Ana Sayfa Blog Sayfa 3947

Alakır’da yeni ÇED süreci başladı

Alakır Nehri üzerinde yapımı planlanan Dereköy HES’e karşı hukuk mücadelesi sürerken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yeni bir ÇED süreci başlatıldığını duyurdu. Yöre halkı yeniden başlatılan ÇED sürecinin Bakanlığın genelgesine bile uygun olmadığını ileri sürdü.

alakir-ve-koprucayda-buyuk-atlama_6929_dhaphoto2

Antalya’nın Kumluca ilçesinde bulunan Alakır Vadisi yaklaşık 10 yıldır HES tartışmalarıyla yatıp kalkıyor. Yaklaşık 70 kilometrelik vadi boyunca 8 adet HES yapılmak isteniyor. Bunlardan dördü tamamlandı, diğerleri ise proje aşamasında.

Mahkeme HES’i durdurdu

Beşinci HES olarak yapılmak istenen Dereköy HES’e karşı yöre halkı diğerlerinde de olduğu gibi dava açmıştı.evre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Dereköy HES için verdiği ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararını yargıya taşıyan yöre halkı, Antalya İdare Mahkemesi’nin 5 Mart 2014 tarihli yürütmeyi durdurma kararıyla nefes almıştı.

Ancak HES projelerine yönelik hukuki kazanımları delmek, yasaları dolanarak uygulamaları sürdürmek neredeyse gelenek haline geldi. Bunun son örneği de Dereköy HES için başlatılan yeni ÇED süreci. Reis Şirketler Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Dereköy Enerji şirketinin, mahkeme süreci devam eden HES projesi için Bakanlığa yaptığı başvurunun ardından yapılan duyuruda, Dereköy HES için yeniden ÇED süreci başlatıldığı belirtildi.

‘Vebali imza sahiplerinin olacak’

Alakır Derneği Başkanı Mehmet Başar, mahkemece durdurulan ÇED raporunun revize edilerek yeniden süreç başlatıldığını belirterek, “Yeni ÇED sürecine dayanak olarak, dönemin Çevre ve Orman Bakanlığı’nın 13/02/2009 tarih ve 2009/7 sayılı genelgesi gösteriliyor. Ancak yaptığımız incelemeler sonucunda, Dereköy HES projesi davasının ne kapsam ne de içerik olarak bu genelgenin sınırlarına sokulamayacağını tespit ettik. Ayrıca, izlenen yöntem de, söz konusu genelgeye uygun değildir. Sınırları ve izlenecek yöntemleri son derece açık olan genelgenin uygunsuz bir şekilde yorumlanması ile neden olunacak zararların vebali, ilgili imza sahiplerinin olacaktır” diye konuştu.

(antalyakorfez.com/Yeşil Gazete)

Taksim Dayanışması yargılaması başladı

Taksim Dayanışması üyelerinin “örgüt kurmak ve yönetmek” suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması başladı. Çağlayan Adliyesi’nde görülen davada 26 kişi yargılanıyor.

taksim dayanışma

Taksim Dayanışması üyeleri hakim karşısında. 26 kişinin yargılandığı Gezi davasında İstanbul Tabip Odası Eski Genel Sekreteri Dr. Ali Çerkezoğlu, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nden Yüksek Mimar Mücella Yapıcı, Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Beyza Metin, EMEP GYK Üyesi Ender İmrek ve HDK üyesi Haluk Ağabeyoğlu, ‘örgüt kurmak ve yönetmekle’ suçlanıyor.

Dava için ilk iddianame Gezi sürecinde özel olarak görevlendirilen Nazmi Okumuş tarafından hazırlandı. Ancak bu iddianame kabul edilmedi. İkinci iddianamede ise Ali Çerkezoğlu hakkında çıkarılan tüm arama kararları iptal edilmesine rağmen arama tutanaklarından delil üretilmeye çalışıldı.

