Ana Sayfa Blog Sayfa 4751

Ankara’da polis müdahalesi

KESK tarafından 4+4+4 kesintili eğitim yasa teklifine tepki olarak 28-29 Mart tarihlerinde il örgütlerinin de katılacağı kitlesel basın açıklamasının, İçişleri Bakanlığı genelgesiyle başlayan gerginlik sürüyor. Polis Ankara’da yürüyüşe geçen kitleye müdahale etti.

Ankara’ya kent dışından gelenler Belediye önünde oturma eylemine başladı. Kent dışından gelenlerin Ankara Büyükşehir Belediyesi önünde polis tarafından engellenmesi üzerine Gazi Mustafa Kemal Paşa Bulvarı iki yönlü trafiğe kesildi. Polis emekçilerin karşısında barikat kurdu.

ANKARA’DA POLİS MÜDAHALE ETTİ

Belediye önünde bekleyen kitle yürüyüşe geçti. Polis tazyikli ve boyalı suyla, biber gazıyla emekçilere saldırdı. Emekçiler “Direne direne kazanacağız” sloganı atarak direnmeye devam ediyor. Öte yandan Tren Garı önündeki kitle kol kola girerek, yürüyüşe geçti. Polis yürümeye çalışan emekçilere biber gazıyla saldırdı. Gazi Mustafa Kemal Paşa Bulvarı’nda emekçilerin bekleyişi sürüyor, CHP’li 8 milletvekili ve KESK’li yöneciler polisle görüşmeye devam ediyor. Tandoğan’daki KESK’liler ile GMK’daki ana grup ise birleşti.

İzmir’de KESK’lilere gaz ve su

Polis dün geceden beri Konak Meydanı’nda beklettiği ve Ankara’ya gidecek olan otobüslerini engellediği KESK’lilere gaz ve suyla müdahale etti.

Karşıyaka’dan gelenlerle, Konak Meydanı’nda olanların birleşmesi de engellendi.

KESK Kızılay’da, sokaklarda

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) dün geceden beri çeşitli engellemelerle karşılaşan yürüyüşü sonucunda KESK’liler Kızılay’da sendika binalarında toplanmaya başladı.

Türkiye’nin çeşitli illerinden çıkan bazı KESK otobüsleri durdurulurken, bazı otobüslerin ise Ankara’ya giriş yaptığı öğrenildi. Diyarbakır, Kars, Mersin, Adıyaman, Antakya, Antep, İskenderun, Samsun, Çorum, Kırıkkale, Trabzon, Giresun, Kırşehir, Muş, Tunceli, Ordu, Bursa ve İstanbul otobüsleri Ankara’ya giren otobüsler arasında.

KESK’lilerin toplanma yerleri ise Eğitim-Sen 1 ve 2 Nolu Şubeler önü ve SES Ankara Şubesi önü. Ankara’ya gelemeyenler ise kendi şehirlerinde eylemler düzenliyor.

KESK’lilere çeşitli partiler, siyasi örgütler ve CHP milletvekilleri de destek veriyor.

Evler işaretlenirken kameralar kararmış

İçişleri Bakanı ve Vali ”Önemli bir şey değil, çocukların işi gibi” demişti ama evlerin işaretlendiği sırada kameraların karartılmış olduğu ortaya çıktı.

Evler işaretlenirken kameralar kararmış Alevi yurttaşlara ait bazı evlerin işaretlendiği geceyle ilgili emniyetin güvenlik kamerasından sonuç çıkmaması ve evlerden birinin girişindeki kameranın da o gece kapalı olması şüpheli bulundu.

Adıyaman’da bazı evlerin işaretlenmesiyle ilgili olarak 6 sivil toplum kuruluşunun (STK) hazırladığı rapor açıklandı.

AKP Adıyaman Milletvekili Murtaza Yetiş, raporu hazırlayan STK’ların bazı temsilcileriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında, Adıyaman’ın Yenimahalle ve Karapınar mahallelerinde 26 Şubat Pazar gününü 27 Şubat Pazartesi gününe bağlayan gece, Alevi vatandaşların oturduğu 45 evin işaretlendiğini anımsattı.

