Ana Sayfa Blog Sayfa 4731

Erzin’den tek ses, “Termik Santral İstemiyoruz”

Erzin ve çevresine yapılması düşünülen Termik santralleri protesto etmek için organize edilen Termik Santralleri Süpürelim mitingi çevre illerden gelen sivil toplum kuruluşları ve yerel kuruluşların katılımıyla gerçekleştirildi.


Miting Öncesi Yürüyüş

Termik Santralleri süpürelim mitingi öncesi çevre illerden otobüslerle gelen parti temsilcileri ve çevreci kuruluşlar SALİH VURAL MEYDANI’nda toplanmaya başladılar ve miting öncesi son hazırlıklarını gerçekleştirdiler. Erzin Termik Santral Karşıtı Platform çalışanları miting için hazırlamış olduğu pankart ve farklı dövizleri yürüyüşe katılacak insanlara dağıttılar. Miting alanına gitmeden önce yürüyüş korteji oluşturmak için tüm katılımcılar bağlı oldukları kurumların pankartlarının arkasında yerlerini alarak yürüyüşe başladılar.
Termik Santralleri Süpürelim mitingi yürüyüşle başlarken, katılımının 1000 kişiye yakın bir kala balık olduğu gözlemlenebiliyordu. Yürüyüş sırasında Termik santraller başta olmak üzere çevreyi tehdit eden nükleer santraller konusunda sloganlar atıldı. AKP hükümetini ve Termik Santralleri inşa edecek olan firma hakkında farklı sloganlarda katılımcılar tarafından yüksek sesle dile getirildi.
Erzin Cumhuriyet meydanında son bulan yürüyüş alana giren kurum ve kuruluşlar tek tek kurulan sahneden anons ederek karşılandılar. Mitinge katılanlar arasında CHP, MHP ve Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku milletvekilleri de destek vermek için gelmişlerdi.

Tek Söz; “Termik Santral İstemiyoruz”

Müziklerde başlayan Termik santralleri Süpürelim mitingi kurulan sahneden katılımcılara termik santrallerin insana, çevreye, bölge tarımına verebilecek zararlar konuşmacılar tarafından dile getirildi. Farklı çevre örgütü sözcüleri, üniversite öğretim görevlileri konuşmalarında Erzin ve çevresine yapılacak olan santrallerin sadece Erzin’i değil tüm Çukurova bölgesinin insanı, tarımını etkileyeceğinin vurguladılar. Konuşmalar sıklıkla mitinge katılan kalabalığın sloganlarıyla kesildi.

Yaklaşık 2 saat süren miting çevre örgütleri sözcüleri ve milletvekillerinin konuşmaları sonrasında mitinge katılan sivil toplum örgütleri temsilcilerinin toplu fotoğraf çekimiyle devam ederken.  Son olarak  Mitinge katılanların halayları ile son buldu

(ekolektif.org)

 

Çevik Bir: Emirleri ben verdim

Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcıvekilliği’nce başlatılan 28 Şubat soruşturması kapsamında poliste 8 saat ifade veren orgeneral Çevik Bir, “Altında imzam olan emirleri ben verdim” dedi. Soruşturmanın devam edeceği yeni gözaltılar yaşanabileceği iddia ediliyor.

Soruşturmaya dayanak oluşturan en önemli kanıtların Aralık 2010’da Gölcük Donanma Komutanlığı’nda bulunan belgeler. Savcı Mustafa Bilgili’nin çıkarttığı kararla Seferberlik Tetkik Kurulu’nun kozmik odalarında yapılan aramalarda ele geçirilen belge ve dokümanlarla, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın Eskişehir’deki makamında bulunduğu belirtilen ses kasetlerinin olduğu ifade edildi.

Avcı’nın odasındaki aramada bulunan 30’a yakın teyp kasetinin büyük bölümünün, 28 Şubat döneminde yapıldığı anlaşılan bazı telefon görüşmelerine ait olduğu öğrenildi. Kayıtların ana soruşturma dosyasında yeraldığı iddia edildi. Avcı, odasında bu tür kasetlerin bulunmadığını söylemişti. İddianamede, kayıtların kimlere ait olduğu da ayrıntılarıyla anlatıldı. Siyasetçi, sermayedar, gazeteci ve askerlere ait kayıtlarda özellikle 28 Şubat dönemine ilişkin bilgilerin yer aldığı belirtiliyor. Ancak hukuki olup olmadığı bilinmeyen kayıtların soruşturma dosyasına “kanıt” olarak sunulup sunulmayacağı netleşmedi.

