Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Paris 2015’ten Glasgow 2021’e -3

0
blank

Öncelikle, küresel Covid-19 salgınına ilişkin gözlenen olumsuzlukları-sorunları-eşitsizlikleri-haksızlıkları ve bu boyuttaki bir pandeminin en az iki yıl daha etkili olabilecek olmasını dikkate alarak, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 26. Taraflar Konferansı’nın (TK-26) 1-12 Kasım 2021 günlerinde İngiltere’nin Glasgow kentinde gerçekleşecek olmasını, Paris Antlaşması’nın uygulanmasına ilişkin var olan gecikmenin ve dağınıklığının önlenmesi açısından önemli buluyorum. Önceki iki makalemde (*) gerekçeleri ve nedenleriyle birlikte birçok kez vurguladığım gibi, Glasgow 2021’e ertelenen TK-26’dan radikal ve iklim değişikliği savaşımını güçlendirecek kararlar çıktığını görmek istiyorum.

Bana göre Glasgow’da yapılmasına birkaç gün kalan TK-26 toplantısında tarafların küresel iklim değişikliği savaşımını sürdürmek ve 1.5 °C küresel ısınma hedeflerine bilim gösterdiği biçimde ulaşılması açısından çözmesi gereken beş ana konu şunlar:

  • Küresel iklim değişikliği savaşımının finansmanı ve Yeşil İklim Fonu;
  • Daha iddialı iklim değişikliği savaşımı;
  • Paris Antlaşması Kural(lar) Kitabı;
  • Direngenlik/Uyum, Kayıp ve Hasarlar;
  • İklim adaleti ve iklim değişikliği savaşımının adil paylaşımı.

Yukarıdaki ana başlıkları aşağıdaki paragraflarda çok özet biçimde açmak gerekirse, şunlar söylenebilir:

Küresel iklim değişikliği savaşımının finansmanı ve Yeşil İklim Fonu

Paris Antlaşması, BMİDÇS’nin asıl olarak Yeşil İklim Fonu’nu içeren finansman düzeneğinin Paris Antlaşması’na hizmet edeceğini düzenlemektedir. Öte yandan, küresel iklim değişikliği savaşımı için gereksinim duyulan kamu finansmanı en az ilerlemeyi ve en büyük güvensizlik belirtilerini gösteriyor. En son Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Oxfam raporlarına göre, 2018 yılı değerleri açısından gelişmiş ülkeler, 2020’den başlayarak gelişmekte olan ülkeler için yılda 100 milyar ABD dolarlık iklim finansmanı sağlama yükümlülüklerini yerine getirme yolunda değildir. Bu yüzden, 100 milyar dolarla ilgili öngörüler göz önüne alındığında, gelişmiş ülkelerin önümüzdeki yıllarda bu hedefe ulaşmak için fonlarını nasıl artıracaklarına dair net işaretler vermeleri yaşamsaldır. Avrupa Birliği (AB), öngörülen gelecek iklim finansmanı hükmüyle ilgili olarak ilk iki yılda bir bildiri sunan tek gelişmiş ülke grubudur. Bunlar, gelişmiş ülkelerin Paris Antlaşması kapsamında iletmeleri gereken ilk resmi bildirimlerdir ve gelişmekte olan ülkelere finansman yükümlülüklerinin yerine getirileceğine dair güvence vermede önemli bir rol oynamaktadır. Bunun yapılmaması güveni önemli ölçüde zedeleyecektir.

İklim finansmanı iklim değişikliği savaşımı için gereklidir. Çünkü sera gazı salımlarını önemli düzeyde azaltabilmek için geniş ölçekli yatırımlar gereklidir. İklim finansmanı uyum açısından da eşit düzeyde önemlidir. Çünkü, önemli finansman kaynakları, değişen iklimin olumsuz etkilerine uyum, değişen iklimin etkilerini (etkilenebilirlik etmenlerini duruma göre azaltarak, iyileştirerek ve/ya da güçlendirerek, vb.) azaltmak ve direngenliği güçlendirmek açısından yaşamsaldır.

blank

Daha iddialı iklim değişikliği savaşımı

Daha iddialı bir iklim değişikliği savaşımı süreci, başta gelişmiş ülkeler ve büyük gelişmekte olan taraf ülkeler için geçerli olmak koşuluyla, NDClerin daha iddialı (azimkar) kılınarak kuvvetlendirilmiş olmasının ve/ya da daha iddialı yeni NDClerin sunulmasının sağlanmasını içermek zorundadır. Küresel ısınma hedefleri açısından çok yetersiz NDClerini bile gerçekleştirmeyen Paris Antlaşması taraflarının, 2020 sonuna kadar sunmaları gereken güçlendirilmiş yeni ve/ya da ek ‘azimkar’ savaşım hedeflerini’ ya da ‘savaşım niyetlerini’ küresel salgın nedeniyle TK-26 ile birlikte 2021 sonuna, yani Glasgow konferansına ertelenmiş durumda.

