Ana Sayfa Blog Sayfa 4340

Dünya’da liderliği korumanın yolu Zonguldak’tan geçiyor

Uluslararası kuruluşlar, yılın belli dönemlerinde, belirli konularda listeler, sıralamalar yayınlıyorlar. Medya kuruluşları da doğaldır ki ilk olarak listelerde Türkiye’nin yerini arıyorlar, buluyorlar ve haber yapıyorlar. Bu listelere bakma yöntemi genelde aynı oluyor. Konu olumlu bir şeyse, örneğin sendikalı çalışan sayısı gibi, listeye sondan başlayarak bakılır ve Türkiye bulunur. “189 ülke içinde 178. sırada olan ülkemiz” temalı haberler yapılır. Bunun tersi de sıklıkla yaşanır. Örneğin hapishanelerinde en çok gazeteci olan ülkeler sıralamasına Türkiye’de hiçbir gazeteci sondan başlamaz. Ona baştan başlamak gerekir. Bu da Türkiye’yi birinci ya da ikinci sırada hemencecik bulmak demektir.

Yine böyle bir listeye konu olacak, liderliği hiç kimseye bırakmadığımız bir alanda geçtiğimiz günlerde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bir veri açıkladı. 2011 yılını ile alakalı olan bu veri, henüz uluslararası kuruluşlar tarafından birleştirilip, Dünya sıralaması oluşturulmak için kullanılmadı. Bu sebeple Türkiye’de medya ya çok ufak görmeyi tercih etti ya da hiç görmedi. Aslına bakılırsa veriler de zaten medyanın pek ilgilendiği bir alandan değildi. Sera gazı salımları ile alakalıydı. Yani olayın bütünlüğü içerisinde bakıldığında Türkiye’nin yıllardır liderliği kimseye kaptırmadığı, kaptırmamak için de elinden geleni yaptığı alanla, Dünya’nın sonunu getirmeyle ilgili konudan başka bir şey değildi.

Daha iyi anlamak için ilk önce veriye bakalım: “Türkiye’nin toplam sera gazı salım miktarı, 2011 yılında 422,4 milyon ton karbondioksit eşdeğerine yükseldi. Bu, 1990′a göre %124′lük bir artış anlamına geliyor.” Aslında tek başına pek de bir anlam ifade etmeyen bir veri bu. Ufak bir karşılaştırma ile daha anlamlı bir hal alabilir.

Türkiye’nin, baz olarak alınan 1990 yılına göre, 2010 yılında gerçekleştirdiği sera gazı salım artış oranı %114.9 ve listenin en üst sırasında tek başına yapayalnız duruyor Türkiye. İkinci gelen ülkenin artık oranı %50 bile değil. İkinci en çok sera gazı salımını arttıran ülke %49.1 ile Malta. Üçüncü ise Avusturya. Onun da artık oranı %30. Aralarında Japonya, Hollanda, İtalya, Fransa, İngiltere, Almanya ve Rusya gibi ülkeler olduğu büyük bir grup ise salım oranı olarak 1990 yılının altına düşmüş durumda. Yani Türkiye %114.9 arttırmışken ve tam gaz küreyi ısıtma hızını arttırırken, bazı ülkeler iklim değişikliğini ciddiye almışlar. Çeşitli politik kararlar vererek salım rakamlarını 1990 yılının altına düşürmüşler. Bu gibi ülkelerin artması gerekiyor. Örneğin Almanya salım oranını 1990 yılının %24.8 altına indirmiş ve daha da indirmeye çalışıyor. Eğer insanlık olarak kendi kendimizi yok etmeyeceksek ya da etmek istemiyorsak Almanya’nın ya da diğer salımlarını azaltmaya çalışan ülkelerin yolunu izlemek gerekiyor.

