Ana Sayfa Blog Sayfa 3713

Kuşadası tarihinde bir ilk ekoloji sohbeti: “Doğanın Rahminde İnsan”

Geçtiğimiz hafta Kuşadası’nda düzenlenen çok-paydaşlı ‘Doğanın Rahminde İnsan’ başlıklı etkinlikte, Türkiye’nin sorunlarına ekolojik çözümler arandı. 15 Mart’ta, Kuşadası Erkan Yücel Sahnesi’nde ve ‘Tarım Topraklarının Korunarak Kuşadası Turizminde Sosyo-Ekonomik Kalkınma Projesi’ dahilinde düzenlenen etkinlikte genel anlamıyla ekolojiye bakış açısı tartışıldı.

Moderatörlüğünü organik tarım teknikeri Özgür Onur Dermani ’nin yaptığı etkinliğe konuşmacı olarak Nusratlı Köyü Kültür Turizm ve Dayanışma Derneği Başkanı Sühelya Doğan bendiriyle, herbalist ve aromaterapist Ayla Seyhun sözüyle ve yazar-şair Mecit Ünal sazıyla beraber katıldı.

SAM_2761

Dermani’nin “Geleceğimiz ancak kendi ekolojimizi bulmamızla şekillenecek. . .” cümlesiyle başlayan açılış konuşması, yerel yönetimin vermesi gereken desteğin önemli olduğunu belirterek devam etti: “10 Aralık Dünya Toprak Ana gününde, “Tarım Topraklarının Korunarak: Kuşadası Turizminde Sosyo-Ekonomik Kalkınma’’ projesini Kuşadası Kent Konseyi ile başlattığımız hareketi şehirde tüketicilere yönelik bilinçlendirme çalışmaları, köylerde ise geçmişten günümüze teknik altyapı ve doğru pazarlama sorunlarına yöneldik. Topraktan sonra ekolojinin de fark edilmeyen yaşamımızdaki yerini dillendirmek istedik.”.
Doğan Ünal: ”ÇAYEK, halkın inisiyatifiyle oluşmuştur”

Yaklaşık 15 yıl önce köye yerleşen Süheyla Doğan Ünal ve eşi Mecit Ünal tecrübelerini paylaştı. Çift; “Çanakkale Ekolojik Yaşam İnisiyatifi sağlıklı gıda tüketme derdi olan tüketici ve doğal ürünler üretmek isteyen üreticilerin buluştuğu bir inisiyatif” dedi. Ünal çifti, ÇAYEK’in işleyişi hakkında bilgi verdi.

“İlk olarak tarlamızı şu şekilde ekiyoruz, şöyle suluyoruz diyerek üretim yöntemlerimizi beyan ediyoruz. Sonrasında ise bizi denetlemeye geliyorlar, örneğin inisiyatif adına bizi denetlemeye gelen arkadaşımız Özgür Onur Dermani idi. Daha sonra güvene dayalı bir sertifikasyon ile bizi üretici olabileceğimiz konusunda inisiyatif olarak açıklama yaptılar. Birbirine güven prensibine dayalı bu sistemde zaman zaman bir araya gelerek sıkıntılarımız paylaşıyoruz. Temel sıkıntımız da ürettiğimiz doğal ve sağlıklı ürünlerin, hangi yöntemle tüketiciye ulaştırılması oldu. Bu Pazar yeriyle mi olacak? Kargo sistemiyle mi?? yoksa, Yerinde gelerek almak mı? şimdi bu modeller üstünde duruyoruz. Bir yandan da üreticiler arasında ürün takası yapıyoruz.

doğanın rahminde insan_poster a3 (1)

Pazar, söz konusu olunca mevzuat ve vergi bürokrasisi ortaya çıkıyor. Bunları da küçük üreticinin çok baş edebileceği yöntemler değil. Pazarlama sorununu aşmak için de yerel yönetimlerin desteğine ihtiyacımız var. Yerel yönetimlerin pazarlarda oluşturabilecekleri, yerel ürün köşeleri olabilir ve belki bazı muafiyetler de söz konusu olabilmesi sağlanarak, küçük üreticilerin, tüketicilerle doğrudan buluşmaları sağlanabilir. Kuşadası’nda da bu şekilde üretim yapan üreticilerin belirlenerek Toplum Destekli Tarım modeli oluşturularak, tüketiciler ile üreticilerin bir araya gelmesi sağlanabilir.”