Duruşma öncesinde Dayanışma üyeleri basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Taksim Dayanışması’nın kamu yararını, yurttaşların demokratik haklarını savunmak için kurulduğu belirtildi.

(Yeşil Gazete)

Hayvanları Koruma Kanunu Tasarısı’nda yunus ve sirk hayvanları yine esir

Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı bugün TBMM Çevre Komisyonu’nda görüşüldü. İlk beş maddesi kabul edilen tasarının kara ve su sirkleri ile yunus parklarını yasaklayacak maddesinde vazgeçildi. Hayvan hakları dernekleri karara tepkili.

sirk 2

Tasarının bugün kabul edilen ilk 5 maddesine göre, Hayvanları Koruma Kanunu’na, “güçten düşmüş hayvan”, “hayvan bakımevleri” ve “hayvan refahı” tanımları ekleniyor.

Ev hayvanını sahiplenen, satan veya ona bakan kişi, hayvanı hayvan refahına uygun olarak barındırmak, etolojik ihtiyaçlarını temin etmek, sağlığına dikkat etmekle yükümlü olacak.

Sahipsiz ya da güçten düşmüş hayvanların, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda öngörülen durumlar dışında öldürülmeleri yasak olacak.
Mahalli idareler, sahipsiz veya güçten düşmüş ev hayvanlarını hayvan bakımevlerine götürecek. Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların mikroçiple kayıt altına alındıktan sonra sahiplenmeleri esas olacak.

Hayvanlar üzerinde deneye şartlı izin

Hayvanlar üzerinde yapılacak deneysel çalışmalar, etik kurullarınca düzenlenen eğitim programlarına katılarak deney hayvanı kullanım sertifikası alan araştırmacılarca yapılacak. Deney hayvanlarının ithalat ve ihracatı izne tabi olacak. Bu izin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca verilecek.

Hayvan ticareti yasak

Üretim çiftlikleri haricinde ev hayvanı ticareti yapmak yasak olacak. Ancak akvaryum balıkları ve kuş türleri ticareti yapılabilecek. Bu hayvanların ticaretinin yapıldığı yerlerde, hayvanların sağlıklarının iyi, barındırıldıkları yerin temiz ve sağlık şartlarına uygun olması zorunlu olacak.

Sirk ve yunus parklarına yasak yok

AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in verdiği önergeyle, “hayvanların kullanıldığı kara ve su sirkleri ile yunus parklarının kurulması, işletilmesi ve gösteri yapılmasının yasak olduğuna” ilişkin düzenlemeden vazgeçildi.
Önergenin gerekçesinde, ülkede halen 9 yunus parkının hizmet verdiği belirtilerek, “Bu parklar ülke ekonomisine katkı sağlamalarının ötesinde, çok önemli sosyal ve kültürel rol üstlenmektedir. Ücretsiz yürütülen sosyal sorumluluk projeleriyle, zihinsel ve bedensel engelli çocuklarımızın rehabilite edilmesine katkıda bulunulmakta; çocuk esirgeme kurumlarından, yatılı okullardan, ilk ve ortaokullardan gelen çocuklarımız bu parklar sayesinde hayvan sevgisini tanımakta, deniz hayvanlarını yakından görme fırsatı elde etmekte, bu sayede çevreci bir bakış açısı kazanmaktadır” denildi.

STK’ların çoğu temsil edilmedi

CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur’un aktardığı kadarıyla, Çevre Komisyonu toplantısında STK’ların büyük bir çoğunluğu temsil edilmedi.
Komisyonda söz alan hayvan hakları derneklerinin temsilcileri, tasarıya ilişkin eleştirilerini dile getirdi. Tasarı ile hayvanların deneylerde kobay olarak kullanılabileceğini belirten temsilciler, “Yaşam parklarını hiç bir şekilde kabul etmiyoruz. Akademik kariyer yapılması için hayvanlar üzerinde deney yapılmasını istemiyoruz” dediler.