Basının abartarak, ilde Sünni-Alevi gerginliği olduğunu yazdığını ifade eden Yetiş, bölge milletvekilleriyle incelemelerde bulunduklarını söyledi. Yetiş, çoğunluğunu kadınların oluşturduğu 6 sivil toplum kuruluşunun (STK) da olayı incelediğini belirterek, STK’ların evleri tek tek ziyaret ettiğini ve Alevi dedeleri ile görüştüğünü bildirdi.

Raporu hazırlayan STK’lardan İLK-DER Yönetim Kurulu üyesi Emine Özçelik, emniyete yansıyan olayla ilişkin halkta tedirginlik olduğunu söyledi.

Evleri işaretlenen kişiler, mahalle muhtarı ile görüştüklerini ve bölge halkı ile toplantı yaptıklarını belirten Özçelik, görüştükleri bir kişinin kendilerine, “Bir arı kovanı kayboldu ve hemen Kahta’da bulundu, ancak bu olay neden aydınlatılmıyor” dediğini ifade etti.

Tanığın ifadesi alınmadı

Özçelik, Memur-Sen Adıyaman Şube Başkanı’nın, “Alevilerle yıllardır birlik ve beraberlik içinde yaşadıklarını, hatta kendisinin Alevi dedesiyle kirve olduğunu” söylediğini kaydederek, “Genç bir bayanla görüştük. Bize tedirgin olduğunu, Malatya’daki babasının ’eşyalarını topla gel” dedi. Gençler yürüyüş yapmak istemiş, fakat buna karşı çıkılmış. Pir Sultan Abdal Derneği’nden birisi, bölgede görgü tanığı olduğundan ve onların ifadesinin alınmadığından bahsetti. Görüştüğümüz vali, ‘işaretlerin küçük işaretlemeler olduğunu, belki çocukların yapmış olabileceğini’ söyledi” diye konuştu.

45 ev de Alevilerin

AKDER, MAZLUM-DER, İHH, Yüzleşme Derneği, Başkent Kadın Platformu, İLK-DER ve Gökkuşağı Derneği’nin hazırladığı raporda, olayla ilgili şu tespitlerde bulunuldu:

– İşaretleme yapılan Karapınar ve Yenimahalle muhtarlarının verdikleri ifadelere göre 46 ev işaretlenmiş. Bunlardan sadece biri ev Sünni birine ait, o kişi de sağır-dilsiz tek yaşayan biriymiş. Muhtarların ifadesine göre 45 hane halkı, savcılığa evi işaretlendiği gerekçesi ile başvurmuş ve bu evlerin tümü Alevi ailelerin ikamet ettiği evler.

Provokasyonlara açık

– Adıyaman’da toplumsal yapı, katı bir Alevi-Sünni kamplaşması barındırmamasına, mezhepler arası evliliklerin diğer Alevi nüfusa sahip bölgelere göre daha sık rastlanmasına, Alevi ve Sünnilerin çeşitli akrabalık ve gelenek bağlarının çokluğuna rağmen, bu işaretleme olayının her türlü başka provokasyonlara açık olduğu görülüyor.

Geceleri nöbet tutuluyor

– Tüm kardeşlik vurgularına rağmen işaretlenmiş bölgede yaşayan Alevi halk tedirgin. Halk arasında geceleri nöbet tutulduğu belirtildi.

– Olay yerinden elde edilmiş ve emniyete teslim edilmiş kamera görüntülerinde, faillere dair hiçbir iz bulunamaması şüphe uyandırmaktadır. İşaretlenen evlerden birinin giriş katında bulunan internet kafenin her gün kayıt yapan güvenlik kamerasının olay gecesi kapalı unutulması ayrıca şüphelere sebep olmaktadır.

