Fırat Haber Ajansı’nda yer alan habere göre polisler, öğrencilere helikopterden de gaz bombası attı
Dicle Üniversitesi’nde dün Hizbullahçıların polis gözetiminde Yurtsever Gençlik üyesi öğrencilere saldırması ve sonrasında yaşanan gerginlik, gece kent merkezinde yaşanan protestoların ardından bugün üniversite kampusunda da devam ediyor. Dün yaşanan saldırıları protesto etmek amacıyla Eğitim Fakültesi önünde toplanan öğrencilere polis gaz bombaları ile müdahale etti.
“Dicle faşizme mezar olacak” sloganını atan Dicle Üniversitesi Öğrenci Derneği (DÜDER) üyesi öğrencilere Eğitim-Sen’li üniversite çalışanları da destek verdi.
Eğitim Fakültesi önünden, dünkü çatışmaya neden olan ‘Kutlu Doğum Haftası’ konferansının düzenlediği Kongre Merkezi önüne yürüyerek burada açıklama yapmak isteyen öğrencilere polis izin vermedi. Eğitim Senli memurların diyalog çabalarına rağmen polis barikatları kaldırılmayınca öğrenciler de kampüs içindeki Kongre Merkezi’ne ‘araziden’ yürümek istedi. Bu esnada sık sık, “Hizbul şeytan nerede Apocular burada” sloganları atan öğrencilere polis müdahale etti. Fırat Haber Ajansı’nda yer alan habere göre polisler, öğrencilere helikopterden de gaz bombası attı. Bazı Dicle Üniversitesi öğrencileri de Twitter’daki hesaplarından gaz bombası atılan helikopter fotoğrafları paylaştı.
Bu arada DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk’un da öğrencilere destek vermek için gerginliğin devam ettiği üniversiteye geldiği belirtiliyor.
İlk kez Artvin’i göreceğim için çok heyecanlıydım.Zaten gidilen yerden çok yolculuk fikri çok heyacanlandırır beni.Batı ve Orta Karadenizi çok sevmiştim. Tabi ki Artvini de sevecektim, buna hazırdım zaten. Uzunca zamandır Hes’lerle uğraşan Artvin halkı şimdide “madenlere hayır” diyecekti. Tabi ki onlarla olmalıydım. Artvinli olmalıydım,olabildiğimce…
Artvinin 4150 hektar toprağı madenciliğe açılmış durumda,yaklaşık 380 maden ruhsatı verilmiş. Nasıl Artvinli olmazsınız?
Artvin halkına göre Artvinin ayakları Çoruh, merkezi Katrevan ile Kafkasör yaylası; başı Genya dağı: Cerattepe; kılcal damarlarları Arhavi,Hopa,Murgul,Borçka,Şavşat,Ardanuç,Yusufeli…
Urartular’dan Pontus’a, Bizans’tan Selçuklular’a, Gürcülere, Azerilere, Akkoyunlulara, Ruslara kadar birçok kültür ve uygarlığa ev sahipliği yapmış güzel Artvin, yeşil Artvin…
Cumartesi günü insanın içini ısıtan,hatta yakan bir güneş var Artvinde. Miting saati yaklaştıkça üstlerinde “Madene Hayır” yazılı tişörtleriyle gençler gruplar halinde miting alanına doğru neşe içinde yürüyorlar.STK’lar ve Artvin halkı da çoluk çocuk, özellikle de kadınlar, güleç ve kararlı yürüyorlar…
Bense otobüste kalan dövizlerimin peşindeyim.Sabah kahvaltısından sonra grup Metin Lokumcu’nun mezarına karanfil bırkmaya Hopaya giderken birbirimizden ayrıldık ve ben taşıtsız bir biçimde bayağı uzun bir yolu aşıp Otobüse ulaşmalıyım. Alı al moru mor, kanter içinde otobüs park alanına ulaştım. Dövizler ve kitapcık paketi elimde kadeta koşarak miting alanına gitmeliyim.Yollarda slogan atan gruplarla selamlaşıyoruz hızlıca. Nihayet alandayım.Partimi temsil etmekteyim,sevinçle, aidiyetle ve gizli bir onurla dövizlerimin sopalarını yükseltim. Partili olmasam da yine burada olacaktım,yine Artvinli olucaktım…
Grubumu bulmam imkansız.Yaklaşık beşbin kişiyiz ve iğne atsanız yere düşmeyebilir. Ses düzeni çok iyi değil ve volüm çok yüksek,bu durumda telefonla iletişim kurmak,birbirinize sesinizi duyurmak imkansız gibi.
