Hayvan Hakları

“1. Ulusal İnsan-Ayı Çatışması Çalıştayı” düzenlendi

Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 10. Bölge Müdürlüğü tarafından Ilgaz‘da, “1. Ulusal İnsan-Ayı Çatışması Çalıştayı” düzenlendi. Çalıştayda konuşan Oxford Üniversitesi Zooloji Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Özgün Emre Can, en vahşi canlının insan olduğunu vurguladı.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Toprak Gübre ve Su Kaynakları Merkez Araştırma Enstitüsü Ilgaz Dağı Kar Hidrolojisi Araştırma ve Eğitim Merkezinde gerçekleştirilen “Küre Dağları Milli Parkı ve Çevresindeki İllerde İnsan-Ayı Çatışması Yönetim Stratejisinin Belirlenmesi Çalıştayı’na Zonguldak, Sinop, Karabük, Bartın ve Kastamonu‘nun yanı sıra Türkiye‘nin birçok ilinden Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne bağlı şube müdürleri katıldı.

Doğa Derneği’nin, Dünya Hayvanları Koruma Derneği (World Society for the Protection of Animals-WSPA) desteğiyle yürüttüğü çalıştay kapsamında Türkiye‘de insan-bozayı çatışmasının doğru anlaşılmasını sağlamak ve ilgili kişi, grup ve kurumların kapasitelerinin artırılması ve çatışmanın azaltılması yönünde çalışmaya özendirilmesi hedefleniyor.

Doğa Koruma ve Milli Parklar 10. Bölge Müdürü Ercan Yeni, bölge müdürlüğünün görev sahasında bulunan Zonguldak, Karabük, Bartın, Sinop ve Kastamonu‘da anket düzenlediklerini söyledi. Yeni, 500 kişi ile yapılan görüşmelerde ayı ile anlaşmaya uygun bir zeminin olabileceğini tespit ettiklerini kaydetti. Ercan Yeni, ayıların, insanlara ve evcil hayvanlarla sorununun olmadığını belirterek, “Ayılar, bal gibi yiyeceklere geliyor. Ayılar, yılda yaklaşık 500 bin TL’lik bir zarar veriyor. Bu konudaki çözüm arayışları tüm hızıyla devam ediyor. Ayılar için hazırlanan ‘çit’ yapımı işe yarıyor. Ancak çitin sağlam olması gerekiyor. Bu da biraz maliyeti artırıyor” dedi.

Yöre halkının ayıların yiyeceğinin yetmediğini ve ayının yaşama sahasına insanların girdiğini düşündüğünün altını çizen Yeni, “Yöre halkı, ekseriyette ayının korunması gerektiğine inanıyor. Ancak ormanda kalması şartıyla” diye konuştu.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Koordinatörü Yıldıray Lise ise, şunları söyledi: “İnsan-Bozayı çatışması projesinin ulusal ayağı kapsamında Orman ve Su Bakanlığı’nın başta Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün taşra teşkilatı personeline ve ilgili kamu kurumlarına yönelik 2010 yılı Mayıs ayında Ankara’da ’1. Ulusal İnsan-Ayı Çatışması Teknik Çalıştayı’ düzenlendiğini söyledi. Lise, Türkiye‘de insan-ayı çatışmasının çözümüne yönelik ilk defa düzenlenen bu ulusal ölçekteki çalıştayda ayılar ve insanlar arasında yaşanan sorunların giderilmesi için detaylı çözüm önerileri geliştirildiğini belirterek “Projenin ileriki safhalarında bu önerilerin hayata geçirilmesi için çalışılacaktır” dedi.

Bozayı Araştırma ve Koruma Projesi kapsamında gerçekleştirilen çalışmaların TRT tarafından hazırlanan “İnsan ve Ayı: Bitmeyen Çatışma” adlı belgesele de konu olduğunu hatırlatan Yıldıray Lise, sözlerini şöyle sürdürdü: “TRT tarafından Doğa Derneği’nin bilimsel danışmanlığında hazırlanan “Belgesel yaklaşık iki yıllık bir çalışma sonucunda tamamlanmış ve 2010 yılının Mart ayından itibaren gösterilmeye başlanmıştır. 2010 yılının en iyi belgeseli seçilen ve İsmail Cem Televizyon Ödülünü alan belgesel, başta insan-ayı çatışmasının en yoğun yaşandığı Karadeniz bölgesinde olmak üzere büyük bir ilgiyle karşılanmıştır”

Oxford Üniversitesi Zooloji Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Özgün Emre Can da, şöyle konuştu: “İnsan-Bozayı Çatışması projesinin yerel ayağı kapsamında boz ayıların ekolojilerinin, günlük ve yıllık aktivitelerinin, ihtiyaç duyduğu yaşam alanı büyüklüklerinin ve habitat tercihlerini ortaya çıkarılması için uydu iletişimli küresel yer belirleme sistemli tasmalar, foto kapanlar gibi ileri araştırma tekniklerinin uygulandığını söyledi.

2010 yılına kadar bu kapsamda Kastamonu ve Artvin’de toplam 5 ayıya GPS’li tasma takıldığını ve izleme çalışmalarının başladığını anlatan Can, sözlerini şöyle sürdürdü: “Proje kapsamında Rize’nin İkizdere, Erzurum’un İspir ve Artvin’in Şavşat ilçelerinde seçilen köylerde boz ayıların arı kovanlarına, sebze ve meyve bahçelerine verdikleri zararların nasıl önlenebileceğini ortaya koymak için bu alanlarda ayılara karşı dayanıklı arı kovanı platformları ve elektro şoklu tel çit sistemleri uygulamaları yapılmakta ve ayılara herhangi bir zararı olmayan fakat ayıların verdikleri zararları engelleyen sistemler vatandaşlara tanıtılmaktadır. Proje kapsamında üç yıl boyunca bu sistemleri kullanan ve test eden vatandaşlarımızın uygulamaları benimsendiği ve uygulamaların vatandaşlar tarafından yaygınlaştırıldığı gözlenmiştir.”

Proje kapsamında Doğa Koruma ve Milli Parkları Genel Müdürlüğü ile birlikte halen yerel uygulamaların yaygınlaştırılması, ulusal ayı zararlarını ve değerlendirme biriminin oluşturulması ve yaban hayvanları zararlarına karşı bir sigorta sistemi geliştirmek için çalışıldığına dikkat çeken Can, “Türkiye‘de araştırmacılar ve uygulamacılar için başarılı bir örnek olan proje geçen dönem içinde ulusal ve uluslararası basında geniş olarak yer almıştır” diye konuştu.

Türkiye‘nin Batıya göre hayvanlara çok daha olumlu baktıklarını ifade eden Can, Hırvatistan’da 50 tane kurdun kaldığı örneğini verdi. Türkiye‘de hayvan popülasyonunun fazla olmasını yüzyıllar boyunca Türklerin, hayvanlarla birlikte yaşamasına bağlayan Can, şöyle konuştu: “En vahşi canlı insandır. Ayrıca vahşi kelimesi kötü bir anlam değildir. Fakat zamanla birileri bu kelimeyi yanlış tabir etmesinden dolayı günümüzde kötü bir anlam kazanmıştır.”

Can, ayrıca çalıştayda 52 ülkede yaptığı araştırmalar hakkında bilgi vererek, konukların sorularına da cevap verdi. Çalıştayın, bugün akşam üzeri tamamlanması bekleniyor. – Kastamonu

Kategori: Hayvan Hakları