Ana Sayfa Blog Sayfa 4826

İzmir’de köpeğe vahşet! Sorumlular aranıyor!

İzmir’de işkence edildikten sonra yol kenarına bırakılan ve barınak veterineri tarafından bulunan köpek barınak veterinerinin müdahalesine rağmen kurtarılamadı.

Hayvan Hakları Federasyonu, tecavüz edilen ve dört ayağına da asit dökülen köpeğe işkence eden şahıs ya da şahısların bulunması için bir kampanya başlattı. İzmir Valiliği başta olmak üzere ilgili kurum ve milletvekillerine dilekçe gönderen federasyon yöneticileri şahıs ya da şahısların yakalanmasını sağlayacak bilgiyi veren kişiye para ödülü de vereceklerini duyurdu.

Telefon : 0507 510 23 30
e-Posta : [email protected]

Füze kalkanının komutası Almanya’da

0

Avrupa’yı füze saldırılarına karşı korumak için geliştirilen, radarlarının Malatya Kürecik’e yerleştirildiği füze kalkanı sistemi Almanya’daki NATO hava üssü Ramstein’dan komuta edilecek. Sistemin kontrolü ise Almanya’daki Geilenkirchen üssünden yapılacak.

Zeynel Lüle’nin Hürriyet’teki haberine göre; NATO’nun yeni stratejik konsepti çerçevesinde radarları Malatya’nın Kürecik bölgesine konuşlandırılan füze kalkanı sisteminin düğmesi, Almanya’daki NATO hava üssü Ramstein’da olacak ve bu üs ana karargâh olarak kullanılacak. Hava hareketlerinin tümü ile sistemin kontrolü ise yine Almanya’daki NATO hava üssü Geilenkirchen’den takip edilecek.

Almanya’daki komuta merkezinde bir Türk generali ve ekibinin görev yapacağı ve bu generalin Türkiye adına tam yetkiye sahip olacağı öğrenildi.

NATO ülkelerinin savunma bakanlarının önceki gün Brüksel’de yaptığı toplantıda, füze kalkanı projesiyle ilgili ayrıntılar, alt kadrolar tarafından ele alındı. Malatya’nın Kürecik bölgesine yerleştirilecek olan füze kalkanlarının düğmesinin, Almanya’daki NATO üssü Ramstein’da bulunacağı açıklandı.

Menzili 3 bin kilometreye kadar olan orta ve uzun menzilli füzelere karşı bir savunma kalkanı olarak tasarlanan ve radarları Malatya’nın Kürecik beldesine yerleştirilen sistem Avrupa’yı hedef alan bir füze ateşlemesi durumunda devreye girecek. Sensörlerin füzeyi havadayken tespit etmesiyle birlikte ‘füze kalkanı’ devreye sokulacak ve Doğu Avrupa’daki çeşitli noktalarla Akdeniz’e yerleştirilen füzesavarlar harekete geçecek. Kullanılacak durdurucu füzenin türü, tehdit oluşturan füzeye göre belirlenecek.

Kısa menzilli tehditte karada PAC-3 (Patriot), orta menzil için THAAD, denizde orta menzilden itibaren SM-3 füzelerinin çeşitli versiyonları kullanılacak.

Brüksel’deki son görüşmelerde, NATO’nun radar sisteminin Türkiye’ye kurulması konusunda Ankara’nın öne sürdüğü 2 şartın da kabul gördüğü güvencesi verildi. Buna göre sistemin kontrolü yapılacak merkezde Türk subayları da görev alacak. Radarların sağlayacağı istihbaratın ne kadarının diğer ülkelerle paylaşılacağı konusunda Türk makamları bilgilendirilecek. Türkiye’deki radar sisteminin komuta merkezi de Diyarbakır 2’inci Taktik Hava Komutanlığı’nda olacak. Komutanlık, Almanya’daki üsle iletişim ve koordinasyonu sağlayacak.

İlk aşamada Kürecik radarıyla, Akdeniz’deki Uss Monterrey gemisi olası bir füze saldırısına karşı devrede olacak. Karadaki füzesavarların 2015’te Romanya’ya, gelişmiş durdurucuların ise 2018’de Polonya’ya yerleştirilmesi öngörülüyor.

