Ana Sayfa Blog Sayfa 4746

İzmir, yarınki davaya kilitlendi

Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik gerçekleştirilen operasyonlarla ilgili haklarında dava açılan 130 sanığın yargılanacağı davanın görülmesine yarın başlanacak.

Sanıkların ilk kez hakim önüne çıkacağı 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin duruşma salonunda hazırlıklar tamamlanırken, CHP İzmir İl Örgütü de tüm İzmirliler’i Adliye önüne davet ettikleri afişleri, kentin çeşitli yerlerine asarak destek çağrısında bulundu.

Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Aziz Kocaoğlu’nun, 397 yıla kadar hapis cezası istemiyle diğer 129 sanıkla birlikte yargılanacağı Bayraklı Adliyesi’ndeki hazırlıklar tamamlandı. Davanın ilk duruşmasının görüleceği İzmir 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi Salonu da, son rötuşlarla yargılamaya hazır hale getirildi. Sanık sayısının fazla olması nedeniyle ekstra sandalyeler konulurken, ifadelerin görülmesi için de barkovizyonlar salona yerleştirildi. 200 kişilik salondaki duruşmaya, sadece sanıklar, vekaleti bulunan avukatlar ve birinci derecedeki yakınlarından birer kişi ile bazı basın mensuplarının alınacağı bildirildi. Başka bir davanın görülmeyeceği mahkemenin duruşma salonuna, kimlik kontrollerinin ardından kişilerin alınacağı, herhangi bir arbedeye karşılık Çevik Kuvvet ekiplerinin de hem içeri de hem dışarıda geniş güvenlik tedbiri alacağı belirtildi. Birbirini takiben on gün sürecek duruşma sırasında, adliye dışına da, yoğun bir kalabalığın gelecek olması nedeniyle park yasağı uygulanıp, bazı yerlerin trafiğe kapatılacağı kaydedildi. Saat 09.00’da başlayacak davanın ilk gününde, kimlik tespitlerinin ardından, öğleden sonra Başkan Aziz Kocaoğlu’nun savunmasının alınmasının planlandığı, mesai saatleri içerisinde yargılamanın gerçekleştirileceği vurgulandı.

ADALET ZİNCİRİ, MEŞALELİ YÜRÜYÜŞLER

Davayla ilgili hazırlarken tamamlanırken, CHP İzmir İl Örgütü de, tüm İzmirliler’i, Adliye önüne davet ettikleri afişleri, kentin çeşitli yerlerine asarak destek çağrısında bulundu. Kentin hemen hemen yerine asılan, bazılarında Başkan Kocaoğlu’nun fotoğraflarının bulunduğu afişlerde, ‘İzmir adalet istiyor’, ‘Adaletin Özel Yetkisi Olmaz’, ‘Adalet İsteyen Adliyeye Gelsin’, ‘Özel Yetkili Mahkemeler Kaldırılsın’ yazıları dikkat çekerken, ‘3 Nisan salı günü, saat 09.00’da, Bayraklı Adliyesi’ndeyiz. Adalet bir gün herkese lazım olacak’ denildi. ‘İzmir adalet istiyor’ başlığında bütünleşen partililer, ayrıca, Bornova, Narlıdere, Buca, Konak, Karabağlar, Güzelbahçe ve Çiğli, Balçova, Gaziemir, Bayraklı ve Karşıyaka’da, saat 19.30’da, meşalelerle yürüyüşler gerçekleştirecek. Cumartesi günü de İzmir Büyükşehir Belediyesi önünde ‘adalet için insan zinciri’ oluşturulacak. Sendikaların, sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri ve vatandaşların da katılımıyla adliye önünde de nöbet tutulup zincir oluşturulması bekleniyor.