Artvindeki maden karşıtı mitinge beşbinin üzerinde doğasever katıldı
Belli bir düzen içinde,platform temsilcileri,siyasi partiler,dernekler konuşmalarını yapıyorlar. Konu tabi ki yıllarca barajlar, termik santraller ve şimdi de madenlerle uğraşan Artvin. Mücadelenin önemi…
Artvin halkı Cerrattepe yani Artvinin başı giderse tüm gövdenin yani bütün Artvinin öleceğini düşünüyor.
Mitinge katılan sanatçıların de katılımıya miting bir şenlik havasında. İnanılması zor belki ama tek bir üniformalı polis dahi yok miting alanında.
Ben elim kolum dolu miting alanına ulaşmaya çalışırken polis merkezinin önünden geçtim.Alana oldukça yakın bir konumda.
Öğleden sonra yaklaşık 15.30‘a kadar sürdü miting. Yine coşkulu,neşeli,umutlu bir şekilde sona erdi. Sözler verdi kadınlar birbirine. Kozak Yaylasından,Egeden,Batı Karadenizden, İstanbuldan gelenler…
“Yaşam haktır diye” çocukları için,ülkeleri için,dünya için…
Türkiye’de ilk gösterimi !f İstanbul festivali kapsamında yapılan Occupy Love filminin dünyadaki ilk gösterimi ise topluluklar tarafından yapılacak.
Zaman Kumbarası Zumbara, 11 Nisan’da dünya ile eş zamanlı olarak Türkiye’de ve Almanya’da farklı mekanlarda gösterimler düzenliyor.
Velcrow Ripper’ın Kahire’den Calgary’ye, Wall Street’ten Madrid’e dünyanın dört bir tarafında devam eden aktivist eylemleri belgelediği Occupy Love, yönetmenin Ateşli Aşk Üçlemesi olarak adlandırdığı serisinin sonuncu filmi.
Daha önce Scared Sacred (2004) ve Fierce Light (2008) belgesellerini yapan Ripper, gezegenimizin karşı karşıya olduğu sorunların derinlerine inerken dünyada yükselen değişim arzusunu belgeliyor ve ekonomik krizle ekolojik çöküşün ne kadar bağlantılı olduğunu, ekonomilerin sistemi devam ettirebilmek için nasıl doğayı sömürdüğünü ortaya koyuyor.
Ripper uyarıyor: “Bugün tüm gezegen sıfır noktasına yaklaşmış durumda.” Tek çözüm ise farklı bir devrim. Aslında dünya, bulaşıcı gibi görünen küçük adımlarla devrime doğru ilerliyor. İnsanlığın adalete olan açlığı belirli bir kötülüğe karşı savaşmak üzerine değil, daha iyi bir dünya istemeye yönelik bir talep olarak karşımıza çıkıyor.
