Ana Sayfa Blog Sayfa 4494

Şiddetsizliğe giden yolda “Türkiye’den şiddet hikayeleri”

Türkiye’deki şiddet olaylarının, mağdurların ve tanıkların anlatımlarıyla arşivlendiği ve Kültürlerarası Araştırmalar Derneği’nin yürüttüğü şiddet izleme – vaka yaygınlaştırma çalışması Türkiye’den Şiddet Hikayeleri,  Siddethikayeleri.com adresinde yayına başladı.

Çalışma kapsamında, Şiddet mağdurlarının ve şiddet olaylarına tanıklık edenlerin hikayeleri röportajlarla anlatılıyor, hikayeler aynı zamanda fotoğraf çalışmaları olarak da sunuluyor.

Şiddet olaylarının 13 farklı kategoride arşivlendiği çalışma, deneyimlerin ve tanıklıkların birinci ağızdan anlatılmasıyla istatistik haline dönüşen ve sıradanlaşan şiddet eylemlerini daha gerçek bir zemine oturtmayı, şiddet mağdurları ve tanıklar ile hak savunuculuğu yapan sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirmeyi ve veri oluşturmayı hedefliyor.

Şiddet olayları fotoğraflarla anlatılıyor

Türkiye’den Şiddet Hikayeleri çalışmasında, son yıllarda tüm dünyada sıkça kullanılan bir ses duyurma yöntemi kullanılıyor. Şiddet mağdurları ve tanıklar başlarından geçenleri, yaşadıkları olay hakkındaki düşünce ve yorumlarını yazdıkları bir karton veya kağıt parçasıyla fotoğraf çektirerek duyuruyorlar. Fotoğraflarda özetlenen olaylar, çalışmanın gönüllü muhabirlerince yapılan röportajlar yoluyla detaylandırılıyor.

Tanıklığının çalışma kapsamında yayınlanmasını isteyenler ise site arayüzünü kullanarak editörlere ulaşabiliyorlar. Tanıklar kendi oluşturdukları görsellerle çalışmaya katılabildikleri gibi, editörlerle iletişime geçerek kendileriyle röportaj ve fotoğraf çekimi yapılmasını talep edebiliyorlar.

Güneydoğu’da çatışma bölgesinde yaptığı zorunlu askerliği sırasında esir düşen, sonrasında savaş karşıtı olan İbrahim Yaylalı; gözaltında kaybedilenlere tanıklık eden, kendisi de işkence gören İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Ümit Efe; Türkçe’ye çevirdiği Yumuşak Makine kitabı

Çalışma kapsamında "Yumuşak Makine" kitabının çevirmenleri Süha Sertabiboğlu ile Mehmet Moralı da tanıklıklarını paylaştı

yüzünden yargılanan çevirmen Süha Sertabiboğlu ile çevirmen ve yayıncıların karşılaştığı baskıların tanığı Mehmet Moralı; polisin hukuksuz müdahalelerini defalarca yargıya taşıyan trans aktivist Selay Tunç; Türkiye’nin en uzun süre hapis yatan kadın siyasi mahkumlarından olan, cezaevi koşullarını anlattığı kitabı yasaklanan Nevin Berktaş; 2003’te canlı kalkan olarak gittiği Irak’ta ABD işgaline şahit olan aktivist Osman Akkuş, Hak arama mücadelesi sırasında polis şiddetinin her türlüsüyle karşılaşan, Ankara’daki Hopa protestoları yüzünden 6 buçuk ay tutuklu kalan Ozan Gündoğdu, çalışma kapsamında halihazırda tanıklıkta bulunmuş isimler arasında.

Çalışmayı yürüten Kültürlerarası Araştırmalar Derneği, sivil toplum kuruluşlarından, inisiyatiflerden, ayrımcılığa ve şiddete maruz kalan toplumsal gruplardan, şiddet mağdurları ve tanıklardan çalışmaya katılımın artırılması noktasında destek bekliyor.

(Yeşil Gazete)

Yeşil Diyalog bu Pazar Taxim Hill’de

Yeşil Düşünce Derneği tarafından düzenlenen Yeşil Diyalog toplantılarının 11.si 16 Aralık Pazar günü Taxim Hill Otel’inde gerçekleştiriliyor.

Bu sene, “Yerel Yeşil Politikalardan Örnekler – İyi Uygulamalar” teması ile düzenlenen Yeşil Diyalog’un programı şu şekilde

Program

10:00 – 11:00 açılış ve kayıt

Açılış Konuşması:     Sevil Turan ve Arif Ali Cangı, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eşsözcüleri

Sevgi Mutlu, Yeşil Düşünce Derneği

11:00 – 12:30 paralel oturumlar

A) Erman Topgül (Sokak Bizimdir Derneği)

“İnsan odaklı sokak, canlı sokaklar, bisikletlilerden/yayalardan oluşan ulaşım, insani ölçekte kent”

B) Eşkonuşmacılar: Meltem Şendağ (Zumbara) ve Aytaç Timur (Yeryüzü Derneği)

