Ana Sayfa Blog Sayfa 4023

Sulak Alanlar için hala ümit var

“Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği”ne yönelik WWF-Türkiye‘nin açtığı yürütmenin durdurulması ve iptali davasında Danıştay, dört madde için yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Yönetmenlik 2002 yılında yürürlüğe girmiş ancak 2010 yılında değiştirilmişti. WWF-Türkiye 2010 yılında maddelerin tamamının iptali için dava açmıştı. Danıştay’ın kararıyla yönetmeliğin “Özel hüküm bölgelerinin oluşturulması, tampon bölgelerin daraltılması, sanayi alanı olarak ilan edilen sahalarda yapılacak uygulamaların Bakanlıkça karara bağlanması ve Ulusal Sulak Alan Komisyonu’nda sivil toplum kuruluşlarına oy hakkı verilmemesine” ilişkin maddelerin yürütmesi durduruldu.

wwf_big

“bu karar korumacı ruha dair bir mesaj”

WWF-Türkiye Genel Müdürü Tolga Baştak konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikler, bugüne kadar korunması kısmen de olsa başarılan birçok sulak alanın ekolojik karakterinin bozulmasına ve kaybına yol açacak düzenlemeleri içeriyordu.Yönetmeliğin dava konusu edilen maddelerinin tamamında yürütmeyi durdurma kararı alınmamış olsa da, bu dört madde hakkında alınan karar, yönetmeliğin ‘korumacı ruhu’nun baki kalacağına dair önemli bir mesaj veriyor,” dedi.

Bu yıl Türkiye’nin az yağış aldığına ve buna bağlı yaşanabilecek su sıkıntısına da değinen Baştak, “Sulak alanlarımızın değerini daha iyi anladığımız bu günlerde, onları korumak için azami hassasiyet göstermemiz gerektiğinin altını çizmek istiyoruz. Su kaynaklarımızın akılcı yönetimi çok büyük önem taşıyor” dedi.

(Yeşil Gazete)

3. Havalimanına inadına yeni ÇED

3. Havalimanı’yla yürütmeyi durdurma kararı çıkmış olmasına rağmen ihaleyi alan konsorsiyum mahkemenin esas kararın beklemeden ÇED dosyasını sundu.

İstanbul 4. İdare Mahkemesi, proje ile ilgili yapılan incelemeleri yetersiz bulup bilirkişi keşfi yapılana kadar inşaat faaliyetlerinin yapılamayacağına hükmetmiş, ÇED olumlu raporuyla ilgili yürütmeyi durdurma kararı vermişti.  Radikal’den Serkan Ocak’ın haberine göre mahkemenin esas kararı beklenmeden ihaleyi alan konsorsiyum bakanlığa yeni ÇED dosyası sundu. Yeni dosyaya olumlu karar verilirse mahkemenin nasıl sonuçlanacağını da bir önemi kalmıyor. Davayı kazanan yurttaşların yeniden dava açması, keşif paralarını da yeniden mahkemeye vermeleri gerekiyor.

ÇED’den: “Büyük tabiat kaybı”

Yürütmeyi durdurma kararının ardından yenisi hazırlanan ÇED raporunun son bölümünde jeolojik açıdan yapılan sondaj çalışmalarına dair hazırlanan analiz sonuçlarına yer veriliyor. Ayrıca bölgedeki Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne ait ölçüm sonuçları da raporda yer alıyor. Projeye ilişkin yeni fotoğraflar, krokiler, raporlar, uydu görüntüleri ve haritalar da eklenmiş.

Son bölüme eklenen yeni raporlardan biri de Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Latif Kurt’un hazırladığı ‘Ekolojik Değerlendirme Raporu’. Raporda bölgedeki flora fauna ile detaylı bilgilere yer verilirken, raporun sonuç bölümünde proje ile ‘büyük bir habitat ve biomas kaybı’ yaşanacağı dile getiriliyor. Prof. Kurt raporunda bölgenin hidrobiyolojik ve ornitolojik (kuş bilimi) açısından da incelenmesinin son derece önemli olduğunu belirtiyor.