Adli Tıp: Kaşif Kozinoğlu kalp krizinden ölmedi

Adli Tıp‘ın ön inceleme sonuçlarına göre, MİT’çi Kaşif Kozinoğlu‘nun ölüm sebebi kalp krizi değil.

Adli Tıp Kurumu’nda yapılan ön inceleme, Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybeden eski MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünde ‘cinayet’ şüphesini artırdı.

Zaman Gazetesi’nin haberine göre, Adli Tıp’ta yapılan ilk incelemede, Oda TV davası sanıklarından Kozinoğlu’nun kalp krizinden ölmediği tespit edildi. İncelemelerde herhangi bir kan pıhtısının kalp damarlarını tıkamadığı görüldü.

MİT’çi Kaşif Kozinoğlu, Oda TV soruşturmasının en dikkat çekici isimlerinden biriydi. Devletin ‘gizli’ belgelerini Oda TV’ye sızdırmakla suçlanan Kozinoğlu, 10 Mart 2011’de Silivri Cezaevi’ne gönderildi. Hâkim karşısına çıkmasına 13 gün kala hayatını kaybetti.

Alınan bilgilere göre, otopside doku örneklerini inceleyen Adlî Tıp uzmanları ‘kalp krizi’ vakalarında rastlanan temel verileri tespit edemedi. Damarlarda darlık olduğu fakat bunun kriz geçirtecek kadar ciddi olmadığı belirlendi. Herhangi bir kan pıhtısının damarları tıkamadığı görüldü. Kriz vakalarının en önemli sonucu sayılan kalp dokusu ölümü de tespit edilemedi. İkinci aşamada, alınan örnekler üzerinde zehir taraması yapılacak.

Ergenekon soruşturması kapsamında yürütülen Oda TV operasyonuyla gündeme gelen isimlerden en dikkat çekici olanı eski MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’ydu. Ankara, Çayyolu’ndaki evine operasyon düzenlendi. Bazı belgelere el konuldu. Devlete ait ‘gizli’ içerikli belgeleri Oda TV’ye sızdırmakla suçlanıyordu. Soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı çıkarılan Kozinoğlu, 10 Mart 2011’de ‘terör örgütü üyesi olmak’ ve ‘devletin güvenliğine ilişkin gizli bilgileri temin etmek, açıklamak’ suçlarından tutuklanarak, Silivri Cezaevi’ne gönderildi.

Kendisi de emekli bir asker olan Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşları ise Ergenekon davasının tutuklu sanıkları emekli Albay Hasan Atilla Uğur ve Hasan Ataman Yıldırım’dı. Ergenekon davasında ‘gizli tanık’ olduğu ileri sürülen Kozinoğlu, 12 Kasım 2011’de, hakim karşısına çıkmasına 13 gün kala şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti.

‘Yeni Taksim’ onaylandı

0

Belediye Meclisi’nin oybirliğiyle kabul ettiği ve Anıtlar Kurulu’nun aynen onayladığı Taksim Meydanı’nı yayalaştırma projesinin detayları belli oldu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’a ilişkin prestij projeleri arasında açıkladığı yeni Taksim Meydanı’nı hayata geçirmek için düğmeye bastı. 16 Eylül 2011’de İBB Meclisi’nde oybirliğiyle kabul edilen plan 4 Ocak 2012’de Anıtlar Kurulu tarafından aynen onaylandı.

TARLABAŞI TALİMHANE’YLE BİRLEŞİYOR
Hürriyet’in haberine göre; Tarlabaşı Bulvarı, yayalaştırılan Talimhane ve Taksim Meydanı’yla birleştirilecek. Meydandaki otobüs durakları, otobüs bekleme peronları ve yanındaki yol kaldırılacak. Mc Donald’s önündeki otobüs durakları da yer altına alınıp, alt geçitten meydana yaya çıkışları verilecek. Metro çıkışları ise İstiklal Caddesi kenarlarına çekilecek. Bölgedeki binalar da aslına uygun restore edilecek.

Meydana çıkış yerin altından geçecek yaya yolları ve merdivenlerden yapılacak ve bu nedenle Taksim Meydanı’na yürüyerek ulaşmak oldukça zorlaşacak. Taksim Meydanı trafikten arındırılacak ama meydana çıkan yeni yollarla yaya kaldırımları iyice daralacak.