“Takas ekonomisi, zaman bankası ve toplum temelli tarım uygulamaları”

C) Defne Koryürek (Slow Food Fikir Sahibi Damaklar)

“Gıdaya sahip çıkmak, hayatta kalabilmek, beslemek ve beslenmek için kurduğumuz yeni ittifaklar”

12:30 – 13:00 ara

13: 00 – 16:00 Ana oturum “Yerel Yeşil Politikadan Örnekler, İyi Uygulamalar

Yeşil Yerel Yönetimler

Konuşmacılar;

moderatör: Sevgi Mutlu, Yeşil düşünce derneği ve Yeşiller ve sol gelecek partisi üyesi

Ayşe Gökkan, Nusaybin belediye başkanı, BDP

Monica Vana, Avusturya Yeşil partisi üyesi, Viyana belediye meclisi üyesi, Green        councillors network coordinator

Michalis Tremopoulos Yunanistan Yeşil partisi üyesi, eski AP milletvekili

İkbal Polat, Yeşiller ve sol gelecek partisi

16:00 – 16:30 ara

16:30 – 18:30 Paralel Atölyeler

A) Yerel yönetimlere katılım. Moderatör Ahmet Aşıcı

“Doğrudan demokrasinin yerel yönetimlerde uygulama örnekleri ve öneriler”

B) Kent ve iklim değisikliği. Moderatör: Ümit Şahin

“Kentte iklim değişikliği mücadelesi; kazanımlar, iyi örnekler ve öneriler”

C) Kırsal sürdürülebilirlik. Moderatör Durukan Dudu

“Kırsalda yaşamın ve üretimin küçük çiftçi lehinde sürdürülebilirliği”

Etkinliğin bu son bölümünde gün boyu yapılan tartışmaların ışında üç ana başlık altında değerlendirilmesi, kampanya ve çalışma önerilerinin tartışılması hedeflenmektedir. Her bir başlıkla ilgili uzmanlar tarafından yerel uygulamalar açsından mevcut durumu özetleyen 15 dakikalık sunumların ardından sorunlar tespit edilerek bunların aşılması için yerellerde gerçekleştirilebilecek kampanya/çalışma önerilerinin derlenip tartışılması planlanmaktadır.

Not: Etkinlik süresinde İngilizce-Türkçe simültane çeviri yapılacaktır.

(Yeşil Gazete)

Mısır referandum öncesi gergin

0

Mısır’ın başkenti Kahire’de Cumartesi günü yapılacak referandum öncesinde düzenlenen karşıt protesto gösterilerine binlerce kişi katıldı. Muhalif gruplar Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın dışındaki bariyerleri aşmayı başardı ancak herhangi bir çatışma yaşanmadı.

İslamcı Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi yeni Anayasa için Cumartesi günü referandum yapılması çağrısında bulunmuş ve bu süre içinde orduya güvenliği sağlaması için talimat vermişti.

Mısır siyasi istikrarsızlık nedeniyle IMF’den borcunu ertelemesini istedi.

Başbakan Hişam Kandil bir basın açıklaması yaparak, Cumhurbaşkanı Mursi’nin vergileri artırmak amacıyla ekonomik programı askıya almasının ardından, IMF’den 4.8 milyar dolarlık borcunun ertelenmesini istediklerini söyledi.

IMF, “Mısır’ı geçiş süresinde desteklemeye hazır olduğunu ve yetkililer ile kredi konusunda görüşmelere devam edeceğini” belirtti.

Mısır ekonomisi 2011 yılı Şubat ayında başlayan ve eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in devrilmesi ile sonuçlanan siyasi süreç nedeniyle zarar görmüştü.

Kahire’nin farklı yerlerinden yürüyen muhalif gruplar duvar ve tanklarla korunan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın önünde toplandı.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın çevresinde yüzlerce asker bulunuyor.

Gösteriler sırasında alanda bulunan BBC muhabiri George Alagiah muhalif göstericilerin duvarı aştığını ancak güvenlik görevlilerinin geçmelerine izin verdiğini söyledi.

Kahire’nin yanısıra Alexandria ve Assiut şehirlerinde de gösteriler düzenlendi. Mısır Hakimler Derneği’nin başkanı hakimlerin yüzde 90’ının referandumu denetlemeyi reddettiğini söyledi. Mısır yasaları uyarınca hakimlerin oy kullanma yerlerinde seçimi denetlemesi gerekiyor.

Mursi, Hüsnü Mübarek’i geçen yıl koltuğundan indiren devrimi korumak ve reform yapabilmek için bu anayasanın çıkartılması gerektiğini söylüyor. Ancak protesto gösterilerinin yapılması çağrısında bulunan gruplar Mursi’yi bir diktatör gibi davranmakla suçluyor.

Muhalif Ulusal Kurtuluş Cephesi, Mursi yanlılarının baskın olduğu bir kurul tarafından hazırlandığını söyledikleri Anayasa taslağını tanımayacaklarını açıkladı.