(Radikal/Yeşil Gazete)

Ergenekon tahliyeleri çorap söküğü

Yapılan yasal değişiklik ile tutukluluk süresinin 5 yıla indirilmesini ön gören kanunun yürürlüğe girmesiyle başlayan tahliyeler devam ediyor.

Ergenekon davası hükümlüleri için tahliye kararları gelmeye başladı. Avukat Kemal Kerinçsiz, Danıştay saldırısı faili Alparslan Arslan, emekli albay Dursun Çiçek, özel harekatçı İbrahim Şahin, gazeteci Tuncay Özkan, emekli Albay Levent Göktaş ve mafya lideri Sedat Peker ve son olarak Yalçın Küçük tahliye edildi.

Tahliyesine karar verilen Ergenekon davası hükümlülerinden avukat Kemal Kerinçsiz için yurtdışına çıkış yasağı konuldu. Ergenekon davasında Danıştay baskını tetikçisi olarak yargılanan ve hüküm giyen Alpaslan Aslan ve İnternet Andıcı davasından hükümlü emekli albay Dursun Çiçek için de tahliye kararı verildi. Ancak Dursun Çiçek, Balyoz davasından da hükümlü olduğu için tahliye kararına rağmen salıverilmeyecek.

23603305

Özkan: şeytanla yatağa girdiler çarpılarak çıktılar

Tuncay Özkan, cezaevi önünde yaptığı açıklamada: “Öç alma duygusu içinde değiliz. Biz bugün kindar ve zulümle dolu bir döneminm sonlandırılması için buradayız. Şeytanla yatağa girdiler, çarpılarak çıktılar. Bu çetenin içinde bulunduğu tablo nettir.Bugün dahi çıkışımızı engellemek için bizi yargılayanların sergiledikleri tablo nettir. Şeytanla yatağa girdiler çarpılarak çıktılar.Biz mutlu Türkiye’ye yürüyeceğiz. Kimse engelleyemez” dedi.

2. Ağır Ceza Mahkemesi, emekli orgeneral Tuncer Kılınç, Mehmet Eröz, Serdar Öztürk ve Aykut Metin Şükre’nin tahliye taleplerini yarın görüşecek

KCK’dan yargılanan 92 kişi tahliye bekliyor

Öte yandan Diyarbakır’da avukatlar KCK davasında tutuklu yargılanan 92 kişi hakkında tahliye başvurusunda bulundu.

Yapılan yasal değişiklik ile tutukluluk süresinin 5 yıla indirilmesini ön gören kanunun yürürlüğe girmesi ile KCK soruşturmaları kapsamında ilk olarak 15 Kasım 2008’de tutuklanan kapatılan DTP’nin Parti Meclisi üyesi Serdar Ziriğ önceki gün tahliye edildi. Bugün de halen tutuklu bulunan 92 sanık için avukatları tahliye talebinde bulundu.

(Yeşil Gazete)

HDP’ye dayanışma mesajları

HDP seçim çalışmalarına yönelik ırkçı saldırılara karşı dayanışma mesajları geliyor.

Bugün DİSK, TKP, ÖDP, Halkevleri ayrı ayrı açıklamalar yayınlayarak saldırıları kınadılar ve Hükümeti saldırganlara karşı önlem almaya çağırdılar.

Saldırılara karşı tepki gösterenler arasında iki CHP milletvekili de vardı. CHP İstanbul Millet vekilleri Melda Onur ve Sezgin Tanrıkulu twitter mesajlarında saldırıları kınadılar.

Sezgin Tanrıkulu ‘nun tweet mesajı şöyle: #HDPyeFasistSaldırılaraSonSaldırıları engellemeyen, önlemeyen, kınamayan, sessiz kalan herkes siyasetin normalleşememesinden sorumludur.

ÖDP Eşbaşkanları Bilge Seçkin Çetinkaya ve Alper Taş, HDP’ye yönelik saldırıları kınadı, düşmanlık tohumu ekenlere karşı, HDP ile dayanışma içerisinde olacaklarını bildirdi.

TKP, son günlerde HDP’ye yönelik saldırılar hakkında bir açıklama yayınladı. Açıklamada saldırılarda sivil unsurlarla devlet görevlilerinin işbirliği içerisinde olduğu belirtilerek, TKP’nin tüm HDP’li yurttaşlarla dayanışma içerisinde olduğu ifade edildi.

