Ana Sayfa Blog Sayfa 4730

Norveç’teki katliamdan kurtulanlar Breivik’in duruşmasında

0

Anders Behring Breivik’in yargılama sürecini tüm dünya medyası kadar onun saldırılarında hayatını kaybedenlerin yakınları ve sağ kurtulmayı başaranlar da takip ediyor.

Breivik’in önüne gelen herkesi öldürdüğü Utoeya Adası’ndaki katliamdan hayatta kalmayı başaranlar ilk kez bugün mahkemede saldırganlarıyla yüzleşecek. Vegard Groslie, kendisini zor bir duruşmanın beklediğini belirtiyor:

“Biraz endişeliyim. Daha önce hiç duruşmasında bulunmadım, onu hakim karşısında görmedim. ama sanırım idare edebilirim. En son onu gördüğümde arkadaşlarıma ateş açıp onları öldürüyordu. Bu çok zor ancak bunu atlatmak çok önemli.”

Utoeya Adası’ndan kurtulanlardan biri de Bjoern Ihler. Ihler, dünyada yükselen radikal ırkçı hareketlere dikkati çekip, önlem alınmasını istiyor:

“Tüm dünyanın bu davayı izlemesi ve nedenlerini bilmesi çok önemli. Bu trajediye dünyada giderek yaygınlaşan radikal siyasi düşünce ve ideolojiler sebep oldu. Bunlara karşı savaşmak durumundayız.”

Breivik, ‘çok kültürlülüğü’ destekleyen iktidardan emir aldığını iddia ettiği mahkemeyi tanımadığını belirtiyor.

Norveç‘in kaybettiği vatandaşları için ortak acısı, gazete manşetlerine de yansıyor. Terörü ve ırkçı hareketleri kınayan manşetlerde, Breivik’in hakettiği cezayı alması isteniyor.

Türk Metal’den Bosch işçisine işveren destekli saldırı

0

Bursa’da Bosch fabrikasındaki 6 bin işçinin Türk Metal’den istifa ederek Birleşik Metal-İş’e geçmesinin ardından Türk Metal’in baskıları da arttı. Bugün sabah saatlerinde basın açıklaması yapmak isteyen Birleşik Metal-İş üyeleri, başlarında Türk Metal Genel Sekreteri Muharrem Aslıyüce’nin bulunduğu bir güruhun saldırısına uğradı. Taş, sopa ve demir kullanılarak gerçekleştirilen saldırıya rağmen Birleşik Metal-İş üyeleri basın açıklamasını gerçekleştirdi. Saldırı sonucu aralarında DİSK Genel Başkan Yardımcısı ve Nakliyat İş Sendikası Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu’nun da olduğu 7 işçi yaralandı.

Saldırının ardından Birleşik Metal-İş bir basın açıklaması yayımladı. Saldırının da anlatıldığı açıklamada Türk Metal’in Bosch işvereni tarafından cesaretlendirildiğini belirtildi ve şu ifadelere yer verildi:

“Bugün açıktan sarı sendikanın tarafında duran, çalışanlara baskı yapan, grup başlarını tek tek işten çıkarmakla korkutan, sözleşmeli çalışanlarının sözleşmelerini yenilememekle tehdit ederek istifaya zorlayan, çalışanlarını psikolojik baskı altına alan, fabrika içinde ve kapı önünde noterlerin çalışmasına izin veren, üretimi durdurarak sarı sendikanın propaganda yapmasına izin veren ve işçileri istifaya gönderen, sarı sendikanın bütün kadrolarına izin veren, toplu halde bölümleri gezerek işçilere gözdağı vermesine göz yuman da Bosch işverenidir.”

(sendika.org)

İzmir Kitap Fuarı’nda Muğla Baro Başkanına protesto

0

Fethiye’de süren toplu tecavüz davasında sanıkların avukatlığını yapan Muğla Baro Başkanı Mustafa İlker Gürkan’ı İzmir Kitap Fuarı’nda konuşmacı olarak katıldığı bir etkinlikte kadınlar protesto etti.

