Ana Sayfa Blog Sayfa 4825

Büşra Ersanlı’nın duruşmasına çağrı

BÜŞRA HOCAMIZIN TUTUKLULUĞUNUN 100.GÜNÜNDE ADALET VE ÖZGÜRLÜK İSTİYORUZ!

Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu’nun tutuklandıkları gün, Adliye önünde şöyle söylemiştik:
“Ahmet Şık “Dokunan Yanar!” demişti, şimdi de meşru Kürt siyasal ve toplumsal hareketine “Yaklaşan Yanar!” mesajı verilmeye çalışılıyor. Prof. Dr. Büşra Ersanlı’yı ve Ragıp Zarakolu’nu da bu çembere sokmak isteyenlerin hedeflerinin, Kürt halkının demokratik taleplerini destekleyen, bu talepleri sahiplenen aydın ve akademisyenlere açık bir mesaj yollamak olduğu açıktır. Düzenin yeni bekçileri emin olsunlar ki mesaj alınmıştır. Fakat alınan mesaj, bekledikleri etkinin tersi bir sonuç doğurmuştur. Zira bu mesajı alanlar, Büşra Ersanlı gibi bu ülkenin yüz akı bilim insanlarının rahle-i tedrisatından geçmiş öğrencileri, okuyucuları ve Ragıp Zarakolu’nun yıllardır büyük fedakârlıklarla yürüttüğü türde yayıncılığın meyvelerinden beslenmiş yoldaşlarıdır. Okumayı, yazmayı salt mesleki faaliyet olsun diye değil, baskının her türlüsüne aktif olarak karşı durmaya dayalı bir sorumluluk etiği altında gerçekleştiren Türkiye’nin eğitim emekçileri, bilim insanları ve aydınları başta olmak üzere tüm demokrasi ve özgürlük yanlıları, dünün 12 Eylülcülerine boyun eğmediğimiz gibi bugün AKP’nin otoriter rejimine de boyun eğmeyeceğiz.”
Bu sözün hakkını verdiğimizi kim söyleyebilir ki?
Herkesi, hepimizi… özeleştirilerimizi vermek ve Büşra Hoca ile Ragıp Zarakolu’na ve tabii onlar gibi diğer siyasi düşünce tutuklularına sahip çıkma kararlılığımızı yeniden tazelemek için, tutukluluklarının yüzünce gününde düzenleyeceğimiz basın açıklamasına çağırıyoruz.
Tarih ve Saat: 08 Şubat 2012 (Çarşamba) 12.30
Yer: Beşiktaş Ağır Ceza Mahkemesi Önü
EĞİTİM SEN İSTANBUL 6.NOLU ÜNİVERSİTELER ŞUBESİ
http://www.soldefter.com/2012/02/05/busra-hocanin-durusmasina-cagri-egitim-sen-universiteler-subesi/
http://sokaktakvimi.wordpress.com

[Yorum] Savunan Fenerbahçe kazandı

Maçın sonunda sevinen takımı kazanan Yıldırım Demirören oldu!

Türkiye’de Play-Off’un doğal adayı olan üç takıma karşı Beşiktaş’ın enteresan bir üstünlüğü var. Enteresan çünkü, sahada olan üstünlük ile tabelada ortaya çıkan pek aynı değil. Örneğin, ilk yarıda oynanan Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor maçlarından Beşiktaş toplam 5 puan çıkardı. İki beraberlik ve bir galibiyet. Fakat oyun olarak berabere kaldığı Fenerbahçe ve Galatasaray’a karşı da oyun olarak çok üstündü.

İkinci yarıya geldiğimizde ise, bu üstünlük ile kazanamama durumu, yerini üstünlük ile puan alamama durumuna bıraktı. Buradan maça geçebiliriz. Maçta, goller dışında Fenerbahçe’nin kaçırdığı kesin bir gol pozisyonu yok. Buna karşın, Beşiktaş’ın özellikle Ernst ile doğrudan pozisyonları ve daha maçın başında Holosko’nun pas tercihi ile yitip giden pozisyonları mevcut. Sow’un attığı golün benzerini Beşiktaş iki kere atabilirdi. Caner ile Holosko’nun farkı sebebiyle atamadı diyebiliriz.

Maçın istatistikleri de bize bir takım veriler verebilir. Örneğin Fenerbahçe’nin 4 kornerine karşı, Beşiktaş’ın korner sayısı 10. Kaleye atılan şut sayısında da bu kadar fark olmasa da Beşiktaş’ın üstünlüğü mevcut. Bir de istatistiklerde görünmeyen bir kısım var ki, o da ikinci yarıda tamamen ortaya çıktı. Neredeyse bir hentbol hücumunda gibi geçti tüm ikinci yarı. Fenerbahçe’nin kalesinin önüne yığılmış bir oyun vardı.

Böyle baktığımızda tabii ki Beşiktaş cephesinden akla bazı sorular geliyor. Örneğin Beşiktaş’ın neden ısrarla rotasyon yapmadığı sorusu bu maç sonunda mutlaka sorulmalı. İlk 11’inden 6 eksikle çıkılan bir maçta, evet konsantrasyon olarak üst düzey bir maçtı, böyle oynayabiliyorsa takım, o zaman o eksik oyuncular üzerinde bu kadar durmanın ve onları yıpratmanın bir anlamı var mı? Holosko, Edu gibi yetenek konusunda çok kısıtlı oyuncular ile oynarken oldu bir de bu. Örneğin Tanju Kayhan’ın sağ bekteki başarısından neden biz Hilbert sakatlanmadan önce haberdar değildik? Geçen haftaya kadar toplam 70 dakika oynamış bir oyuncuydu Tanju. Ya da Mustafa Pektemek? Daha hiç görünmeyen oyuncuları saymak gereksiz bile. Veli Kavlak ve Tanju Kaygan ile gelen Burak Kaplan’ın adı bile geçmiyor. Şaibeli bir para transferi hikayesinin konusu olmuş Portekizli orta saha oyuncusunu da hiç göremedi taraftarlar. Durum böyleyken ve altı eksikle iyi bir oyun ortaya koydu Beşiktaş.

