Ana Sayfa Blog Sayfa 4323

Savunma Bakanı: ‘Askerliği kısaltacak bazı adımlar atılabilir’

AKP’nin Kızılcahamam’daki kampında konuşan Milli Savunma Bakanı Yılmaz, askerliği kısaltacak bazı adımlar atılabileceğini söyledi.

A Haber’in haberine göre hükümetin, zorunlu askerlik süresini kısaltmaya hazırlanmasına ilişkin açıklama AKP’nin Kızılcahamam kampında basına kapalı toplantıda Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’dan geldi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da askerliğe ilişkin bir çalışma yapıldığını doğruladı.

Kampın son gününde AKP’li milletvekillerinin Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’a yönelttiği “Bedelli askerlik ile ilgili talepler var. Bu yönde yeni bir çalışma yapılacak mı?” sorusu üzerine Yılmaz, ikinci kez bedelli askerlik uygulamasına sıcak bakmadıklarını, bu konunun gündemlerinde olmadığını ifade ederek “ancak belki ileride askerliği kısaltacak bazı adımlar atılabilir” şeklinde konuştu.

Deniz Gezmiş’i anmasına polis saldırdı

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin yıldönümünde Galatasaray Meydanı’ndan Taksim’e yürümek isteyenlere polis saldırdı. Gazeteciler Zeynep Kuray, Sevdiye Ergürbüz ve Rojda Korkmaz da darp edildi.

İstanbul’da Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu üyeleri Denizler’in idam edilişlerinin yıldönümü nedeniyle yürüyüş düzenlemek istedi. Grup polisin engeliyle karşılaştı. Yüzlerce polisin grubu çembere alarak copladığı öğrenildi. Biber gazı da kullanan polis, Galatasaray Lisesi’nin yanındaki Yeni Çarşı Sokağı’na kadar grubu copladı.

Daha sonra TKP Beyoğlu İlçe Örgütü’nün önünde toplanan TKP’li öğrenciler polis barikatını yararak Taksim Meydanı’na ulaştı ve bir açıklama yaptılar.

Polisin gözaltına aldığı kişileri de copladığı görülürken, haber takibi yapan DİHA muhabirleri Rojda Korkmaz ve Sevdiye Ergürbüz’ü de gözaltına almak istedi. Meslektaşlarının gözaltına alınmaya istenmesine müdahale eden Zeynep Kuray da darp edildi. Ters kelepçe takarak ve tokat atarak gazetecilere saldıran polisler,  Kuray’ı da kolundan tutarak darp etti.

(Turnusol)

Malezya’da 56 yıllık iktidar değişmedi

0

Malezya’da katılma rekoru kırılan seçimde ülkeyi 56 yıldır yöneten Ulusal Cephe koalisyonu ilk kez karşılaştığı güçlü muhalefete rağmen yine kazandı.

Seçim Kurulu Başbakan Necip Rezaki liderliğindeki Ulusal Cephenin 222 üyeli parlamentoda 112 sandalye kazanarak hükümet kuracak çoğunluğu elde ettiğini açıkladı. Muhalefet lideri Enver İbrahim’in üç partiden oluşan koalisyonu ise 57 milletvekili çıkardı.

Seçim kurulu yetkilileri 28 milyon nüfuslu ülkede katılma oranını yüzde 80 olarak açıkladı.

İktidardaki Ulusal Cephe özellikle geleneksel olarak güçlü olduğu kırsal kesimlerde oy toplarken  muhalefet  ülkenin en büyük kenti Kuala Lumpur dahil kent merkezlerinde büyük varlık gösterdi.

Seçim, seçmenlerin parmaklarına sürülen mürekkebin kolayca çıktığı, bu nedenle mükerrer oy verildiği ve  yabancılara oy kullandırıldığı gibi yoğun hile söylentileri içinde geçti.