Peki Türkiye bu performansına rağmen ne yapıyor? Bu yolu izlemediği rakamlardan belli. Daha da arttırmak için hiç durmadan devam ettiği de yıl be yıl ortaya çıkıyor. Çünkü Türkiye  bir kere konuyu ciddiye almıyor. Alsa hedef olarak artıştan %20 düşürme gibi kafa karıştıran bir hedef koymazdı önüne Yani 1990’ın altına düşmeyeceğiz diyor, 2011 üzerinden konuşursak 1990’ın %95 üzerine çıkacağız diyor. 80 olması gerekirken, 195 olacağız diyor. Bunu da yaptığı yatırımlarla ortaya koyuyor. Liderliğini perçinliyor.

Örneğin Dünya liderliğini perçinlemek istemese Zonguldak’a bunu yapar mı? Aliağa’ya yaptığını ve daha da yapmak istediğini, Yatağan’a yaptığını, Gerze’ye yapmak istediğini Zonguldak’a da yapmaya çalışıyor. Konu iklim olduğunda bu sadece Zonguldak anlamına gelmiyor. Kirliliği, yok olmayı oradan başlatmak anlamına geliyor.

İklim değişikliğini ciddiye alan bir ülkenin değil, sera gazı salım listelerinde birinciliği kimseye kaptırmak isteyemen bir ülkenin yapacağını yapıyor Türkiye. 80 kilometreden daha kısa bir mesafeye 9 tane termik santral kurmak istiyor. Aliağa direniyor biliyoruz, Gerze direniyor biliyoruz. Şimdi de sıra Zonguldak’a geldi. Onlar da direniyor. Türkiye utandıran, korkutan ve hatta yüz kızartan bir listede açık ara birinci olmasın diye de direniyorlar.

Aslında gerçekten de Dünya liderliğinin yolu Zonguldak’tan geçiyor. Türkiye ya termik santralleri yapacak ve kirliliğin lideri olmayı seçecek ya da yapmayacak, temiz enerjiye yönelecek ve iklim değişikliğine karşı cephenin liderliğine oynayacak.

Yeşil Gazete yazıları ve diğer yazılar için: http://www.urbarli.net

https://twitter.com/#!/Urbarli

 

‘Ferahfeza’ya Avrupa’dan 2 ödül

Elif Refiğ’nin ilk uzun metrajlı filmi Ferahfeza, 13. Avrupa Film Festivali’nden FIPRESCI ve Jüri Özel Ödülü’yle döndü.

Dünya galasını 31. İstanbul Film Festivali yarışma bölümünde yapan ve Malatya Film Festivali’nde Özel Jüri Ödülü kazanan Elif Refiğ’nin ilk uzun metrajlı filmi Ferahfeza festival yolculuğuna devam ediyor. Film uluslararası yarışma bölümünde yer aldığı ve 17-21 Nisan tarihlerinde, İtalya’nın Lecce kentinde düzenlenen 13. Avrupa Film Festivali’nden FIPRESCI ve Jüri Özel Ödülü’yle döndü.

Ferahfeza ayrıca 25 Nisan- 5 Mayıs tarihlerinde Güney Kore’de düzenlenecek Asya’nın önemli festivallerinden JeonJu Film Festivali’nde Uluslararası Yarışma bölümünde yer alıyor.

Kadere ve uzaklarda onu bekleyen daha güzel bir hayatın varlığına inanan, şehrin gündelik gerçekliğinden uzaktaki tersane bölgesinde çalışan tedarikçi Ali’nin sert mizaçlı Eda’yla tanışmasını ve bu iki gencin birlikte atıldıkları yolculuk sırasında geçirdikleri değişim ve büyüme hikayesinin anlatıldığı Ferahfeza’nın başrollerinde Uğur Uzunel, Sitare Akbaş, Hüseyin Sevimli, Mert Asutay ve Sırrı Süreyya Önder yer alıyor.

Çekimleri İstanbul’da Tuzla, Kartal ve Maltepe semtlerinde gerçekleştiren ve 6 haftada tamamlanan Ferahfeza’nın Haziran ayında Türkiye’de vizyona girmesi planlanıyor.

