ManşetTarım-Gıda

Monsanto’nun tarım ilacı Roundup otlardan daha fazlasını öldürüyor

Görsel: The Weed's News Digest

Shepherd Bliss tarafından Counter Punch‘ta yayımlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Cem Sabuncu‘nun çevirisiyle sunuyoruz.

***

Monsanto’nun glifosatlı herbisiti (yabani ot öldürücü tarım ilacı) Roundup’a karşı dünyanın birçok yerindeki protestolar çoğalarak devam ediyor. 2015 yılında, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) glifosatın insanlarda muhtemel kanser yapıcı etkileri olduğunu açıkladı. Kaliforniya Çevre Koruma Kurulu (CA EPA) yakın zaman önce WHO’nun açıklamasına göre glifosat içerikli ürünleri etiketleme kararı aldı.

Görsel: The Weed's News Digest

Görsel: The Weed’s News Digest

Şaraplarıyla meşhur olan Kuzey Kaliforniya bölgesindeki aktivistler ve çevreci gruplar bu ot ilacının (herbisit) kullanımıyla ilgili moratoryum talep ediyor. Roundup, dünya genelinde en çok kullanılan tarım ilacı ve sağlık açısından etkileri artarak tartışılmaya devam ediliyor.

28 Ocak günü Roundup ilacının etken maddesi glifosat hakkında bilgilendirme etkinliği düzenlendi. Bu eylemde Watertrough Çocuklar Birliği (Watertrough Childrens Alliance) tarafından yerel şarap üreticisi Paul Hobbs’a açılan davaya destek amaçlı fon toplandı. Bölgedeki bir okulun hemen yanında eski bir elmalık olan arazi, Paul Hobbs tarafından üzüm bağına dönüştürüldü ve arazide kullanılan Roundup okuldaki 500 çocuğu risk altında bırakıyor. Etkinlik Sierra Club tarafından finanse edildi.

Sebastopol belediye başkanı Sarah Glade Gurney’nin başkanlığında düzenlenen bu panele 3 uzman ile Sonoma ve Napa bölgelerinden yaklaşık 60 kişi katıldı. Aralarında Arizona merkezli Biyolojik Çeşitlilik Merkezi Tucson’dan avukat Jonathan Evans, Washington, D.C. merkezli Gıda ve Su İzleme Örgütü (FWW)’nden organizatör Ella Teevan, ve Petaluma eski belediye başkanı yardımcısı ve şehir meclisi üyesi Tiffany Renee’nin de bulunduğu birçok kişi panelde söz aldı.

Monsanto’nun bir başka ürünü Roundup Ready ise Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) içeriyor. Teevan: “ABD’de üretilen soya’nın %93’ü ve mısırın %80’i Monsanto’nun GDO’lu tohumları kullanılarak üretiliyor. Gıda ve Su İzleme Örgütü, GDO kullanımı ve bunların etiketlenmesi konusunda moratoryum istiyoruz.” dedi.

Teevan: “Çevremizle kurduğumuz etkileşim ve gıda sistemimiz oldukça hasarlı. İnsanlara hizmet etmemiz gerekirken daha çok kazanca hizmet ediyoruz ” diye de ekledi.

Evans: “Glifosat dünyanın birçok yerinde yaygın olarak kullanılıyor. Bazı ülkelerde kullanılan suyun %65’inde eser miktarda bulunmaktadır. Bu maddeye maruz kalmak, karaciğer ve böbrek hasarı dahil çeşitli sorunlara yol açabilir” dedi. “Kaliforniya Çevre Koruma Kurulu (CA EPA)’nun Roundup’ı etiketleme kararı üzerine dava açan Monsanto, verilen kararın ifade özgürlüğü kapsamında yasalara aykırı olduğunu iddia etti.”

Bilinçli Tüketici Olun

Evans: “Bilinçli tüketiciler olmamız ve bu tip ürünleri satın almamamız gerekiyor. Seçilmiş yetkilileri harekete geçirmemiz lazım” dedi. “Kökten eylemlerle, sonuna kadar zorlayarak adil bir gıda sistemi için mücadele etmeliyiz” diyen Teevan ise: “Demokrasiye aktif olarak katılın” diye çağrıda bulundu.

