Ana Sayfa Blog Sayfa 4000

Kemal Kılıçdaroğlu’na mecliste yumruklu saldırı

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’de yumruklu saldırıya uğradı.

Kılıçdaroğlu grup konuşmasını yapmak üzere Meclis’teki CHP grubuna gelirken Meclis’e ziyaretçi olarak girdiği iddia edilen bir kişi tarafından yumruklandı.

Kılıçdaroğlu grup toplantısına girerken, BDP’lilerle el sıkıştığı anda bir şahsın yumruklu saldırısına uğradı. Gözüne darbe aldığı belirtilen Kılıçdaroğlu’nun gözlüğü kırıldı.

Kılıçdaroğlu dört yumruk darbesi aldı. Partililer araya girdi ve bir süre saldırganı dövdüler.

Saldırgan meclis polisi tarafından gözaltına alındı.

‘Kılıçdaroğlu : Demokrasi yolu engellerle doludur’

Kılıçdaroğlu saldırının ardından makamında bir süre dinlendi.

Daha sonra grup toplantı salonuna giren Kılıçdaroğlu Kemal Kılıçdaroğlu yapılan saldırıyı şöyle değerlendirdi:
‘Herkesi sükûnete davet ediyorum. Demokrasi yolu engellerle doludur. Bu CHP liderine yapılan ilk saldırı değildir. Rahmetli İsmet İnönü’ye de taşlar atıldı, kafası yarıldı, saldırılar düzenlendi. Ama bir tek hedefimiz var. Bu ülkeye sağlıklı bir demokrasiyi ya getireceğiz, ya getireceğiz.

Yedi düvele karşı mücadele etmiş bir nesilden geliyoruz. Bir yumruk nedeniyle asla geri adım atmayacağız. Baskılar şiddet bunlar bizi engelleyemez. Biz hiç kimsenin önünde diz çökmemiş gelenekten geliyoruz. Öyle birisi yumruk atacak biz geri adım atacağız, asla atmayacağız, inançlarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.’

(Radikal / Yeşil Gazete)

Hayvan deneyleri yönetmeliğinin iptali için danıştaya dava

İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu,  28914 sayılı ‘Hayvan deneyleri Etik Kurularının Çalışma Usül ve Esaslarına Dair Yönetmeliği’nin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay’a dava açtı.

İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Hülya Yalçın, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na ve uluslararası sözleşmelere aykırılık teşkil eden Hayvan Deneyleri Etik Kurullarının Çalışma Usül ve Esaslarına Dair Yönetmeliğin iptali için Danıştay’a başvurdu.

‘Tıbbi eğitimine bakılmaksızın hayvanları herkesin kesebileceği..’

Danıştay’a sunulan dava dilekçesinde “bahse konu ve iptali istenen yönetmelikte ‘hayvanlar üzerinde gerekirse tıbbi eğitim almalarına bakılmaksızın, resmi koşulları yerine getiren herkesin, onları kesebileceği, üzerinde uygulama yapabileceği’ hükmüne yer verilmektedir. Bu açıkça hem mevcut Hayvanları Koruma Kanunu’na hem hayvan haklarına ait tüm uluslararası hükümlere aykırıdır” denildi.

‘Hayvan deneyleri hem ahlaki hem de tıbbi olarak yanlış’

Yalçın, hayvan deneylerinin ahlâken yanlış olmasının yanı sıra tıbben birçok gelişmenin de hayvan deneylerinin insanlar için güvenilir olmadığı gerekçesi ile engellendiğine ve her yıl binlerce insanın, güvenilir olmayan hayvan deneyleri sonuçları nedeni ile hayatını kaybettiğine de vurgu yaptı.

Açıklamada, 15 Şubat’ta yürürlüğe giren yeni yönetmelik ve 13 Aralık 2011’de Resmî Gazete’de yayımlanan ‘Deneysel ve Diğer Bilimsel Amaçlar için kullanılan hayvanların refah ve korunmasına dair yönetmelik’le sokak hayvanlarının ve yaban hayvanlarının da deneylerde kullanımının önünü açıldığı da vurgulandı.