Başbakan Necip Rezak’ın liderliğindeki  Birleşik Malezya Ulusal Cephesi ülke 1957’de İngiltere’den bağımsızlığını kazanmasından beri yapılan hiçbir seçimi kaybetmedi.

Ancak muhalefet lideri Enver İbranim’in üç partiden oluşan koalisyonu,  Ulusal Cepheden duyulan yaygın hoşnutsuzluğun kendilerini bu kez iktidara getirmesini umuyordu.

(VOA)

Redhack İstanbul Valiliği’ni hackledi

İnternet hacker grubu RedHack, İstanbul Valiliği’nin resmi internet sayfası www.istanbul.gov.tr ve onun alt sitesi www.istanbulajans.com.tr internet sayfasanı hackledi.

Redhack tarafından yapılaneylemde ‘www.istanbul.gov.tr’ adresinin ana sayfasınaİstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’yla ilgili birgörsel yerleştirildi. Redhack eylemi Twitter’da 1 Mayıs’a destek amaçlıyaptığını duyurdu.

Bu yaz yine kavrulacak mıyız? ~1

Wunderground.com sitesinde, Dr. Jeff Masters imzasıyla çıkan araştırma haberini, Yeşil Gazete gönüllü çevirmenlerinden Bahar Topçu‘nun çevirisiyle 2 bölüm halinde sunuyoruz.

***

2010’da Rusya tarihinde görülen en ciddi sıcak hava dalgası 55.000 kişinin ölümüne yol açmıştı. Yine aynı yıl Pakistan’da sel baskınlarıyla sonuçlanan şiddetli yağışlar ülkenin tarihinde yaşanan en kötü felaketti. Ertesi yıl, bu sefer Amerika Birleşik Devletleri’nde aşırı sıcaklık yılıydı ve ülke tarihindeki en sıcak 3. yazı yaşadı. Oklahama’da sıcaklıklar ABD tarihinde görülen en yüksek sıcaklığı gördü.

2012, yine ABD’de çok daha radikaldi. Sadece Kum Kasesi olarak adlandırılan 1936 yazı daha sıcak ve kurak geçmişti ki o zamanlar kuraklık koşulları 1930’ların başından beri devam ediyordu. Almanya’nın İklim Koşullarını Araştırma Enstitüsü’ndeki bilim insanları, 2013 Mart’ında Ulusal Bilim Akademisi’nde yayınladıkları araştırmayı referans vererek, geçmişte yaşanan ve bugün de tecrübe ettiğimiz sıcaklıkların ortak özelliğine dikkat çekiyor. Araştırmanın yazarlarına göre “aşırı uç hava koşullarının atmosferdeki her oluşu, yer kürenin orta enlemlerinde dolaşan güçlü bir hava dalgasının genişlemesine neden oldu. Atmosferdeki normal hava akımlarının bir parçası olan ve gezgin dalgalar dediğimiz bu hava dalgası bilenen bir olay. Anormal hava koşulları ‘gezgin dalgalar’ın çok genişleyerek yükselmesine neden oldu. Fiziki koşulları incelediğimizde bunun bir titreşim olayından kaynaklandığını gördük. Özel koşullar altında atmosfer bir çan gibi yankılanmaya başlayabiliyor. Çanlama sırasında da rüzgar paternleri altı, yedi ya da sekiz defa düzenli dalga dizisi halinde yerkürenin etrafına dağılıyor.”

Hava şartlarının 32 yıllık verileri ile teorik bir açıklama yapan bilim insanları, yine insanların neden olduğu küresel ısınmanın belirtilen özel koşulları yarattığına ve “titreşim olayı” na yol açmış olabileceğine dikkat çekiyor. “Titreşim olayı” 2001 – 2012 yılları arasında iki defa meydana geldi.