 

Ünlü filozof Antonio Negri İstanbul’a geliyor

Ünlü İtalyan filozof Antonio Negri, 27-28 Nisan tarihinde düzenlenecek olan Filozoflarla İstanbul’da: ‘Yeni Özgürlük ve Özne Biçimleri’ konferansına onur konuğu olarak katılıyor.

Bakırköy Belediyesi’nin öncülüğünde MonoKL (Mono Kurgusuz Labirent) Yayınları tarafından 27-28 Nisan 2013 tarihinde düzenlenecek Filozoflarlaİstanbul’da: “Yeni Özgürlük ve Özne Biçimleri” konferansına sol çevrelerde büyük fırtınalar koparan İmparatorluk ve Çokluk gibi yapıtların yazarı, “Özgür Kuş’un-Yoksul’un-Çokluk’un” savunucusu dünyaca ünlü İtalyan filozofAntonio Negri onur konuğu olarak katılıyor.

Negri’nin ilk kez İstanbul’a geldiği etkinliğe Judith Revel, Marco Assennato, Volkan Çelebi, Ahmet Soysal da konuşmacı olarak katılacak. Etkinlikte Monokl Yayınları tarafından hazırlanan Negri’nin 4 yeni kitabı okurlarla buluşacak. Katılımın ücretsiz olduğu ve Bakırköy Belediyesi Yunus Emre Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek etkinlik süresince simültane tercüme de yapılacak.

Bakırköy Belediyesi’nin öncülüğünde MonoKL (Mono Kurgusuz Labirent) Yayınları tarafından 27-28 Nisan 2013 tarihlerinde Yeni Özgürlük ve Özne Biçimleri konulu konferans düzenlenecek. Bakırköy Belediyesi Yunus Emre Kültür Merkezi’ndeki etkinliğe dünyaca ünlü İtalyan filozof Antonio Negri Onur Konuğu olarak katılıyor. Konferansa ayrıca Judith Revel, Marco Assennato, Volkan Çelebi ve Ahmet Soysal konuşmacı olarak katılacak.

Özgür Kuş’un, Yoksul’un ve Çokluk’un filozofu Antonio Negri “Filozoflar’la İstanbul’da” projesi kapsamında İstanbul’a geliyor. Proje ile Bakırköy’ü 2013 yılında dünyanın yeni Agora’sı, filozofların buluşma noktası haline geliyor. Dünya felsefe sahnesi Bakırköy-İstanbul’da kuruluyor.

Antonio Negri’nin iki özel sunum yapacağı ve 4 yeni kitabının da tanıtılacağı, imzalanacağı etkinlik iki gün sürecek. Sunumların yanı sıra özel açık oturumlar da gerçekleştirilecek ve izleyicilerin sorularına ağırlık verilecek. Konferansın açık oturum konuları:

1- Kapitalizme Başkaldırının Mantığı ve Mekanizmaları: Felsefenin Yeni Bir Konumuna Doğru?

2- Açık Oturum – Agora [Herkese açık soru cevap, tartışma, paylaşım forumu]

Konferansın programı, katılımcıların özgeçmiş bilgileri ve konferans için her iki gün gidiş ve dönüş olmak üzere [sabah-akşam] Beşiktaş, Kadıköy ve Bakırköy’den kaldırılacaklar servisler ve konferans merkezine ulaşım güzergahları için http://ozgurluk.monokl.net adresine bakılabilir ya da [email protected] adresi ile temasa geçilebilir. Etkinliğe katılım ücretsiz olup simültane çeviri yapılacaktır.

 

Ceyhun Eriş’ten sessiz veda

0

Galatasaray’ın altyapısından yetişen, daha sonra aralarında Fenerbahçe ve Trabzonspor gibi birçok takımda forma giyen Ceyhun Eriş, futbola veda etti.

Milli futbolcu Eriş, Galatasaray ‘ın altyapısında başladığı futbol yaşantısında bugüne kadar Rizespor, Göztepe, Siirt Jet-Pa Spor, Fenerbahçe, Ankaragücü, Gençlerbirliği, Konyaspor, Samsunspor, Trabzonspor, Konyaspor, FC Seoul, Assyriska, Sivasspor, Denizlispor ve Doğan Türk Birliği takımlarının formalarını giydiğini anımsattı.

