Ntvmsnbc’den Ercan Gürses’in haberine göre İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, bazı illerde Alevi vatandaşların evlerini işaretleyenlerin bilgisayar oyunlarından etkilenen çocuklar olduğunu söyledi.
Bazı illerde Alevi vatandaşların evlerinin işaretlendiği iddiaları Meclis’te yeniden gündeme geldi.
İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin işaretlemeleri yapan çocukların bilgisayar oyunlarından etkilendiğini söyledi.Şahin, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bakanlığının bütçesiyle ilgili yaptığı sunumda, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
CHP’li vekiller Şahin’e Adıyaman, Çorum, Malatya ve İzmir’de bazı alevi vatandaşların evlerine işaret konulmasıyla ilgili soruşturmaların sonucu soruldu.
Aylar önce, “Bunları çocuklar yapmıştır” dediğini hatırlatan Bakan Şahin, yapılan incelemeler sonucunda Adıyaman’da üç çocuğun suçunu itiraf ettiğini dile getirdi.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’na (Cop18) 2 haftadan az zaman kaldı. Bu yıl Katar’da gerçekleşecek müzakerelerde, iklim değişikliğini 2 0 C’nin altında tutmak için Durban’da anlaşmaya imza atan devletlerin bunu sağlayacak mekanizmaları oluşturmaları, Kyoto Protokolü’nün ikinci yükümlülük süreci, uzun dönemli anlaşma gibi gezegenin geleceği için çok önemli konular konuşulacak.
Gezegenimizin geleceği için büyük önem taşıyan bu müzakerelere bu yıl ev sahipliği yapacak Katar’ın, müzakerelerde başkanlığı yürütecek olan başbakan yardımcısının, 14 -15 Kasım’da İngiltere’de gerçekleşen “Petrol ve Para Konferansı”nda dünyanın önemli petrol şirketlerinin üst düzey yöneticileri ile birlikte katılması, konferansın geleceği ile ilgili soru işaretlerine sebep oldu.
Eski OPEC başkanı ve iklim müzakerelerine başkanlık yapacak olan Abdullah bin Hamad Al-Attiyah’ın, “Petrol ve Para Konferansı”nda kaya gazı petrolünü savunan açıklamaları ise, iklim değişikliği konusunda çözüme yönelik politik irade isteyen iklim aktivistlerinin büyük tepkisine sebep oldu. Kaya gazının, fosil yakıt rezervleri için önümüzdeki 300 yıllık garantiyi sağlaması sebebiyle, kaya gazının büyük şans olduğunu ve değerlendirilmesi gerektiğini belirten Abdullah bin Hamad Al-Attiyah’ın iklim müzakerelerinde nasıl tutum alacağı merakla bekleniyor.
Uluslararası Enerji Ajansı gibi enerji politikalarında muhafazakar bir kurumun bile, mevcut fosil yakıt rezervlerinin 2/3’ünün 2050 yılına kadar toprakta bırakılmazsa küresel sıcaklık artışını 2 0 C’nin altında durdurmamızın imkansız olduğunu söylerken; müzakerelerde bunun için politik irade gösterilmezse bunun çok büyük bir kayıp olacağını bir çok küresel iklim kampanyası belirtiyor.
Abdullah bin Hamad Al-Attiyah’ın Petrol ve Para Konferansı’nda yaptığı açıklamayı buradan takip edebilirsiniz.
Eski Avrupa Parlamentosu milletvekili Feleknas Uca serbest bırakıldı. Uca ilk uçakla Almanya’ya gönderildi.
Gözaltına alınan Almanya’nın eski Avrupa Parlamentosu milletvekili Feleknas Uca, dün gece savcılıktaki sorgusunun ardından serbest bırakıldı.
Almanya’dan İstanbul’a gelen Uca havaalanına indiğinde Kaçakçılık Şubesi tarafından 248 kutu B1 ilacını bildirmeden getirdiği için gözaltına alındı. Ardından Terörle Mücadele Şube’ye götürülen Uca’nın KCK üyesi olup olmadığı araştırıldı.
Dün gece Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edilen Uca, Kürtçe verdiği ifadenin ardından serbest bırakıldı. Uca ilk uçakla Almanya’ya gönderildi.
