Ana Sayfa Blog Sayfa 5012

Hamam böcekleri 350 milyon yıldır aynı

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Başkanı Prof.Dr. Celal Tuncer, hamam böceklerinin dünyada 350 milyon yıldır yaşıyor olmalarına rağmen hemen hemen hiçbir değişim geçirmeden günümüze kadar ulaştığını söyledi.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Başkanı Prof.Dr. Celal Tuncer, böceklerin insanlar tarafından çok az tanınan hayvanlar olduğunu belirtti. Dünyadaki ekosistemde böceklerin çok önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Prof.Dr. Tuncer, böceklerin 400 milyon yıldır dünyada yaşadıklarını ifade etti. Hamam böceklerinin ise 350 milyon yıldır hemen hemen hiç değişmeden yaşayıp bugüne ulaştığını söyleyen Prof.Dr. Celal Tuncer, “4 bin türü bulunan hamam böcekleriyle ilgili fosiller incelenip bugün yaşayan hamam böcekleriyle de karşılaştırıldığında görülüyor ki önemli bir değişim yaşamamışlar. Baktığımızda hamam böceklerinin sadece yumurta bırakmaya yarayan, boru şeklindeki ’ovipozitör’ organında bir değişim yaşanmıştır. Bunun dışında bir değişim geçirmemişler. Birçok türün kendi içinde yıllar geçtikçe çeşitli büyük değişimler yaşadığını biliyoruz” dedi.

Hamam böceklerinin dünyanın her yerinde yaşayabildiklerini, özellikle bulundukları bölgelerde sıcak yerleri tercih ettiklerini dile getiren Prof.Dr. Tuncer, “Hamam böceği türlerinin sadece yüzde 1’i insanlarla ilgili alanlarda yaşıyorlar. Çok farklı maddeleri besin olarak değerlendirebiliyorlar. Yeri geldiğinde besin olarak saç ve tırnak parçalarını bile yiyebilirler. Bu sebeple tabiatta hayatta kalma güçleri çok yüksek. Güçlü biyolojik yapıları nedeniyle bu kadar yıl hemen hemen hiçbir değişim yaşamadan günümüze ulaşabildiler” diye konuştu.

(Ajanslar)

Rusya muhalefetinden seçimleri boykot kararı

0

Rusya’nın radikal muhalefet örgütleri, 4 Aralık’ta yapılacak parlamento seçimlerini boykot etme kararı aldı.

Rusya’nın önde gelen radikal muhalefet örgütlerinin liderleri tarafından bugün Moskova’daki Bağımsız Basın Merkezi’nde düzenlenen ortak basın toplantısında, seçmenlere 4 Aralık’ta yapılacak seçimleri boykot etme çağrısında bulunuldu. Basın toplantısı sırasında “Seçimlerin boykot edilmesine dair” ortak deklarasyonu imzalayan muhalefet liderleri, yaptıkları konuşmalarda seçimlerin yapılış tarzının anayasaya aykırı olduğu iddia edildi.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Solidarnost (Dayanışma) Harekatı lideri Garry Kasparov, “4 Aralık seçimlerine bağımsız adayların katılması yasak. Vatandaşlar sadece partilere oy vermek zorunda. Halbuki seçmenlerin sadece yüzde 3’ü çeşitli partilere üye. Dolayısıyla seçmenlerin yüzde 97’sinin seçim hakkı ihlal edilmekte. Böyle seçimlere katılmak mevcut sistemi desteklemek anlamına geleceği için biz bu seçimlere kesinlikle katılmayacağız” dedi.

POLSAN yeni OYAK mı olacak?

Polis Bakım ve Yardım Sandığı (POLSAN), turizm, bilişim, sigortacılık ve emlak sektörünün ardından şimdi de akaryakıt dağıtım sektörüne girdi. Bugün 6. akaryakıt istasyonunu açacak olan POLSAN, 1 milyar TL’ye yakın aktif varlığı ile holdingleşme yolunda ilerliyor.

Türkiye Petrolleri Petrol Dağıtım A. Ş. (TPPD) ile iş birliğine giderek akaryakıt dağıtım sektörüne adım atan Polis Bakım ve Yardım Sandığı (POLSAN), holdingleşme yolunda önemli bir mesafeyi katetmiş görünüyor. Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı Sandık, enerji sektörüne girerek hedef büyütürken, yönetimiyle ilgili de kadrolaşma iddiaları bulunuyor.