(BBC Türkçe)

 

 

 

Yeşil Artvin Derneği: “Barajlar Çoruh vadisini geri dönüşü olmayacak şekilde yok ediyor”

Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan

Bugün hükümet tarafından yapılacak olan toplu HES açılışına tepkiler gelmeye devam ediyor. Açılışı yapılacak olan tesislerden biri yapımı yıllardır süren ve Artvin Çoruh vadisini yok ederek baraj gölüne dönüştürecek olan bir dizi barajın en büyüğü olan Deriner barajı. Deriner barajı ve yok olan Çoruh vadisini bölgede yıllardır çevre ve ekoloji mücadelesi yürüten Yeşil Artvin Derneği’ne sorduk.

Çoruh vadisinde yapılan deriner barajının inşaatından (Fotoğraf: Ümit Şahin)

Yeşil Gazete’nin sorularını yanıtlayan Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan “Ankara’da oturup harita üzerinde belirledikleri nehirlerimiz, vadilerimiz, ormanlarımız, köylerimiz, yaylalarımız, meralarımız üzerinde yatırım yaptıklarını düşünenler ile bu açılışlardaki tesis sayılarını ve sözde harcanan paraları okuyunca genellikle büyük işler başarıldığını sananlar ‘iyi tamam da, kaybedilenler nedir?’ diye sormaz ne yazık ki? Biz Artvinliler dışında tabii…” diyor.

12 Aralık 2012’de aralarında Çoruh Nehri üzerinde yapımı tamamlanan Deriner Barajı’nın da bulunduğu çok sayıda tesisin açılışının yapılacağını söyleyen Karahan “Sayıları açılış tarihine sanki zorla uydurularak yapılan bu ilginç açılış törenlerinden son yıllarda en fazla etkilenen il sanıyoruz ki Artvin’dir” diyor ve Artvin’de sürdürülen projelerle ilgili bazı sayılar veriyor:

“(a) Çoruh Nehri anakolu ve yan kolları üzerinde tamamlanan ve tamamlanacak olan 15 büyük barajdan 7 tanesi Artvin sınırları içerisinde, (b) Büyük barajlar yanında ildeki birçok dere üzerinde yaklaşık 160 nehir tipi HES  projesi planlanmış durumda, bunlardan yaklaşık 30 tanesi ya tamamlandı ya da inşa halinde, (c) Çoruh Vadisi barajlarla ve HES projeleri ile geri dönüşü olmayacak şekilde değiştirilirken, vadinin yukarı kesimlerinde yüzlerce kilometrelik yol inşaatları halen devam ediyor ve (d) Vadinin yukarı kısımlarındaki doğal yaşlı ormanlar il genelinde verilen yüzlerce madencilik faaliyetleri ile delik-deşik ediliyor.”

“Yaklaşık 8-9 bin kişi zorunlu göç mağduru”

Yeşil Artvin Derneği başkanı Nur Neşe Karahan, Artvin’de devam eden bu projelerin Çoruh vadisine verdiği zararları ise şöyle sıralıyor:

“Çoruh Vadisi sahip olduğu özel coğrafi ve iklim özellikleri ile Akdeniz iklimini ve dolayısıyla zeytin, fıstık çamı, defne ve sandal başta olmak üzere çok sayıda Akdeniz bitki türünü barındırır. Bugün Artvin’de yüz yıllardır, zor arazi şartlarında inanılmaz bir sosyolojik ve kültürel yapı oluşturan Yusufeli ilçe merkezi ile Çoruh vadisi boyunca yer alan yüzlerce köyde yaşayan yaklaşık 8-9 bin kişinin zorunlu göçü yaşanıyor. Zaten sınırlı olan ve çoğunlukla Çoruh Nehri’nin binlerce yılda oluşturduğu taşkın ovalarında bulunan tarım alanları barajlara kurban edilerek kaybediliyor. Kısacası kendine özgü bir geçiş ve yaşam alanı olan bu Vadi ardarda yapılan büyük barajlarla tamamen yok ediliyor. Öyle ki, simgemiz olan, yaşam tarzımızın ve kültürümüzün oluşumunda mutlak etkisi olan “coşkun ve deli Çoruh’tan, durgun ve göletler zinciri Çoruh’a dönüşüm” sağlanmıştır ve insanlar kendi kendilerine yettikleri köylerinden, şehirlerin korkutucu ve kalabalık ortamlarına zorunlu olarak göç ettirilmektedir.”

Karahan sözlerini “yatırımlar, doğal kaynakları yok etmeden yapılmalı, çevrede olabilecek kayıplar en az ve yerine koyulabilir olmalıdır” diyerek sonlandırıyor.

Evet, uzunluğu 150 kilometreyi bulan, coşkun sularıyla, vahşi coğrafyasıyla tanınan Çoruh vadisi göz göre göre yok ediliyor. Bu katliama da Başbakan’ın katılımıyla gösterişli bir “açılış töreni” yapılıyor. Yaptığı doğa katliamlarını bütün tepkileri görmezden gelerek törenle duyuran bir hükemetimiz var yani. Şimdi artık törende konuşacak olan Başbakan Erdoğan’ın ve HES Bakanı Eroğlu’nun bugün derelerle, bu dereleri ve yaşamı savunanları nasıl suçlayacağını merakla bekliyoruz.

