Ana Sayfa Blog Sayfa 3746

Ermenistan’ın soykırımın 100. yılında Eurovision parçası “İnkar etme”

Ermenistan, Mayıs ayında Viyana’da yapılacak olan 60. Eurovision Şarkı Yarışması’na, soykırımın 100. yılı anısına özel bir performansla katılıyor. Ermenistan’ın yanı sıra beş kıtadan Ermeni sanatçıların sahneye çıkacağı performansta seslendirilecek olan şarkının adı, ‘Don’t Deny It’ (İnkâr etme).

22

Türkiye’nin 2016’da Eurovision Şarkı Yarışması’na döneceği haberleri gündemi meşgul ederken, bir başka haber de Ermenistan’dan geldi. Yarışmanın resmî sitesi eurovision tv’de yayımlanan açıklamaya göre, 2006’dan beri Eurovision katılımcısı olan Ermenistan, soykırımın 100. yılında, ‘Genealogy’ (Soy Ağacı) adlı, özel bir performans hazırlıyor.

Viyana’daki sahne şovunda Ermenistan adına yarışacak olan şarkıcıya, Asya, Avrupa, Amerika, Afrika ve Avustralya kıtalarından birer Ermeni şarkıcı eşlik edecek. Sanatçı sayısı ve performansın koreografisi, soykırımın 100. yılı anmalarında uluslararası sembol olarak kullanılan unutma beni çiçeğinden ilhamla hazırlandı. Beş şarkıcı çiçeğin birer yaprağını simgelerken, merkezde Ermenistan’dan katılan şarkıcı yer alacak.

Ermenistan’ın Euvorision’daki mesajının ‘barış, birlik ve hoşgörü’ olacağı vurgulanırken, farklı coğrafyalardan seçilecek şarkıcıların, 1915’te dünyaya dağılmış Ermenilerin birlikteliğini hatırlatacağı ifade ediliyor.

19, 21 ve 23 Mayıs 2015’te yapılacak olan Eurovision’a Ermenistan adına katılacak sanatçıların adları henüz açıklanmadı.

(Agos)

Kalbiniz yok, beyniniz cılk – Ümit Kıvanç

Bu gidiş gerçekten gidiş değil. Kim neyi kazanırsa kazansın herkes için kötü olacak. Oluyor da zaten. Küçümseme eğilimi yaygın: Vicdanla merhametle duyguyla ne olurmuş ki! Evet, bu devirde bunlarla her şeyi değiştireceğini sanmak aşırı naiflik olabilir. Bunlar olmayınca nasıl bir hayata süreklenildiğini ise her fırsatta görüyoruz. Rezilce bir hayat bu.

ABD’nin Kuzey Carolina eyaletinin Chape Hill kentinde, Craig Stephen Hicks adlı bir katil, Kuzey Carolina Üniversitesi öğrencisi üç Müslüman genci vurdu, öldürdü. 23 yaşındaki Deah Bereket, bir ay önce evlendiği eşi, 21 yaşındaki Yusor Muhammed ve onun kardeşi, 19 yaşındaki Razan Muhammed Abu-Salha, yaşadıkları evde öldürülmüş halde bulundular.

14

Katilin gençleri Müslüman oldukları gerekçesiyle öldürdüğü söyleniyor. Kendi beyanına göre, “Eşitlik için Ateistler” diye bir grubun destekçisiymiş.

[ EK / 18:08 / Hicks’in Facebook sayfasından alınma bir Hitler’li caps’i aktarmış ve üzerinde Hıristiyanlığı öven yazılar bulunduğu için bunun Hicks hakkında kafa karışıklığı yarattığını söylemiştim. Ancak sonra başka caps’ler de ortaya çıktı –@ozaneking‘e teşekkürler- ve Hicks’in Nazizm ile Hıristiyanlığı yanyana getirip ikisine de laf ettiği anlaşıldı. Düzeltmek için caps’i kaldırdım, bu açıklamayı koyuyorum. ]

ABD’nin büyük haber kanalları olayı haberleştirmek, haberi öne çıkarmak için saatlerce beklemiş. Bunları araştırmaya elim gitmedi, açıkçası; hepsini sorgulamaksızın kabul ederek devam ediyorum.