 

Nickerson, Nebraska yakınlarındaki bir tarlada kuraklık hasarına uğramış bir mısır. 2012’de ABD, 1930’lardaki “Toz Çanağı” denilen hasattan sonraki en etkili kuraklığı yaşadı. Geçtiğimiz yıl yaşanan bu kuraklığının en az 35 milyon dolarlık hasara yol açtığı söyleniyor. Aynı sıcak hava dalgası ülkede 123 insanın ölümüne yol açtı ve ABD kayıtlara geçen en sıcak 2. Yaz mevsimini yaşadı. Foto: AP/Nati Harnik

 

 

2011’de Texas eyaletindeki sıcak hava dalgası, Conroe gölünün de kurumasına neden oldu ve gölde jet ski yapmak imkansız hale geldi. Resimde jet ski kiralanan kulübe etrafının aldığı hal görüntülenmiş. Yine 2011’de Texas bütün bir yılı kurak geçirdi ve ABD’nin kayıtlara geçen en sıcak yazını yaşadı. Oklahama’da Temmuz 2011, ülkenin en sıcak ayıydı. Sıcak hava dalgası nedeniyle ekinlerde, çiftlik hayvanlarında ve yangınlarda yitirilenlerin toplam hasatın 12 milyon dolar olarak tespit edildi. Texas’ta 95 kişi kuraklık nedeniyle yaşamını yitirdi. Foto: Wunder Fotoğrafçısı BEENE

 

 

6 Ağustos 2010’da çekilen bu fotoğrafta Moskova Kızıl Meydan’daki turistler yüz maskesi ile görüntülendi. Moskova tarihindeki en şiddetli sıcak hava dalgası söndürülmesi çok güç yangınlar neden oldu ve tüm şehir yoğun bir sise gömüldü, havaalanlarındaki bütün uçuşlar iptal edildi. Yangınlar ve sıcak hava dalgası bütün yaz sürdü. Olaylar 55.000 kadar kişinin ölümüne yol açtı. (Foto: AP/Mikhail Metzel)

 

Yarın: Atmosferdeki yankılanmalar iklim değişikliği nedeniyle arttı mı?


Yeşil Gazete için çeviren: Bahar Topçu

Yazının özgün hali (ingilizce)

(Wunderground.com, Yeşil Gazete)

Yeşiller/Sol, “Sinop Fukuşima olmasın”

Yeşiller ve Sol Gelecek eş sözcüleri Sevil Turan ve Arif ALi Cangı, dün Ankara ziyaretinde bulunan Japonya Başbakanı Shinto Abe ile, Fransa Areva şirketi ve Japonya Mitsubishi ortaklığında Sinop’ta kurulması planlanan nükleer santral için hükümetler arası anlaşma imzalanması üzerine yazılı bir basın açıklaması yayınladı.

Turan ve Cangı’nın örgüt ziyaretleri kapsamında gerçekleşen Karadeniz turu sırasında Fatsa’da yaptıkları ve Japonya’da bulunan 54 reaktörden 52’sinin Fukuşima Felaketi’nden sonra kapatıldığının,  Areva ve Mitsubishi konsorsiyumunun Sinop’ta kuracağı Atmea I reaktörünün ise daha önce dünyanın herhangi bir yerinde denenmesine dahi izin verilmediğinin de vurgulandığı basın açıklamasının tam metni şu şekilde:

Sinop Fukuşima Olmasın!

AKP Hükümeti nükleer sevdasından vazgeçmiyor, Fukuşima’da yaşanan felaketin ardından Japonya Hükümeti ile nükleer ortaklık kuruyor.

Dün Ankara ziyaretinde bulunan Japonya Başbakanı Shinto Abe ile, Fransa Areva şirketi ve Japonya Mitsubishi ortaklığında Sinop’ta kurulması planlanan nükleer santral için hükümetler arası anlaşma imzalandı.

Türkiye’nin enerji ihtiyacı, enerji çeşitliliğinin gerekliliği ve insana en güzel hizmeti vermenin gerekliliğine vurgu yapan Başbakan Erdoğan, tercihini en tehlikeli, pahalı ve kirli enerji kaynağı olan nükleerden yana kullanıyor.