Haber: Ümit Şahin – Yeşil Gazete

Sitar virtüözü Ravi Shankar öldü

Hint geleneksel müzik enstrümanı Sitar’ın maestrosu olarak bilinen Pandit Ravi Shankar, San Diego’da tedavi gördüğü hastanede 92 yaşında hayatını kaybetti.

Efsanevi müzisyen Shankar batı müziğine olan etkisi ile de tanınıyordu. Beatles, Rolling Stones gibi dünya çapında bilinen müzik grupları onun müziğinden etkilendiklerini açıklamışlardı.

ABD’li şarkı sözü yazarı ve solist Norah Jones’un da babası olan Ravi Shankar’ın birkaç gün önce ameliyat olmak için San Dieoga’ya geldiği belirtildi.

Hindistan başbakanlığı Shankar’ını öldüğü bilgisini onayladı ve kendisinin milli bir hazine olarak görüldüğünü açıkladı.

3 defa Grammy ödülünün sahibi olan Shankar, 1967 yılında Monterey ve Woodstock  festivallerinde başlamıştı efsanevi yolculuğuna. Son yıllarda pamuk ipliğinde seyreden sağlığı nedeni ile ABD’ye gelmiş olduğu bilgisi ailesi tarafından bildirildi.

“Üzüntü ve keder içinde olsakta onunla birlikte yaşamış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz” diyen aile bireyleri, “O müziği ile kalplerimizde sonsuza dek yaşamaya devam edecek” açıklamasında bulundu.

Shankar, 80 yıllık müzük kariyeri boyunca milyonlarca jazz, rock ve klaik müzk severi hint ezgileri ile tanıştırma başarısını göstermişti.

1960larda hippi müziğinin idol isimleri ile bir araya gelmiş, Woodstock festivalinde müzik yapmış, Beatles ile ahbap olmuştu.

Beatles üyelerinden George Harrison, Shankar’ı “Dünya müziğinin büyükbabası” olarak tanımlamıştı.

Shankar dünya müziğine katkılarını George Harrion, violensel virtüözü Yehudi Menuhin  ve jazz saksafoncusu John Coltrain ile birlikte müzk yaparak pekiştirmiş, doğu ile batı müziği arasında bir köprü işlevi görmüştü.

(Yeşil Gazete, Al Jazeera)

Toplu HES açılışına tepkiler: “Hükümet ne bilimi, ne hukuku, ne de tepkileri dinliyor”

Bugün öğle saatlerinde Başbakan Erdoğan’ın da katılımıyla Ankara’da düzenlenecek bir törenle toplu baraj ve HES açılışları yapılacağının açıklanmasından sonra çevre ve ekoloji hareketlerinden tepkiler gelmeye devam ediyor.

Konuyla ilgili olarak Derelerin Kardeşliği Platformu sözcüsü Ömer Şan ve Avukat Yakup Okumuşoğlu ile konuştuk.

Ömer Şan: “Veysel Eroğlu’nun dayatması”

Rize’de gazetecilik yapan Derelerin Kardeşliği Platformu sözcüsü Ömer Şan Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “Hükümetin, yargı kararlarına ve tepkilere rağmen hiçbir önlem almadan HES açılışları yapmasına” tepki göstererek bunun nedeninin “Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun dayatmaları” olduğunu söyledi. Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın enerjide üretim fazlası olduğunu açıkça söylemesine rağmen Eroğlu’nun “HES’ler Türkiye’nin enerji sigortasıdır” dediğini hatırlatan Şan, “Ne halkı, ne bilimi, ne tepkileri, ne yasaları, ne hukuku, hiçbir şeyi dikkate almayan bir siyasi düşünceyle karşı karşıyayız. O nedenle bu rant projelerine karşı hükümetten bir şey beklemek hayal ürünüdür. Biz vadilerimizde, köylerimizde, derelerimizin başlarında nöbet tutarak demokratik ve hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

Av. Okumuşoğlu: “Milyonlarca yılda oluşan ekosistemler birbiri ardına tahrip ediiyor”

HES’lere karşı verilen hukuk mücadelesinin öncü isimlerinden biri olan ve konuyla ilgili çok sayıda dava kazanan Av. Yakup Okumuşoğlu ise gazetemize verdiği demeçte “Toplu HES açılışları insanlığa, medeniyete dair varlıklarımızın kesin olarak ortadan kaldırıldığı tarihler olarak toplumsal hafızalarımızda yer alacaktır” değerlendirmesini yaptı. Okumuşoğlu konuyla ilgili şunları söyledi:

“Vadileri yıkan, akarsuları borulayan ve  kamunun elinden alıp aile şirketlerine veren bu yatırımları istemeyen halka rağmen, hukuku da zorlayarak bu yatırımları yapanlar, hem kadim yaşam biçimlerine son vermekte, hem vadilere has bir kültürü ortadan kaldırmakta, hem de insanları bin yıllık topraklarından etmektedir. Milyonlarca yılda oluşan ekosistemler tarihin bu noktasında  birbiri ardına tahrip edilmektedir. Gezegenin bu bölgesinde kadim kültürlerin bu günlere taşıdığı Anadolumuzun  damarları olan akarsular peş peşe tıkaçlarla doldurulmaktadır. Bu yatırımlar sonrasında yaşamın enerjisi belki elektrik enerjisine tahvil edilmiş olacak, ama böylece insan dahil on binlerce türün doğal yaşam alanları da ortadan kaldırılmış olacaktır.Yaşamı yüceltmek yerine her koşulda  ekonomiyi yüceltme anlayışının Anadolu’yu zenginleştirmeyeceğini biliyoruz. Ne gelecek nesillere bırakabileceğimiz doğamız kaldı, ne de onlara daha erdemli bir yaşam sunabilecek yaşam alanları bırakabildik. Akarsuları HES’lerle, barajlarla, kum çakıl ocakları ile, vadileri devasa taş ocakları ile, dağları madenler ile, ovaları sanayi tesisleri ile, ormanları 2/B uygulamaları ve  turizm yatırımları ile, kıyıları ikinci, üçüncü kuşak evlerle ve yine turizm tesisleri ile, şehirleri plansız yapılaşmalar ile doldurduk. Ekonomik kalkınma denilen bu yatırımlarla kaybettiğimiz değerlerden sonra medeniyet tarihinde bir o kadar da geriye düştük. Koruma hukuku, moral değerler, kültürel ve manevi varlığın gelişmesi, halkın yönetime katılması, aktif bir demokrasi ile hukuki güvence standartlarımız medeniyet tarihinde geldiğimiz noktayı işaret etmektedir. Ekonomik kalkınma adına medeni dünyaya ait değerlerimizi her geçen gün maalesef yok ederek bu günlere geldik. Bu anlamda toplu HES açılışları insanlığa, medeniyete dair varlıklarımızın kesin olarak ortadan kaldırıldığı tarihler olarak toplumsal hafızalarımızda yer alacaktır.”

Av. Yakup Okumuşoğlu Artvin’deki Çoruh nehrine yapılan Deriner barajının da yarın açılacak olmasıyla ilgili sorumuza ise şu yanıtı verdi:

“Artvinliler der ki: ‘Anadolu’nun her yerinde toprak taşınmaz varlıklardır. Artvin’de değil. Tarih boyunca biz hiçbir zaman zengin olmadık, ama Çoruh’tan toprak taşıyarak oluşturduğumuz küçük bahçelerimizde ürettiklerimizle hiçbir zaman  fakir de olmadık. Hiçbir zaman ele güne eyvallahımız da olmamıştı. Ama şu HES’ler ve barajlar, topraklarımızı üç kuruşa kamulaştırdı. Şimdi ne geçimi sağlayacak paramız, ne gidecek bir toprağımız, ne de kente göçüp ev alacak, iş kuracak paramız var.’  Deriner ve Çoruh üzerinde halen inşaatı devam eden barajlar ve bu barajlar için yapılan yollar, inşaatlar, milyonlarca ton hafriyat  ve nerede ise tüm Çoruh’u kelepçeleyen on kadar baraj bittiğinde nihayet  adeta bir masal diyarı olan Çoruh havzası da bütünü ile ve tüm renkleri ile solmuş olacak… Şimdi Deriner ile  rekor yükseklikte inşa ettiğimiz bir baraj gövdesi ile övünmemiz isteniyor. Halbuki marifet yüksek barajda değil. Adamlar Ay’a gidiyor, Mars’a gidiyor. Marifet  insanların mutlu, huzurlu, geleceğe güvenle baktıkları erdemli bir yaşam standartı üretmekte. Bunu var edebilmiş miyiz? Hayır. Edebilir miyiz? Bu projelerin yıktıkları ve yıkmayı öngördüğü yaşam alanları ortada iken korkarım her geçen gün bu imkanları da yitirmekteyiz.”

Yeşil Gazete olarak toplu HES açılışıyla ilgili gelişmeleri ve tepkileri aktarmaya devam edeceğiz.

Haber: Ümit Şahin – Yeşil Gazete

Türkiye ve dünyadan kısa kısa aşırı iklim olayları

Aşırı iklim olayları hem Türkiye’de hem de dünyanın dört bir köşesinde hayatı zorlaştırmaya devam ediyor. Sizin için Türkiye’den ve dünyadan son durumun bir derlemesini yaptık

Türkiye

MERSİN (Pazartesi) – Yağış nedeniyle çok sayıda ev ve iş yerini su bastı, ekili alanlar ve seralarda büyük zarar oluştu. Sabah saatlerine kadar kentin büyük bir bölümüne elektrik verilemedi.