“Bugün ne olmuş etrafta?” diye bakar bakmaz karşıma bu katliam, ama ondan önce, bunu kendilerini meşrulaştırma, birilerine saldırma vesilesi yapmış vicdansızlar çıktı. “Katil ateistmiş!”, “Haydi bakalım! Ne diyecek ateistler!”, “Ateizmin fıtratında var mı diyecekler!”, “İşte!..” Böyle şeyler okudum. Bunların karşısında, bu işi bir Müslüman eylemci yapmış olsa ortalığı ayağa kaldıracak olanların suskunluğu.

Roboski’de otuz dört insan savaş uçaklarınca paramparça edilmiş, Türk basını haberi vermek için on küsur saat beklemiş, buna tek laf etmeyip katillere kol kanat geren hükümeti savunmak için kendini paralayanlar, şimdi ABD basınının bekleyişini âdetâ sevinçle kendilerine bayrak yapıyor. “Je suis Charlie” selfie’si çektirme yarışına girenlerse, gencecik üç insanın katledilmesini görmüyor duymuyor.

Dünyayı Müslüman-ateist diye iki takım ve bunların taraftarlarından ibaret saydıkları izlenimini veren birileri, bu katliamdan ötürü gizleyemedikleri bir sevinç içinde. Neye seviniyorsunuz? Biri size “ateizm güzel ahlâktır” mı demişti? Herhalde başkalarının suçunun kendi ellerindeki, içlerindeki kiri temizleyeceğini sanıyorlar.

Bir de, “katile terörist densin” talebi, “diyemezsiniz ki!” acayipliği var. Meselâ ben demem. “Terörist”, devlet ağzıdır. Katil, derim, alçak, derim, kendimce en ağır laf neyse onu derim. Olmuyor mu? İlle de “terörist” kavramının kullanılmasını isteyenler, devletle, hükümetle içiçe geçmenin sonuçlarının bünyelerinde yarattığı tahribatı görmeli.

Haklı oldukları tek nokta, Türkiye’de birisine katil demenin aslında pek bir şey demek olmadığı. Katliamlara katılmış, arka çıkmış, mütemadiyen insan -ve çocuk!- öldüren bir devleti savunmaya çalışmaktan vicdanları hurdaya çıkmış birilerini katil lafı kesmez haliyle. Efendileri gibi, terörist tabirinin kullanılmasını istiyorlar. Üç Müslüman genci öldüren alçak eğer bir örgüte bağlıysa, “herife terörist densin” talebinin yine de bir manası olur. Ama hayatı boyunca kimse için bu kavramı kullanmamış birileri neden bu adam için kullansın ki?

Müslümanları bağımsız bireyin, özgürlüğün düşmanı olarak gören öbür vicdansızların tepkisizliği de çok şey anlatıyor. Bu seçilmiş görmez duymazlığınla, vicdansızlığında sen bağımsız olsan kaç yazar? Özgür olmuşsun olmamışsın, bana ne. Charlie olsan kaç yazar olmasan kaç… Senin yerin, özgürlüğünün bağımsızlığının son zerresine de göz dikmiş mütehakkim din tüccarlarının yanıdır. Birbirinizin hayatına azıcık anlam katıyorsunuz hiç değilse.

Yine de, bir umut, içimden geçeni yapıp herkese sövmek yerine, şöyle bitireyim: Azıcık çenenizi kapatıp, iki adım geri çekilip, şu yukarıdaki fotoğrafa bakın ve hiç değilse hep beraber beş dakika susmayı becerin.

Bu yazı riyatabirleri.blogspot.com.tr/ den alınmıştır

Ümit Kıvanç

 

 

Ümit Kıvanç

HDP’den Mehmet Tarhan’a destek, “Askeri mahkemenin verdiği kararı kınıyoruz”

HDP, vicdani reddini açıkladığı için AİHM’in Türkiye’yi bu konuyla ilişkin mahkum eden kararının hiçe sayılarak HDP PM üyesi Mehmet Tarhan’a askeri mahkeme tarafından verilen hapis ve para cezasını yazılı bir açıklama ile kınadı.