Nükleer kaza ile uçak kazasını bir tutan ve Fukuşima Felaketi’ne olur böyle şeyler diye yorum getiren Başbakan Erdoğan’a diyoruz ki bu tercihi Türkiye halkı adına siz kullanamazsanız, Sinop halkının iradesini, büyük bir coğrafyanın yaşam hakkının riske atılacak olmasını yok sayarak atılan bu adımı kabul etmiyoruz.

Nükleer enerji, insanlık ve doğa için, yaşamın sürdürülebilirliği için geri dönüşü mümkün olmayacak tehlikeler içermektedir.

Japonya’da bulunan 54 reaktörden 52’si Fukuşima Felaketi’nden sonra kapatılmıştır. Areva ve Mitsubishi konsorsiyumunun Sinop’ta kuracağı Atmea I reaktörünün ise daha önce dünyanın herhangi bir yerinde denenmesine dahi izin verilmemiştir.

Bu durum gösteriyor ki Türkiye, mevcut piyasada işsiz kalan ve yeni teknolojilerini denemek isteyen nükleer şirketlerine pazarlanıyor.

Diğer yandan halkın onayına sunulması gereken bir yatırımın hükümetler arası anlaşma imzalanarak yürürlüğe sokulmasının demokraside yeri yoktur. Bu nedenle Başbakan, insanlığın iyiliğini düşünüyorsa, ölüm anlaşmalarının altına imza atmak yerine Espoo ve Aarhus Sözleşmesi’ni imzalamalıdır. Sınır aşan boyutta çevresel etki değerlendirilmesini garanti altına alan Espoo Sözleşmesi ile çevresel konularda bilgiye erişim, karar alma süreçlerine halkın katılımı ve yargıya başvuruyu güvence altına alan Aarhus Sözleşmesi insanlık, gelecek ve demokrasi için gereklidir.

Nükleerin ölümcül riskleri konusunda bilimsel gerçekleri yok sayan AKP Hükümeti’ni yenilenebilir, temiz ve güvenilir enerji kaynaklarına yönelmeye ve nükleer sevdasından vazgeçmeye çağırıyoruz. Japonya’da nükleer karşıtı mücadele yürüten dostlarımızı da Sinop’ta nükleer santral kurma girişiminden vazgeçilmesi için hükümetlerine baskı yapmaya davet ediyoruz.

 

(Yeşil Gazete)


İngiltere Essex kent konseyi seçimlerinde Yeşiller damgası

Britanya’nın en büyük yerel otoritelerinden birisi olan Essex Konseyi için 2 Mayıs günü yapılan seçimler sonucunda 2 yeşil Konsül konseye seçildi.

İngiltere ve Galler Yeşiller Partisi eş sözcüsü Natalie Bennet

Tamamen muhafazakar olarak değerlendirilen bölgede iki yeşil üyenin seçilmiş olması önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bölgede yapılan daha önceki seçimlerde şimdi yeşillerin kazandığı sandalyeler muhafazakar kanat üyelerine aitti. Bu İngiltere ve Galler Yeşiller Partisi için tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Rochford West’te hali hazırda bölge temsilcisi olan Michael Hoy muhafazakarlara, İşçi Partisi ve Liberal Demokratlara 336 oy fark atarak çoğunluğu sağlamış oldu.

2009 seçimlerinde Witham Northen’da ikinci sırada gelen James Abbot ise bu seçimlerde oylarını %3.2 arttırarak birinci seçildi. Bu bölgede ayrıca İşçi Partisi dördüncü olurken liberal demokratların oyları yerle bir oldu.