Renée: “Kaliforniya’nın Richmond şehri bir yıl önce bütün tarım ilaçlarının kullanımını yasakladı. Biz de Petaluma’da aynı yasağın getirilmesini, ancak kapsamına neonikotinoidlerin de eklenmesini istiyoruz. Bal arılarına zarar verdiği bilinen neonikotinoidlerin kullanımı Portland, Oregon’da yasaklandı. Glifosat, halk sağlığını tehdidi ediyor. Bu maddeleri kullanmanın bedelini insanlar, hayvanlar ve bitkiler ödüyor. Meyvesini ise sadece bir avuç insan yiyor.” dedi.

Evans: “Glifosatın en fazla kullanıldığı yer Sonoma’daki üzüm bağları. Halbuki zehir içermeyen çeşitli alternatifler mevcut. Monsanto, komşuları GDO’lu tohum kullanan çiftçilerin tarlasına karışan tohumlar yüzünden bile birçok çiftçiye dava açan kötü bir oyuncu” dedi.

The Huffıngton Post’un iş sektörü editörü Alexander C. Kaufman’ın 26 Ocak tarihli, “Monsanto’yla İşe Girmemek İçin 8 Neden” yazısında da bahsedildiği gibi, biyomühendislik devi Monsanto’nun ‘dünyanın en şeytani şirketi’ şeklinde fişlendiğini belirtiyor.

Kaufman, Monsanto’nun “dava açmaya meraklı, ketum ve kavgacı” tavırlarına karşı artan eleştirilerin şirketi finansal açıdan hassas bir duruma getirdiğini öne sürdü. Kazancının %90’ını Roundup ve Roundup Ready ürünlerinden elde eden Monsanto, toplam iş gücünün %16’sını oluşturan 3,600 çalışanını işten çıkartmayı planlıyor. Kaufman: “Dünya genelinde, birtakım ülkeler, şehirler ve perakende zincirleri glifosat içeren ürünleri tamamen yasakladılar veya sınırlandırdılar” dedi.

“Ülke genelinde yüzlerce Moms Across America(Amerika Genelinde Anneler*) grubu mevcut.” diyen Kaufman, “52 ülkede 2 milyondan fazla insan Monsanto’ya karşı sokaklara çıkıp yürüyüşlere katıldılar.” diye de ekledi.

GMWatch’ın 25 Ocak tarihli haberine göre, Monsanto çaresizce kendine bir ortak arıyor. Görünen o ki, Monsanto’nun planlarından biri de mimlenmiş ismini terk edip başka bir şirketle birleşme yoluna gitmek.

Vatandaşlar, ses çıkartın!

Belediye başkanı Gurney paneli başlattığında bir düzine insan çabucak söz almaya çalıştı. İlk konuşmacı, Ukiah’taki Biokimyasal Çalışma Grubu’nun yapmış olduğu, Sonoma, Mendocino ve Lake bölgelerinden yedi farklı şaraptan alınan örnekleri inceleyen bir çalışmadan söz etti. Bu örneklerin içindeki glifosat kalıntısı, Çevre Koruma Kurulu (EPA)’nun güvenli olarak nitelendirdiği sınırın üstünde olduğu belgelendi, yani insanlar Roundup da içiyor şaraplarıyla beraber. Glifosatın Avrupa’da kullanımı ise yasak.

Şarap ve Su İzleme Örgütü (Wine and Water Watch)’nden Janus Matthes: “Bebek ve çocuklarımızın Roundup yüzünden her gün zarar görmesinden bıktık. Bir an önce okulların bulunduğu alanları koruma altına almamız gerekiyor. Şu anda yapılan, okullardan ziyade bağların korunmasıdır” diye ifade etti.

Jeolog Dr. Jane Nielson: “Glifosat kullanmak çok kolay. O aldığınız ekmeklerden organik olanlar hariç hepsinde glifosat kalıntısı var” dedi.

‘GDO’yu Etiketle Napa’ hareketinden Amy Martenson: “Roundup, bağırsağımızdaki bakterileri öldürmeye yarayan bir antibiyotiktir. Bu üzüm bağlarıyla sorunlar yaşıyoruz. Napa, Kaliforniya’nın en yüksek kanser oranlarının olduğu bölge.” dedi.