17

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Saruhan Oluç imzası ile yayınlanan kınama metninde Tarhan ile ilgili AİHM süreci belirtilerek Askeri Mahkemnin, vicdani ve total redde olanak tanıyan AİHM kararlarıyla birlikte din ve vicdan özgürlüğü hakkını tanıyan Türkiye anayasasını da görmezden geldiği vurgulandı

HDP tarafından yayınlanan kınama metni şu şekilde;

Mehmet Tarhan’a verilen cezayı kınıyoruz…

Mehmet Tarhan
Mehmet Tarhan

Sivas Askeri Ceza Mahkemesi tarafından PM Üyemiz, vicdani retçi Mehmet Tarhan’a verilen cezayı kınıyoruz.

Sivas Askeri Ceza Mahkemesi daha önce AİHM’nin Türkiye’yi mahkum eden kararına rağmen Mehmet Tarhan’a 15 ay hapis ve 9.000 lira para cezası verdi. AİHM, Mehmet Tarhan’ın 2005 yılında tutuklu kaldığı süreçte yaşadıklarına ve vicdani ret hakkına dair başvurusuna istinaden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ihlal edildiğine karar vermişti.

Askeri Mahkeme, vicdani ve total redde olanak tanıyan AİHM kararlarıyla birlikte din ve vicdan özgürlüğü hakkını tanıyan Türkiye anayasasını da görmezden gelmiştir. Sivas Askeri Ceza Mahkemesi’nin bu kararı Türkiye’deki hukuk sistemi garabetinin bir parçasıdır.

Kışla toplumu hevesinin giderek artmakta olduğu günümüzde devletin itaat etmeyenler karşısındaki inadı oldukça manidardır. İnsanları zorla silah altına almaya çalışmak, vicdani ret hakkını kullanmak isteyenleri cezai yaptırımlarla sindirmeye çalışmak açık bir insan hakları ihlalidir. Yapılması gereken Mehmet Tarhan’ın ve tüm vicdani retçilerin peşinin bırakılması, vicdani reddin hayata geçirilmesidir. Bu konuda verdiğimiz kanun teklifinin gündeme alınarak yasalaşması, benzeri durumdaki herkesi ve bir bütün olarak tüm toplumu rahatlatacaktır.

Halkların Demokratik Partisi olarak, dayatmalara ve her türlü şiddete karşı yıllardır direnen PM Üyemiz Mehmet Tarhan’ın vicdani ret hakkı için verdiği siyasi ve hukuki mücadelesinin yanında olduğumuzu duyuruyoruz.

Saruhan Oluç

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı”

(Yeşil Gazete)

Bol Kar, Az Kış – Cenk Demiroğlu

İklim değişikliği, her geçen sene olduğu gibi bu sezon da kış sporları faaliyetleri ve başta turizm olmak üzere ilgili sektörleri olumsuz etkilemeye devam ediyor. Ülkemizde, geçtiğimiz sezona kıyasla kar açısından çok daha bereketli bir hava yakalansa da, özellikle batı kesimlerde bol ancak geç gelen kar, koca bir Aralık ayının son derece boş geçmesine neden oldu. Üstelik bu duruma, Palandöken’deki bir istisna hariç, yapay karlama sistemlerine yeni yatırım yapan bazı merkezlerimiz de maruz kaldı. Zira yeterli yağış olmadığı gibi, bu sistemlerin kar yapmasını sağlayacak soğuklukta havalara da kavuşamadık.

Kuzeybatı Anadolu’da bir kayak merkezi, 3 Ocak 2014.
Kuzeybatı Anadolu’da bir kayak merkezi, 3 Ocak 2014.

Yurt dışındaki merkezlerde ise farklı senaryolar söz konusu. Alpler’de kış geç geldi, fakat büyük oranda yapay karlama sistemlerini hayata geçirmiş olan bu dev destinasyon, insan eliyle de olsa sezonunu zamanında açabildi. Kuzey Amerika’da ise durum enteresan. Pasifik kıyısındaki eyaletlerde kuraklık had safhada. Oregon ve Kaliforniya’da sekiz büyük kayak merkezi sezon ortasında kepenk kapatmış durumdayken, ABD’nin kuzeydoğusunda ve özellikle Göller Bölgesi çevresinde kutup girdabı fenomeninin tekrar kendini göstermesiyle göller üzerindeki buharlaşmanın karşılaşması sonucu, çok ciddi miktarlarda kar yağışı oluştu.