– Adıyaman’da bugüne kadar Alevi ve Sünni topluluklar arasında ciddi bir olay kaydedilmemişken evlerin işaretlenmesi olayı, akıllara siyasi arka planı olabilecek organize bir girişim ihtimalini getirmektedir. Böyle bir ihtimal soruşturma kapsamında göz önünde bulundurularak, olayın failleri olarak ortaya konacak kişilerin (çocuk ya da yetişkin) bu tarz ilişkileri de aydınlatılmaya muhtaçtır.

– Eğer olay, mahalledeki çocukların işi ise bu tarz yanlış anlaşılmaları ortadan kaldıracak tek çözüm, faillerin ortaya çıkarılmasıdır.

– Birlikte yaşama kültürünü bozacak etkenlerden biri olarak görülen işaretleme olayının hedefine ulaşmaması için resmi makamların olayın iç yüzünü aydınlatma ve failleri ortaya çıkarma sorumluluğu ortadadır.

Karakolda yine dayak skandalı

Yasin Keskin can güvenliği olmadığı için karakola sığındı, polisten şiddet gördü.

Taksim’de takip edildiğini ve can güvenliği olmadığını söyleyerek polis karakoluna sığınan eşcinsel Yasin Keskin, hem polisin hem de takip eden kişinin fiziksel şiddetine maruz kaldı. Polis ve saldırgan kişiden şikâyetçi olan Keskin, “Polis, burası Çocuk Şube bizi ilgilendirmez dedi. ‘155 Polis İmdat’ı arayın dedi. Ben söylenince de karakolun önünde polis tarafından dayak yedim. Bundan cesaret alan saldırgan da bana saldırdı. Polis ve saldırgan hakkında davacı oldum” dedi.

Taksim’de bulunan İnsan Hakları Derneği’nde yaşadıklarını anlatan Yasin Keskin, Nefret Suçları Yasası’nın bir an önce çıkarılmasını istedi. 15 Mart Perşembe günü arkadaşıyla yolda yürürken tanımadığı bir kişinin sözlü sataşmada bulunduğunu anlatan Keskin, “Bunun üzerine tesadüfen önünde bulunduğum Beyoğlu Çocuk Büro Amirliği’ne başvurdum ve yardım istedim. Görevli polisler, ‘Burası çocuk karakolu, biz yardım edemeyiz, bizim görevimiz değil, 155 Polis İmdat’ı ara ’dediler” ifadesini kullandı.

‘Birlikte vurdular’

Bunun üzerine söylenmeye başladığını ve can güvenliğinin olmadığını polislere aktardığını kaydeden Keskin, şöyle devam etti:

“İlgisiz davranmaları sinirlenmeme neden oldu ve serzenişte bulunmaya başladım. Konuşma üslup ve tarzımızdan zaten dışarıdaki saldırgana ilham veren homofobik hisleri polis de paylaşıyor olacak ki, bizi apar topar dışarı çıkardılar. Karakoldan çıkınca bir polis memuru arkamdan koşarak, bana yumruk atmaya başladı. Bundan cesaret alan saldırgan da bana vurmaya başladı. Bunun üzerine ben Taksim İlkyardım Hastanesi’nden rapor aldım. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na da suç duyurusunda bulundum.”

Japonya’nın nükleer kabusu bitmiyor

Japonya’da 2011’de meydana gelen deprem sonucu kullanılamaz hale gelen Fukuşima Dai-ichi nükleer santralinin 2 nolu reaktöründe yüksek miktarda radyasyon belirlendi.

Nükleer santralin iç kısmında, küçük bir kamera, termometre, ışın ve su ölçü aletlerinden oluşan bir araçla dün yapılan araştırmada, 2 nolu reaktördeki radyasyon seviyesinin ölümcül olan seviyeden 10 kat fazla olduğu görüldü. Reaktörü soğutmada kullanılan su miktarının da sanılandan az olduğu saptandı.

Tokyo Elektrik Enerji Şirketi (TEPCO) sözcüsü Juniçi Matsumoto, söz konusu radyasyon miktarının, geçen yıl 1 ve 2 numaralı reaktörlerin paylaştığı bir egzoz borusunda yapılan radyasyon ölçümleri sırasında nükleer santralde şimdiye kadar belirlenen en büyük radyasyon miktarı olan saate 10 sievertten bile yüksek olduğunun altını çizdi.

