Ana Sayfa Blog Sayfa 5203

Seçime açık müdahale – Okay Gönensin

Yüksek Seçim Kurulu’nun BDP’nin desteklediği dört bağımsız adayın adaylığını reddetmesi seçime açık, tartışmasız bir müdahaledir.

Bu dört adayın yerine başka bağımsız adaylar konulması imkânı olmadığı için BDP’nin desteğindeki “blok” dört eksik milletvekili çıkaracaktır. Bu da Meclis’e girmesi ihtimali olan vekil sayısının kendiliğinden 30’un altına inmesi demektir.

Yüksek yargı BDP’nin Meclis’te kuvvetli bir grupla temsil edilmesini engellemesinin siyasi sonuçlarının kendisini ilgilendirmediğini, kendilerinin “kanunlara” bakarak karar verdiklerini söyleyecek, birçok kanun maddesi arka arkaya sıralanacak, belki geçmişten de örnekler verilecektir.
Bu kararın pratik sonucu, herkesin tahmin edebileceği gibi, BDP kaybettiği sandalyelerin AKP’ye gitmesidir.

***

Türkiye’de “hukuksuzluğu” Ergenekon davaları dolayısıyla fark edenler de öğrenmelidir ki, bu ülkede çok uzun yıllar boyunca Kürt kelimesi bile DGM’de yargılanma ve mahkûm olma nedeniydi. Kürtçe konuşmak, bölücülük suçuydu ve Kürtçe konuşan hapis cezası alırdı. “Kürt” kelimesinin geçtiği gazeteler, bu kelimeyi kullanan gazeteciler kendilerini DGM’nin karşısında bulurdu.

Bu tür uygulamalar çok azalmış olmasına rağmen, bunlara imkân veren kanunlarda gerekli değişiklikler yapılmış değildir; demokrasiden dem vuran hükümetlerin hiçbiri, şu anda görevde olan ve yenisi kurulacak olan AKP hükümeti de bunu yapmamıştır.

Bugün bütün televizyon kanallarında herkesin söylediği cümlelerin çok daha masumları yüzünden insanlar ömürlerini hapiste geçirdiler.

***

Eskinin hukuk anlayışında kalmış olan, toplumun gelişmesini göremeyen ve esas görevinin özgürlükleri değil devleti korumak olduğuna inanmış yargı düzeninin son icraatı olarak, 2011 seçimine doğrudan müdahalesinin özel bir anlamı vardır. BDP’nin temsilinin yargı müdahalesiyle düşük tutulması, barış yolunda, demokratik çözüm karşısında durmaya çalışanlar için yeni bir “haksızlık” kanıtı olarak görülecek, kullanılacaktır.

Yüksek Seçim Kurulu’nun seçime iki ay kala, BDP’den alıp AKP’ye verdiği dört milletvekilliği, “alt tarafı dört sandalye” değildir. AKP de “havadan dört sandalye geldi” diye sevinmek değil, “demokratik açılım”a bir çelme daha geldiği için tepki göstermek durumundadır.

Okay Gönensin / Vatan – 19 Nisan 2011

Haftanın tortusu

* Tayyip Erdoğan seçim mitinglerine Avrupa Parlamentosu’nda başladı. * Başkaldırıyoruz! diyenlere 10 yıl ceza isteği! * Koca İstanbul’da Ahmet Şık’a araç bulunamadı! * Öğrenciler geleceğine sahip çıkıyor, gardiyanlar onları okula kilitliyor. * Tayyip Erdoğan, paramiliter güçleri mi ima etti? * Kürtlere ve solculara seçim (Y)a(S)a(K)!