Sağlıklı Çiftlikler ve Aileler için Vatandaşlar (Citizens for Healthy Farms and Families) hareketinden Pam Gentry: “Kaliforniya kıyılarının baştan aşağı GDO’suz alan olmasını istiyoruz. Kuzey kıyılarında çoğu bölgede GDO’lu mahsullerin tarımı yasak” dedi. Şu anda Sonoma bölgesinde GDO’lu mahsulleri yetiştirmeyi yasaklamak adına imza toplanıyor.

Monsanto, Güney Amerika’da, Kaliforniya’nın yüz ölçümünden daha büyük bir alanı kontrol ediyor. ‘Soya cumhuriyeti’ adını verdiği bu alan hakkında açıklamalarda bulunan Jim Stoops: “Altmıs kadar doktor, bölgedeki yüksek kanser oranlarına dikkat çekti” dedi.

GM Watch’ın yaptığı açıklamada Monsanto’nun Arjantin’de GDO’lu tohum fabrikası inşa etme planları, azimle ve cesurca mücadele eden bir direniş hareketiyle karşı karşıya kaldı. Eylemciler hakkında tahliye kararı çıkmasına karşın yerel aktivistlerin mobilize olup protestoları şiddetlendirmesi sonucunda savcının kararı askıya aldığı bildirildi. Eylemcilerin talebi çok netti: ‘Güney Amerika’dan defol Monsanto!’

Bu sırada, ABD’de GM Watch’ın haberine göre: Campbell Çorba Şirketi, GDO’lu ürünlere etiketleme zorunluluğu getirecek federal yasanın geçmesini savunuyor. Şirket: “Bu ürünleri anlaşılması kolay ve görünür bir şekilde etiketlemek, tüketiciler için en doğru çözümdür” dedi. Campbell ayrıca etiketlemenin fiyat artışına sebep olmayacağını söyledi.

“2025’de Çocukların Yarısı Otistik Olacak” adında bir makale, ANH’nin 23 Aralık 2014 tarihli bülteninde, “MIT’den Araştırmacı Bilim İnsanı Uyarıyor” alt başlığıyla yayınlandı.

MIT(Massachusetts Institute of Technology)’den Dr. Stephanıe Seneff, otizm ve glifosat zehirlenmesinin yan etkileri  benzerlikler taşıyor. Otizmli çocuklardaki biyo-göstergeler, aşırı glifosat, çinko ve demir eksikliği, düşük serum sülfatı, krizler, ve mitokondriyal bozukluklara işaret ediyor.

ANH: “Monsanto ve federal devlet arasında dönenleri biliyoruz. Bakanlık yetkililerinin yüksek maaşlı yönetici pozisyonuna gelmeleri veya tam tersi! Para, güç, prestij: hepsi mevcut. Monsanto ve ABD Tarım Bakanlığı (USDA) resmen birbirlerinin sırtını sıvazlıyor” dedi.

Gıda ve Su İzleme Hareketi’nin çıkarttığı ‘Monsanto: Kurumsal Profil’ adlı kitapçık bu konuyu ileriye taşıyor: “Monsanto’nun bazı yönetim kurulu üyeleri eskiden Çevre Koruma Kurulu (EPA) için çalışıyorlardı. Bu kişiler ABD Tarım Bakanlığı (USDA)’na danışmalık yaptılar ve Başkan Obama’nın Ticaret Politikaları ve Müzakere Danışma Kurulu(Advisory Committee for Trade Policy and Negotiations)’nda görev aldılar”

Renee: ‘Aktivizme ihtiyacımız var. Yerel gıda tüketin, mümkünse organik veya biyo-dinamik ve gıda ihtiyacınızın bir kısmını kendiniz üretin’ diyerek konuşmasını tamamladı.

Kayıt altına alınan etkinlik KOWS-FM‘den ulaşılabilecek.

Çeviren Notu: Moms Across America ABD’li anne ve anne adaylarının oluşturduğu ve GDO’ya karşı mücadele eden bir inisiyatif.

Haberin İngilizce Orijinali

Haber: Shepherd Bliss

Yeşil Gazete için çeviri: Cem Sabuncu

(Yeşil Gazete, Counter Punch)

 

 

Kategori: Manşet