DİSK Genel Başkanı Kani Beko, HDP’ye yönelik saldırıları kınadı, AKP’yi sonu nereye evrileceği kestirilemeyen saldırılara pirim veren politikalar konusunda uyardı. Beko, saldırganların bir önce yakalanarak, saldırı zeminin önüne geçilmesini istedi.

Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy: “Faşizme karşı HDP’li dostlarımızın yanındayız. Bu ülkeyi ırkçılara, faşistlere, hırsızlara ve talancılara bırakmayacağız.”

 

Yeşil Gazete


HDP: Saldırılara sandıkta cevap vereceğiz

HDP eş genel başkanları Ertuğrul Kürkçü ve Sebahat Tuncel, partilerine hdpden-fasist-saldirilara-karsi-sert-aciklama-1dönük tırmanan saldırılara karşı dün toplanan parti MYK’sı sonrası bugün basın toplantısı düzenledi.

Saldırılara ilişkin İçişleri Bakanlığı’ndan koruma değil, açıklama beklediklerini ifade eden Kürkçü, saçim güvenliklerinin sağlanamaması nedeniyle Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na (AGİT) başvuracaklarını söyledi. Tuncel ise gerginliğe çekmek isteyenlere yanıtlarını sandıkta vereceklerini vurguladı.

Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yönelik Giresun, Ordu, Urla, Aksaray ve en son dün Fethiye’de gerçekleştirilen ırkçı saldırılara ilişkin parti MYK’sının İstanbul’da dün gece toplanmasının ardından belirlenen tutum, HDP eş genel başkanları Ertuğrul Kürkçü ve Sebahat Tuncel tarafından Cezayir Restaurant’ta yapılan basın toplantısı ile paylaşıldı. Toplantıya HDP Milletvekili Levent Tüzel, EMEP Genel başkanı Selam Gürkan, SYKP Başkanı Tuncay Yılmaz, HDP Genel Başkan Yardımcısı Saruhan Oluç, HDP Beşiktaş Belediye Eş başkan adayı Ahmet Saymadi, HDP PM üyesi Erdal İmrek ile SODEV Genel Başkanı Erol Kızılelma da katıldı.

Toplantıda ilk sözü Ertuğrul Kürkçü aldı. Konuşmasına saldırıları görmezden gelen ve taraflı bakan yaygın basını eleştirerek başlayan Kürkçü, bu yıl içinde gerçekleşen 20 saldırının da medyada yer bulmadığını söyledi. Son derece ciddi ve önemli bir durumla karşı karşıya olunduğunun bilinmesi gerektiğini vurgulayan Kürkçü, “Bu sonuncu saldırının da gösterdiği gibi seçim güvenliğinden hükümet sorumludur. Seçim güvenliği ortadan kalkmıştır. Hükümeti seçim güvenliğini iadeye, partimizin haklarını kullanmasının önündeki engellerin kaldırılması yönünde çalışma başlatmaya çağırıyoruz. Bu zaman kadar gelişen ve gelişecek saldırılardan Türkiye’yi yöneten hükümet sorumludur” dedi.

Fethiye’de gerçekleşen son saldırının da diğer saldırılarla benzerlik gösterdiğini belirten Kürkçü, “Bizim partimiz gibi düşünmeyen yurttaşlarımıza HDP’nin bir kastı yoktur. Kimsenin inancına hiçbir müdahalesi yoktur. Zaten saldıranlar da böyle gerekçeler öne sürmemektedirler. Onlar, HDP’nin çalışmalarını yürütmemesi için açık, dolaysız saldırı yürütülmesi kararı almışlardır. Saldırılacak arkadaşlarımızın adlarını vererek, sosyal medyada kampanyalar yürüterek, partimizin ilçe örgütünün açılışı yapılacağı gün bu saldırıyı gerçekleştirmişlerdir. Bu saldırıların arkasında yeni bir siyaset karşısında olan herkes var. Bu asla kendiliğinden değildir, her bir saldırının arkasında bir kamu görevlisi var” diye konuştu.

