Hafta SonuHaftasonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Sanatınızı fosil yakıtlardan temizleyin

‘Artık endüstri sonrası bir sektör olarak, sanat kurumlarının farklı sektörlerle olan ilişkisinde gereksiz ikiyüzlülükler görmeyi istememek bir çeşit sanat-sever hakkı olabilmeli.’

Yokoluş İsyanı fosil yakıt şirketlerini protesto etmediği ya da Londra’nın işlek caddelerini işgal etmek gibi doğrudan ve şiddetsiz eylemler yapmadığı zamanlarda ülkenin sanat kuruluşlarına yöneliyor. Aktivistler kararlı bir şekilde, toplumla güçlü etkileşimi olan bu büyük sanat kuruluşlarının fosil yakıt şirketleriyle bütün sponsorluk ilişkilerini sonlandırmalarını talep ediyorlar. Bu yılın Şubat ayında yüzlerce aktivist İngiliz Müzesi’ni işgal etmiş, açtıkları pankartlar ve sloganlarıyla BP’nin Irak savaşındaki ve iklim krizindeki rolünü hatırlatarak müzenin şirketten aldığı sponsorlukları hemen durdurmasını talep etmişti.

20 Haziran’da başka bir müze, Doğa Tarihi Müzesi, Jeoloji Topluluğu Petrol Grubu’nun her sene düzenlenen yemeğine mekan sahipliği yapacağını duyurdu. Yokoluş İsyanı aktivistleri ise ekolojik yıkım ve iklim krizi konusunda duyarlılığı öncelikli kurumlar arasında olması gereken müzeyi protesto edeceklerini ve söz konusu partiye (?) davetsiz katılacaklarını açıkladılar.

BP gibi fosil yakıt şirketlerinin çok sayıda sanat kuruluşuyla benzer sponsorluk ilişkileri var. Aslında sanatı daha ulaşılabilir kıldığından dolayı oldukça pozitif bir girişim. Üstelik dünyanın dört bir yanındaki sanatseverler için bu böyle. Mesela 2000’li yılların başında herhangi bir Giselle balesinin tüm performans kayıtlarını bulmak da bulduğunuz kaydı izleyebilecek uyumlu bir sürücü bulmak da zordu. En ulaşılmaz performanslar arasında da İngiliz Kraliyet Balesi olduğunu söylemeye gerek yok sanıyorum. Bugün sosyal medyaya düşen kısa videoların yanında, ilgili sponsorlar sayesinde Kraliyet Opera ve Balesi’nin performanslarını Avrupa’nın ilgili şehirlerinin sinema salonlarında izleyebiliyorsunuz. İstanbul’da da Zorlu Center, gösterim yerlerinden biri. Tabii bu durum Londra’da daha da yayılmış vaziyette. İngiliz Kraliyet Operası’nın ilgili temsillerini şehrin belirli alanlarındaki büyük ekranlardan canlı ve ücretsiz bir şekilde izleyebiliyorsunuz. Elbette arada ana sponsor BP’nın reklamlarıyla beraber… Böylesine olumlu ve prestijli bir fırsat kaçamaz.

Bu anlamda aktivistler, oldukça etik ve haklı sorular soruyorlar diye düşünüyorum. İngiltere Kraliyet Opera ve Balesi gibi bir kuruma BP gibi bir şirket dışında farklı sponsorluklar gelmesi çok mu zordur? Diyelim ki o kadar da kolay değil. Bu gösterimler ve sponsorluklar ne kadar vazgeçilmez olabilir?

Tam olarak bu yüzden olsa gerek, aktivistler yakın zamanda fosil yakıt şirketleri ile sponsorluk ilişkisi olan başka bir sanat mekanı Ulusal Portre Galerisi’nin önünde de pankartlarını açtılar ve sanat kurumlarının bu tehlikeli ilişkisine dikkat çektiler.

Tehlikeli olmasının pek çok nedeni var; ama önümüzde en bariz şekilde duran ilklerden bahsetmek gerekirse, öncelikle ilgili müze ve sergilerin isimleriyle, sergilenen eser ve bilgileriyle beraber fosil yakıt şirketlerinin anılması; sergilerin içerdikleri bilgi ve ziyaretçileriyle olan iletişimlerine bu şirketlerin belirleyici olması, onlara sadece ulaşım ya da çalıştıkları diğer alanlarda değil tarih, kültür ve sanat alanlarında da hak etmedikleri bir alan açtığımızı gösteriyor. Sanat gizemli ve fazla ayrıcalıklı görünebilir; gerçekten böyle de olabilir ama toplumların algısında belli bir yeri her daim vardır. İngiltere Kraliyet Opera ve Balesi’nin kökleri bugün sponsorluğunu aldığı BP şirketinden yüz yıl daha eski.  Artık endüstri sonrası bir sektör olarak, sanat kurumlarının farklı sektörlerle olan ilişkisinde gereksiz ikiyüzlülükler görmeyi istememek bir çeşit sanat-sever hakkı olabilmeli. Ayrıca BP gibi bir şirketin kurumsal iletişim ve halkla ilişkiler aracı olarak sanat kurumlarını kullanmasına bir vatandaş olarak karşı çıkılabilmeli.

Aktivistlerin yaptıklarıyla tam olarak buna ket vuruluyor. BP gibi bir fosil yakıt şirketinin sanat ve doğa sever görünümlerini ters – yüz edilerek şirketin ekolojik yıkım ve iklim krizindeki rolü ön plana çıkarılıyor.

Sanırım asıl konu hiçbir zaman sanat ya da doğaseverlik de değildi.

(Yeşil Gazete)

 

Kategori: Hafta Sonu