Ana Sayfa Blog Sayfa 5047

[11:50] Ankara Necatibey’de patlama

Kumrular Caddesi‘ndeki Çankaya Kaymakamlığı önünde patlama meydana geldi. İlk gelen bilgilere göre patlamada 2 kişi yaşamıın yitirdi, en az 10 kişi de yaralandı. Patlama park halindeki 6 aracın yanmasına neden oldu. Patlamanın etkisiyle Kumrular Caddesi’ndeki bazı binalarda hasar meydana geldi. Patlamada yaralananların Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği bildirildi.

Olayın ardından bölgeye çok sayıda ambulans ve itfaiye gönderildi. Bu arada polis, ikinci bir patlama ihtimali üzerine Kumrular Caddesi’ni güvenlik şeridi içine aldı. Bu bölgeye vatandaşlar ve gazetecilerin girmesini izin verilmiyor. Ankara Valisi Alaaddin Yüksel’in de olayla ilgili bilgi almak ve incelemelerde bulunmak üzere olay yerine gideceği bildirildi.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay da olay yerine gitti.

Patlamanın nedeni konusunda henüz bilgi bulunmuyor.

“Ve kadın dünyaya dokundu”

0

Bu yıl Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘kadına yönelik şiddet’ konusu ele alınacak. Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı (AKSAV) işbirliğiyle 8-14 Ekim tarihleri arasında bu yıl 48.’si düzenlenecek festival kapsamında 1. Antalya Kadın Zirvesi düzenlenecek. Konuyla ilgili Büyükşehir Beledyesi’nden yapılan açıklamaya göre Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin tarafından açılışı yapılacak 1. Antalya Kadın Zirvesi’nde sivil toplum kuruluşları, bilim insanları, siyasetçiler, sanatçılar ve medya mensupları arasından konusunda uzman kadınlar buluşacak.

Ve Kadın Dünyaya Dokundu‘ ana teması ile gerçekleştirilecek festival programı kapsamında 13 Ekim 2011 Perşembe günü Dedeman Otel’de toplanacak 1. Antalya Kadın Zirvesi’nde ‘kadına yönelik şiddet neden artıyor?’, ‘ne yapmalıyız?’ gibi sorulara yanıt aranacak. ‘Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi’ne dair Avrupa Konseyi sözleşmesinin hayata geçmesi için somut adımların atılması, zirvenin temel amaçları arasında yer alıyor. Zirve sonunda hazırlanacak sonuç bildirgesi kitaplaştırılarak okurlara armağan edilecek.

Gün boyu sürecek zirveye katılacak sivil toplum temsilcisi, bilim insanı, siyasetçi, sanatçı ve medya mensubu kadınlar arasında şu isimler var: Prof. Dr. Aysel Çelikel (Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı), Ruhat Mengi (Gazeteci-Yazar), Muazzez İlmiye Çığ (Sümerolog, Tarihçi), Prof. Dr. Yıldız Ecevit (ODTÜ Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı Başkanı), Prof. Dr. Şahika Yüksel (İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü Öğretim Üyesi ve Türk Psikiyatri Derneği Üyesi), Canan Güllü (Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı), Av. Elif Uysal Erkol (Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı), Av. Canan Arın (Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı), Prof. Dr. Gülser Öztunalı Kayır (Antalya Kent Konseyi Kadın Meclisi Temsilcisi), Güldal Akşit (AKP Kadın Kolları Genel Başkanı), Gülsün Bilgehan (CHP Ankara Milletvekili), Prof. Dr. Av. Metin Fevzioğlu (Ankara Barosu Başkanı), Zeynep Oral (Gazeteci-Yazar), Yazgülü Aldoğan (Gazeteci-Yazar), Kamile Yılmaz (Gazeteci-Yazar)

(Star Gazete)

Libya’daki siyah Afrikalıların çilesi – Ian Pannel

Nijeryalı ailenin korkuyla beklediği bir ziyaretti.

Albay Kaddafi’nin iktidardan uzaklaştırılmasından bu yana Trablus’un banliyösündeki ufacık gecekonduda saklanıyorlardı. Her an kapının vurulmasını bekliyorlardı korkuyla. Bu ayın başlarında isyancı güçlerden 20 savaşçı gelmiş, “murtazaka” diye bağırarak kapıya dayanmıştı.

Libya’daki her siyah Afrikalının çok iyi bildiği bir sözcük “murtazaka”. Paralı asker demek. Eski yönetimin savaş sırasında en kirli işleri bu silahlı kişilere yaptırdığı söyleniyor.

20 Savaşçı eve dalmış, evde yaşayan çifti dayaktan geçirmiş, mallarını ve paralarını çalıp ailenin resini kaçırmış, sonra da sıra 16 yaşındaki genç kıza gelmiş. Genç kız anlatıyor yaşadıklarını:

“Bir grup silahlı adam evimize geldi. Kapıyı çalmaya başladılar. ‘Murtazaka’ diyerek daldılar içeri. Annemi tuvalete kapadılar. Altısı bana tecavüz etti. Eşyamızı, paramızı aldılar. Babam durdurmaya çalıştı ama onu da dövdüler ve sürükleyip götürdüler.”

Bu olayın üzerinden yaklaşık 3 hafta geçmiş ama genç kız, babasından hiçbir haber alamamış.

