Ana Sayfa Blog Sayfa 5270

!f İstanbul’a Yeşil Bakış 4 – “Dere bize öğretiyor!”

Bir Avuç Cesur İnsan. Yönetmen: Rüya Köksal, Görüntü Yönetmeni: Aydın Kudu

Gelelim bizim kahraman kadınlarımıza!

Birkaç yıl önce Karadeniz sahil yolu üzerine yaptıkları ve çok etkili olan ‘Son Kumsal’ belgeselinin gösteriminden sonra Yeşil Ev’de yaptığımız söyleşide ipuçlarını vermişlerdi ve Rüya Arzu Köksal ve Aydın Kudu ikilisi bu kez hidroelektrik santrallar karşıtı mücadeleye çevirdiler kameralarını. ‘Bir Avuç Cesur İnsan’ belgeseli çıplak bir gerçek olarak ortaya koydu gerçeği: bu mücadelenin asıl özneleri de yörenin kadınları. İçinde ve hatta ön planda yer alan (başta avukat Yakup Okumuşoğlu olmak üzere) bir çok erkek bir yana, özellikle yereldeki kadınların kararlılığı ve ısrarı mücadelenin itici gücü. Film gösterimi sonrasındaki söyleşide Rüya Arzu Köksal bunu erkeklerin zamanında iş aramak için gurbete gittiklerinde kendi başlarında ayakta kalmış olmalarına bağladı.

Filmde artık o yöre insanları için gündelik gerçek haline gelmiş mücadelenin hukuki süreçler ve protestolar gibi çeşitli tezahürlerine tanıklık ediyor, bu mücadelenin unsurları olan yerel halka ve avukatlara yer verdiği gibi mikrofonları arada Ankara’ya götürerek HES yapan şirketlerin derneğinin temsilcilerine, Çevre ve Orman Bakanlığı ÇED Genel Müdürüne ve Devlet Su İşleri Genel Müdürüne de uzatıyor. Ve yine başka bir çıplak gerçek ortaya çıkıyor: bu kurum ve insanların tek derdi ‘ne pahasına olursa olsun santrallerin kurulması’, kendilerine verilen koruma görevleri vs. palavra, karşı çıkanlar ise ‘bir avuç çapulcu’.

Yerel halk için ise bu tek başına bir doğa koruma ya da çevre mücadelesi değil, oranın doğasıyla yaşamsal bir bağ kurmuş, yaşamlarını ve geçimlerini dere etrafında kurmuş olan insanların göğüs göğüse yürüttüğü bir ölüm-kalım mücadelesi, kendi yaşamlarının kontrolünü ellerine alma ve demokrasi mücadelesi. Bu kadar temel bir mücadele olduğu için giderek yiten ve kopma düzeyine gelen güvenle birlikte devletin Bakanlıkları, Meclisi, askeri/polisi ve mahkemeleriyle meşruiyeti neredeyse kalmamış, Çevre Bakanlığının hem itibarı hem de meşruiyeti hepten yok.

Bu yüzden aleyhlerine çıkabilecek olası bir kararla ilgili olarak da bizzat hakimin ve jandarmanın yüzüne ‘o zaman burada mahkemenin değil, halkın yasası geçerli olur’ diyecek kadar da korku eşiğini aşmış durumdalar, aynı bugünlerde despotlara karşı ayaklanan Ortadoğu halkları gibi. Yine o korkusuzların en başında gelen Memnune Nine yerel halkları ‘cahil, eğitimsiz, bilinçsiz’ diye aşağılayan bazı elitler demokrasisi özlemcilerinin suratına tokat gibi çarpacak şu cümleyi söyleyiveriyor: “Cahil olabilirim, eğitimsiz olabilirim, ama görüşüm var!”