KİMLER TANIK, KİMLER ŞÜPHELİ

İddiaya göre, savcı Bilgili, soruşturmanın askeri, ekonomik ve siyasi boyutlarının olmasını kararlaştırdıktan sonra her bir aşamada ifadesine başvurulması gereken isimleri belirledi. Kimlerin tanık, kimlerin şüpheli sıfatıyla savcılığa çağrılacağı planlandıktan sonra dönemin 4 Genelkurmay çalışanının ifadesine başvuruldu. Bu süreçte, Genelkurmay ile, elde edilen belgelerin doğruluğu konusunda da yazışmalar yapıldı.

Batı Çalışma Grubu (BÇG) ve bu grubun çalışmaları ile başlanan soruşturmada, BÇG’nin faaliyetlerinin kimin talimatı ile yapıldığı, BÇG’nin Milli Güvenlik Kurulu mu yoksa Genelkurmay’ın bilgisiyle mi oluşturulduğu gibi değerlendirmeler üzerinden operasyonların sürdürüleceği belirtiliyor. BÇG faaliyetlerinin yanı sıra, askerlerin medya ile ilişkileri ve medyayı yönlendirmelerinin üzerine gidileceği, bu kapsamda, dönemin asker-medya ilişkilerinin inceleneceği ifade ediliyor.

Genelkurmay’da Şemdin Sakık’ın ifadesine bazı gazeteciler ve kitle örgütü temsilcilerinin isimlerinin eklenerek basında yayımlanmasına yönelik “andıç” olayının üzerine gidileceği, yayımlanan ifadelerin ardından eski İHD Başkanı Akın Birdal’ın vurulmasının inceleneceği kaydediliyor. Soruşturmanın bu boyutunun, Sincan’da tankların yürütülmesinden, bazı toplumsal olayları askerin azmettirdiğine kadar uzanacağı, Fadime Şahin-Müslüm Gündüz-Ali Kalkancı olayı, Aczimendilerin eylemleri gibi olayların da araştırıldığı iddialar arasında.

Soruşturmanın ekonomik ve siyasi boyutu da bulunuyor. 28 Şubat dönemiyle ilgili kamuoyuna yapılan açıklamalar, bu konuda medyanın oynadığı rolün değerlendirmeye alınacağı belirtiliyor. Aynı dönemde istifa eden bazı milletvekillerinin baskıyla mı istifa ettirildiği, siyasilere yönelik şantaj ve komplo söz konusu olup olmadığı gibi konuları da araştırılıyor.

Türkiye parasını yine baruta yatırdı

NATO verilerine göre 28 üyesi olan İttifak’ın toplam asker sayısı 3,5 milyonu buluyor.

NATO içinde en büyük ordu 1 milyon 427 bin askerle ABD’ye aitken, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 720 bin civarında olan personel toplamının 495 bini NATO kapsamında sayılıyor.

Bu haliyle NATO’nun ikinci büyük ordusu olan Türkiye’yi 227 binle Fransa, 205 binle Almanya, 192’şer binle İngiltere ve İtalya, 127 binle İspanya, 124 binle Yunanistan ve 100 binle Polonya takip ediyor.

Böylece NATO’nun Avrupa’daki asker sayısı 2 milyon 27 bin ve Kuzey Amerika’daki asker sayısı 1 milyon 487 bin olarak hesaplanıyor. NATO’nun Avrupa’daki askerlerinin yaklaşık dörtte birini Türkiye sağlıyor.

NATO içinde en çok askeri harcamayı açık farkla ABD yapıyor. Diğer 27 İttifak üyesinin askeri harcamalar toplamı, ABD’ninkinin yarısına ulaşmıyor.

2011 yılında 731,9 milyar dolar askeri harcama yapan ABD’yi 63,6 milyar dolarla İngiltere, 53,4 milyar dolarla Fransa, 48,1 milyar dolarla Almanya, 30,2 milyar dolarla İtalya ve 23,7 milyar dolarla Kanada takip ederken Türkiye 14,5 milyar dolarla 7. sırayı alıyor. Askeri harcamalarda İspanya 14 milyar dolarla, Hollanda 11,3 milyar dolarla ve Polonya 8,9 milyar dolarla ilk 10’a giriyor.