Elde edilen verilerin, felaketin nükleer santrale etkilerinin, yetkililerin reaktördeki araçları yüksek radyasyona dayanıklı hale getirmek ve santrali devre dışı bırakmak için özel ekipman ve teknoloji geliştirmesini gerektirecek kadar ciddi olduğunu gösterdiği belirtildi.

Matsumoto, ”Bu son derece yüksek radyasyonda bir endoskop sadece 14 saat kadar iş görebilir. Reaktörü devre dışı bırakırken erimiş yakıtın yerini belirleme ve temizleme işlemi sırasında bu radyasyon seviyesine dayanabilecek ekipman geliştirmemiz gerek” diye konuştu.

Nükleer santraldeki 3 reaktör arasında çekirdek erimesi görülmeyen tek reaktör olan 2 nolu reaktörün şimdiye kadar yakından incelenebilen tek reaktör olduğunu belirten yetkililer, çekirdek erimesi görülen diğer 2 reaktörün durumunun daha kötü olabileceğini kaydetti.

Hidrojen patlamaları sonucu içinde bulundukları yapıların zarar gördüğü nükleer santraldeki diğer 2 reaktörün durumunun ne olduğu tam olarak bilinemiyor. Simulasyonlar 1 nolu reaktörde bulunan daha fazla miktardaki yakıtın, diğer iki reaktöre göre çekirdekte daha fazla bozulmaya yol açtığını gösteriyor. Ancak 2 nolu reaktördeki radyasyon diğer reaktörlerdeki radyasyondan daha yüksek durumda.

Nükleer santraldeki 2 nolu reaktör odasındaki yüksek radyasyon işçilerin buraya girmesine engel oluyor. Ancak bu reaktörün bazı bölümlerine radyasyona dayanıklı özel giysiler giyen işçilerce erişilebiliyor.

B.Afrika ülkeleri Mali ile ilişkileri askıya aldı

0

Batı Afrika Ekonomi Topluluğu (ECOWAS), bölge ülkelerinden Mali’de ordunun yönetime el koymasını kınayarak, bu ülkeyle olan ilişkileri askıya aldı.

Fildişi Sahili’nin ticari başkenti Abidjan’da bir araya gelen ECOWAS liderleri, ayrıca yeniden demokrasinin tesisi sürecinin müzakere edilmesi için Mali’ye 24 saat içinde bir heyet göndermeyi kararlaştırdı. Toplantıda konuşan ev sahibi Devlet Başkanı Alassane Outtara, “Mali’de anayasal düzenin yeniden sağlanması için diyaloğa öncelik verileceğini, ancak gelişmelere göre diğer seçeneklere başvurmaktan çekinmeyeceklerini” kaydetti.

Bu arada, Mali’nin kuzeyindeki Tuareg isyancılarını önceki gün müzakere masasına davet eden cunta yönetimi, dün ise yeni bir anayasa için düğmeye bastığını ilan etti. Geçtiğimiz hafta ‘isyancılarla mücadelede yetersiz buldukları’ Amadou Toumani hükümetini devirip yönetimi ele alan darbeciler, yapılacak ilk seçime aday sokmayacaklarını da bildirdi.

Öte yandan, yönetimin sivillere bırakılması talebiyle ‘Demokrasi için Birlik Cephesi’ etrafında birleşen Malili siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları, protestalarını sürdürüyor. Oluşumun sözcüsü Tiebele Drame, ‘ülkede bir günlük genel grev ilan edeceklerini ve gerekirse sivil itaatsizlik eylemleri başlatacaklarını’ belirtti.

Mali’de 23 Mart’taki darbenin ardından Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği bu ülkeye yapılan kalkınma yardımlarını kesmişti.