Son olarak İsveç’in Assyriska takımına transfer olduğunu belirten Eriş, şunları söyledi: “Daha önce de formasını giydiğim Assyriska takımının yöneticileri boşta olduğum dönemde bana ihtiyaçları olduğunu belirterek yeniden davet ettiler. Gittim ve 2,5 ay kadar orada oynadım. Orada sezon bitince Türkiye ‘ye döndüm. İsveç’ten döndükten sonra herhangi bir takımdan teklif almayınca, yaş itibariyle de bırakma zamanının geldiğini düşünerek futbola veda ettim. Bu da biraz sessiz, sedasız oldu.”

Ankaralı sahnelerine sahip çıktı, sahneler satılamadı

0

Akün ve Şinasi sahnelerinin satışı için Emek İnşaat’ın açtığı ilk iki ihale, tekliflerin açılış bedelinin altında kalması nedeniyle iptal edilip ertelenmişti. Emek İnşaat, sahneleri Ankaralıların tepkilerine ve eylemlerine karşın üçüncü defa ihaleye çıkardı. Başkent Dayanışması – Ben Ankara bileşenleri ve sahnelerine sahip çıkan Ankaralılar, üçüncü ihalenin yapılacağı saat 10.30’da Akün ve Şinasi sahneleri önünde buluştu. “İhale çalışması nedeniyle trafiğe kapalıdır”, “Sanatın ihalesi olmaz”, “Tiyatroma dokunma, dokunursan yanarsın”, “Kente ihanetin ihalesi olmaz” yazılı dövizler taşıyan sanatseverler adına basın açıklamasını Başkent Dayanışması adına Erdinç Doğan okudu.

‘Mabedi yok edenler tarihte onurlu bir yer bulamaz’

“Ankara’ya kültürden yoksun bir yaşam reva görülüyor. Kültür sanat mekanlarımız ellerimizden alınıyor. Tüm gelişmiş toplumlarda tiyatro binaları, kültür merkezleri sanat mabedi olarak isimlendirilir. Bir mabedin yok olmasına taraf olanlar tarihte kendilerine onurlu bir yer bulamazlar” diyen Doğan, kültür mekanlarının alışveriş merkezlerine dönüştürülmesine tepki gösterdi.

Her gece Atina’da 110, Paris’te 120, Londra’da 200’ü aşkın tiyatroda perdelerin açıldığını aktaran Doğan, bu sayının Ankara’da ise ödenekli ve özel, toplam 12 tane olduğunu söyledi.

İhaleye girilmek istendi, toplantı iptal edildi

Başkent Dayanışması bileşenleri, basın açıklamasının ardından ihale salonuna girmek istedi. İhalenin yapılacağı kapıya yüklenen sanatseverlere polis izin vermedi. Binanın önünde bir süre daha bekleyişini sürdüren gruba Emek İnşaat Genel Müdür Yardımcısı Ergünay Yazar dışarı çıkarak bir açıklama yaptı. Yazar, ihalede hiçbir dosyanın iletilmediğini ve binanın satılmayacağını söyledi.

Yazar, açıklamadan sonra hızla uzaklaşırken, Başkent Dayanışması bileşenleri kararı alkışlarla karşıladı. Bu sırada açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Tezcan Karakuş Candan “Akün ve Şinasi sahnelerinin satılmasına hiçbir şekilde izin vermeyeceğiz. Bir kez daha ihale açmaya kalkarlarsa eğer, bu kez sahnelerin önünde değil, ihalenin olduğu salonda olacağız” dedi. İhalenin iptaliyle birlikte eylem de sona erdi.

(sendika.org)

Tonyalılar mücadelelerini meclis kapısına taşıdı

Tonyalılar, duymayan kulaklar duysun, görmeyen gözler görsün diye mücadelesini TBMM önüne taşıdı. Bölge halkı Erdoğan Bayraktar’ı istifaya çağırdı.