Gönül İlhan’ın Bianet’teki haberine göre;

17. İzmir Kitap Fuarı’nda 68’liler Birliği Vakfının düzenlediği “İdamların 40. Yılında Arkadaşları Denizleri Anlatıyor” başlıklı etkinlikte konuşmacı olan Muğla Baro Başkanı Mustafa İlker Gürkan‘ı kadınlar protesto etti.

Sunucunun “bir tarafımda Deniz Gezmiş’in ağabeyi Bora Gezmiş, diğer tarafımda Muğla Baro başkanı, Deniz Gezmiş’in yoldaşı, hapishane arkadaşı Mustafa İlker Gürkan var”  sözleri üzerine bir kadın dinleyici şöyle konuştu;

“Fethiye Adliyesinde sürmekte olan toplu tecavüz davasında tecavüzcülerin avukatlığını yapan Muğla Baro başkanı Mustafa İlker Gürkan’dır. Deniz Gezmiş’in arkadaşları tecavüzcülerin avukatlığını yapacak insanlar değildir.”

Gürkan’ın mikrofondan “yalan” diye bağırmasını ayağa kalkarak protesto eden kadınlar “tecavüzü savunmak tecavüze ortak olmaktır” yazılı pankart açtılar ve “kadın düşmanlığına son”, “kadının beyanı esastır”, “yaşasın kadın dayanışması” sloganlarını attılar.

Uzun süre alkışlarla tepkilerini sürdüren kadınlar daha sonra salondan ayrıldılar. Kadınlarla birlikte bazı dinleyiciler de salonu terk etti.

Daha sonra fuar girişinde basın açıklaması yapan ve Fethiye davasının tanığı, takipçisi olduklarını ifade eden kadınlar şöyle konuştu;

“Tecavüzcülerin avukatlığını yapan Muğla Baro başkanının, Denizlerin Mahirlerin Hüseyinlerin yaşam haklarının ellerinden alınması konusundaki panelde konuşmacı olması bize göre doğru değildir.

“O nedenle kendisini salonun dışına çıkmaya davet ettik. Bizi yalanlayarak tecavüzcülerin avukatlığını yapmadığını dahi iddia etti. 2007 yılından bu yana süren tecavüz davasında sanıkların avukatlığını yapmaktadır oysa. 27 Nisan’da görülecek olan duruşmada da avukatlığına devam edecektir.

“Ve şimdi yukarıdaki salonda devrim, Deniz ve Mahirler hakkında konuşmaya devam etmektedir. Biz değerlerimizin bu insanlar tarafından çiğnenmesini istemiyoruz. Bu tür insanları teşhir etmeye devam edeceğiz.”

2011’de gaz bombası ve devlet kurşunuyla 59 kişi öldü 25 kişi yaralandı!

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), 2011 İnsan Hakları Raporu’nu yayımladı. TİHV verileri, biber gazını zararlı bulmayan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’i yalanladı. Kolluk güçlerinin açtıkları ateş ya da gaz bombasından hayatını kaybedenlerin sayısı 59, yaralı sayısı ise 25 oldu. Çoğunluğunu ilk ve orta öğretim öğrencilerinin oluşturduğu Uludere katliamında 35 kişi yanarak ve parçalanarak can verdi. Raporda, “Heyetimiz daha geniş bir rapor ve ayrıntılı bir heyet çalışmasını gerektirecek bu olaya ilişkin olarak yapılanın bir yargısız infaz olduğu, öldürülenlerin sayısı itibariyle toplu bir katliam niteliği taşıdığı sonucuna varmıştır” denildi.