(Yeşil Gazete)

 

AB’den geri adım; uçuşta karbon vergisi kalktı

Avrupa Birliği, uçakların yurt içi ve yurt dışı uçuşunda karbon salınımı için ayrıca vergi vermesini öngören planlarından uluslararası baskı nedeniyle vazgeçti. Özellikle ABD ve Çin, görüşüldüğü dönemden beri karbon vergisine karşı çıkıyordu.

Avrupa Komisyonu’nun önerisi uçakların sadece Avrupa hava sahasında değil, gittiği her yerde karbon vergisine tabi tutulmasıydı. Fakat uzun süren görüşmelerin ardından Avrupa sahasının dışındaki vergiye kesinti getirildi.

‘Mücadele etmemiz iklim açısından daha iyi olurdu’

Avrupa Birliği İklim Komisyonu’nun başında bulunan Connie Hedegaard kararla ilgili olarak: ‘Komisyon daha tutkulu bir şekilde mücadele edebilir, bunu tercih edebilirdi. Bu Avrupa’nın kendine saygısı ve ünü açısından, daha da önemlisi iklim açısından da daha iyi olurdu. Ama şu an gördüğünüz yerdeyiz.’ dedi.

AB vergi sınırlandırmasını siyasi bir yenilgi olara görürken,  ABD’de ise  yasa koyucular kararı ‘tüketiciler için bir zafer’ olarak nitelendirdi.

Vergi önce ertelendi, sonra iptal edildi

Avrupa Birliği’nin hava sahası vergilendirme kararı 2012 yılında başlamıştı. Avrupa hava sahasına giren ve çıkan tüm uçaklarından karbon salınımı nedeniyle vergi kesiliyordu. Bu uygulamada, özellikle Çin ve ABD gibi ülkeler tarafından ‘AB’nin yasal yetki alanı dışında yaptırıma izni yok’ gerekçesiyle eleştiriliyordu.

Uluslararası baskı karşısında AB , uluslararası uçuşların vergi borçlarının bir yıl ertelenmesi kararı almıştı.

(dailycaller.com / Yeşil Gazete)

Kişisel verileri dinlemek yasal mı? Adalet Divanı açıklayacak

0

Avrupa Adalet Divanı, bugün vatandaşların telefon v internet verilerinin kayıt altından tutulmasının AB yasalarına uygun olup olmadığı sorusunun cevabını verecek.

Kişisel veriler 2 yıl tutuluyor

2006 yılından bu yana AB devletleri, ‘terörler mücadele’ kapsamında telekomünikasyon firmalarının kişisel verilerini  iki yıla kadar saklamasını zorunlu tutuyor.

AİHM’e aykırı mı?

Geçen yıl aralık ayında Adalet Divanı’na bir bilir kişi raporu sunulmuş ve AB’deki iletişim bilgilerinin kaydedilmesine ilişkin kanun değerlendirilmişti. Söz konusu raporda halkın iletişim bilgilerinin kaydedilmesinin “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine” aykırı olduğu yönündeki görüşlere yer verilmiş ve kanunda düzenlemelere gidilmesi istenmişti.

Almanya’da da tartışma konusu olan kanun, önceki hükümet tarafından uygulanmak istenmiş ancak Alman Anayasa Mahkemesi kanunu kısmen iptal etmişti. Berlin yönetimi de bunun üzerine AAD’nin kararını beklemeye başlamıştı.

Çıkacak karar Almanya’da yasal bir düzenlemenin de yolunu açacak. Şu anda herhangi bir düzenleme bulunmuyor.

(DW Türkçe / Zaman /Yeşil Gazete)

8 Nisan 2014

Arınç: “Anayasa Mahkemesi Türkiye’yi, Türk halkını, insanımızı, bireyleri ve mahkeme kararlarını hiçe saydı.”

Bülent Arınç 30 Mart yerel seçimleri sonrasında yapılan ilk Bakanlar Kurulu toplantısından sonra Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Twitter yasağının kalkması yönündeki kararıyla ilgili, “AYM, durumdan vazife çıkarmıştır; böyle bir karar alarak kendi Türk yargısının kararlarını geçersiz sayacak bir sonuca ulaştı” dedi.

