Turizm haftası etkinlikleri kapsamında İzmir’de bir dizi programa katılacak olan AKP İzmir Milletvekili Adayı Ertuğrul Günay, İzmir fuar alanı, 1 nolu holde bulunan kitap fuarını ziyaret etti. Birçok standı gezen, firma sahipleri ve yazarlarla görüş alışverişinde bulunan Bakan Günay, fuar alanından ayrılacağı esnada bir grup öğrenci tarafından protesto edildi.YGS sınavında yaşanan şifre olayına gönderme yapan öğrenciler, hükümeti eleştiren sloganlar attılar. “İzmir uyuma öğrencine sahip çık, kopyacı şifreci AKP, gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganlarıyla tepkilerini dile getirdiler. Polisin müdahale ettiği grup üyeleri kısa süreli panik yaşanmasına neden olurken, Bakan Günay yaşanan protestoyla ilgili olarak, “Üzgünüm arkadaşlar, ben Milli eğitim Bakanı değilim” demekle yetindi.Seçim 2011: Günay İzmir’e sıkıntılı başladı
Turizm haftası etkinlikleri kapsamında İzmir’de bir dizi programa katılacak olan AKP İzmir Milletvekili Adayı Ertuğrul Günay, İzmir fuar alanı, 1 nolu holde bulunan kitap fuarını ziyaret etti. Birçok standı gezen, firma sahipleri ve yazarlarla görüş alışverişinde bulunan Bakan Günay, fuar alanından ayrılacağı esnada bir grup öğrenci tarafından protesto edildi.YGS sınavında yaşanan şifre olayına gönderme yapan öğrenciler, hükümeti eleştiren sloganlar attılar. “İzmir uyuma öğrencine sahip çık, kopyacı şifreci AKP, gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganlarıyla tepkilerini dile getirdiler. Polisin müdahale ettiği grup üyeleri kısa süreli panik yaşanmasına neden olurken, Bakan Günay yaşanan protestoyla ilgili olarak, “Üzgünüm arkadaşlar, ben Milli eğitim Bakanı değilim” demekle yetindi.Akdağ tehdit etti, TTB yanıt verdi
Sağlık Bakanı Akdağ, sağlıkta yarın başlayacak iş bırakma eyleminde ‘Tek bir hasta mağdur olursa TTB’yi savcılığa şikâyet edeceğim’ dedi.
2002’den bu yana AKP’nin Sağlık Bakanı olarak görev yapan Recep Akdağ, sağlık çalışanlarının yarın başlayacak iş bırakma eylemi öncesi, sağlıkta dönüşüm hamlesi ve Danıştay’da Tam Gün Yasası’yla ilgili son duruma dair Radikal’in sorularını yanıtladı. Hükümet olarak sağlıkta ‘muayenehanecilik devrine’ dönüşe izin vermeyeceklerini vurgulayan Akdağ, gerektiğinde tebdil-i kıyafet, bere, şapka ve atkı takıp sahada gözlem yaptığını söyledi.
Akdağ, “TTB’nin 19-20 Nisan’da yaptığı çağrı üzerine hekimler ve sağlık çalışanlarının Türkiye genelinde gideceği iş bırakma eyleminde, bir tek vatandaş bile mağdur olursa, ben TTB’yi savcılığa şikâyet edeceğim. Sağlık hakkı vazgeçilmez bir haktır. Eylemde, acil hastalara bakılacak diyorlar ama şunu unutmamak lazım, sağlık işi beklemez. Ben yine de aklı selimin galip geleceğini ve hekimlik yemini etmiş kişilerin, hastalarını asla mağdur etmeyeceklerini düşünüyorum.” şeklinde söylerini tamamladı.
Türk Tabipler Birliği de bir karşı açıklama yaptı. “İş bırakma eylemi meslek ahlakına uygundur!” denilen açıklamada, “4-5 Nisan 2008 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen Türk Tabipleri Birliği Etik Bildirgeler Çalıştayı, hekim sorumlulukları bağlamında iş bırakma eyleminin meslek ahlakına uygun olduğunu bildirmiştir.” denilerek, iş bırakmanın iş ahlakına uygun olduğunu vurguladı.
(Radikal, Yeşil Gazete)
‘Emek’ten çıkın Demirören’i yıkın’
Dün bir kez daha sinemaseverler Emek Sineması’nın kapatılmasını protesto etti. Emek Sineması’nın kapatılmasını protesto etmek için düzenlenen eylemde Demirören AVM de protesto edildi.