TP bayii olarak ilk akaryakıt istasyonunu geçtiğimiz Nisan ayında Yozgat’ta açan POLSAN, bugün de altıncı istasyonunun açılışını yapacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın katılımıyla açılacak istasyonla birlikte POLSAN’ın istasyon sayısı altıya ulaşmış oldu. POLSAN ile Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) bağlı akaryakıt dağıtım şirketi TPPD arasındaki ortak akaryakıt bayii açma işinin büyüyeceğini aktaran kaynaklar da sayının yıl sonuna kadar 10’a ulaşacağı haberini verdi.

Böylelikle POLSAN’ın akaryakıt ortaklığı olan ve “Akaryakıtta Emniyet” reklamı ile 21 Aralık 2010 tarihinde kurulan Polpet A. Ş., kuruluşunun henüz daha ilk yılında, TP’nin toplam istasyon sayısının yüzde 10’u kadarını sadece bir yıl içinde kurabilen bir şirket haline gelmiş olacak.

“Yardım sandığı”ndan holdingleşmeye
1952 yılında kurulan POLSAN, enerji sektöründeki yatırımlarının yanı sıra turizm, bilişim, sigorta ve emlak sektörlerinde faaliyet gösteriyor. Üyelerine konut, taşıt ve ihtiyaç kredisi veren kurum, iştirak ve ortaklıklarıyla, son yıllarda gelir kaynaklarında sıçramalı bir büyüme gerçekleştiren Sandığın toplam aktif varlıklarının ise, 850 milyon liraya (570 milyon dolar) ulaştığı, geçen yıl 81 milyon 452 bin 801 lira net kâr elde ettiği belirtiliyor.

Sandık, 2000’de Ankara Sigorta’yı satın almış, 2003’te de aynı bünyedeki Ankara Hayat Sigortası, Ankara Emeklilik Sigortası’na dönüştürülerek bireysel emeklilik sektörüne girmişti. Ankara Emeklilik’i 2008 yılında Hollandalı Aegon adlı sigorta şirketine yüksek bir meblağ ile satan Sandık, 300 milyon dolar değerinde olduğu belirtilen Ankara Sigorta’yı ise elinde tutuyor.

Ayrıca TOKİ ile ortak inşaat işine girişen Polsan İnşaat A.Ş. iştiraki ile, üyelerin konut alım işlerini ve kredi işlemlerini yürütürken, bir diğer iştiraki olan Poltek A. Ş. ile de bilişim malzemeleri satışı yapıyor. Üye polislere “uygun tatil fırsatları sunmak” için kurulduğu söylenen Polsan Turizm A. Ş. ile ise turizm sektöründe yatırımların artırılacağı bilgisi veriliyor.

(soL))

Cinsiyet ayrımı Avrupa’nın da sorunu

Avrupa’da cinsiyet tayini sorunu yükselen bir ivme yakaladı. Toplumlarda bir cinsin diğerine tercih edilmesi anlamına gelen uygarlık dışı bu durum Çin ve Hindistan’da sıkça görülüyor. Bu ülkelerin ailelerin tek çocuk sahibi olmasını zorunlu kılması ebeveynlerin çocukların cinsiyeti üzerinde seçici olmalarına yol açıyor. Son araştırmalar bu uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni imzalayan ülkelerde de görüldüğünü ortaya çıkartması ise endişeyle karşılanıyor:

“Bence bu tür şeylerin yaşandığı açıkca söylenmeli. Bazı ülkelerde kadın erkek dengesinin kadınlar aleyhine bozulduğu gösterilmeli. Bu ülkelerin başında Ermenistan, Azerbaycan ve Arnavutluk geliyor.”

Dünya genelinde her 100 kız çocuğa karşılık 105 erkek çocuk doğuyor. Fakat Gürcistan’da bu 111’e, Ermenistan’da ve Azerbaycan’da ise 112’ye yükseliyor.

Ekonomik sebepler ailelerin erkek çocuk seçimde en önemli neden. Büyüyen çocuğun para kazanarak ailesini geçindireceği ve soyun yürümesi için gerekli olduğu kanısı hakim. Bu yöndeki cinsiyet tercihlerinin sonuçlarınınsa yirmi yıl içinde hissedilmesi bekleniyor. Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu üyesi Doris Stump gelişmelerden çok endişeli:

“Bu durumun yaratacağı başlıca sorun toplumda yeterince kadın kalmaması olacak. Erkekler az sayıdaki kadınlar için savaşacak. Örneğin Çin’de erkekler arasındaki şiddet ve ırza geçme olaylarında büyük bir artış yaşandı. Bunun yanında insan kaçakçılığı da fazlalaştı.