Eleştirilere yanıt veren Bakan Eroğlu, “Bu tasarı, dünyadaki bütün hayvan hakları kanunlarındaki uygulamaların en mükemmelidir. Avrupa’da ‘uyutma’ adıyla hayvanlar telef ediliyor ama biz hayvanlar üzerinde bilimsel amaçlı deneyler yapılmasını kontrol altına alıyoruz” dedi.

Bakan Veysel Eroğlu, “Hayvanların bütün bilgilerinin bilgisayara aktarılacağı sistem kurma aşamasında olduklarını” aktardı.

IŞİD’den Musul’da Türkiye Konsolosluğu’na baskın

Irak’ın ikinci en büyük şehri Musul’u ele geçiren Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanları, Musul’daki Türkiye Büyükelçiliği’ne baskın yaptı. IŞİD militanları, Konsoloslukta görevli tüm diplomatları rehin aldı. IŞİD’in Tikrit’e de girdiği öğrenildi.

MUSUL

Türkiye’nin Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz dahil 45′e yakın personelin rehin alındığı ve Musul’daki IŞİD merkezine götürüldüğü öne sürülüyor.

Ankara’da hareketli dakikalar yaşanıyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Musul’daki gelişmelerle ilgili bilgi almak üzere Dışişleri Bakan Yardımcısı Naci Koru’yu Çankaya Köşkü’ne çağırdı.

Başbakanlık kaynakları, Türkiye Başkonsolosluğu başta olmak üzere Musul’daki gelişmelerin yakinen takip edildiğini, önümüzdeki saatlerde Dışişleri Bakanlığı tarafından bir açıklama yapılacağını kaydetti.

Başbakanlık’taki zirveye katılan İçişleri Bakanı Efkan Ala ise toplantı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı ve IŞİD’in Türkiye Başkonslolsluğu’na baskını konusunda “Türkiye çıkarları doğrultusunda gerekeni yapacaktır” dedi.

Dün kaçırılan 28 TIR şoförüyle ilgili ise henüz somut bir bilgiye ulaşılmış değil. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu IŞİD’in Musul’u ele geçirmesi ve 28 kamyon şoförünün kaçırılması hakkında dün attığı twitlerde “TIR şoförlerinin durumu hakkında farklı kaynaklardan bilgiye ulaştıklarını, sağlıklarının iyi olduğunu” belirtti.

Tikrit’e de girildi

Musul’u ele geçiren IŞİD militanlarının Irak’ın eski lideri Saddam Hüseyin’in doğduğu şehir olan Tikrit’e geldiği belirtiliyor.

BBC’ye bilgi veren güvenlik güçleri IŞİD militanlarının Tikrit’te çatıştığını ve şehrin bazı bölgelerini kontrol altına aldığını söyledi.

BBC muhabirlerine bilgi veren görgü tanıkları ise, silahlı militanların şehre dört farklı noktadan girdiğini ve bir polis karakolunun ateşe verildiğini söylüyor

Barajsız bir Patagonya mümkün!

Patagonya coğrafyası ve kültüründe önemli bir yeri olan Baker ve Pascua nehirleri üzerinde planlanan beş barajlık mega proje iptal edildi. Dört yıllık mücadeleleri sonucunda zafere ulaşan doğa savunucuları kararı kutluyor.

pata

Şili’nin en yüksek idari organı olan Bakanlar Komitesi, Baker ve Pascua nehirleri üzerinde planlanan, ihtilaflara neden olan beş barajlık mega proje HidroAysén için verilmiş izinleri oy birliğiyle iptal etti. Benzeri pek görülmemiş devrim niteliğindeki bu karar, projenin 2011 yılında onaylanmasına temel oluşturan etki değerlendirmesinin yetersiz olduğuna hükmediyor ve projeyi iptal ediyor.