‘O tabela oraya asılacak’

Saldırılarda etkin olan kamu görevlilerinin isimlerini de sayan Kürkçü, “Dün Fethiye’de saldırıları örgütleyenler arasında, Terörle Mücadele Şubesi Müdürü Ümit Acar’ın da olduğunu arkadaşlarımızca tespit etmiştir. İtfaiyeye emirler vererek, parti tabelasını indirtmiştir. O tabelayı o müdür, oraya geri asacak. O tabela asılmadığı takdirde, ne olacağını hep birlikte göreceğiz. Bizim ulusal simgelerle bir alıp, veremediğimiz yoktur. Biz amblemimize sahip çıkacağız. İlçe örgütünden arkadaşlarımızın verdiği bilgilere göre, CHP’li belediye başkan adayının yardımcısı da saldırılar da etkilidir. Ordu’daki saldırıları tezgâhlayan Gökay Civelek, Ordu Üniversitesi okutmanıdır. Kendisinin bu saldırıları düzenlerken çekilmiş fotoları vardır, kanıtları vardır. Urla’daki saldırının arkasında yer alanlardan bir de soyadını tespit edemediğimiz Ümit adında emekli bir Özel Harekatçıdır. Bu saldırıları bilinen yüzler tarafından düzenlendi. Biz kendi önlemlerimizi aldık. Ama devlet bir önlem almadı” diye konuştu.

‘Sessizlikleri ile başbaşa bırakıyoruz’

Kendisini demokrat olarak tanımlayan kesimlerden de çok fazla destek görmediklerini ifade eden Kürkçü, “Partimize yönelik saldırılarda kimsenin desteğini görmedik. Onlar sessizliklerini sürdürdüler. Onları bu sessizlikleri ile başbaşa bırakıyoruz. Onlar demek ki bu saldırıları, kendilerine yönelik saldırı olarak görmüyorlar. O zaman biz de HDP olarak kendi yolumuzda ilerlemeye devam edeceğiz. Kimse bizim yolumuzu değiştirmesini beklemesin. Bizim geleneğimizde zoru görünce yolu değiştirmek yazmaz. Bugün Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının TBMM tarafından idamlarına karar verilen gündür. O karara karşı devrimcilerin tavrı bellidir. Bu bizim parti içinde de geçerli. Kimseye bizi koruması için yalvaracak değiliz. Biz kendimizi koruruz. Peki, Türkiye’ye demokratik bir ülke olduğunu dünyaya nasıl söyleyecek? Nasıl olacak da yurttaşlarımız özgür bir şekilde oy kullanabildiğini dünyaya söyleyebilecek? AGİT’e (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) başvuru yapacağız. Bugüne kadar gerçekleştirilmiş saldırılarla ilgili bilgi vereceğiz” dedi.

‘Kendilerini ağır bir yenilgiye mahkum ediyorlar’

Kürkçü sözlerini “Kendilerini ağır bir yenilgiye mahkum ediyorlar. Programımızı değiştirmeyeceğiz. Newroz güçlü bir yanıt olacak. Adana, Mersin İzmir’de her yerde, HDP ve BDP olarak birlikte Newroz etikliklerinde, demokratik cumhuriyet ve demokratik özerklik talebi ile meydanlarda olacağız. Kendi yolumuzda yürümeye devam edeceğiz” diyerek noktaladı.

‘Yaşanan krizin alternatifi HDP’

Kürkçü’nün ardından konuşan Sebahat Tuncel ise yaşanan krizin alternatifinin HDP olduğunun görüldüğünü ifade ederek, bunun birçok siyasi çevreyi rahatsız ettiğini söyledi. Yeni bir siyaset anlayışı öneren HDP’den tüm siyasi çevrelerin rahatsız olduğunu dile getiren Tuncel, “Birçok kesim partimizden rahatsızdır ve bu rahatsız olanlar partimize saldırıları organize etmiştir. Gladyo devreye girmiştir. Bir merkezden organize ediliyor salıdırlar” dedi.

İçişleri Bakanı’na da seslenen Tuncel, “Bizi korumanızı değil, bize açıklama yapılmasını istiyoruz. Bize hep merak etmeyin hiçbir sorun yok yaklaşımı açıklaması yapıldı. Bize böyle denilen yerlerde saldırılara maruz kaldık. Halkımız kendi kendini koruyacaktır. Bizim kavgadan kaçtığımız yok” diye konuştu.