YouTube erişim engeli kaldırılması talepleri Anayasa Mahkemesi’nde

Bianet’in haberine göre İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak ve YouTube avukatı aracılığıyla erişime kapatılan sosyal paylaşım sitesi Youtube’un erişime açılabilmesi Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Cumhurbaşkanı Gül’e “Kapatılmak istemiyoruz” demek için çaldı

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) Ankara’ya gelişinin yıldönümünün kutlandığı ve Cumhurbaşkanı Gül’ün de katıldığı “90. Yıl Özel Konseri” Cumhurbaşkanı’na “kapatılmak istemiyoruz” demek için çalındı. CSO’dan yapılan açıklamada Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) yasa tasarısı nedeniyle devletin tiyatro, opera ve bale üreten tüm sanat kurumları gibi CSO’nun da kapatılması söz konusu olduğu söylendi.

Bingöl’ün AKPli Belediye Başkanı Barakazi kadın vekil ve yardımcı olmaz dedikten sonra AKPli üye Ertuğrul istifa etti

Bingöl’de 30 Mart’ta yapılan Belediye Başkanlığı seçimini AKPli Yücel Barakazi, kazanırken, aynı partiden 1’inci sırada meclis üyeliğine kentte mali müşavirlik yapan Nurten Ertuğrul seçildi. Ertuğrul, ilk toplantıda Belediye Başkanı Yücel Barakazi’nin, belediye başkan yardımcılığı ve belediye başkan vekilliğine kadınları getirmeyi düşünmediğini, toplumun bunu hazmetmeyeceğini, bunun dinen ve örfen de uygun olmadığını söylemesi üzerine istifa etti. Ertuğrul açıklamasında “Din adına kimse bize bunu dayatmaya kalkmasın. Dolayısıyla onurlu ve haysiyetli hiç bir partili kadının bu duruma sessiz kalmayacağını umut ederek belediye meclis üyeliği görevimden istifa ettim” dedi.

Mersin için CHP’nin itirazı Yüksek Seçim Kurulu’nda

Mersin’de CHP’nin merkez Akdeniz Belediye Başkan adayı Necdet Tamamoğulları, İl ve İlçe Seçim Kurulları tarafından reddedilen itirazını Yüksek Seçim Kurulu’na taşıdı.

17 Aralık bakanları için Meclis’te karar süreci başlıyor

fft99_mf3908603Meclis, seçim sonrası mesaisine yolsuzlukla suçlanan AKP’li dört eski eski bakanla ilgili soruşturma önergeleriyle başlıyor.

17 Aralık soruşturması kapsamında hakkında fezleke düzenlenen eski bakanlar şunlar: Muammer Güler (içişleri), Zafer Çağlayan (ekonomi), Egemen Bağış (AB) ve Erdoğan Bayraktar (çevre ve şehircilik).

Önergeler okutulacak

Bakanlar hakkında, Meclis soruşturması açılması istemiyle AKP ve CHP tarafından verilen beş önerge bugün Meclis Genel Kurulu’nda okutulacak.

Önergelerin İçtüzük gereği en geç 3 Mayıs tarihine kadar görüşülüp karara bağlanması gerekiyor.

AKP dört eski bakanı hakkındaki tek bir soruşturma komisyonu kurulmasını ve suçlamaların ‘görevi kötüye kullanma ve nüfuz ticareti’yle sınırlı tutulmasını istiyor. CHP ise  her bakan için ayrı soruşturma komisyonu kurulması ve bakanların, ‘rüşvet, evrakta sahtecilik, kaçakçılık yasasına muhalefet’ suçlanması gerektiği görüşünde.

En az 139 oy lazım

Süreç Genel Kurul’da gizli oyla karara bağlanacak. Her bakan için meclis soruşturması açılıp açılmaması için ayrı oylama yapılacak.