Fenerbahçe’ye gelirsek kadro olarak ideal bir 11 ile çıktı Fenerbahçe fakat zaman geçtikçe o idealin “sakatlar” üzerine kurulduğu anlaşıldı. İki oyuncusu sakatlıkları dayanılmayacak bir boyuta gelince oyundan çıktılar. Bir de bu ikilinin üstüne etkisiz bir Alex ve attığı boş kaleye gol dışında sahada dolanıp duran Moussa Sow eklenince Fenerbahçe’nin ikinci yarıdaki mahkum oyunu daha bir mantıklı ve nedenli geliyor. Reto Ziegler’in, Joseph Yobo’nun ve Cristian Baroni’in iyi oyunları da Fenerbahçe’nin savunurken nasıl kazandığını ortaya koyuyor.

Sonuç olarak, Lig bittiğinde oluşacak puan durumunda Fenerbahçe, Beşiktaş’ın üç puan önüne geçti bu maç sonucunda.

Yeşil Gazete yazıları ve diğer yazılar için: http://www.urbarli.net

Yalvaç Ural çocuk edebiyatının Nobel’ine aday

Türkiye’nin çocuk edebiyatı denince akla ilk gelen kalemlerinden Yalvaç Ural, çocuk edebiyatının Nobel’i olarak bilinen prestijli Astrid Lindgren Ödülü’ne aday gösterildi.

İsveçli Yazar Astrid Lindgren “Pippi Uzunçorap” kitaplarının yazarı;  150 milyonun üzerinde kitap satmış Lindgren anısına İsveç devleti tarafından dağıtılan ödüller, gelecek ayın sonunda 10. kez sahibini bulacak.

Çocuk edebiyatı ve dünyada çocuk edebiyatının yaygınlaşmasıyla ilgili çalışmaları bulunan Lindgren anısına verilen ödüller, dünyanın en büyük çocuk edebiyatı ödülü olarak biliniyor. Yalvaç Ural, bu yıl aday gösterilen 100’ü aşkın isim arasında Türkiye’den tek aday olarak dikkat çekiyor

Taurasi versus FIBA, “Seksi bir şey görmek için Playboy okuyun”

0

Galatasaray Medical Park’ın ABD’li basketbolcusu Diana Taurasi, kadın basketboluna olan ilgiyi arttırmak için formaların daha dar olması için çalışmalar yapan FIBA’ya sert çıktı, “Basketbol bu şekilde oynanır. FIBA’dakiler seksi şeyler görmek istiyorsa gitsin Playboy okusun.”

Kadın basketbolunda dünyanın en iyi oyuncusu kabul edilen Taurasi, Galatasaray Medical Park’ın Euroleague karşılaşması için Valencia’da bulunduğu sırada kendisi ile yapılan mülakatta FIBA’nın yeni kararları ile ilgili düşüncelerini aktardı, “Bana kalırsa basketbol oynarken elinizden geleni yapmak zorundasınız . 20 yıldır bu sporu yapyorum ve başından beri basketbol oynarken bol şort giydim. Rahat hareket edebilmek için, kortta istediğiniz gibi hareket edebilmek için bol şort giymeniz gerekir zaten. Tenis ve voleybol gibi sporlarda bu gerekli olmayabilir ama konu basketbol olduğunda durum bu” şeklinde konuştu.

Galatasaray Medical Park’ın Euroleague’deki şansı hakkında sorulara ise, “Ros Casares şimdiye kadar diğer bütün takmlardan daha iyi bir performans gösterdi fakat biz de en sonuna kadar mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.

Euroleague 2012 Final Four mücadesi Galatasaray Medical Park’ın ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleşecek.

Danışsız, düzensiz, denetsiz – Cengiz Aktar

Bir inşaat furyasıyla karşı karşıya Türkiye. Önümüzdeki on yılların temel ekonomik dinamiği muhtemelen inşaat olacak. Kent, kır, kültür, insan ve doğanın bu furyadaki yeri karar vericiler ne kadar bahşedecekse o kadar olacak. Kamuyu yani bütün ülkenin istikbalini ilgilendiren karar alma mekanizmalarının bugün nasıl işlediğini ve hukukî, malî, idarî, beşerî ve çevresel anlamda çağdaş bir işleyişten ne denli uzak olduğunu anlamak için hükümetin dört temel tasarrufuna göz atalım: Kamu İhale Kanunu, çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) muafiyeti, özerk kurumlarının özerkliklerinin iptali ve Kentsel Dönüşüm Kanunu.

İnşaatın malî kaynağını oluşturan 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu Nisan 2002’de koalisyon hükümetince yapıldı. O zamandan beri 18 kez değiştirilerek kuşa çevrildi. Şeffaflıktan külliyen uzak, herhangi çağdaş bir kamu ihalesi kıstasını artık içermeyen, biçilmiş kaftan bir yasa haline geldi. Yasa, vergi mükelleflerinin cebinden çıkan ve 2010’da 70 milyar, 2011’de 80 milyar TL mertebesinde bir harcamayı yönetiyor.

Bu yasayı yöneten Kamu İhale Kurumu’nun özerkliğine, diğer düzenleyici ve denetleyici 9 kurumun özerkliğiyle birlikte geçen Ağustos’ta son verildi. Diğer 9 kurum şunlar: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Telekomünikasyon Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, Kamu İhale Kurumu, Rekabet Kurumu, Şeker Kurumu, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu.

Üçüncü tasarruf, bir diğer temel düzenleme ve denetleme aracı olan ÇED ile ilgili. Nisan 2011’de ÇED Yönetmeliği’nde yapılan değişikle 2015’e kadar yatırımına başlanacak olan ve daha proje aşamasında olan projelerde ÇED şartı aranmayacak. Kamuoyunun haberdar olduğu projeler bu kapsamda: Sinop ve Akkuyu Nükleer Santralleri, Amasra Termik Santrali, yeni Boğaz köprüsü, Ilısu Barajı ve Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu. Yapılan değişiklikle Artvin, Rize, Tunceli, Mersin, Küre Dağları, Kaz Dağları gibi biyolojik çeşitlilik hazineleri yatırıma açılacak. Akarsu havzaları arasında su transferi, 10.000 m2 ve üzerindeki deniz dolguları, ulaşım ve altyapı yatırımları, su depolama tesisleri, 10MW ve üzeri nehir tipi hidroelektrik santraller, toplu konutlar, turizm tesisleri, maden ocakları ve bazı fabrikalar da 2013 yılına kadar ÇED uygulamasından muaf tutularak gerçekleştirilebilecek.