Demokrasilerimizin başka bir açığına karşı da uyanıklar: “Bu şirketler sonunda sadece borsaya, hissedarlarına karşı sorumlu, onlar da getirdikleri kâra bakar, buradaki halkın durumuna ya da derenin yok olmasına değil!” Peki ya bunun önüne geçmesi gereken devlet görevlileri ve siyasetçiler? Onlar kime karşı sorumlu hissediyorlar kendilerini? Bir gece yarısı Yenilenebilir Enerji Kanununa sessiz sedasız ‘SİT alanlarına HES yapabilme’ maddesini ekleyerek geçirmek gibi güya kurnazca bir etrafından dolanma hareketinin kendi meşruiyetlerinin de altını oyduğunun farkındalar mı? Tam da bu nedenle film “Devam edecek…” diye bitiyor, daha doğrusu mecaz değil, hala bitmemiş durumda ve yakın zamanda beklenen bazı gelişmeler de eklenerek bitirilecek yönetmenine göre.

Ve ‘2012:Değişim Zamanı’

Bu sert mücadelenin öyküsünün ardından gelen film ise 180 derece bir dönüşle ‘yumuşak mücadeleleri’ derlemekteydi. “2012: Değişim Zamanı/Time for Change” filmi Maya takvimine dayanarak kıyamet zamanı olarak belirtilen 2012 yılı efsanesi etrafında bunun insan eliyle gelen bir kıyamet olmaması için uğraşan spiritüel ve bilimsel/teknik pozitif uğraşları bir araya getirerek eğlenceli bir çorba sunuyor. Bu derlemeyi önce kitap olarak hazırlayan gazeteci Daniel Pinchback, bilinç yükselmesi amaçlı (ve çeşitli bitkisel ürünler yardımlı!) psikodelik şaman deneyimleri edinmek amacıyla çıktığı yolculuğunda önce Maya takviminin 2012 efsanesinin aslını öğreniyor: Maya takvimi yükseliş ve çöküşlerin birbirini izlediği döngülerden kurulu, geçmiş aynı zamanda gelecek ve Mayaların kendi kurdukları uygarlığın sonucu olarak nüfuslarını besleyememeleri sonucu yaşanan çöküş sonrası yeni döngünün bitiş zamanı 2012’ye denk geliyor.

Bu iddiayı ‘herkes olumsuz düşünürse gerçekten olma olasılığı artar’ tezini doğrulayan bilimsel deneylerle de destekleyen Pinchback ile ütopyaların yitimi üzerine canlı belgeselin yapımcısı Green’in (bkz. !f İstanbul’a Yeşil Bakış 2) yolu kesişiyor ve Green’in bıraktığı yerden olumlu işaretlere doğru Pinchback devam ediyor. Yönetmen Amorim’in animasyon tecrübesiyle de desteklenince içinde Joel Kovel, Gilberto Gil ve Maude Barlow gibi ekososyalist ve aktivistlerden Yogilere, Sting ve David Lynch gibi ünlülerden Penny Livingston gibi permakültür tarım uzmanlarına, ekolojik tasarım ve binalardan parayı aradan çıkaran gönüllü bakım ve yardım hizmetlerine ciddi bir çorba ortaya çıkıyor; tabii ki hepsi de bir şekilde birbirine bağlı ve bağlantılı.

Filmin bunu yaparken güçlü olan yanı ise biraraya getirdiği spiritüel yaklaşımları ve ‘aydınlanma’ deneyimlerini mitleştirmemesi ve mutlak gerçek ve tek kurtuluş yolu olarak sunmaması, öte yandan eko-tasarım ve kent tarımı ve permakültür gibi uygulamaları da parça parça uzmanlık alanları olarak değil, her zaman böyle bir iddiaları olmasa da işin spiritüel arkaplanına dayalı ve birbirleriyle bağlantılı ortak bir çaba olarak ortaya koymaması.