59 kişinin 5’i gaz bombasından

Rapora göre, 2011 yılında kolluk kuvvetlerinin (polis, jandarma, asker) açtıkları ateş sonucu veya kullandıkları gaz bombaları sonucu (yoğun gaza veya gaz bombasının kapsülüne bağlı olarak) veya savaş uçaklarından atılan bombalar sonucu toplam 59 insan yaşamını yitirdi; 25 insan da yaralandı. Olay sonrasında 102 kişi gözaltına alınırken 1 kişi tutuklandı. Ölen 59 insanın 5’i gaz bombasının kullanımı nedeniyle 53’ü de ateşli silah ve bombalama sonucu yaşamını yitirdi. 1 kişinin ölüm nedeni belirlenemedi. Yaralanan 25 insanın 4’ü gaz bombası nedeniyle 21’i de ateşli silah ve bombalama sonucu yaralandı.

Uludere katliamından 3 kişi kurtuldu

Ölenlerin isimleri ve yaşlarının tek tek yazıldığı Uludere katliamı raporda şöyle yer aldı: 28 Aralık 2011’de Irak sınırında askerler tarafından belirli bir bölgeye yönlendirildikleri iddia edilen çoğunluğu ilköğretim ve lise öğrencisi çocuklardan oluşan köylülerden 35’i Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı Türk savaş uçakları tarafından bombalanarak katledildi. Katliamdan sadece 3 kişi kurtulabildi.

‘Kullanılan yol patika değil’

TİHV’in Uludere tespitleri arasında, sınır ticareti için kullanılan yolun patika olmadığına dikkat çekti. “Hastanede heyetimiz tarafından görülen cesetlerin yanmış, iç organlarının dışarıda olduğu, çoğunun kafatasının parçalandığı, vücut bütünlüklerinin parçalanmak suretiyle bozulduğu” değerlendirmesine yer verilerek “Olayda tahrip gücü çok yüksek, yakıcı nitelikte mühimmatın kullanıldığı” yorumu yapıldı. Tespitler şöyle:

– Olayda tamamı sivil olan insanların öldürüldüğü ve yaralandığı,

– Olay esnasında gruba DUR ihtarı yapılmadığı ve uyarılmadıkları, hiçbir surette güvenlik güçlerine ateş açılmadığı, askerlerin de bireysel olarak ateş etmedikleri, olayda uçakların bombardıman yaptıkları ve ölümlerin bu nedenle olduğu,

– Sivillerin olay yerinde bulunan güvenlik güçlerince tanınan ve bilinen insanlar oldukları, güvenlik güçlerinin sınır ticareti nedeniyle yapılan bu gidiş ve gelişlerden haberdar oldukları,

‘Yol üstünde maden ocağı var’

– Tarafımızdan görülmemekle beraber görgü tanığının ve köylülerin anlatımından sınır ticareti için aynı güzergahın sürekli kullanıldığı ve güvenlik kuvvetleri dahil herkesçe bilindiği, kullanılan yolun patika yol olmadığı, yolun üstünde maden ocaklarının bulunduğu,

– Resmi açıklamaları aksine olay yerinin Sinat- Haftanin olarak adlandırılan bölgeye uzak olduğu, saldırıya uğrayan bir grubun Türkiye tarafında olduğu bir grubun da Irak-Türkiye sınırının üstünde olduğu,

– Olaydan sonra hiçbir resmi kurumun cenazeleri almak için girişimde bulunmadıkları ve askerlerin olay bölgesinden tamamen çekildikleri, cenazelerin köylüler tarafından alınarak kendi imkanları ile Gülyazı köyüne getirildikleri,

‘Cenazeler gelişigüzel bırakıldı’

– Hastane koşullarının otopsi işlemine elverişli olmadığı, cenazelerin gelişigüzel odalara bırakıldığı, cenazelerin akrabaları tarafından battaniyelere sarıldıkları, hastane personelinin yetersiz sayıda olduğu hatta gördüğümüz kadarıyla neredeyse yok denecek sayıda olduğu ve cenazelerin aileler tarafından otopsiye ve ambulanslara taşındığı,