Dördüncü tasarruf Meclis Genel Kurulu’na inmek üzere olan Kentsel Dönüşüm Kanun Tasarısı. Bu yasa merkezî ve yerel idareye gayrimenkuller üzerinde duyulmadık, denetim dışı bir alan açıyor. Toprak Koruma ve Arazi Kullanım, Zeytincilik, Mera, Orman, Turizmi Teşvik, Boğaziçi, Askerî Bölgeler ve Kıyı kanunlarının arazi kullanımı bakımından kısıtlayıcı maddeleri bu kanunla kalkıyor.

Türkiye’nin doğal ve kentsel altyapısını baştan aşağıya değiştirecek ve dönüştürecek olan bu kararların alınma aşamasında hükümetin, yasama dâhil hiçbir başka merci ile kapsamlı bir istişare ve müzakerede bulunmadığını biliyoruz. Aksine, kararların ruhu her türlü düzenleyici ve denetleyici istişareyi savuşturmak! Geriye yalnız, projeler hayata geçtikten sonra yapılacak Sayıştay denetimi kalıyor ki o da kamu kaynağının doğru ve verimli harcanıp harcanmadığıyla ilgili; yapılacak hatalardan herhangi bir geri dönüş söz konusu değil.

Gelişmiş demokrasilerde karar ve uygulama bizdeki gibi değil. Kırk yıl önce ABD’de ortaya çıkmış Düzenleyici Etki Analizi (DEA) diye bir araç var. DEA kamuyu ilgilendiren kararların, karar ve uygulamadan önce olumlu ve olumsuz muhtemel toplumsal, çevresel etkilerinin incelenmesi, bulguların kamuyla paylaşılması ve karar alıcılara ulaştırılması demek. Kamuyu ilgilendiren karar ve uygulama, yapılacak işin uzmanı, o işten nemalanacakların çıkarı, dışarıdan alınacak örnek veya siyasî mercinin paşa gönlü ve iki dudağının arasına göre değil somut veri ve tahlillere dayanan deneysel yöntemlerle alınıyor dünyada. Zira aksi olunca topyekûn bedel ödeniyor. Örnek mi? Deprem bölgelerindeki fabrikalar dâhil tüm inşaatlar, kuruyan göller ve akarsular, yok olan kültür mirası, Karadeniz’in yuttuğu otoyol, derelerin yuttuğu binalar ve insanlar, eğimi deniz yerine karaya olan kaldırımlar, fiyakalı ama kaygan granitten kaldırım taşları, hatalı metro çıkışları… Boşuna ‘Meşveret etmek, insanı pişman olmaktan koruyan bir kale gibidir’ dememiş Muhammed Hâdimî.

Erken dönem İslam âlimi Kasım bin Muhammed bin Ebu Bekir ise şöyle demiş: ‘Meşveret etmek sünnettir. Zira danışarak iş yapan zarar etmez. Peygamber efendimiz eshâbı ile çok meşveret ederdi. Bir iş için akıl, Allah korkusu, hikmet ve tecrübe sahibi on kişiye danışırdı.’

 

Cengiz Aktar – Vatan

Doğa Amik Ovası’nı geri aldı

Hatay‘ın Amik Ovası, şiddetli yağışlar ve Asi Nehri’nin taşması sonucu Göle döndü, 7 köy tamamen sular alında kaldı. Hatay Valisi Celalettin Lekesiz, Amik Ovası’nda 100 bin dekar arazinin sular altında kaldığını söyledi.

Amik Gölü’nün 1955’de başlanan ve 1980’da tamamlanan kurutulmasının ardından elde edilen araziler, topraksız köylülere 10’ar dönüm olarak dağıtılınca buralarda irili ufaklı köyler kuruldu. O yıllardan bu yana tarım arazisi olarak kullanılan bölgeden geçen Asi Nehri, Karasu ve Afrin Çayları, ocak ayında başlayan şiddetli sağanak yağışlar nedeniyle taşınca, Amik Ovası sular altında kaldı. Yer yer su seviyesi 2 metreye kadar yükseldi, ovadaki 7 köy de tamamen sular altında kaldı. Reyhanlı Kaymakamlığı, ulaşım sağlanamayan köylere gıda yardımı gönderirken ev ve ahırları sular altında kalan köylüler perişan oldu. Kurutulan Amik Gölü üzerine kurulan Karacannık Köyü’nde evlerini su basan köylüler, yaşadıkları manzara karşısında şaşkına döndü. Köyde su seviyesinin 1 metreyi bulduğunu belirten Ahmet Döner, Amik Gölü kurutulduğu yıllarda buraya gelip yerleştik, hiç bu kadar büyük bir sel felaketi yaşamamıştık. Evlerimizin ahırlarımızın içi su doldu. Amik Ovası tekrar Amik Gölü oldu dedi.

Hatay VALİSİ SU SEVİYESİ DÜŞÜYOR

Hatay Valisi Celalettin Lekesiz de helikopterle sel basan bölgeleri gezdi. Bölgede yaptığı incelemenin ardından Alaattin Köyü yakınlarında açıklama yapan Vali Celalettin Lekesiz, Amik Ovası’nda yaklaşık 100 bin dekar alan sular altında kaldı. Bunun birinci nedeni 30-40 yıl sonra ilk kez bu kadar yağış olması, diğeri ise yaz sezonunda tahliye kanallarına yapılan toprak setlerin iş bittikten sonra tam olarak açılmamasıdır. Sel suları ortalama 82 santimetreye kadar yükseldi ancak son 2 gündür yapılan çalışmalarla su seviyesi 9 santimetre düşürüldü dedi.

