Exxon yetkilileri neden en büyük cezayı hak ediyor?

Paul Street tarafından Counter Punch‘da yayınlanan yazıyı Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Nazlı Deniz Sarıyıldız‘ın  çevirisiyle  sunuyoruz.

***

16 Ekim 1946’da, Nuremberg duruşmalarından kısa bir süre sonra, Nazi Almanya’sının politik ve askeri liderlerinin önde gelen 10 üyesi asma tahtasına, ölüme gönderildi. Bazı elit Naziler, kasıtlı olarak boyunlarının kırılması ile yavaş yavaş boğularak öldürüldüler. Yerdeki döşeme kapağının çok dar olması sebebiyle, bazı mahkûmlar aşağı düşerken kenarlara çarpmaktan ciddi kanamaya sebep olan kafa yaralanmaları yaşadılar.

Peki, bu dünyayı kocaman bir gaz serasına dönüştürerek insan hayatı ve tüm canlıların soyunu tüketmek isteyen bu büyük kapitalist karbon endüstrisinin efendileri için ne gibi dehşet verici bir cümle kullanmalıyız? Naziler, 6 milyon Yahudi’yi açık bir şekilde soykırım niyetiyle öldürdüler. Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri, Hiroşima ve Nagazaki’de atom bombası kullanarak devasa savaş suçları işlediler. Antropojenik (insan kökenli) – aslında Kapitalojenik (kapitalizm kökenli) – küresel ısınma tüm insan ırkını yok olmakla tehdit ediyor. Ancak ekolojik tahribat yapanları suçlamak ve yargılamak çok zor.

exxon

‘Ama biz yakın zamana kadar fosil yakıtları çıkarmak ve yakmanın insan hayatına ve çevreye karşı yarattığı tehlikenin farkında değildik’ bir yakıt şirketi yetkilisinin açıklaması.

Yanlış. İklim değişikliği ve petrol şirketleri arasındaki ilişki akciğer kanseri ve tütün şirketleri arasındaki ilişki gibidir. Milyonlarca insan yıllarca sigara içmenin zararlı olmadığına inanarak büyüdü. Ancak daha sonra tütünün öldürücü olduğu öğrenildi. Tütün endüstrisi, yıllarca bilerek ve isteyerek reklamlarındaki suni mesajlar ve bilimsel belirsizliklerle neredeyse sigaranın sağlığa faydalı olduğunu söyleyecek kadar ileri gitti. Dolayısıyla insanların bu bilgiye ulaşması engellendi. Tütün şirketleri bu reklamları yayınlarken, sağlık araştırmaları sonucunda sigaranın insanları mezara götürdüğünün son derece farkında ve bilincindeydiler.

Exxon Mobil şirketinin kendi içindeki dokümanlardan oluşan makalelerde, 1970 yılına uzanan, eski şirket çalışanları ve şirket bilim insanlarının röportajları yer alıyor. Inside Climate News (ICN) – Pultizer Ödüllü kar amacı gütmeyen haber ajansı-, bu dokümanlarda şirket çalışanlarının yıllar önce kendi yaptıkları araştırmalar sonucu, fosil yakıtlardan çıkan gazların küresel ısınmada çok büyük rolü olduğunu açıkça belirttiğini ortaya çıkardı. Evet, yıllar önce, kesin tarih vermek gerekir ise 1970’lerde. İşte ICN araştırması raporundan bir bölüm:

“Exxon Şirketlerinin ana merkezinde yapılan bir toplantıda James F. Black adındaki kıdemli bilim insanı, güçlü petrol adamlarına seslendi. Elinde bir doküman olmadan ve slaytlara göz gezdirerek yaptığı konuşmasında Black, uyarıcı bir mesaj verdi: fosil yakıtlardan çıkan karbondioksit gazı, dünyayı ısıtacak ve yaşamı tehlikeye sokacak. Black Exxon’un yöneticilerine ‘Öncelikle, insanlığın fosil yakıttan çıkan karbondioksit gazı ile küresel ısınmayı etkilediğine dair bilimsel doğrular var’ dedi. Exxon liderleri bu açık sözlü değerlendirmeyi Temmuz 1977’de, dünyanın henüz küresel ısınmadan haberi yokken aldı.’’