İsyancı güçler geçen ay Trablus’a girer girmez, derhal eski rejimin yandaşları ve Kaddafi için çalışmakla suçlanan Afrikalı paralı askerlerin peşine düştüler.

Siyahlar taciz eylemlerinin yeni hedefi

 

Bingazi ve Misrata için verilen savaşlarda Kaddafi’nin emirlerini yerine getirenlerin Libyalılar değil de yabancı askerler olduğundan kuşkulanmak ne kadar kolay idiyse, şimdi, derilerinin renginden ötürü kolayca farkedilenleri toplamak da o kadar basit.

Yeni yöneticiler farklı olabilir mi?

Ulusal Geçiş Konseyi, savaşçılarına intikam saldırılarından uzak durmalarını söyledi. Birçoklarının korktuğundan daha az şiddet olayı yaşandı. Ama Trablus cezaevleri hala, çok az kanıtla ya da herhangi bir kanıta dayanmaksızın hapsedilmiş insanlarla dolu. Bu kişiler avukatlarıyla, hatta aileleriyle bile görüştürülmüyor.

Bir kadın kocasını sürükleyip götüren savaşcılara müdahale edince gözünü nasıl morarttıklarını anlatıyor.

“Hiç iletişim kuramadık. Bu ülkede olan herşey beni çok korkutuyor. Yalvarıyorum onlara, kocamı bıraksınlar. Masum o. Sessiz biridir, benimle bile kavga etmez.” diyor.

Ulusal Geçiş Konseyi’nin aksi yöndeki çağrılarına rağmen bazı isyancıların buna kulak asmayıp intikam saldırılarına giriştiği açık.

Ortaya çıkmaya başlayan bazı bilgiler, Trablus’taki siyah göçmen topluma yönelik şiddet, taciz ve yıldırma eylemlerine girişildiğini gösteriyor.

Yüzlerce kişi çok zayıf gerekçelerle ya da bazen herhangi bir gerekçe olmaksızın tutuklandı, evler talan edildi, insanlar dövüldü. Kurbanların çoğu kimliklerinin anlaşılmasından korkuyor ama yine de BBC’ye başvurdular yaşadıklarını duyurmak için…

Bir adam, yağmalanan bir başka evi gösterdi bize. Karanlık odanın ucunda duran kalın demir çubukla kadınları ve erkekleri dövüp, paralarını ve bazı eşyayı alıp gitmişler.

Evi gezdiren adam, önceleri Kaddafi’nin devrilmesinden memnunluk duyduğunu ve yaşamın daha iyi olacağını düşündüğünü; ama kendisi gibi yüzlerce siyah Afrikalının kolay hedefler olduklarını ve mağdur duruma düştüklerini anlatıyor.

“Burası Afrika kıtası. Ben bir Afrikalıyım. Burası benim topraklarım. Derimin renginden mi, siyah olduğum için mi bu? Sesimizi çıkartamıyoruz. Kime başvuracağız ki?” diyor.

Trablus dışında, bir kamyon dolusu Nijerlinin yaşadıklarını filme çekmeye çağrılıyoruz. Onlar da paralı asker olmakla suçlanmış. İsyancıların ters ters bakışları arasında Kaddafi karşıtı sloganlar atmaya zorlanmışlar. Sonra da ormanlarda bulunan kutular dolusu belge ve silahlar taşıttırılmış onlara.

Albay Kaddafi’nin kaç paralı askeri olduğu belli değil.

Ama isyancı güçlerin tahmin ettiğinden çok daha az oldukları açık. Libya’daki siyah Afrikalıların çoğu yıllardır burada yaşayan, gündelikçi işçiler

Libya’nın yeni liderleri birçok bakımdan farklı oldukları göstermek durumundalar. Birçoklarının savaşıp uğrunda öldüğü özgürlük, onur ve adalet konusunda güvence vermeleri gerekiyor.

Ama bunun da bir anlamı olabilmesi için, önlemlerin herkesi kapsaması gerekiyor.

Ian Pannel – http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2011/09/110919_africans_in_libya.shtmlhttp://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2011/09/110919_africans_in_libya.shtml

[Son Dakika] Ankara’da patlama ve yangın

Ankara’nın Kızılay Semti’nde, Çankaya Kaymakamlığı yakınlarında patlama sonrası yangın çıktı.

Ankara’nın Kızılay semtinde bir patlama sonucu yangın çıktı. Bölgeye çok sayıda itfaiye aracı sevkedildi. Patlamanın nedeni ise henüz bilinmiyor.

Hentbol Kadınlar Süper Liginde ilk hafta

0

Hentbol Kadınlar Süper Liginde 2011 – 2012 sezonu Ankara ve Eskişehir’de yapılan 4 maçla başladı.

Ankara’da oynanan karşılaşmalarda Maliye Milli Piyango, Çankaya Belediyesi ANKA Spor’u 32-25, Antalya Muratpaşa Belediyesi de Gazi Üniversitesi’ni 52-23 mağlup ederken, Yenimahalle Belediyesi, İstanbul Emniyetgücü’nü 33-30 yendi.

Eskişehir’de yapılan maçta ise Anadolu Üniversitesi, İzmir Büyükşehir Belediyespor’u 29-28’lik sonuçla geçmeyi başardı.

Öte yandan Türkiye Hentbol Federasyonu (THF) resmi sitesinden 2. haftada görev yapacak hakemler ilan edildi.