Belki bir gün 28 Mart da yargılanır

Henüz saat 10.00 bile değil. Zaten ilk haberlerin dün saat 19.30 olmasına bakarsak, çok saatle de bağlantılı bir durum değil Türkiye’de yaşananlar. Dün akşam 19.30’dan beri ülkede bir sıkıyönetim var ve bunun haberleri alınamıyor. İki ayrı skandal, iki ayrı baskı yöntemi uygulanıyor. Devletin sert baskısı ve medyanın görünmez baskısı. Neden oluyor bunlar? Çünkü KESK ve Eğitim-Sen Ankara’ya yürüyor. KESK’liler sendika yasasına ve eğitimi kesintili hale getirmek isteyen yasaya karşı seslerini Ankara’da çıkarmak istiyorlar. İçişleri Bakanı ise bunu istemiyor. Anayasa’nın 34. maddesine rağmen engellenecek diyor ve tabii ki her demokratik ülkede olduğu gibi (Mısır, Rusya vb.) Türkiye’de de yetkili bir kişi bunu istemiyorsa, o yürüyüş engelleniyor.

Bugün Ankara’da, evinizden çıkıp şöyle bir merkezi dolaşmaya kalktığınızda hiçbir şey göremezsiniz. Çünkü tüm yollar polis otobüsleri, polis minibüsleri, polis panzerleri ve yine polislerin kullandığı Toplumsal Olaylara Müdahale Araçları’yla (TOMA) kaplı. Meclis’in çevresi, Kızılay, ara yollar… O kadar ki, Ankara gibi, arada bir sokakları savaş araçlarıyla işgal edilen bir kent için, yani bu tip olaylara teçhizat olarak hazırlıklı bir kent için bile eldeki araçlar yetmemiş olacak ki, içi polis dolu sivil minibüsler de yollarda. Bunun yanında gelen haberler, durumun tüm Türkiye’de pek de farklı olmadığını gösteriyor. Ankara’ya uzaklık durumuna göre her şehirden polis engellemesi, otobüslerin durdurulması, sudan sebeplerle cezalar kesilmesi haberleri sırayla geliyor. Bir de tabii ki Ankara’nın girişlerinde alınan önlemler var.

Şimdi düşünelim. Meclis’in içerisinde 4+4+4 teklifi ve yeni sendikal düzenlemeler teklifi görüşülüyor. Fakat dışarıda şehir ve meclis bu iki teklif protesto edilmesin, bu tekliflere karşı çıkılmasın diye kuşatılıyorsa; o teklifler Meclis’ten silahların ve cezaevlerinin gölgesinde geçiyor, geçmiş demektir.  Ankara’da bugün olan durum budur. Yaşanan budur. Meclis’in hemen karşısında yüzlerce polis, TOMA’lar, panzerler var. Amaçları Meclis’te görüşülen ve kimilerinin evet, kimilerinin hayır oyu vereceği yasalara hayır oyu verilmesini isteyenleri durdurmak. Darbe dönemimi bu? Demokrasi mi bu? Sıkıyönetim mi bu? Şehirlerin çıkışları, başkentin girişleri ve her yeri kuşatma altındayken kabul edilen teklifler hangi demokrasi kuralına uygun?

4 Nisan’da 12 Eylül’ü yapan beş kişiden hayatta kalan ikisinin yargılanması başlayacak. Sembolik ama önemli bir adım. Aynı Samsun’da yapılan 12 Eylül işkenceleri için Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı’nın zamanaşımı kararı vermesi gibi… Ve aynı 28 Mart 2012 gibi… Bir kelimeyle tüm Türkiye’nin sehayat özgürlüğünün kısıtlanabileceğini, yürüyüşlerin keyfi bir şekilde engellenebileceğini, Meclis’in çevresinin panzerlerle sarılıp içeridekilere ve dışarıdakilere ince mesajlar verilebileceğini gördüğümüz 28 Mart 2012 gibi. Sembolleri yargılayıp demokratikleştik diyenler, belki bir gün 28 Mart 2012’de Türkiye’nin büyük bir hapishane olmasını da adalet önüne getirirler. 12 Eylül’den çok da kopuk değil çünkü bugün yaşadıklarımız. Görüntülere göre, Türkiye darbeyi yargılayan değil, darbeyi yaşayan bir ülke.