Uca, daha önce avukatına yaptığı açıklamada şöyle demişti:
“Ben bir aktivistim. Geçen yıl Van depreminde de kazak, hırka getirdim. Afrika’daki kadın sünnetlerine de karşı durdum. Şimdi de açlık grevindekilerin yanında durmak benim için bir insanlık borcu.”
Uca kimdir?
Feleknas Uca, 1976’da Aşağı Saksonya Eyaleti’nde Yezidi Kürt bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 30 Ocak 2005’teki Irak seçimlerine kadar dünyadaki tek Yezidi milletvekili olma özelliğine sahipti. Uca, 22 yaşındayken Almanya’daki Sosyalist Demokrat Parti’nin listesinden Avrupa Parlamento milletvekilliğine seçildi. 1999’dan 2009’a kadar bu görevi yürüttü. 1999-2004 yılları arasında Avrupa Parlamentosu Kültür, Eğitim, Medya ve Fırsat Eşitliği komitesindeydi. Ayrıca Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento üyesiydi.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, mevzuatta ve kanunlarda yapılacak değişiklikle ‘özürlü’ ibaresinin ‘engelli‘, ‘sakatlar’ ibaresinin ‘engelliler’, ‘çürük’ ibaresinin de ‘askerliğe elverişli olmayanlar‘ olarak değiştirileceğini açıkladı.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Twitter hesabı üzerinden takipçilerinin sorularını yanıtladı.
Şahin, mevzuatta yer alan ‘özürlü’ ibaresinin ‘engelli’, ‘sakatlar’ ibaresinin de ‘engelliler’ olarak değiştirileceğini açıkladı.
Bakan Şahin, Askerlik Kanunu’nda yapılacak değişiklikle de ‘çürük’ ibaresinin ‘askerliğe elverişli olmayanlar’ şeklinde ifade edileceğini belirtti.
“Engellilerimize yönelik önemli bir haberi ilk kez paylaşmak istiyorum. Mevzuatımızda yer alan tüm “Özürlü” ibareleri Sn. Başbakanımızın da daha önce ilan ettiği gibi “Engelli” olarak değiştiriliyor. İlgili teklifimizi Başbakanlığa bugün gönderiyoruz. Önemli bir gelişme daha: Askerlik Kanunundaki “Çürük” ibaresi “Askerliğe Elverişli Olmayanlar” ifadesi ile değiştiriliyor.
Bir de çeşitli kanunlardaki “Sakatlar” ifadesi de “Engelliler” olarak değiştirilecek. Engellilerimizin önündeki bütün engelleri kaldırmaya devam ediyoruz. Haliyle de Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Md. adı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Gn. Md. olarak değiştirilecek.”
Doğal kaynakların hızla tüketildiği alanların başında okyanuslar geliyor. İklim değişikliği, kirlilik, okyanusların asitlenmesi ve endüstriyel balıkçılık hem okyanus ekosistemlerini yok ediyor, hem de geçimini ve gıdasını küçük ölçekli balıkçılıktan sağlayan toplulukları zora sokuyor.
Theecologist.org dan Olivier De Schutter‘in araştırmasına göre, 1970-1990 yılları arasında gemi inşası ve genel anlamda dizel yakıtlar için verilen yüksek teşvikler, endüstriyel balıkçılık filolarının büyük bir hızla artmasına neden oldu. Balıkçılık filo ve kapasitelerinin artış hızı, aynı dönemde karada-tarımda gerçekleştirilen hızlı üretim yükselişinin tam 8 katına çıkarak baş döndürücü bir hale geldi.
Bunun sonucunda, “bitmez-tükenmez” gözüyle bakılan okyanuslardaki balık stokları giderek yok olma noktasına geldi. Şu anda dünya üzerindeki toplam balıkçılık filo kapasitesinin, sürdürülebilir bir balıkçılık için yıllık avlanabilecek balık miktarının en az iki katı olduğu belirtiliyor.