Suların çekilmesinin ardından bölgedeki hasarın belirleneceğini vurgulayan Lekesiz, Hatay Havaalanı’ndaki sel sularının da tahliye edilmesi için çalışmalara aralıksız devam edildiğini kaydetti.

‘Taksim Gezi Parkı korunsun!’ başvurusu.

0

Taksim Gezi Parkının, Halil Paşa Topçu Kışlasının restitüsyonu  için yok edilecek olmasına karşı yüzlerce konusunda uzman şehir plancısı ve mimar üniversite öğretim üyesi, sanatçı, semt dernekleri, parkın bir kültür varlığı olarak korunması gerekliliği talebiyle İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne tescil başvurusu yaptı.

03.02.2012 tarihinde  İstanbul ve Ankara’daki üniversitelerde görevli mimar ve şehir plancısı öğretim üyesinin başvurusunu takiben  semt dernekleri, vakıflar  gibi  tüzel kişiler de 1993 yılında kentsel sit alanı ilan edilmiş olan  Beyoğlu bölgesi sınırları içindeki Taksim Gezi Parkının yok edilmemesi tersine kültür varlığı olarak korunması için harekete geçtiler. Kurula başvuranlar  arasında Türkiye’nin tanınmış  koruma uzmanları da var.

Bu girişim, son günlerde İBB’nin Taksim Meydanını yayalaştırma projesi ile yeniden gündeme gelen, kentin içindeki önemli yeşil gezinti alanlarından biri olan Taksim Gezi Parkının korunması ve geleceğe taşınması için önemli bir adım oluşturuyor. Aynı zamanda kenti ve dolayısıyla kullanıcısı olan kentliyi ilgilendiren önemli kararlarda koruma kurullarının  ve yerel yönetimlerin  kararlarının müzakere ile oluşturulması gerekliliğini de ortaya koyuyor.

Başvuruda yer alan görüşler şöyle:

Bizler aşağıda isimleri yazılı olan kişiler; yıllardır kent için düşünen, çalışan, fikir üreten akademisyen, meslek sahibi mimar, restoratör, şehir ve bölge plancısı, kentsel tasarımcı, sanatçı, yazar ,sivil toplum gönüllüleri  ve her şeyden önemlisi kentli olarak kendimizi yaşadığımız kente, kentliye ve gelecek kuşaklara karşı sorumlu hissediyor ve Taksim Gezi Parkı’nın korunması gerekli bir kültür varlığı olarak tescil edilmesini Koruma Kurulu’nuzdan talep ediyoruz.

Taksim Gezi Parkı, uluslararası şehircilik ve mimarlık tarihinin tanınmış isimlerinden, şehirci- mimar Henri Prost tarafından 1939-1942 yılları arasında hassas bir şekilde etüd edilerek tasarlanmış, törensel ve anıtsal bir alan olma özelliği ile önemli bir  kamusal alan, erken Cumhuriyet döneminin kültür ve kent anlayışını temsil eden simgesel bir alan, döneminin kentsel tasarım anlayışına uygun olarak açık bir perspektif oluşturma düşüncesiyle aksiyel bir düzende tasarlanmış, ulu çınar ağaçlarıyla açık bir gezinti alanı. Gerek tasarım ilkeleri açısından ,gerekse de tarihçesiyle kentlilerin ortak hafızasında anı mekânı olması ve İstanbul’un en önemli meydanlarından olan Taksim Meydanı ve çevresinin mekânsal niteliğini belirleyen önemli bir öge olmasıyla dikkatle korunması gereken bir kentsel yaşam alanıdır.

İstanbul I no’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 07.07.1993 tarih ve 4720 sayılı kararı ile kentsel sit alanı ilân edilen Beyoğlu ilçesi sınırları içinde bulunan Taksim Gezi Parkının; yukarıda belirtilen nitelikleriyle T.C. Kültür Bakanlığı Kültür Ve Tabiat Varlıkları Koruma Yüksek Kurulu’nun Taşınmaz Kültür Varlıklarının Gruplandırılması, Bakım Ve Onarımları” ile ilgili 5.11.1999 tarih, 660 sayılı ilke kararı gereğince, “toplumun maddi tarihini oluşturan kültür verileri içinde tarihsel, simgesel, anı ve estetik nitelikleriyle ve kent ve çevre kimliğine katkıda bulunan kültür varlığı niteliğindeki yöresel yaşam biçimini yansıtan yapılar korunması zorunlu yapılardır” tanımlamasına  dayanarak  bir kültür varlığı olarak tescil edilmesini talep etmekteyiz. Parkın sahip olduğu bu özgün mekânsal değerler ve kentin yeşil sisteminin önemli bir tamamlayıcısı ve kentlilerin bugün yoğun biçimde kullanmayı sürdürdüğü bir rekreasyon alanı olarak işlevsel rolüyle de bir kültür varlığı olarak tescil edilmesi gelecek nesiller için sürdürülebilir olması açısından kaçınılmazdır.

Bu talebimizin önemli dayanaklarından biri de 2011 yılı içinde UNESCO tarafından da kabul edilen “tarihi kentsel peyzaj” (historic urban lanscape) kavramıdır. Bu kavramın temelini oluşturan düşünceler şu şekilde dile getirilmektedir.