Asgari 139 kabul oyu olması şartıyla oylamaya katılanların yarısından bir fazlasının ‘kabul’ oyu kullanması, yani basit çoğunluk yeterli olacak.

Komisyon çalışmalarının ardından Yüce Divan’a sevk kararı ise yine gizli oyla, ancak  salt çoğunlukla (276) alınabiliyor.

(Diken)

‘Palalı’ davasında ilk duruşma bugün

palal2Taksim Gezi Parkı eylemlerinde eylemcilere elindeki pala ile saldırırken görülen Sabri Çelebi’nin yargılandığı 2. davanın ilk duruşması bugün görülecek.

Geçen yıl 6 Temmuz’da İstanbul Valisi’nin Gezi Parkı’nın halka açıldığını duyurması üzerine Park’a gidenlere polisin sert müdahalesinin ardından ara sokakta yurttaşlara elinde pala ile saldıran saldırgan Sabri Çelebi’nin yargılandığı 2. davanın ilk duruşması bugün saat 10:05 te İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesinde görülecek.

Saldırganın saldırısına maruz kalan kadının müşteki olduğu davada, ilk duruşma bugün gerçekleşecek. Saldırganın kimliğinin de açıkça belli olduğu saldırıya ilişkin görüntüler televizyonlarda ve internet ortamında hızlıca yayınlanmıştı.

Mağdur kadının ailesinin dahi görüntülerin ana haber bültenlerinde yayınlanması ile öğrendiği saldırı sonucu saldırgan hakkında şikayetçi olunmuştu. Görüntülerden de görüldüğü üzere saldırganın hem pala ile hem de tekme ile vurduğu ve aynı zamanda hakaret ve tehditler savurduğu olay ile ilgili olarak Cumhuriyet savacısı iddianamesini sadece basit yaralama suçundan dolayı hazırladı. Bugünkü duruşmaya mağdurun yanı sıra tutuksuz yargılanan saldırganın da katılması bekleniyor.

(Sol)

Seymour Hersh kimyasal saldırı haberinin arkasında

Seymour-HershPulitzer ödüllü ABD’li gazeteci Seymour Hersh, “The Red Line and The Rat Line” (Kırmızı Hat ve Gizli Hat) adlı makalesinde yer verdiği, geçen yıl Ağustos ayında Suriye’de düzenlenen kimyasal saldırının arkasında Türkiye hükümetinin olduğu bilgisinin arkasında duruyor.

BBC’den Çağıl Kasapoğlu’nun haberine göre;

Amerikalı istihbarat yetkililerinin ifadeleri ve istihbarat belgelerine dayandırılan yazıda, saldırının Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve jandarmanın bilgisi dahilinde El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi tarafından gerçekleştirildiği iddia ediliyor.

LRB’de (London Review of Books) yayımlanan haberdeki iddialara göre Türkiye’nin amacı, kimyasal silah kullanımını ‘kırmızı çizgisi’ olarak belirleyen ABD’yi, “Suriye’ye askeri harekât düzenlemeye zorlamaktı.”

BBC’ye konuşan Hersh’e göre, “Suriye’deki savaşın kazananı Beşar Esad olacak.”

‘Gizli hat’

Hersh’in makalesinde ayrıca, istihbarat raporuna dayandırılarak ‘The Rat Line’ (Gizli Hat) olarak tanımlanan hatta, Libya’daki silahların ve cephaneliğin ‘Türkiye üzerinden Suriye’deki cihatçı gruplara iletildiği’ öne sürülüyor.

Hersh’ün haberinde paylaştığı iddialara Beyaz Saray’dan kısa süre içinde yalanlama geldi.

Gazeteci İlhan Tanır’ın internet sitesinde aktarılan Beyaz Saray açıklamasında, “Bu haber sadece isimsiz kaynaklara dayanan bilgiler ışığında, 21 Ağustos’ta Suriye’de meydana gelen kimyasal silah saldırısı hakkında tamamen yanlış sonuçlara ulaşmaktadır” ifadeleri yer alıyor.