* Tayyip Erdoğan seçim mitinglerine Avrupa Parlamentosu’nda başladı. Yapılan espri, iğneleme karışımı vurgulamadan başlayarak, tüm söyledikleriyle Tayyip Erdoğan, Türkiyelilere yönelik bir konuşma yaptı, bir nevi seçim startını verdi. Milliyetçi bir “ayar” yaptı Türkiye politikasına. Eğer zaten Türkiye politikasına yapılmış bir konuşma değilse, durum daha da vahim demektir. Baraj konusunda, demokrasi karşıtlığını savunan, insan hakları diyeni iğneleyen bir Başbakan… Liberaller, halen daha şunu savunuyorlar: “Türkiye halkı, AKP’ye AB’ye girme hedefi var diye, değişimi destekledi diye oy veriyor.” Peki, neden şunu söylemiyorlar: AKP, her oy yükseltme hareketine, dışa dönük bir harekatla başlıyor?

* Başkaldırıyoruz! diyenlere 10 yıl ceza isteği! Medya, sansasyon seviyor, sansasyon istiyor. Bir yandan da verilmek istenen gözdağına ortak oluyor tabii ki. Bir gazete manşetinde koca koca yazıyor: Öğrencilere 10 yıl ceza! Bunu okusanız ne hissedersiniz? Ne anlarsınız? Öğrenciler 10 yıl hapiste kalacak değil mi? Öğrenci bir yakınınız varsa da, onları uyarırsınız! “Olaylardan uzak dur!” dersiniz. Hem sansasyon, hem gözdağına yardım!

Medyayı bir yana atalım. Onların işi bu (her anlamda!). Peki bunun nedeni ne? Ne yaptı bu öğrenciler bu kadar yılla yargılanacak? Okullarında toplandılar, bir partinin genel merkezine yürümek istediler! Tüm uygar ülkelerde bunlar olur! Hangi ülkede öğrenciler o tip bir uygulamayla karşılaşırlar, sonra da yargılanırlar? Hiçbirinde! E o zaman bu denklemde başka bir kelime yanlış!

* Koca İstanbul’da Ahmet Şık’a araç bulunamadı! Ahmet Şık mahkemeye çıkacaktı. Araç bulunamadığı için mahkemeye gelemedi. Devlet, kendi “evinde” olan birini, kendi oluşturduğu mahkemeye çıkartamadı. Simgesel bir andı. İlk defa çıkacaktı Ahmet Şık cezaevinden. Öyle bir durum ki, belki de insanların mahkemeye çıkmayı “umutla” beklediği günler geçiriyoruz. Ahmet Şık da o insanlardan biriydi. Şimdi bizi inandırsınlar, bunun kasıtlı olmadığına ve tabii ki “sehven” olduğuna. Dokunan yanar diyorlar ya; desteklerle o ateş zayıfladı, hala yakmaya çalışıyorlar.

* Öğrenciler geleceğine sahip çıkıyor, gardiyanlar onları okula kilitliyor. YGS protestoları devam ediyor, şifre skandalının faillerinden sürekli yeni itiraflar geliyor, sürekli skandala yeni parçalar ekleniyor. Kitapçık sınavdan sonra oluşturuldu dendi, sınavdan önce oluşturulduğu ortaya çıktı. Zaten başta yok denen şifre, mektupla kabul edildi. Olan, hemen tatmin olan ve kendilerini hukuk yerine koyanlara oldu.

Öğrenciler ise bu durumda tabii ki boş durmuyorlar. O sınava girmiş ya da bir yakını hazırlanmış herkes bilir ki, ömrünüzün ortasından geçer ve öncesiyle sonrasını birbirinden ayırır. O ayrımı iyi geçmek gerekir. Fakat, birilerinin o ayrımda hile yaptığını öğreniyorsunuz, bunun açık açık yapıldığını öğreniyorsunuz, hakkınızı arıyorsunuz. Karşınıza da gardiyanlar çıkıyor. Siz hakkınızı aramayın diye, sizi okula kilitliyorlar. Numaralarınızı alıp, hakkınızda işlem yapmakla tehdit ediyorlar. Belli ki onlar da çoktan tatmin olmuşlar! (İlgili bir yazı:“Özgür ve demokratik” bir YGS ve liseliler)