(Eurosport.tr)

Sundance’te J-Fest heyecanı yaklaşıyor

Jonglörler Sundance Kamp Alanında Buluşuyor

Çağdaş Sirk Sanatçıları Derneği’nin  katkıları ile düzenlenen  Türkiye Jonglörlük Festivali altıncı kez 03- 09 Ekim 2011  tarihleri arasında   Antalya Tekirova Sundance Kamp’ta hayat buluyor.

Doğa, deniz ve antik kent Phaselis ile iç içe bir ortamda; top, poi, labut, yoyo veya holalup gibi oyuncaklarla gün boyu pratik yapan her yaş ve seviyeden jonglörler, akrobatlar, dansçılar ve müzisyenlerle  ile tanışmak ve kahkahaları birleştirmek isteyenler için birebir bir festival.

Birbirinden yetenekli katılımcıların gönüllü olarak düzenledikleri workshoplara katılıp içinizde saklı yetenekleri keşfedebilir  ve eğlenceli deneyimler yaşayabilirsiniz.

Yurtdışından ve yurtiçinden gelen değişik becerilerdeki sanatçılarla workshoplar, birbirinden eğlenceli oyunlar, 3 değişik büyüklükte inşa edilmiş jonglör çadırları, 24 saat jonglörlük yapma fırsatı, ateş gösterileri, amatör ve profesyonel sanatçılar tarafından hazırlanan Gala gecesiyle capcanlı  geçecek olan festivale her yaştan katılım mümkün.

Tamamen gönüllü jonglörler ile gerçekleşen festival, her yıl bu işe gönül veren insanlarla gelişerek daha da güzelleşiyor. Süprizlerle dolu, samimi ve çok eğlenceli bir haftaya hazır olun!

Katılmak isteyenler için ek bilgi:

Katılımcı sayısının 500 kişi ile sınırlı olduğu, 03-09 Ekim 2011 tarihleri  arası düzenlenecek festivale giris ucreti sadece 70 TL. Giriş ücretine kendi getirdiğiniz çadırınızla konaklama dahildir. Bungalow ve ağaç evlerde konaklamak isteyen katılımcılar Sundance Kamp ile irtibata geçip yerlerini ayırtabilirler. Festival süresince denize girebilir, tekne turları ile civar koyları keşfedebilir, ormanda yürüyüş yaparak  kendinizi Phaselis antik şehrinin büyüsüne kaptırabilirsiniz.  Yiyecek ve içecek için ise  Sundance Kamp’ın imkanlarından yararlanabilir veya yakın yerleşimlerden alışveriş yapabilirsiniz.
Detaylı bilgi ve ücretsiz ön kayıt için www.j-fest.com adresine başvurabilirsiniz.

Festival Habercisi -Yeşil Gazete

TFF’den “kısmi” seyircili maç esasları

0

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ilk defa yarın yapılacak Fenerbahçe-Manisaspor maçında hayata geçirilecek ”seyircisiz oynama cezası olan maçlara kadın ve 12 yaş altındaki çocukların alınması” uygulamasıyla ilgili açıklama yaparak, seyircisiz maçlarda uygulanacak esasları belirtti.

TFF’nin internet sitesinde yapılan açıklamaya göre, seyircisiz maçlarda uygulanacak esasları içeren genelge, profesyonel liglerde mücadele eden tüm kulüplerle paylaşıldı ve genelgede tüm maddelerin organizasyonunun ve sorumluluğunun cezalı olan ev sahibi kulübe ait olduğunun vurgulandı.

Genelgedeki konu başlıkları:
a) Seyircisiz müsabakaları, kadınlar ile 2011 yılında oynanacak maçlarda, annelerinin yanlarında olması koşulu ile 01.01.1999 tarihinde ve daha sonra doğmuş çocuklar ücretsiz izleyebilecek. 2012 yılında oynanacak müsabakalarda ise annelerinin yanlarında olması koşulu ile 01.01.2000 tarihinde ve daha sonra doğmuş çocuklar ücretsiz izleyebilecek.
b) Kadınlar yanlarında resmi kimlik yerine geçer bir belge (TC Nüfus Cüzdanı, pasaport veya ehliyet), çocuklar ise TC Nüfus Cüzdanı bulundurmak zorunda.
Buna istinaden;
1- Stada biletsiz seyirci alınmayacak ve biletler bedelsiz olarak bastırılacak.
2- Biletlerin dağıtımı stat gişelerinden yapılacak.
3- İnternetten bilet talebi yapılamayacak.
4- Alınan biletlerin kontrolü, turnike girişlerinden (a) ve (b) bentlerinde belirtilen esaslarla yapılacak.
5- Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesinde bulunan veya denetiminde olan sosyal amaçlı çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları kanalı ile müsabakalara getirilmek istenen 01.01.1999 tarihinde veya daha sonra doğmuş çocuklar için, Yurt Müdürlükleri tarafından Valiliklerden izin alınması gerekmektedir. Yurt Müdürlükleri, Valilik onayı alındıktan sonra, o müsabakada bulunacak çocuk ve görevlilerin listesini ev sahibi kulüplere bildirecek ve kulüpler tarafından verilecek biletler ile müsabakaların izlenmesi sağlanacaktır. Bu kurumlar tarafından getirilecek çocukların yanında refakat edecek görevlilerin de kadın olması zorunludur.
6- Engelli kadınların refakatçilerinin de kadın olması zorunludur. Yaş sınırlarına uyan engelli çocukların annelerinin refakatinde olması zorunludur.
7- Misafir takımların kadın ve çocuk taraftarları da yukarıda belirtilen kriterlere, TFF düzenlemeleri ile getirilmiş kontenjan sınırlamalarına uymak ve ev sahibi takım taraftarlarıyla farklı tribünde olmak koşuluyla seyircisiz
oynanan müsabakaları izleyebilirler” denildi.