Yine de iyimser yaklaşımla, Paris Antlaşması kapsamında bazı ilerlemelerin gerçekleştiğinden söz edilebilir. Örneğin, Paris Antlaşması yürürlüğe girdiğinden beri özellikle gelişmiş tarafların düşük karbon çözümlerine ve yeni karbon pazarlarına odaklanmış olduğu izlenmektedir. Ayrıca sıfır-karbon çözümleri, salımların yaklaşık % 25’inden sorumlu olan sosyoekonomik sektörlerin arasında rekabet edebilir olma yoluna girmiş görünmektedir. Bu eğilimin, başka bir deyişle gözlenen ilerlemenin, enerji ve ulaştırma sektörlerinde dikkat çekici olduğu ve erken davrananlar açısından birçok yeni iş olanağı yaratmış durumda olduğu şeklinde değerlendirilmektedir. Paris Antlaşması kapsamında 2030 yılına kadar öngörülen sıfır-karbon çözümlerinin küresel sera gazı salımlarının % 70’den fazlasının temsil eden sektörlerde yarışabilir bir düzeyde olması da öngörülmektedir.

Bir başka önemli ilerleme, Nisan 2021’de yeni ABD başkanının çağrısıyla gerçekleştirilen İklim Liderler Zirvesi 2021 etkinliği sırasında, başta ABD ve diğer bazı OECD üyesi ülke liderleri gelmek üzere, bazı ülkelerin çeşitli referans dönemlere (2000(ler), 2010(lar), vb.) göre insan kaynaklı ulusal sera gazı salımlarında ya da karbondioksit eş değeri sera gazlarında 2030 yılına kadar genel olarak % 40 ile % 60 arasında değişen oranlarda azaltım yapacakları konusunda yapmış oldukları açıklamaların ve diğer iklim değişikliği ilişkili ‘hedef’ ya da ’sözlerinin’ TK-26’nın resmi sonuçlarına ve kararlarına yansımasının başarılabilecek olmasıdır.

Eğer böyle olumlu bir olumlu gelişme olmazsa, yani Paris’in yürütülmesi ve finansmanı açından gereksinim duyulan bir ilerlemenin göstergeleri, küresel salgından çıkarılması beklenen derslere karşın TK-26’nın sonuç ve kararlarına yansımazsa, bana göre iklim değişikliğinin beklenen en olumsuz etkilerinin yaşanmaya başlaması ve iklim değişikliği savaşımının başarısı açısından geri dönülmez bir noktaya ulaşılmış oluşu tüm ülkelerce kabul edilmiş olacaktır. Bu bilimsel öngörümün temellerinde, yukarıdaki satırlarda kısa da olsa açık bir biçimde tartıştığım gibi, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 1.5 °C Küresel Isınma Özel Raporu ile Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 2010lu yıllardan beri yayımlamakta olduğu Sera Gazı Salım Açıkları raporlarındaki bilimsel değerlendirmeler ve kestirimler yatmaktadır.

Paris Antlaşması Kural(lar) Kitabı

Bu başlık, Paris Antlaşması Kurallar Kitabı’nda, NDCler için ortak zaman çerçevelerinin belirlenmesi, şeffaflık gereksinimlerinin güçlendirilmesi ve karbon ticareti ve/ya da karbon piyasaları konularında uzlaşılamayan/ yarım kalan konuların tamamlanmasını içermektedir.

blank

Ülkeler, hedefleri de dahil olmak üzere 2025 NDC’lerinin kapsayacağı ortak zaman çerçevesi üzerinde henüz anlaşmaya varmadı. TK-25 sırasında ülkeler, aynı NDC bitiş tarihini (aynı zamanda uygulama süresinin uzunluğunu da belirler) benimseyerek NDC hedeflerini belirlenen beş yıllık hedef döngüsüyle senkronize edip etmeme konusunda anlaşamadılar. Bazı taraflar bunun ivedi bir gündem olmadığını iddia ettiği için, böyle bir kararın ne zaman verileceği konusunda da anlaşamadılar. Ancak Taraflar bir yandan da 2020 ve 2021 yıllarında gerçekleşen İklim Diyalogları sırasında hangi faktörlerin gecikmiş kararı engelleyebileceğini ya da etkinleştirebileceğini daha iyi anlamak için görüş alışverişinde bulunmayı sürdürdü. Açık etkinlik sırasında, ülkeler bu görüşmeleri TK-26 ile sonuçlandırma isteklerini dile getirdiler.