Gösterim yapılacak şehir-mekan ve saat bilgileri şöyle:
Adana, Rooms, Çınarlı mahallesi, 61027 sokak, Öztürk apt. 7/11, Seyhan/Adana (ziyapaşa bulvarının bir arka sokağı). Saat 19:00
Antalya, N’sin cafe, Yenikapı, Kaleiçi. Saat 19:30
Bodrum, Bodrum Belediye Meclis Salonu, Çarşı Mah. Neyzen Tevfik Cad. Belediye Meydanı No.1, 18:30
Bursa, Bufsad Güven Aktaş Gösteri Salonu, Bursa Fotoğraf Sanatı Derneği, Gurabahane-i Laklakan Kültür Merkezi, Tarihi Irgandı Köprüsü, Setbaşı, 19:30
Denizli, Genç Sosyal Girişimciler Derneği, Çamlaraltı Mahallesi 6057 Sokak No:3 Kat:2 Merkez. Saat 19:30
Denizli, Pamukkale Universitesi, Fen Edebiyat Fakultesi Konferans Salonu. Saat 15:00
Eshişehir, ESYO (Eskişehir Sivil Yerel Oluşumu), Deliklitaş Mah. Gürman Sok. No: 16. Saat 17:00
İstanbul, Avcılar Firüzköy Kültür Evi. Saat bilgisi yayınlanacak
İstanbul, Boğaziçi Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi Kuzey Kampüs New Hall 105. Saat 17:30
İstanbul, Kadıköy, Kargart, Kadife Sokak, No 16. Saat 21:00
İstanbul, Kadıköy, Yeldeğirmeni Mahalle Evi, Rasimpaşa Mah Uzunhafız Sok.Yeldeğirmeni Kadıköy ist.( Eski İş Bankası Binası). Saat 19.00
İstanbul, Özyeğin Üniversitesi, mekan ve saat bilgisi yayınlanacak
İzmir, Fransız Kültür, Cumhuriyet Bulv. No:152, Alsancak, Konak. Saat 18:30
Oldenburg, University of Oldenburg, Hörsaal B. Saat 18.00
Ayrıntılı bilgi için etkinliğin Facebook adresi ziyaret edilebilir.
Costa Gavras’ın “Z” filminden bir cümle, geçen gün İstiklal Caddesi’nde polisin saçtığı dehşetin gerekçesini sunuyor: “Bu işte en tepedekiler var. Polis onların oyuncağı.” İstanbul Film Festivali’nin açılışından birkaç gün önce Kamer İnşaat iskelesini kurdu ve Emek sinemasının da içinde bulunduğu Serkıldoryan binasında yıkım başladı. Festivalin açılış günü internete düşen bir video vasıtasıyla iktidarın “Emek sineması yıkılmayacak” yalanı ortaya çıktı, içerde talan çoktan başlamıştı. 31 Mart Pazar günü Emek önünde bir festival açılışı daha gerçekleştirildi, kitle Emek sinemasının kapılarını tekrar halka açtı, ama Kamer İnşaat’ın binanın kapılarını demir kafesle kapatması uzun sürmedi. Geçtiğimiz gün Emek Bizim İstanbul Bizim İnisiyatifi’nin çağrısıyla bir araya gelen yaklaşık 2000 kişi, İstiklal Caddesi tramvay durağından Emek’in sokağı Yeşilçam’a doğru yürüyüşe geçti. Fakat sokağın başında otobüsler dolusu polis ve panzerler sermayeyi korumak üzere çoktan nöbete durmuştu. Yakın zamanda Sin-Em Han ve karşı komşusu Anadolu Pasajı sessiz sedasız teslim olduğu için, proje sahibi Kamer İnşaat’ın yetkilileri belli ki üçüncü yılına giren Emek sineması mücadelesini kabullenmekte güçlük çekiyor. Kamer İnşaat’ın ortaklarından Levent Eyüboğlu’nun bir sene önceki sözleri bunun kanıtı: “Biraz kavga dövüş olacak, ama inanıyorum ki sonra ‘helal olsun’ diyecekler.”
“Biraz kavga dövüş” Emek sineması için yapılan eylemlerde karşılığını geniş bir yelpazede buluyor. Geçen günkü müdahale Emek için mücadele sürecinde şimdiye kadar yapılanlar içindeki en şiddetlisiydi. Polis kalabalığın üzerine tazyikli su ve biber gazı sıktı, üç kişiyle birlikte gözaltına alınan ve sonra serbest bırakılan sinema yazarı Berke Göl’ün boğazına yapıştı.