Seçim kampanyası sırasında adayları ziyaret eden İngiltere ve Galler Yeşiller Partisi eş sözcüsü Natalie Bennet “Essex Kontluk meclisine ilk üyelerimizin katılmasından büyük mutluluk duyuyoruz. Şimdiye kadar bölge konsülleri  olan James Abbot ve Michael Hoy kendilerini oldukça etkili yerel temsilciler olarak kanıtladılar” diye konuştu.

Ayrıca Bristol’daki yerel seçimlerde sandalye sayısını yükselten yeşiller konsül sayısını 4’e yükselttiler. Ashley Bölgesinden seçilen Rob Telford ile Bishopston’dan Daniella Radice liberal demokrat adayları geride bırakmış oldular.

2011’den bu yana Bristol Kontluğu Konseyi yeşillerine liderlik eden Tess Green “Kesinlikle büyük bir mutluluk içindeyiz ve yeşillere oy veren herkese teşekkür ediyoruz. Bu bize gösteriyor ki doğa hakları ve sosyal adalet alanlarındaki politikalarımız yavaş yavaş daha çok seçmeni bize çekiyor. Bu yokluk zamanlarında seçmenler karlardan öte insanları önemseyen ve Bristol’lülere yerel yönetimlerde daha çok söz vermek için çalışan partileri arıyorlar – bu da Yeşiller Partisi” şeklinde demeç verdi.

Rob Telford’u Ashley’den seçen seçmenlerse Bristol Kontluğu içerisinde Ashley’i 2 yeşil konsülün temsil ettiği ilk bölge yaptılar. Bu durum üzerine Rob Telford “Ashley Bölgesini temsil etmek için seçilmek büyük bir onur ve yeşil konsül arkadaşlarımın yanına katılmak için sabırsızlanıyorum. Seçmenlerin seçim sandığı aracılığıyla Yeşiller’in kamusal hizmetleri korumaya çalışan, radikal fakat mümkün ihtimalleri konuşmaktan yana yerel kampanyacılar olduklarını ortaya koymuş olmaları mutluluk verici” dedi.

Haber: Ali Serdar Gültekin

(Yeşil Gazete, Green Party Wales, Green Party UK)

 

Sinop’ta nükleer santral için Japonya ile imzalar atıldı

Sinop’ta 22 milyar dolara mal olacak nükleer santral projesi için Japonya ile hükümetlerarası anlaşma imzalandı. İmzalar Ankara’da Başbakan Tayyip Erdoğan ve Japonya Başbakanı Shinzo Abe tarafından atıldı.

İmza töreni sonrası düzenlenen basın toplantısında konuşan Tayyip Erdoğan, “”Japonyanın Mitsubishi firmasıyla katılacağı bir adımla birlikte Türkiye-Japonya arasında bu adımı atmış bulunuyoruz. Süreyi 10 yıl olarak değil bunu daha kısa bir süre kesmek suretiyle inşallah kısa sürede bitirelim dedik. Bu yatırım 22 milyar dolarlık bir yatırımdır. Bu yatırımın Türkiye’ye gelecek olması önemlidir” şeklinde konuştu.

2020 olimpiyatlarında Tokyo ile İstanbu’un rakip olmasına da değinen Erdoğan, “2020 Olimpiyat Oyunları için Tokyo ile İstanbul’un rakip, Japonya bu Olimpiyatları daha önceden yaptı. Sayın Başbakan’a ‘çekilin’ dedim. ‘Bu olimpiyatı da biz yapalım’ dedim. Herhalde Tokyo Valisi’ne bu talimatı verecektir” dedi.

Abe’nin Erdoğan’ın bu esprili teklifine yanıtı ise şöyle oldu: “Japonya olimpiyatları 1964 yılında almıştı. Ben daha o zaman çok ufaktım. Bu güzel duyguyu bir kez daha yaşamak isteriz. Yalnız benim sizden bir ricam var, biz kazanırsak ilk tebrik eden siz olun, siz kazanırsanız da ilk tebrik eden biz olacağız.”