Komisyon, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerine cinsiyet tayininin yasaklanması çağrısında bulundu. Cinsiyete bağlı kalıtsal hastalıklar konusuysa bu yasağın dışında tutulacak. Fakat olayın bir de ahlaki yanı bulunuyor:

“Bu etik bir sorun. Acaba çocukları bir araba gibi alıp satacak mıyız? Bir otomobil mağazasına gidip bu defa kırmızı istiyorum, gelecek seferse mavi olsun mu deyeceğiz? Çocuklar konusunda daha çok tevazu göstermeli, doğanın verdiği kararı kabullenmeliyiz. “

(euronews)

Kıdem tazminatı Kartal’da savunuldu

0

İstanbul Kartal’da Genel-İş’in çağrısıyla kıdem tazminatı hakkının gaspına karşı işçiler  4 Ekim’de eylem yaptı. Binden fazla emekçi, Kartal Köprüsü’nde buluştu. E-5’e yürümek isteyen işçilerin önü polis tarafından kesildi. Kartal köprüsünü de kesen polisle işçiler arasında arbede yaşandı. Genel-İş Anadolu Yakası Bölge Başkanı Veysel Demir, polis copu ile kafasından yaralandı. İşçilerin Demir’i polisin elinden almasıyla polis geri çekilmek zorunda kaldı. Demir, kafasındaki kanama sürmesine rağmen eylem alanında yer aldı.

Yaşanan arbede sonrasında polis, Kartal Köprüsü’nden Kartal’a kadar olan tüm yolları trafiğe kapamak zorunda kaldı. İşçiler, Kartal Köprüsü’nden Kartal’a kadar 2 saat süren bir yürüyüş gerçekleştirdi. Yol boyunca apartmanların balkonlarından ve pencerelerinden eylemi izleyenler, otobüs duraklarında bekleyenler de zaman zaman oturma eylemleri yapan işçilere alkışlarla destek verdi. Yürüyüş boyunca bulunan sokak lambalarının yanmaması dikkat çekti.

Genel-İş’in kitlesel bir şekilde katıldığı eylemde emekçiler “Kıdem tazminatı güvencemizdir! Kıdem tazminatı emeğimizdir! Kıdem tazminatı geleceğimizdir! Güvencemizi yok ettirmeyeceğiz! Emeğimizi gasp ettirmeyeceğiz! Geleceğimizi çaldırmayacağız!” yazılı pankartın arkasında yürüdü. Eylemde Maltepe Belediyesi’ndeki taşeron işçiler de ‘Maltepe Taşeron Belediye İşçileri’ imzalı “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni” yazılı bir pankart açtı. Harb-İş ve Yol-İş kendi pankartlarını açarken Limter-İş, Dev Sağlık-İş, Eğitim-Sen, Emekli-Sen de flamalarıyla eyleme katıldı. Eylemde EMEP, TKP, ÖDP, ESP, Kartal Halkevi, BDSP ve Kaldıraç da yer aldı.

Sendika.Org

‘Erdemir’den 1500 işçi atılacak’ iddiası

Zonguldak’ın Ereğli İlçesi Belediye Başkanı CHP’li Halil Posbıyık, Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları‘ndan (Erdemir) 1500 işçinin atılacağını ileri sürdü.

Erdemir Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Tar’dan bu konuda açıklama yapmasını isteyen Başkan Posbıyık, “Fatih Tar, ’1500 kişiyi kesinlikle atmayacağız’ desin, ayağa kalkıp onu alkışlamazsam dünyanın en şerefsiz adamıyım” dedi. Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılan belediye meclis toplantısında konuşan Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, Erdemir’de çalışan 1500 işçinin işten atılacağını ileri sürdü. Erdemir’den her gün işten atılan insanların işten atılmaması için ve Ereğli ekonomisinin bozulmaması için gayret sarf ettiklerini belirten Başkan Posbıyık, şöyle konuştu:

“Biz diyoruz ki; ’1500 kişi işten atılacak.’ Sözümüzün eriyiz. Açık ve net olarak beyan ediyoruz. Keyfimizden değil, elimizde belgeler var, atılacak. Fatih Tar, ’1500 kişiyi kesinlikle atmayacağız’ desin, eğer ayağa kalkıp onu alkışlamazsam, ’affedersiniz, yanlış bilgi aldım’ demezsem dünyanın en şerefsiz adamıyım. Açıkça söylüyorum. Sayın Fatih Tar bu demeci ver, alkışlayayım seni. Binlerce defa da özür dileyeyim senden. Tek beklediğim bu. Mahcup olmak, rezil olmak istiyorum.”