* Tayyip Erdoğan, paramiliter güçleri mi ima etti? YGS rezaletini protesto ile, Türkiye uzun süredir görmediği bir genç politizasyonunu yaşarken, birilerinin bundan, olanlardan rahatsız olmaması tabii ki beklenemezdi. Sonuçta, kafasını kaldırmasın diyerek, boşta kalırsa sağa sola sarar diyerek okullara tıkılan insanlar, sokaklara çıktılar, devletin/hükümetin onlara yaşattığı haksızlığı haykırdılar. Rahatsız olunması çok doğaldı dediğim gibi. Hemen açıklamalar arka arkaya geldi. Tüm liseliler kışkırtılıyordu, sokağa belli “ideolojik” grupların etkisiyle çıkartılıyordu! Hükümetin ideolojisiz olduğu gibi bir kabulümüz olacak tabii ki. Ortaya çıktı ki, liseliler ve aileleri kışkırtılmıyor, hak arıyordu. Tam da bu noktada ağızlardaki bakla çıkıverdi. Bakın ne dendi: “Taksim’de bin kişiyi, iki bin kişiyi yürütmek, iki bin genci yürütmek problem  değil. Onlar YGS sınavının karşısında tavır ortaya koyduklarını açıklarken, biz  de kalkarız onların karşısına 5 bin, 10 bin tane genci koyarız.” Görülüyor ki, şifre olayı düşündüğümden de çok insana yarar sağlamış. Yoksa kim hakkını arayanların karşısına çıkar ki?

Bunları yazarken aklıma Libya geldi. Kaddafi ordusunu isyancıların üzerine sürdü. Yetmedi. Paralı askerler tuttu Afrika’dan. Onlarla savaştı. Liseliler başta olmak üzere, her hak arayanın üstüne giden polis kuvveti zaten malum. Acaba yetmiyor diye mi ortaya çıkıyor bu 5 bin 10 bin tane genç? Paramiliter bir kuvvete olan özlem mi bu?

* Kürtlere ve solculara seçim (Y)a(S)a(K)! Seçim gitgide yaklaşırken, YSK, seçim gündemine bomba gibi düşen bir dizi karar aldı. 12 tane bağımsızın adaylıklarını düşürdü, üstüne de Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin seçime girmesini engelledi. Bağımsızların yarattığı yankı o kadar büyük ki, başlıbaşına bir skandal olan ÖDP’nin durumu geri planda kaldı.

Şimdi, büyük ihtimalle seçilecek 6 kişinin vekilliğini iptal etmek neyin nesi? Hukuk mu? Bu nasıl hukuk ki dört yıl önce ayrı, şimdi ayrı işliyor? Vekiller var, sicilleri dört yılda değişmemiş, zaten meclisteler ve bu yüzden de bir karar falan çıkmamış haklarında. Onların seçilme haklarını elinden alıyorsunuz? Olabilir mi böyle bir şey? Mantığa sığar mı? Ertuğrul Kürkçü mesela. Yahu bu adam ne zaman hapse girdi? Bu adamla karşı kamplarda olanlar “kahraman” oldular, bakan oldular. Kürkçü ise aday olamıyor.

Şimdi BDP tartışıyor, seçime girelim mi? Girmeyelim mi? Diye. Çok haklı bir tartışma. Kimse göz göre göre, yerine yeni bir kişiyi aday göstermeyeceğini bile bile böyle bir hata yapmaz! Yapamaz. Bu kadar dikkate karşın, birileri size “olmaz!” diyorsa, sizin de “oynamıyorum!” deme hakkınız tabii ki vardır. Olmalıdır. Nasıl olacak bilmiyorum ama siyaset bu hukuksal garipliği aşmalıdır. Ve bunu aşma görevi asla Kürtlerin görevi değil. Partileri meclise girmesin diye baraj kondu! Bağımsız aday oldular girdiler. Bağımsız olmasınlar diye bağımsız harçları 17 kat arttı. Bir şekilde bulup girdiler. Şimdi de iş işten geçtikten sonra siz aday olamıyorsunuz deniyor.

