanlar, atlara eziyet edildiğini vurgulayarak, faytonların kaldırılmasını şu nedenlerden dolayı talep ediyor.

– Atlar gün boyu, sıcakta, soğukta, sırtında kilolarca yükle yokuş çıkıyor ve yokuş iniyor. Sırtlarına kırbaçla vurulan atlar, maruz bırakıldığı koşullar sebebiyle hastalanıyor, ciğerleri kanama oluyor, kasları yırtılıyor.

– Tedavi görmeyen atlar, ‘verimsizleşince’ ormana bırakılarak kendi kaderine terk ediliyor

Hayvan hakları savunucuları faytonların yasaklanması için pek çok kez kampanya düzenledi. Bu kampanyalardan biri de, “Faytondan in, bisiklete bin” başlığını taşıyordu.

 

(Evrensel)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page