Endüstriyel balıkçılıkta aslında bir kısır döngüden bahsetmek mümkün. Balıkların sayısı azaldıkça gemiler trol yöntemine başvurarak balıkların gıdası, evi ve korunma alanı olan deniz dibi bitki ekosistemlerini yok ediyor. Bunlar yok oldukça, balık sayısı azalıyor. Balık sayısı azaldıkça troller daha derine, daha “el değmemiş” yerlere atılıyor.
Bu noktada Schutter’e göre “yasadışı, düzenlenmemiş ve kayıt altına alınmayan” balıkçılık faaliyetlerinin mutlaka durdurulması gerekiyor, burası kesin ve acil.
Ancak yine Schutter’a göre böylesi bir durum bile sorunu çözmeye yetmeyecek. Sorun, endüstriyel balıkçılık sisteminde. Ve balıkçılığı bir süreliğine “askıya” almak da çözüm değil, çünkü dünya çapında 12 milyona yakın küçük ölçek balıkçı, başta fakir veya gıdaya erişimde sorun yaşayan bölgeler olmak üzere, bir çok topluluğu ayakta tutan “sektörü” oluşturuyorlar. Yine Schutter’e göre küçük ölçek balıkçılığın çevreye verebileceği potansiyel zararlar, endüstriyel balıkçılığa göre daha düşük.
Dünyada tüketilen hayvansal proteinin %15’inin balıklardan alındığını hatırlatan Schutter, “Endüstriyel balıkçılık tabağımıza daha fazla ve daha ucuza balık getiriyor olabilir, ama bunu ekosistemlere ve toplumlara devasa zararlar vererek yapıyor. Lisans ve kullanım hakkı sözleşmeleriyle, aynı diğer ülkelerde tarım arazisi toplayan çok uluslu firmalar gibi e “okyanusları parselleyen” büyük balıkçılık firmalarının denetimi yapılmıyor” diyor.
Açlık Grevinde bulunanların taleplerinden biri olan anadilde savunmayı düzenleyen kanun tasarısı İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda onaylanarak Meclis Genel Kurulu’na gönderildi.
Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, anadilde savunmayı da düzenleyen Ceza Muhakemesi Kanunu İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nı bugün görüştü, tasarı komisyondan geçti.
Tasarı, Meclis Genel Kurulu’na yollandı.
Meclis Haber’in haberine göre, komisyonda söz alan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, tasarıyla yapılan değişikliği, sadece anadilde savunma diye açıklamanın yeterli olmadığını, tasarıda anadil kavramından daha geniş bir tanımlama olduğunu söyledi. Ergin, “kendisini daha iyi ifade edebileceği dil” tanımlamasının özellikle seçildiğini ifade etti.
Meksika Körfezi’nde 2010 yılında tarihin en büyük çevre felaketlerinden birine neden olan İngiliz Petrol Şirketi BP, haklarında verilen 4.5 milyar dolarlık cezayı kabul edeceğini açıkladı.
ABD tarihinde verilen en büyük maddi cezayı ödemeyi kabul eden şirketin genel müdürü Bob Dudley yaptığı açıklamada, “ Kazadaki rolümüzden ötürü özür diliyor ve yaptığımız hareketin sorumluluğunu kabul ediyor” dedi.
İngiliz petrol devinin ayrıca patlamada 11 işçinin hayatını kaybetmesi olayında kötü idare ya da ihmal nedeniyle suçlu olduğunu da kabul ettiği kaydedildi. BP’den yapılan açıklamda, cezanın altı yıl içinde ödeneceği belirtildi.
BP Şirketi’nin Deepwater Horizon adlı petrol sondası 20 Nisan 2010′da, Amerika Birleşik Devletleri’nin Lousiana eyaleti açıklarında patlamıştı. Deepwater Horizon’da çıkan yangın, tüm çabalara rağmen 36 saat boyunca söndürülememiş ve platform 22 Nisan’da Meksika Körfezi’nin sularına gömülmüştü. Sondada meydana gelen patlamanın ardından geçen 87 gün içinde, denize 4,9 milyon varil petrol sızmış tarihin en büyük felaketlerinden biri yaşanmıştı. Olayda 11 işçi de hayatını kaybetmişti.
