Ana Sayfa Blog Sayfa 5157

“Hopa” baskını: 15 tutuklama

Ankara’daki olaylı Hopa protestosuna katıldıkları tespit edilen kişilere yönelik operasyonda gözaltına alınan 17 kişiden 15’i çıkarıldıkları nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı.

Artvin’in Hopa ilçesinin AKP mitingi öncesi ve sonrasında yaşanan olayları protesto için Ankara’da düzenlenen gösteri nedeniyle gözaltına alınanlardan 15’i tutuklandı.

Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince adliyeye getirilen 18 kişi soruşturmayı yürüten özel yetkili Cumhuriyet savcısına ifade verdi.

Halkevleri üyesi 2 kişi de haklarındaki yakalama emri nedeniyle avukatları eşliğinde adliyeye geldi.

Savcılık tarafından ifadesi alınan 20 kişiden 17’si, “terör örgütü üyesi olmak, örgüt adına faaliyet göstermek, kamu malına zarar vermek, polise mukavemet, toplantı ve gösteri yürüyüşü yasasına muhalefet” gibi çeşitli suçlardan tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sorgulanan 17 kişiden 15’i tutuklandı.

Festival habercisi 2011 – Pakawala başlıyoor…

2011 yazına baharı yaşayamadan girdik. Radyasyon ve küresel ısınma uyarılarını hatırlatan enteresan hava durumları bir tarafa, kış aylarından itibaren müzik festivalleri, sevenleri tarafından alkol düzenlemesi ile birlikte anıldı. Yetişkin olmasına rağmen akılca çocuklaştırılan 18-24 yaşlarındaki katılımcıları ve bu yolla organizatörleri de kara kara düşündüren yasalar, Danıştay’dan kabul görmeyince, şimdilik rahat bir nefes alındığı söylenebilir. Yine de rock müzikte, gelenekselleşen ve özellikle yerli müzisyenlerin sahne aldığı, bira markası ana sponsorluğunda gerçekleştiği için yasağın tam muhatabı olan, yaklaşık bir hafta süren ve katılımcılarını pozitif anlamda “perperişan” eden, Türkiye’nin en kalabalık etkinliği olan Rock Tatili Foça 2011 yılında etkinlik yapmayacağını duyurdu. Rock Tatili Foça’nın 5. Yılındaki efsanevi özellikleri bir tarafa, geçen yıl ticari kaygılar biraz daha su yüzüne çıkmıştı. Önceki yılın headline grupları gitmiş ve neredeyse bir altta kalan isim ve gruplar headline olmasına karşın fiyat iki katına çıkmıştı. Foça, İngiliz Burnu’nun çorak taşlı toprağı, kestaneli denizi ve rüzgarlı havasıyla yeni tarife uyumsuz kalmaya başlamıştı.  Organizasyonun bu yıl ne tür değişiklikler yapacağı düşünülürken, Danıştay’dan mayıs ayında dönen mahkeme kararı, organizasyonun gerçekleşmesi için gerekli hazırlıklara yetişememiş görünüyor. Efes Pilsen One Love konserleri ise küçük zigzaglarla bu durumdan sıyrılmayı bildi.

Ne zaman Rock’n Coke piyasaya girecek olsa bu tarz engellemelerle karşılaşılması ne kadar tesadüftür? Rock’n Coke, 2003 yılında ilk kez düzenlendiği zaman, o günlere kadar tekrarlanan ve 4. sü yapılmak istenen H2000 Festivali, yerel yönetim, jandarma ve kaymakamlıkla yaşanan gerilimler sebebiyle, katılımcılar için çileye dönüşmüş, katılımcılar organizasyonu suçlamış ve H2000 festivali tarih olmuştu. Aynı yıl Rock’n Coke Festivali “Türkiye’nin önemli bir sosyal sorununa çözüm bulacak” iddiasıyla başlıyordu.

Bu yıl ise alkol yasası ile engellenen geniş katılımlı ticari müzik festival kriterlerine bir tek şekerli kola ayak uydurabilmekteydi. Buradan vurgulamak istediğim ise esasen mafyavari bir sorundan çok Rock’n Coke’u belirleyen zihinsel arka plan olarak anlaşılmalıdır. Gittikçe daha çok bir atari panayırına benzeyen iki günlük Rock’n Coke Festivaline katılıp müzik festivali deneyimi yaşandığı düşünülüyorsa çok yazık. Çünkü örneğin; Pakawala başlıyoor.