‘TÜRK BAYRAĞI İLE GELİN’

CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır, saat 09.00’da, Adliye binasının önünde toplanma çağrısı yaparak, “Bütün İzmirli hemşerilerimizin sosyal belediyecilik anlayışına karşı yapılan bu haksızlığa bir başkaldırı anlamında, belediye başkanlarına sahip çıkmaya davet ediyorum. CHP’lilerin parti bayrağı ile değil Türk Bayrağı ile adliye önüne gelmesini rica ediyorum. Sivil toplum kuruluşları, sendikaların, partililerimizin ve İzmir halkının, Büyükşehir Belediye Başkanı’na sahip çıkacaklarına inanıyorum. Aziz Başkan’a sahip çıkmak adına İzmirliler adliyede olacak. Milletvekillerimiz duruşma salonuna girmek için talepte bulunacak. Bu anlayış, AKP iktidarının kendisi gibi düşünmeyenleri Silivri gibi toplama kampına yollama düşüncesinin örneğidir. CHP’nin kalesini yıkmak için her türlü girişimde bulunuyor. İzmirli başkanına ve ekibine sahip çıkacak” dedi.

‘İZMİR’İN DAVASI’

CHP İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun yargılanacağı davanın, ‘İzmir’in davası’ olduğunu belirterek, “İzmir adaletini istiyor. Bütün kamuoyunun, bakanların da dile getirdiği son derece dürüst, şeffaf, Maliye Bakanlığı’nın ödüller verdiği bir başkan var. Kocaoğlu CHP’li bir başkan gibi davranmadı. Kimseyi ötekileştirmedi. Sosyal projeleri ile üreticinin, yoksulun hep yanında olmuştur. Gecesini gündüzünü İzmir’e verdi. İzmirli’yi CHP’li, MHP’li AKP’li demeden İzmir’de yaşayanları, adalet isteyen herkesi bu yüzyılın davasına tanıklık etmek üzere adliyeye bekliyoruz. Bu dava, özel yetkili mahkemenin konusu değildir. Büyük ihtimalle özel yetkili mahkemenin görevsizlik kararı verip davayı olağan mahkemeye aktarmasını bekliyorum” diye konuştu.

İnsanlık suçuna zamanaşımı olmaz

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Sivas katliamı davasında firari sanıklarla ilgili olarak verdiği zamanaşımı kararına tepkiler sürüyor. Kararı protesto etmek için Kadıköy’de Alevi kuruluşlarının düzenlediği mitinge binlerce kişi katıldı.

Tepe Nautilus, Haydarpaşa Numune Hastanesi ile Haydarpaşa Garı’nın önünde toplanan gruplar, saat 12.00’da Kadıköy İskele Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti.

“Sivas katliam davasında zamanaşımını tanımıyoruz; Yüreğimizdeki yangın devam ediyor” sloganıyla yürüyen onbinler, bir insanlık suçu olan Sivas katliamı davası sanıkları için verilen zamanaşımı kararını protesto etti.

Siyasi partiler ile çok sayıda sivil toplum kuruluşunun da destek verdiği mitinge katılanlar Rıhtım Caddesi üzerinde oluşturulan arama noktalarından geçerek meydana ulaştı.

Meydana kurulan dev platforma çıkarak topluluğa seslenen Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Selahattin Özel, Avrupa Alevi Bektaşı Birlikleri Federasyonu Başkanı Turgut Öker, Pir Sultan Abdul Kültür Derneği Başkanı Hüseyin Güzelgül ve Hacıbektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez, mahkemenin aldığı zamanaşımı kararını eleştirdi.

Yolcu uçağı düştü: 29 ölü!

Sibirya’da ATR-72 tipi yolcu uçağının düşmesi sonucu ölenlerin sayısı 29’a çıktı.

Rusya Acil Durumlar Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, içinde 43 kişinin bulunduğu uçağın düşmesi sonucu 29 kişinin öldüğünü, yaralanan 14 kişinin helikopterle hastaneye kaldırıldığı belirtildi.

Sibirya’nın Tyumen kenti yakınındaki Rochtchino havaalanından Surgut kentine gitmek üzere havalanan yolcu uçağının kalkıştan kısa süre sonra düştüğü, 16 kişinin öldüğü bildirilmişti.
Uçakta 39 yolcu ve 4 mürettebatın bulunduğu açıklanmıştı.

675 balıkçıyı kopan buzuldan kurtarma operasyonu

Rusya’nın doğusunda ana karadan kopan bir buz parçasının üzerinde mahsur kalan 675 balıkçı, büyük bir kurtarma operasyonu ile kurtarıldı.

BBC’nin haberine göre kurtarma operasyonuna 48 uzman, 2 helikopter ve 11 gemi katıldı. Sakhalin Adası’nda avlanan balıkçılar, üzerinde durdukları buz parçasının kopması sonucu 500 metre sürüklenmişti. Rusya Acil Durum Bakanlığı, kurtarılan balıkçıların sağlık durumunun iyi olduğunu açıkladı.