İzmir’e çamur arıtma tesisi kurulacak

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’nin en önemli çevre projelerinden birini daha başlattı.

Günlük 800 tona ulaşan arıtma çamurlarını yaklaşık 6 kat azaltarak 120 tona düşürecek Çamur Çürütme ve Kurutma Tesisi kurulacak.

Tesiste yüzde 90 oranında kurutulacak çamurlar ‘toprak iyileştirici’ olarak tarımda ya da ek yakıt olarak çimento fabrikalarında kullanılabilecek.

Yaklaşık 61.5 milyon liraya mal olacak tesisin kurutma ünitesinin 16 ayda, çürütme ünitesinin ise 2 yılda tamamlanması planlanıyor.

Yatırımın hayata geçirilmesiyle, halen Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi sahasında yapılan çamur depolama işlemi sona erdirilecek ve bu alanlar rehabilite edilecek.

Çamurda kokuya neden olan organik bileşikler, çamur çürütme işlemi sonrasında biogaz olarak tanımlanan ve yanabilen gaz bileşenine dönüşeceği için kalan çamurda koku problemi olmayacak.

Ayrıca, tesis içinde kurutma işlemi yapılırken kokuyu önlemek için ikili kimyasal ve biyolojik koku kontrol sistemi kurulacak.

Çamur Çürütme ve Kurutma Tesisi’nde, Çiğli’nin yanı sıra Aliağa, Foça, Menemen, Kemalpaşa, Güneybatı, Urla, Seferihisar, Ayrancılar-Yazıbaşı, Torbalı, Havza ve Bayındır atıksu arıtma tesisleriyle yapımı devam eden Doğanbey-Ürkmez ve Özdere-Gümüldür atıksu arıtma tesislerinde oluşan çamurlar da bertaraf edilecek.

Ayrıca, yüzde 90 oranında kurutulmuş hale getirilen çamurlar ‘toprak iyileştirici’ olarak yeşil alanlarda, arazi rehabilitasyonunda ve tarım alanlarında veya ek yakıt olarak çimento fabrikalarında kullanılabilecek.

Av yasağı başladı, Jandarma, 565 kilo kaçak avlanmış balık ele geçirdi

Kırşehir merkez jandarma ekipleri iç sularda av yasağının başlamasının ardından çalışmalarını hızlandırdı. Ekipler, sabaha karşı yaptıkları operasyonda Kızılırmak üzerinde kaçak av yapan balıkçılardan 565 kilogram balık ele geçirdi.

Kırşehir Jandarma Komutanlığı merkez ekipleri tarafından ülke genelinde ticari amaçlı su ürünleri avlanması önüne geçmek için bugün Kızılırmak üzerinde pusuya yattı. Sabaha karşı yapılan kaçak balık avı operasyonuna çok sayıda jandarma katıldı. Ekipler, Sıdıklı Darboğaz mevkiinde yasak avlanan balıkçıları yakaladı. Yakalan teknelerinin içinde ise 565 kilogram Sazan Balığı ele geçirildi.

Konuyla ilgili ise kaçak balık avı yapan balıkçılara cezai işlem uygulandı. Ele geçirilen balıklar ise Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkilerine teslim edildi.

Öte yandan yasağın 31 Ağustos 2012 tarihinde sona ereceği bildirildi.

Hitler’li reklama ceza

Reklam Kurulu Başkanlığı, Adolf Hitler’in görüntülerinin yer aldığı ‘Biomeen’ markalı şampuan reklamına, kışkırtıcı ve ırkçı semboller içerdiği; cinsiyet ayrımını körükleyici nitelikte olduğu gerekçesiyle 3 ay süreyle tedbiren durdurma cezası verdi.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bünyesindeki Reklam Kurulu Başkanlığı, çeşitli televizyon kanallarında yayınlanan Biota Bitkisel Kozmetik Laboratuarları AŞ’ye ait “Biomeen” markalı ürüne ilişkin, “Erkeksen Biomeen kullanırsın!” başlıklı reklamları, bu reklamların “kabul edilmesi mümkün olmayan ırkçı ve ayrımcı mesajlar içerdiği” gerekçesiyle Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı, Türk Musevi Cemiyeti ve Tüketicileri Koruma Derneği’nin başvuruları üzerine incelemeye aldı.