Erdoğan ayrıca İzmit geçişi projesi ve Çanakkale Boğazı’na yapılacak köprü için de Japon teknolojisinden yararlanmak istediklerini söyledi.

(Ntvmsnbc)

 

 

 

Güneş enerjisi uçurmaya yetti!

Sadece güneş enerjisiyle çalışan bir uçak, Amerika Birleşik Devletleri’ni boydan boya geçmek için hazırlanan projenin ilk aşaması için San Francisco’dan havalandı.

Solar Impulse adlı uçak önümüzdeki haftalarda Phoenix, Dallas, St Louis, Washington ve New York’a uğrayacak.

Tüm enerjisini güneşten alan Solar Impulse, Airbus A340 uçağıyla aynı kanat uzunluğuna sahip ancak ağırlığı sadece ortalama bir otomobilin ağırlığına eşit.

Bu uçuş öncesinde, yaklaşık 26 saat süren bir gece-gündüz uçuşu yapan ekip, 2015 yılında bir dünya turu yapmayı da planlıyor.

San Francisco Körfezi’nde Moffett Havaalanı’ndan Phoenix’e doğru yerel saatle 06:12’de hareket eden Solar Impulse’ın bu yolculuğunun 19 saat sürmesi planlanıyor.

Uçağın kanatları ve gövdesi, gün ışığında bir dizi pili doldurmak üzere tasarlanmış yaklaşık 12 bin güneş piliyle donatılmış. Uçağın dört elektrik motoruna, bu piller enerji sağlıyor.

Solar Impulse, Airbus A340 uçağıyla aynı kanat uzunluğuna sahip

Solar Impulse’ın pilotluğunu bu projenin fikir babalarından Bertrand Piccard yapıyor. Piccard, 1999 yılında, dünyanın etrafını bir sıcak hava balonuyla dolaşan ilk kişi olarak tanınıyor.

Bugün başlayan yolculuk, yakıtsız bir uçakla Amerika’yı boydan boya geçmek için yapılan ilk deneme.

Pilot Bertrand Piccard ve projenin arkasındaki diğer isim Andre Borschberg yakın zamanda pekçok başka dünya rekoruna da imza attı.

Ekip, 2010 yılında güneş enerjili bir hava aracıyla ilk gece uçuşu, 2011 yılında ilk uluslararası uçuş ve 2012’de de ilk kıtalararası uçuşa isimlerini yazdırdı.

Bugün başlayan yolculukta Piccard ve Borschberg uçağa dönüşümlü olarak pilotluk yapacaklar.

Solar Impulse’ın tüm Amerika’yı boydan boya geçeceği bu girişim, Piccard ve Borschberg’in ‘Temiz Kuşak İnisiyatifi’ projesinin de başlangıcı. Proje, siyasetçileri ve iş dünyasını yenilenebilir enerji teknolojileri kullanmaya teşvik etmeyi amaçlıyor.

Yolculuk süresince uçuş http://live.solarimpulse.com/ adresli siteden canlı olarak izlenebilecek. Daha ayrıntılı bilgiyehttp://www.solarimpulse.com/en/tag/Across-America adresinden ulaşabilirsiniz.

 

(BBC Türkiye)

Yeşiller/Sol, “Dersim Tertelesi’ni unutmuyoruz…”

Yeşiller ve Sol Gelecek,4 Mayıs’ın arefesinde 1937’de Mustafa Kemal’in Cumhurbaşkanı, Fevzi Çakmak’ın Genelkurmay Başkanı, İsmet İnönü’nün ise Başbakanlık görevlerinde bulunduğu bir dönemde Bakanlar Kurulu ile çıkan ve sonucunda Dersim bölgesinde onbinlerce Kürt ve Alevi’nin katledilmesi ile sonuçlanan “Dersim Tertelesi”nin (Tertele: Zazaca, “Dersim katliamına verilen isim) yıldönümü hakkında yazılı bir basın açıklaması yayınladı.

