Ana Sayfa Blog Sayfa 4124

17 Kasım’ın 40. yıldönümünde Yunanistan karıştı

0

Yunanistan’ın çeşitli kentlerinde, 17 Kasım öğrenci ayaklanmasının 40. yıldönümü nedeniyle yürüyüşler yapıldı. Gösteriler sırasında Sintagma Meydanı’nda çırılçıplak soyunarak polislere karşı eylem yapan iki Fransız gözaltına alındı.

Atina’da, çeşitli öğrenci dernekleriyle siyasi parti temsilcileri ve sol grupların, Teknik Üniversite (Politehnio) önünden başlayan geleneksel yürüyüşü ABD’nin Atina Büyükelçiliği’nin önünde son buldu.

Polisin yoğun güvenlik önlemleri aldığı yürüyüş sırasında ABD ve NATO karşıtı sloganlar atan göstericiler Avrupa Birliği, ABD ve Nazi bayrağı yaktı.

Atina’da, akşam saatlerindeki yürüyüş sırasında parlamento çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alan polis, göstericilerin parlamentonun önünde bulunan Meçhul Asker Anıtı’na yaklaşmalarına izin vermedi.

Kentte, kamu kuruluşları ve yabancı misyon temsilcilikleri önündeki noktalarda 7 binin üzerinde polis görev yaparken, kent merkezinde bazı caddeler ve metro istasyonları trafiğe kapatıldı.

Yürüyüş sırasında göstericilerle polis arasında zaman zaman gerginlikler yaşandı. Eksarhia Meydanı’nda kendilerini iktidar karşıtı anarşistler olarak tanımlayan göstericilerle polis arasında küçük çapta arbede yaşandığı bildirildi.

Selanik’te, kent merkezindeki Aristotelyos Üniversitesi önünde toplanarak Amerikan Konsolosluğu’na doğru yürüyüşe geçen göstericilerle polis arasında zaman zaman gerginlik yaşandı. Göstericiler ABD Konsolosluğu önünde ABD ve Avrupa Birliği bayrağı yaktı.

Patra’da da 17 Kasım yürüyüşü sırasında bazı öğrenci gruplarının taş ve molotofkokteylleriyle saldırması üzerine, polisin gaz kullanarak müdahale ettiği bildirildi.

 

Usain Bolt 5. kez dünyanın en iyi atleti

0

Erkekler 100 ve 200 metre dünya rekortmeni Jamaikalı sprinter Usain Bolt, Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği (IAAF) tarafından verilen “dünyada yılın atleti” ödülünü 5. kez kazandı.<

Monaco’nun Monte Carlo kentinde yapılan 2013 Dünya Atletizm Galası’nda Usain Bolt, 2008, 2009, 2011 ve 2012’den sonra 5. kez “yılın atleti” ödülüne layık görüldü. Bu yıl Rusya’nın beşkenti Moskova’da düzenlenen Dünya Atletizm Şampiyonası’nda erkekler 100, 200 ve 4×100 metrede altın madalyayı boynuna takan 27 yaşındaki Bolt, Faslı Hicham El Guerrouj’dan (2001, 2002, 2003) sonra üst üste 3 kez bu onuru yaşayan ikinci atlet oldu.

Ödül, kadınlarda ise Dünya Şampiyonası’nda vatandaşı Bolt gibi “100, 200 ve 4×100 metre üçlemesi”ni gerçekleştiren Shelly-Ann Fraser-Pryce’a gitti. Ödülü ilk kez 26 yaşındaki Fraser-Pryce, Dünya Şampiyonası’nda 100 metreyi 10.71 ve 200 metreyi 22.13 saniyede koşarak, yılın en iyi derecelerine imza atmıştı. İki atlete ayrıca 100’er bin dolar para ödülü de verildi

 

Aman başbakan duymasın! Fethiye’de kızlı-erkekli maç yaptılar

Muğla’nın Fethiye İlçesi’nde bulunan Gazi Halı Sahası’nda biraraya gelen gençler Başbakanın ve hükümet yetkilerinin (vali dahil) birbiri ardına yaptığı özel hayata müdahale amaçlı açıklamaları protesto etmek amacıyla kızlı- erkekli halı saha maçı yaptı.