Kurul, söz konusu firmanın, Almanya eski devlet başkanı Adolf Hitler’in görüntülerinin kullanıldığı reklamı ile erkek oyunculara kadın elbisesinin giydirildiği ve dış ses tarafından “Kadın elbisesi giymiyorsan kadın şampuanı da kullanma. Artık yüzde 100 erkek şampuanı var. Erkeksen Biomeen kullanırsın!” şeklinde ifadeler geçen reklamı değerlendirdi.

Reklam Kurulu, 10 Nisan 2012 tarihli toplantısında yaptığı inceleme sonucunda; söz konusu ürünün reklamlarının ilkinde, tüm dünyaca bir insanlık suçu işlediği kabul edilen Adolf Hitler’in yaptığı konuşmalardan bir kesitin tüketicilere sunulmasının rahatsızlık verici, kışkırtıcı olduğuna, ırkçı semboller içerdiğine; ikinci reklam filminde ise erkek oyunculara kadın elbisesi giydirilmesinin ve “Erkeksen Biomeen kullanırsın!” sloganının kullanılmasının cinsiyet ayrımını körükleyici nitelikte olduğuna karar verdi.

“Kamuoyunun reklama olan güvenini sarsıyor”

Diğer taraftan, bu reklamların toplumsal sorumluluk bilinciyle örtüşmediğini, kamuoyunun reklama olan güvenini sarstığını; söz konusu reklamlar aracılığıyla piyasada bulunan standart şampuanların sadece kadınlara özgü, erkeklerin kullanmaması gereken nitelikte bir kişisel bakım ürünü olduğunun ima edildiğini belirleyen Kurul, anılan ürünün ise sadece erkek saç derisi için tasarlanmış bir ürün olduğu imajının yaratıldığı gerekçesiyle Biota Bitkisel Kozmetik Laboratuarları AŞ hakkında “Biomeen” markalı ürüne yönelik olarak yapılan reklam ve tanıtımlara ilişkin olarak 3 ay süreyle tedbiren durdurma cezası verilmesini kararlaştırdı.

Mimarlar AKP’ye karşı yürüdü

0

Ankara’da gerçekleştirilen Mimarlar Odası Genel Kurulu’ndan sonra sokağa çıkan mimarlar, Güvenpark’ta bir araya gelerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na yürüdüler.

“AKP’nin mimarı olmayacağız” sloganlarıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın önüne gelen mimarlar adına açıklamayı 43. Dönem Genel Kurul Divan Başkanı Sabri Orcan okudu.

Orcan, Meslek Odalarının, doğal kaynakları, kamusal varlıkları, kentsel değerleri, bin yıldır yaşanan mahalleleri, yerleşik kültürleri, sosyal dokuları, kamusal hakları savunmaları nedeniyle siyasal iktidar tarafından engellenmek istendiğini söyledi.

Anayasa’ya açıkça aykırı bir anlayışın ürünü olan bu gelişmelerin; küresel sömürü, rant ve çıkar politikalarına göre düzenlendiğini söyleyen Orcan, Mimarlar Odası olarak “rantçı ve otokratik” bir anlayışla KHK’lar ve yeni yönetmelik maddeleriyle, Meslek Odalarının ‘kamusal özerk’ kimliklerini yok sayan ve bunlara karşı organize bir şekilde yürütülen işlevsizleştirme, yetkisizleştirme ve yok etme politikalarını şiddetle kınıyoruz.” dedi.

Başta mimarlar olmak üzere, toplumun duyarlı kesimleri anti-demokratik süreçlere karşı tavır almaya, AKP’nin “baskıcı politikalarına dur demeye” çağrıldı. Bildirinin sonunda AKP, Meslek Odalarının yaşanılır, adaletli, toplum yararını gözeten ve çevreye duyarlı bir mesleki çalışma alanına saygı göstermeye davet edildi.

(sol.org.tr)

Çin’de iki kömür madenini sel bastı: 15 ölü

Çin’de iki kömür madenini basan selde 15 madenci öldü.

Resmi Şinhua ajansının haberinde, ülkenin kuzeyinde bulunan Şanşi’deki madende 10 kişinin öldüğü, 1 kişininse kayıp olduğu belirtildi.