Açıklamaya göre, makale basılmadan önce Hersh’ün sorularına, iki istihbarat kurumunun yetkililerince verilen yanıtta ‘kimyasal silah saldırısından Esad rejiminin sorumlu olduğuna ABD ve müttefikleri tarafından toplanan istihbarat sayesinde ulaştıkları’ belirtildi.

Bülent Arınç: Külliyen yalan ve iftira

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da bir soru üzerine Hersh’ün iddiaları için “Külliyen yalan ve iftiradır. Bu konuda Dışişleri Bakanlığımızın bize gönderdiği bir not var. Kesinlikle doğru değil” dedi.

Arınç, Beyaz Saray’ın da yalanlamasına atıfta bulunup, “Hersh’ün daha evvelki yazılarını da biliyoruz. Tamamen kendi kanaatleri ve isimlerini açıklayamadığı kişilerden aldığı bilgi ve duyumlar olarak bunların kesinlikle bir bilgi ve fikir birikimi olmadığını herkes çok iyi biliyor” diye konuştu.

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan gazeteci Seymour Hersh ise, ‘kanıtların yetersiz olduğu ve kaynakların isimsiz olması nedeniyle makalenin güvenilirliğine dair soru işaretleri olduğu’ yönündeki eleştirilerine sert tepki göstererek şunları söyledi:

“Herkes zaten öyle der… Ben çok uzun zamandır bu işi yapıyorum. ABD’nin El Nusra gibi gruplar hakkında ne bilip ne bilmediğine dair sorular içeren ve 21 Ağustos’tan çok önce sarin gazı üretebilme kapasitelerine dair en az bir belgeye erişimim var.”

“Bu iddialar çok meşru iddialar. İnsanlar için ‘kaynakların isimsiz olması’ yapılabilecek en basit eleştiri. İsimlerini verirsem hepsi işini kaybeder. Herkes istediğini söyleyebilir.”

Makaledeki bazı iddiaları yalanlayan Beyaz Saray, Suriye muhaliflerinin kimyasal silah kapasitelerine ilişkin hazırlandığı belirtilen istihbarat raporu için de “Ne böyle bir rapor istenmiştir, ne de [onlar tarafından] hazırlanmıştır” demişti.

Hersh, Beyaz Saray’ın bu yalanlaması için de, “O zaman nasıl oluyor da ben makalemde onların ifadelerini kullanabiliyorum. Eğer benim elimde varsa ve ben onu kullanabiliyorsam, nasıl öyle bir belge olmadığını söyleyebilirler?” yanıtını veriyor.

ABD yönetiminin görüşünü mü yansıtıyor?

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Hersh, makalesinde referans verdiği belge dışında da belgeler olduğunu ve bu belgelerde ‘El Nusra’nın eğitimine MİT ve jandarmanın dâhil olduğuna’ ilişkin bilgiler yer aldığını da şu sözlerle ifade etti:

“Türkiye’de MİT ve jandarmanın, [El Nusra’nın] eğitilmesine, bu kimyasal silahları nasıl kullanacaklarını öğrenmelerine yardımcısı olduklarından şüphelenmek için bazı sebepler olduğu belirtiliyor.”

Hersh şöyle devam etti: “Bu belge Ağustos ayında geldiğinde gaz saldırısı gerçekleşti. Tek şüpheli Suriye ordusuydu. Ama normal, standart bir düşünce yapısında diğer tarafın da gaza sahip olduğu bilgisi varken, diğer tarafın da yapmış olabileceği düşüncesi de olmalıydı. Ama tek şüpheli Beşar Esad’dı.”

Seymour Hersh, “Makalede yer alan iddialar ABD yönetimindeki karar mercilerin görüşü mü, yoksa kaynakların bireysel görüşleri mi?” sorusuna da şu yanıtı verdi:

“Ben, ABD Başkanı’na giden ve Guta’nın doğusunda elde edilen sarinle, Suriye ordusunun mühimmat deposundaki sarinin aynı olmadığını söyleyen ABD Genelkurmay Başkanlığı’ndaki isimler hakkında yazıyorum. Dolayısıyla bunların yalnızca ‘dışarıdakiler mi’ yoksa ‘içeridekiler mi’ olduğuna siz karar verin. Tabi ki bunun hakkında konuşmayacağım.”