Peki iklim değişikliğinin kayak merkezlerine olumsuz etkilerini inceleyen onlarca bilimsel yayın ortadayken arada bir normalleri aşan kar yağışlarına rastlamak, olumsuz etki hakkındaki genel kanı ile çelişmez mi? Bence hayır. Hatta bu kar yağışlarındaki artışın da ana sorumlusunun ısınma olabileceğini gösteren önemli çalışmalar (1, 2) da mevcut. Bu takdirde kış turizmi sektörü ısınmaya bağlı iklim değişikliklerinden korkmamalı mı? Ne de olsa bu eğilim, kar yağışlarında da bir artış sağlıyor ve kimi kayak merkezlerini bol kara gömebiliyor. Ancak kazın ayağı öyle değil. Çünkü çeşitli hesaplamalar, tek seferdeki kar yağışı miktarlarında artışlar öngörürken, toplam kar yağışında ve zamanlamasında bir daralma da tespit ediyor. Sezon öncesi ve sonrası yeterli kar örtüsünün olmaması, özellikle Batı dünyasında kış turizmi için popüler sayılan Noel ve Paskalya dönemlerine denk geldiğinde, işin finansal maliyeti çok daha fazla oluyor. Genelde sezon ortasında yağan bol kar ise, belki ilk başta taze toz kar meraklısı sporcuları dağlara çağırıyor, ancak beraberinde yol açma ve pist düzeltme maliyetleri ile çığ risklerini de getiriyor. Kaldı ki, ısınmaya bağlı bu kar yağışı fenomeninin ömrü pek de uzun olmayacak gibi. Muhtemelen 30-40 sene içerisinde birçok bölge bu maliyet ve risk getiren ancak yine kış sporlarına doğal zemin sağlayan yağışlara da hasret kalacak.

Bu yazı havadelisi.com/ dan lınmıştır

 

Osman Cenk Demiroğlu

 

Dr. Osman Cenk Demiroğlu

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi
Mercator-İPM Araştırmacısı

Galatasaray’da tokat krizi

Galatasaray Basketbol Şubesi’nde koç Ergin Ataman’ın tokat attığı Göktürk Gökalp Ural ile babası Basketbol Federasyonu yetkililerin şikayet dilekçesi verdi.

16

Sarı-kırmızılı kulübün erkek basketbol şubesinde yaşanan ‘tokat’ skandalı büyüyor. Aynı zamanda A Milli Takım Başantrenörü olan Ergin Ataman’ın 19 yaşındaki oyuncuya tokat attığını doğrulması sonrası şaşkınlık yaratan olay federasyona taşındı.

Galatasaray Liv Hospiatal oyuncusu Göktürk Gökalp Ural ile babası, Türkiye Basketbol Federasyonu’na (TBF) giderek, sarı-kırmızılı takımın koçu Ergin Ataman’ı şikayet etti.

Deplasmanda 66-61 kaybedilen NSK Eskişehir Basket maçından sonra sinirlerine hakim olamayan Ataman, soyunma odasında genç oyuncuya tokat atmış ve kadro dışı bıraktığı Ural’ı genç takıma geri göndermişti.

Almanya’da Biofach Organik Tarım Fuarı günleri

Dünyanın önde gelen fuarlarından Uluslararası Organik Tarım Fuarı (Biofach) Almanya’nın Nürnberg kentinde başladı.

15

15 Şubat’a kadar devam edecek fuarda 2 bin 300’den fazla kuruluş ürünlerini sergiliyor. Organik tarımın yanı sıra Vivaness adı altında doğal kozmetik ürünler de tanıtılıyor. Almanya Tarım Bakanı Christian Schmidt, tarım sektörü temsilcilerini ve çiftçileri daha fazla yöresel organik ürün üretmeye davet etti. Schmidt, bu alanda henüz potansiyelin mevcut olduğunu söyledi.