Bir de, bu seçimin sonucunda yeni Anayasa yapılacağı söyleniyor! BDP, seçime girmezse ve boykot ederse, ne seçimin meşruluğu, ne de Anayasa’nın meşruluğu tartışmasız kalır. Hükümetin, bu ben bilirim, ben yaparım, hukuku ben kontrol edersem tamam, etmezsem olmaz tavrı yüzünden bir Anayasa tartışma dönemi daha boşta kalır.

Yeşil Gazete ve diğer yazılar için: http://www.urbarli.net

Taksim’de YSK’ya gece protestosu

BDP’nin desteklediği 7 bağımsız aday dahil 12 bağımsız adayın adaylıklarının iptal edilmesi üzerine bu gece Taksim’de protesto gösterisi düzenlendi.

YSK’nın kararının ardından Twitter’daki tepkiler mitinge dönüştü. Gece 21:30’da Taksim’de toplanan yüzlerce kişi daha sonra İstiklal Caddesi’nde yürüyüşe geçti.

Aralarında çok sayıda Yeşiller Partisi üyesinin olduğu protestocular “YSK kararını al başına çal” sloganlarıyla Galatasaray’a kadar yürüdüler. Yürüyüşün ardından Salı günü 12:00’de Taksim’de eylem çağrısı yapıldı.

(Yeşil Gazete)

Yeşiller: “YSK kararı demokrasiye karşı darbedir”

Yeşiller Partisi YSK’nın BDP’nin desteklediği bazı adayları veto etmesini protesto ettti ve bugün 12:00’de Taksim’de yapılacak olan sivil itaatsizlik eylemine katılma çağrısı yaptı.

Yeşiller Partisi Merkez Yürütme Kurulu imzasıyla yapılan açıklama şöyle:

 

YSK’NIN KARARI DEMOKRASİYE KARŞI AÇIK BİR DARBEDİR

BUGÜN 12:00’DE TAKSİM MEYDANINDA YSK DARBESİNİ PROTESTO EDİYORUZ!

Yüksek Seçim Kurulu’nun BDP’nin desteklediği bağımsız adayları veto etmesi hiçbir hukuki gerekçesi olmayan açık bir darbe girişimidir. Bu kararı skandal olarak değerlendiriyor ve kınıyoruz.

Yüzde 10 seçim barajı ve seçim yasasındaki diğer engeller zaten Kürtlerin ve diğer muhalif düşüncelerin parlamentoda temsilini engellemekteydi. Bağımsız adaylıklar bu engelleri aşmak için kullanılan bir yöntemdi ve Kürt siyasi hareketinin mecliste temsilini kısmen mümkün kılan bir yan çözüm olarak 2007 seçimlerinde de kullanılmıştı. Kürtlerin TBMM’de temsili barışı sağlamanın ve doğu ve batı arasındaki kopuşu engellemenin yegane yoludur.

YSK’nın bu kararı ise Kürtleri parlamento dışında bırakmayı, Kürt sorununa siyaset içinde çözüm bulunmasını engellemeyi ve Kürt sorununun şiddetsiz çözümünü zorlaştırmayı amaçlamaktadır.

Yeşiller Partisi olarak Kürt sorunun barışçı ve demokratik çözümü için Kürtlerin TBMM’de hak ettiği ölçüde temsilini savunuyoruz ve bu nedenle Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu’nun adaylarını destekliyoruz.

YSK’nın bu hukuk dışı kararı geri alınmalı, geri alınmadığı takdirde gerekirse seçim ertelenmeli  ve barajsız, adil bir seçim sistemiyle demokrasinin önündeki bütün engeller derhal kaldırılmalıdır. Bu demokrasi için bir samimiyet sınavıdır. Bütün partileri derhal harekete geçmeye davet ediyoruz.

Bu hukuksuz darbeyi protesto etmek için herkesi bugün (19 Nisan Salı) 12:00’de demokrasi güçleri tarafından Taksim meydanında yapılacak olan sivil itaatsizlik eylemine katılmaya çağırıyoruz.