Yeşil Gazete yazıları ve diğer yazılar için: http://www.urbarli.net

Güncelleme: KESK eylemine polis engeli

KESK’in Ankara’da düzenleyeceği 4+4+4 protestosu için yurdun dört bir yanından Ankara’ya gitmek üzere yola çıkan otobüsler polis tarafından durduruldu.

Bugün ve yarın Ankara’da düzenlenecek olan 4+4+4’ü protesto eylemine katılmak üzere Eğitim-Sen üyeleri, 2 otobüsle 90 kişi yola çıktı. DHA’nın haberine göre, Adana Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü önüne gelen otobüsler, polisler tarafından durdurularak kimlik kontrolü yapılmak istendi. Eğitim-Sen üyeleri mahkeme kararı olmadan kimlik kontrolü yapılamayacağını söyleyerek buna karşı çıktı. Polis, otobüslerin hareket etmesine izin vermeyince yaklaşık 90 kişi sloganlar atarak eylem yaptı. Eğitim-sen Adana Şube Başkanı Kamuran Karaca, engellendiklerini belirterek, “Engellenme nedenini öğrenmeye çalışıyoruz. Gerçekten de farklı gerekçeler öne sürülüyor. Önce kimlik kontrolü yapılacak dendi. Mahkeme kararı olmadan kimlik kontrolü yapılması usulsüzdür diye itiraz ettik arkasından trafik polisleri devreye girdi. Araç üzerinden taşınan yolcuların kimliklerini bilmemiz lazım diyor. Bu tamamen keyfi bir tutumdur. Eyleme katılımımızı engellenmek için yapılan bir tutumdur. Biz Eğitim-Sen Adana Şubesi olarak KESK Adana Şubeleri platformu olarak bu tür haksız tutumlara teslim olmayacağız, Ankara’ya ulaşmakta kararlıyız” diye konuştu.

GÖZALTINA ALINDILAR
4+4+4 grevi için, Adana’dan yola çıkan Eğitim-Sen üyeleri göz altına alındı. Eylemciler, polisin otobüslerin bağlandığını söylemesi üzerine otobüsleri göndermek istemedi. Otobüsleri kiraladıklarını ve göndermeyeceklerini söyleyen 90 kişi, göz altına alınarak polis otobüsü ile Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’ne götürdü.

BURSA
TBMM’de 4+4+4 sistemi görüşülmeye başlanmasıyla birlikte eğitim sistemine tepki gösteren yaklaşık yüz kişilik KESK üyesi Merkez Osmangazi ilçesi Fevzi Çakmak Caddesi üzerinde gece yarısı toplandı. Ankara’da yapılması planlanan eyleme katılmak isteyen grup üyelerini Ankara’ya götürmek isteyen otobüslerün şehir merkezine girmelerine polis tarafından izin verilmedi. Grup üyeleri polise tepki göstererek Şehreküstü meydanında soğuktan üşüyünce çevreden topladıkları kağıt ve tahta parçalarını yakıp, ısınıp etrafında halay çekti.

Çevik kuvvet ekiplerinin aldığı güvenlik önlemleri sırasında polis müdürlerine yaptıklarının kanunlara aykırı olduğunu, kararın yargı kararı değil idari karar olduğunu söyleyen grup üyeleri “Seyahat özgürlüğümüzü kısıtlıyorsunuz alınan karar mahkeme kararı değil, sizleri dinlemeyeceğiz, hakkımızda rapor tutup gereken yerlere şikayetinizi bildirin” dedi. Polis müdürleri Ankara’da yapılması planlanan eylemin Valilik tarafından yasaklandığını ve herhangi bir olay çıkmaması için gidişlere kesinlikle izin verilmeyeceğini söylemeleri üzerine iki saat süreyle Şehreküstü meydanında halay çekip slogan atan KESK üyeleri sessiz bir şekilde dağıldı.