Almanya’da organik ürünler pazarı büyümeye devam ediyor. Pazar geçen yıl 2013’e kıyasla yüzde 4,8 oranında büyüdü. Ülkede geçen yıl 8 milyar euro değerinde organik ve ekolojik ürün tüketildiği belirtiliyor.

(Deutsche Welle Türkçe)

ABD’de aynı aileden üç Müslüman evlerinde öldürüldü

ABD’de Kuzey Carolina eyaletine bağlı Chapel Hill kentinde Müslüman bir aileden üç kişi, evlerinde öldürüldü. Polisin cinayetlerle ilgili olarak 46 yaşındaki Craig Stephen Hicks adlı şüpheliyi gözaltına aldığı belirtiliyor.

14

ABD ‘nin Kuzey Carolina eyaletinde bulunan Kuzey Carolina Üniversitesi yakınlarındaki Chapel Hill’de üç kişi vurularak öldürüldü. Salı günü yerel saatle 17.11’deki silah sesleri üzerine akademisyenler ve öğrencilerin yaşadığı apartmana giden polis, üç gencin cesedini buldu. Polis, ölenlerin kimliğini 23 yaşındaki Deah Shaddy Barakat, 21 yaşındaki Yusor Muhammad ve 19 yaşındaki Razan Muhammad Ebu Salha olarak açıkladı.

Yusor Muhammad’in Deah Shaddy Barakat’in eşi, Razan Muhammed Ebu Salha’nın ise kardeşi olduğu belirtildi. Polise teslim olan 46 yaşındaki Craig Stephen Hicks cinayetlerle ilgili soruşturma kapsamında tutuklandı. Sosyal medyada cinayetlerin ‘yakın mesafeden infaz’ tarzında işlendiği ve kurşunların gençlerin kafalarına isabet ettiği iddia edildi.

ABD basınında saldırıyı gerçekleştiren Hicks’in polise teslim olduğu ve cinayetleri itiraf ettiği yazıldı.Independent gazetesi, çoğunlukla akademisyen ve genç çalışanların yaşadığı apartmanda, öğleden sonra 17.00 sularında silah sesleri duyulduğunu ve bunun üzerine yetkililerin binaya geldiğini bildirdi.

Polis, cinayetlerin nedeniyle ilgili bir açıklama yapmadı ve soruşturmanın devam ettiğini söyledi.

(BBC Türkçe)

 

Bursa Tabip Odası, “Çimento Fabrikası çevre ve insan sağlığı açısından tehlikelerle dolu”

Bursa Çimento Fabrikası “Kapasite Artışı ve Atıl Isıdan Enerji Üretim Tesisi Projesi ÇED Raporu” yayınlandı. 12 Şubat 2015 günü ise Ankara’da bu raporun görüşüleceği İDK toplantısı yapılacak.

Bursa Tabib Odası, TMMOB, DOĞADER projeye karşı ortak bir basın açıklaması yaptı
Bursa Tabib Odası, TMMOB, DOĞADER projeye karşı ortak bir basın açıklaması yaptı

Proje kapsamında Bursa Çimento Fabrikası A.Ş.nin çimento üretimi 1.850.000 ton/yıl’dan, 4.250.000 ton/yıl’a çıkarılacak.. Halen toplam 447.031ton kömür kullanılırken ilave üretim hattı ile buna ek olarak 417.000 ton kömür yakılacak. Bu projenin Bursa’nın zaten kirli olan havasını daha da kirleteceği, tüm canlılara, tarım alanlarına vereceği zararlar yanında küresel etkileri de olacağını ve bu nedenle iptal edilmesini isteyen Bursa Tabip Odası, TMMOB, DOĞADER ortak bir basın açıklaması yaptı.

13

Basın açıklaması kamuoyuna yönelik; “Bursa Çimento Fabrikası Kapasite Artışı ve Atıl Isıdan Enerji Üretim Tesisi Projesi; çevre ve insan sağlığı açısından tehlikelerle dolu olup önemli sağlık riskleri içerir. Bu nedenle bu projeye izin verilmemesini istiyor, başta Bursalılar olmak üzere tüm kamuoyunu, temel insan hakkı olan sağlıklı yaşama haklarına sahip çıkmaya davet ediyor ve bu projenin takipçisi ve tarafı olacağımızı bildiriyoruz” çağrısı ile son buluyor

Basın açıklamasının tam metnine  bto.org.tr/ den ulaşmak mümkün

Haber: Serdar Esen

(Yeşil Gazete)

 

Akdeniz’de yine mülteci faciası: 300 ölü

Birleşmiş Milletler hafta sonundan bu yana 300’den fazla göçmenin Akdeniz’de tekneleri battıktan sonra kaybolduğunu açıkladı.