7’si kadın 18 futbolcunun yağmur altındaki çetin mücadelesinde karşılaşma yeşil takım’dan Melike’nin (Güngör) 2 golle takımını sırtlamasına karşın’ kırmızı takım’ın 6-5 üstünlüğüyle sona erdi.

Karşılaşmada 2 gol kaydeden Melike Güngör, kızlı- erkekli her şeyin güzel olduğunu söyledi. Daha önceden halı saha maçlarına katıldığını anlatan Güngör, Başbakan’ın öğrenci evlerine ilişkin sözlerinden sonra bu maçın daha farklı bir anlam kazandığını kaydetti.

Kimya mühendisi Fatma Elmas ise, öğrenci evlerine ilişkin tartışmaların ardından halı saha maçında oynamak istediğini anlattı. Yağmur altında son derece çekişmeli bir müsabakayı tamamladıklarını kaydeden Elmas, şöyle konuştu:

“Kızlı- erkekli maçlar eskiden de yapılırdı. Ancak normalde 3-4 kızı zor maça getirirdik. Başbakan’ın sözlerinden sonra tamamen kız takımlarının maç yapabileceği bir topluluğumuz oldu. Bu maç protesto niteliği taşıyor. Maçlarımız artık böyle devam edecek”

Öğrenci evlerinde kızlı- erkekli kalındığı için şikâyetlerin gündeme geldiğini anlatan müzisyen Yeşim Saraç da halı sahada ve toplumun her alanında erkeklerle gayet iyi anlaştıklarını aktardı. Centilmence bir maç olduğunu sözlerine ekleyen Saraç, “Evimizin içine kimsenin girme hakkı yok. Çok üzerimize geliyorlar. Kızlı- erkekli bir aradayız ve çok mutluyuz ” dedi.

 

 

Tayfun Pirselimoğlu’nun “Ben O Değilim”i Roma’dan ödülle döndü

8. Roma Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü Tayfun Pirselimoğlu’nun son filmi “Ben O Değilim”‘in oldu.

Başrollerinde Ercan Kesal ve Maryam Zaree’nin oynadığı, “Ben O Değilim” kimlik değiştirmeye çalışan bir adamın hikayesinin anlatıyor.

Festivalde “Marc’Aurelio Ödülü”nü Alberto Fasulo’nun, Balkanlardan İtalya’ya gelen bir tır şoförünün yaşadıklarını belgesel formunda aktaran “Tır” alırken Japon yönetmen Kiyoshi Kurosawa “Sebunso Kodo (Seventh Code)” En İyi Yönetmen Ödülü’nün sahibi oldu.

Matthew McConaughey “Dallas Buyers Club” filmindeki rolüyle  “En İyi Erkek Oyuncu”, “Her” filmindeki rolüyle Scarlett Johansson ise “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü kazandı.”

Festivalde Jüri Özel Ödülü’ne ise “Quod Erat Demonstrandum” filmiyle Andrei Gruzsniczk layık görüldü.

(Yeşil Gazete)

 

Konya Engelli Gücü’ne Gana’dan protez bacak karşılığı transfer

Türkiye Ampute Futbol Ligi’nde mücadele eden Konya Engelli Gücü, protez bacak takılması karşılığında Ganalı futbolcu Colins Gyinf’i renklerine kattı.

Konya Engelli Gücü Spor Kulübü Başkanı İzzet Soydabircan, geçirdiği trafik kazası sonucu sol bacağını kaybeden Ganalı futbolcu 35 yaşındaki Colins Gyinf’i protez bacak yapılması karşılığı 1 yıllığına transfer ettiklerini söyledi.

http://www.youtube.com/watch?v=RX64QO0k5bs

Yaklaşık 3 ila 5 bin lira değerinde olan protez bacağın Ganalı Colins Gyinf’iye protez bacak üretimi yapan bir firma tarafından bağışlanacağı belirtildi.

Ülkesinde ampute takım olmadığı içinde milli takımın maçlarına hazırlanamadığını belirten Colins Gyinf, “Burada hem milli maçlar için hazırlık yapmış olacağım. hem de protez bacak sayesinde de yaşamımı daha iyi sürdüreceğim. Bu yüzden de buraya geldim” şeklinde konuştu.