Başkan Posbıyık, Erdemir Genel Müdürü Oğuz Nuri Özgen’in, Türk Metal Sendikası Ereğli Şube Başkanı Yusuf Ziya Odabaş ile birlikte Erdemir Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Tar’ı kandırdığını iddia etti. Avukatlardan haber gönderilmemesini, Fatih Tar’ın kendisinin bu konuda açıklama yapmasını isteyen Başkan Posbıyık, şöyle devam etti:

“Senin ağzın yok mu, dilin yok mu? Sayın Fatih Tar; Böyle Ereğli halkı ile birliktelik kuramazsın. Ereğli halkını selamlayacaksın. Seni o genel müdürün kandırıyor. Onun bir tane kardeşi var, et ile tırnak gibi birbirlerinden ayrılmıyorlar. Onlar hep yalan konuştukları için yalan söylüyorlar, kandırıyorlar. Demir, Çelik’i de belaya sokuyorsun, hep sıkıntıya giriyor. Daha da büyük zararlara gireceksiniz. Akıllı ol gel Ereğli halkı ile dur. Senin altındaki genel müdürün ve o sendika başkanı mıdır nedir, onlar seni aldatıyor.”

Erdemir’in kılına zarar gelmesini istemediğini, ancak OYAK yönetiminin Ereğli halkını adam yerine koymadığını savunan Başkan Posbıyık, “Yasaları da adam yerine koymuyor. ’Ben yaparım, olur biter’ diyor. Bizi kapıdan içeriye sokmuyor. Sen kimsin? Sen yasalar karşısında küçük bir ticarethane ile aynı pozisyondasın. Sen genel müdürsen, sen küçük bir şirketin genel müdürü ile aynı pozisyondasın. Sen üretimi fazla yaparsın, fazla para kazanırsın ayrı bir konu. Ama yasalar karşısında aynı durumdasın” diye konuştu.

(Ajanslar)

Yağmur Ormanları Barbie tehlikesini atlattı

Greenpeace, Haziran ayının ilk günlerinde Barbie oyuncaklarının ambalajında yağmur ormanlarından kesilen ağaçlarla üretildiğini duyurmuş ve bir kampanya başlatmıştı. Uzatmalı sevgilisi Ken’in Barbie’den ayrılmaya karar vermesi üzerine kurulan kampanya çok başarılı oldu. Çekilen kısa filmlerde Ken, Barbie’nin orman yok eden bir “seri katil” olduğunu öğreniyordu.

Yaklaşık üç ay süren mücadeleden sonra Barbie oyuncaklarının üreticisi Mattel, yağmur ormanlarını katleden Asia Pulp and Paper (APP) şirketini tedarik zincirinden çıkarmaya karar verdi.

Mattel oyuncaklarını daha ucuza ambalajlamak için bu kağıt şirketiyle çalışıyordu.

Ken ve Barbie’nin ayrılığının işlendiği kampanyaya 300.000’den fazla kişi katıldı.

Yağmur ormanlarında yaşayan ve türleri tehlikede olan Sumatra kaplanları, orangutanlar ve filler için sevindiri bir gelişme.

Greenpeace sıranın bu tahribatın sorumlusu diğer iki büyük oyuncak üreticisi Hasbro ve Disney’e geldiğini duyurdu.

Hindistan’da 34 euroluk tablet

Tablet bilgisayar savaşı kızışacak. Hindistan’da dünyanın en ucuz tablet bilgisayarı üretildi. Hedef öncelikle öğrencilerin internete erişimini kolaylaştırmak. Ucuz tabletler, daha sonra piyasada da satışa sunulacak.

Hindistan’da milyonlarca insana internete erişimi sağlayacak dünyanın en ucuz tablet bilgisayarı üretildi. Kanadalı Datawind şirketinin ürettiği ve Aakash (Gökyüzü) adı verilen tablet bilgisayarın fiyatı 2276 rupi, yani 34 euro. Ancak bu fiyat sadece öğrenciler için. Ucuz tablet bilgisayarın daha sonra piyasa da 45 eurodan satışa sunulacağı açıklandı.