İlk filmle birlikte düşündüğümde çarpıcı olan durum ise şu: bu sıralananlar ekoloji mücadelelerinin şehirli ayağı için çok anlamlı gelse de Karadeniz’in vadilerindeki insanların bizzat gündelik yaşamını üzerine kurduğu pratikler ve inançlar. Oradaki insan zaten yetiştirdiği ve yaylalarda otlattığı yerel ırk ineğin buralara Hollandalı ya da Amerikalı yüksek verimli inekten, keçilerinin İsviçre keçilerinden daha uygun olduğunun farkında, geleneksel evleri zaten kendiliğinden ekolojik, tarımları oraya uygun ve çoğunlukla kendiliğinden permakültür, bir yandan da ‘derenin’ nasıl yaşayacaklarını kendilerine öğrettiğini söyleyecek ve “Müslümanlıkları gereği, sesi olmayan kurdun kuşun sesi olmayı ve onları korumayı” görev edinecek kadar inançlı ve spiritüel.

Evet, ‘dere’ öğretecek illa ki bize de, ama derenin yanında safları alıp ‘dereyi bilmeden dereden sorumlu olanlar’ yüzünden acı bir şekilde öğrenmeyi beklememekte de fayda var.

Gelecek Program: “Lemmy”, “İç İşler”

Programdan Öneriler:

Filmler: “Too Much Pussy! Feminist Sluts, a Queer X Show/Feminist Kevaşeler Sahnede”, “Les Amours Imaginaires/Hayali Aşklar”, “Afghan Star”, “Rubber/Lastik”

Etkinlikler:

Drag King Atölyesi: Bir Erkeklik Deneyimi ve Okuma Atölyesi: Voltrans Trans Erkek İnsiyatifi,  25 Şubat 2011 15:00 – 19:00 ve 19:00 – 20:30, Tütün Deposu

Altyazı Tartışıyor: W.R.: Organizmanın Sırları, 26 Şubat 2011 19:00 – 21:00, The Hall Festival Merkezi-Ana Salon

Alper Akyüz

İHOP’tan yeni çeviriler

İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP), insan hakları hareketinin kullanımı için uluslararası insan hakları mekanizmalarının ürettiği belgeleri çevirmeye düzenli olarak devam ediyor. İHOP tarafından çevirisi yeni tamamlanan belgelere İHOP’un www.ihop.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Yeni çeviriler

Kişisel verilerin işlenmesi ve bu tür verilerin serbest dolaşımına dair bireylerin korunması hakkındaki 95/46/EC sayı ve 24 Ekim 1995 tarihli Avrupa Birliği Konseyi ve Avrupa Parlamentosu Direktifi

Avrupa Konseyi, “Çocuklar için ve çocuklarla birlikte bir Avrupa inşa etmek” programı

Kayıt dışı! Çocuklara Yönelik Fiziksel Ceza Uygulamasının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Yapılacak Yasal Reform Hakkında Avrupa Parlamentoları İçin Bir Rehber

BM Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi (UN-DESA), BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi (OHCHR) ve Parlamentolar Arası Birlik (IPU)

Dışlanmadan Eşitliğe: Engelli Bireylerin Haklarını Hayata Geçirmek “Engelli Kişilerin Haklarına Dair Uluslararası Sözleşme ve Seçmeli Protokol’üne ilişkin Parlamenterlere Yönelik El Kitabı”

Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi 21 No’lu Genel Yorum: Herkesin kültürel yaşama katılma hakkı (Sözleşmenin 15. Maddesinin 1(a) paragrafı)

İnsan Haklarının Korunması ve Geliştirilmesi – İnsan Hakları Savunucuları Genel Sekreter Özel Temsilcisi Hina Jilani’nin İnsan Hakları Savunucularına İlişkin Türkiye Ziyareti Raporu

CERD Genel Tavsiyeleri (1-33) ve Türkiye Taraf Devlet Raporu

Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komitesi’nin Türkiye’yle İlgili Sonuç Gözlemleri (Sözleşme’nin 19’uncu maddesi uyarınca Taraf Devletlerce sunulan raporların değerlendirilmesi)

Kadınlara Karşı Her Türden Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin (CEDAW) Yaşlı Kadınlar ve Haklarının Korunması Hususundaki 27 Numaralı Genel Tavsiye Kararı

Kadınlara Karşı Her Türden Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin (CEDAW) 2. Maddesi Uyarınca Taraf Devletlerin En Temel Yükümlülüklerine İlişkin 28 Numaralı Genel Tavsiye Kararı (Kırk yedinci oturum, 4–22 Ekim 2010)