International Rivers’da yayımlanan ve Ali K. Saysel çevirisiyle Türkçeleştirilen habere göre Çevre, Sağlık, Ekonomi, Enerji-Madencilik, Tarım ve Turizm bakanlarının oluşturduğu bu komite, Patagonya Savunma Konseyi ve yerel yurttaşların projenin 2011 yılında onaylanan Çevresel Etki Değerlendirmesi raporuna karşı yaptığı otuz beş başvuruyu inceledi. Sürekli geciken toplanlantılar ve kararlarla üç yıldan uzun süren ve en nihayetinde yeni yönetime devredilen bu süreç sonunda alınan karar, HidroAysén’le ilgili teknik kusurları, usül hatalarını ve ayrıca projenin yapılması halinde Şili’nin en güzide bölgelerinden birinde ortaya çıkacak önemli etkileri tescil etmiş oldu.

Dört yıllık mücadele

El değmemiş Baker ve Pascua nehirlerini, Patagonya kültürünü ve topluluklarını korumak üzere başlayan taban hareketi uluslararası bir kampanyaya dönüşmüş ve ulusal bir çevre hareketini ateşlemişti. Son dört yıl boyunca Şilililer sokaklara dökülerek HidroAysén’in durdurulmasını talep etmişlerdi. Bu çağrı dünyanın çeşitli yerlerinde da yankılanmıştı. Bugünkü zafer, Patagonya için yeni parlak bir geleceğin yollarını döşeyen, Şili için gerçek bir sürdürülebilir enerji geleceği umutlarını yeşerten bu kalabalıklara ait.

pata 2
Patagonya nehirleri için verilen mücadele dört yıldır sürüyor

Patagonya Savunma Konseyi idari sekreteri Patricio Rodrigo kararla ilgil olarak: “Hükümetin HidroAysén projesinin reddiyle ilgili kesin kararı Şili çevre hareketinin en büyük zaferi olmasının ötesinde, güçlü bir toplumun taleplerini duyurması ve kendi çevresini etkileyen kararlara katılması bakımından da bir dönüm noktasıdır” dedi.

Devlet Başkanı Bachelet, seçim kampanyasında baraj projesinin durdurulacağı sözü vermişti.

Kulak verecek olursanız, HidroAysén’e veda partisi için Santiago’daki Plaza Italia’da bir araya gelen yüzlerce insanın sesini duyabilirsiniz. Kutlamalara siz de Facebook ve Twitter üzerinden #chaohidroaysen ve #patagoniasinrepresas hashtagiyle mesaj göndererek katılabilirsiniz.

 

 

 

 

(International Rivers/ bgst.org)

Japonya’ya giden heyetten izlenimler: “Onlar nükleere hayır dediyse Sinop halkına sormamız lazım”

Japonya’daki nükleer santraller hakkında bilgi almak amacıyla Japonya’ya giden Sinop heyeti, gezi ve incelemelerini tamamlayarak geçtiğimiz hafta Sinop’a geri döndü.

derici

Heyette yer alan Sinop Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Erol Derici bir basın toplantısı düzenleyerek Japonya’da yaptıkları incelemelerle ilgili değerlendirmede bulundu. Derici, sekiz günlük seyahat süresince yetkililerden sorularına cevap alamadıklarını belirten Derici, Japonya’da nükleer felaket sonrası santrallerin kapalı olduğunu hatırlatarak “Japonya’da halkın %66’sı Nükleer Santrallere ‘Hayır’ dediyse bizimde en azında Sinop halkına bir sormamız lazım. Sinop’ta da referandum yapılması lazım” dedi.

23 Mayıs – 1 Haziran 2014 tarihleri arasında Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) girişimiyle, aralarında Sinop Valisi Yavuz Selim Köşger ve Sinop Belediye Başkanı Baki Ergül’ün de yer aldığı bir heyet Japonya ve Güney Kore’de temaslarda bulundu.

Heyette yer alan Sinop Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erol Derici sekiz günlük bilgilendirme gezisini ve Tokai şehrindeki nükleer santrale yaptıkları gezinin ayrıntılarını açıkladığı bir basın toplantısı gerçekleştirdi.