KIŞLA YENİDEN YAPILACAK
Taksim Topçu Kışlası oturum alanı, Cumhuriyet Caddesi tarafında 153, Tak-i Zafer Caddesi tarafında 188, Metehan Caddesi tarafında 152, Asker Ocağı Caddesi tarafında ise 189 metre olacak. Yeşil alan dahil olmak üzere 28 bin 900 metrekarelik bir alanı bulunan kışla 3 katlı projelendirilecek.

Taksim Topçu Kışlası 1806’da III’üncü Selim döneminde inşa edilip, 1939’da İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar tarafından yıktırılmıştı. Rus-Hint tarzı karışımı kışla, kültür merkezi ve sanat galerisi olarak hizmet verecek. Kışlanın, yıkılmadan önce içinde futbol maçları yapılan ve İnönü Stadı yapıldıktan sonra, Taksim Gezi Parkı olarak düzenlenen bahçesi yeşil alan olarak korunacak. Yeşil alanın altında ise birkaç katlı otopark yer alacak.

‘MEYDAN KEYFİ YAŞATACAĞIZ’
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Taksim Kışlası’nın zemin katındaki kafeler ve dışarıya konulan masa düzeniyle oluşacak yeni yapı çerçevesinde, bugün sadece bir geçiş güzergahı olarak kullanılan Taksim Meydanı’na işlev kazandırıp, İstanbullular’a “meydan keyfi” yaşatacaklarını söyledi.

‘TÜNELLER ÇOK ESKİ BİR SİSTEM’
Tünellerin çok eski bir sistem olduğunu söyleyen Taksim Platformu ise dünyadaki şehirlerin bunlardan kurtulmaya çalıştığını anlatıyor ve bu tünel sistemiyle Taksim’e ulaşmak için ya metro ya da araç kullanmak zorunda kalınacağını belirtiyor.

TAKSİM’DE 1 MAYIS HAYAL Mİ OLACAK?
Yeni haliyle Taksim Meydanı’nın gösterilerin, 1 Mayıs kutlamalarının yapıldığı bir merkez olmaktan çıkacağı da endişeler arasında…

 

Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nun takımları belli oldu

0

22 – 29 Nisan tarihleri arasında koşulacak olan 48. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’na katılacak takımlar resmi sitede duyuruldu. Tur’a 6 profesyonel, 15 profesyonel kıta takımı ve 2 kıta takımı katılacak. Geçtiğimiz yılların aksine Alanya’dan başlayıp İstanbul’da noktalanacak olan Tur 8 etaptan oluşuyor. Ülkemizin iki kıta takımı olan Konya Torku Şekerspor ile Salcano Manisaspor Bisiklet takımları da turda bir kez daha yer alacaklar.

Tur’a katılacak takımlar:
Profesyonel Takımlar:
Ag2r – La Mondiale, GreenEdgee Cycling, Team Katusha, Lampre – ISD, OmegaPharma – Quick Step, Pro Team Astana, SaxoBank.

Profesyonel Kıta Takımları:
Accent.jobs – Willems, Andalucia, Bretagne – Schuller, Caja Rural, Colnago – CSF Inox, Colombia – Coldeportes, Europcar, Farnese Vini – Selle Italia, Project 1t4i, RusVelo, Team NetApp, Team SpiderTech, Team Type 1 – Sanofi, UnitedHealthcare Pro Cycling, Utensilnord – Named.

Kıta Takımları:
Konya – Torku Şekerspor, Salcano – Manisaspor Bisiklet Takımı.

(eurosport)

Emek Sahnesi ‘Öteki’ ile açılıyor!

Emek Sineması’nda çocukluğunu geçiren oyuncuların kurduğu ‘Emek Sahnesi‘, ilk oyunu ‘Öteki’ ile perdelerini açıyor.

Son günlerde yıkılmasıyla ilgili kararla gündeme gelen Emek Sineması’nda çocukluğunu geçirmiş olan ‘Emek Oyuncuları’, Kadıköy Hasanpaşa’da açmaya karar verdikleri yeni sahnelerine ‘Emek Sahnesi’ adını uygun buldular.