(Ajanslar)

Ülke farklı zihniyet aynı: Katar’da yeni stad vajinayı andırıyor tartışması

Katar’ın 2022 Dünya Kupası hazırlıkları kapsamında inşa edileceğini açıkladığı Al Wakrah Stadyumu’nun tasarımının vajinaya benzetilmesi ülkede tartışma yarattı.

AECOM Technology Corporation tarafından dün bir animasyon videosuyla tanıtılan stadyumun tasarımı vajinaya benzetildi. AECOM yetkilileri bu tartışmalar üzerine, 45 bin seyirci kapasiteli stadyumu tasarlarken Katarlıların eski çağlarda inci avcılığında kullandığı “dhou” adı verilen teknelerden esinlenildiğini ifade etti.

2018’de kullanıma hazır hale getirilecek stadyumun 40.000 seyirci kapasiteli olacağı açıklandı. Reuters’in haberine göre petrol zengini Katar, 2022 Dünya Futbol Şampiyonası için inşa edeceği raylı sistem, yeni havaalanı, liman ve yüzlerce kiometrelik karayoluna 140 milyar dolarlık bütçe ayrmış durumda.

Katar, yazın düzenlenecek turnuvada bölgesel iklim koşullarını da hesap ederek tüm stadyumlarında sıcaklığı belli derecelerde tutmanın hesabını da yapıyor. Yetkililer, ısı 120 dereceye çıksa dahi stadyumların bu koşullarda bile serin kalacağını belirtiyor.

(Yeşil Gazete, Reuters, Buzfeed.com)

 

[Seçim 2014] Sırrı Süreyya Önder: İstanbul için aday adayıyım

CNN Türk’te yayınlanan Ankara Günlüğü adlı programa katılan HDP Genel Başkan Yardımcısı Sırrı Süreyya Önder, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı ile ilgili açıklamalarda bulundu.

HDP Genel Başkan Yardımcısı Sırrı Süreyya Önder, canlı yayında dikkat çeken açıklamalar yaptı. Mustafa Sarıgül’ü dini siyasete alet etmekle suçlayan Önder, “Onlar bizim oylarımızı bölmesin” dedi. Önder’in açıklamalarından bazı satırbaşları şöyle:

Adaylık ve ittifaklar

* “ İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin aday adayıyım. Bunu partimiz, forumlar, Gezi Platformu ve partimiz dışındaki sol bileşenler birleşip adaylık ölçülerini, yerel yönetime yaklaşımı ve adayları netleştireceğiz.”

* “Kente karşı suç işlememiş insanlık suçu işlememiş herekesle ittifak yaparız. Şeffaf ve ilkesel olacak. ‘Oyları bölmeyin’ yaklaşımı doğru değil. Bu anlayışla siyaset ömrünü tamamlamıştır. Bizim bu konudaki iddiamız var yaşayacağız göreceğiz. Adımız geçti istatistikler alt üst oldu. Biz Gezi’den sonuç çıkardık ona göre davranıyoruz. Şişli’de nefes alacak alan kalmadı dikelen binalardan. Bunu bir solcuya silah zoruyla yaptıramazsınız. Sosyal demokrat teoriyi biraz çalışsın kim icat etmiş cenazesi ne zaman gömülmüş öğrensin gelsin tartışalım.”

* “Bugüne kadar ne Kürt hareketi ne sol bileşenler İstanbul’un metropolünde (büyükşehir belediye başkanlığı için) konuşulur olmamıştı. Bu, seçimi almışız gibi bir durumdur. Ala da bilir de ondan konuşuluyor. Bir önceki oy tabanı kimsenin babasının malı mülkü sanmasın kimse. Erdoğan hiçbir istatistikte adı yoktu geldi, İstanbul’u aldı. ‘Sırrı girmesin’ tartışması kuş beyinliliktir. CHPliler bunu ‘Bize kuş beyinli dedi’ diye algıladı. Ben kimseye böyle demem. CHP’nin tarihi kerhen oy alma tarihidir. Şundan kurtulalım, Özal’dan Çiller’den kurtulacağız diye CHP’ye oy veriyorlar.”

* (Mustafa Sarıgül) “Rabbim’, ‘Bismillah’ ve ‘ Atatürk ’ kelimelerini kullanmadan 15 dk benimle tartışabilsin adaylıktan çekilirim!”

Doris Lessing hayatını kaybetti

2007’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan İngiliz yazar Doris Lessing, 94 yaşında hayatını kaybetti.