‘Medyanın kullandığı ‘HDP gerginliği’ başlığı yanlış’

Tuncel medyanın kullandığı ‘HDP gerginlik çıkardı’ yönündeki haberlerini de eleştirdi. “Asıl bu ülkeyi bölmek isteyenleri görün. Kitleyi ajite etmenin kime faydası var. Bu ülkede asıl tarihi direnenler yazar. Bu yaklaşımları bizim kabullenmemiz mümkün değil. CHP’den sadece Melda Onur, Sezgin Tanrıkulu, Gürsel Tekin dışında kimse açıklama yapmadı. Bu ne demek? Aslında biz bunu onaylıyoruz demek” diye konuştu.

’30 Mart’ta zafer şarkılarını birlikte söyleyeceğiz’

“Bizi gerginliğe çekmek isteyenlere yanıtımız sandıktan iktidar olarak çıkmaktır” diyen Tuncel, “Tüp atanların Sivas’ta yakanlardan ne farkı var? Türkiye halkları ve Kürt halkının yeni bir başlangıç yapmasını istiyoruz. Bu çizgide de durmaya devam edeceğiz. Madem devlet bu çatışmalara zemin sunuyor. Yapılması gereken şey önlemleri almak. Bundan sonra yapılacak şey her yerde olmak. 30 Mart’ta zafer şarkılarımızı bizlikte söyleyeceğiz. Şimdiden kazanan biziz. 30 Mart’ta halkımız gereken cevabı verecektir” dedi.

‘Barış talebimizden taviz vermeyeceğiz’

Tuncel’in ardından HDP Milletvekili Levent Tüzel söz aldı. Tüzel hükümetin kendi suçunu örtbas etmek için HDP’ye yönelik bu saldırıların kullanıldığını ifade ederek, “Bu hepimize zarardır. Halklarımıza zarardır. Çatışmayı yeniden hortlatmak istiyorlar. Halkımız eşitliğe ve barışa destek vermektedir. HDP bundan taviz vermeyecektir. Barış talebimizden taviz vermeyeceğiz. Halkımız bu faşistlere prim vermemeli” diye konuştu. Tüzel son olarak İçişleri Bakanı’ndan saldırılara ilişkin açıklama beklediklerini bir kez daha vurguladı.

( Turnusol.biz )

 

Kuzguncuk Bostanı bir kere daha tehlikede

700 yıldır bostan olarak kullanılan Kuzguncuk Bostanı, nam-ı diğer İlya’nın Bostanı bir kere daha yapılaşma tehlikesiyle karşı karşıya.

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Bostan’ı ihaleye çıkarması üzerine Kuzguncuklular eylem kararı aldı.

Diren Bostan 8

Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nde 12 Mart’ta ihaleye çıkacak olan kuzguncuk bostanı için mahalleliler saat 09.30’da itibaren Müdürlük önünde bulunacaklar.

İlya’nın Bostanı olarak da bilinen 17 dönümlük bostan yeşil alanken 1986 yılında imar planlarında değişiklik yapılarak imara açılmıştı. Vakıfların elindeki arazinin ‘yeşil alan’ olarak kalması için semtte 1990’lardan beri mücadele yürütülüyor.

Vakıflar 2. Bölge Müdürlüğü’nün adresi: Selami Ali Mah. Cumhuriyet Cad. No: 10 Üsküdar

(Yeşil Gazete)

Fukuşima’nın 3. yılında gazeteci Toshiya Morita İstanbul’daydı

Dünyanın en büyük ikinci nükleer kazası Fukuşima nükleer felaketinin yarın üçüncü  yıldönümü. Gazeteci Toshiya Morita, Fukuşima sonrası tanık olduklarını ve hükümetin gizleme poliaitasını İstanbul’da anlattı.

fotoğraf

Morita , Japonya’da Fukuşima nükleer felaketi gerçekleştiğinde, ülkenin batı bölümünde bulunan şehri Kyoto’daydı. 1700 kişiyi öldüren, binlerce kişiyi evinden eden bu nükleer felakette diğer pek çok insan gibi evini felaket mağdurlarına açtı. O günden bugüne de bir nükleer karşıtı aktivist ve bir gazeteci olarak, Fukuşima’da yaşananları, ülkesindeki hükümetin yanlış politikalarını anlatmak ve nükleer konusunda deneyimlerini aktarmak için seminerler veriyor.