‘Delillerin karartılma ihtimali yüksek’

– Cenazelerden otopsi sonucunda elde edilecek delillerin mevcut koşullar nedeniyle usulüne uygun şekilde alınamayacağı, bu nedenle delillerin karartılma ihtimalinin yüksek olduğu,

– Hastanede heyetimiz tarafından görülen cesetlerin yanmış, iç organlarının dışarıda olduğu, çoğunun kafatasının parçalandığı, vücut bütünlüklerinin parçalanmak suretiyle bozulduğu,

‘BM İnsan Hakları Komitesi heyet göndermeli’

– Olayda tahrip gücü çok yüksek, yakıcı nitelikte mühimmatın kullanıldığı, Heyetimiz daha geniş bir rapor ve ayrıntılı bir heyet çalışmasını gerektirecek bu olaya ilişkin olarak yapılanın bir yargısız infaz olduğu, öldürülenlerin sayısı itibariyle toplu bir katliam niteliği taşıdığı sonucuna varmıştır. Bu amaçla ulusal ve uluslar arası sivil toplum örgütlerinin incelemede bulunmak üzere duyarlılık göstermelerini, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesinin derhal heyet göndermesinin gerektiği; Türk Medyasının “resmi kurumların yaptığı açıklamalar dışında” katliama basın etiği çerçevesinde yaklaşması ve kamuoyuna gerçekleri aktarması hususunda duyarlı olması gerektiği sonucuna varılmıştır.

(Hülya Karabağlı-t24)

Bütçe Mart’ta 5.5 milyar lira açık verdi

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ilk üç aylık bütçe rakamlarını düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı.

Şimşek, bütçe açığının Mart ayında 5.5 milyar lira, Ocak-Mart döneminde 6.5 milyar lira olduğunu söyledi.

Birinci çeyrekte bütçe gelirleri yüzde 12.6 artışla 77.4 milyar lira, bütçe giderleri yüzde 15.1 artarak 83.8 milyar liraya çıktı.

İlk çeyrekte faiz dışı denge 10,9 milyar lira fazla verdi. Üç ayda vergi gelirleri ise yüzde 12.2 artışla 64.5 milyar lira düzeyine yükseldi.

Maliye Bakanı Şimşek, faiz giderlerinin bütçeyi olumsuz etkilediğini söyledi.

Şimşek, şu anda akaryakıt ürünleri üzerine herhangi bir vergi düzenlemesi konusunda çalışmadıklarını açıkladı.

Maliye Bakanı, kıt kaynakların olduğunu ve bu kıt kaynaklar çerçevesinde memur maaşlarına ilişkin toplu sözleşme görüşmelerinin sürdürülmesi için gerekeni yapacaklarını ifade etti.

Şampiyonlar Ligi’nde yarı final maçları

0

Şampiyonlar Ligi’nde yarı final maçları Salı ve Çarşamba günü oynanacak.

Yarı finalde 17 Nisan günü Bayern Münich ve Real Madrid, 18 Nisan günü de Chelsea ile Barcelona karşı karşıya gelecek.

İşsizlik çift haneye çıktı

İşsizlik oranı Ocak ayında yüzde 10.2 olarak gerçekleşti. İşsizlik oranı Aralık 2011’de yüzde 9.8, geçen yılın Ocak ayında ise yüzde 11.9 düzeyindeydi.
Kentsel yerlerde işsizlik oranı 1.8 puanlık azalışla yüzde 12, kırsal yerlerde ise 1.6 puanlık azalışla yüzde 6.5 oldu.
Türkiye genelinde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 380 bin kişi azalarak 2 milyon 664 bin kişiye düştü.
Ocak döneminde istihdam edilenlerin sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 14 bin kişi artarak 23 milyon 475 bin kişiye yükseldi. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 15 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 999 bin kişi artış kaydetti.