Lessing, 1919’da babasının bir bankanın yöneticiliğini yaptığı İran ‘da doğdu. Beş yaşında ailesiyle birlikte Rodezya (bugünkü adıyla Zimbabwe) sınırları içinde bulunan bir çiftliğe taşındı. Salisbury’de bir Katolik okulunda eğitim gördü. 14 yaşındayken ailesine isyan ederek okulu bıraktı ve sırasıyla hemşirelik, telefon operatörlüğü ve katibelik yaptı. 18 yaşında Rodezya parlamentosunda çalışmaya başladı ve ülkede ırkçılık-karşıtı bir sol partinin kurulmasında rol aldı. 1943’te sona eren ilk evliliğinin ardından Komünist Partisi’ne katıldı ve Alman siyasi eylemci Gottfried Lessing ile evlendi. 1949’da eşinden ve Rodezya’dan ayrılıp oğluyla birlikte Londra ‘ya geldi. O tarihten beri yaşamını profesyonel bir yazar olarak Londra’da sürdürdü. Birçok eseri Türkçeye çevrildi.

Rusya’da uçak düştü

0
Rusya’nın Tataristan Özerk Cumhuriyeti başkenti Kazan’da Boing tipi yolcu uçağının alana iniş yaptığı sırada yere çakıldığı bildirildi. Kazada 44 yolcu 6 mürettebatın hayatını kaybettiği bildiriliyor.
Rusya Acil Durumlar Bakanlığı: Moskova-Kazan seferini yapan uçak, Kazan’a inişi sırasında düştü. İlk belirlemelere göre uçaktaki 6’sı mürettebat 50 kişi öldü.

Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’da düşen yolcu uçağında, 50 kişinin öldüğü bildirildi.

Rusya Acil Durumlar Bakanlığından yapılan açıklamada, Tataristan Havayollarına ait, Moskova-Kazan seferini yapan Boeing-737 tipi yolcu uçağının Kazan Havaalanı’na inişi sırasında düştüğü belirtildi.

Açıklamada. uçaktaki 6’sı mürettebat 50 kişinin öldüğü kaydedildi.

Kendini kandırma algoritması – Gökşen Şahin

Türkiye  gelecekte çok ciddi sıcak hava dalgaları, artan orman yangınları ve  kuraklık, seller gibi iklim değişikliğine bağlı felaketlerle mücadele  edecek.  Müzakerelerde sonuçsuz tartışmalarla vakit kaybedilen  algoritmanın Türkiye açısından değişmesi gerekiyor

Pazartesi gününden beri, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği müzakerelerini takip etmeye çalışıyoruz. Toplantı salonlarında, koridorlarda hâkim olan bir kendini kandırma algoritması var, bu algoritmayı devlet delegasyonları değil, anaokulu çocukları yapsa çok eğlenirsiniz. Ne güzel didişiyorlar, büyüyünce çok akıllı olacaklar der geçersiniz. Ancak algoritma 189 ülke delegasyonu tarafından uygulanınca komikten çok, trajikomik bir hal alıyor.

Müzakere salonlarında hâkim olan ve neredeyse 20. Yılına girecek “kendini aldatma algoritmasını” anlatmak isterim:

Adım 1- Önce sen yap: Gelişmiş ülkeler, tarihsel olarak sanayi devriminden bu yana saldıkları sera gazları yüzünden iklim değişikliğine sebep oldular. Dolayısıyla, Birleşmiş Milletler anlaşmasına göre saldıkları sera gazlarını azaltmak konusunda tarihsel olarak bir sorumlulukları bulunuyor. Gelişmekte olan ülkeler ise, şu anda çok ciddi şekilde fosil yakıta bağımlı olarak kalkındıkları için onların da her geçen gün sorumluluğu artıyor. Böyle giderse, 2030 yılına geldiğimizde, atmosferde şimdiye kadarki tüm rekorları kırdığımız bir sera gazı yoğunluğumuz olacak. Üstelik gelişmekte olan ülkeler ve gelişmiş ülkelerin tarihsel sorumlulukları eşitlenmiş olacak. Dolayısıyla aslında her iki tarafında birlikte hareket etmesi gerekiyor. Ancak müzakerelerde hâkim olan kendini kandırma algoritması, bu çok basit matematiksel hesabın önüne geçiyor. Algoritmanın bu adımı, müzakerelerde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin birbirlerini suçlamalarından daha öteye gidemeyen politikalarına sebep oluyor.
Bu arada, Filipinlerde deniz seviyesi yükselmesi ve deniz sıcaklığının artmasına bağlı olarak şimdiye kadar olmadığı şiddette tayfunlar oluyor.