Kent merkezde gece boyunca devam eden sağanak yağmurun ardından özellikle Adnan Menderes Bulvarı, Pozcu, Cumhuriyet, Pirireis, merkez Akdeniz İlçesi’nde yer alan Çay, Çilek, Karaduvar, Kazanlı, Adanalıoğlu ve Huzurkent mahallelerindeki bazı ev ve işyerlerinin zemin ve bodrum katlarını su bastı. Mahalle aralarındaki çok sayıda araç ise suya gömüldü. Sel suların bastığı evlerde oturanlar ise mahsur kaldı. Karaduvar Mahallesi’ndeki Celile Öner Ortaokulu öğrencilerin de derslerine girebilmeleri için okulun arka istinat duvarı kırılarak yol açıldı.

Bazı sağlık ocakları su basması nedeniyle açılamazken evinde mahsur kalan vatandaşlar traktörlerle taşındı. İnsanlar kendi çabaları ile sokaktaki suları tahliye etmeye çalıştı.

Mersin ve çevresindeki ekili alanlar ile seralarda da zarar meydana geldi. Üreticiler, zararlarının karşılanmasını talep etti.

Çanakkale (Salı) Geçen hafta kent genelinde etkili olan yağış, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı sınırları içinde yer alan Eceabat ilçesine bağlı Kocadere köyündeki Çaylar Deresi mevkisinde erozyona neden oldu. Toprağın altından 97 yıl önce yaşanan Çanakkale Savaşları sırasında şehit olan Türk askerlerine ait olduğu öne sürülen bazı kemik parçaları ortaya çıktı.

ÇOMÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Burhan Sayılır kemiklerin çıktığı bölgenin, Bigalı-Kocadere hattından Conkbayırı ve Anafartalar’a uzanan yolların bulunduğu yer olduğunu bildirdi. ”Kemikler, cephe gerisine düşen top mermisinden ya da cephe gerisine gönderilen yaralılardan yolda şehit olanlara ait olabilir” açıklamasında bulunmuş

İzmir (haftasonu) İzmir’de, önceki gün sabah saatlerinde başlayan ve sağanak şekilde yağan yağmur yaşamı felç etti. Dereler taştı, cadde ve sokaklar göle döndü. Yağmur nedeniyle yüzlerce ev ve iş yeri ile çok sayıda otomobil sular altında kaldı. Yağmurun İzmir’e maliyeti milyonlarca lira oldu.

Marmaris‘te hortum
Marmaris’te etkili olan şiddetli yağış ve fırtına, yaşamı olumsuz etkiledi.
Son 24 saatte metrekareye 70 kilogram yağış düştü, rüzgarın hızı ise saatte 65 kilometreyi buldu. Marmaris’te etkili olan hortum nedeniyle yat limanında bağlı olan 2 teknede hasar oluştu, bir ATM’nin camı kırıldı.

Muğla‘da sağanak
Muğla’da son 24 saatte metrekareye düşen 106,7 kilogramlık yağış yaşamı olumsuz etkiledi. Yağış nedeniyle trafikte aksamalar meydana geldi, Düğerek ve Karabağlar mahallelerindeki tarım alanları su altında kaldı.

Şanlıurfa

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde, 3 gündür etkili olan sağanak yağış, derelerin taşmasına neden oldu.

Siverek, Pazar gününden itibaren başlayan ve şiddetini artırarak devam eden sağanak yağışın etkisi altında kaldı. Aralıksız olarak devam eden yağmur, ilçedeki yaşamı olumsuz etkilerken, ilçenin Tahta Demir ve Hacı Hıdır dereleri taştı, pek çok tarım arazisi de su altında kaldı.

Antalya:
Meteoroloji 4.Bölge Müdürü Necip Doğan, kentte Pazar günü meydana gelen yağışlar, kentte hayatı olumsuz etkilemişti. Cadde ve sokaklarda su birikintileri oluştu, bazı binaların zemin katlarına su bastı. 24 saatte metrekareye 287.8 kilogram yağış düştüğünü söyledi.

UYARI:

Kuzey Ege’de  kuvvetli fırtına beklendiği bildirildi. Muğla Meteoroloji Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, öğle saatlerinden itibaren Kuzey Ege’de güney ve güneybatı yönlerden 6-8 kuvvetinde fırtına, zaman zaman 7-9 kuvvetinde kuvvetli fırtına olması bekleniyor. Fırtınanın 12 Aralık Çarşamba gününün ilk saatlerinde etkisinin kaybedeceği tahmin ediliyor. Fırtına nedeniyle meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı başta denizciler ve balıkçılar olmak üzere ilgililerin ve vatandaşların dikkatli ve tedbirli olması istendi.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, yurdun batı kesimlerinin bu akşam saatlerinden itibaren Orta Akdeniz üzerinden gelecek yeni bir yağışlı havanın etkisine gireceğinin tahmin edildiğini açıkladı.

Yurdun batı kesimlerinin bu akşam saatlerinden itibaren Orta Akdeniz üzerinden gelecek yeni bir yağışlı havanın etkisine gireceği tahmin ediliyor.

