Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Bizi dayanışma kurtarır!

Geçtiğimiz haftalarda çay üreticileri eylemdeydi.

Fındıklı, Ardeşen, Kemalpaşa, Rize, Artvin ve Hopa’da gösteri ve basın açıklamaları yapıldı. Üreticiler Artvin – Rize karayoluna ürettikleri yeşil çayları döküp yolu trafiğe kapatmışlardı. Eylemlere çeşitli yerlerde polis müdahalesi olmuştu. Bunlardan en serti, Metin Lokumcu’nun kenti Hopa’da gerçekleşti. Çevre illerden gelen polis takviyesiyle Hopa ablukaya alındı adeta. Metin Lokumcu Meydanı’nı dolduran üreticilerin eylemine izin vermeyen polis, jop ve biber gazı kullanarak onlarca kişiyi gözaltına aldı.  Bu eylemlerin üzerinden geçen zaman içerisinde üreticilerin taleplerine devlet tarafından herhangi bir cevap verilmiş değil.

Sorunları nedir çay üreticilerinin ve ne istiyorlar?

Karadeniz Bölgesi’ndeki çay üretimi ve satışıyla sağlanan gelir 1.5 milyon insanı ilgilendiriyor. Yıllardır üreticiden, belirlediği taban fiyatla çay alan devlet kurumu Çaykur, Varlık Fonu’na devredildiğinden beri hep zarar açıklıyor. Çaykur bu yıl çayın kilogramını 4 tl’ den alacağını açıkladı. Ve hemen arkasından alımlara kontenjan ve kota koyacağını söyledi. Bölgedeki toplam çay üretimi 1100 ton. Bunun 700-725 tonunu Çaykur işlerken geri kalanını özel şirketler işliyor.

Sorunun en önemli kısmını da burası oluşturuyor. Üretici, çayının Çaykur’a veremediği kısmını özel şirketlere vermek zorunda kalıyor. Tarımsal üreticiler bu şirketleri ayırt etmeksizin “tüccar” diye adlandırır. Çay alıcısı tüccar, çayın kilogramını 2.60 tl’ den alacağını açıkladı. Devletin verdiği 4 tl’ lik fiyat bile düşükken bir de 2.60 tl’ ye çay vermek, üreticiyi yaşarken ölüme mahkum etmek oluyor aslında. Bu nedenle tüm üreticiler öfkeliler. Ve devletten ürettiği çayı almıyorsa özel sektöre kendi koyduğu 4 tl taban fiyatını zorunlu hale getirmesini istiyorlar. Bir de doğal çay üretilen İkizdere’ye taş ocağı değil, kota-kontenjan belasından kurtulmak için çay işleyecek yeni fabrikalar istiyorlar.

Çay üretim – tüketim kooperatifleri ve dayanışmanın yakıcılığı

Çaykur ve özel sektörün dışında öğrenebildiğim kadarıyla çay işleyen toplam üç tane de kooperatif var. Bunlardan üretici üyelerinin özeniyle, doğal üretim anlayışıyla, demokratik topluluk kültürünü yaşatmaya çalışmasıyla kimi çay tiryakilerinin Hopa-Çay diye bildiği Hopa Tarımsal Kalkınma Kooperatifi öne çıkıyor. Kooperatif üyelerinden Harun Vayiç ile BirGün Gazetesi’nde yapılan bir söyleşiden öğrendiğime göre. kooperatif 1959 yılında Hopa Çay Ekicileri olarak kurulmuş ve sonradan yukarıda andığımız ismini almış. Kooperatifte kararlar köy meclislerinden çıkan yönetimin tüm meclislerle görüşmesi sonucu alınıyor. Üretim aşamasında herhangi bir katkı maddesi kullanmadan doğal üretim yapılıyor ve üyeler de tamamen bu tür üreticilerden oluşuyor. Ev işleri, çocuk bakımı ve yaşlı insanlara bakım verenler hep kadınlar olduğu için toplumsal cinsiyet meselesine özel bir önem veriliyor. Ama bu konuda almaları gereken epeyce yol olduğunu da belirtiyor Harun Vayiç. Eşit işe eşit ücret meselesini de hayata geçirmeye çalışıyorlar.

Üreticinin hükümetin yanlış politikalarının kurbanı olarak özel sektörün insafına bırakıldığı bu koşullarda toplumun üreticiyle dayanışmasını sağlayabilecek kooperatifler müthiş bir önem kazanıyor. Örneğin başka üretim kooperatifleri de kurulsa, belediyeler, tüketim kooperatifleri, gıda toplulukları ve tek tek duyarlı her birey çay ihtiyacını buralardan karşılasa sorun önemli ölçüde çözülebilir. Hem de dayanışmayla ve yeni bir kültürü çoğaltarak. Böylece aynı zamanda adil gıda dediğimiz temiz, sömürüsüz üretilmiş çayın geniş kitlelere ulaşması ve gönül rahatlığıyla içilmesi sağlanacaktır.

Sömürünün önüne geçmek için kooperatifler

Niye böyle diyorum çünkü üretim koşullarının peşine düşmediğimiz her tüketim nesnesinin arkasında büyük bir sömürü olduğu çok açıktır. İşte ilkeli, şeffaf ve özdenetime açık kooperatifler bu sömürünün de önüne geçilmesinin aracı olacaktır. Çoğaltılacak bu adımlar, tüm Hopalı genç çay üreticilerinin sesi olan ve AKP gençlik kollarının “gelin bize üye olun sorununuzu çözelim” şeklindeki önerisiyle köşeye sıkıştırılmayı reddeden genç üreticiye de en anlamlı cevap ve destek olacaktır.

İçinde bulunduğumuz sosyal – siyasal koşullarda gündelik hayatın somut ihtiyaçları üzerinden dayanışma, en politik eylem biçimlerinden birisidir ve atılan her küçük adım atılmayan en büyük adımdan evladır.

Kategori: Hafta Sonu