Grup Yorum tutuklu üyesi için Adliye önünde

Grup Yorum üyeleri, 4 aydır “terör örgütü üyesi olmak ve örgüt propagandası yapmak” suçlarından tutuklu olan grup üyesi Seçkin Aydoğan’ın, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı görülecek duruşmasına destek için adliye önüne geldi.

urada grup adına açıklama yapan İbrahim Gökçek, “Bizi ıslah edemeyenler tutuklayarak susturmaya çalıştılar, çalışıyorlar. Grubumuzun üyesi Seçkin Aydoğan 4 aydır tutuklu. 4 aydır Tekirdağ F tipi hapisanenin tecrit hücrelerinde tutuluyor. Suçu halkını sevmek ve sahiplenmek. Bu suçundan dolayı tutulduğu hücrede bile defalarca saldırıya uğradı seçkin. Konserimizi düzenleyen akadaşlarımıza 11 yıl hapis cezası vermeleri, bilgisayarında Yorum şarkılarının sözlerini bulunduranlara cezalar yağdırmaları, Cemo’yu dinleyenleri suç işlemiş gibi göstermeleri, afişlerimizi duvarlardan sökmeleri hepsi bu tahamülsüzlüğün ürünüdür. 15 Nisan’daki bağımsız Türkiye konserimizin çalışmalarını yüzlerce gönüllü insanımızın yapması ve bizi hapisliklerle, cezalarla, yasaklamalarla, sansürle susturulamayışımızdır hazmedilemeyen” diye konuştu.

Grup Yorum’a destek vermek için adliyeye gelen CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur da, eskiden kendilerine düğün davetiyesi geldiğini, ancak şimdi duruşma davetiyesi aldıklarını belirtti. Onur, Seçkin Aydoğan’ın duruşmaya davet için yolladığı davetiyeyi de okudu: “Grup Yorum, tam kadro olarak konser yapamamakta, faliyetlerini sürdürememektedir. Çünkü üzerindeki baskıların bir sonu olarak elemanları keyfi bir şekilde hukuka aykırı olarak tutuklanmaktadır. Neredeyse kesintisiz olarak tutsak veren dünyadaki tek müzik grubudur, Grup Yorum. Grup Yorum’un son tutuklanan elamanı da benim. 13 Aralık 2011’de Nurtepe Haklar Derneği’ne yapılan polis baskınını protesto etmek amacıyla gerçekleştirilen basın toplantısına saldırılması sonrası göz altına alınıp, 18 Aralık 2011’de tutuklandım. Nurtupe Haklar Derneği çalışanları ve mahalle haklı ile dayanışmada bulunmam örgüt üyeliği iddiası için tutuklanmam için gerekçe yapıldı. 2 Nisan 2012’de Çağlayan’daki 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk duruşmam görülecek.

27 yıllık müzik yaşamımda baskılar yasaklar tutuklamalar hiç eksik olmadı Grup Yorum üyelerinden. İktidarlar değişti, süreçler değişti ama Grup Yorum üzerindeki baskılar hiç değişmedi. Asıl olarak Grup Yorum nezdinde, muhalif olan, hak arayan, baskılara boyun eğmeyen herkes susturulmak, sindirilmek, cezalandırılmak istenmektedir. Grup Yorum bir simgedir. Bu simgeye yönelik saldırılar, temsil ettiği tüm değerleri hedeflemektedir. Bu amaçla konserleri engellenmeye çalışılmakta, yasaklanmakta, elemanları tutuklanmaktadır. Grup Yorum ‘Türküler Susmaz, Halaylar Sürer’ diyerek, bu baskılara karşı koyuyor, direniyor bedelini ödeyerek. Sanatın, sanatçının bağımsızlığını düşünce ve ifade özgürlüğünü, demoktatik hak ve hürriyetlerini savunan herkesi bu saldırılar karşısında yer almaya ve 2 Nisan 2012 tarihindeki duruşmaya katılmaya davet ediyorum. Baskıların, yasakların olmadığı günlerin özlemiyle.” Melda Onur, Aydoğan’ın mektubunu okuduktan sonra, tutuklu sanatçılar için bir çalışma yaptıklarını ve önümüzdeki günlerde konuyu gündeme getireceklerini de sözlerine ekledi. Açıklamaların ardından, Grup Yorum üyeleri türkü söyleyerek, halay çekti.