Morita, Yeşil Düşünce Derneği ve Nükleersiz projesinin davetlisi olarak Türkiye’ye geldi. İlk durağı olan İstanbul’da bugün bir konferans verdi, bundan sonraki duraklar da Türkiye’nin nükleer mücadelesinin önemli iki durağı, nükleer santral yapılmak istenen Sinop ve radyasyonun etkileriyle mücadele eden İzmir Gaziemir.

“Fukuşima’nın sonuçlarını hükümet saklıyor”

“Bugün yalanlar üzerine konuşacağım” diyerek söze başladı Morita, “2020 Yaz Olimpiyatları’nın yapılacağı Japonya’da hükümet üç konuda yalan söylüyor: Fukuşima nükleer kazasının kontrol altına alındığı , nükleer sızıntının önlendiği ve sağlık tehlikesinin bulunmadığı yönünde yalanlar”

Deprem kuşağında bulunan Japonya’da, reaktörlerin deprem nedeniyle hasara uğradığı, suyun azalması nedeniyle erime olduğunu söyleyen gazeteci, buna rağmen hükümetin sızıntı nedenini deprem değil tsunami olarak gösterdiğini aktardı. “Hem Fukuşima’daki reaktörlerde hem de başka bölgelerde deprem nedeniyle yeni bir kaza olabilir, var olan reaktörler devrilebilir ve yakıtlar dışarı dağılabilir.” diyerek uyardı.

98686_jpg

Her gün 40 bin ton radyoaktif atık

Şu anda Fukuşima’da bulunan dört reaktöre de kimse giremiyor. Ne hükümet görevlileri ne de uzmanlar tehlikenin boyutları hakkında yeteri kadar fikre sahip değil. Denize halen akmakta olan kontamine atık en ciddi tehlikelerden biri:

“Nükleer santralin altında bin ton kadar yeraltı suyu var. Nükleer santralin zemini yüksekteydi fakat santralin suya ihtiyacı olacağı için Tokyo Elektrik zemini suya yaklaştırarak inşa etti. Şimdiki durumda günde 400 ton nükleer yakıtın yeraltı suyuna, oradan da deniz ekarışıyor. Tokyo Elektrik sızıntıyı önlemek için bir tank kurmuş , fakat tankın fonksiyonu kontamine atığı depolamak değil bu yüzden sızıntı devam ediyor. ”

Kendi imkanlarıyla kaçanlara tazminat yok 

Peki nükleer felaketten sonra bölgede yaşayanlara ne oldu? “nükleer köy” olaark tabir edilen, Fukuşima’da yaşayanlar devlet yetkililerinin eliyle tahliye edildi, bu kişilere tazminat da ödendi. Fakat radyasyonun etkisi sadece bu alanla sınırlı değil ve devlet kendi başına kaçmaya çalışanlarla ilgili herhangi bir politikaya sahip değil. Üç senedir yaptıkları eylemlerde kendi başına giden insanlara da tazminat verilmesini talep ediyorlar. Üstüne üstlük devlet tazminat ödenmesini sonlandırmak için insanları “emniyetli” diyerek bölgeye çağırmaya başlamış.

Çocuklarında tiroid kanserinde artış var

Hükümet nükleer felaket sonrası ölümlerin hepsini Fukuşima’yla ilişkilendirmediği gibi geçen üç yıl içinde sağlığa etkileriyle ilgili kapsamlı bir araştırma yapılmadı. Bağımsız araştırma sonuçlarına göre özellikle çocuklarda görülen tiroid kanseri vakalarında artış var. Normalde çocukta tioid kanseri riski milyonda birken şimdi milyonda 500 den fazlaya ulaştı bu sayı. Yanı sıra, Kalp yetmezliği ve kalp hastalığının felaket öncesi ve sonrası verileri karşılaştırıldığından iki katına çıktığı görülüyor.

