ManşetKöşe YazılarıYazarlar

[2020’nin ardından] Sorgulanan küreselleşme, çevre ekonomisi ve iklim hareketi

2020 yılı, tarihteki yerini aldı ve eminim ileride en çok bahsedilen, araştırmalara konu olan bir yıl olacak. Şimdiden farklı alanlarda araştırmaları başlatmış durumda.

Covid-19’un dünya genelinde neden olduğu salgından önce IMF, 2020 yılında dünya ekonomisinin yüzde 3,3 büyüyeceğini tahmin ediyordu. Bu kurum, daha sonra salgına bağlı olarak 1929’da başlayan Büyük Buhran’dan sonra dünya ekonomisinde en sert daralmanın 2020 yılında yaşanacağını belirtti. Son çeyreğin verileri henüz açıklanmamakla birlikte, IMF’in beklentisi 2020 yılında dünya ekonomisinin yüzde 4,4 daralacağı yönünde.

Bu salgın, ekonomik büyümeye ilişkin eleştirilerin daha çok gündeme gelmesine neden oldu ve ekonomide gücün yeniden tanımlanması gereğine işaret etti. Ülkelerin ekonomik büyümesi, o yıl ülke sınırları içinde yapılan yeni üretimin ekonomik değeri, daha doğrusu parasal değeri ile ölçülür. Kriz sayesinde, biz sınırlı kaynaklar ile gerçekten insanlığın refahına hizmet eden ürünler mi üretiyoruz sorusunun daha sık ve yüksek sesle sorulmasını ve tartışılmasını sağladı.

Küreselleşmenin savunduğumuz kadar iyi bir gelişme olup olmadığını sorgulamamıza neden olan bir yıl yaşadık. Bazı sektörlerde özellikle tarım sektöründe yerel olabilmenin faydaları sıkça tartışıldı. Ekonomideki gücün; krizleri görebilmek, ona göre yatırım yapmak ve iyi bir kriz yönetimine sahip olmakla elde edilebileceğini görmemize neden oldu. Özellikle tarım alanında kendine yetebilen ve krizleri algılayıp ona göre yatırım yapan ülkelerin ekonomik gücü ellerinde tutacaklarını anlamamızı sağladı. Devlet bütçelerinde olası krizlere karşı kaynak ayırmanın, özellikle kırılgan grupları krizlere karşı dirençli hale getirmenin ne kadar önemli olduğunu politikacılara gösterdi.

Çevre ekonomisi, iklim krizi ve doğa

Covid-19’un neden olduğu salgın, iklim krizinin ve diğer çevre sorunlarının bu yıl daha çok tartışılmasını sağladı. Bazı sorunların daha öncelikli olabileceğini gördük. Bu kriz, insanın doğa ile olan ilişkisini yeniden tanımlamasına ve gözden geçirmesine vesile oldu.

2020 yılı, insanlık tarihi boyunca konuşulacaktır. Bazı alanlarda, özellikle teknoloji alanında yaşadığımız onca ilerlemeye rağmen, ne kadar kırılgan olduğumuzu gördük. İnsan merkezli yaşam anlayışı daha çok eleştirildi. Ekosistemin sağlığının, doğa ile dengeli bir ilişki kurarak sağlanabileceği her fırsatta dile getirilmeye başlandı. Bizi bekleyen en büyük tehlikenin ekosistemin çöküşünün olduğunu anlamamıza neden olan bir yıl geçirdik.

2020 yılı aynı zamanda, diğer canlıların yaşam alanları sürekli işgal ederek aslında kendi geleceğimizi de tehlikeye attığımızı görmemizi sağlayan bir yıl oldu. Vatandaşlık kavramını yeniden tartışılması gerektiğini gösterdi. Gençler, bu grup uzun yıllar boyunca seçimlerde oy verecek bir gruptur, ekolojik vatandaşlık kavramını benimseyip geleceklerini ona göre şekillendireceklerdir. Sorunların çözümünde toplumsal uzlaşının ne kadar önemli olduğunu gördüğümüz bir yıl oldu.

Kategori: Manşet