Kuruculuğunu Pınar Yıldırım’ın üstlendiği Emek Sahnesi’nin oyuncu kadrosunda Alican Çolak, Barış Atay Mengüllüoğlu, Candeniz Sağlık, Caner Erdem, Cem Okan Yılmaz, Emre Akıl, Gökhan Yıkılkan, Gamze Bayraktaroğlu, Gülşah Uçar, Hasan Karakurt, Kardelen Akbay, Kerem Arslanoğlu, Sinem Güven, Zeynep Bayraktar, Zeynep Çelik ve Zeki Haşhaş yer alıyor.

Emek Sahnesi, kendi mutfağının ürünü olan oyunlarını, çağdaş tiyatronun seçkin örneklerini sahneleyerek, topluma ışık tutan, sanatsal çizgisinden ve ilkelerinden taviz vermeyen güçlü bir figür olmayı hedefliyor.

Toplumsal meseleler üzerine eleştirel bir bakış açısı geliştirmeyi, seyirciyi sorgulamaya, çözüm üretmeye teşvik etmeyi amaçlıyor. Emek Sahnesi’nin ilk oyunu olan ‘Öteki’, tam da bu amaca hizmet ediyor. Kadın haklarından, aile içi şiddete, töre cinayetlerinden, çarpık sosyal ilişkilere dek birçok toplumsal meseleye parmak basıyor. ‘Öteki’ Şubat 2012’de izleyicisiyle buluşacak.

Emek sahnesi, atölye çalışmalarıyla, tiyatronun yanı sıra tüm sanat disiplinlerini içine alarak müzik, edebiyat, dans, resim gibi konulara da eğiliyor. Sanat direktörlüğünü Mehmet Kala’nın yaptığı Emek Sahnesi’nin müzik direktörlüğünü ise Hollywood ödüllü müzisyenler Uğur Ateş ve Serhat Karan üstlendi.

Emek Sahnesi, şubat ayında sanatseverlerle buluşmayı bekliyor. Oyun tarihleri ve diğer etkinlik bilgileri için; www.emeksahnesi.com adresi ziyaret edilebilir.

“Sen beni tanıyor musun?” – Mikail Boz

30 Ocak 2012 itibariyle Ekşi Sözlük’te Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı’nı eleştirdiğim için okuldan bir dönem uzaklaştırma cezası aldığımı belki duymuşsunuzdur.

Öncelikle amacım hakkaniyete uygun olmayan bu cezanın kamuoyunca bilinmesini sağlamak ve biraz da olsa YÖK’ün Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nin tartışmaya açılmasını sağlamaktı. Çünkü üniversitelerin, “üniversite” olmasını istiyorsak sanırım bunları tartışmalıyız.

Aşağıdaki yazıyı iki soruya cevap vermek için yazdım. Birincisi “Üniversite” benim için ne ifade ediyor ve verilen cezanın bendeki anlamı nedir? İkincisi ise temel problemin kaynağı nedir?

Kısaca kendimi ve geçmişimi size anlatmak istiyorum ki üniversitenin benim için ne ifade ettiği anlaşılabilsin.

Beş yaşında ilkokula başlamış birisi olarak öğrenime hayli erken bir yaşta başlamış olsam da daha sonra ekonomik sıkıntılar sebebiyle okula devam edemedim.

10 yaşında (O zamanlar ilköğretim beş yıl olduğu için) ilkokulu bitirdim ve berberlik, tuhafiyede çırak, satış temsilciliği ve en son 12 yaşında İstanbul’a gelerek konfeksiyonda çalışmaya başladım.

15 yaşında yeniden okula yazılarak dışarıdan önce ortaokulu, sonra liseyi bitirdim. Açık Öğretim Lisesi sınavlarına bir yandan askerliğimi yaparken girdim. Askerden geldikten sonra da, dershaneye bile gitmeden ders çalışıp ÖSS’ye girdim ve 2008 yılında Kocaeli Üniversitesi’nin dört yıllık Radyo, TV ve Sinema Bölümü’nü kazandım.

2010 yılında yıllık 3.39 GANO ile sınıf birincisi olarak yatay geçiş için İstanbul ve Marmara Üniversitesi’nin ilgili bölümlerine başvurdum. Her iki üniversiteyi de kazanmış olmama rağmen, yatay geçiş sonuçlarını daha erken açıkladığı için Marmara İletişim’e kaydımı yaptırdım.