Atilla Dorsay, Vecdi Sayar, Meltem Cumbul, Tülin Özen, Şebnem Dönmez, Feridun Düzağaç, Seren Yüce, Sevil Demirci, Seyfi Teoman, Pelin Esmer, Ayça Damgacı, Orhan Aydın gibi isimlerin de katıldığı eylem her zamanki gibi Taksim Tramvay Durağı’nda başlayarak Emek Sineması’na kadar sürdü.
‘Emek bizim İstanbul bizim’, ‘Emek’ten çıkın Demirören’i yıkın’, ‘Beyoğlu avanta kokuyor’, ‘Sermaye elini Emek’imden çek’ sloganları eşliğinde yürüyüş yapan kalabalık protestolarını Demirören AVM’ye girerek sürdürdü.
Eylemciler Demirören AVM’ye girerken güvenlikler ne yapacağını bilemedi, Alışveriş Merkezi’ndeki dükkanlar ise kepenklerini kapattı. Grup, alışveriş merkezinin merdiven boşluklarına pankart astı. Kalabalık Demirören AVM’nin içinde protestolarını sürdürürken alışveriş yapmak için içeride bulunanlar da eyleme destek vererek AVM’yi boşalttı.
(Ntv, Yeşil Gazete, Hürriyet)
120 bin kişi Grup Yorum ile buluştu
Grup Yorum’un halk konseri on binlerce kişinin katıldığı bir mitinge dönüştü. Coşkulu sloganlar atan kalabalık 1 Mayıs çağrısı yaptı.
Grup Yorum, Bakırköy’de 100 bini aşkın kişinin katıldığı bir halk konserine imza attı. Grup sahneye Tuncel Kurtiz’in çağrısıyla çıktı, halk korosuyla beraber Kızıldere Marşı söylenirken, barkovizyonda Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Sinan Cemgil, Yusuf Aslan fotoğrafları gösterildi. Saatler öncesinden konsere gelenler Bakırköy ve çevresinde izdiham yaratırken, gelenlerin güvenliğini kızıl bereli Grup Yorum gönüllüleri sağladı.
İlk olarak Kubat, grubun şarkılarından ‘Mehmet Sait’le sahneye çıktı. Sonra coşkulu havayı Sırrı Süreyya Önder devraldı. Önder sahneden Kızıldere’de öldürülenlerin unutulmadığını söyledi, “Ölüme sayılan günler, özgürlüğe sayılsın diye, düştü yola Mahir bastı tetiğe” şiiri sloganlarla kesildi.
Leman Sam ve Harun Tekin, Yorum şarkılarıyla konsere katılırken, 25. yıl konserindeki konuşmayla büyük alkış toplayan Tuncel Kurtiz de yine sloganlarla karşılandı. Kurtiz, “Emperyalizme hayır diyor musunuz” sorusunu sorarak, Grup Yorum’u sahneye davet etti.
Sahneden “Bugün burada 120 bin kişiyiz” açıklaması yapan grup üyeleri, Amerika Defol şarkısını izleyicilerle birlikte söyleyerek, “1 Mayıs’ta öldürülen Mehmet Akif Dalcı’yı unutmadık” sözleriyle 1 Mayıs’a katılım çağrısında bulundu. Konser Cemo’nun söylenmesinin ardından sona erdi.
(Radikal, Yeşil Gazete)
Seçim 2011: BDP: Seçilen tutuklular Meclis’e gelmezse yemin yok
Eski BDP Genel Başkanı ve Hakkâri bağımsız milletvekili adayı Selahattin Demirtaş, aday gösterdikleri tutuklu arkadaşlarının milletvekili seçilip de serbest bırakılmaması halinde, kendilerinin de milletvekilliklerini tartışmaya açacaklarını söyledi.
Kişilerin hangi hallerde aday olamayacağının yasada belli olduğunu hatırlatan Demirtaş şunları söyledi: “Yasada, tutuklu olanların milletvekili olamayacağına dair bir belirleme yok. Dolayısıyla seçildikten sonra bu insanların derhal serbest bırakılması gerekir. Fakat bizim tutuklu olan 6 arkadaşımız seçilmelerine rağmen serbest kalamazlarsa, milletvekilli sıfatını kazanmaları engellenirse, elbette biz bu durumu tartışırız. Böyle bir siyasi tutumla karşılaşırsak, biz de ‘milletvekili olalım mı olmayalım mı’, ‘yemin edelim mi etmeyelim mi’ diye arkadaşlarımız serbest kalıncaya kadar tartışırız.”