Trabzon Tonya’ya kurulmak istenen çimento fabrikası ve taşocağına karşı mücadele yürüten bölge halkı, Tonya Çevre Platformu’nun çağrısıyla seslerini Ankara’ya taşıdı. Sabah erken saatlerde Güvenpark’taki YKM önünde bir araya gelmeye başlayan Tonyalılar, Halkevleri, ÖDP, EMEP ve HDK temsilcileri ile CHP ve BDP’li milletvekillerinin de desteğiyle TBMM Dikmen Kapısı’na yürüdü.

Üniversitelilere polis saldırısına tepki

Tonyalıların meclis kapısına geldiği sırada eylem yapan Genç-Der üyesi 10 öğrenci, polis tarafından yaka paça gözaltına alındı. Öğrencilerin gözaltına alınışını son anda gören bölge halkı, “Öğrenciye uzanan eller kırılsın” sloganlarıyla polise tepki gösterdi.

‘Duymayan kulaklar duysun’

Meclis önündeki basın açıklamasını Tonya Çevre Platformu Sözcüsü Av. Nedim Şenol Çelik okudu. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ı bölgelerine davet ettiklerini fakat bakanın gelemediğini söyleyerek söze başlayan Çelik, “Gelmediler ve basın yoluyla bizi suçladılar. Tonyalıların haklı tepkisini önemsemediler, yok saydılar. Biz de Ankara’ya, onların yakınına geldik ve meclis kapısından sesleniyoruz. Tonya’nın sesini duymayan kulaklar duysun” dedi.

Bakan istifaya çağrıldı

Ormandan yüz binlerce ağacın kesilmesine, su kaynaklarının yok olmasına neden olacak projelere ilişkin bilgiler veren Çelik, hükümetin vatandaşlara hizmet etmekle yükümlü olduğunu hatırlattı. Erdoğan Bayraktar’ın sessizliğinin neden olduğunu da soran Çelik, projeye karşı çıkanların seslerinin kesilmek istenmesine, halkın yok edilmesine yönelik açıklamaların suç olduğunu belirtti ve bakanın istifasını istedi.

‘Siz vazgeçmedikçe biz de vazgeçmeyeceğiz’

Gözlerini para hırsı bürümüş, kişisel kazançlardan başka şey düşünmeyenlerin bölge halkının doğayla iç içe olduğunu unutmamasını ifade eden Tonyalılar, “Bizler can derdindeyiz. Siz vazgeçmedikçe biz de vazgeçmeyeceğiz” diyerek açıklamayı sonlandırdı.

Platformdan bir heyet basın açıklamasının ardından TBMM Çevre Komisyonu üyesi BDP Milletvekili Erol Dora ve Ertuğrul Kürkçü eşliğinde meclise geçti. Bu sırada dışarıda bekleyen kitle de horon tepti.

(sendika.org)

Erdoğan, silüet bozan binanın sahibine küsmüş!

Başbakan Erdoğan, Zeytinburnu’da tarihi yarımadanın siluetini bozan gökdelenlerden rahatsız olduğunu söyledi. Erdoğan, “Tıraşlanmasını istedim, yapmadılar. Çok kırıldım, sahibiyle konuşmuyorum” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin İstanbul milletvekilleriyle bir araya geldiği kahvaltıda çarpık yapılaşma konusunda uyarılarda bulundu.

Edinilen bilgilere göre; Başbakan Erdoğan, Zeytinburnu’da tarihi yarımadanın siluetini bozan gökdelenlerin kendisini kahrettiğini söyledi.

Yükseldikten sonra gökdelenlerden haberi olduğunu dile getiren Erdoğan, “Benim haberim nereden olsun? Binaları sayamam ki… Yıldızları saymak mümkün mü?” diye konuştu.

Tartışmalara neden olan gökdelenlerin sahibini (İşadamı Mesut Toprak) tanıdığını belirten Erdoğan, “Kendisiyle konuştum, ‘tıraşlayın’ dedim. Yapacaklarını bekliyordum ama hiçbir şey yapmadılar. O nedenle çok kırıldım, şimdi o insanla konuşmuyorum” dedi.