‘Savaşı Esad kazanır’

BBC’nin ‘The World Tonight’ adlı radyo programına da katılan Hersh, savaşın ‘uzun dönemde sonuçlarının ne olacağı’ sorusuna ise “Savaşı Beşar Esad kazanır ve Türkiye dahil bölge büyük bir karmaşaya sürüklenir” cevabını veriyor.

ABD’nin Suriye’ye askeri müdahaleye yanaşmaması üzerine, Ankara ve Washington arasında gerginlik yaşandığı algısı oluşmuştu.

ABD’nin, Suriye’nin elindeki tüm kimyasal silahları uluslararası topluma devretmeyi kabul etmesini ‘askeri operasyonu önleyecek bir gelişme’ olarak nitelemesini Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ‘kozmetik bir yöntem’ olarak eleştirmiş ve şu yorumu yapmıştı:

“Bugün böyle kozmetik bir yöntemle eğer geçmişte uygulanan o büyük suçu unutturmak adına nerede olduğunun tespit edilmesi bile aylar alacak olan bir kimyasal silahlar envanterinin çıkarılması veya devri gibi bir konuyla zaman kazandırılmaya çalışılırsa, Beşar Esad’ın bundan sonraki katliamlarına yeşil ışık yakılmış olur.”

Bağımsız Türkiye Komisyonu: Değişim kaçınılmaz

Türkiye’nin AB üyelik sürecini izlemek amacıyla kurulan Bağımsız Türkiye Komisyonu “Avrupa’da Türkiye: Değişimin Kaçınılmazlığı” başlıklı 3. raporunu yayınladı. Raporda, müzakere sürecinin yeniden canlandırılması gerektiğine vurgu yapıldı.

Açık Toplum Vakfı’nın desteğiyle Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecini izlemek amacıyla kurulan Bağımsız Türkiye Komisyonu’nun raporunda Haziran 2010 ile Ekim 2013 arasında müzakere sürecinde tek bir başlık açılmadığına dikkat çekiliyor:  “Müzakere sürecinde düşme hızına varan duraklama sadece AB’den kaynaklanmamaktadır, Türkiye de üzerine düşen sorumluluğu üstlenmelidir” görüşü yer alıyor.

bagimsiz_turkiye_komisyonu_emniyetteki_atamalar_gercekleri_ortme_hareketidir_h203258

Finlandiya eski Cumhurbaşkanı Martti Ahtisarı’nın başkanı olduğu Bağımsız Türkiye Komisyonu’nda Almanya, Saksonya Eyaleti eski Başbakanı Kurt Biedenkopf, İtalya Dışişleri eski Bakanı ve eski Avrupa Komisyonu Üyesi Emma Bonino, Hollanda Dışişleri eski Bakanı ve Avrupa Komisyonu eski Üyesi Hans van den Broek, Polonya Dışişleri eski Bakanı Bronislaw Geremek, London School of Economics and Politicak Science eski Direktörü Anthony Giddens, Münih Güvenlik Konferansı Başkanı ve Almanya eski Dışişleri Bakanı Wolfgang Ischinger, İngiltere Dışişleri eski Bakanı David Miliband, İspanya Dışişleri eski Bakanı, Avrupa Konseyi eski Genel Sekreteri ve Avrupa Komisyonu eski Üyesi Marcelino Oreja Aguirre, Fransa eski Başbakanı Michel Rocard, Avusturya Dışişleri eski Genel Sekreteri Albert Rohan ile Istituto Affari Internazionali Başkan Yardımcısı Nathalie Tocci yer alıyor.

İfade özgürlüğü ve insan haklarında geri adım 

Eski Büyükelçi Murat Sungar‘ın moderasyonunu yaptığı basın açıklamasında Ahtisari, Bonino, Rohan, van den Broek ile raportör Tocci raporu kamuoyuna açıkladı.