(Yeşil Gazete)
Seçim 2011: Bir parti daha çekildi
Eşitlik ve Demokrasi Partisi, Alternatif Parti, Halkın Yükselişi Partisi, Türkiye Partisi, Genç Parti, Bağımsız Türkiye Partisi’nin ardından bir parti daha 12 Haziran seçimlerinden çekildi.
Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR), milletvekili genel seçimine katılmayacak.
Alınan kararla 12 Haziran tarihinde seçime katılacak parti sayısı 17’ye düştü.
(Yeşil Gazete)
Los Angeles Lakers’a soğuk duş!
NBA playoff ilk maçlarının en büyük sürprizini New Orleans Hornets gerçekleştirdi. New Orleans, Staples Center’da Kobe ve arkadaşlarını 109-100 yenmeyi başararak gecenin sürpriz skoruna imzasını attı. Maçın en skoreri 34 sayıyla Kobe Bryant olurken maçın yıldızı ise Hornets’tan 33 sayıyla Chris Paul’du.
NBA’de play off heyecanı devam ederken ilk maçların en büyük sürprizi yaşandı. Şampiyonluğun en büyük favorilerinden biri olarak değerlendirilen Los Angeles Lakers, Staples Center’da New Orleans Hornets’a 109-100 yenildi. Los Angeles’in mağlubiyeti playoffların ilk sürprizi olarak kayıtlara düştü.
Bu sürpriz skorda sahanın en skoreri bir Los Angeles Lakerslı oldu. Kobe Bryant 34 sayıyla maçın en skoreri unvanını kazanırken 4 ribaund aldı, 5 de asist yaptı. Büyük şok yaşayan Los Angeles Lakers’ta Ron Artest 11 ribaund, 16 sayıyla double double yaparken Bynum da 13 sayıyla oynadı. Gasol ise 8 sayı kaydetti.
Gecenin en çok konuşulan takımı New Orleans Hornets’ta ise Chris Paul 33 sayıyla takımın en etkili ismi olarak ön plana çıktı. Chris Paul 14 de asist yaparak isminin sonuna bir de double double’ı ekledi. Hornets’ta Landry 17, Belinelli 10 sayıyla oynadı.
New Orleans, Los Angeles Lakers’ı deplasmanda yenerek seride 1-0 öne geçti ve saha avantajını da lehine çevirdi.
MEMPHİS DE SPURS’U YENDİ
Batı Konferansı’ndaki bir diğer maçta, normal sezonu 8. sırada tamamlayarak son play-off biletini alan Memphis Grizzlies, sezonu konferans liderliğiyle tamamlayan San Antonio Spurs’u deplasmanda 101-98 yenmeyi başardı ve seride 1-0 öne geçti.
Grizzlies’de Zach Randolph 25 sayı, 14 ribauntla ”double-double” yaparken Marc Gasol 24, Mike Conley 14 sayı kaydetti.
Spurs’da ise en skorer isim 20 sayı atan Tony Parker oldu. Tim Duncan’ın 16 sayı, 13 ribauntla ”double-double” yaptığı Spurs’de Grant Hill 15, Richard Jefferson 13 sayı kaydetti.
Gecenin diğer maçlarında Batı Konferansında Oklahoma City Thunder sahasında Denver Nuggets’ı 107-103 yenerek seride 1-0 öne geçti.Doğu Konferansındaki tek maçta ise Boston Celtics, sahasında New York Knicks’i 87-85 yenerek seride 1-0 üstünlük elde etti.
Play-off’larda 4 galibiyete ulaşan takımlar konferans yarı finaline kalacak.
Gecenin diğer maçlarında şu skorlar alındı:
Boston Celtics: 87 New York Knicks: 85
Oklahoma City: 107 Denver Nuggets: 103
San Antonio: 98 Memphis: 101
“Biz de kalkarız karşılarına 10 bin tane genci koyarız”
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Arena Spor Salonu’nda düzenlenen AKP Milletvekili Adayları Tanıtım Toplantısına katıldı. Erdoğan, YGS’deki şifre iddilarıyla ilgili de konuştu. Hakkını arayan öğrencilerin karşısına kendilerinin de gençleri çıkartabileceğini söyledi.