Yeni Delhi hükümetinin bu tablet bilgisayardan ilk etapta 100 bin adet satın alacağı ve üniversite öğrencilerine dağıtacağı açıklandı. Fiyatının gelecekte yaklaşık 26 euroya kadar düşmesi bekleniyor. Hatta Datawind şirketi uzun vadede Aakash’ın 7,50 euroya satılabileceğini söylüyor.

Kitlelerin internet erişimi hedefleniyor

Hedeflerinin bilgisayar kullanımı ve internet erişimi alanında fiyatları düşürmek olduğunu söyleyen şirket yöneticisi Suneet Singh Tuli, Aakash sayesinde bilgisayarların ve internetin geniş kitleler için erişilebilir hale geleceğini kaydediyor.

Hindistan’da üretilen Aakash, 7 inç dokunmatik bir ekrana, kablosuz internet fonksiyonuna, multimedya oynatıcısına, iki USB girişine ve 180 dakikalık bir aküye sahip. Aakash, Google’ın Android işletim sistemini kullanıyor.

Önce öğrencilere

Şu anda günde 700 adet üretilen Aakash, ilk etapta okullar ve üniversiteler üzerinden dağıtılacak, kasım ayı sonunda ise ticari olarak piyasaya sürülmesi planlanıyor.

Hindistan’daki üreticiler, Hintli tüketicilerin bilinen bilgisayarları atlayarak, doğrudan tablet bilgisayarları tercih edeceğini umuyor. Ülkede sabit telefon bağlantısı olmayan birçok kişi de, doğrudan cep telefonu almıştı.

Geniş kapsamlı eğitim hamlesi

Aakash, Yeni Delhi hükümeti tarafından ülkedeki eğitim sistemini iyileştirme amacıyla yürütülen geniş kapsamlı bir programın parçası. Hindistan’daki nüfusun yüzde 39’u hâlâ okuma-yazma bilmiyor.

(DW)

anavarza, benim memleket

Anavarzayı bilir misin hocam? Ya da diğer antik adı ile anazarbus‘u. Belki tarihten değil de edebiyattan kulağına çalınmış olabilir. İnce Memed’in anavarzası, Yaşar dayımın (Kemal) anavarzası. Hiçbiri olmadı ise benden bilirsin canım, benim anavarzam.

Nerdeyse 3 koca yıl geçmiş hocam. Köyümden, Ağaçlı Çeçen’den (adı bile insanın nutkunu kesiyor be hocam, “Ağaçlı Çeçen“), Anavarza’mdan ayrı 3 koca yıl. Geçen hafta köyümde idim işte ben. 2 gece 1 gün kaldım ama köydeki her saniye bir ömürdür ben deliye be hocam. Sen de çok iyi bilirsin.

Şehirde insanlar planlardan bahseder hocam, köyde ise olanlardan bahsedilir ekseri. Olanlar da olmayana ergi sanal meseleler sanmayasın. Taştan, topraktan, candan, nebatattan bahsedilir köylük yerinde. Osman Dayım misal. 2 gece 1 günlük konaklığımda bana durmadan tavuklarını anlattı. Bir tane anaç tavuk varmış (bana da gösterdi onu) geçenlerde kümese dadanan pis sıçana (valla dayım bu hayvanı tarif etti, fino büyüklüğünde ve uzun kuyruklu bir fare imiş ama google ablada bulamadım) yavrularını yemesin diye öylebir saldırmış ki hayvan neye uğradığını şaşırıp selameti tabana kuvvet kaçmakta bulmuş. Onu hiç kesmeyecekmiş dayım, yanında yaşlandıracakmış, çok mert bir ana olduğu için bunu hakettiğini düşünüyormuş dayım.

Ayrıca bizim avluda inek de yok hocam. Eskiden, dedem ve anneannem hayatta iken çok ineğimiz vardı bizim. Hatta inekleri meraya kadar sürüp çobana teslim etme “mühim vazifesini” ben üstlenirdim bazen. Bunun için anneanneme günlerce yalvarmam gerekirdi. İneklerin salına salına yürümesini seyretmek gibisi yoktur hocam. Arada bir tanesi benim “brss, brss“larıma sinirlenip kafasını benden yana çevirince “aman allah” deyip kendimi otların içine atardım atmasına ama o korkaklıktan sanmayasın sakın, tedbirden o, tedbirden.

Ha, ne diyordum. Bizim avluda şimdi inek yok ya, köylü bizim tavukların yumurtalarının iyi olmayacağını söylüyormuş. “E, haklılar” diyor Osman dayım, “inek boku yemeyen tavuğun yumurtasından hayır mı gelir?