Film Festivali’nde zafer “Tepenin Ardı” ve “Yeraltı”nın

İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma’da En İyi Film Ödülü’ne Emin Alper’in “Tepenin Ardı” laık görüldü. Yönetmen ödülü “Yeraltı” ile ‘Zeki Demirkubuz’a verildi. Törende ‘Yeraltı’ beş, ‘Tepenin Ardı’ ise üç ödül kazandı.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Akbank sponsorluğunda düzenlediği 31. İstanbul Film Festivali’nin ödülleri 14 Nisan Cumartesi gecesi Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’ndaki Kapanış Galası ve Ödül Töreni’nde sahiplerini buldu.

Uluslararası Yarışma Ödülleri

Başkanlığını yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın üstlendiği Altın Lale Uluslararası Yarışma Jürisi’nde oyuncu Alexander Fehling, yönetmen Brillante Mendoza, yönetmen Corneliu Porumboiu ve gazeteci Elçin Yahşi yer aldı.

İstanbul Film Festivali’nde son iki yıldır Şakir Eczacıbaşı anısına verilen Altın Lale Uluslararası Yarışma Ödülüne bu yıl, Julia Loktev‘in “Yalnız Gezegen”(The Loneliest Planet) adlı filmi layık görüldü. Jüri Özel Ödülü ise Joachim Trier‘in “Oslo, 31 Ağustos”(Oslo, August 31st) adlı filmine verildi.

Altın Lale Ulusal Yarışma Ödülleri

İstanbul Film Festivali’nde bu yıl Altın Lale Ulusal Yarışma’da üçü Türkiye, beşi dünya prömiyeri yapan 12 film jüri karşısına çıktı. Jüri yazar Murathan Mungan, yönetmen Yüksel Aksu, Selanik Film Festivali temsilcisi Dimitris Kerkinos, oyuncu Nazan Kesal ve yapımcı ve dağıtımcı Alexandre Mallet-Guy‘dan oluştu.

En İyi Film Ödülü Emin Alper‘in “Tepenin Ardıfilmine verildi. En İyi Yönetmen ödülü “Yeraltı” filminin yönetmeni Zeki Demirkubuz‘a verildi. Ulusal Yarışma’da Altın Lale’yi kazanan filme 150.000 TL, En İyi Yönetmene 50.000 TL para ödülü veriliyor.

Bu yıl Onat Kutlar anısına ilki verilen Jüri Özel Ödülü M. Tayfur Aydın‘ın“İzRêç” adlı filmi layık görüldü. Jüri Özel Ödülü “Türkiye Sineması” tema sponsoru Efes tarafından verilen para ödülü ile destekleniyor. Aydın bir sonraki filminde kullanmak üzere 30 bin dolar değerinde para ödülü kazandı.

En İyi Kadın Oyuncu ödülü ise Belmin Söylemez‘in yönettiği “Şimdiki Zaman” filmindeki rolü ile Sanem Öge‘nin oldu.

En İyi Erkek Oyuncu, Zeki Demirkubuz‘un yönettiği “Yer altı” filmindeki rolüyle Engin Günaydın oldu.

Ulusal Yarışma’da En İyi Senaryo Ödülü “Tepenin Ardı” filmiyle Emin Alper ile “Babamın Sesi” filmiyle Orhan Eskiköy arasında paylaştırıldı. En İyi Görüntü Yönetmeni ödülü “Yeraltı” filmiyle Türksoy Gölebeyi‘ne verildi. Türksoy Gölebeyi, ödülünü görüntü yönetmeni Uğur İçbak’tan aldı.

Altın Lale Ulusal Yarışma’da En İyi Müzik Ödülü’ü İz-Rêç filmiyle kazanan Mustafa Biber ödülünü festivalde Sensiz Yaşanmaz adlı belgeseli gösterilen ünlü klarnet ustası Barbaros Erköse’nin elinden aldı.