Minnesota İnsan Hakları Kaynak Merkezi: İnsan Hakları. EVET! Engelli Haklarına Dair Eylem ve Savunuculuk

(Yeşil Gazete)

Metin Can’ı ve Hasan Kaya’yı unutmayalım

Türkiye toplumu Libya ve Mısır’da yaşanan olaylar üzerinden Kuzey Afrika ülkelerindeki devlet şiddetine ve apaçık cinayetlere şaşıradursun, Türkiye Cumhuriyeti de organize devlet şiddeti, sivillere yönelik katliamlar ve faili meçhuller açısından sicili son derece kabarık ve karanlık bir ülke olma durumunu koruyor.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Elazığ Şube Başkanı Avukat Metin Can ve yönetim kurulu üyesi Doktor Hasan Kaya 21 Şubat 1993 tarihinde kaçırıldılar. Beş gün sonra Dersim’in merkez sınırları içerisinde bulunan Dinar köprüsü altında işkenceyle öldürüldüler.

Metin Can ve Hasan Kaya

İnsan hakları savunucuları, arkadaşlarını yitirişlerinin 18. yılında yapacakları oturma eylemine ve basın açıklamasına davet ediyorlar.

Açıklama ve oturma eylemi sırasında İHD Onur Kurulu üyesi Eren Keskin olayın canlı tanığı olarak kaybediliş günlerini anlatacak.

Eylem ve anma, 26 Şubat Cumartesi günü saat 13’te, İzmir Konak Eski Sümerbank önünde gerçekleştirilecek.

(Yeşil Gazete)

BDP bağımsız adayları destekleyecek

BDP, Haziran ayında yapılması öngörülen seçimlerde bağımsız adayları destekleyeceğini açıkladı.

BDP Eş Genel Başkanı Gülten Kışanak, Haziran ayında öngörülen milletvekili genel seçimlerinde parti olarak bağımsız adayları desteklemeye yönelik karar aldıklarını söyledi.

BDP Genel Merkezi’ndeki PM toplantısı ardından açıklama yapan Kışanak, seçimlerin eşitsiz koşullarda yapılacağının farkında olduklarını belirterek, “Ama biz herşeyi göze alarak demokrasi mücadelesinin bedel gerektirdiğinin farkında olarak bu çalışmaları yürüteceğiz” dedi.

(anf)

Öğrencilere hakaret eden Aköz’e üniversitede protesto

İzmir’de Dokuz Eylül Üniversitesi Sanayi İşbirliği Topluluğu tarafından düzenlenen panele konuşmacı olarak katılan Sabah Gazetesi yazarı Emre Aköz üniversitede gerginlik yarattı.

Ücretsiz eğitim isteyen öğrencilere “bedavacı ve asalak” diyen Aköz, bir grup üniversiteli öğrencinin yumurtalı protestosuna hedef oldu.

“Sosyalleşen Medya ve Demokrasi” konulu panel güvenlik endişesiyle son anda Alsancak’daki Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü konferans salonuna alındı. Ancak buraya da gelen üniversite öğrencileri bina girişinde Aköz’e “Üniversiteden defol” diye bağırıp yumurta attı. Şemsiyeli korumaların da yardımıyla yumurtalar Aköz’e isabet etmedi. Bu arada Aköz’ün katıldığı panelin yapıldığı binanın kapılarında eylemci öğrencilerin girmemesi önlem alındı.

Yaklaşık 100 öğrenci “Üniversiteler bizimdir” diye slogan atarak bina içine girip salon kapısını zorladı. Kapıyı açmaya çalışan protestocu öğrenciler ile Üniversitenin özel güvenliği arasında tartışma yaşandı. Tartışma kavgaya dönüşmesiyle çevik kuvvet polisleri de özel güvenlikçilere katıldı.Panel, kapıda çevik kuvvetin barikatı ile yapılabildi.