“Bakın şu anda, CHP’si, MHP’si, BDP’si, YGS üzerinden, çok yoğun bir şekilde gençlerimizi istismar etmenin gayreti içindeler. 1,7 milyon gencin hayallerini, geleceklerini, umutlarını, siyasi malzemeye dönüştürerek, buradan kendilerine bir rant sağlamanın çirkin gayreti içindeler. Söz konusu olan, 1,7 milyon gencin hayalleridir. Söz konusu olan, 1,7 milyon gencin geleceğidir, umududur. Gece gündüz ders çalışan, uykusundan, oyunundan, eğlencesinden fedakarlık yapan gençlerin hissiyatını siyasi malzeme haline getirmek, çok açık söylüyorum, ahlaksızlıktır, fırsatçılıktır. Eğer, sınavda bir yanlış varsa, bir kayırma varsa, yasa dışı, kirli ilişkiler varsa, buna karşı çıkacak, bunun karşısında güçlü tepki koyacak ilk kişilerden biri ben olurum, arkadaşlarım olur.
Devletin ilgili kurumları, son derece büyük bir hassasiyet içinde meseleyi inceliyor, yargısına varıncaya kadar, araştırıyorlar ve takip ediyorlar. Ama, soruyorum, bir tek kişinin kayırıldığına dair somut deliliniz var mı? Şifre iddialarından çıkar sağladığını ispat edebileceğiniz tek bir genç var mı? Yok. Ama ortada, duyguları istismar edilecek, sokağa dökülecek, zihinlerine, yüreklerine şüphe düşürülecek bir genç grup var.
Bu ülkenin başbakanı olarak, YGS ile ilgili iddiaların tamamının takipçisiyim. Gençlerimiz rahat olsunlar, müsterih olsunlar, gönül rahatlığı içinde ikinci sınava hazırlansınlar. Gençlerimiz, kendilerini istismar edenleri, iddiaları fırsatçılığa çevirenleri de lütfen çok iyi görsünler, tanısınlar. Taksim’de bin kişiyi, iki bin kişiyi yürütmek, iki bin genci yürütmek problem değil. Onlar YGS sınavının karşısında tavır ortaya koyduklarını açıklarken, biz de kalkarız onların karşısına 5 bin, 10 bin tane genci koyarız. Ama biz bu ülkede gerilimden yana değiliz. Bırakın kurumlar işini yapsın. Bırakın kurumlar görevini yapsın. Hiç kimsenin asla ve asla hakkı yenemez. Buna müsaade etmeyiz. Gençlerimiz bunu böyle bilsin.”
(Hürriyet, Yeşil Gazete)
PKK – Nuray Mert
Seçim sürecinde, siyasi tartışmanın düzeyi en başından belden aşağı vurma hizasına taşındı. Bu konuda serbest vuruşun en kolay yapıldığı alan Kürt meselesi, en kolay hedef Kürt siyasetçiler!
‘Kürt açılımı’ öncüsü iktidar partisinin değişmez belediye başkanı Melih Gökçek, zamanında yerel seçimlerdeki rakibi Murat Karayalçın’ı, ‘PKK yandaşı’ olmakla suçlamıştı. Gökçek, bu konuda yalnız değil, iktidar partisi CHP’yi, zamanında DEP’lileri Meclis’e taşımakla ‘suçlamak’tan geri durmadı. Kürt açılımı yaptığını iddia edenler, DEP’lileri Meclis’ten yaka paça götürüp hapse tıkanlar yerine, onları ‘Meclis’e taşıyanları’ sorgulamakta tereddüt göstermediler. Belli ki, kalınan yerden devam edilecek. Son olarak, Gökçek, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu için, twitter’a, ‘PKK’nın avukatı’ yazmış. BDP bağımsız adayları için, suç duyurusu yapar eda ile, ‘PKK adayları’ tabiri kullanmak da, belli ki prim yapan bir iş haline gelmiş.
Tereddüt göstermiyorlar
Diğer taraftan, ülkenin ‘demokrat aydın’ları bile BDP’yi habire, ‘PKK bağlantısı’ ile sıkıştırmak konusunda hiç tereddüt göstermiyorlar. ‘Barış süreci’ bu kafayla ilerleyebilir mi sanıyorsunuz? ‘Kürt siyasal hareketinin’ bir temsilcisi olan BDP’nin, Kürt silahlı siyasal mücadele hareketi ile aynı tabana sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu koşullar altında, BDP’yi sıkıştırmanın anlamı, ‘meşru sayılmak istiyorsan toplumsal tabanını demokratik zeminde temsil etme iddiasından vazgeç’ demektir. Bu, taleplerini, görüşlerini beğenelim, beğenmeyelim, ciddi bir toplumsal kesimin sesini demokratik siyaset dışına itme çabasıdır. Zaten Kürt siyasal hareketi bu anlayış yüzünden silahlı mücadeleye bel bağlamadı mı?