Alternatif tiyatro rehberine bir göz atın

Sanatı, yıllanmış apartmanların ikinci katında veya dönüştürdükleri mekanlarda sahneye koyan tiyatro ekipleri var. Bildiğimiz sahnelerde olmasa da özel tiyatrolar, bu sezon da çok sert ve şaşırtıcı oyunlarla geliyor.

Geçtiğimiz yıl yerli oyun yazarlarının atağıyla silkelenen alternatif tiyatro ekipleri, yeni sezona umulandan hızlı başladı. Etkileyici ve başarılı performanslarla göz dolduracak oyunlara ve tiyatrolara bir göz atın. Ayrıntılı bilgi için tiyatro gruplarının isimlerine tıklayıp internet sitelerine yönlenebilirsiniz.

Don Juan’la geliyor
Oyun Atölyesi
Haftalar öncesinden biletleri tükenen Oyun Atölyesi, Don Juan Gecesi ve Antonius ve Kleopatra ile sezonu açıyor. Don Juan rolünde tahmin edileceği üzere Haluk Bilginer bulunuyor. Don Juan miti etrafında cinselliğin doğasını ve insanın varoluşunu tartışan ve 29 Eylül’de perde diyecek oyunu Kemal Aydoğan yönetiyor, Sema Çeyrekbaşı, Güneş Berberoğlu, Ayşegül Ünsal, Evrim Alasya, Muharrem Özcani, Umut Temizaş, Seda Türkmen ve Selin Yeninci gibi isimler rol alıyor. Antonius ve Kleopatra için ise nisan ayını beklememiz gerekecek. Zerrin Tekindor ve Haluk Bilginer’in oynayacağı oyun, güzel bir sürprizle 25-27 Mayıs tarihleri arasında Shakespeare Festivali’nin davetlisi olarak Londra’da sahnelenecek.

Şike ve dahası
İkinci Kat / Tiyatro Sıfırnoktaiki
Hem tiyatro hem kendi sezonunu Aut isimli oyunuyla açan Sıfırnoktaiki, yerli-yabancı oyunlarıyla bu kış sıkça ziyaret edeceğimiz mekanlardan biri. Aut, geçtiğimiz aylarda patlak veren şike operasyonundan çok önce yazılmış bir oyun. Fanatizmin, renklere aşık olmanın ne demek olduğunun konu edildiği oyunda, futbolun sadece futbol olmadığını tüm gerçekçiliği anlatılıyor. Alper Kul ve Özgür Özgülgün’ün yazdığı oyunu, Eyüp Emre Uçaray yönetiyor. Oyunculuğunu konuşturanlar ise Erkan Koçak Köstendil, Taner Ölmez, Ferit Kaya ve İhsan Ceylan.

Yanetki isimli tiyatro ekibinin oyunu Yalnız Batı, ekim ayında başlıyor. Avrupa’nın cinayet başkentinde geçen oyunun yönetmeni Serkan Üstüner, oyuncuları ise Deniz Karaoğlu, Faruk Barman, Damla Sönmez ve Murat Mahmutyazıcıoğlu. ‘İçine düşmesi kolay ama kurtulması zor bir kara komedi’ olarak tanımlıyorlar. İkincikat’ta bu sezon ‘İkincikat Pro No.1’ adı altında kendi prodüksiyonları olan Simon Stephens’in yazdığı Bulanık da sahnede olacak. Çocuk istismarını konu edildiği oyunu Engin Hepileri yönetiyor, Deniz Türkali, Erkan Avcı, Erkan Pekbay, Defne Halman, Cengiz Bozkurt ve Yeşim Koçak rol alıyor. Diğer yeni oyunlar ise, Yok Oğlum Biz Evdeyiz, Cadının Bohçası, Çatı’nın yanı sıra geçtiğimiz sezon oyunları Limonata, Kainatın En Hızlı Saati de devam edecek.

Orphans \ Öksüzler

Yine sert oyunlar

Dot
Cesur topluluk Dot, sıra dışı oyunculuk ve mekan anlayışlarına bu sezon da devam ediyor. 1 Ekim’de prömiyer yapacak olan Dennis Kelly’nin Orphans-Öksüzler isimli oyununu Tuğrul Tülek yönetiyor. Evliliklerinde hiçbir sorun yokmuş gibi davranan ve yaşayan orta sınıf genç bir çift evde bir kutlama yemeği yerken kadının erkek kardeşi kanlar içinde eve gelir. Başına gelenleri anlatmaya başlayan genç adam, şüpheli anlatımıyla hikayeyi karmaşıklaştırır. Böylece bütün aile bir trajediye doğru sürüklenir. İngiltere’nin kenar mahallelerinde yaşanan şiddetin anlatıldığı oyunda, geçen sezon Bazı Sesler’deki performansıyla göz dolduran ve TEB tarafından ‘Genç Yetenek Ödülü’nü alan Ushan Çakır’ın yanında, Gizem Erdem ve İbrahim Selim de rol alıyor.