“…Kentsel büyüme, tarihi kentsel alanların özünü dönüştürmekte, kentsel yoğunluklar ve yönetilemeyen değişiklikler, yerin ruhunu, kentsel dokunun bütünlüğünü, toplumların kimliğini zayıflatmaktadır. Bazı kentsel alanlar işlevselliklerini, geleneksel rol ve kimliklerini kaybetmektedirler. “Tarihi kentsel peyzaj” yaklaşımı, bu etkilerin yönetilmesi ve hafifletilmesinde yardımcı olabilir… Tarihi kentsel peyzaj, kentsel bağlamın genişletilmesinin ve “topluluk” kavramıyla desteklenmesinin ötesinde, kültürel ve doğal değerlerin katmanlaşması olarak anlaşılmaktadır. Bu daha geniş bağlam, alanın doğal özellikleri; tarihi ve günümüzün yapılı çevresini; zemin üstünde ve altındaki altyapıları; açık alanları ve bahçeleri, arazi kullanım deseni ve mekân organizasyonu; kentsel yapının diğer tüm unsurlarını ve yanı sıra algıları, görsel ilişkileri içerir. Aynı zamanda, sosyal ve kültürel uygulamaları, değerleri, ekonomik süreçleri, çeşitlilik ve kimliğe ilişkin maddi olmayan boyutları içerir…”

Bu çağdaş yaklaşım; bir kentin tarihsel topoğrafyasının büyük ölçekli kentsel projelerle müdahale edilerek değiştirilmesinin kentin belleğinin birdenbire silinmesini getireceğini ve bu durumun her açıdan bir kayıp olduğunu vurgulamaktadır. Taksim Gezi Parkı İstanbul kentinin; İstanbul’da yaşayanların ve hatta kısa süre ile bu kenti ziyaret edenlerin bile belleğinde yer etmiş bir kamusal alandır ve son altmış yılın kentsel topoğrafyasının bir parçasıdır. Gelecekte kentin tarihindeki bir katmanı oluşturacak bu dokuyu yıkıp parçalamadan kullanmak bizim neslimizin sorumluluğundadır.

Kamusal alan ve kamu yararı için gösterilecek duyarlılığın bilincinde olan kurulunuza konuyu değerlendirmesi için sunarız.