YEŞİLLER PARTİSİ

MERKEZ YÜRÜTME KURULU

ÖDP de seçime giremiyor

Yüksek Seçim Kurulu, Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin de seçime girmesini engelledi.

12 bağımsız adayın adaylığını iptal eden YSK’nın salvoları bununla sınırlı kalmadı. Yüksek Seçim Kurulu, Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin de seçime girmesini engelledi.

Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, “Seçime girme hakkımız düşürüldü. YSK bizi evrakları düzenleme konusunda yanlış yönlendirdi” dedi.

ÖDP, konuyla ilgili yarın bir basın açıklaması düzenleyecek.

(Yeşil Gazete)

Ertuğrul Kürkçü’nün de adaylığı silindi

Yüksek Seçim Kurulu, aralarında Hatip Dicle, Leyla Zana, Sebahat Tuncel ve Gültan Kışanak’ın da bulunduğu 12 bağımsız milletvekili adayının adaylıklarını, milletvekili seçilme yeterliliğini etkileyecek eski mahkumiyetleri bulunduğu gerekçesiyle iptal etti.

YSK’nın yasak getirdiği adaylar arasında Ertuğrul Kürkçü, Harun Özelen, Abdullah Kızılay, İsa Gürbüz, Çiçek Otlu, Salih Yıldız, Şerafettin Elçi ve Nezir Sincan da var.

(Yeşil Gazete)

Siyasete YSK darbesi! Bağımsızlar çekilebilir

Yüksek Seçim Kurulu, eski mahkumiyetleri gerekçe göstererek Hatip Dicle, Leyla Zana, Sebahat Tuncel ve Gültan Kışanak’ın da aralarında bulunduğu 12 bağımsızın milletvekili adaylıklarını iptal etti.

Bu kararın halen vekil olan kişilerin, vekil oldukları sicillerine dayanarak verilmesi ise kararın kafalarda büyük soru işaretleri oluşturan kısmı.

Bağımsız milletvekili adaylarının adli sicil kayıtlarını inceleyen YSK, 12 bağımsız milletvekilinin sabıka kayıtları bulunduğunu tespit etti.

Kurul, milletvekili seçilme yeterliliğini etkileyecek eski mahkumiyetlerinin bulunduğu gerekçesiyle aralarında Hatip Dicle, Leyla Zana, Gültan Kışanak ve Sebahat Tuncel’in de bulunduğu bu kişilerin milletvekili adaylıklarının iptaline karar verdi.

Hatip Dicle ve Leyla Zana ile İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in milletvekili adaylığını engelleyecek eski mahkumiyetleri nedeniyle sabıka kayıtları bulunduğunu tespit eden Kurul, Sebahat Tuncel’in ”geçen seçimde milletvekili seçildiği tarihten hemen sonra adli sicilinin kayda girdiğini, bu nedenle bir önceki seçim döneminde yapılan incelemede sabıkasız olarak görüldüğünü” tespit etti.

Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak’ın ise adli sicil kaydında kızlık soyadıyla arandığında milletvekili seçilmesini engelleyecek sabıka kaydı çıkması nedeniyle milletvekili adaylığının iptal edildiği öğrenildi.

NTV’ye canlı bağlanan Ahmet Türk ise bu şartlarda seçime gitmeme ihtimalinin güçlendiğini, bunu tartışacaklarını belirtti.

(Yeşil Gazete)

Seçim 2011: YSK’dan bağımsızlara veto!

Yüksek Seçim Kurulu, eskş mahkumiyetleri gerekçe göstererek aralarında Hatip Dicle, Leyla Zana, Sebahat Tuncel ve Gültan Kışanak’ın da bulunduğu 12 bağımsız milletvekili adayının adaylıklarını iptal etti.

Yüksek Seçim Kurulu, BDP’nin desteklediği Hatip Dicle, Leyla Zana, Sebahat Tuncel ve Gültan Kışanak’ın da aralarında bulunduğu 12 bağımsız milletvekili adayının adaylıklarını iptal etti.