Maçka G-mall’daki Dotmarsta salonu dışında bir sahne daha açmayı planlayan Murat Daltaban, yeni sahneye yeni oyun yakışır diyerek aralık ayında Bryony Lavery’nin bir boks hikayesini konu alan Beautiful Burnout oyununu sahneye koyacak. Fiziksel performansın tavan yaptığı oyun için oyuncuların bir yıldır boks antrenmanları yaptığını da söylemeliyiz. Anlayacağınız gerçek bir boks maçı mı oyun mu ayırt etmekte zorlanabilirsiniz.

Eskiler devam, kasımda yeni oyun

Güzel Şeyler Bizim Tarafta

Krek

 

Geçen sezon Berkun Oya’nın yazdığı Güzel Şeyler Bizim Tarafta ile kapalı gişe oynayan Krek, bu sezonda da aynı oyuna devam ediyor. Başrol oyuncuları Bartu Çağlayan, Öykü Karayel’in performansı uzun süre hafızalardan silinemeyecek. Ekim sonunda sezonu açacak olan Krek Güzel Şeyler Bizim Tarafta ve Bayrak’ı oynamaya devam edecek. Fakat Berkun Oya’nın kasımda prömiyer yapmasını planladığı sürpriz bir oyun da geliyor.

Gece tiyatrosu başlıyor
Kumbaracı50 / Altıdan Sonra Tiyatro
Tiyatro ekiplerine kapılarını sonuna kadar açan Kumbaracı50, bu sezon önemli bir farklılıkla karşımıza çıkıyor. Gece Hikâyeleri adı altında toplanacak projeler, farklı gösterim biçimleriyle farklı zamanlarda prömiyerler gerçekleştirecek. Gece yarısına yakın bir saatte sergilenecek olan Gece Hikayeleri ile, seyircilerin özel bir paylaşım zamanına konuk edilmeleri amaçlanıyor. Uykudan önce biraz uykulu biraz ayık bir şekilde hikayelerin içine dalmak için ilginç bir deneyim olacağa benziyor. Hikayelerden biri Yiğit Sertdemir’in yazacağı kısa oyun Dertsiz Oyun olacak. Diğer oyunları ise şimdilik sürpriz.

Altıdan Sonra Tiyatro’nun işbirliği içinde olduğu bir başka proje de, radyo oyunları projesi. İsveç’ten Riksteatern’in yürütücülüğünü yaptığı ve SIDA’nın desteklediği “İran’dan Sesler” radyo oyunları projesi 8 gerçek hikâyeden oluşuyor. Oyunlar Ekim ve Kasım ayında Açık Radyo’da yayınlanacak ardından yapılacak olan sahne okumaları ise Kumbaracı50’de gerçekleşecek. Yiğit Sertdemir’in yönettiği radyo tiyatrosuna Altıdan Sonra Tiyatro ekibi dışında sesini verenler arasında Tomris İncer, Murat Karasu, Şebnem Sönmez, Derya Alabora, Ayşe Selen, Şehsuvar Aktaş, Tilbe Saran, Mehmet Birkiye, Asu Maro, Tansu Biçer, Serkan Keskin, Ayça Damgacı ve Sezgi Mengi de bulunuyor. Kumbaracı50’de geçen sezonun ilgi gören oyunları; Karabahtlı Kardeşlerin Bitmeyen Şen Gösterisi, Fail-i Müşterek, 444, OBEB, Beraber ve Solo Şarkılar, Kıyıya Oturmanın Böylesi, Gece O Kadar Kirliydi ki İkisi de Kayboldu, Kebap, Bay Hiç, Resm-i Geçit, Cam Adımlar ve Hakiki Gala devam edecek.

Cemal Süreya’dan Üstü Kalsın sahnede
Maya Sahnesi
Maya Sahnesi 15 Ekim’de Yeni Bir Hayat İçin, Moliere Efendi, Gülüşün Güller Açsın ve Bir Kadın Uyanıyor isimli yeni oyunlarıyla sezonu açıyor. BGST Tiyatro Boğaziçi geçen sezon sahneye koyduğu Otobüs, Selam Sana Shakespeare ve Şirket Hikayeleri isimli oyunlarına da devam edecek. Ayrıca yeni bir oyun üstünde çalışan ekibin bu oyunu da kasım ayında sahnelenecek.

Mekan birçok tiyatro ekibinin oyunlarına da ev sahipliği yapıyor. Hakan Gerçek’in kurduğu Tiyatro Gerçek, bu sezon Cemal Süreya’nın metin ve şiirlerinden oluşan, Atilla Birkiye’nin yazıp yönettiği Üstü Kalsın’ı sahneleyecek. Oyunda simgeler ve şairi çağrıştıran objeler de yer alacak. Ayrıca Van Gogh ve Annem Yokken Çok Güleriz isimli oyunlar da devam edecek. Karmadrama’nın Kökler ve Kahvede Şenlik Var, Gnlev’in Yüksek Derece, Boş Sahne’nin Labirentler isimli oyunları Maya Sahnesi’nin diğer konukları arasında yer alıyor.