Heyetin ‘Nükleer Güç’ konulu sunuma katıldığını ve bazı nükleer santralleri gezerek bilgi aldıklarını belirten Derici, gezinin gerekçesinin “Sinop’a yapılması düşünülen Nükleer Santral’in araştırılması ve Japon firması olan Japon Sumitomo Rubber İndustries Çankırı İline yapacağı 550 milyon dolarlık yatırım” olduğunu belirtti.

“Nükleer santral yakınındaki köylülerle konuşamadık”

Sinop’a yapılması düşünülen nükleer santral reaktörlerinin yapıldığı yerleri ziyaret ettiklerini belirten Derici; “Ben orada şunu gördüm; Japonlar çok araştırmacı insanlar, ama bir şey var hepsi aynı şeyi söylüyor. Çeşitli sorular sordum. Aynı çerçevenin dışına çıkmadılar. Ayrıca nükleer santrallerde fotoğraf çekemedik ve santralin yakınındaki köy halkıyla konuşamadık. Japonya’da şu anda 48 tane nükleer santral var. Ama hepsi kapalı. Fukişima’da 2011 yılında meydana gelen kaza sonrasında yapılan referandum sonucu hepsini kapatmışlar. Şimdi yeniden açmak için ek önlemler alıyorlar. Ayrıca Nükleer Santrallerde en fazla 500 kişi istihdam ediyor ” dedi.

Fotoğraf: habervitrini
Fotoğraf: habervitrini

Japonya’da bilgi veren heyetin bazı şeyleri sakladıklarını savunan Derici, “Türkiye’de yapacağınız nükleer santral eski tip diyoruz, yenileştirdik diyorsunuz bununla ilgili ne yaptınız’ diye sorduk. Bize, onaylanırsa ATMEA1 tipi bir reaktör yapacaklarını, bu reaktörde de birtakım yenilikler yaptıklarını söylediler. Yani radyasyonlu suyun dolaşım alanını kısalttıklarını, soğutmayla ilgili bir takım planlamalar yaptıklarını belirtiyorlar, önceden bir kaza anında reaktörü soğutmak için 3 tane jenaratör kullanıyorduk şimdi 4 tane kullanıyoruz birde yedekte var 5 tane kullanıyoruz yani yeni reaktör dedikleri bu” dedi.

Japonya’nın yüzde 66’sı nükleer santrale hayır dediyse Bizim de Sinop Halkı’na sormamız lazım” diyen derici, Sinop’ta referandum yapılması gerektiğini vurguladı.

(Yeşil Gazete)

Trakya’ya santral planına yargıdan ‘dur’

Danıştay, Trakya’da bir nükleer ve beş termik santral yapımını içeren Trakya Bölge Planı değişikliğini oybirliğiyle durdurdu.

Santrallerle ilgili olarak Yüksek Mahkeme, daha önce verdiği yürütmeyi durdurma kararını uygulamayan davalı bakanlığın işlemleri için bir kez daha yürütmeyi durdurdu, keşif için bilirkişi heyeti atayacak.

iğneada

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na karşı TMMOB, Edirne Çevre Gönüllüleri Birliği ve kendi adına dava açan avukat Bülent Kaçar, ‘Plandaki küresel ölçek ve küresel ekonomi saptamalarıyla amaçlanan, Trakya topraklarının, doğasının talan edilip, küresel sermayeye ve enerji lobisine açılmasıdır. Bu karar hukukun zaferidir, bakanlık gereğini yerine getirsin’ dedi.

Yüksek Mahkeme, daha önce verdiği yürütmeyi durdurma kararını uygulamayan davalı bakanlığın işlemleri için bir kez daha yürütmeyi durdurdu, keşif için bilirkişi heyeti atayacak.

TMMOB avukatı Bülent Kaçar, 24 Ağustos 2009 günü onaylanan 1/100.000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı’na itiraz etti. Yasal sürede yanıt alamayınca, planın ve 1 Temmuz 2010 tarihli onayla yapılan değişikliklerin yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay 6. Dairesi’nde dava açtı.