Yeşiller/Sol’un eş sözcüleri Sevil Turan ve Arif Ali Cangı’nın imzası ile yayınlanan basın açıklamasında katliamı oluşturan şartlar, öncesinde yapılan hazırlıklar, çıkan karar sonucu başlayan ve yıllarca devam eden katliam tüm ayrıntıları ile ifade ediliyor.

“Ülkede barış ve bir arada yaşama arzusunun temini için AKP iktidarını Dersimlilerin acılarına karşı duyarlı olmaya ve somut adımlar atmaya çağırıyoruzçağrısı ile sona eren açıklamanın tam metni şu şekilde;

Dersim Tertelesi’ni Unutmuyoruz…

4 Mayıs Dersimliler için önemli günlerden biri. Çünkü 4 Mayıs 1937 tarihinde dönemin Bakanlar Kurulu Dersim için “kırım” emri verdi…

Bu emrin altındaki imzalar arasında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak da vardı… Bakanlar Kurulu’na Mustafa Kemal başkanlık etmişti ve Başbakan da İsmet İnönü idi…

Bu tarihten önce hazırlanan Dersim raporlarında, Dersim için “çıbanbaşıdır ve kökünden kesilip atılmalıdır” denilmişti.

1935 yılında Dersim’in adı kanunla “Tunceli” olarak değiştirilmiş, bölgeye “koloni valisi” yetkileriyle donatılmış olarak Korgeneral Abdullah Alpdoğan atanmıştı.

Hükümetin kararı hızla uygulamaya konuldu.

Katliamın durdurulacağı ümidiyle 1937 sonunda teslim olan Seyit Rıza, oğlu ve arkadaşları Elazığ’da idam edildi. Ama katliam durmadı. 1938 yılında Dersim coğrafyası kana boyandı ve katliam harekâtı 1939 yılına kadar hız kesmeden devam etti.

Dersim, Kürt ve Alevi olduğu için yok edilmek istendi. Dersim’in etnik ve inançsal kimliğinin Türkiye’ye reva görülen “çağdaşlaştırma” projesinde yeri yoktu çünkü…

76 yıl önce yaşanan Cumhuriyet tarihinin bu en kanlı harekâtı ile bütün boyutlarıyla yüzleşmek, öneminden hiçbir şey kaybetmeden bir görev ve sorumluluk olarak hâlâ önümüzde duruyor…

Başbakan Erdoğan, Dersim katliamından dolayı Dersim halkından özür dileyen bir konuşma yaptı, bundan iki yıl kadar evvel… Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi olarak siyasi iktidarı bu sözünün arkasında durmaya ve özürün gereğini yapmaya davet ediyoruz… Bunun için;

1. Katliam ile özdeşleşmiş olan Tunceli adı değiştirilerek Dersim ismi bölge halkına iade edilmeli ve zorla değiştirilen tüm köy isimleri de bölgede yaşayan halkın talebi doğrultusunda değiştirilmelidir.

2. Seyit Rıza’nın zaten mevcut olan tarihsel, sosyal ve siyasal itibarı korunmalı, yasal itibarı da iade edilmelidir.

3. Katledilen Seyit Rıza’nın mezarının yeri devlet tarafından açıklanmalı ve ailesine bildirilmelidir.

4. Dersim 1938 döneminde sürgün edilerek topraklarından koparılan Dersimli ailelerin zararları tazmin edilmelidir. Ailelerinden alınarak başka illere ve ailelere verilmiş Dersim’in kayıp kızlarının kayıtları açıklanmalıdır.

Ülkede barış ve bir arada yaşama arzusunun temini için AKP iktidarını Dersimlilerin acılarına karşı duyarlı olmaya ve somut adımlar atmaya çağırıyoruz.

Eş Sözcüler Sevil Turan – Arif Ali Cangı