Saygılarımızla

  1. Prof. Dr. Cevat Erder (ODTÜ Mimarlık Fakültesi – Restorasyon Programı)
  2. Prof. Dr. Cânâ Bilsel (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  3. Prof. Dr. S. Güven Bilsel (Y.Müh. Mimar, Kent ve Bölge Plancısı)
  4. Prof. Dr. Derya Oktay (Doğu Akdeniz Üniversitesi – Mimarlık Bölümü)
  5. Prof. Dr. Ali Cengizkan (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  6. Prof. Dr. Jale Erzen (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  7. Prof. Dr. Murat Balamir (ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  8. Prof. Dr. Melih Ersoy (ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  9. Prof. Dr. Baykan Günay (ODTÜ Şh. ve Bölge Pl. Böl.- Kentsel Tasarım Programı)
  10. Prof. Dr. Vacit İmamoğlu (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  11. Prof. Dr. Suna N. Güven (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  12. Prof. Dr. Ali Uzay Peker (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  13. Prof. Dr. Ayşen Savaş (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  14. Prof. Dr. Belgin Turan Özkaya (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  15. Prof. Dr. Nur Çağlar (TOBB – ETÜ – Güzel Sanatlar Fakültesi Mimarlık B.)
  16. Prof. Dr. A. Tanju Gültekin (Çankaya Ü. – Müh. Mim. Fak. – Mimarlık Bölümü)
  17. Prof. Dr. Zeynep Onur (Çankaya Ü. – Müh. Mim. Fak. – İç Mimarlık Bölümü)
  18. Prof. Dr. Feral Eke (Gazi Ü. – Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  19. Prof. Dr. Aysu Akalın (Gazi Ü. – Mimarlık Bölümü)
  20. Prof. Dr. B. Işık Aksulu (Gazi Ü. – Mimarlık Bölümü)
  21. Prof. Dr. Ali İhsan Ünay (Gazi Ü. – Mimarlık Bölümü)
  22. Doç.Dr. Aydan Balamir (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  23. Doç.Dr. Güven Arif Sargın (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  24. Doç.Dr. Emre Madran (ODTÜ Mimarlık Bölümü – Restorasyon Programı)
  25. Doç.Dr. Neriman Şahin Güçhan (ODTÜ Mimarlık Bölümü – Restorasyon Programı)
  26. Doç.Dr. Çağatay Keskinok (ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  27. Doç.Dr. Özcan Altaban (ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  28. Doç.Dr. Berin Gür (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  29. Doç.Dr. Arzu Gönenç Sorguç (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  30. Doç.Dr. Nil Uzun (ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  31. Doç.Dr. Ela Babalık Sutcliffe (ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  32. Doç.Dr. Anlı Ataöv (ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  33. Doç.Dr. Esin Boyacıoğlu (Gazi Ü. – Mimarlık Bölümü)
  34. Doç. Dr. Pınar Dinç (Gazi Ü. – Mimarlık Bölümü)
  35. Doç. Dr. Neşe Gürallar (Gazi Ü. – Mimarlık Bölümü)
  36. Doç. Dr. Zeynep Uludağ (Gazi Ü. – Mimarlık Bölümü)
  37. Doç. Dr. Çiğdem Varol (Gazi Ü. – Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  38. Doç.Dr. Nilgün Görer Tamer (Gazi Ü. – Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  39. Doç. Dr. Kübra Çamur (Gazi Ü. – Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  40. Doç.Dr. Ayşe Tekel (Gazi Ü. – Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  41. YardDoç.Dr. Namık Erkal (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  42. Yard.Doç.Dr. Müge Akkar Ercan (ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  43. Yard.Doç.Dr. Emine Yetişkul Şenbil (ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  44. Yard.Doç.Dr. Elâ Aral (Çankaya Ü. – Müh. Mim. Fak. – Mimarlık Bölümü)
  45. Yard.Doç.Dr. Çiğdem Gökhan (Çankaya Ü. – Müh. Mim. Fak. – İç Mimarlık B.)
  46. Yard.Doç.Dr. G. Ufuk Demirbaş (Çankaya Ü. – Müh. Mim. Fak. – İç Mimarlık B.)
  47. Yard. Doç. Dr. Nazan Kırcı (Gazi Ü. – Mimarlık Bölümü)
  48. Yard.Doç.Dr. Ülkü Duman Yüksel (Gazi Ü. – Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  49. Yard.Doç.Dr. Nihan Özdemir Sönmez (Gazi Ü. – Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  50. Yard.Doç.Dr. Demet Erol (Gazi Ü. – Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  51. Yard.Doç.Dr. Aydan Sat (Gazi Ü. – Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  52. Yard.Doç.Dr. Tanyel Özelçi Eceral (Gazi Ü. – Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  53. Yard.Doç.Dr. Bilge A. Köroğlu (Gazi Ü. – Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  54. Ömer Kıral (Y. Şehir Plancısı – ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  55. Öğr.Gör.Dr. Burcu H. Özüduru (Gazi Ü. – Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  56. Öğr.Gör.Dr. İdil Akçam (Gazi Ü. – Mimarlık Bölümü)
  57. Öğr.Gör.Dr. Ece Kumkale Açıkgöz (Gazi Ü. – Mimarlık Bölümü)
  58. Öğr.Gör.Dr. Mediha Gültek (Gazi Ü. – Mimarlık Bölümü)
  59. Dr. H. Perihan Kiper (Ankara Üniversitesi – Sosyal Bilimler Enstitüsü)
  60. Dr. Esra Özkan Yazgan (Gazi Ü. – Mimarlık Bölümü)
  61. Dr. Leyla Alkan (Gazi Ü. – Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  62. Dr. Z. Aslı Gürel Üçer (Gazi Ü. – Mimarlık Bölümü)
  63. A. Ayça Bilsel (Y. Mimar, Kentsel Tasarımcı, Gazi Ü. – Şh. ve Bölge Pl. B.)
  64. Güner Gezim (Y. Müh. Mimar, Şehir Plancı – Gazi Ü. – Şh. ve Bölge Pl. B.)
  65. Güray Açıl (Mimar, Şehir ve Bölge Plancı – Gazi Ü. – Şh. ve Bölge Pl. B.)
  66. Dr. Adnan Aksu (Y. Mimar, Gazi Ü. – Mimarlık Bölümü)
  67. Hasan Özbay (Y. Mimar, Gazi Ü. – Mimarlık Bölümü)
  68. İ. Yavuz Özkaya (Y. Mimar – Restorasyon Uzmanı)
  69. Öğr.Gör. Pınar Aykaç (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  70. Mert Nezih Rifaioğlu (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  71. Esin Kömez (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  72. Ceren Katipoğlu (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  73. Ali Tolga Özden (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
  74. Duygu Özden (Mimar, Gazi Ü. – Mimarlık Bölümü)
  75. Hilal Avcı (Mimar, Gazi Ü. – Mimarlık Bölümü)
  76. Aysu Uğurlar (Gazi Ü. – Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  77. Fatma Erdoğanaras (Gazi Ü. – Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  78. Dr. Gülru Mutlu Tunca (Çankaya Ü. – Müh. Mim. Fak. – İç Mimarlık Bölümü)
  79. Elif Okur Tolun (Çankaya Ü. – Müh. Mim. Fak. – İç Mimarlık Bölümü)
  80. Fatma Gül Öztürk (Çankaya Ü. – Müh. Mim. Fak. – Mimarlık Bölümü)
  81. Yurdanur Sepkin (Çankaya Ü. – Müh. Mim. Fak. – İç Mimarlık Bölümü)
  82. Ahmet Selçuk Uysal (Çankaya Ü. – Müh. Mim. Fak. – Mimarlık Bölümü)
  83. Zeynep Önen (Y. Mimar Restorasyon Uzmanı)
  84. Prof.Dr. Ömür Bakırer (ODTÜ Mimarlık Bölümü – Restorasyon Programı)
  85. Doç.Dr. Serap Kayasü (ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  86. Doç.Dr. Bahar Gedikli (ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  87. Yard.Doç.Dr. A. Güliz Bilgin Altınöz (ODTÜ Mimarlık B. – Restorasyon Programı)
  88. Yard.Doç.Dr. Mustafa Kemal Bayırbağ (ODTÜ-Kentsel Politika Planlaması ABD)
  89. Öğr.Gör.Dr. Nimet Özgönül (ODTÜ Mimarlık Bölümü – Restorasyon Programı)
  90. N.Müge Cengizkan (TMMOB Mimarlar Odası Genel Merkezi, Genel Sekreter Yardımcısı)
  91. Doç.Dr. Esin Boyacıoğlu (GÜ)
  92. Prof.Dr.Sibel BOZDOĞAN (İSTANBUL BİLGİ ÜNİVESİTESİ Mimarlık Fakültesi)
  93. Yrd.Doç.Dr. Sıla DURHAN (DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ)
  94. Yrd.Doç.Dr. Senem DOYDUK (DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ)
  95. Ar.Gör. Betül ORBEY(DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ)
  96. Ar.Gör. Özlem ALTUN(DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ)
  97. Dr. Murat TIRPAN(DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ)
  98. Esra Biçi NASIR(DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ)
  99. Prof.Dr. Yüksel DİNÇER (GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ)
  1. Doç.Dr. Yeşeren ELİÇİN (GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ)
  2. Doç.Dr. Birol CAYMAZ (GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ)
  3. Yrd.Doç.Dr.Hakan YÜCEL(GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ)
  4. Prof.Dr. Nur AKIN (İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ)
  5. Prof.Dr. Neslihan DOSTOĞLU (İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ)
  6. Prof.Dr. Arzu ERDEN  (İTÜ)
  7. Prof.Dr. Belkıs ULUOĞLU (İTÜ)
  8. Yrd.Doç.Dr. Yıldız UYSAL (İTÜ)
  9. Ar.Gör. Ayşe Ceren BİLGE (İTÜ)
  10. Prof.Dr. E.Füsun ALİOĞLU (KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ)
  11. Prof.Dr. Zuhal ULUSOY (KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ)
  12. Yrd.Doç. Yonca K.ERHAN (KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ)
  13. Prof.Dr. Ş.Tülin GÖRGÜLÜ (MALTEPE ÜNİVERSİTESİ )
  14. Prof.Dr. Güzin KONUK (MSGSÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ)
  15. Prof.Dr. Gülşen ÖZAYDIN (MSGSÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ)
  16. Aykut KÖKSAL (MSGSÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ)
  17. Doç.Dr. Sema ERGÖNÜL(MSGSÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ)
  18. Doç.Dr. Hürriyet ÖĞDÜL (MSGSÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ)
  19. Yrd.Doç.Dr. Hale TOKAY (MSGSÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ)
  20. Yrd.Doç.Dr. Levent ÖZAYDIN (MSGSÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ)
  21. Yrd.Doç.Dr. Ayşegül KURUÇ (MSGSÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ)
  22. Yrd.Doç.Dr. A. Derin ÖNCEL (MSGSÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ)
  23. Yrd.Doç.Dr. Adem Erdem ERBAŞ (MSGSÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ)
  24. Yrd.Doç.Dr. Teoman TEKKÖKOĞLU(MSGSÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ)
  25. Yrd.Doç.Dr. Saadet AYTIS (MSGSÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ)
  26. Yrd.Doç.Dr. Osman ARAYICI (MSGSÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ)
  27. Yrd.Doç.Dr. Figen KAFESÇİOĞLU (MSGSÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ)
  28. Yrd.Doç.Dr. Tolga SAYIN (MSGSÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ)
  29. Sinem SEÇER (MSGSÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ)
  30. Prof.Dr. İclal DİNÇER (YTÜ. Mim.Fak. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  31. Prof.Dr. Zekiye YENEN (YTÜ. Mim.Fak. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  32. Prof.Dr. Ayşenur ÖKTEN (YTÜ.Mim. Fak. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  33. Prof.Dr. Zekai GÖRGÜLÜ (YTÜ.Mim. Fak. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  34. Prof.Dr. Zeynep ENLİL (YTÜ.Mim. Fak. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  35. Prof.Dr. Can BİNAN (YTÜ.Mim. Fak. Restorasyon Anabilim Dalı)
  36. Doç.Dr. Asuman TÜRKÜN (YTÜ.Mim. Fak. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  37. Doç.Dr. Sırma TURGUT (YTÜ.Mim. Fak. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  38. Yrd.Doç.Dr. Hülya YAKAR (YTÜ.Mim. Fak. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  39. Yrd.Doç.Dr. Tuba İnal ÇEKİÇ (YTÜ.Mim. Fak. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  40. Yrd.Doç.Dr. Oya AKIN (YTÜ.Mim. Fak. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  41. Yrd.Doç.Dr. Nilgün. Ç. ERKAN (YTÜ.Mim. Fak. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  42. Yrd.Doç.Dr. Aynur ÇİFTÇİ (YTÜ. Mimarlık Fakültesi)
  43. Yrd.Doç.Dr. Ayten ERDEM (YTÜ, Mimarlık Fakültesi)
  44. Yrd. Doç.Dr. Ebru Omay Polat (YTÜ, Mimarlık Fakültesi)
  45. Dr. Şenay OĞUZTİMUR (YTÜ, Mim. Fak. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  46. Dr. Ebru SEÇKİN (YTÜ,Mim. Fak. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  47. Dr.Tolga İSLAM (YTÜ,Mim. Fak. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  48. Dr. Gül TÜZÜN (YTÜ, Mim. Fak. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü)
  49. Erhan KURTARIR (YTÜ)
  50. Ayşegül ÖZBAKIR (YTÜ)
  51. Kerem EKİNCİ (YTÜ)
  52. Aslı ALTANLAR (YTÜ)
  53. Gül ÜNAL (YTÜ,Mim. Fak. Restorasyon Anabilim Dalı)
  54. Banu ÇELEBİOĞLU (YTÜ,Mimarlık Fakültesi)
  55. C.İrem GENCER (YTÜ,Mim. Fak. Restorasyon Anabilim Dalı)
  56. Ayça ÖZMEN (YTÜ,Mim. Fak. Restorasyon Anabilim Dalı)
  57. Hasan Tahsin SELÇUK (YTÜ,Mimarlık Fakültesi)
  58. Burcu Can ÇETİN (YTÜ;Mimarlık Fakültesi)
  59. Nur UMAR (YTÜ, Mimarlık Fakültesi)