Adım 2- Zaten bir şey çıkmayacak: Genel olarak bir ülkenin bu müzakerelerden bir şey çıkmayacak demesi; ardından da bu lafı sonsuz kere tekrar ederek neredeyse tüm ülkelerle beraber sonunda kendini de inandırması ile devam ediyor. En son gelinen noktada, neredeyse tüm ülkeler süreçten bir şey çıkmayacağına inanmaya başlıyor.

Bu arada, bilim insanları acilen önlem alınmazsa küresel sıcaklık artışının yüzyıl sonuna kadar 1,5 ila 6 C derece arasında artacağını belirtiyorlar.

Adım 3- Bakalım Diğerleri Ne Yapacak? : Bu adımın psikolojisi şöyle özetlenebilir: “Ben diğerlerine harekete geçin dedim. Bunun yanı sıra, başkaları da bana bir şey çıkmayacağını söylüyorlar. En iyisi ben ülke olarak bu müzakerelerden bir şey çıkana kadar bekleyeyim.”

Bütün bu sürecin sonucu olarak 19 yıldır harekete geçmeyen ülkeleri görüyoruz. Bu arada, Türkiye’de her yıl yaşanan ortalama 200 civarında sel afeti sonucunda, yılda ortalama 100 milyon dolar maddi kayıp meydana geliyor.

Ancak, bu algoritmaları değiştirecek “ezber bozan” bir şeyler son iki yıldır gerçekleşmeye başladı.

Son iki yıldır, tam da müzakerelerde sonuçsuz tartışmalarla vakit kaybedilirken, Filipinlerde gerçekleşen süper tayfunlar ve kaybedilen hayatlar artık ülkelerin omuzlarına biraz daha sorumluluk yüklüyor. Dolayısıyla, bu algoritmanın değişmesi de zorunlu hale geliyor gibi görünüyor.

İklim değişikliğine karşı en kırılgan ülkelerden biri olan Türkiye’nin de kabul ettiği bu algoritmanın, bizim açımızdan da değişmesi gerekiyor. Çünkü Türkiye gelecekte çok ciddi sıcak hava dalgaları, artan orman yangınları ve kuraklık, seller gibi iklim değişikliğine bağlı felaketlerle mücadele edecek. Dolayısıyla, şimdiden iklim değişikliğine uyum konusunda gerekli tüm hazırlıklar ve politikalar oluşturulmalı. Bununla beraber, eğer şu an planlanan 50’nin üzerindeki termik santral inşa edilirse; uluslararası bir anlaşma 2020 yılında yürürlüğe girdiğinde Türkiye’nin fosil yakıt bağımlılığı uluslararası alanda büyük tepki toplayacak. Dolayısıyla şimdiden temiz ve yenilenebilir enerjiye geçmek ve uluslararası politikalara yönelik “bekle- gör” politikasının terk edilmesi yapılabilecek en doğru politika olarak öne çıkıyor.

Böyle bir karar, Türkiye’yi son yıllarda sıkça almaya başladığı Günün Fosili ödülünden de kurtarabilir. Zira bu ödül Türkiye’ye kömür bağımlılığı ve iklim değişikliği konusunda harekete geçmediği için artık neredeyse her yıl iklim müzakereleri esnasında veriliyor. Türkiye, yeni bir iklim değişikliği sözleşmesinin tartışıldığı müzakerelerde çok sayıda üst düzey toplantı yapılacakken, müzakerelere Bakan düzeyinde katılmayan az sayıda ülkeden birisi olmasıyla da uluslararası politikada önemli bir şansı kaçırıyor. Ama yine de tren henüz kaçmış değil, biraz koşsak yetişeceğiz. Zaten Birleşmiş Milletler de katılacak Bakanların listesini sürekli güncelliyor. Haftaya kadar umudu kaybetmemek lazım!

Bu yazı ilk olarak radikal.com.tr/ de yayınlanmıştır

 

 

Gökşen Şahin