Ülkenin orta kesimlerindeki Henan’daki madende ise yeraltı sularının madeni basması sonucu 5 işçinin öldüğü, bilinmeyen sayıda madencinin de kayıp olduğu bildirildi.

Yüz Binler Grup Yorum ile söyledi

Bu yıl ikincisi düzenlenen Grup Yorum’un Bağımsız Türkiye Konseri bugün Bakırköy Halk Pazarı’nda gerçekleşti.

Konseri dinlemeye adeta yurdun dört bir yanından yüz binler akın etti. Saat 15:00’te başlayan konserde Zülfü Livaneli, Aynur Doğan, Aylin Aslım ve Hüseyin Turan şarkılarıyla, Nihat Behram şiirleriyle, Beşik Halk Dansları Topluluğu da oyunlarıyla eşlik etti.

“ON’ların Türküsü” başlığıyla düzenlenen konserde bu yıl katılımın 200 bine ulaştığı iletilenler arasında. Konsere yurtdışından da katılım oldu.

 

Zülfü Livaneli: Bugün burada direnişi elden bırakmayan insanlar için, Grup Yorum için söyleyeceğim..
Konsere şarkıları ile katılanlar arasında olan Zülfü Livaneli konserle ilgili düşüncelerini şöyle ifade etti; “Yüzbinlerin katıldığı, hepberaber direniş türkülerinin söylendiği konserlerden birini bugün yaşıyoruz. Grup Yorum ve bugün burada olan kitle daha güzel bir dünya ve daha güzel bir Türkiye için direnişi elden bırakmamışlardır. Bugün buraya, umutlarını hiçbir zaman elde bırakmayan insanlar gibi bende şarkılarımla geldim, sahneye çıkıp Grup Yorum için, buradaki kitle için söyleyeceğim.”

(muhalefet.org)

Emre Belözoğlu gene iş başında

Süper Final ilk maçında Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynanan Fenerbahçe – Trabzonspor maçı sırasında Trabzonspor futbolcusu Didier Zokora’nn “Maç sırasında Emre bana “Pis zenci” dedi iddiası, Emre’nin de bu sözlerle ilgili “O kelimeler ağzımdan çıkmış olabilir. Hatırlamıyorum. Sonuçta aptalca bir cümleydi. Zokora tamamen art niyetlidir. Kimseye tekme atmamışım. Yine gündeme ben geliyorum”” beyanı akıllara yıldız futbolcununun İngiltere günlerinde aklandığı ırkçılık suçlamalarını getirdi.

Hatırlanacağı üzere Emre Belözoğlu ilgili olarak Bolton Wanderers futbolcusu El Hacı Diouf’, Everton futbolcusu ve şu anda Emre’nin takım arkadaşı olan Joseph Yobo ile Watford futbolcusu Sierra Leoneli  Al Bangura da benzer iddialarda bulunmuşlardı.

Yaşanan bu tarz olaylarla ilgili olarak Futbol Disiplin Talimatı’nın 44. maddesinde, “Irk, din, dil, etnik köken ayrımcılığı yapan, insanlık onurunu zedeleyen futbolcuya 4-8 arası maç men cezası verilir” hükmü yer alıyor. Bu hüküm uyarınca bu sözleri sarfettiğini kabul eden Emre Belözoğlu’nun Süper Final’deki 5 maçta yer alması da tehlikeye girmiş durumda.

Irkçı hakaretler ile ağız dalaşını aynı kefeye koyan yıldız futbolcu ise, “Maçın içinde tansiyon yükselince birbirimize bazı kötü şeyler söyledik. Evet, aptalca bir sözdü. Onun bana ettiği ana avrat küfürde aptalcaydı. İkinci yarıda birbirimizden özür diledik. Birbirimize sarıldıktan sonra maç sonu bunları söylüyorsa ben bunda art niyet ararım. Maç bitmiş, birbirimize sarılmışız, bunu maç sonrasına taşınmasının anlamı yok. Herkesten özür diliyorum, aptalca bir sözdü. Ben yaptığım hatayı kabul ederim. Yine Emre Belözoğlu gündeme geldi. Ama Zokora art niyetlidir.” sözleri ile geçen yıllar boyunca hatalarından hiç ders almamış olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiş oldu.