Balıkçıların isyanı

Usulsüz trolcülük yapanlara karşı çıkarken 28 Ocak’ta silahlı saldırıya uğrayan Rumeli Kavağı Su Ürünleri Kooperatif Başkanı Ahmet Aslan tedavi gördüğü Okmeydanı SSK hastanesinden bugün taburcu edildi. Saldırı sonucu bir gözünü kaybeden Ahmet Aslan hastane önünde destek için bulunan kalabalık bir grup tarafından karşılandı. Karşılamada SürKoop Başkanı Ramazan Özkaya’nın Türkiye Profesyonel Balıkçıları adına bir konuşma yaptı. Ramazan Özkaya’nın konuşması şöyle:

Bilindiği üzere Rumeli Kavağı Su Ürünleri Kooperatif Başkanımız Ahmet Aslan 28 Ocak 2012 günü bir trolcünün silahlı saldırısına uğradı. Ölümün kıyısından dönen ve maalesef bir gözünü kaybeden Ahmet Aslan’ı karşılamak üzere buradayız.

Ahmet başkana sıkılan kurşun, hepimize sıkılan kurşundur. Ahmet başkana sıkılan kurşun sürdürülebilir balıkçılığa gönül vermiş balıkçıya ve sürdürülebilir balıkçılığın mücadelesini veren tüm kişi ve kuruluşlara sıkılmış bir kurşundur.

Sürdürülebilir balıkçılık çocuklarımıza miras bırakacağımız denizlerin emniyetini sağlamaktır. Ahmet başkana sıkılan kurşun, çocuklarımızdan emanet aldığımız bu dünyanın sürdürülebilirliğine sıkılan bir kurşundur.

Bununla birlikte Ahmet Aslan’a karşı girişilen silahlı saldırı ne ilktir ne de sonuncu olmasını bekliyoruz. Zira bu tarz cana ve mala kast edici olaylar yıllardır vardır. Yeşilköy de saldırıya uğrayan balıkçıların dayakla hastanelik edilişi, bir başkanımızın silahla taranması, Selimpaşa da silahla yaralanan yirmi beş yaşındaki arkadaşımızın belden aşağısının felç olarak yaşamını sürdürdüğü ve teknelere verilen zararlar bir çırpıda akla gelenlerdir.