Altın Lale Ulusal Yarışma’da bu yıl ilk defa verilen En İyi Kurgu Ödülü’nü Yeraltı filmiyle Zeki Demirkubuz kazandı. Zeki Demirkubuz’a ödülünü, Altın Lale Ulusal Yarışma Jüri üyesi ve Selanik Film Festivali temsilcisi Dimitris Kerkinos takdim etti.

FIPRESCI Ulusal ve Uluslararası Yarışma Ödülleri

Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu FIPRESCI Ödülleri Uluslararası Yarışma’da Andrea Arnold‘un “Uğultulu Tepeler” (Wuthering Heights), Ulusal Yarışma’da Emin Alper’in Tepenin Ardı adlı filmlerine verildi.

Avrupa Konseyi Sinema Ödülü (FACE)

Sinemada İnsan Hakları yarışmasında Avrupa Konseyi ve Eurimages işbirliğiyle verilen FACE ödülü heykelciği ve 10.000 Euro’luk para ödülü’ne Macar yönetmen Bence Fliegauf‘un “Sadece Rüzgâr” (Just the Wind) adlı filmi layık görüldü.

Sinemada İnsan Hakları yarışmasında Özel Mansiyon’u Anca Damian‘ın “Crulic-Öteki Tarafa Yolculuk (Crulic-The Path to Beyond) ile Emanuele Crialese’nin “Memleket”  (Terraferma) adlı filmleri paylaştı.

Radikal Gazetesi Halk Ödülü

Radikal Gazetesi tarafından verilen Halk Ödülü hem uluslararası hem de ulusal yarışmada izleyicilerin oylarıyla saptanan filmlere verildi. Radikal Gazetesi Yan Yayınlar Yönetmeni Cem Erciyes ve geçen yıl Ulusal Yarışma’da Radikal Halk Ödülü’nü kazanan Atlıkarınca filminin yönetmeni İlksen Başarır‘ın açıkladığı Halk Ödülü’nü Uluslararası Yarışma’da Rodrigo García‘nın “Albert Nobbs“, Ulusal Yarışma’da Zeki Demirkubuz‘un Yeraltı” adlı filmleri kazandı.

(Bianet)

Termik santral öneren bir iklim değişikliği planı!- Mehveş Evin


Küresel iklim değişikliğiyle mücadele için hükümetimiz geçen yaz bir ‘İklim Değişikliği Eylem Planı’ açıkladı. Yapılmış olması gereken işleri sıralayan bu plana göre, karbon salımları bırakın azalmayı,   dörde katlanabilir

Türkiye, her ülke gibi küresel iklim değişikliğiyle mücadele etmek için bir strateji hazırladı. Hazırlık sürecine, 350 Ankara destekçilerinden Tüketici Dernekleri Federasyonu (Tüdef) ve Tüketici Koruma Derneği (Tükoder) Ankara şubesi katıldı…
Ve İklim Değişikliği Eylem Planı, kısaca İDEP geçen yaz açıklandı. Ancak adı geçen sivil toplum örgütleri, İDEP’te görüşlerinin hiçbir şekilde dikkate alınmadığını söylüyor.
İDEP’in ne olduğunu, Tüdef, Tükoder, Odtü MD, Afsad ve PAB imzalarıyla bakanlık ve kamuoyuyla paylaşan grup, bu haliyle İklim Değişikliği Eylem Planı’nın iklimi korumadığını, aksine öldürdüğünü savunuyor:

Talep varsa yaylı sistem yaparız!
1 İDEP, ulusal ve detaylı hiçbir hedef vermiyor: 140 ülke Kopenhag Uzlaşması çerçevesinde hedeflerini ve projelerini ortaya koydu. Türkiye, daha bitiremediği planda hiçbir sera gazı azaltım hedefine yer vermiyor.
2Varolan hedefler, tamamen iklimi öldüren hedefler: Planda 2023 için bütün kömürlerimizi yakacak santral, bütün dereleri yok edecek baraj hedefleri gibi hedefler yer alıyor. Düşünsenize… Termik santraller, iklim değişikliğinin başlıca sorumluları arasında!
3 Önerilen eylemler, asıl işlerin engellenmesi için: Örneğin “Tramvay, hafif raylı sistem ve metro alternatiflerinin, bu teknolojilerin gerektirdiği yolculuk talebinin var olması durumunda değerlendirilmesi” gibi bir eylem, 2020 hedefiyle planda yer alıyor!