Sırf okulum uzamasın diye alttan birçok ders alarak geçen yıl 26 dersi AA notu ile geçip sınıf birincisi oldum. Bu dönem de gene 12 ders aldım. Marmara Üniversitesi’ndeki not ortalamam şu an 3.96’dır.

Üniversite hayatım boyunca yazları hala çalışıp, okul döneminde de bu kazandığım parayı harcayarak geçimimi ve eğitimimi sağladım. Yani üniversite benim için salt bir diploma alma yeri değildir. Okumak için alın teri döktüğüm, işçi olarak çalıştığım, sinema üzerine incelemeler yapmak istediğim bir bilim yuvasıdır.

Yüksek Lisans yaparak eğitimime devam etmek istediğim için aldığım bu uzaklaştırma akademik olarak da bana etkisi olacak bir ceza. Eğitim görmek, benim için geceleri askerdeyken ders çalışmaktır. Eğitim giderlerini karşılamak için yazın konfeksiyonda çalışmaktır. Bunları Fakülte Yönetim Kurulu da bilmektedir. Savunmamda anlattım.

İkinci olarak ise, ne yazık ki üniversitelerin şu an ki işleyişinde, etkin karar alma mekanizmasında bulunan kişilerin atama yoluyla göreve gelmesi benim belirtmek istediğim ve eleştirdiğim temel noktaydı.

Bu dönem boyunca hep şöyle düşündüm: “Bugün Türkiye’de en basit mahallede, köydeki insanlar kendilerini yönetecek muhtarlarını seçebiliyorsa, üniversiteler gibi aydınlanma merkezleri de kendi yöneticilerini kendileri seçmeli. Üniversite’de özerklik fikrinin getirdiği kendi kendini yönetme, buralarda da egemen olmalıdır. Bu demokrasinin temel gereğidir.

Bu düşünce egemen olmazsa, bir göreve birisi atandığında liyakati, akademik çalışmaları, öğrencilerle kurduğu ilişkiler ve yönetim becerisinden çok farklı şeyler düşünülecektir. Aklımızda hep, bir kişinin “Neden?” oraya atandığına ilişkin mantıklı bir cevap bulma çabası olacaktır. Zaten Ekşi Sözlük’te ilk girilen entry bunu anlama çabasıyla yazılmıştı.

Sayın Yusuf Devran, ben apar topar Fakülte Yönetim Kurulu’nun karşısına çıkarıldığımda ilk olarak “Sen beni tanıyor musun?” diye sormuştu. Aslında sorun bir yönüyle bundan kaynaklanıyordu.

Okuduğum bölümün başkanı olan kişiyi, dahası dekanı tanımıyordum, tanımıyorduk. Onlar atanıyor, biz sadece “izliyorduk.” Hâlbuki verdikleri kararlar en çok öğrencileri etkiliyor.

Şu savımı son görüşmemizde Sayın Yusuf Devran’a da söyledim, “Temel sorun dekan ve bölüm başkanlarının atanmasıdır.” O özerk bir üniversitede demokratik teamüllere uygun olarak göreve gelmiş olsaydı ben öyle bir yazıyı yazma gereği bile duymayacaktım.

Atananlar kendilerini atayanlara karşı sorumludur, seçilenler ise seçmenlerine… Şu sıralar zaten seçilmişlerin atanmışlara üstün olması gerektiğini tartışmıyor muyuz? Bir kişinin bir göreve gelmesinde bütün kuşkuları ortadan kaldıracak olan, yine söylemem gerekir ki, demokratik teamüllerin işlemesi ve özerk üniversitedir.  Ancak bu olduğunda kişilerin göreve geliş biçimi ve “niye geldiği” değil de, yaptığı işe bakabileceğiz.

 

Bu yazı ilk olarak bianet.org/ da yayınlanmıştır.

 

 

Mikail Boz

Ben Gazzara hayatını kaybetti

Pek çok Hollywood ve Brodway filmlerinde oynayan Amerikalı ünlü aktör Ben Gazzara, hayata veda etti.

Amerikan basını 81 yaşındaki Gazzara’nın Manhattan’da bir hastane öldüğünü duyurdu.

İtalyan asıllı olan Gazzara, rol aldığı ‘Bir Cinayetin Anatomisi’ adlı filmle 1959 yılında sinemaya adım atmıştı.

Otto Preminger’in yönettiği ve James Stewart’ın baş rol oynadığı filmde yıldızı parladı.