Paris Antlaşması kapsamında eylem ve destekler konulu bir Güçlendirilmiş Şeffaflık Çerçevesi (ETF) oluşturulmuş durumdadır. 2024 yılında başlaması öngörülen ETF sürecinde, taraflar aldıkları önleme ve uyguladıkları eylemler ile iklim değişikliği savaşımı ve uyum önlemlerini ve sağladıkları ve/ya da aldıkları destekleri şeffaf bir biçimde bildirmek zorunda olacaktır. Ayrıca ETF sürecinde toplanan bilginin, Küresel Değerlendirmeyi (Küresel Envanter) desteklemesi, Küresel Envanter’in ise uzun erimli iklim hedeflerine yönelik ortak ilerlemelere ulaşma olanağına sahip olacağı düşünülmektedir. Bu sürecin sonunda taraf ülkelere bir sonraki yükümlülük döneminde belirleyecekleri Azimkar Düzenek kapsamında daha etkili ve iddialı planlar yapmaları konusunda öneriler sunulması sağlanacaktır. Paris Antlaşması’nın taraf ülkeleri iklim yükümlülüklerinden (asıl olarak NDCler) sorumlu tutmayı amaçlayan ETF’nin teknik ayrıntılarını sonuçlandırmak için TK-26 görüşmelerinde daha yapılması gereken çok iş var.

Glasgow’da hatta sonrasında da başta karbon piyasaları olmak üzere, 6’ıncı madde ile ilgili olağanüstü görüşmeler ana odak noktası olmayı sürdürecektir. Anımsanacağı gibi BMİDÇS, tarafların ortak bir görüşe nasıl ulaşabileceklerini ve uzlaşabileceklerini araştırmak için bir dizi gayri resmi kapalı diyaloga ev sahipliği yaptı. TK-25’te pek çok konuda uzlaşılmaması yüzünden, 2019 ve 2020’deki kalan kilit sorunlar hala çözülmemiş durumdadır. Bunlar, mükerrer sayımın nasıl önleneceği (karbon transferlerinde kullanılan salım azaltımlarının çift sayılmadığından emin olunması, vb.); küresel salımların genel olarak azaltılmasının nasıl sağlanacağı (böylece 6. Madde sadece bir denkleştirme aracı değil, daha çok salım azaltımlarına yol açabilecek bir yasal araç olacak!); karbon ticaretinden alınan bir verginin uyum çabalarını nasıl finanse edebileceği ve BMİDÇS Kyoto Protokolü kapsamında oluşturulan 2020 öncesi kredilerin Paris Antlaşması kapsamındaki sera gazı salım hedeflerine uygulanmasının sürüp sürmeyeceğinin nasıl netleştirileceği vb.

blank

Direngenlik oluşturma, uyum, kayıp ve hasarlar

Paris Antlaşması, iklim değişikliğine uyum kapasitesini kuvvetlendiren, direngenliği artıran ve antlaşmanın küresel sıcaklık hedefleri kapsamında iklim değişikliğinden etkilenebilirliği azaltan, uyum konusunda bir küresel düzenek ve hedef oluşturmuş durumdadır. En son Madrid’de yapılan TK-25’te taraflar, Uyum Komitesi‘nden iklim direngenliğini destekleme ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine uyum sağlama yeteneğini artırma küresel hedefine ulaşmada kaydedilen toplu ilerlemenin nasıl değerlendirileceğini belirlemesini talep etmişti. Paris Antlaşması iklim değişikliğinin aşırı hava ve iklim olayları ve afetleri ile yavaş gelişen iklim ve/ya da iklim ilişkili olayların (ör. kuraklık ve çölleşme) içeren olumsuz etkileriyle bağlantılı kayıp ve hasarlara önem vermenin, etkileri azaltmanın ve uyarıların önemini kabul etmektedir.

Paris Antlaşması ayrıca, sürdürülebilir kalkınmanın kayıp ve hasar riskinin azaltılmasındaki rolüne vurgu yapmaktadır. Paris Antlaşması’nın tarafları, TK-19’un ana çıktılarından biri olan “İklim Değişikliğinin Etkileri ile Bağlantılı Hasar ve Kayıplar için Uluslararası Varşova Düzeneği” aracılığıyla, hasar ve kayıp konusunu anlama ve destekleme kapasitelerini kuvvetlendirmek zorundadır. Uluslararası Varşova Hasar ve Kayıp Düzeneği, özellikle iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine hassas (etkilenebilirliği yüksek) gelişmekte olan ülkelerdeki aşırı olaylar ve yavaş gelişen olaylar gibi iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle bağlantılı hasar ve kayıplar açısından iş birliği ve kolaylaştırma vb. gibi çeşitli konu ve eylemleri düzenler.