Bu saldırılara rağmen, bir türlü caydırıcılık unsuru kazandırılamayan kanun sebebiyle yasa dışı avcılık, yıllardır devam etmektedir.

Yasa dışı avcılık bugün artık gelişmiş bir çete haline gelmişlerdir. Bu çete Sahil Güvenlik, Deniz Polisi ve İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü denetçilerini birebir takip edecek 24 saat hizmet veren istihbarat ekibi bile oluşturmuş güçtedir. Denizde etrafını gözetleyecek en son model elektronik cihazlara sahiptirler. Bu çetenin bugüne kadar saldırısına uğrayan sadece balıkçılarımız değillerdir. Bunca yıldır verilen mücadelelerde güvenlik güçlerini kasten öldürmeye teşebbüslerini de hatırlıyoruz.

Olayın ciddiyetinin idrakıyla harekete geçen sayın İstanbul valimizin Türkiye de ilk defa Balıkçılık ve Su Ürünleri Komisyonu kurması elbette sevindiricidir. Bu komisyonda bizler de temsil edilmekteyiz.

Ancak, İstanbul gibi bir megapolde, İstanbul Boğazı gibi ekolojik önemi fevkalade bir denizde yasa dışı avcılıkla büyüyen, gelişen bir sektörün oluşmuş durumda. Bu sektör sucul kaynakların tükendiği bir dönemde balık stoklarının üzerinde ağır tahribata sebep olduğu gibi, sürdürülebilirlik taraftarı balıkçımıza da yaşam hakkı bırakmamakta.

Bu durumun değişmesi için hükümete sesleniyoruz, denizlerimizin geleceği için Meclis’e sesleniyoruz: 1380 sayılı Su Ürünlerinin Avcılığını ve Ticaretini düzenleyen kanunda yapılması gereken reform niteliğinde değişiklikler var. 1380’i bir an önce Meclis gündemine alın ve yok olmanın eşiğindeki sucul kaynaklarımızı ve yaşama savaşı veren balıkçımızı korumak üzere ve sürdürülebilir bir dünyada birlikte varolabilmemiz adına gerekli düzenlemeleri kimseyi kayırmadan, hiç bir önlemi esirgemeden bir an önce gerçekleştirin.

1380 sayılı Su Ürünlerinin Avcılığını ve Ticaretini düzenleyen kanunda yapılması gereken düzenlemeler kolay hayata geçmeyecek. Yasa dışı avcılıktan rant sağlayanlar bu değişikliklere karşı çıkacaklar. Biz, sürdürülebilir balıkçılık taraftarı kooperatifler ve birlikler olarak, biz beraberimizdeki tüm STK’ların da desteği ile ilan ediyoruz:

Siz reformu başlatın, biz yanınızdayız, bir sizinleyiz!

 

(Yeşil Gazete)

 

[Son Dakika] Tuzla tersaneler bölgesinde patlama

0

Tuzla tersaneler bölgesinde patlama meydana geldiği, olayda çok sayıda kişinin yaralandığı belirtiliyor.

Tuzla tersaneler bölgesinde patlama meydana geldiği, olayda çok sayıda kişinin yaralandığı belirtiliyor.

Ayrıntılar Gelecek…

Bilgisayar korsanları FBI ve İngiliz polisini dinledi

0

Bilgisayar korsanı Anonymous grubu, Amerikan Federal Soruşturma Bürosu FBI ve İngiliz polisinin sibersuçlar konusunda yaptığı bir telekonferans görüşmesine ait ses kayıtlarını yayınladı.

Görüşme sırasında Anonymous ve benzeri grupların nasıl izlenebileceği tartışılıyor.

Ayrıca şüphelilerin tutuklanması için planlanan tarihler ve polisin elinde şimdiye dek toplanan kanıtlar ele alınılıyor.

Grup ayrıca bu görüşmeye davet niteliğinde olan ve nasıl erişilebileceğini anlatan bir e-postayı ve toplantının katılımcılarının e-posta adreslerinin listesini yayınladı.

Londra Emniyet Teşkilatı henüz konu hakkında açıklama yapmadı.

FBI ise bilgi sızması olduğunu doğruladı ve sorumluların peşlerine düştüklerini kaydetti.

Kuruluş söz konusu bilgilerin sadece güvenlik görevlilerinin paylaşımına açık olduğunu ve yasadışı yollardan elde edildiğini kaydetti.

Açıklanan e-postaya göre 17 dakikalık telefon görüşmesi 17 Ocak’ta yapıldı. Anonymous’un bu kayıtları nasıl elde etmiş olabileceğine ilişkin bir açıklamada bulunulmadı.

FBI tarafından ABD, İngiltere, İsveç, İrlanda ve diğer ülkelerden güvenlik yetkililerine yollandığı anlaşılan e-postada “Anonymous, Lulzsec, Antisec ve benzeri grupların faaliyetlerinin ele alınacağı” kaydediliyor.

Yayınlanan ses kaydında izlemeye alınan ve bu gruplarla bağlantısı olduğu düşünülen kişilerin isimleri ve kullanıcı adları da zikrediliyor.

Anonymous, kullanıcı adlarını bantla birlikte yayınlamadı, ancak şahıslara ait isimler ‘bip’lendi.

Görüşmelerde sesi duyulan bir İngiliz yetkili, polisin geçmişteki soruşturmalarında bazı hatalar yaptığından söz ediyor.

Anonymous ile ilişkili bir hesabı olan Twitter, AnonymousIRC‘de yer alan bir bildirimde de, “FBI iç haberleşmelerini bir süredir nasıl okuyabildiğimizi merak ediyor olmalı” dendi.

Anonymous bilgisayar korsanları, anarşistler ve yetkili kurumlara meydan okumaktan keyif aldıklarını söyleyen kişilerden oluşan dağınık bir grup olarak tarif ediliyor.

Anonymous son yıllarda pek çok hükümetin, şirketin, güvenlik teşkilatının ve bireylerin bilgisayar kayıtlarına ve sistemlerine ulaştı.