1976’da gösterime giren ‘Killing of Chinese Bookie’ adlı gangster filmiyle Gazzara’nın ismini sinema dünyasının vazgeçilmezleri arasına yazdırdı.

Pek çok sinema filminde baş rol oynayan aktör, ayrıca tiyatro sahnelerinde ve dizi filmlerde boy gösterdi.

Pankreas kanserine yakalanan Gazzara, uzun bir süredir kanser tedavisi görüyordu.

 

Roboski (Uludere) tanıkları İstanbul’da konuşacak

Türkiye Barış Meclisi tarafından, 34 yurttaşın yaşamını yitirdiği Uludere katliamına ilişkin İstanbul’da panel düzenlenecek. Panelde, Roboski katliamının tanığı köylüler ve gazeteciler yaşananları anlatacak.

Türkiye Barış Meclisi üyeleri, 28 Aralık’ta Roboski’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) bombardımanı sonucu 34 sivilin yaşamını yitirdiği katliama ilişkin panel gerçekleştirecek. Taksim Hill Otel’de 4 Şubat Cumartesi günü saat 13.30′da Roboski katliamına ilişkin sinevizyon gösterisi ile başlayacak olan panelde, ilk olarak gazeteci Nevzat Çiçek’in moderatörlüğünde katliamın tanıkları Garibe Ürek, Ferhat Encü ve Ubeydullah Encü yaşadıklarını anlatacak.

Türkiye Barış Meclisi üyesi İmam Canpolat’ın yöneteceği panelin izlenimler bölümünde ise, katliam bölgesine gidip inceleme yapan aydın, yazar ve sanatçılar kısa birer sunum gerçekleştirecek. Bu bölümdeki konuşmacılar arasında; Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Meryem Koray ve Araştırma ve Kültür Vakfı Başkanı Cevat Özkaya ile sanatçı Jülide Kural yer alacak.

Nefret suçları bilgilendirme toplantıları

50’den fazla sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek başlattığı “Nefret Suçları Yasa Kampanyası” çerçevesinde çeşitli meslek gruplarına yönelik bilgilendirme toplantıları düzenleyerek, gerek kampanyanın etki alanını genişletmek, gerekse nefret suçları konusunda farkındalığı artırmayı hedefliyoruz.
Aşağıdaki bilgilendirme toplantıları söz konusu meslek gruplarından ilgi duyan herkese açık olup, ücretsizdir.
Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu
Nefret Suçları ve Medya
Tarih: 4 Şubat 2012, Cumartesi
Saat: 14.00 – 15.30
Yer: Taxim Hill Hotel
Sunumlar:
  • Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu (Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi)
  • Cengiz Alğan (Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu)
Program:
14.00 – 14.15: Nefret Suçları Yasası İstiyorum kampanyası sunumu
14.15 – 14.30: Soru ve yanıtlar
14.30 – 15.15: Nefret suçları ve medyanın rolü
15.15 – 15.30: Soru ve yanıtlar; önerilerin tartışılması
* Toplantı sadece medya mensuplarının katılımına açık olup, ücretsizdir.
Hukuk Açısından Nefret Suçları
Tarih: 4 Şubat 2012, Cumartesi
Saat: 16.00 – 17.30
Yer: Taxim Hill HotelSunumlar:
· Yrd. Doç. Dr. Asuman Aytekin İnceoğlu (İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi)
· F. Levent Şensever (Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu) 

Program:
16.00 – 16.15: Nefret Suçları Yasası İstiyorum kampanyası sunumu
16.15 – 16.30: Soru ve yanıtlar
16.30 – 17.15: Hukuk açısından nefret suçları
17.15 – 17.30: Soru ve yanıtlar; önerilerin tartışılması

Toplantı yeri: Taxim Hill Hotel, Sıraselviler Caddesi, No: 5, Taksim – İstanbul
Not: Yerimiz sınırlı olduğundan ön kayıt yaptırmanızı rica ederiz.
Kayıt için:
Metin Alğan: [email protected]
Tel: 0212-292 34 39
Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu
Tel: +90-212-292 34 39
Faks: +90-212-292 45 50
E-posta: [email protected]
Web sitesi: http://www.nefretme.net
Facebook: facebook.com/NefretSucu
Twitter: twitter.com/NefretSucu