Beyaz Saray’ın enerji danışmanlarından Carol Browner yaşanan durumu “ABD’nin karşılaştığı en büyük çevre felaketi” olarak nitelendirmişti.
BP, mart ayında ise özel davacılara 5,9 milyar euro tazminat ödenmesinin kabul edildiğini açıklamıştı.
BBC Gazze muhabiri Omar Jihad Misharawi, İsrail saldırısında öldürülen 11 aylık oğluna sarılıyor. Muhabirin aynı saldırıda erkek kardeşi ile kardeşinin eşi de hayatlarını kaybetti
İsrail’in Gazze Operasyonu devam ediyor. İsrail cephesinden son gelen haberler gerginliğin daha da tırmanacağı yönünde. Edinilen bilgiye göre İsrail binlerce yedek askeri göreve çağırdı.
Devam eden operasyonlarda şu ana kadar 4’ü çocuk 15 Filistinli hayatını kaybetti. Ölenler arasında Hamas’ın askeri şefi Ahmed El Cebari ve İngiliz televizyonu BBC’nin Filistinli muhabirinin oğlu ve iki akrabası da bulunuyor. Yaralıların sayısı ise 94.
İsrail’in operasyonlarına Hamas’ın yanıtı ise roketle oldu. Gazze’den dün fırlatılan roketle 3 İsrailli öldürüldü.
İsrail basını, “Savunma Sütunu Operasyonu” İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ilk savaşı olarak değerlendirdi. Netanyahu’nun seçimler öncesi, pozisyonunu güçlendirmek için Gazze’yi vurduğu da iddia ediliyor.
Hamas’ın siyasi lideri Halid Meşal “Filistin’deki kadın ve erkekler direnişe devam edecekler” dedi.
İsrail ve Hamas arasında yapılan esir İsrail askeri Gilad Shalit’in serbest bırakılmasını sağlayan görüşmelerde aracı rol oynayan İsrailli barış aktivisti Gershon Baskin, Hamas askeri kanadı lideri Ahmet Cabari’nin öldürülmeden bir kaç saat önce Hamas ve İsrail arasında uzun sürecek bir anlaşmanın taslağının kendisine ilettiğini söyledi.
Uluslararası cephe
İsrail saldırılarının ardından ABD‘den yapılan açıklamada “İsrail’in kendisini savunma hakkını destekliyoruz” denildi. ABD’nin BM’deki daimi temsilcisi Susan Rice “Hamas ve diğer terörist örgütler İsrail halkına saldırıyor” şeklinde konuştu. ABD, gerilimin düşürülmesi için Türkiye ve Mısır’ın Hamas’a baskı yapmasını istiyor.
İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, Hamas’ın İsrail’e yaptığı roket atışını kınayarak bu krizde tüm sorumluluğun Hamas’a ait olduğunu savundu.
Fransa Başbakanı Jean-Marc Ayrault, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarıyla ilgili olarak, ”tehlikeli tırmanışı durdurmanın zamanının geldiğini” belirtti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ramin Mehmanparast, onlarca Filistinlinin ölümüne ve yaralanmasına neden olan İsrail saldırılarını İran’ın “şiddetle kınadığını” belirtirken, düzenlenen saldırıların “Siyonist rejimin vahşi doğasının bir göstergesi” olduğunu söyledi.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Suudi Arabistan’da düzenlenen bir basın toplantısında, bölgede ve Filistin toprakları içinde patlak veren şiddetle ilgili olarak Moskova’nın “son derece kaygılı” olduğunu ifade etti.
Türkiye’den ise ilk tepki Başbakan Yardımcısı Arınç’tan geldi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç , İsrail ‘in Gazze’ye düzenlediği saldırıyı “bir facia” olarak niteleyerek, Türkiye ve İsrail’in hiç olmazsa birbirleriyle bu facianın veya saldırıların durdurulması konusunda görüşmesi gerektiğini söyledi.
Ürdün’de son zamlar nedeniyle sokaklara dökülen insanlar polislerle çatışmaya devam ediyor. Protestocuların iki günden beri devam eden eylemlerinde ilk kez bir protestocu öldürüldü.