Pazar günü polis şiddetine sadece sinemaseverler maruz kalmadı. Film Festivali için İstanbul'da olan uluslararası tanınan sinema sanatçılar da şiddetten nasibini aldı
Emek sinemasının katili Levent Eyüboğlu’nun bir televizyon programında art arda dizdiği inciler, en tepedekilerle ilişkilerinin kusursuz fotoğrafını gözler önüne seriyor. Kendisine iş yaptığı Çin’deki bürokrasinin çok olup olmadığı sorulunca yapıştırıyor cevabı: “Yabancı bir ülkeye gittiğimde şükrediyorum, Türkiye’de iş yapmak ne rahatmış, ne kolaymış diyorum.” Bu engin tecrübe ışığında, “iş yapmak için Türkiye’den daha kolay bir ülke var mı” diye sorulunca, “Henüz daha görmedim” diyerek kahkahayı patlatıyor. Geçenlerde bir gazeteye verdiği söyleşideyse, Emek sineması için mücadele edenlerin Emek’e kendisi kadar gitmemiş olduğunu iddia ediyor, bütün bunları akıllara durgunluk verecek derecede rahat söylüyor.
ODTÜ Şehir Planlama Bölümü öğretim üyesi Tarık Şengül bu rahatlığın tercümesini Bir+Bir’in nisan sayısındaki söyleşisinde yaptı: “Ölen sadece mekânlar değil. O mekânları değerli kılan yaşam biçimlerinin, düşünce biçimlerinin –ortadan kaldırılamasa da– büyük ölçüde marjinalleştirildiği bir dönemden geçiyoruz. Belki bu yıkımla hafızaların yok edilmesi arasında doğrudan bir bağ var. Belki biraz da bunu amaçlıyorlar. (…) İstanbul bugünkü haliyle bir distopya. 15 milyonluk nüfusuyla çok ciddi eşitsizliklerin kenti İstanbul. (…) Televizyonlara yansıyan refahın yanında, bir büyük sömürü karşısında giderek ufalanan insanların İstanbul’u bu. (…) Bütün bunlar karşımıza gerçekten acımasız bir kent makinasını çıkartıyor. Bu makinanın durdurulması gerek.”
7 Nisan gecesi bu makinayı durdurmaya niyetli yaklaşık 100 kişi, geç saatlere kadar bir dayanışma kampı kurdu. Gözaltındaki dört kişinin serbest bırakılması için Mis Sokak’ta basın açıklaması yapıldı, gözaltındakiler salıverildikten sonra da mesai sona ermedi. Mücadelenin bir ucunda dünkü eylemde kurulan platforma da çıkan Costa Gavras’ın dünya kamuoyuna yaptığı açıklama vardı, diğer ucundaysa Serkıldoryan binasından zorla çıkarılan İnci Pastanesi’nin sahibi Musa Bey’in “karargâh”a gönderdiği tepsi tepsi profiteroller.
2012 nüfus sayımı sonuçlarına göre belirlenen milletvekili sayıları belirlendi. Edirne’nin milletvekili sayısı 4’ten 3’e düşerken, Ordu’nun milletvekili sayısı 5’ten 6’ya yükseldi. Böylelikle son seçimdeki rakamlar korunmuş oldu.
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanlığı, illerin çıkarabileceği milletvekili sayısını belirledi.
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nca 31 Aralık 2012 itibarıyla resmi ilanı yapılan ve YSK’ya gönderilen Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2012 nüfus sayımı sonuçlarına göre tespit edilen milletvekili sayıları, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Buna göre, Edirne’nin milletvekili sayısı 4’ten 3’e düşerken, Ordu’nun milletvekili sayısı 5’ten 6’ya yükseldi.