19Libya’dan İtalya’ya lastik botlarla ulaşmaya çalışan göçmenlerin su ve yiyecek olmadan günlerce denizde kaldığı söyleniyor.

En az dört botun battığı ve bunlardaki göçmenlerin en az dörtte birinin Afrika’dan gelen kaçak göçmenler değil, Suriye’deki savaştan kaçanlar olduğu sanılıyor.

BM, Pazartesi günü Libya açıklarında küçük bir tekneden kurtarılan 29 göçmenin aşırı ısı kaybı nedeni ile öldüklerini açıklamıştı. Cenevre’de bulunan BM Mülteciler Yüksek Komiserliği İtalyan yetkililer tarafından kurtarılanlarla yaptıkları görüşmelere dayanarak açıklama yaptı.

BBC’nin haberine göre kurtulanlarla görüşen Komiserlik yetkilisi Frederico Fossi “Sahil güvenlik bu sabah iki lastik bottan dokuz kişiyi kurtardı. Kurtulanlardan ikisi, içinde 105 yolcunun olduğu bir botun, diğer yedi kişi ise içinde 107 yolcu olan başka bir botun yolcusu idi. Bu, 203 kişinin denizde kaybolduğunu gösteriyor” dedi.

Fossi, yine kurtulanlardan edinilen ancak henüz doğrulatamadıkları bilgilere göre dördüncü bir botun daha olduğunu ve içindekilerle beraber Akdeniz’de kaybolduğunu söyledi.

BM ölü sayısının artacağını tahmin ediyor.

BM Mülteciler Komiserliği son yaşanan ölümlerin AB ülkelerine mesaj olması gerektiğini, Akdeniz’deki arama kurtarma çalışmalarının yetersiz olduğunu ve AB politikalarının göçü kontrol etmekten hayat kurtarmaya yönelmesi gerektiğini söylüyor.

 (BBC Türkçe)

Çevre Mühendisleri Odası’ndan Validebağ Korusu Deresi inceleme raporu

Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şubesi, Validebağ Korusu Deresi inceleme raporunu yayınladı.

10.validebağ korusu deresi inceleme raporu

24 Ocak’ta bölgeye yapılan teknik inceleme sonucu kaleme alınan raporda Validebağ Korusu içinde bulunan açık derede “köpürme” meydana geldiği bilgisi ile tekrardan deredeki kirletici durumu ve kirletici kaynağının tespiti amaçlanıyor.

Raporda ortaya çıkan sonuca göre dereye karışan çimento ve agrega atıkları, derede ve kanalette çökmelere neden olmakta. Zamanla katılaşan bu kirleticilerin dereyi geri dönüşü olmayan bir duruma götürdüğü de belirtiliyor.

11.çevre mühendisleri odası istanbul şubesi

Analiz sonuçları ve yerinde yapılan tespitle belirlenen bir diğer bulgu ise dereye dökülen atıksuların hiçbir önlem alınmadan deşarj ediliyor olması. Bunun yanında atıksuları kanala bağlamak yerine, yüzlerce konut arasından
geçirerek dereye verilmesi, Yüzeysel Su Kalitesi Yönetim Yönetmeliği’nin “Yüzeysel suların biyolojik, fiziko-kimyasal ve kimyasal açıdan kalitelerinin korunması maksadıyla her türlü atık ve artık, mevcut su kalite durumunu ve ekolojisini bozacak şekilde alıcı su ortamına bırakılamaz” maddesine aykırı olduğu da raporda dile getiriliyor.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin Validebağ Korusu Deresi ile ilgili  dereden ve dereyi besleyen kanaldan alınan numunelerde analizler yaptırılarak hazırladığı teknik tespit değerlendirme raporuna cmo.org.tr/ den ulaşmak mümkün.

(Yeşil Gazete)