Ülkenin 5 milyar dolarlık bütçe açığını kapatabilmek ve Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) 2 milyar dolarlık yardımı garanti altına almak için, temel gıda ürünlerine ayırdığı sübvansiyonu daraltma ve akaryakıt ve doğalgaza %50’lileri bulan zam kararı almıştı.
Ev tipi gaza yüzde 50’den fazla, dizel ve gaz yağına yüzde 33 ve düşük kaliteli benzine ise yüzde 15 zam yapılacağı açıklanmıştı.
Zam açıklamasının ardından Başkent Amman başta olmak üzere Maan, Tafila, Salt ve Karak’ta birçok insan protesto gösterileri gerçekleştirdi. Eylemcilerin öfkesine hükümet binaları da hedef oluyor.
Görgü tanıklarının anlatığına göre, ülkenin ikinci büyük kenti olan İrbid’te bir polis karakoluna saldıran göstericilere açılan ateş sonucundan bir kişi hayatını kaybederken, onlarca gösterici de yaralandı.
Geçen ay ülkenin en büyük muhalif hareketi Müslüman Kardeşler’in siyasi kanadı İslamcı Hareket Cephesi, seçim reformu talebiyle Amman’da 10 bin kişiyi sokaklara döken bir gösteri düzenlemişti. Kral’ın geri adım atmasıyla dünya gündeminden düşen Ürdün muhalefeti son gösteriler ile birlikte tekrar adından söz ettirmeye başladı.
Cuma günü protesto gösterilerinin daha da şiddetlenmesi bekleniyor.
Zonguldak yerel haber sitelerinden Değişim’in verdiği habere göre Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve hükümet aleyhinde basında yer alan haber ve karikatürleri, Facebook’taki sayfasında paylaşan PTT memuru İbrahim Damatoğlu, “Kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla 6 bin 80 lira adli para cezasına çarptırıldı. Zonguldak 2. Asliye Ceza Mahkemesi heyeti para cezasının beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verdi.
Basında Başbakan ve hükümeti eleştiren yazı ve karikatürleri Facebook sayfasından paylaşan PTT memuru Damatoğlu, 6 bin 80 lira para cezasına çarptırıldı.
Mahkeme çıkışı gazetecilerin sorularını cevaplandıran Damatoğlu, Başbakan’a hakaret etmediğini, sadece basında çıkan haberleri paylaştığını söyledi.
“Mahkemeye de itiraz ettik. Öncelikle bu sayfaları kimin ne şekilde aldığı tespit edilmesi lazım. Çünkü bir hakim savcı kararı olmadan alınıp şikayette bulunuldu. Başından beri itiraz etmiştik.
“Mahkeme de para cezası verdi. Para cezasını da beş sene hükmün ertelenmesi kararı verdi. Temyiz yolumuz yok. Bir tek ağır ceza mahkemesine itiraz etme hakkımız var. Oraya da itiraz edeceğiz. Bu hakaret davasıydı bir iki davam daha var. İlk olarak sürgün ve ücret kesimi cezalarımda vardı” dedi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Haber-Sen üyesi olan Damatoğlu, Facebook sayfasında Erdoğan ve hükümet aleyhindeki paylaşımları nedeniyle geçen sene maaş kesintisi ve kademe ilerlememe cezasına çarptırılmıştı.
Teftiş Kurulu Kontrolörü Kadir Çevik’in yürüttüğü soruşturma sonunda Damatoğlu’na, “siyasi ve ideolojik içerikli haber paylaşımında bulunmak, yazılı ve resimli paylaşımlarla devlete ait kurum ve kuruluşları aşağılamak, devlet büyüklerine karşı küçük düşürücü paylaşımlarda bulunmak, Başbakan’ı ve partisini hedef alan paylaşımlarda bulunmak, kamuoyunu hükümet ve Başbakan aleyhine olumsuz yönlendirmeye dönük onur kırıcı ibarelerin kullanıldığı ifade ve paylaşımları yaymak” suçlarından ceza verilmişti.
Damatoğlu, aynı soruşturma kapsamında Ordu’ya tayin edilmiş, ardından Bartın’a atanmış ve “Kamu görevlisine hakaret” suçundan alt sınırı bir yıldan az olmamak kaydıyla iki yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.