Pakawala Open-air Music, Culture and Art Festival

Geçen yılın festival sezonunu açan Shanti Tribe bu yıl Full-Om ile el ele vererek Türkiye’de çok önemli bir festival kültürüne kapı aralıyor. 2010 yılı Haziran’ında Fethiye Sandras Dağları’nda 1700 m.’de gerçekleşen ve o zamanki yazımda uzun uzun anlattığım üç gün süren, ama erken giden ve sonrasına kalanlarla beş güne çıkan etkinlik, bu yıl bir çok yenilikle büyüyerek geliyor. Festival, bu yıl öncelikle Sandras’ın krater gölü kıyısına sığamayacağı için Muğla’da Topuklu Yaylasının geniş düzlüklerine iki sahneyle yerleşecek. Böylece psycadelic dark müzikle birlikte chill-out sahnesi de sağlayacak. Üstelik buluşma bu kez yalnızca müzik ile değil, psycadelic görsel gösteriler, psycadelic performanslar, sinemalar, uluslararası yemekler, workshoplar ve sergilerle bir kültür-sanat festivaline dönüşüyor. Doğayla dost festival alanında bir “bit pazarı” ve “şifa alanı” da bulunacak. 29 Haziran – 4 Temmuz tarihleri arasında “6 gün” sürecek buluşma, katılanlar için belleklerden silinmeyecek bir deneyime dönüşecek gibi görünüyor.

Goa müzik severlerin buluşmasını gerçekleştirecek etkinlik, hazırlıklarına bu yıl oldukça erken başladı. Hindistan’ın Goa sahillerinde yani bu müziğin tam kalbinde, henüz Mart ayında broşürleriyle karşılaştığım, “Turkey”de gerçekleşecek festivale yurt dışından katılımın da yüksek olması bekleniyor. Bununla birlikte eşine dünyanın birçok ülkesinde rastlanabilecek psy-fest’lere nazaran Türkiye’nin köprü konumu bu etkinlikte dikkat çekiyor. Bir çok Avrupa ülkesi ve Türkiye’nin yanısıra, Hindistan’dan, Japonya’dan, İran’dan, Fas’tan, İsrail’den gelen müzisyenler festivali kozmopolit bir buluşmaya dönüştürecektir.

Türkiye’de 2006 yılında gerçekleşen bir yurtdışı organizasyonu olan Soulclipse’den bu yana hızla gelişen psy-festlerin en iddialı örneği olan Pakawala ve benzerlerine, tıpkı o festivalde olduğu gibi Kültür ve Turizm Bakanlığının da destek vereceği yani festivallere devletin köstek değil de destek olacağı günleri beklemek, Türkiye için umarım çok uzak bir hayal değildir.

Pakawala Festival hakkındaki daha fazla bilgiye facebook linki ve www.shantitribe.com adresinden ulaşabilirsiniz. Festivalin tanıtım videosunu ise şuradan izleyebilirsiniz. Gelirseniz görüşmek üzere…

….Gelemezseniz festival hakkındaki tüm ayrıntılara gün be gün Yeşil Gazete – Festival Habercisi ile ulaşabileceksiniz.

Bu yıl Festival Habercisi Pakawala Festival ve 5-7 Ağustos tarihlerinde İzmir Pamucak’ta gerçekleşecek Rock-A 2011‘i Yeşil Gazete’ye taşıyacak. Rock’n Coke’u ise medyada görünmeyen yüzüyle ve naçizane yorumlarımla göreceksiniz.

 

Festival Habercisi 2010 yılı yazılarına ulaşmak için tıklayınız…

DiyalogFest’e davet

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girişimi 19-20 Kasım 2011 tarihlerinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde, insan hakları, ayrımcılık ve nefret suçları alanında bir uluslararası bir festival düzenliyor. Başta Avrupa, Balkanlar ve komşu ülkeler olmak üzere çok sayıda ülkeden katılımın beklendiği festivalin bu yılki ana vurgusu “kültürlerarası diyalog” olarak belirlenmiş. Çeşitli sivil toplum örgütleriyle birlikte düzenlenecek olan bu etkinliğe beş bin kişinin katılımı hedefleniyor.

 

Festivalin öncelikli amacı; insan hakları, ayrımcılık, nefret suçları ve kültürlerarası diyalog konularında faaliyet yürüten veya bu konulara duyarlı sivil toplum örgütleri, kamu kurumları, uluslar arası örgütler, aydınlar, sanatçılar ve aktivistleri bir araya getirmek; ayrıca, kültürlerarası diyalog teması çerçevesinde farkındalık yaratmak, deneyim alışverişinde bulunmak ve nefret suçlarıyla mücadeleye ilişkin stratejiler geliştirmek olarak ifade ediliyor.