“Ormanları, körfezi ve tarım arazilerini etkileyecek”

Danıştay 3 Temmuz 2012’de planın yürütmesini, 217 sayfalık bilirkişi raporuna göre şehircilik ilkeleri ve kamu yararına aykırı olduğu gerekçesiyle durdurdu. Davalı bakanlık kararı uygulamak yerine, itiraz edilen içeriğe dokunmayan küçük değişikliklerle 5 Haziran 2013’te planı onayladı. Danıştay TMMOB ve Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği adına bu plana açılan davada 1 Ekim 2013 günü bir kez daha durdurma kararı verdi.

Davacılar avukatı Bülent Kaçar durdurma kararının da uygulanmaması üzerine dava açtı. Dava gerekçesinde, “plan değişikliği yapılırken, ilgili kurullardan sit alanları ile kültür ve tabiat varlıklarının, plan değişikliğinin öngördüğü yatırım ve faaliyetlerden zarar görüp görmeyeceğine dair görüş alınmadı, halkın katılımı ilkesi göz ardı edildi” ifadeleri yer alıyor. Kaçar şu ifadeleri kullandı:

“Plan değişikliği ile yasal zemin hazırlanan Marmara Ereğlisi, Şarköy, Malkara, muhtemel Kıyıköy ve İğneada Termik Santralleri, İğneada Nükleer Santrali, halk sağlığı ve doğa açısından son derece tehlikeli. 2004 üniversite bölge planı ve 2009 bakanlık bölge planında yer almayan santralleri plan değişikliği ile hüküm altına alanlar, atmosfere saldığı SO2 ve NOx gazların ve asit yağmurlarının oluşumundan sorumlular. Hiçbir filtre, termik santrallerin NOx, CO, O3 gibi atıklarını filtre etmez. Termik santraller, sağlığı zedeleyen, hastalık ve ölümlere yol açan yapılardır.

Plan değişikliği işlemi ile Malkara ve Şarköy’de kurulacak olan termik santraller, mavi bayrağı hak eden Şarköy’ü, Marmara Denizi’ni, resmi koruma altındaki saklı cennet Uçmakdere’yi, SİT alanı Gaziköy’ü, binlerce dönüm üzüm bağı ve zeytinlikleri mahvedecek, bölge turizmi yok olacak, hava, toprak ve su kirliliği meydana gelecektir.

Kurulacak santraller Saros Körfezi’ni, Koru Dağı’nı, ormanları, tarım ve yerleşim alanlarını, bölge turizmini etkileyecek. Plan hazırlayıcıları Saros Körfezi’nin 2010’da Bakanlar Kurulu’nca Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edildiğini unutmuş.

Yine bölgedeki deprem olasılığı, üzerinde bulunduğu Ganos Fay hattının aktif olduğu hiç gözetilmedi. Plan, Enerji Üretim ve Depolama, Kentsel Yerleşme alanları olarak gösterilen tarım alanlarını yapılaşmaya açıyor. İtirazlarımızın kabulü ile usul ve hukuka, hukukun üstünlüğü ilkesine, insan haklarına, çevre hakkına, kamu yararına ve yasal mevzuata aykırı Plan Değişikliğinin ve Plan hüküm ve notlarının iptaline karar verilmesini dileriz.”

(emlakeki.com/ Yeşil Gazete)

Virunga milli parkında petrol araması durduruldu

İngiliz petrol arama şirketi Soco, Afrika’nın en eski milli parkı olan Virunga’daki petrol arama çalışmalarına son vereceğini ve bundan sonra da UNESCO Dünya Miras Listesi’nde bulunan hiçbir yerde çalışma gerçekleştirmeyeceğini açıkladı.

Virunga National Park, Democratic Republic of Congo

Virunga, dünyada sadece 900 bireyi kalan ve nesli kritik derecede tehlike altında olan dağ gorilleri gibi nadir türlere ve paha biçilmez bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda 50.000’den fazla ailenin geçimi, parkın içindeki Edward Gölü’ne bağlı.