Son seçimlerde Edirne’den 3 milletvekili seçilmişti. Bu vekillerin 2’si CHP, 1’i ise AKP tarafından kazanılmıştı. Ordu’da ise 6 vekil seçilmişti. Bunlardan 5’i AKP’li, 1’i ise CHP’li olmuştu.
Ekolojik yaşamı desteklemek ve çevre sorunları ile mücadele etmek için kurulmuş olan Yeryüzü Derneği; ilgilileri Ulusal Genç Yeşil Girişimciler Zirve’sine davet ediyor.
Gençlerin yeşil girişimcilik alanına katılımlarını arttırarak istihdam sorununa yönelik katkıda bulunmak, bu noktada karar vericiler ile gençleri bir araya getirerek neler yapılabileceğine ilişkin bir fikir platformu kurmak hedefi ile yola çıkan Proje; Türkiye’nin dört bir yanından gençleri, İstanbul’a çağırıyor!
Etkinlik; İstanbul’da düzenlecek ve Türkiye’nin dört bir yanından bu alana ilgi duyan gençleri bir araya getirecek.
Projeye; 18-30 yaş arası 80 katılımcı seçilecek.
Katılımcıların İstanbul’daki konaklama giderleri ve yeme-içme giderleri, Proje kapsamında karşılanırken; ulaşım giderlerinin ise %70’i karşılanacak.
Projeye son başvuru tarihi ise 10 Mayıs 2013.
Proje Türkiye Cumhuriyeti, Avrupa Birliği Bakanlığı, AB Gençlik ve Eğitim Merkezi Başkanlığı tarafından destekleniyor.
2009 yılında kurulan Yeryüzü Derneği yıllardır ekoloji ve çevre alanında faaliyet gösteren, iklim değişikliği, organik tarım ve benzeri konularda deneyimli insanları bir araya getirmiş olan bir dernektir. Özellikle eğitim, nonformal öğrenme ve akran faaliyetleri konusunda deneyimli bireylerin üyesi bulunduğu Yeryüzü Derneği’nde aynı zamanda inovatif politika üretme mekanizmalarına da destek verilmektedir.
Fukushima’da bulunan Daiichi nükleer santralinde yeni bir radyoaktif sızıntı tespit edildi.
2011’deki deprem ve ardından gerçekleşen tsunamiyle büyük bir nükleer felaket başlatan Fukushima Daiichi santralinde yeni bir sızıntı olduğu açıklandı.
Sızıntının saklama tankından kaynaklandığını ve radyoaktif suyun toprağa karıştığı bildiriliyor.
Santralin işletmecisi olan TEPCO şirketi cumartesi günü “Radyoaktif maddeyle bulaşık suyun saklandığı 120’şer tonluk 7 yeraltı tanklarından birinden daha sızıntı olmuş olabileceğini” açklamıştı. Santralin şef operatörü ise pazar günü yaptığı açıklamayla korkulanın gerçekleştiğini doğruladı.
Mart 2011’de Japonya açıklarında Richter ölçeğine göre 9.0 büyüklükte gerçekleşen depremin ardından oluşan tsunaminin vurduğu Fukushima Daiichi nükleer santrali, etkileri hala devam eden ve yüzyıllar boyunca devam edecek olan bir nükleer felakete sebep olmuş, nükleer lobilerinin “santraller güvenli” iddialarını tamamen çürüten bu felaket “Çernobil’den sonraki en büyük nükleer felaket” olarak tanımlanmıştı.
Berlin’de polis köpekleri görev sırasında dalgıç giysilerinin yapımında da kullanılan neopren adlı kumaştan üretilmiş özel ayakkabılar giyiyor.
Berlin Emniyet Müdürlüğü’nden Myriam Lange, neoprenden üretilmiş kalın tabanlı özel ayakkabıların zor görevlerde polis köpeklerinin patilerini yaralanmalara karşı koruduğunu kaydetti.