 

Festival boyunca toplam 100’den fazla etkinlik düzenlenecek. Nefret suçları kapsamındaki konuların ele alınacağı büyük oturumlar, seminer ve atölyeler düzenlenecek; müzik dinletisi, film, tiyatro, performans gösterimi yapılacak ayrıca sergi ve stantlar gezilebilecek. Etkinliklere katılım ücretsiz olacak.

 

Girişimin, etkinliğe destek vermek isteyen tüm sivil toplum örgütlerine ve bireylere yaptığı çağrı şöyle:

 

“Festivalin örgütlenmesinde birlikte çalışma ortamı sağlamaya yönelik hazırlanan taslak çerçeveyi ve festivalin içeriğini geliştirmek, ortak bir zemin ve dil oluşturmak amacıyla, bir festival komitesi kurmayı hedefliyoruz.

 

Festivalin örgütlenmesinde ortak bir planlama yapmak için düzenlediğimiz arama toplantısına

katılımınız bizi mutlu edecektir. Toplantı, konuya ilgi duyan tüm sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve bireylere açıktır.”

Arama Toplantısı:

Tarih: 22 Haziran 2011, Çarşamba

Saat: 19.00

Yer: Taxim Hill Oteli

Adres: Sıraselviler Caddesi, No: 5, Taksim – İstanbul

 

İletişim için: [email protected]/ 0212-292 34 39

Nebraska’daki Fort Calhoun nükleer santrali sel tehdidi altında

İklim değişikliğinin neden olduğu sel felaketleri nükleer santralleri de tehdit ediyor.

ABD’nin orta batısında bulunan Nebraska eyaletinde, Missouri nehrinde yaşanan sel Blair kenti yakınında bulunan Fort Calhoun nükleer santralinde su baskınına ve kaza tehdidine neden oluyor.

11 Haziran'da çekilen bu fotoğrafta Fort Calhoun nükleer reaktörünün taşan Missouri nehri tarafından sarıldığı görülüyor.

11 Haziran’da çekilen yandaki görüntüler sel sularının reaktör çevresini sardığını gösteriyor. Fotoğrafın sağ tarafında görülen kahverengi binada içinde 670 ton radyoaktif atık bulunan atık yakıt havuzunun olduğu ve bu havuzun yerden 9 metre yükseklikte olduğu bildiriliyor.

Sel sularının başka bir aşırı yağış olmadığı takdirde uzun süre aynı seviyede kalacağını tahmin eden Omaha Public Power District yetkilileri reaktör çevresini 2,5 metre yüksekliğinde kauçukla kapladıklarını ve sel sularının seviyesi şu andakinden 1,5 metre daha yükseğe çıksa bile bu kaplamanın reaktörü koruyacağını söylüyorlar. Halen nehrin normal seviyesinden 0,3 metre yükselmiş olduğu haber veriliyor.

Ancak sel suları yükselmeye başladığından beri nükleer santralde iki önemli arıza yaşandığı bildiriliyor.

7 Haziran’da elektrik şalteri odasında çıkan yangının atık yakıt havuzunun soğutma sisteminin 1,5 saat boyunca devre dışı kalmasına neden olduğu bildiriliyor. Yetkililer atık havuzunun 88 saat soğutmasız dayanabileceğini iddia etseler de, Nisan ayında havuza yeni atık yüklendiği ve hala çok sıcak olduğu için bu tahminin fazlasıyla iyimser olabileceği söyleniyor.

13 Haziran’da ise bir arıza sonucu nehre yönetim binasının kanalizasyon sisteminden dakikada 400 litre atık boşaldığı bildiriliyor. Ancak yönetim binasından geldiği için atığın radyoaktif olmadığı tahmin ediliyor.

Fort Calhoun nükleer santralinin normal durumdaki görüntüsü

500 MW kurulu güce sahip Fort Calhoun nükleer reaktörü 1973’te işletmeye alınmış ve 2003 yılında lisansı 2033’e kadar, yani 60 yaşına kadar uzatılmıştı. Ancak reaktör güvenlik açıkları nedeniyle Nükleer Düzenleme Komisyonu tarafından ABD’nin en riskli üç nükleer reaktöründen biri olarak kabul ediliyor.

Nuclear Information and Resoruce Service ve Washington Post’dan derlenmiştir.