Doğal Hayatı Koruma Derneği (WWF) bir süredir Soco’nun, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde bulunan Virunga Milli Parkı’ndaki tartışmalı petrol araştırma operasyonlarını durdurması için kampanya yürütüyordu. Kampanyaya 750 bin kişi destek olmuştu.

WWF’in Ekim 2013’te Soco hakkında şikâyette bulunduğuna dikkat çeken WWF Genel Direktörü Marco Lambertini, “Bugün gezegenimiz için bir zafer günü. Bu başarı, Virunga üzerindeki bu büyük baskıyı kaldırmak için uğraşan Kongolu hükümet yetkililerinin, aktivistlerin ve dünyanın her yerinden kampanyaya destek veren insanların. Şimdi, Kongo hükümetinin -UNESCO’nun talep ettiği gibi- Virunga’nın bu evrensel değerini korumak için parktaki tüm petrol arama izinlerini iptal etmesinin tam zamanı” dedi.

Bu ayın sonunda hükümetler, Virunga Milli Parkı, Avustralya’daki Büyük Bariyer Resifi, İspanya’daki Doñana Milli Parkı gibi birçok alanın koruma statüsünü tartışmak için UNESCO Dünya Miras Komitesi Toplantısı’nda Doha’da bir araya geliyor.

(WWF/Yeşil Gazete)

Pınar Selek’e müebbeti Yargıtay bozdu

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Mısır Çarşısı davasında yerel mahkeme tarafından Pınar Selek’e verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını bozdu. Bu,Pınar Selek davasının devam ettiği 16 yıl içinde gerçekleşen üçüncü Yargıtay bozma kararı.

pınar seleke

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Mısır Çarşısı davasında yerel mahkeme tarafından Pınar Selek’e verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını bozdu.
Ceza Dairesi Başkanı Ekrem Ertuğrul, Pınar Selek hakkındaki yerel mahkeme kararının esası incelenmeden usulen bozulduğunu bildirdi

Pınar Selek hakkında verilen kararlar, daha önce iki defa daha Yargıtay tarafından bozulmuştu.

1998 yılında Mısır Çarşısı’nda 7 kişinin öldüğü, 127 kişinin yaralandığı patlamaya ilişkin yargılanan sosyolog Pınar Selek, bu yılın ocak ayında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, bu kararı esas ve usülden bozdu. Pınar Selek’in avukatlarının katıldığı duruşmayı, Selek’in yakınları da izledi.

Ertuğrul, ceza genel kurulu kararlarına karşı başsavcılığın itirazı olmadığı sürece, yerel mahkemece direnme kararı verilemeyeceğini belirterek, yerel mahkemenin kararın hukuki yanılgı sonucu verildiğinin belirlendiğini ifade ederek, “sair yönleri incelenerek bozma kararı verildiğini” kaydetti.

Yurt dışında yaşayan Selek, bir kez daha İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.

(Yeşil Gazete)

SPOD ve Mersin LGBT 7Renk aktivistlerinden ilçe belediyelerine ziyaret

Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği‘nin (SPOD) LGBTİ bireylerin Kentli Hakkı konulu toplantılarının Mersin ayağı Akdeniz, Mezitli ve Yenişehir Belediyeleri’nin ziyaret edilmesi ile tamamlandı. Mersin LGBT 7Renk‘in ev sahipliğinde Akdeniz Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren İştar Kadın Merkezi‘ni de ziyaret eden SPOD’dan Sezen Çakmak ve Deniz Selin Şapka idarecilerden LGBTİ bireylerin kent yaşamına daha fazla katılımını sağlamak için yapılması gerekenler konusundaki taleplerini iletti.

Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Yüksel Mutlu, “Kültür Merkezi bünyesinde LGBTİ bireylere yönelik bir bölüm açabiliriz”

Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Yüksel Mutlu (solda) SPOD aktivisti Sezen Yalçın (en sağda) ve Mersin LGBT 7Renk aktivisti (siyah tişötlü) Elif Tuna Şahin ile LGBTİ bireylerin sorunlarını konuşuyor
Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Yüksel Mutlu (solda) SPOD aktivisti Sezen Yalçın (en sağda) ve Mersin LGBT 7Renk aktivisti (siyah tişötlü) Elif Tuna Şahin ile LGBTİ bireylerin sorunlarını konuşuyor

Pazartesi günü (9 Haziran) son yerel seçimler öncesi “LGBTİ Dostu Belediyecilik Protokolü”nü de imzalamış olan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Yüksel Mutlu’yu ziyaret etti. Mersin LGBT 7 Renk Derneği adına konuşan dernek yetkilisi ve aktivist Tuna Şahin, Mersin’de son dönemde özellikle trans kadınlara yönelik nefret saldırılarının yoğunluğuna işaret ederek saldırıya uğrayan bireylerin ya da çocuğu LGBTİ olan ailelerin başvurabileceği bir kurum olmadığını bu süreçlerin takibi için Akdeniz Belediyesi’nde İŞTAR Kadın Merkezi gibi bir LGBTİ Merkezi kurulabileceğini belirtti. Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Yüksel Mutlu ise Belediyenin 5 yıl içerisinde mutlaka gerçekleştirmeyi hedeflediği bir Kültür Merkezi projesi olduğunu, bu merkez kapsamında LGBTİ bireylerin de kendilerini ifade edebileceği bir bölüm olabileceğini ifade etti.

Yenişehir Belediyesi Başkanı İbrahim Genç, “İlçemizde ikinci kadın sığınma evini de yakın zamanda faaliyete geçireceğiz”

Yenişehir Belediye Başkanı, SPOD ve Mersin LGBT 7Renk aktivistleri ile birlikte. Soldan sağa Elif Tuna Şahin (7Renk), Yağmur Arıcan (Yedirenk), Başkan İbrahim Genç, Deniz Selin Şapka (Spod), Gizem Ondokuz (7Renk) ve Sezen Yalçın (SPOD)
Yenişehir Belediye Başkanı, SPOD ve Mersin LGBT 7Renk aktivistleri ile birlikte.
Soldan sağa Elif Tuna Şahin (7Renk), Yağmur Arıcan (Yedirenk), Başkan İbrahim Genç, Deniz Selin Şapka (Spod), Gizem Ondokuz (7Renk) ve Sezen Yalçın (SPOD)

Salı günü (10 Haziran) Yenişehir Belediyesi Başkanı İbrahim Genç ile görüşen SPOD ve Mersin LGBT 7Renk aktivistleri Belediye Başkanı’na LGBTİ bireylerin taleplerini iletti. LGBTİ bireyleri olarak burada bulunmalarının bile önemli olduğunu belirten Mersin LGBT 7Renk Derneği Başkanı Yağmur Arıcan özellikle belediye personeline LGBT kavramını, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini aktarabilmek için Başkan Genç’den kendilerine yer ve peronele bu eğitime katılımı yönelik teşvik istedi. İstanbul’da LGBTİ dostu ilçe belediyeleri ile yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren SPOD aktivisti Sezen Yalçın özellikle kadın sığınma evlerinden LGBTİ bireylerin de faydalanması yönünde çalışmalar yapılmasını talep etti. Yenişehir İlçesinde ikinci kadın sığınma evinin inşaatının devam etmekte olduğunu aktaran Yenişehir Belediyesi Başkanı İbrahim Genç, Yalçın’ın bu talebini olumlu karşılayarak LGBTİ bireylerin taleplerinin Kent Konseyi kanalı ile Belediye Meclisi’ne iletilmesi durumunda daha sağlıklı çalışmalar yapılabileceğini ifade etti.

SPOD’un LGBTİ Bireylerin Kent Hakkı konusu ile ilgili belediye ziyaretleri Mersin’in ardından Adana’da devam edecek.

(Yeşil Gazete)