“Bir yıl sonra, Exxon’un Araştırma ve Mühendislik bölümünde teknik uzman olan Black, sunumunun geliştirilmiş bir versiyonunu daha geniş bir izleyici kitlesine sundu. Exxon yöneticilerini, bağımsız araştırma sonuçlarına göre, atmosfere salınan karbondioksit(CO2) oranının ikiye katlanmasının öngörüldüğü ve bunun sonucu olarak hava sıcaklıklarında küresel olarak 2 ila 3 santigrat derecelik artışlar olacağı konusunda uyardı. Bu artışın kutuplarda 10 santigrat dereceye çıkacağını belirtti. Yağışların bazı bölge ve ülkelerde artarak sellere sebep olacağını, diğer ülkelerin kuraklaşacağını ve hatta çöle dönüşebileceğini söyledi. Black, 1978 yılında yaptığı bir konuşmada ‘Bazı ülkeler iklimdeki bu değişikliklerden fayda sağlayabilir. Ancak diğerlerinin tarım ürünleri azalabilir hatta yok olabilir.’ dedi. Her hâlükârda Black, acil harekete geçmenin gerekli olduğunu belirtti. ‘Şimdiki zamanı düşünmek, insanları gelecek beş on yıllık bir zaman aralığında enerji stratejileri ile ilgili almak durumunda kalacağı acil ve zor kararlardan kurtarabilir.”

1980’lerde, Exxon bilim insanları, geliştirilmiş iklim modelleri oluşturulması ve canlandırılması için akademi ve devletin bilim insanları ile çalışmalar yaptı. Sonuçlanan çalışmalara göre, Exxon’un Teorik ve Matematik Bilimsel Laboratuvarı, 2030 yılı sonrasında küresel ısınma eğiliminin “hızlı artacağı” hatta “ciddi bir felakete sebep olacağı (en azından dünya nüfusunun büyük bölümü için)” sonucuna ulaştı.

Black 1978’de “Beş on yıllık bir zaman aralığı,” demiş! Bundan bir jenerasyon sonra, Black ve diğer bilim insanlarının Exxon yetkililerini Carter yönetiminde iken uyardıkları küresel ısınma, insanlığı ekolojik bir facianın eşiğine getirdi. Hükümetlerarası İklim Değişimi Paneli’nde (IPCC), dünyanın ön görülmemiş adımlar ve yollarla açıkça ve hızlıca – kutup buzullarının ve sürekli don halindeki tabakaların (Arctic Permafrost) erimesi, mercan resiflerin asitlenip beyazlaması ve Amazon Ormanlarının kuruması ile – ‘taşma noktası’na yaklaştığı söylendi. Bunun için antropo-/kapitalojenik küresel ısınmaya teşekkür ediyoruz.

Bütün bunlar olmak zorunda değildi. Eğer Exxon kütlesel sondajın ve ham petrolün yanmasının zararları hakkında dürüst ve açık sözlü olsaydı, insanlık yıllar önceden daha az karbon içerikli enerji sistemleri geliştirmeye başlayabilirdi. Böylece günümüzde işaret edilen birçok felakete engel olunabilirdi. Çok şaşırtıcı bir şekilde, günümüzde politikacılar hala iklim değişikliğinin nedenlerini tartışıyorlar. Bunun için Exxon’a teşekkür edebiliriz. 1980’lerin sonlarına doğru küresel ısınma (1960’larda bilim adamlarının ve akademisyenlerin politikacıları hakkında uyarmaya başladığı) artık gözlemlenmiş bir gerçek olduğunda, Exxon iklim değişikliği ile ilgili yapılan araştırmaların oldukça belirsiz olduğunu iddia etti. Exxon’a gore kimse iklimlerin değişip değişmediğini ya da değişimin nedenlerini bilmiyordu. Kendi şirketleri tarafından ortaya çıkarılan bilimsel kanıtları dikkate almıyordu.