Faturası tüketiciye çıkarılıyor
4Eylemler, iklim değişikliğinden etkilenecek tüketicilere fatura ödetmeyi hedefliyor: Örneğin ‘Çevre Tüketim Vergisi’nin yükseltilmesi eylem olarak konulmuş, ancak bu kaynağın neden atık yönetimine gitmediği konu edilmemiş… Benzer şekilde, ‘Demiryollarında yük taşımacılığında özel sektör payının arttırılması’ gibi tüketici için özelleştirme politikaları yer alıyor.
350 Ankara, ‘Hepimizin meselesi, iklim meselesi’ başlığıyle yayımladığı yazıda şöyle diyor:
“2,5 yıl içinde, 300 bin dolarlık dış finansman ile Çevre ve Orman Bakanlığı ve UNDP tarafından yapılan plan kabul edilebilir değil. Bilim, küresel sera gazı salımlarının 1990 yılına göre 2050’ye kadar yüzde 90 azaltılması gerektiğini söylüyor. Ancak Türkiye, kendi salımlarını şimdiden ikiye katladı. Bu planla, salımları 2020’de dörde katlayacağız.”

YEŞiL DEMOGOJi

– Orman ve Su İşleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, elektrik dağıtım kayıplarının yüzde 8’e indirilmesi, vahşi depolama alanlarının kapatılması, kamu binalarına enerji tüketiminin yüzde 20 azaltılması gibi eylemlerin 2023 yılına kadar yapılması hedefleniyor.
– Normalde olması gereken eylemlerin, iklim için yapılıyormuş gibi gösterilmesini sivil toplum, ‘yeşil demogoji’ olarak yorumluyor. Mesela elektrik dağıtım kayıplarını indirmek için neden 2023 bekleniyor? Bunu zaten hemen yapmak gerekmiyor mu?
– Benzer şekilde, kamu binaları enerji kullanımını yüzde 20 azaltmak, vahşi çöp sahalarından kurtulmak içinde 2023’e kadar beklemeye gerek yok…
– 350 Ankara haklı olarak soruyor: “Elektrik dağıtım kayıplarının halkın ödediği, kamu binalarının enerjiyi verimsiz kullandığı, atıkların geri dönüşümü, azaltımı ve tekrar kullanımı politikalarınınsa hedef olmadığı bir planı kabul etmemizi mi istiyorlar?”

 

Mehveş Evin – Milliyet

 

Çevik Bir tutuklandı

Özel Yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliğinin yürüttüğü 28 Şubat soruşturması kapsamında mahkemeye sevkedilen 12 kişiden aralarında eski Genelkurmay 2. başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir’in de bulunduğu 9’u tutuklandı, 3’ü serbest bırakıldı.

Özel yetkili cumhuriyet savcılarının tutuklanmasını talep ettiği 12 zanlının nöbetçi hakimlik sorgusu sona erdi.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimliği, zanlılardan emekli  Orgeneral Çevik Bir’in de aralarında bulunduğu 9’unun tutuklanmasına karar verirken, 3’ünü serbest bıraktı. Soruşturma kapsamında toplam tutuklu sayısı ise 18’e yükseldi.

Çevik Bir ve diğer tutukluları taşıyan polis minibüsü, saat 07.00’de Sincan F Tipi Cezaevi’ne giriş yaptı.