İklim adaleti ve iklim değişikliği savaşımının adil paylaşımı

İyi bildiğimiz ve pek çok kez deneyimlediğimiz gibi, BMİDÇS Taraflar Konferanslarında (iklim zirvelerinde) ortaya çıkan sorunların çoğu, iklim adaletinin merkezinde yer alan hakkaniyet, tarihsel sorumluluk, harekete geçme yeteneği ve iklim değişikliği savaşımının ve direngenlik-uyumun finansmanı vb. konu ve sorunların çevresinde toplanıyor. BMİDÇS’ne taraf olan gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki uzun vadeli gerilimler bu sorulara odaklanıyor. İklim adaleti ve hakkaniyet konusu, Paris Antlaşması’nın küresel sıcaklık artışını 1.5 °C ile sınırlama hedefine ulaşmak için gerekli olan küresel işbirliğinin kilidini açabilecek anahtardır da aynı zamanda.

blank

Öte yandan, uluslararası sivil toplum kuruluşları da Paris Antlaşması kapsamında küresel iklim eylemini ‘Adil Paylar’ (‘Adil Hisseler’) merceğinden değerlendiren bir dizi rapor yayınlamak için bir Sivil Toplum İncelemesi grubu olarak bir araya geldi. ‘Adil Hisseler’ analizinin kökleri, kalan karbon bütçeleri bilimine ve BMİDÇS kapsamındaki hakkaniyet (denkserlik) ilkelerine dayanmaktadır. Birçok gelişmekte olan ya da az gelişmiş güney ülkesi kendi Adil Paylarına hatta daha fazlasına ilişkin harekete geçme ya da eylemde bulunma bildiriminde bulunurken, gelişmiş tarihsel kirleticilerin, iklim değişikliği savaşımı, özellikle salım azaltımları ve iklim finansmanı açısından, iklim eyleminin Adil Paylarına yakın bir yerde ilerlemediklerini görmekteyiz.

Özetlemek gerekirse, Madrid’de yapılan TK-25’ten kalan konular, özellikle iklim değişikliği savaşımı (asıl olarak sera gazı salımlarının azaltılması ve yutakların geliştirilip artırılması) ve Paris Antlaşması Kurallar Kitabı (karbon piyasaları vb.) ile uyum, teknoloji ve kapasite oluşturulması vb. konuların finansmanı TK-26’nın da ana gündemini oluşturabilecektir.

TK-26’da görüşülecek kilit konuların en önemlilerinden biri, karbon piyasaları için kurallardır. Daha önce hem Katowice‘de hem de Madrid’de kurallar üzerinde anlaşmaya varılması gerekiyordu, ancak o görüşmelerde bir küresel uzlaşmaya varılamadı ve bu da bu önemli konunun/sorunun Glasgow’a kaldığı anlamına geliyor. Karbon piyasaları, salım yapıcıların ya da kirleticilerin ticaret ya da dengeleme yoluyla bir fiyat karşılığında sera gazı salmaya devam etmesine izin verir. Öte yandan Kyoto’dan bu yana var olan karbon piyasası düzeneklerinin salımları azalttığına ilişkin açık ve sınanabilir bir kanıt yoktur. Kuramsal olarak yapabilseler bile, olasılıkla yaklaşık 10 yıl içinde küresel ortalama yüzey sıcaklıklarını 1.5°C’de sınırlandırmak (çok küçük bir olasılıkla altında tutmak!) için korunması gereken karbon bütçesi hızla bozuluyor.

Tüm bu nedenlerle, gerçek net sıfır karbonlu iklim çözümlerine tehlikeli bir dikkat dağıtıcı olarak sunulan sera gazı salım ticaretine (Kyoto’dan gelen) ve yeni karbon piyasalarına karşı çıkılması gerekiyor. Öte yandan yine biliyoruz ki, küresel sermayenin ve birçok gelişmiş sanayileşmiş ülkenin ‘arzusunu’ gerçekleştirmeye yönelik olarak, TK-26’da karbon piyasalarının kurallarına ilişkin görüşme ve tartışmalarda taraflar ve resmi ve gayri resmi çalışma grupları üstünde büyük bir baskı ve ‘ikna’ çabası olacaktır.

(*)https://yesilgazete.org/paris-2015den-glasgow-2021e-1/
https://yesilgazete.org/paris-2015den-glasgow-2021e-2/

Kategori: Hafta Sonu

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.