‘Yerinde karar’: Annesini dövdüğü için üvey babasını öldüren kadına ‘meşru müdaafa’ beraati

Annesine sürekli şiddet uygulayan üvey babasını öldüren 20 yaşındaki Fatma Türkan’ın davasında mahkeme olaya ‘meşru müdafaa’ diyerek beraat kararı verdi.  Kararı Yeşil Gazete’ye değerlendiren avukat Melike Polat, kendisini korumak için cinayet işlemek zorunda kalan kadınlar hakkında aksi yönde verilen hükümleri hatırlatarak, “Yerinde bir karar. Aynı durumdaki bütün kadınlar için uygulanması gereken bir ilke olduğu kanaatindeyim” dedi.

Bursa’da annesi Cemile Vural’ı (39) sürekli dövdüğü gerekçesiyle üvey babası Nihat Vural’ı (41) tek bıçak darbesiyle öldürmekten 18 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Fatma Türkan’ın(20) karar duruşması yapıldı. Tutuksuz yargılanan genç kızın gelmediği son duruşmada, Mahkeme Başkanı Kemal Yılmaz, sanığın müebbet hapis cezasına çarptırılıp hakkında haksız tahrik indirimi yapılmasını isterken, bu konudaki görüşünü hazırlanacak gerekçeli kararda ifade edeceğini söyledi.

Vatan’ın haberine göre, diğer iki hakim ise anne Cemile Vural’ın ifadesi ve toplanan delilleri dikkate alarak oy çokluğu ile cinayetin meşru müdafaadan işlendiği kanaatine varıp Fatma Türkan hakkında beraat kararı verdi.

Annemi dövüyordu

Sanık Türkan olay günü yaşananları, “Annemi sık sık dövüyordu. O gün bu kez bir elinde jilet, diğerinde ise makas vardı. Hatta makası annemin boğazına dayamıştı. Annemi kurtarmak istedim bu kez bana tokat attı. Kendimi kaybettim. Masanın üzerinde bulunan bıçağı alıp bir kez salladım. Yaralanmıştı. Amacım onu öldürmek değildi. Pişmanım” diye anlatmıştı.

Mahkemenin kararını Yeşil Gazete’ye yorumlayan avukat Melike Polat, mahkemenin yerinde bir karar verdiğini ifade ederek, “Kendisini veya başkasını korumak için öldürmek zorunda kalan bütün kadınlar için de değerlendirilmesi, uygulanması gereken bir ilke olduğu kanaatindeyim” diye konuştu.

“Yerinde bir karar”

Kendisini veya başkanı korumak için cinayet işlemek zorunda kalan kadınlarla ilgili aksi yönde verilen kararları da hatırlatan Polat’ın değerlendirmesi şöyle:

“Bir elinde makas olan üvey babası, annesinin boğazını sıkarken Fatma müdahale ediyor ve Fatma’nın eylemi üvey babanın ölümü ile sonuçlanıyor. Burada eylemin meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmesi yerinde bir karar. Zira Türk Ceza Kanununun 25.maddesinde düzenlenen “meşru müdafaa” tanımında birlikte bulunması gereken iki durumdan bahsediliyor. Birincisi ‘kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelmiş haksız bir saldırı’, ikincisi ise ‘o haksız saldırıyı saldırıyla orantılı şekilde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiil’dir

“Aynı durumdaki tüm kadınlar için uygulanmalı”

“Fatma Türkan’ın eylemi de annesine yönelen haksız saldırıyı defetmek maksadıyla gerçekleştirildiği için meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmeliydi, nitekim Mahkemenin kararı da böyle olmuş. Kendisini veya başkasını korumak için öldürmek zorunda kalan bütün kadınlar için de değerlendirilmesi, uygulanması gereken bir ilke olduğu kanaatindeyim.

“Ancak biz tam aksi kararlarla karşılaşıyoruz. Çilem Doğan’ın kendisini fuhuşa zorlayan eşini, eşinin silahıyla boğuşma anında öldürmesi ve 15 yıl hapis cezası alması ve Nevin Yıldırım’ın kendisine sürekli tecavüz eden ve şantaj yapan adamı öldürüp müebbet hapis cezası alması gibi.

“Maalesef öz savunma hakkını kullanan kadınlara müebbet hapis cezları verildiğine şahit oluyoruz. Eşini/sevgilisini/kızını vs öldüren erkeklere ise kamuoyunda ‘kravat indirimi’ olarak da bilinen iyi hal indirimi ve haksız tahrik indirimi uygulanmasının neredeyse rutin haline geldiğine söyleyebiliriz.”

 

(Yeşil Gazete, Vatan)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page