 

Darbe dönemine Ölüm ve Kız ile bir bakış
Mekan Artı / Tiyatro Artı

Geçtiğimiz sezon Tiyatro Artı’nın öncülüğünde sanatseverlerin desteğiyle açılan Mekan Artı, 15 Ekim’de Ariel Dorfman’ın aynı adlı oyunundan yola çıkılarak yeniden yazılan ve 12 Eylül dönemini anlatan Ölüm ve Kız ile açıyor. Oyun, 1980 döneminde işkenceler gören Selma’nın darbe döneminden intikamını almasını konu alıyor. Tek seyircilik oyun konseptiyle farklılık yaratan Tiyatro Artı, bu sezon da üçKİŞİ isimli oyunla bu konsepti devam ettiriyor. Akutagawa’nın “Çalılar Arasında” öyküsünden uyarlanan oyun, 1950 yılı yapımı Rashomon adlı filmin yönetmeni Akira Kurosawa’ya da kaynaklık etmişti. Tek başına oyun izlemek farklı bir deneyim olabilir. Mekan Artı, MYTH isimli tiyatro topluluğunun, Korku İmparatorluğu isimli oyununa sahnesini açıyor.

Yeni oyunların adresi
Talimhane Tiyatrosu


Önce Bir Boşluk Oldu Sen Gidince ile geçtiğimiz sezon çok konuşulan Talimhane Tiyatrosu, birçok tiyatro topluluğuna ev sahipliği yapıyor. Yeni kurulan bağımsız tiyatro topluluğu gnlev, Yüksek Derece isimli ilk oyunları ile 13 Ekim’de Talimhane Tiyatrosu’nda gala yapacak. Kasım ayından itibaren farklı sahnelerde oynayacak oyunda, çok sıcağın zorunlu olarak bir araya getirdiği farklı insanların sıcağa ve hayata karşı duruşu anlatılıyor.

Deniz Altun’un yazdığı Lerzan Pamir’in sahneye koyacağı Pippa da çok konuşulacağa benzeyen oyunlardan. Pippa isminden hatırlayacağınız üzere, Milano’dan barış mesajı vermek için yola çıkan Pippa Bacca’nın trajik hikayesi anlatılıyor. Şiddet, barış, yabancılık kavramlarını sorguluyor. Geçen sezon çok az sahnelenen Oyun Deposu’nun Aptal, Sıradan ve Suçlu oyunu ise bu sezon Talimhane’de yine kapalı gişe oynayacağa benzer. Üç kadının mutfakta geçen eğlenceli ve aslında trajikomik hikayesinde çok güleceksiniz. Piyano, A4, Dilek-Bir Namus Davası, Araf ve Largo Desolato da yeni sezonun yeni oyunları.

Talimhane Tiyatrosu


Sadece yerli oyun
The Club
Alternatif tiyatro topluluklarından olan The Club, sanatın çeşitli alanlarında projeler üretmek üzere kuruldu. Asmalımescit’te yer alan The Club, genç yazarların yazdığı oyunlarla seyirciyi buluşturmayı amaçlıyor. Cihan Sağlam’ın yazdığı Neverland ile ekip sezonu açmayı hedefliyor. Oyunu sahneleyen isimler ise; Tan Aytıs, Öykü Başar, Tuğrul Karanfil, Ezgi Karaca, Fatih Altun, Yusufcan Sancaklı, Kemal Aydın, Enis Alper Yapıcı. Diğer yeni oyunlar ise Aşk Şarkısı ve Retro. 17 Eylül’de bir açılış partisiyle kapılarını açacak olan The Club, ekip olarak yazdıkları oyunlarla çok konuşulacağa benziyor.

The Club - Neverland

Ray Cooney ve Agatha Christie oyunları
Ak’la Kara Tiyatro
Kadıköy’de açılan Ak’la Kara Tiyatro, 18 Ekim’den itibaren iddialı isimlerle yola çıkıyor. Süpervizörlüğünü Haldun Dormen’in yaptığı Ray Cooney’in Tom Dick ve Harry oyununa son olarak Ece Uslu da dahil oldu. Vodvil tiyatrosunun en büyük yazarlarından olan bu oyun Türkiye’de ilk defa sahneleniyor. Komedi alanında iddialı olduklarını söyleyen ekipte Savaş Özdural, Kerem Kobanbay, Hakan Altuntaş, Nur Subaşı, Mustafa Dinç ve Taylan Atlıhan yer alıyor. Agatha Christie’nin Fare Kapanı isimli polisiye gerilimini sahneye taşıyan ekibin oyuncuları arasında Ruhi Sarı, Ahmet Uz, Özgür Özdural, Sibel Akdeniz ve Can Şıkyıldız bulunuyor.

Tom, Dick ve Harry

Ntvmsnbc -Yeşil Gazete

 

Avrupa’nın “Evet” demesi için on neden – Martti Ahtisaari ve Javier Solana

Avrupa’nın Dünya sahnesinde merkezi bir rol oynaması çok da rastlanan bir durum değildir. Fakat Filistin’in, bu ay sonunda Birleşmiş Milletler’de devlet olarak tanınmayı talep etmesiyle, Avrupa Birliği kendini ikiye ayrılmış şekilde bulacak ve Oslo Mutabakatı’ndan bu yana Orta Doğu’da hiç olmadığı kadar etkili olacak.