Öğrenciler de rektörlük binasının önünde bir açıklamada bulundu. Açıklamada, öğrenciler Aköz’ün kendilerini konuşmalarında “bedavacı ve asalak” olmakla suçladığını öne sürerek, “AKP kendi giremediği Üniversiteye temsilcilerini gönderiyor” dedi.

Konuşmasını tamamlayan Aköz’ün daha sonra binanın arka kapısından terkettiğini öğrenen protestocular dağıldı.

(Dha-Ntv-Yeşil Gazete)

Savaşsız bir dünya için buluşma bu Cumartesi

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu tarafından düzenlenen Savaşsız Bir Dünya için Uluslararsı Buluşma bu Cumartesi günü İstanbul’da Taxim Hill otelinde yapılıyor.

Saat 11:00-17:00 arasında yapılacak olan toplantı Küresel BAK’ın her yıl yaptığı barış buluşmaları dizisinin bu seneki halkası. Toplantıda Kürt sorunu ve NATO füze kalkanı hakkında oturumlar yapılacak. Ayrıca Ortadoğu’daki gelişmeler de bölgeden yeni gelen bir gazeteci olan Judith Orr tarafından değerlendirilecek.

Konuşmacıları arasında Ufuk Uras, Maya Arakon, Şenol Karakaş, Ariel Denis, Reiner Braun, Nilüfer Uğur Dalay, Arif Ali Çangı ve Ümit Şahin’in de olduğu toplantıda Türkçe, Kürtçe ve İngilizce simultane çeviri olacak.

Toplantının programı şöyle:

SAVAŞSIZ BİR DÜNYA İÇİN ULUSLARARASI BULUŞMA
MIDPOINT FOR A WORLD WITHOUT WAR
HEVDÎTINA JI BO CÎHANEKE BÊ ŞER

26 Şubat 2011 Cumartesi, 11.00-17.00, Taksim Hill Otel, İstanbul

11.00 – 11.30 Açılış konuşması
Ufuk Uras  (BDP İstanbul Milletvekili)
Moderatör: Bülent Aydın (Küresel BAK)

11.30 – 13.00 Önce Barış
– Şenol Karakaş (Küresel BAK)
– Maya Arakon (Öğretim Üyesi)
– Ronayi Önen (Öğretim Görevlisi)
– Hanım Tosun (Kayıp Yakını)
– Sezai Temelli (Bir Göz de Sen Ol İnisiyatifi)
– Ümit Şahin (Küresel BAK)

14.00 – 15.00 Ortadoğu’da Diktatörlükler, İşgal ve Toplumsal Barış Mücadelesi – Mısır Deneyimi
– Judith Orr (Tahrir Meydanı Tanığı, İngiltere, Stop The War Coalition / Savaşı Durdurun Koalisyonu)
Moderatör: Yıldız Önen (Küresel BAK)

15.30 – 17.00 NATO’ya, Silahlanmaya ve Füze Kalkanına Hayır
– Ariel Denis (Fransa – La Paix – Barış Hareketi Eşbaşkanı)
– Reiner Braun (Almanya, Uluslararası NATO Karşıtı Çalışma Ağı Başkanı)
– Nilüfer Uğur Dalay (Küresel BAK)
– Arif Ali Cangı (Küresel BAK)
Moderatör: Kerem Kabadayı (Küresel BAK)

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu (BAK) 2003 yılı Haziran ayında, tüm dünyada Tarık Ali, Howard Zinn gibi aydınlar tarafından imzaya açılan bir metnin Türkiye’de de imzaya sunulmasıyla kuruldu ve Türkiye’nin en önemli savaş karşıtı kampanya birliklerinden biri olarak çalışmalarını sürdürüyor.

(Yeşil Gazete)

Türkiye halkı HES’leri istemiyor

Hükümet bir avuç çevrecinin yaygarası gibi göstermeye çalışsa da Türkiye’de halkın büyük çoğunluğunun HES (Hidro Elektrik santral)’lere karşı olduğu ortaya çıktı. AKP hükümeti Doğu Karadeniz başta olmak üzere tüm yurtta neredeyse her derede bir HES projesini kapsayacak şekilde ihaleler düzenlemiş, bazı vadilerde ise her dere vadisi boyunca birden çok HES projelendirerek bölgedeki insanları ve tüm canlı yaşamı sudan mahrum bırakmaya kalkmıştı.
İhaleler sonucu şirketler tarafından 1700 civarında santralin inşaatine başlanmıştı.