Siyasi Reformlar, Ekonomi, Enerji ve Dış Politika bölümlerinden oluşan raporda Türkiye’deki siyasi reformlarla asker-sivil ilişkilerinde iyileşme sağlandığı, Kürt Sorunu’nun çözümüne ilişkin önemli adımlar atıldığı ancak ifade özgürlüğü ve insan hakları konusunda duraklama ve geri adımlar yaşandığına dikkat çekiliyor.

Yenilenebilir enerjiye yönelme vurgusu 

Türkiye’nin bir enerji merkezi haline gelmesi gerektiğini ve bunun için Enerji faslının açılması gerektiğini vurgulayan raporda “yenilenebilir ve nükleer enerjiye yönelme” vurgusu yapılırken devam etmekte olan nükleer enerji ve hidroelektrik santrallere değinilmiyor.

Türkiye ekonomisinin küresel kriz ile Euro krizini atlattığı ancak cari açık sebebiyle küçük krizlere hassas hale geldiği tespitinin yapıldığı raporda ekonomik istikrar için müzakere süreçlerinin devam etmesinin önemi vurgulanıyor.

Raporda yer alan tespitler şöyle:

‘Vize muafiyeti Türkiye ile Avrupa arasındaki psikolojik engeli yıkacak’

AB süreci

* Kendini bir krizin içinde bulan Avrupa’da genişleme isteği pek kalmamıştı. Türkiye’nin katılım sürecinin yavaşlaması yalnızca AB’den kaynaklanan bir durum değildi. Bu durumdan kısmen Türkiye de sorumluydu.

* Vize muafiyeti Türkiye ile Avrupa arasında önemli bir psikolojik engeli yıkacak, AB-Türkiye gümrük birliği anlaşmasının işleyişini kolaylaştıracak ve AB-Türkiye ilişkilerini daha sağlam bir zemine oturtacaktır.

* Farklı siyasi ve toplumsal grupları altında toplayabilecek bir AB şemsiyesinin eksikliği Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı sancılı siyasi dönüşümde kendisini hissettirmiştir.

* Güvenilir bir katılım süreci olmadığı sürece Türkiye kendisini Avrupa Birliği ile işbirliği yapmaya ve uyumlu hareket etmeye zorunlu hissetmeyecektir.

* Ayrıca Türkiye ve bölgesindeki yeni gelişmeler AB çıpasına her zamankinden daha fazla gereksinim duyulduğunu göstermektedir.

‘Gezi yeni toplumsal sözleşme ihtiyacını gösterdi’

Siyasi reformlar

* Sivil-ordu ilişkileri açısından 2014 Türkiye’si geçmişteki durumuna göre çok farklı bir yerde duruyor ve ordu üzerindeki sivil denetim açısından Batı standartlarına yaklaşmış durumda. Ancak 2005 yılında fikirlerini şiddet içermeyen yollarla ifade etme suçundan cezaevinde bulunan kimse yok iken 2013 sonunda demir parmaklıklar arkasında 40 gazeteci vardı.

* Siyasi dinamikler yargıda bağımsızlığın ve tarafsızlığın ciddi biçimde zayıflamakta olduğuna dair kaygı verici işaretler vermektedir.

* Türkiye farklı siyasi güçler ve hükümet ile sivil toplumun önemli kesimleri arasında şiddetli kutuplaşmanın yaşandığı bir dönemden geçmektedir. Türkiye’deki siyasi kutuplaşmanın ilk kurbanı yeni sivil anayasa olmuştur.

* Gezi Parkı’nın gözler önüne serdiği şey, Türkiye’de müzakere açıklık ve hoşgörüye dayalı bir siyasi kültürü pekiştirecek yeni bir toplumsal sözleşmeye duyulan ihtiyaçtır.

‘İhracattaki artış ithalatın gerisinde kaldı’

Ekonomi

* Türkiye 2008’den bu yana küresel mali ve ekonomik krize karşı büyük bir dayanıklılık sergiledi. Ancak ihracattaki artış ithalat artışının gerisinde kalmış ve yüksek bir cari açığa neden olmuş, bu açık 2011 gibi istisnai büyüme yaşanan yıllarda Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde onuna kadar ulaşmıştır. Hükümetin piyasaların işleyişine günlük bazda yaptığı müdahaleler büyük artış göstermiştir.