Sebahat Tuncel İstanbul, Gültan Kışanak Siirt, Hatip Dicle ile Leyla Zana da Diyarbakır’dan adaydı.

Milletvekili aday listeleriyle ilgili ön çalışma yapan ve geçici aday listelerini belirleyen Yüksek Seçim Kurulu, 12 bağımsız ismin adaylıklaırnı iptal etti.

Bu kişiler arasında dikkat çeken isimler, seçimlerde bağımsız adayları destekleme kararı alan BDP’nin adayları: Sebahat Tuncel – İstanbul, Gültan Kışanak – Siirt, Hatip Dicle ve Leyla Zana – Diyarbakır.

(Ntv)

Seçim 2011: HSP beyannamesini açıkladı

“Zorunlu askerlik 3 aya indirilecek, vatandaşların kanun teklifi vermesini sağlayacaklar, Kuran kurslarındaki yaş sınırını kaldıracaklar”

HSP Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, iktidara gelmeleri halinde, ”zorunlu askerliği 3 aya indirecekleri, vatandaşların kanun teklifi vermesini sağlayacakları, Kuran kurslarındaki yaş sınırını kaldıracakları, ‘din dersi’ni seçmeli, din kültürü dersini ise müfredatı değiştirilerek zorunlu ders yapacakları, Türkiye’ye nükleer santral kurmayacakları” vaatlerinde bulundu.

(Yeşil Gazete)

Engelliler geleceğe pedal çeviriyor

0

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nce Turkcell’in katkılarıyla yürütülen ”Geleceğe Koşanlar” projesi kapsamında, bisiklet ile tanışan görme engellilerin hedefi, ”Görme Engelliler Bisiklet Sporu” dalında Türkiye’yi uluslararası karşılaşmalarda temsil etmek ve ay-yıldızlı bayrağı dalgalandırmak.

Turkcell ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nce iki yıldır gençler, Hakkari ve Tunceli’de kayak, Konya’da halter, Edirne ve Kastamonu’da yüzme, Ankara ve Tokat’ta ise görme engelli bisiklet branşlarında spora yönlendiriliyor.

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü (GSGM) Spor Uzmanı ve Geleceğe Koşan Projesi Komite Üyesi Gülay Özen, proje hakkında yaptığı açıklamada, ”Geleceğe Koşanlar” projesiyle engelli, engelsiz bir çok gencin sporla tanışma imkanı bulduğunu bildirdi. Tokat’ta proje kapsamında çalışmalara alınan görme engelli gençlerden oluşan bisiklet takımıyla Antalya’ya geldiklerini ifade eden Özen, dünya oyunlarında bisiklet branşının yer almadığını ancak bu sporu katılımcı kulüplere tanıtmak amacıyla Görme Engelliler Dünya oyunlarına katıldıklarını söyledi.

Görme engellilerin, bisiklet sporu branşıyla, bulundukları alanlardan kolaylıkla uzaklaşabildiğine dikkati çeken Özen, ”Bisiklet, görme engelli için mekan özgürlüğünün en önemli aracı haline geldi” dedi.

Tokat Mehmet Akif Ersoy Görme Engelliler İlköğretim Okulu Beden Eğitimi Öğretmeni Volkan Vural ise, proje sayesinde Türkiye’nin yıllardır olimpiyatlarda sporcusu olmayan ”Görme Engelliler Bisiklet Sporu” dalında, gelecekte madalyalara aday sporcular yetiştirmeye başladığını kaydetti. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün projenin sürdürülmesi ve malzeme ihtiyacının sağlanması konusunda büyük katkı sağladığını dile getiren Vural, yetiştirdikleri sporcuların verilen emekleri boşa çıkarmayacağına inandığını ifade etti.

Görme engellinin, pilot bisikletçi ile çok rahat bisiklet kullanabilme yeteneği kazanacağını anlatan Vural, görme engellinin, pilot komutlarına ve ayak uyumuna dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Vural, görme engeli B1 ve B6 dereceleri aralığında olanların bu sporu yapabileceğini sözlerine ekledi.

(Eurosport)