Radikal gazetesinden Jale Özgentürk’ün haberine göre her dört kişiden üçü HES’lere şiddetle karşı çıkmaktadır.Özgentürk’ün Ipsos KMG Sosyal Araştırmalar Enstitütüsü tarafından yapılan bir araştırmaya dayandırdığı haberde 13 il ve ilçede 1500 kişi ile yapılan araştırma sonucuna göre katılımcıların % 70.7’si HES’leri istemiyor.

HES’lere karşı önce inşaatlerden etkilenecek bölge halkının tepkisi olarak başlayan HES karşıtı hareketler giderek tüm ülkede yaygınlık kazanmıştı.Yürütülen kampanyalar sonucu bir yandan HES projelerini yürüten şirketler üzerinde kamuoyu baskısı oluşturulurken, diğer yandan da zorlu bir hukuk mücadelesi sürdürülmektedir.

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Yeşiller Partisi yetkilileri, “Hükümetin halkın isteklerini daha fazla görmezden gelemeyeceğini ve bir avuç şirketin çıkarı uğruna doğanın tahribatına göz yumulmaması gerektiğini” belirttiler. Yeşiller Partisi yetkililerinin beyanatına göre doğa ve bölgesel yaşam üzerine büyük tehdit oluşturan tüm HES’lerden elde edilecek enerji

rüzgar ve güneş gibi alternatif yenilenebilir kaynaklardan çok daha ucuza elde etmek mümkün.

-Yeşil Gazete-

Yunanistan’da genel grev çatışmaları

Düzenlenen yedinci grevde, Yunanistan sokakları çatışmalara sahne oluyor.

Polisin kimyasal gazlı müdahalesine göstericiler de taş ve molotof kokteyli ile yanıt veriyor.

Çatışmalar, 30 bini aşkın işçinin kemer sıkma politikalarını protesto etmek için meclise yaptığı yürüyüş sırasında başladı.

Grev nedeniyle ulaşım ve eğitim hizmetlerinde aksamalar yaşandı.

Hükümet, dış kredinin devamının gelebilmesi için kamu harcamalarında kesintiye gitmenin şart olduğunu söylüyor.

Atina’da parlamento greve rağmen IMF ve AB’nin talep ettiği yeni bir ekonomik reform paketini daha onayladı.

Yeni yasa uyarınca kamu sektöründe çalışanların maaşları belirli bir sınırı aşmayacak ve maaş kesintileri çalışanların yıllık gelirinden yüzde 10 ya da üzerinde bir kayba yol açıyor.

Özel sektörde iş verenler bundan böyle toplu sözleşmeyle belirlenen maaşlara uymak zorunda kalmayacak. İşçilere ödeyecekleri ücreti kendileri belirleyebilecekler.

Başbakan Papandreu, zar zor ayakta duran Yunan şirketlerini batmaktan kurtarmak için çalışma yasalarındaki değişikliğin şart olduğunu savunuyor.

IMF ve AB yardımlarının yeni kredi dilimi, Yunan parlamentosunun ekonomik reform paketini onaylaması koşuluna bağlanmıştı.

Paketi parlamentodan geçirmeyi başaran Sosyalist Başbakan Papandreu, sendikaların protestolarına direniyor.

-BBC-Yeşil Gazete-

Yeni kitap: Vatansızların Durumu ve Türk Hukuku

0

Prof. Dr. Tevfik Odman’ın “Vatansızların Hukuki Durumu ve Türk Hukuku” isimli kitabı Çağ Üniversitesi tarafından yayımlandı. Kitap, İstanbul ve Ankara ofislerinin kütüphanelerinde de mevcut. Ayrıca www.cag.edu.tr adresinden de iletişime geçebilirsiniz.