Artık daha açık konuşmanın zamanı geldi. Bir yandan Kürt siyasal hareketi ile müzakere edip, diğer yandan, ‘PKK terör örgütü söylemi’ni ‘siyasal şantaj’ olarak devreye sokmak, Türkiye kamuoyunu da yanıltmak, çatışmacı bir ortamı canlı tutmaktan başka bir işe yaramıyor. PKK üzerine de, açık ve dürüst konuşmanın zamanı geldi veya gelmeli. Halihazırda, dövmenin serbest, övmenin suç olduğu PKK hareketi üzerine, ikisini de yapmadan konuşmak bile mümkün değil. Oysa, bu tabuyu yıkmadan, Kürt meselesini değil çözmek, hakkıyla tartışmak imkânsız.
Dürüstçe konuşalım
O zaman gelin, bu konuyu dürüst bir biçimde konuşmaya başlayalım. Hiçbir demokrasi, silahlı siyasal hareketleri, şiddete dayalı yöntemleri meşru görmez, göremez. Ancak şunu unutmayalım, ‘demokratik rejimleri’, ‘şiddet’e karşı ‘koruyan’ yasaklar, kolluk güçleri, her tür baskı değil, ‘özgürlük alanı’nın geniş olması özelliğidir. Demokrasilerin temel mantığı, toplumun her kesiminin, her talep ve düşüncesini özgürce ifade edebilmesi ve örgütlenebilmesine imkân sağlayarak, şiddete yönelimin önünü kesmektir. Ancak bu koşulu gerçekleştiren rejimlere demokrasi denilir. Aksi, demokrasi olduğunu iddia eden ama bunun koşullarını sağlamayan sistemlerin, meşruiyetini yitirmesi sonucunu verir. Yani, birileri sizin demokrasi dediğiniz sistem içinde sesini çıkaramıyor, sürekli susturulmaya, sindirilmeye çalışılıyorsa, sistem onların gözünde meşruiyetini yitirir, onlar için her yol mübah görülür. Kürt meselesinde olan budur.
Dahası, bu süreç yaşandıktan sonra, filmi geri sarmak mümkün değildir. Silahlı mücadele ile sesini duyurmuş bir hareket, silahı en büyük güvence olarak görür. Bu büyük bir sorundur, ancak PKK gerçeği budur. Barışı kurmak adına, silahlı siyasal bir hareketi silahsızlandırma süreci, öncelikle bu gerçeği dikkate almak durumundadır.
Dikkate alınması gereken diğer bir gerçek, silahsızlandırma sürecinin bir kesimin onurunu rencide edecek tedbirlerle olamayacağıdır. ‘Pişmanlık yasası ve mantığı’ bu nedenle sonuç vermedi, veremezdi. Şimdilerde, aynı mantık, silahlı mücadele verenleri ‘gizli işsizler ordusu’ olarak görmek, müzakereleri ‘affedilenlerin’ nereye yerleşeceğini tanzim etmek şeklinde tezahür ediyor. Bölgede birçok insan sadece işsiz ve evsiz kaldığı için dağa çıkmıyor, ‘ezilen halkı, çiğnenen gururu adına onurlu bir mücadele verdiğini’ düşündüğü için, canını feda etmeyi göze alıyor. Barışı yeniden kurma sürecini, bir yandan babacan bir eda ile ‘affetme’, diğer yandan ‘işsizlere meslek kazandırma, yer yurt bulma’ mantığı çerçevesinde yürütmenin anlamı ve karşılığı yok.
Terörle mücadele mantığı
Bu gerçeği görmezden gelmenin sonucu olarak PKK’nın toplumsal tabanı azalmıyor, artıyor. Köy boşaltarak olmadı, siyasal temsili ‘terörle mücadele mantığı’ ile köşeye sıkıştırarak hiç olmaz. Ayrıca, bölgede, silahlı mücadeleyi çare olarak görmeyen, bu nedenle bu harekete karşı çıkanların olması başka, bunları harekete karşı ‘koz’ olarak kullanmaya yeltenmek başka bir şeydir. Altan Tan ve Şerafettin Elçi, belli ki, bu yöntemden, bu gayretten rahatsız olarak BDP çatısında aday olmaya karar verdiler.