ANTALYA
Anafartalar Caddesi üzerinde kendilerini Ankara’ya götürecek olan otobüsün engellendiğini belirten KESK ve Eğitim-Sen üyeleri gece yarısı oturma eylemi düzenledi. Işıklı kavşakta yolun bir kısmını trafiğe kapatan yaklaşık 50 kişilik grup sloganlar attı. Oturma eyleminin ardından basın açıklaması yapan Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Nurettin Sönmez, “Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya gitmeye çalışan kamu emekçileri gördüğünüz gibi bütün illerde bulundukları yerden çıkartılmamıştır. Bu şunu gösteriyor; AKP, kamu emekçilerinin gücünden KESK’in gücünden korkmaktadır, çekinmektedir. Muhalefet edilmesini istememektedir” şeklinde konuştu.

Basın açıklaması esnasında KESK üyesi bir eylemci ile polis arasındaki tartışma arbedeye dönüştü. Kısa sürede kontrol altına alınan olay büyümeden sonlandı. Basın açıklamasının ardından kısa bir süre bekleyen grup olaysız bir şekilde dağıldı.

ALANYA
Ankara’ya gitmek için Saray Mahallesi’nde toplanan yaklaşık 30 kişilik grubun otobüsle yola çıkma isteğine polis izin vermedi. Sendika üyelerinin toplu olarak yola çıkma isteklerinde ısrarcı olmaları üzerine polis önlem olarak otobüse ait evraklara el koydu. Grup bir süre sloganlar attı. Sendika üyeleri adına açıklama yapan Eğitim-Sen Alanya Şube Başkanı Ali Koca, Alanya’dan hareket etmek isteklerinin engellendiğini belirterek, “AKP’nin ileri demokrasisi bizleri engelledi. Protesto ettiğimiz yasa halkın çıkarlarına ters bir yasaydı. Temel eğitim paralı hale getirilmek istenmekte. Okullar birer ticarethaneye çevrilmek istemektedir. Meclis’te çıkacak yasaları protesto etmek için çıkmış olduğumuz yolda polis tarafından engellendik. Hani ileri demokrasi vardı. Uzaya çıkacaktık, Alanya’dan bile dışarı çıkamıyoruz” dedi. Ali Koca’nın açıklamalarının ardında bir süre bekleyen grup, saz çalıp şarkılar söyledikten sonra olaysız bir şekilde dağıldı.

İZMİR
KESK’in düzenleyeceği 4+4+4 mitingi için Ankara’ya gitmek üzere İzmir Büyükşehir Belediyesi önünde toplanan 500 kişilik grup, evraklarının eksik olduğu gerekçesiyle polis tarafından engellendi. Topluluğu Ankara’ya götürecek otobüslerin trafik otoparkına çekilmesi üzerine grup, yaya olarak Ankara’ya gitmek istedi. Dağılmaları istenen ancak Cumhuriyet Bulvarı’nı araç trafiğine kapatarak Fevzi Paşa Bulvarı’na kadar yürüyen grubun önünü, bölgeye sevk edilen çevik kuvvet polisleri ile TOMA araçları kesti. Yürüyüşü sonlandırmak isteyen polis burada gruba cop ve kalkanla müdahalede bulundu. Yaşanan arbedenin ardından durdurulan grup, yaklaşık 1 saat boyunca Fevzi Paşa Bulvarı’nı araç trafiğine kapattı. Sloganlar atan grup polisin uyarılarına rağmen dağılmadı.

Son olarak KESK’in Ankara merkezi ile görüşen topluluk üyeleri, yolu trafiğe açtı, eylemlerini Eğitim-Sen İzmir 1 No’lu Şube önünde sürdürme kararı aldı.

KONYA
Ankara’daki eyleme katılmak amacıyla Konya’dan Ankara’ya gitmek için yola çıkan KESK ve Eğtim-Sen üyeleri polis tarafından engellendi. Sendika üyeleri aılnan bu kararı alkış ve sloganlarla protesto etti.