* Türkiye’nin yapısal sorunları, bunları aşabilme olasılığı ve Türkiye ile AB ekonomileri arasındaki karşılıklı bağımlılık iç içe geçmiş olgulardır.

‘Türkiye güvenilir ve verimli enerji merkezi olabilir’

* Doğu Akdeniz’de, İsrail ve Kıbrıs’ta kısa süre önce bulunan doğalgaz da Türkiye ile AB’nin enerji çeşitlenmesi stratejisinde bir unsur haline gelebilir. Olası bir çözüm hem Kıbrıs’ta LNG tesisi kurulması hem de İsrail – Türkiye boru hattının inşası olabilir. Türkiye’nin güvenilir ve verimli bir enerji merkezi haline gelmesi tartışmasız olarak Kıbrıslı Rumların yararına olacaktır.

“24 ve 24. başlıklar açılmalı”

Öneriler

* Bağımsız Türkiye Komisyonu olarak ilişkilerin yeni bir ivmeyle ilerleyebilmesi için katılım müzakerelerinde yargı ve temel haklar ve adalet, özgürlük ve güvenlik fasılları olan 23 ve 24. başlıkların açılmasının çok iyi bir başlangıç olacağına inanıyoruz.

* İçinden geçtiğimiz çalkantılı dönemde istikrarlı, demokratik ve müreffeh bir Türkiye, hem Avrupa Birliği’nin hem de Türkiye’nin daha önce hiç olmadığı kadar yararınadır.

(Bianet/Yeşil Gazete)

Çernobil’den sonra ağaçlar çürüyemiyor

0

Yeni bir araştırma Çernobil nükleer felaketinin ekosisteme verdiği kalıcı zararı bir kere daha gözler önüne serdi. Araştırmaya göre, radyoaktif kontaminasyonun en yoğun Çernobil nükleer santralini çevreleyen Kızıl Ağaç ormanındaki ağaçlar çürümüyor.

Çernobil'den sonraki radyasyon oranları
Çernobil’den sonraki radyasyon oranları

Güney Carolina Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden, Fukuşima ve Çernobil araştırmaları yürüten Prof.Dr. Tim Mousseau‘nun yaptığı araştırmaya göre, ekosistemin önemli bir parçası olan ayrışma Kızıl Orman’da artık yaşanmıyor.

Ölmüş ağaçlar çürümeden duruyor

Araştırma için ekip radyasyonlu olmayan bölgelerden çeşitli ağaç yaprağı örnekleri alarak Kızıl Orman’a yerleştirdi. Dokuz ay sonra ormana dönen araştırmacılar yaprakların normal bir alana göre yüzde 40 daha az çürüdüğünü gözlemledi.

chernobyl

Üniversitenin raporunda ‘yapılan araştırma gösteriyor ki yüksek dozda radyasyon daha az çürümeye neden oluyor’ dendi. Bu durumun nedenleri arasında çürümeyi sağlayan söz konusu bakterilerin yokluğu gösteriliyor.

‘Yangın çıkasa radyasyon etrafa dağılır’

Araştırmanın başndaki Mousseau, nükleer felaketten yıllar sonra aynı şekilde kalan Kızıl Orman’la ilgili bir başka endişeden de bahsediyor:  ‘ormanda meydana gelebilecek yangınlar ağaçlarda ve diğer biyokütlelerde bulunan radyoaktif bulaşıklığın duman vasıtasıyla yaşam alanlarına gidebilecek olması endişe verici’

Ayrıca araştırmada nükleer kazadan sonra radyasyonun yayıldığı bölgeler ile diğer bölgeler karşılaştırıldığında, radyasyonlu bölgede kuşların daha küçük beyine sahip olduğu, ağaçların çok daha yavaş geliştiği, örümcek ve sineklerin de çok daha az bulunduğu belirtildi.

(Natureworlds.com/Yeşil Gazete)