İLK DURUŞMA BUGÜN
Seçkin Aydoğan’ın da aralarında bulunduğu 6 sanığın “terör örgütü üyesi olmak ve örgüt propagandası yapmak” suçlarından tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşması bugün Özel yetkili 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanacak.

(Ajanslar)

‘3 bebekten biri 100 yaşını görecek’

0

İngiltere’de 2012 yılında doğan bebeklerin üçte birinin 100 yaşına kadar yaşaması bekleniyor.

Ulusal İstatistik Enstitüsü uzmanları bu tahminleri şu anki ölüm ve yaşam oranlarıyla geleceğe ilişkin muhtemel eğilimleri biraraya getirerek yapıyorlar.

Hesaplar doğru çıkarsa İngiltere’de bu yıl 65 yaşına girenlerden 95 bini 2047 yılında 100. yaş günlerini kutlayacak.

Oysa İngiltere’de 1961 yılında 100 yaşına gelebilmiş sadece 600 kişi vardı.

Bu sayı düzenli şekilde artarak 2010 yılına gelindiğinde yaklaşık 13 bine ulaştı.

2012 yılında 100 yaşını geçenlerin sayısının 14 bin 500’e ulaşması, 2035 yılına gelindiğinde ise 100 bine yaklaşması bekleniyor.

100 yaşına varabilenler arasında kadınlar erkeklerden çok olacak.

2012 yılında İngiltere’de 1 yaşın altında 826 bin bebek var. Bunların 423 bini erkek 403 bini kız.

Sayıca erkekler çok ama uzun yaşama bakımından kadınlar erkekleri geçiyor.

Ortalama yaşam süresindeki artışlar hesaplandığı gibi devam ederse, İngiltere’de 2012 yılında doğan ve doğacak toplam 1 milyon civarında çocuğun üçte biri yani 135 bin erkek ve 156 bin kız 100 yaşlarını kutlayabilecekler.

Kadınlar mücadelelerini anlattı

Kadın ve Yaşam başlıklı panelde Karadenizli kadınlar konuştu.

Kadınlar, yaşamı savunma mücadelesinde  ön saflarda yer aldıklarına dikkat çekti, “Kadınlar bir araya gelince bizi kimse durduramaz.” dedi.

Konuşmacılardan Meliha Aksu, Senoz’da verilen  hidroelektrik santral mücadelesini anlattı. Senoz’da ilk olarak kadınların mücadele için sokağa çıktığını ifade eden Aksu, “HES’in memlekete getirisi yok götürüsü çok. Biz mücadele edeceğiz. Sularımızı vermeyeceğiz.” dedi.

Munzur deneyimini paylaşan Güzel Şahin’e göre, “Kadınlar olmazsa erkekler dışarı çıkmıyor”. 1938’deki katliamlara değinen Şahin, bugün de barajlar yoluyla yaşam alanlarından uzaklaştırılmak istendiklerini belirtti. Şahin, göç etmek durumunda kalanların gittikleri şehirlerde de (yerinde olmayan) kentsel dönüşüm  nedeniyle evlerinden çıkarılmak istendiklerini sözlerine ekledi.

Anadolu Grubu’nun termik santral inşa etmek istediği Gerze’den Şule Armutcuoğlu ise, Sinop’ta 20 yıldır nükleer santrale karşı mücadele verdiklerini anımsattı. Son dönemde termik santral ile mücadele ettiklerini aktaran Armutçuğlu, sürekli mücadeleden yana olduklarını, bir araya gelen kadınları kimsenin durduramayacağını söyledi.

Hopa Dzarğina köyünden (Güneşli) Maşikar Aydın, Little Big/Nett Enerji şirketince köyde yapılmak istenen  hidroelektrik santrale karşı mücadeleyi anlattı. Aydın, “Mücadelemiz sonunda şirket HES yapmaktan vazgeçti. Yine yeltenirse köyümüzü savunmayı sürdüreceğiz.” dedi.