Polis köpeklerine ayakkabı giydirilmesi uygulaması bundan yaklaşık 1 yıl önce başlamıştı. Özel ayakkabılar sayesinde köpeklerin patilerinin özellikle protesto gösterileri sırasında çivi ve cam parçacıkları gibi keskin maddelerle yaralanmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Emniyet teşkilatı bünyesindeki 135 polis köpeği söz konusu ayakkabıları giyiyor.
Polis köpeklerine daha önce 2003 yılında geliştirilen ve çorap benzeri ince patikler giydiriliyordu. Lange, yeni modellerin hem daha sağlam olduğunu, hem de köpeklerin ayakkabılarla rahat edebildiğini söyledi.
Dicle Üniversitesi’nde (DÜ) Hizbullahçılar, DÜÖ-DER’li Yurtsever Gençlik’ten öğrencilere tuğlalar, satırlar ve sopalarla saldırdı. Dicle Üniversitesi Mimarlık Fakültesi ve Eğitim Fakültesi’ndeki saldırıda yaralıların olduğu öğrenildi.
“Kahrolsun PKK” ve “Allah allah” sloganlarıyla ve tekbirler eşliğinde gerçekleştirilen saldırıyı polisin uzun süre izlediği öğrenildi. Çoğunluğu öğrenci olmadığı öğrenilen saldırganların ellerinde sopalarla, satırlarla yürüyerek geldiği yol boyunca polisin müdahale etmediği iddia edildi.
Saldırganların ayrılmasının ardından polisin Yurtsever Gençlik üyelerine gaz bombası attığı bildirildi.
Polisin ayrılmasının ardından yüzlerce öğrenci saldırının olduğu fakültenin önünde toplanarak “Katil polis üniversiteden defol” sloganıyla polisin tavrını protesto etti. Protesto sorasında kent merkezine yürümek isteyen öğrencilere polis izin vermeyince öğrenciler büyük tepki gösterdi.
Hizbullahçıların ellerinde satır ve sopalarla yürüyüş yaparak okuldan ayrılmasına izin veren polisin, saldırıyı protesto etmek isteyen üniversitelilere müdahalede bulunması üzerine bir arbede daha yaşandı.
Olayları yerinde incelemek üzere üniversiteye giden BDP PM üyeleri ve il yöneticilerinin çağrısıyla grup dağıldı.
Hizbullah yanlıları ise sosyal medyada DÜO-DER’lilerin Kutlu Doğum Haftası bildirilerine müdahale ettiği için çatışmanın çıktığını öne sürdü. Mustazaf-Der’e yakınlığıyla bilinen Doğru Haber internet sitesi genel yayın yönetmeni Mehmet Göktaş’ın üniversitedeki etkinliğine PKK’lilerin izin vermediğini savundular. Benzeri kaynaklar BDP’li Belediye’nin Bağlar’da düzenlenecek etkinliğe de izin vermediğini iddia ediyorlar.
Bursaspor altyapı futbolcusu Osman Talha Kotaran’ın “Beşiktaşlı üstat Fernandes’ı izlemeye gidiyorum” tweet’i, yeşil beyazlı kulüpten gönderilmesine sebep oldu.
Bursaspor A-2 takımında forma giyen 19 yaşındaki forvet oyuncusu Osman Talha Kotaran, sosyal paylaşım sitesi twitterdaki sayfasından Bursaspor’un Beşiktaş ile oynayacağı karşılaşmayı izleyeceğini söylerken, “Fernandes’i izlemeye gidiyorum, gol atarsa VİP’te bağırmam inşallah” ifadesini kullandı.
Fernandes’in fotoğrafını paylaşan ve “Bugün izlemeye geliyoruz seni üstat” diyen Osman Talha Kotaran, yeşil beyazlı taraftarların tepkisi aldı. Bu gelişmelerin ardından Bursaspor Teknik Menajeri Süha Sidal, twitterdan açıklama yaptı. Süha Sidal, açıklamasında Osman Talha Kotaran’ın kulüple ilişiğinin kesildiğini duyurdu.