Dünya

Güney Afrika

Aşırı yağışlar Güney Afrika’da da devam ediyor. Mpumalanga bölgesinde meydana gelen aşırı yağışlar sonucunda bir köprünün çökerek 14 kişinin öldüğü hayatı kaybettiği açıklandı. Yaşanan bir diğer kaza haberi ise Durban’dan geldi. Amanzimtoti nehri üzerinde seyreden bir kargo treninin raydan çıkması sonucu 4 kişinin yaralanmış.

Kongo’da Güney Brazaville bölgesinde de yağışlar ölümlere neden olmuş durumda. Aşırı yağışlara dayanamayan evlerin yıkılması ile en az 13 kişinin de Kongo’da hayatını kaybetmiş olduğu bildiriliyor. Yaklaşık 600 kişinin etkilendiği yağışlardan ötürü 26 kişi de yaralanmış.

Avrupa’da ise yoğun kar yağışları körülmeye başlamış durumda. Kıtanın doğusunda etkili olan soğuklardan ötürü en az 15 kişinin hayatını kaybettiğinden bahsediliyor. Çek Cumhuriyeti’nde -20 dereceye kadar soğukların 1955’den beri görülmüş olan en şiddetli kar fırtınalarına da neden olduğundan behsedilmekte.

Romanya’da da kar yağışından ötürü 90 bölgede elektirk kesintisi görüldü.

Sırbistan’da ülkenin başkent Belgrad’ı komşu Macaristan’a  kar yağışı sonucundan meydana gelen kaza sonucunda 10 kilometrelik araç kuyrukları görülmüş.

Slovenya’da ülkeni en büyük otoyolunda meydana gelen kaza sonucunda sıkışan trafikte sürücüler aç ve sussuz kalmışlar.

Litvanya’da bir sigorta şirketi tarafından yapılan açıklamaya göre, aşaıırı hava olayları sırasında meydana gelen trafik kazaları normal şartlardan %25 oranda fazlaymış.

Yugoslavya’dan sonra bölgede bağımsızlığını ilan eden en küçük ülke olan Dağlık Karabağ bölgesinde 9 kişinin yaralandığı 19 trafik kazası meydana gelmiş ve dün başkent Podgorica’nın havalimanı kapatılmak zorunda kalmış.

Geçtiğimiz Pazar günü de, aşırı kar yağışlarından ötürü Avrupa’nın ikinci büyük havalimanı olan Frankfurt kısa bir süreliğine uçuşa kapatımıştı.

Kar kalınlığı Kosova’da 50, Zagreb’te 33, Belgrad’da 20 santimetre ölçüldü.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Orta batı kesiminde kar fırtınası etkili oluyor. Dakota, Minnesota, ve Wisconsin Eyaletleri yoğun kar yağışına teslim olmuş durumda.

Çin‘in kuzeyi son yılların en soğuk kışını yaşıyor. Çarşamba gününün yılın en soğuk günü olabileceği açıklandı

(Yeşil Gazete)

 

Yeşiller/Sol, “Meclis Başkanlığı mı, Fetva Kurumu mu?”

Yeşiller ve Sol Gelecek eş sözcüleri Sevil Turan ile Arif Alı Cangı bugün yayınladıkları basın açıklaması ile TBMM Başkanlığını, Dersim Milletvekili CHP’li Hüseyin Aygün’ün Meclis’te Cemevi açılması istemini  “Alevilik Müslümanlığın bir alt kimliğidir ve ibadet yeri camidir” şeklinde bir yanıtla reddetmiş olmasını eleştirdi.

Basın açıklamasının tam metni şu şekilde

Meclis Başkanlığı mı, Fetva Kurumu mu?

Dersim Milletvekili CHP’li Hüseyin Aygün’ün Meclis’te Cemevi açılması istemini TBMM Başkanlığı “ Alevilik Müslümanlığın bir alt kimliğidir ve ibadet yeri camidir” şeklinde bir yanıtla reddetti.

TBMM Başkanlığı bu yanıtıyla, devletin bütün dinler, mezhepler ve inançlara eşit mesafede durması ilkesini yerle bir etti. Alevilerin ibadet için özgür mekan seçimine ve istemine Sünni-Hanefi Mezhebi’nin geleneksel bakış açısıyla ve ne yazık ki, bir fetva kurumu edasıyla müdahale etti. 

Öyle ki, üzerine vazife olmadığı halde Aleviliğin islamiyet içi alt bir inanç grubu olduğuna hükmetti ve ibadet yeri olarak Cemevi’ni değil, camiyi gösterdi.

Cemil Çiçek tezine kanıt olarak ta, Osmanlı’nın merkezileşmesinin mimarı 2. Mahmut Döneminde, yani Yeniçeriliğin kaldırıldığı ve Alevi-Bektaşi inanç grubunun çok ağır baskı ve katliamlara maruz kaldığı yıllarda, Kırşehir Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı’nda (külliyesinde ) inşa edilen camiyi gösterdi.

Ne Meclis Başkanının ve ne de ona akıl verenler Alevilerin köylerinde ve tarihi dergahlarında neden cami bulunmadığını hiç düşünmediler.

Cemevi’nin bir ibadet yeri olup olmadığına TBMM Başkanlığı değil, ancak Aleviler karar verebilir.