Her zamanki gibi AB’nin 27 üye ülkesinin yüzleşeceği en büyük sorun, birleşik bir görüş ortaya koymanın zorluğu. Bu ülkelerin evet oyu etrafında toplanması ve Orta Doğu barışını hayatta tutmak için iki devlet yaklaşımını benimsemesi için on ikna edici nedeni var.

Önemli oylama, Parlamento’da Filistin’in statüsünün gözlemciden üye olmayan ülkeye yükselmesi için karar verileceği gün olacağa benziyor. Filistinliler çoğunluğun oyunu alacak gibi görünüyor ancak önemli olan oyun sonucundan çok boyutu ve niteliğidir.

İsrail Devleti “hayır” oyu için oldukça sıkı lobi yaparken, gözle görülür bir şekilde gerçekleri şekillendiremeyen Filistin Kurtuluş Örgütü en azından ikili devlet yaklaşımındaki süregelen kaderi sebebiyle diplomatik bir geri çekilme gösterilmesini umuyor. Avrupalılar da kendilerini bu mücadelede alışık olmadık bir şekilde anahtar bir rolde buluyor.

AB’deki 27 ülkenin evet demesi için ilk neden Birleşmiş Milletler kararının iki devlet çözümünü hayatta tutmak için bir adım olmasıdır. Bu çözüm İsrailli yerleşmecilerin işgal altındaki bölgelerde yayılması ve Başbakan Benjamin Netanyahu’nun bu sorunun şimdilik “çözümsüz” olarak kabul edilmesi gerektiği yönündeki inancı sebebiyle tehlike altında. Sonuç olarak, bu oylama anlamsız bir geri çekilme değil, barış sürecinin anlamlı olduğunun yeniden doğrulanmasıdır.

Avrupa’nın “evet”i için ikinci neden, Avrupalıların şu an inceleme altında olan iki devlet çözümü için Filistin Devleti’nin faaliyete geçmesi için yardım sağlamak için gereken 1 milyar Avro’luk yıllık yardımda dahil şimdiden yapılan yüksek yatırımdır. Yeniden, “evet” projenin değerli olduğu ve başarılabileceğinin yeniden doğrulanmasıdır.

“Evet” için üçüncü neden Mahmud Abbas’ın devlet inşa başarılarına açık bir yanıt vermektir.

Dördüncü sebep Arap Baharı ile ilgili… Evet dışında herhangi bir seçenek, Avrupalıların Filistinlileri başka yerde savunurken, haklar konusunda destek veremedikleri için devrim sonrası ülkeleri ve muhafazakar Arap rejimleri tarafından çifte standartla suçlanmalarına neden olur.

Evet oyu bölgesel ilişkileri yeniden kuracağı için, Avrupa’nın menfaatleri ile Avrupa değerlerini aynı hizaya getirir (Beşinci neden). Menfaatler – İran’da dahil olmak üzere cihat terörizmini önlemek, ihracat için pazarları elde tutmak ve enerji kaynakları güvenliği- İsrail / Filistin çelişkisindeki riyakarlık yüzünden zarar görebilir.

Her ne kadar Atlanticistler AB‘den gelecek bir “evet” oyunun ABD ile olan ilişkileri bozacağından kaygılansalar da; bu durum Washington’ın da menfaatine olabilir (Altıncı neden). ABD ülke içindeki nedenlerden dolayı “evet” diyemez, fakat AB’nin 27 ülkesinden gelecek bir evet İsrail’le olan ilişkileri açısından ABD’nin elini güçlendirebilir. William Hague’un kendi sözleriyle sağlıklı bir trans – Atlantic ilişki, aşağılayıcıdan ziyade bütünleştirici olabilir.

Yedinci ve sekizinci nedenler ise İsrail ile ilgili. İsrail’in oylama ile ilgili itirazlarının – tek taraflı ve daha önceki anlaşmaları ihlal eden – ele tutulur yanı yokken ve Avrupa’nın da evet dememek için bir nedeni yoktur. Her ne kadar oylama Filistin’le şuan kapalı olan müzakere yolarını açabilirse de, bu durum etraflı bir şekilde İsrail’e bile yardımcı olabilir. Filistin’in devlet olarak 1967 sınırları içinde tanınma hareketi, İsrail’in kendi meşrutiyetini de destekleyecektir.

İsrail’in korkularına rağmen, bu durumun Filistin’in Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne müracaatına daha kolay bir yol açmayacaktır.

Avrupa’nın “evet”i için dokuzuncu neden, bu “evet”in Filistin şiddetini daha muhtemel hale getirmeyecek olmasıdır. Aslında, hissedilen yenilgi ile Arap Baharı’nın etkisinin karışımı “üçüncü intifada”ya yol açabilir. İsrail ve gittikçe güçlenen başkaldırılar arasında sıkışan Filistinli yöneticiler eğer baskıya dönüşen öfkeyi durdurmayı amaçlıyorsa, bir ilerleme işareti göstermek zorundadır. Avrupa tarafından devlet olarak tanınmak onlar için de ilerlemenin mümkün olduğunun güçlü bir kamusal göstergesi olabilir.

Sonuç olarak; Birlemiş Milletler’de bir “evet” Filistin’in iki yönlü tanınmasını gerektirmez. Oylama sadece Birleşmiş Milletler’deki tanınırlığının arttırılması içindir ve sadece tek tek ülkeler Filistin’i tanıyabilir.