Son olarak, BDP Kürtlerin hepsini temsil etmiyor diye, milyonlarca insanı temsil ettiği gerçeğini görmezden gelemeyiz. BDP’yi temsil eden toplumsal taban, büyük ölçüde silahlı mücadeleyi ‘özgürlük hareketi’ olarak görüyor. Milyonlarca insanı terörü desteklemekten hapse tıkmak mümkün ve adil olmayacağına göre, doğrusu, çareyi ‘PKK’yı terör örgütü diye tasnif edip, ‘terörle mücadele’ mantığı ile tasfiye etme anlayışını gözden geçirmektir. Bunu yapabilmek için öncelikle, PKK konusunda, ‘terörü övme’ töhmeti altında kalmaksızın açık ve dürüst biçimde konuşmaya başlamaktır. Bu gerçeği görmek ve tartışmanın önünü açmak bile barış ve çözüm yolunda önemli bir adım olur.
Milliyet
Bu hafta “Nükleere karşı ses çıkar!”
Bu hafta 25. yılını dolduran Çernobil faciasını anacağız, ne yazık ki bu anma halihazırda çevresine ölüm saçmakta olan Fukuşima nükleer santralindeki kazanın ve bu gelişmelere rağmen nükleer santralden vazgeçmediğini açıklayan AKP hükümetinin gölgesinde yapılacak. Ancak nükleer karşıtları yılmıyor, tam tersine Yeşiller Partisi, Greenpeace, Küresel Eylem Grubu (KEG) ve 120’yi aşkın kuruluş, meslek odası ve sendikanın bir araya geldiği Nükleer Karşıtı Platform (NKP) gibi parti, sivil toplum örgütü ve oluşumlar bu hafta başlayacak eylemlerle hem bu kazalarda yaşamlarını yitirenleri anacak hem de yeni Çernobil ve Fukuşima facialarının yaşanmaması için siyasi iktidara çağrı yapacak. Hafta boyu sürecek etkinliklerin en geniş katılımla gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor. Sevgili Yeşil Gazete okuru eğer sen de “Nükleere hayır!” diyorsan aşağıdaki etkinliklerden en az birine katılarak “Nüklere karşı ses çıkar!”
17-24 Nisan tarihleri arasında nükleere karşı imza kampanyası
Açılışı geçtiğimiz Cumartesi günü Taksim Tramvay durağında yapılan imza kampanyası 10 meydanda devam edecek. (NKP)
17 Nisan Pazar saat 12:00
Mersin’den Akkuyu’ya Nükleere karşı insan zinciri (Mersin NKP)
Bilgi için: http://www.facebook.com/event.php?eid=202392589779820
19 Nisan Salı saat 19:00
“Sürekli Aydınlık İçin One Minute Karanlık” eyleminin duyuru ve tanıtım toplantısı (Sürekli Aydınlık Grubu)
TMMOB Makina Mühendisleri Odası – İstanbul Şube
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No: 9/2 34433 Kat 1
Beyoğlu İstanbul
22 Nisan Cuma saat 19:00
Beyoğlu Yeşil Ev’de miting öncesi toplantı ve ritm atölyesi (Yeşiller Partisi)
23 Nisan Cumartesi saat 14:00
Ankara Kuğulu Park’ta nükleer karşıtı eylemce (Yeşiller Partisi-Greenpeace -KEG-Dsip)
Bilgi için: http://www.facebook.com/event.php?eid=176632252385808
24 Nisan Pazar saat
Büyük İstanbul Mitingi (NKP)
11:00 Karaköy’deki Kadıköy İskelesi, 11:40 Kadıköy’deki Karaköy İskelesi, 12:00 Nautulus’ün önü
Bilgi için: http://www.facebook.com/event.php?eid=206047219413157
26 Nisan Salı saat: 18:30
Nükleer karşıtı yürüyüş (Yeşiller-Greenpeace-KEG)
Galatasaray Lisesi önü
Bilgi için: http://www.facebook.com/event.php?eid=183028375066967
26 Nisan Salı saat: 18.30
Yürüyüş ve Basın Açıklaması ( Yesiller Partisi, Greenpeace, KEG, Dsip)
Toplanma SSK İş Hanı Önü. Basın Açıklaması: Yüksel Caddesi
http://www.facebook.com/event.php?eid=117977108282337
25 Nisan saat 9:00 26 Nisan saat 10:00
Çernobil’in 25. yılında tam 25 saat uyumuyoruz! Her neredeyseniz organize olarak
[email protected] adresine bildirmeniz yeterli.
Bilgi için: http://www.facebook.com/event.php?eid=215844188431710
http://uyumuyoruz.blogspot.com/
Yeşil Gazete
