Hafta SonuHaftasonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Plastik bağımlılığı iklimi tehdit ediyor

‘Plastik üretirken ve onu tüketirken salınan sera gazı sonucu değişen iklim, yağış rejiminde değişikliğe, bunun sonucunda meydana gelen seller de karasal ortama terkedilen plastikleri denizlere taşıyarak deniz kirliliğine neden oluyor.’

CIEL yani Uluslararası Çevre Hukuku Merkezi geçtiğimiz günlerde bir rapor yayınladı. Rapora göre iklim krizinin önemli nedenlerinden biri de plastik üretimi ve tüketildikten sonra bertaraf için yapılan yakma işlemi. Buradan da sürekli tekrarladığımız gibi plastiklerin neredeyse %99’u petrol türevli ve bugüne kadar üretilen plastiklerin de yaklaşık %12’si yakılarak imha edilmiş. Her iki durumda da ciddi bir sera gazı emisyonu söz konusu. CIEL’in raporunda da bu gerçeklerden hareketle 2019 yılında plastiğe olan bağımlılığımızın atmosfere 850 milyon ton sera gazı salınmasına neden olacağı öngörülüyor. Bu miktar yaklaşık 189 kömürlü termik santralin saldığı sera gazına eşdeğer. Aynı raporda bu değerin 2050 yılında 2.8 milyar ton sera gazına ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu da yaklaşık 615 kömürlü termik santralin ürettiğine eşit. Aslında plastiğin iklim krizine olan katkısı sadece bununla sınırlı değil. 2018 yılında yayınlanan bir çalışma, plastiklerin doğaya terk edildiklerinde, ortamdaki metan gazı miktarını artırdığını ortaya koymuştu. Metan gazı da bildiğiniz gibi sera etkisi olan bir gaz. Her ne kadar ilgili çalışmada ortaya konulan metan gazı salımı düşük miktarda da olsa, üretilen plastikler ve bunların doğaya terk edilen miktarı düşünüldüğünde ortaya çıkacak metan gazı kayda değer hale gelebiliyor. Ortada ciddi anlamda tehlikeli bir malzeme söz konusu.

Son zamanlarda özellikle plastiğin zararları ve etkileri üzerine çalışan bilim camiasında, plastiklerin canlıların sağlığı üzerindeki etkisinin tam olarak belli olmadığı üzerine ciddi tartışmalar mevcut. Ancak plastiğin bu şekildeki yan etkileri bu tartışmalarda es geçiliyor gibi. Yani plastiği yemek zorunda kalan bir canlının o anda ölmemiş ya da nasıl etkilendiği tam olarak henüz açıklanamamış olsa da o plastiğin üretimi, transferi ve bertarafı esnasında meydana gelen etki, çoktan kendini gösteriyor bile. Nasıl mı, işte raporda da belirtildiği gibi; iklim krizi yaratarak.

Aslında iklim krizi ile plastik kirliliği arasında neden sonuç ilişkisi mevcut. Şöyle ki plastik üretirken ve onu tüketirken salınan sera gazı sonucu değişen iklim, yağış rejiminde değişikliğe, bunun sonucunda meydana gelen seller de karasal ortama terkedilen plastikleri denizlere taşıyarak deniz kirliliğine neden oluyor. “Plastik kapanı” tanımlaması aslında tam da bu durumu ifade ediyor. Daha önce de değindiğimiz bir çalışmamıza yeri gelmişken tekrar değinmekte fayda var.

Çünkü direkt olarak iklim değişikliği ile plastik kirliliği arasındaki neden sonuç ilişkisini ortaya koyması açısından önem arz ediyor. 2016 yılı sonunda Akdeniz Bölgesi’nde meydana gelen aşırı yağışlar ciddi sel olaylarına yol açmış ve büyük miktarda karasal çöpün denize taşınmasına neden olmuştu. Bu çöplerin önemli bir bölümü de plastiklerden oluşuyordu. Bu sel ile Mersin Körfezine taşınan mikroplastikler, denizel ortamdaki mikroplastik miktarını yaklaşık 14 kat arttırmıştı. Yani plastiğin üretilmesi ile oluşan sera gazlarının da katkısıyla değişen iklim, aynı plastiklerin bir ortamdan başka bir ortama taşınmasına neden olan seli meydana getirmiş ve plastikler de sonsuza kadar kirletici olarak denizel ortama hapsedilmişti.

Sonuç olarak plastik üretirken de tüketirken de iklimin değişmesine ciddi anlamda katkı sağlıyoruz.

(Yeşil Gazete)

Kategori: Hafta Sonu