Aleviler hem bireysel, hem de kolektif bir hak olarak, ibadethane olarak Cemevi’nin yasal statüye kavuşmasını bekliyor.

Cemevini ibadet yeri olarak kabul etmemenin ardında, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yalnızca Sünni-Hanefi mezhebini gözeten ve kollayan geleneksel ve hatalı anlayışı yatmaktadır. Bu anlayış dayatmacı, tekçi ve ayrımcıdır.

Bütün inançlara aynı mesafede olması gereken devletin bir kurumu olarak TBMM Başkanlığı’nın kendini bir inanç mercii yerine koyması çok yanlış olmuştur.

Alevilere camiyi zorunlu ibadet yeri olarak dayatmak özgürlükçü laiklik ilkelerine ve evrensel insan haklarına aykırıdır.

Devlete düşen bu hakka direnmeye son vermek, Cemevini bir ibadet yeri olarak kabul etmek ve ayrımsız bütün ibadet mekanlarına eşit hukuki güvence sağlamaktır.


Yeşiller ve Sol Gelecek Eşsözcüleri
Sevil Turan – Arif Ali Cangı

(Yeşil Gazete)

 

Muhteşem Yüzyıl’ın “namuslu rakibi” yayından kaldırıldı

Ünlü oyuncu Özcan Deniz, Twitter’dan ‘Bir Zamanlar Osmanlı’ dizisinin yayından kaldırıldığını açıkladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Muhteşem Yüzyıl dizisine yönelik eleştirileri sıcaklığını korurken, TRT 1 ekranlarında yayımlanan ‘Bir Zamanlar Osmanlı’ dizisi yayından kaldırıldı. Olayı Twitter’dan duyuran dizinin oyuncusu Özcan Deniz, Erdoğan’a şu sözlerle sitem etti: “Bir Zamanlar Osmanlı her türlü övgüyü ve ilgiyi hak eden bir dizi projesidir. Bu hafta reytinglerdeki kıpırdamalar umut vericiydi. Zamana ihtiyacı vardı ve o zaman tanınmadı. Üzücü ama bu olağanüstü ekiple birlikte beraber çalıştığım için mutluyum. Geçen sezondan küsmüş seyirciyi tekrar diziye çekmek zor bir işti ve zaman gerekliydi. Sayın Başbakanım, bu dizi gerçekten sahip çıkılmayı hak ediyordu…” yazdı.

(Yeşil Gazete)

“Obama” CHP üyesi oldu

‘Obama’nın canı cehenneme’ diyen CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, karşısında ABD Başkanı’nın kuzeni Kenyalı milletvekili Olaga Aluoehe’yi görünce, gülerek, “O lafları ağır tahrik altında söyledim.” dedi. İnce, daha sonra Aluoehe’ye CHP rozeti takarak, “Artık Obama’nın ailesinden biri CHP üyesi.” esprisi yaptı.

Kenya Cumhuriyeti Parlamenter Hizmetler Komisyonu Heyeti, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce’yi ziyaret etti. Ziyarette renkli görüntüler yaşandı. İnce, konuşmasına, “Sizde Kenya, bizde Konya var. Geçtiğimiz günlerde Türkiye’de bir polemik yaşandı. Esed’in de canı cehenneme Obama’nın da canı cehenneme dedim. Obama’nın Kenyalı akrabaları varsa alınganlık göstermesinler, size söylemedim. Şeref verdiniz.” dedi.

CHP’nin Kenya örgütlenmesini yapacak

Konuk heyette, yanında oturan Milletvekili Olaga Aluoehe’nin, Obama’nın kuzeni olduğunu öğrenen İnce, daha sonra gülerek, “Ağır tahrik altında söyledim. Normal koşullar altında söylemedim. Sülalenize selam söyleyin.” dedi. Bu sırada salonda gülüşmeler yaşandı. İnce, daha sonra, heyetteki milletvekillerine, “CHP’nin Kenya örgütlenmesini yapalım.” diyerek CHP rozeti taktı. Aluoehe’ye de rozet takan İnce, “Obama’nın ailesinden artık bir CHP üyesi var.” esprisi yaptı.

Obama’nın kuzeni: Obama ile görüşmüyoruz

Görüşme sırasında, salonda sürekli çalan zil sesi de dikkat çekti. İnce, Heyet Başkanı Walter Nyambati’yi masanın altında bulunan zil konusunda uyardı. İnce, heyetin kendisine parti içi disiplin ile ilgili bir soru yöneltmediğini belirterek, AK Parti’yi eleştirdi. Elindeki beyaz kağıdı gösteren İnce, Başbakan’ın siyah demesi üzerine tüm AK Partili milletvekillerinin kağıda siyah diyeceğini, CHP’de ise ‘siyah, beyaz, kırmızı, yeşil’ diyenlerin olacağını söyledi. Çıkışta milletvekili Aluoehe’ye, Obama ile en son ne zaman görüştüğü soruldu. Aluoehe, başkan olduktan sonra Obama ile görüşmediğini söyledi.

(Yeşil Gazete, Cihan)