Bir de Erturan Dayımı anlatayım sana hocam. Ben bu yaşa geldim onun kadar hayvan sever bir insana rastgelmedim. 3 yavru kurt köpeği ile sayısını bilemediğim kedisini birarada büyütüyor örneğin. Beraber büyürlerse birbirlerine düşman olmazlar diyor. Ben bile şahit oldum. Hepsi birlikte aynı yalaktan su içip, hep birlikte kendilerine atılan yemleri yiyorlardı. Erturan Dayımın da kümesine pis sıçan dadanmış. Dayım da kendi evinin avlusundan tüm macerayı seyretmiş. Ben kıyamam hiçbir hayvana diyor. Sevmediğim bir tavuk vardı onu afiyetle mideye indirdiler, benim de çok hoşuma gitti diyerek kahkahalarla anlattı.

Köyden ayrılacağımız günün sabahı saat 06:00’da uyanıverdim hocam. Çıktım bahçeye, oturdum avludaki iskemleye yolda bana katık olsun diye mp4’üme yüklediğim türküler eşliğinde köyümün kokusunu doya doya çektim içime. Balkona çıkıp her bir yanından uzun uzun bakıp köyümle hasret giderdim.

Barış abi (Manço) sormuştu ya hocam bir şarkısında, “Hemşerim, memleket nire?” diye. İşte Barış abimin o sorusuna benim şaşmaz yanıtımdır, “anavarza, benim memleket

anavarza

Anavarza Kalesi

 

 

Yeşiller Partisi: Genç-Sen’in kapatılması kabul edilemez!

Yeşiller Partisi, öğrenci sendikası Genç-Sen‘e yönelik olarak geçtiğimiz günlerde alınan kapatma kararına dair bir açıklama yayınladı. Parti MYK üyesi Koray Doğan Urbarlı imzasıyla yayınlanan açıklamada “Yeşiller Partisi olarak, Genç-Sen’in kapatılmasını kabul edilemez buluyoruz. Ne Dünya’da ne de Türkiye’de öğrenci muhalefeti bir mahkeme kararıyla yola çıkmıştır. Çok açıktır ki, mahkeme kararları ile de engellenmesi mümkün değildir. Desteklediğimiz demokratik, herkesin ulaşabileceği ücretsiz eğitim taleplerini seslendirmede Genç-Sen’in ve öğrenci muhalefetinin yanında olacağımızı duyururuz.” ifadeleri yer aldı.

Açıklamanın tam metni şu şekilde:

Genç-Sen’in kapatılması kabul edilemez!

Kurulduğundan çok kısa bir süre sonra hakkında kapatılma davası açılan öğrenci sendikası Genç-Sen hakkında geçtiğimiz günlerde kapatma kararı verildi.

Bu kararın siyasi olarak iki göstergesi vardır. Bunlardan ilki, giderek otoriterleşen bir yönetim anlayışıyla yönetilen Türkiye’de, ses çıkartan tüm muhalif kesimlerin başına gelenin Genç-Sen’in de başına gelmesidir. Örgütlü olunan yapıları zayıflatmak ve kapatmak muhalefetin sesini kısmak için geliştirilen en temel yöntemlerden biridir.

İkinci siyasi gösterge ise piyasalar, üniversiteler ve hükümet arasında kurulmak istenen ilişkide öğrenci muhalefetinin konumudur. Üniversitelerde yeni yılın başında ortaya çıkan yüksek harçlar, aldığın ders kadar para öde mantığı ile gidişatın doğrultusu net olarak çizilmiştir. Üniversite’de okumak bedeli ödenmesi gereken bir hal alacaktır. İşte burada ücretsiz eğitimi, demokratik üniversiteyi isteyen ve bunun için çalışan bir öğrenci sendikası keyif kaçırıcı olacaktır. Genç-Sen’in kapatılmasını bu şekilde değerlendirmek gerekir.

Biz Yeşiller Partisi olarak, Genç-Sen’in kapatılmasını kabul edilemez buluyoruz. Ne Dünya’da ne de Türkiye’de öğrenci muhalefeti bir mahkeme kararıyla yola çıkmıştır. Çok açıktır ki, mahkeme kararları ile de engellenmesi mümkün değildir. Desteklediğimiz demokratik, herkesin ulaşabileceği ücretsiz eğitim taleplerini seslendirmede Genç-Sen’in ve öğrenci muhalefetinin yanında olacağımızı duyururuz.

Koray Doğan Urbarlı

Yeşiller Partisi MYK Üyesi