Sanatçı Yakupoğlu kemençe eşliğinde söylediği şarkılardan sonra söz alarak, insanların acılarının, sorunlarının benzer olduğuna değindi.  “İnsan gibi yaşama çabası veriyoruz her alanda ve bunu başaracağız. Karadeniz’de kadınların doğayla bir aşk yaşadığına inanlardanım. Bugün tüm konuşan annelerimiz de, aynı benim annem gibi onun duygularını yaşıyor. Ortak acılar yaşıyoruz ama bütün bunlar geçip gidecek. Sadece birbirimize karşı hoşgörülü olmalıyız, her şeyimiz ortak.” şeklinde konuştu.

1 Nisan’da İstanbul Makine Mühendisleri Odası’nda gerçekleşen etkinliği Karadeniz İsyandadır Platformu ve Munzur Çevre Derneği organize etti.

(Yeşil Gazete)

Neslişah Osmanoğlu yaşamını yitirdi

Sultan Vahideddin’in torunu Neslişah Osmanoğlu bu sabah İstanbul’da hayata gözlerini yumdu.
Son sultan Vahideddin ile son halife Abdülmecit Efendi‘nin torunu ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde dünyaya gelen son sultan olan Neslişah Osmanoğlu, İstanbul’da bu sabah vefat etti. Neslişah Sultan 91 yaşındaydı.

Emek’e karşı rant – Yıldırım Türker

Emek Sineması’nı yıkıp ticaret merkezi haline getirecek olan firmanın yöneticileri geçen hafta basına ve konuya müdahil olanlara yönelik bir basın toplantısı yaptı. Fevkalade uygar, paylaşımcı, müzakereye açık olduklarından değil elbet. Kentsel toplumsal muhalefeti yatıştırmak için.
Meclis’ten tereyağından kıl çeker gibi çıkarılıveren 4×3 modeli Islahat Fermanı, devletin yeni nesiller üstüne geliştirdiği kurguyu yansıtıyordu: Taş atan çocuklar yerine Kuran’ı hatmeden çocuklar. Tinerci çocuklar yerine genç ameleler. Başbakan’ın gözlerini yaşartan bu zaferi dillendirme tarzı, bütün topluma, “Şunları daha çocukken tezgâha oturtacaksın, bak büyüyünce seslerini çıkartabiliyorlar mı” diye baktığını gösteriyor. Var olan sistem pek iyiydi, ona dokunmayın demek istemiyoruz elbet. Ama bu büyük ‘devrimin’ ardındaki niyeti de görmezden gelemeyiz.
Emek Sineması’nın pazarlanmasının ardında da aynı yaklaşımın ketsel dönüşüm tasavvuru açıkça okunabilir.
Var olanı koruyup yenileyeceğine kentin hafızasını ticaretin kirli süngeriyle siliverirsin.
Bu işbitirici muhafazakârların muhafaza etmeye değer bulmadıklarından, Emek Sineması.
Roman nüfusu gibi.