Exxon, kendi propagandasıyla çatışan bilimin, aslında dünya bilimine katkı sağladığını anlamıyordu. Reagan yönetiminin zayıflamaya başladığı günlerden beri, Exxon aktif bir şekilde kendi bulgularını yok etmeye çalışıyor. Bunlar içinde doğanın, antropojenik sebeplerin oluşturduğu küresel ısınmayla ölümcül bir yola sürüklendiği, bilim dünyasının konuşmaya başladığı büyük bir tehlikenin var olduğu ve bunun çok acil olduğu hatta umutsuzluğa kapıldıkları gibi veriler de mevcuttu. Exxon yol boyunca, diğer petrol şirketleri gibi, küresel ısınmayı inkâr haline girdi ve kendini çevre dostu bir şirket olarak gösterdi.

Tüm bu olaylardaki kötülük miktarı neredeyse inanılmaz. Harvard Üniversitesi bilim tarihçisi Naomi Oreskes’in de yakın zamanda New York Times için yazdığı makalede belirttiği gibi, zengin ve güçlü Exxon şirketi kendi bulgularını görmezden gelmekle kalmadı, çok daha geniş bir endüstriye ölümcül bir propaganda hazırladı.

“Exxon’un seçeneği vardı. Dünyanın en karlı şirketlerinden biri olarak, kurumsal bir lider gibi davranıp diğer politik liderlere, hissedarlara, kurumsal yatırımcılara ve tüm insanlara iklim değişikliği hakkında bildiklerini anlatabilirdi. İş modellerini değiştirebilir, yenilenebilir enerjiye ve bioyakıtlara yatırım yapmaya başlayabilirdi. Ya da karbon azaltımı ile ilgili çok büyük bir araştırma ve geliştirmeyi insanların hizmetine sunabilirdi. 21. Yüzyıl’da enerji ekonomisine karlı bir geçiş sağlanması için duyarlı politikalar ortaya çıkarılmasına yardımcı olabilirdi. Ancak Exxon bunlar yerine — tütün endüstrisi gibi — yanlış bilgi verme, reddetme ve ertelemeyi tercih etti. Daha da zarar verici olarak, endüstrinin geri kalanına örnek bir model haline geldi. 30 yıl önce, Exxon bilim insanları iklim değişikliğinin bir felaket olacağını gösteren şirket bildirilerini kabul etti. Günümüzde, onlarla aynı şeyi söyleyen bilim insanları ile iş dünyasında ve The Wall Street Journal’ın sayfalarında dalga geçiliyor.”

Dünyadaki sera gazı kapitalistlerinin (petrol şirketlerinin) yarattığı korkunç sonuçları engellemenin hala zamanı var mı? Belki vardır. Şüphesiz en büyük suçlu ‘birikim’, ‘büyüme’, ‘üretim’ ve çılgın kar imparatorlukları sistemleri. Açıkça görülüyor ki biz, değerli zamanı, türleri, buzulları, yağmur ormanlarını, mercan resiflerini ve don halindeki buzulları George Orwell’in distoptalarına benzer, ekolojiyi öldüren komplocu Exxon yetkilileri ve diğer elit yöneticiler yüzünden, kurumsal ve finansal karbon endüstrisi uğruna kaybettik. Daha yeşil bir ekonomi içinde akıllı elektrik ağları örebileceğimiz, yenilenebilir enerji sistemleri geliştirebileceğimiz ve yüzlerce temiz ve yeni iş alanı yaratabileceğimiz on yılları kaçırdık.

Tüm bunlar yüzden, Exxon’un CEO’su Rex Tillerson’ın (Exxon’un iklim değişikliği inkârının 1990’dan beri öncü gücü olan) ve diğer petrol şirketleri yetkililerinin Dünya Ekolojik Tahribat Duruşması’ndan (World Ecocide Trial) sonra yargılanıp asma tahtasına götürüldükleri (bana rüya gibi gelen) görüntüden kaçamıyorum. İpleri kısa ve döşeme kapakları dar olsun. Bunlardan sonra bizim elimizde, teknik olarak uygulanabilir bir görev kalsın: Çok geç olmadan, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir ekonomi ve toplum oluşturulması için kapsamlı bir dönüşüm.

Yazının İngilizce Orijinali

Yazar: Paul Street

Yeşil Gazete için çeviren: Nazlı Deniz Sarıyıldız

(Yeşil Gazete, Counter Punch)