Geçen üç senede, ülke çapındaki tüm reaktörler kapatılmış olsa da Morita’nın söylediği kadasıyla, devlet Fukuşima’nın bugünkü ve yarınki etkilerini saklama yönünde bir politikaya sahip. Japonya hükümeti tarafından çıkarılmaya çalışılan “devlet sırrı” kanunu bu gizleme politikasının son halkası olacak. Zira yasa kabul edilirse Toshiya Morita gibi gezetecilerin diğer ülkelerde Fukuşima felaketini anlatmaları suç kabul edilecek.

(Yeşil Gazete)

10 Mart 2014

Malezya Havayollarına ait uçak Güney Çin Denizi üzerinde kayboldu

Dün Pekin’e gitmek üzere Kuala Lumpur’dan kalkan Malezya Havayollarına ait MH 370 sefer sayılı yolcu uçağıyla iletişim, Vietnam hava sahasına girdikten sonra kesildi. Uçakta 227 yolcu ve 12 mürettebat olmak üzere 239 kişi bulunduğu biliniyor. Kayıp pasaportlarla seyahat eden iki yolcunun bulunması, akıllara uçağın bir terör saldırısına uğramış olabileceği ihtimalini getirirken arama çalışmaları devam ediyor.

Bağdat’ta intihar saldırısı sonucu 32 kişi öldü

Irak’ın başkenti Bağdat’ın 100 km güneyindeki Babil ilinin El Hille kenti girişindeki Babil Antik kent polis kontrol noktasında dün bomba yüklü tankerle intihar saldırısı düzenlendi. İntihar saldırısı sonucu 32 kişi öldü 100 kişi yaralandı.

ABD, Polonya hava sahasında tatbikat yapıyor

ABD, tatbikat için Polonya’ya 12 adet F-16 savaş jeti ve 300 asker gönderiyor. Geçen hafta Perşembe günü de ABD 6 adet F-15 savaş jetini Polonya’nın komşusu Litvanya’ya göndermişti. Litvanya, savaş jetlerinin Rusya’nın Ukrayna’da ortaya koyduğu saldırgan tutuma ve Rus ordusunun Kaliningrad’daki askeri hareketliliğine bir cevap teşkil ettiğini söyledi.

AB’den, Rusya’ya yaptırımda ikinci aşama tehdidi

Alman Dışişleri Bakanı, Rusya’nın Kırım’la ilgili tutumundan vazgeçmemesi halinde yaptırımların ikinci aşamasına geçileceğini bildirdi. İkinci aşamada Rusya’ya AB ülkelerine girişin kısıtlanması ve Ukrayna krizi ile ilgili olan bazı kişilerin banka hesaplarının dondurulması öngörülüyor.

Yemen açıklarında tekne battı: 42 ölü

Yemen’in güneyinde bulunan Şabva bölgesinde bulunan Ber Ali sahiline yanaşan bir göçmen teknesi ters dönerek battı. Batan teknede bulunan Afrikalı göçmenlerden 42’si hayatını kaybederken 30’u Yemen sahil güvenlik ekipleri tarafından kurtarıldı.

Yunanistan’da eczacılar grevde

Yunanistan’da eczaneler, ülkeye kredi veren kurumların bazı ilaçların reçetesiz olarak süpermarketlerde satılabilmesi talebine tepki olarak 48 saatlik grev kararı aldı.

ABD’de deprem

ABD’nin California eyaletine bağlı Eureka kentinin 80 kilometre açıklarında yerel saatle 22.18’de 6.9 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

(Yeşil Gazete)

HDP’ye Fethiye’de ırkçı saldırı

HDP’nin Fethiye’deki ilçe örgütü açılışına saldırı oldu. Dün sabah saatlerinde başlayıp gece yarısına kadar devam eden eylemlerde 28 kişi gözaltına alındı.

Fethiye Cumhuriyet Mahallesi Dispanser Sokağı’ndaki HDP‘nin ilçe örgütünün açılışının yapılacağını duyan bazı kişiler bir gün önce sosyal medyada organize olarak ve açık çağrı yaparak  Salı Pazarı Meydanı’nda toplandı.