(Yeşil Gazete)

Bostanda şenlik var: Kuzguncuk yeşil kalsın diye…

Kuzguncuk bostanında bu Pazar şenlik var.

Kalan tek yeşil alanların olan Kuzguncuk bostanını korumak için yıllardır direnen Kuzguncuklular bir kez daha bostanları yeşil kalsın diye Pazar günü 12:00’den itibaren sokakta olacak.

Şenlikte “çeşitli oyunlar, çocuklara hediyeler, yemek içmek, canlı müzik ve ikinci el eşya satış standları” ile şenlikli bir gün olacak. Ayrıca Kuzguncuklu şair Orhan Alkaya yeni çıkan kitabını imzalayacak.

Kuzguncuklular basına çağrılarında şöyle diyorlar:

“20 yıl önce söz verdik; “köyümüzün gözbebeği bostanımıza sahip çıkacak, üzerindeki her türlü yapılaşma tehdidine karşı duracağız” dedik…

20 yıl boyunca bu sözümüzü tuttuk, bugüne kadar bize nefes aldıran “ciğerimize”, yeşilimize sahip çıktık…

Bugün de Kuzguncuk halkı olarak, genç-yaşlı, çoluk- çocuk hep birlikte, aynı kararlılıkla bostanımızı korumaya devam ediyoruz…

Ve bir kez daha yasal, çevresel, kültürel ve insani yan-etkilerini hiçe sayan, ‘yapılaşma merkezli’ tüm senaryo olasıklarını protesto etmek ve bostanımızı vermeyeceğimizi göstermek için

19 Haziran 2011 Pazar günü  saat 12:00’de Kuzguncuk Bostanı’nda bir araya geliyoruz.

Siz basın mensuplarını da otuz yıldır şehri İstanbul’un en afili ‘sahne’lerinden birine sahip çıkan bu geleneğin sesini dinlemeye çağırıyoruz.”

(Yeşil Gazete)

 

Çin’de sel: 550 bin kişi evlerini terketti

İklim değişikliği nedeniyle dünyanın çeşitli yerlerinde görülen felaketlere bir yenisi eklendi. Çin’in orta ve güney kesimlerinde günlerdir süren şiddetli yağış nedeniyle yüzbinlerce kişinin evlerini terketmek zorunda kaldığı, 3 Haziran’dan bu yana devam eden sellerde en az 105 kişinin öldüğü, en az 65 kişinin kayıp olduğu bildiriliyor.

Hükümet yetkilileri, sel felaketine yol açan yağmurların, 1955 yılından bu yana yaşanan en şiddetli yağışlar olduğunu söylüyor. Ülkede felaket alarmı seviyesinin en yüksek düzeye çıkarıldığı ve ordu birliklerinin kurtarma çalışmalarına katılmaya başladıkları bildiriliyor.

Yetkililer yalnızca Hubei vilayetinde alçak bölgelerde yaşayan 122.400 kişinin evlerini terketmek zorunda kaldığını bildiriyor. Yangtze Nehri havzasındaki yedi vilayette ise toplam 550 bin kişi tahliye edildi.

Hükümet kaynakları, selin iki seti yıktığını ve Zejiang vilayetindeki yirmi ilçe ve köyün sular altında kaldığını duyurdu. 2.500 kadar ev heyelan sonucu yıkılırken 350 karayolunu su bastı.

Çin devlet televizyonu CCTV, şiddetli yağışların bugün de sürmesinin beklendiğini aktarıyor. Yağmurun şiddetinin iki günden önce azalması beklenmiyor.

China Daily gazetesine göre yağışların uzun bir kuraklık döneminin arkasından gelmesi selin etkisinin şiddetlenmesine yol açtı.

(BBC, China Daily, Yeşil Gazete)

Savcı Ogün Samast için 27 yıla kadar hapis istedi

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin çocuk mahkemesinde yargılanan Ogün Samast’ın, “Tasarlayarak adam öldürmek” ve “Ruhsatsız silah bulundurmak” iddialarından, 19 ile 27 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istendi.

İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ali Demir, tutuklu sanık Samast’ın, TCK’nın “tasarlayarak adam öldürmek” suçunu düzenleyen 82/1-a maddesi ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar Hakkındaki Kanun’da düzenlenen “ruhsatsız silah bulundurmak” suçlarından, yaşının 18’den küçük olduğu da dikkate alınarak 19 ile 27 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. (Ajanslar)

Nijerya’da bir dizi bombalı saldırı

Nijerya’nın kuzeyi bir dizi bombalı saldırıyla sarsıldı. Bir kilise yakınında bomba yüklü bir aracın patlatılmasıyla gerçekleştirilen bir saldırıda en az 4 çocuğun öldüğü bildiriliyor. Bu saldırıdan hemen önce başkent Abuja’daki bir polis merkezine yapılan intihar saldırısında ise en az 2 polis öldü, çok sayıda araç yandı.