Kararın haksızlık olduğu belirten Eğitim-Sen Konya Şube Başkanı Cebrail Bektaş,” En demokratik hakkımızı yasalara aykırı olmaksızın bir basın açıklamasını gerçekleştirmek üzere yola çıkan arkadaşlarımızın seyahat özgürlüklerini engellenme ne kadar doğrudur. Demokratik anayasa diye önümüze konulan bu anayasanın ne kadar doğru bir anayasa olduğunu herkes birkez daha görmektedir. İçişleri Bakanlığı’nın bu talimatıyla emniyet güçleriyle karşı karşıya gelmek istemiyoruz. Bu kararlılıkla gerekirse günlerce bu mücadaleyi vermeye hazırız” dedi.

Sendika üyelerini Ankara’ya getirmesi planlanan otobüs trafik ekipleri tarafından araç sigortasının günü geçtiği için ceza kesilerek otoparka çekildi.

KESK’TEN AÇIKLAMA
Kesk’in resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, “Bilinmelidir ki, kamu emekçilerinin kitlesel basın açıklaması yapmasının önünde hiçbir yasal engel yoktur. Yıllardır konfederasyonumuz, sendikalarımız tarafından gerçekleştirilen miting, basın açıklaması gibi eylem ve etkinliklerimize güvenlik güçleri müdahale etmediği sürece hiçbir olay yaşanmamıştır. Gerek çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğini yakından ilgilendiren 4+4+4 kademeli eğitim düzenlemesi, gerekse sendikal alana yönelik önemli değişiklikler içeren düzenlemelerden doğrudan etkilenecek olan geniş kesimlerin tepkilerini alan eylemleri ile göstermek istemesinden daha doğal bir yol yoktur. Kent meydanlarının barışçıl bir şekilde, demokratik tepkilerini ifade etmek isteyenlere kapatılmak istenmesinin hiçbir hukuki dayanağı yoktur. Valiliğin yasaklama kararı anayasaya, evrensel insan hakları ilkelerine ve ülkemizin taraf olduğu uluslar arası anlaşmalara aykırıdır” denildi.

KESK Merkez Yürütme Kurulu: Türkiye ilan edilmemiş sıkıyönetimi yaşıyor!

Türkiye ilan edilmemiş sıkıyönetimi yaşıyor!” diyen KESK Merkez Yürütme Kurulu’nun konuya ilişkin açıklaması şöyle:

“4+4+4 olarak bilinen İlköğretim ve Eğitim Kanunu ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’na karşı tepkilerimizi demokratik-meşru bir biçimde ifade edebilmek için Ankara’da yapacağımız basın açıklaması hukuk dışı bir biçimde engelleniyor.

İçişleri Bakanı’nın dün yayınladığı genelgeyle iller adeta polis ablukasına alındı. Arkadaşlarımızın illerden çıkışı engelleniyor. Adana’da 85 arkadaşımız baskıyla, zorla gözaltına alındı. İzmir, Aydın, Balıkesir, Manisa, Kocaeli, Bursa, Malatya, Batman, Urfa, Konya, Hatay, Zonguldak, Tokat illerinden arkadaşlarımızın çıkışları engellendi, anayasal halk olan seyahat etme özgürlüğü ayaklar altına alındı.

İllerden yapılan engellemeleri aşarak Ankara’ya doğru gelen arkadaşlarımız da Ankara’ya girişlerde engelleniyor. İstanbul gişeler çıkışı, Eskişehir Yolu’nda Ankara’ya 30. km Karayolları Tesisleri’nde Gölbaşı tarafında Jandarma tarafından yollar kesiliyor.

İşte AKP’nin ‘ileri demokrasi’sinin geldiği nokta. Bütün baskı, yasak ve engellemelere rağmen meşru ve demokratik hakkımızı kullanacağız. Bugün Ankara’daki arkadaşlarımızla saat 10.00’dan itibaren GMK Bulvarı YKM önü Ziya Gökalp Caddesi Mithatpaşa Köprüsü altında toplanacağız”