Erdoğan, İstanbul ve Ankara’da şehrin dokusuna uymayan yapılar olduğuna da dikkat çekti.

 

 


Pulitzer ödülleri sahiplerini buldu

ABD’nin en prestijli ödüllerinden biri olarak kabul edilen ve bu sene 97. kez verilen Pulitzer ödülleri, Pulitzer Ödülleri yöneticisi Sig Gissler tarafından New York’ta bulunan Columbia Üniversitesi’nde açıklandı.

1917 yılında Joseph Pulitzer adlı Macar asıllı ABD’li bir gazeteci tarafından kurulan ve 22 kategoride verilen ödüllerde, bu yıl fotoğraf dalındaki ödül, AFP’den Javier Manzano Halep’te çektiği fotoğraf ile kazandı.

(Ajanslar)

Halkevleri, KESK ve sendika.org’a hacker saldırısı

Halkevleri ve KESK’in internet sitesine ve sendika.org’a X-BLACKERZ adlı bir grup tarafından saldırı düzenlendi.

Halkevleri’nin sitesine ve sendika.org’a X-BLACKERZ adlı grup taradından hack saldırısı düzenlendi.

Sendika.org ve KESK saldırıdan kısa süre sonra yayına yeniden başlarken, Halkevleri’nin sitesine ulaşılamıyor.

(sol)

Maduro: Kanlı protesto gösterilerini ABD finanse ediyor

0

Venezuela’da Maduro’nun seçimleri kazanmasının ardından, ülke genelinde muhalefetin neden olduğu şiddet olaylarında 7 kişi hayatını kaybetti. Muhalefetin bir darbe hazırlığı içinde olduğunu açıklayan Maduro, yaşanan olayların arkasında ABD’nin olduğunu ifade etti.

Oyların yeniden sayılması talebi seçim kurulu tarafından reddedilen Capriles, taraftarlarına sokağa çıkması çağrısında bulunurken, Capriles yandaşları iktidardaki Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV) ofisleri ve sağlık merkezlerine saldırdı. Pazartesi günü ülke genelinde çıkan olaylarda 7 kişi hayatını kaybederken, 60’tan fazla yaralının olduğu bildirildi.

Devlet Başkanı Maduro yaptığı açıklamada ülkede yaşanan kanlı protesto gösterilerini ABD Büyükelçiliği’nin finanse ettiğini açıkladı. Televizyondan halka seslenen Maduro, yaşanan şiddet olaylarının sorumlusunun Capriles olduğunu söylerken, ABD’nin yaşanan istikrarsızlıkta anahtar bir rol oynadığını belirtti.

Venezuela’da seçimleri kazanan Nicolas Maduro, ülkede yaşanan olaylarda 7 kişinin hayatını kaybetmesinin sorumlusunun muhalefet lideri Capriles olduğunu ifade etti. Capriles’in darbe girişiminde bulunduğunu iddia eden Maduro, muhalefetin Çarşamba günü yapacağı gösteriye de kırmızı ışık yaktı.

Yerel televizyonda canlı yayında konuşan Maduro, “Kargaşalara kurban gidenler, faşistler tarafından öldürüldü. Bugün göz yaşı döktüklerimizin ölümünden sen (Capriles) sorumlusun” dedi.

Maduro ayrıca, Capriles’in darbe girişimi çabaları içerisinde olduğunu ve muhalefetin Çarşamba günü yapacağı gösteriyi yasaklayacağını sözlerine ekledi.

Daha önce Venezuela Başsavcısı Luisa Ortega Diaz da ülkede yaşanan baskıdan muhalefeti sorumlu tutmuştu.

Capriles ise Twitter sayfasında çatışmaların arkasında hükümetin bulunduğunu yazdı.

Venezuela’da seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından çıkan çatışmalarda 7 kişi hayatını kaybetti. Yaralananların sayısı ise 60’ın üzerinde.

Ülkenin değişik bölgelerinde yapılan gösterilerde de 135 kişi tutuklandı.

(muhalefet)