Saldırganların yürüyüşe geçmeleri üzerine parti bürosunun bulunduğu sokak girişlerini barikat, TOMA ve panzerle kapatan emniyet güçleri, grubun girişini engellemeye çalıştı. Bu sırada parti örgütünün bulunduğu binanın karşısındaki binanın çatısına çıkan bazı kişiler, çatıdaki kiremitleri atarak ilçe başkanlığının camlarını kırdı.

fft81_mf2036619

Kaymakam, Emniyet müdürü ve Belediye Başkanı  bir süre ırkçı saldırganlarla  görüştü. Grubun binadan parti tabelasının inmesini istemesi üzerine Belediye Başkanı Behçet Saatçi’nin talimatıyla tabela itfaiye tarafından indirildi, yerine Türk bayrağı asıldı.

Gerginlik gün boyu sürdü, grup  Kürtler ait bazı dükkanlara da saldırdı.

Saldırının açılış günü öncesi sosyal medya üzerinde tertip edildiği öne sürülüyor.

(Hürriyet/sendika.org/Yeşil Gazete)

10 Mart 2014

Kadıköy 8 Mart mitingi yağmura rağmen kadınlarla doluydu

Saat 12.00’de Haydarpaşa Numune Hastanesi önünden başlayan yürüyüşte feministler, öğrenciler, anarşistler, kadın emekçilerle birlikte siyasi parti ve örgütlerin kadın kolları ile kadın gurupları, Kürt kadın hareketi ve LGBTİ’den binlerce kişi yağmura rağmen Kadıköy’de toplandı.

Gezi Parkı eylemlerinde gaz fişeğiyle vurulan Berkin Elvan 16 kiloya düştü, durumu ağırlaştı

Gezi Parkı eylemleri sırasında evinden ekmek almaya çıktığında polisin başından gaz fişeğiyle vurduğu ve gündür yoğun bakımda tedavi gören Berkin Elvan’ın 45 kilodan 16 kiloya düştüğü, vücut direncinin ve beyin fonksiyonlarının azaldığı ve hayatını yaşam destek ünitesini bağlı olarak sürdürebildiği açıklandı. Aileyle dayanışma için Okmeydanı Hastanesi’ne çağrı yapıldı.

Kırşehir’de çevik kuvvetin olduğu otobüs devrildi: 3 ölü, 22 yaralı

Başbakan Erdoğan’ın Muş mitingine Ankara’dan uçakla gitmek için Kayseri’den Ankara’ya gelen çevik kuvvet ekiplerini taşıyan otobüs devrildi. Kazada üç polis şehit oldu, ikisi ağır yirmi polis yaralandı.

Eski Ekonomi Bakanı, AKP milletvekili Çağlayan’ın nefret söylemine Türk Musevi Cemaati’nden tepki

17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu ile ilgili olarak Zafer Çağlayan’ın “Nasıl bir zihniyetle mücadele ettiğimizi bu millet çok iyi görüyor. Sizlere anlatacağım çok şey var. Ama bunları bize bir Yahudi, bir ateist, bir Zerdüşt yapsa anlarım. Ama bunları yapan Müslümanım diye geçiniyorsa yazıklar olsun.” sözlerine karşılık Türk Musevi Cemaati yaptığı açıklamada inanca saldırı niteliğinde olan ve nefret aşılayan bu söylemlerin toplumda doğurabileceği istenmeyen sonuçlara dikkat çekerken anti-Semitizm ve benzer nefret söylemlerinin insanlık suçu olduğu da belirtildi.

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: “Ses kayıtlarını incelet, banka hesaplarını açıkla”

Kılıçdaroğlu Mersin mitingine Erdoğan’a ses kayıtlarını bağımsız bir kuruluşa göndermesi ve de İsviçre bankalarında hesaplarının sorgulanması için dilekçe vermesi çağrısında bulundu.

HDP Fethiye ilçe örgütü bürosu açılışında yine HDP’lilere saldırı

Muğla Fethiye’de HDP ilçe örgüt bürosuna ilçede toplanan bir grup saldırıda bulundu. Binayı taşlayan gruba polis müdahale etmeyince grup dağılmadan saldırıyı sürdürdü. Küçük bir grup ise binayı ateşe vermeye çalıştı. Fethiye eski MHP’li Belediye Başkanı MHP Behçet Saatcı ve Kaymakam Ekrem Çalık’ın direktifleriyle HDP tabelası indirildi, yerine Türk bayrağı asıldı bu sırada kitle İstiklal Marşı’nı söyledi.