Saldırıları islamcı Boko Haram örgütünün gerçekleştirdiği sanılıyor.

Örgüt Batı tarcı eğitimin yasaklanması ve şeriat rejiminin bütün Nijerya’da hakim olması için saldırılarda bulunuyor.

(Al Jazeera, Yeşil Gazete)

Dicle’ye vekillik yolu açıldı

Mahkeme Hatip Dicle’nin mahsuplaşma isteğini kabul etti..

11. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu bulunan Diyarbakır Bağımsız Milletvekili seçilen Hatip Dicle’nin mahsuplaşma talebini kabul ederek, Dicle’ye vekilliğin önünü açtı. Buna göre, Dicle’nin cezaevinde geçirdiği süre, cezasına sayılacak. Karar için son söz ise YSK’da.

Gazeteciler yeniden sokağa çıkıyor

Hükümet demokratik haklar ve özgürlüklere karşı ustalık dönemi saldırılarına başlarken gazeteciler tüm tehdit ve baskılara karşı yine sokağa çıkıyor.

Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmalarının yüzüncü günü nedeniyle Ahmet ve Nedim’in gazeteci arkadaşları grubu tarafından 18 Haziran Cumartesi günü İstiklal Caddesi’nde bir yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirilecek.

Basın meslek örgütleriyle, sendika, demokratik kitle örgütü ve siyasi partilerin de destek verdiği ve saat 13.00’te Galatasaray Lisesi önünde başlayacak yürüyüşte tutuklu tüm gazetecilere özgürlük istenecek. Düzenleyici grup tarafından hazırlanan ‘Adaletin Kara 100’ü’ başlıklı basın açıklamasında sadece gazeteciler değil halkın haber alma hakkı için tüm yurttaşlar eyleme davet edildi:

“Mart ayının üçüydü. Ahmet ve Nedim’in evine polisler geldi. Gözaltına alındılar. Emniyet’te ifade vermediler. Savcı gazetecilik faaliyetlerini sorguladı. Mahkeme tutukladı onları.

Önce bahar geldi memleketimize, sonra yaz. Arada tutukluluklarına itiraz edildi defalarca. Hepsi reddedildi. Onlar hala içerde. Geçtiğimiz cumartesi günü tam yüz gün oldu. Sanmasınlar arkadaşlarımızı unuttuk. Seçimlerin bir gün öncesinde türlü dedikodular üretilmesin diye sokağa çıkmak için bir hafta bekledik.

18 Haziran’da elimizde dövizlerimiz, üzerimizde tişörtlerimiz, megafonlarımızla, kalemlerimizle, “Özgür basın susturulamaz”-“Ahmet ve Nedim onurumuzdur” sloganları atacağız, “özgürlük” şarkıları söyleyeceğiz.

Yalnızca onlar için mi sokakta olacağız? Kesinlikle hayır! Bugün 60`dan fazla gazeteci tutuklu veya hükümlü olarak hapishanelerde bulunurken, yüzlerce gazeteci davası sürerken, en son Azadiya Welad gazetesi örneğinde gördüğümüz gibi ülkemizdeki gazete ve dergi kapatmalar devam ederken, ülkenin başbakanı gazetecileri açıktan hedef gösterirken kimse bizden sessiz kalmamızı beklemesin. Biliyoruz ki kim muhalifse, kim otosansür uygulamadan gazetecilik yapmaya çalışıyorsa ya gözdağı veriliyor ya da doğrudan hedef tahtasına konuyor. Onlar da bilsin ki kalemimizi kırabilirler ama mesleğimize olan sadakatimizi, umudumuzu ve onurumuzu asla!

Bugün gazetecilerin habercilik hakkının engellenmesi aynı zamanda halkın haber alma, doğru bilgiye ulaşma hakkına da tecavüzdür. Özgür toplum ancak özgür basınla mümkün olabilir. Bu bilinçten hareketle sadece gazetecileri değil tum yurttaşları eylemimizi dayanışma çağrısında bulunuyoruz. “Adaletin kara 100’ünü” protesto etmek isteyen herkesi 18 Haziran cumartesi günü saat 13:00’te Galatasaray Lisesi’nin önüne bekliyoruz.”

Sendika.Org