Kitapla ilgili ayrıntılı bilgilere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

http://library.dogus.edu.tr/yenikitap.php?kayitnu=5791776

(Yeşil Gazete)

Onur Haftası hazırlıkları başladı

Bu yıl 19.su yapılacak “2011 Onur Haftası” için gönüllü çalışma grubu toplantıları her Pazartesi saat 19.00′da Lambdaistanbul Kültür Merkezi’nde. İlgilenen herkes çalışma ve etkinliklere katılabiliyor.

Onur Haftası nedir?

Her yıl Haziran ayının sonlarında kutlanan Onur Haftası, ABD’de meydana gelmiş Stonewall Ayaklanması’nın yıl dönümünde dünyanın pek çok ülkesinde gerçekleştiriliyor. 1969 yılında Stonewall Inn adlı barda baskıya, şiddete dayanamayan eşcinsel, biseksüel ve transgender insanlar ayaklanarak, kendileri üzerinde süreğen bir baskı kuran polisi bara hapsetmiş ve 4 gün boyunca sokaklarda çatışmış, eylemler yapmıştı. Küresel LGBTT ve insan hakları mücadelesinin dönüm noktalarından biri olan bu gün dünyanın her yerinde Onur Haftası kapsamında kutlanıyor. Burada kastedilen onur, kişinin kendi oluşunun onurudur; insan onurudur. İnsanın kendi varoluşundan utanmayışının yansımasıdır.

Türkiye’de Onur Haftası 1993’te ilk defa “Cinsel Özgürlük Haftası” adı altında kutlanmak istenmiş, ancak valiliğin izin vermemesi ve yurtdışı konukları sınırdışı etmesi sonucu o yıl gerçekleşememişti. Bu olayların sonucunda Lambdaistanbul ve Kaos GL nin temelleri atılmıştı.

Bir hafta boyunca çeşitli etkinliklerin, panellerin,gösterimlerin,tiyatroların,konserlerin ve partilerin gerçekleştiği bu haftaya Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından her tür cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinden insanlar, gruplar katılıyor. Birçok insan haklarına ve onuruna duyarlı araştırmacı, yazar, politikacı, sanatçı da haftaya destek veriyor.

Onur Yürüyüşü

2005 yılından beri düzenli bir şekilde yapılmaya başlanan yürüyüşe her sene daha çok kişi katılıyor. Yürüyüş, Onur Haftası’nın Pazar’a denk gelen son günü gerçekleşiyor. Genelde Taksim Meydanı’ndan, Galatasaray’a doğru yürünüyor. Yürüyüşün gerçekleşebilmesi için her sene İstanbul Emniyet Müdürlüğü ile yoğun tartışmaların yaşandığı biliniyor. 2010 yılındaki yürüyüşe yaklaşık 5 bin kişi katılmıştı ve İstanbul’un en renkli, eğlenceli, heyecanlı toplumsal etkinliklerinden birisi olmuştu.

Yaşamboyu Hormonlu Domates Ödüllü Aliye Kavaf

Hormonlu Domates Ödülleri

2005 yılından bu yana verilmekte olan bu ödüllerin isim babası; “hormonlu tavuk yemeyin, eşcinsel olursunuz” diyen Erman Toroğlu. İlk ödülü de o almıştı. Amaç; medya, siyasetçi, kurum, kuruluş ya da bireylerin yaptığı homofobik,transfobik ve ayrımcı tutumlara dikkat çekmek; biraz da dalga geçmek tabii ki. 2010 yılının “ana” ödülü, Yaşam Boyu Hormonlu Domates, Bakan Aliye Kavaf’a verilmişti. 2010 yılında ödül alan diğer kişilerin listesi  http://www.lambdaistanbul.org/s/etkinlik/hormonlu-domatesi-kazananlar-belli-oldu/ adresinde yer alıyor. Ödüllleri bu sene kimlerin alacağı şimdiden merak ile bekleniyor.

(Yeşil Gazete, Kaos GL)