Avrupa’nın birlşik “evet” oyu için elbette ki on birinci bir neden daha var. Dünya şimdiden Avrupa’nın uluslararası alanda etkili bir rol oynayamadığına yeterince şahit oldu. İyimserler Avrupa’nın bu sefer doğru şeyi yapıp, bu süreçte ihtiyaç duyulan diplomatik başarıya ulaşacaklarını umacaklardır.

NY Times

Finlandiya’nın bir önceki cumhurbaşkanı ve Birlemiş Milletler ara bulucusu Martti Ahtisaari, 2008 yılında Nobel Barış Ödülü aldı. Javier Solana Brookings Enstitüsü’nde yabancı politikalarında uzmandır ve NATO’da genel sekreter olarak hizmet vermiştir.

Yorum: Beşiktaş’ın kafasına Ankara’nın gücü yetmedi

Türkiye’de futbol, uzun devre arası tatiller ve hava çok sıcakken başlamasıyla bilinirdi. Yazın yine kısa olmayan bir tatil olur ama tribünde oturmanın bile mümkün olmadığı anlarda maç oynanırdı. Bu sene, şike operasyonuyla birlikte bir sihirli değnek dokundu lige ve sürekli maç oynanmasına karar verildi. Bir nevi sürümden kazanacaklar işte! Bu maç da öyle bir maç. Bugün bir haftayı bitiriyoruz, yarın başka bir hafta başlıyor. Haftanın her günü maç neredeyse. Bu durumun değeri düşüreceğini tahmin edemiyorlar mı acaba? Kim haftanın her günü futbol maçı izlemek ister ki? Taraftarlar da çok istekli olmamalılar ki, Beşiktaş seyircisinin maça olan ilgisi, her zamankinden azdı. (Fakat, kulağa gelen seste bir eksiklik yok! Stadyumun ruhu ile ilgili bir “şey” olsa gerek!)

Maça gelirsek, hafta içinden kalma bir görüntü. Maç başlamadan önce Beşiktaş için çok rahat görünüyor her şey. Çünkü Ankaragücü, çok büyük sıkıntıları olan bir takım. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve ailesinin elinde oyuncak olan bir kaç Ankara takımından biri ve en sonuncusu. Borç, transfer yasağı ve kaçan oyuncular ile lige başlıyorlar ve  onur mücadelesi yapıyorlar. Uzun süredir oyuncularının antremana çıkamadığı da biliniyor. Beşiktaş ile saha dışında da mücadeleye giren bir takım için, en istenmeyecek durum.

Maçı üç parçaya ayırarak düşünmek gerek. Ankaragücü’nün golüne kadar olan kısım, Beşiktaş’ın üstünlüğüyle geçti. Beşiktaş’ın öne geçtiği ikinci gole kadar ise, dağılmak ile toparlanmak arasında salınan bir Beşiktaş vardı sahada. Fernandes’in ateşleme çabası, taraftarın kesintisiz desteği ile Beşiktaş bu bocalamadan çıktı. Son bölüm ise yine aynı rahat Beşiktaş oyununu bize izletti.

Ankaragücü maça tüm hücum organizasyonları işini Turgut Doğan’a vererek başladı. Böyle olunca, hem orta yapıp, hem de vuramayan Turgut’un çabaları boşa çıktı. Ne zaman ki bir değişiklik ile hafif bir diş gösterdi Beşiktaş, orada da Cenk’in inanılmaz hatasıyla golü buldu. Ankaragücü’nün oyuna karşı bakışı aslında net biçimde belliydi. Oyunu kabul edişinden, Ankaragücü’nün, öyle ya da böyle yenileceğini düşündüğü belliydi. Beşiktaş’ın ise “nasıl olsa” kazanacağını düşündüğü Cenk’in konsantrasyon durumundan belliydi. Ne zaman ki, maç berabere oldu, o zaman iki takım da farklı düşünmeye başladı ve Beşiktaş bocaladı.

Ne olursa olsun, iki takım arasındaki fark çok fazlaydı. Ilk golün geldiği kornerin dakikası 37! O dakikada topla oynama oranları %71’e, %29! İkinci golün geldiği 81. dakikada ise Beşiktaş onuncu kornerini kullandı. Ankaragücü’nün ise korneri yoktu. Fakat bu konumda bile Beşiktaş puan kaybedebilirdi işte. Futbolun basit bir oyun olduğu ama en zorunun da basit oynamak olduğu sözü akla gelince, bu durum gayet net anlaşılıyor. Bazen karmaşık şeylere girişemeyecek kadar zayıf takımlar ya da mental olarak bu durumdan uzak takımlar, “karışık” takımlar karşısında durabiliyor işte.

Maçın Beşiktaş için ilk iki golünü, Sivok yerine oynayan Sidnei attı. Üçüncü gol ise, üç pasla geldi ve Veli’nin kaçırdığı Quaresma’nın ortasında golü Mustafa attı. Beşiktaş ligde ilk üç puanını almış oldu. Bu maç için görünen şu ki, bu takım iyi oynatılabilirse, işler halde tutulabilirse hem Türkiye’de, hem Avrupa’da ileriye gidecektir. Avrupa’da daha başarılı olacaktır. Bunun nedeni ise Simao ve Quaresma’nın bilekleri ile hakemin düdüğünde gizli.

Yeşil Gazete yazıları ve diğer yazılar için: http://www.urbarli.net