Emek nedir?
Türkiyeli sinemaseverlerin hemen her birinde mutlaka derin izler bırakmış bir mekândır. İnsanı hayali bir geçmiş resminde ağırlar. Her şeyin daha hafif ve uçucu, renklerin sepyayla hareli, insanların ille de hülyalı olduğu bir geçmiş resmine. Perdenin iki yanındaki Art Nouveau meleklerden almıştır ilk adını: Melek.
Emek, sinemadır. Birçok sinema delisi için sinema denince akla gelendir.
1924 yılında başlıyor serüveni. 1958 yılında Emekli Sandığı’nın mülkiyetine geçtiğinde adı Emek oluyor.
Emek Sineması da umursamaz otorite karşısında hep diken üstünde bir varoluş sürdürmüş mekânlardandır.
Rant ve sadece rant üstüne kurulu şehircilik serüvenimizde ikide bir üstüne hesaplar yapılır, Beyoğlu’nun bu koskocaman adasında yapılabilecek kârlı yatırımlara engel olarak görülür.
Mülkiyet bekçileri gözünde beş paralık değeri yoktur. Oysa kapsadığı alan (onlar ‘işgal ettiği’ demeyi tercih eder) çok değerlidir. Orada büyük yatırımlarla büyük kazançlara gebe ‘shopping mall’lar, yepyeni ticaret mabetleri açmak varken kazancıyla zar zor ayakta durabilen bir sinemaya arka çıkmak elbette şımarıklık olarak değerlendirilecektir.
Ben beni bildim bileli her on yılda bir Emek Sineması’nın yıkılacağı haberiyle sarsılırız. Sonra yenilenir, karşımıza yeni ses düzeni, değiştirilmiş koltuklarıyla çıkıverir.
Emek Sineması’yla sinemasever arasındaki ilişki, bu nedenle hep gerilimlidir.
Evet, artık 875 koltuklu sinemaların ayakta kalması çok güç.
Evet, ultra-süper-mega ticaret merkezlerindeki 100-200 kişilik yatar koltuklu sinemaların yanında hantal, loş ve uğultulu kaçıyor.
Ama Emek Sineması, bu şehirde yaşayanların, bu şehirden geçenlerin, bu şehir hakkında düş kuranların anılarında bambaşka bir yer tutar.
Ben, o koltuklarda seyretmiş olduğum yüzlerce film arasında gezinerek yazıyorum sözgelimi bu yazıyı. Orada seyretmiş olduğum Passolini’leri, Cassavetes’leri dün gibi hatırlarım. Tarkovski’yle tanışmamın hangi koltuğunda gerçekleştiğini de. ‘Andrei Rublev’i başka hangi sinemada aynı büyüyle seyredebilirdim?
‘Dantelci Kız’ filminin sonunda ağlamaktan kalkıp da çıkamadığım sinema da Emek’tir.
Bütün sevdiklerimle kol kola film seyretmişliğim vardır orada. Bütün sevdiklerimi daha çok sevmiş olduğum bir yerdir.
Emek Sineması’nın yok edilmesi bu şehirde büyümüş, bu şehirde yaşamış olanların anılarına apaçık saldırıdır.

Direnelim!
Demirören kepazeliğiyle birlikte belediyenin Beyoğlu tasavvuru aşikâr olmuştur. Açgözlü ticaret erbabıyla masaya oturup şekillendirilecek, temizlenip ıslah edilecek bir bataklık, onlara kalırsa Beyoğlu.
Bir örneğini de Sulukule’nin ‘ıslahı’ projesinde gördüğümüz, kamu yararını tamamiyle kendi faydacı rant anlayışına göre tanımlayan belediyecilik, hayatımıza düşmandır.
Belediyelerin temel görevlerinden biri, insanların ortak anılarını korumak ve sakınmak olmalıdır.
Şehir, öncelikle ortak anılardan oluşan bir bütündür.
Yılmadan, bezmeden tekrar etmek zorundayız!
Hayatımızı, geçmişimizi yağlı kâr bezleriyle silivermenin yollarını arayanlar.
Emek Sineması’ndan elinizi çekin!
Bu şehirdeki geçmişi silinebilir bulunan, belediyenin umursamadıkları, bir araya gelmek zorundayız.
Bundan başka Emek Sineması yok.

Yıldırım Türker –  Radikal

Yıldırım Türker

Gaziantepspor’a operasyon

Gaziantepspor Kulubü’ne yönelik operasyonda aralarında kulüp başkanının da olduğu 46 yönetici ve kulüp çalışanı gözaltına alındı.

Gaziantep Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ile Organize Suçlar Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan operasyonda, Gaziantepspor Kulüp Başkanı İbrahim Kızıl ile Kulüp Asbaşkanı ve Basın Sözcüsü Mehmet Kızıl’ın da aralarında bulunduğu 46 yönetici ve kulüp çalışanı gözaltına alındı.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatları doğrultusunda harekete geçen ekipler, kulüp yönetici ve çalışanlarını evlerinde gözaltına aldı. Zanlılar, ifadeleri alınmak üzere Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi.

Kulüp Başkanı İbrahim Kızıl’ın ise İstanbul’da gözaltına alındığı ve Gaziantep’e getirileceği belirtildi. Gözaltına alınan yöneticiler arasında yeni ve eski yönetim kurulunda yer alanlarında bulunduğu kaydedildi.

Kasım ayında da, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından polis gözetiminde kulübe ait hesaplar Celal Doğan Tesisleri’nde incelemeye alınmıştı.

Operasyonun, MASAK’ın Gaziantepspor Kulübü’ne yönelik başlattığı soruşturma kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla gerçekleştirildiği bildirildi.

(NTV)