Seyhun;  “Para kazanmak adına insanoğlunun yapamayacağı şey yok”

Tıbbi Aromatik Bitki uzmanı Ayla Seyhun yaptığı konuşmada, sağlıklı gıdaya ulaşım konusundaki belirsizliklere değindi. Kendisinin de bir Çanakkale Ekolojik Yaşam İnisiyatifi türeticisi olduğunu ve piyasada bitkisel yağ olarak tanıtılan ürünleri kendisinin de ürettiğini, fakat bunu şifa yağları olarak tanımladığını söyledi.

Seyhun “ÇAYEK, gibi oluşumlar sizi daha ahlaklı üreticiler ile buluşmaya götürür. Ben hem Bayramiç pazarında hem de Küçükkuyu pazarında çok sevdiğim, kendi camiamızda da çokça tanınmış birkaç kadın üreticimiz ile tanıştım. Tanıştığım bir seracı aileden seranın alt kısımlarında yetişen eğri büğrü yani onların atacakları salatalıkları satıyorlar. Çünkü salatalıklar eğri büğrü olunca organik olarak adlandırılıyor ve satışı daha kolay oluyor. Bunlar bizi inciten ve maalesef olan şeyler. Para kazanmak adına insanoğlunun yapamayacağı şey yok” dedi.

SAM_2781

Karşılıklı güven ortamı: Türetmek

Ayla Seyhun, şöyle devam etti: “Hassas olmanın ve kontrol edebilmenin yolu ÇAYEK gibi organizasyonlardan geçiyor çünkü eliniz her an üstünde olup kontrol edebilirsiniz. Elinizin üstünde olmayan bir şeyi uzaktan inançla sürdürebilmeniz biraz zor. Sorunlarınızı karşılıklı gelerek çözümleyebileceğiniz bir ortam. Bu konu hakkında duyabileceğiniz daha birçok hikaye var. Salça fabrikasından salça alıp, pazarlarda satan köylü kadınları. Zeytinyağının alt kısımlarına pamuk yağı doldurup satanları. Kozmetik ürünlerde ise içerisinde yok yok, bir bakıyorsunuz çeşit çeşit yağ ve öz koymuşlar bana iyi gelir diyerek alıyorsunuz halbuki çelik kazanlarda gelmiş gül yağının içinde 200 tane farklı element bulunuyor.”

“Eğer gül yağı bakır kazanlarda imbiklenmişse 400 tane farklı element bulunuyor. Eğer gül yağı, lavanta veya ıtır yağıyla karıştırılırsa her birinde 200 daha olsa 800 elementin bombardımanına uğramış olabilirsiniz. Eğer bu 8 e veya 10 a çıkarsa bedeninize neler olabileceğini ben düşünemiyorum. Sizin ondan beklediğiniz yarar ne ise kaybolacak.”

Program, Mecit Ünal’ın Aşık Veysel’den seslendirdiği bir türküyle program son buldu.

Haber: Özgür Onur Dermani

(Yeşil Gazete)

Mersin’de 40 kişi gözaltında, Eski Belediye Başkanı Macit Özcan aranıyor

Mersin’de ‘ihaleye fesat karıştırma’ iddiasıyla başlatılan operasyonda eski CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan aranırken oğlu ile iki kardeşinin de aralarında bulunduğu 40 kişi gözaltına alındı.

7.macit özcan

Mersin Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Büyükşehir Belediyesi’nin eski yönetimine yönelik sabah saatlerinde ‘ihaleye fesat karıştırma’ iddiasıyla operasyon başlatıldı. Eski CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan’ın da aralarında bulunduğu birçok eski yöneticiye yönelik düzenlenen operasyonda Özcan’ın oğlu İlker Özcan İstanbul’da, kardeşleri Sacit ve Tacit Özcan Mersin’de gözaltına alındı.

Macit Özcan, bilinen adreslerine yapılan operasyonda bulunamazken oğlu ile iki kardeşiyle birlikte eski Belediye Başkan Yardımcısı Ersan Ersan’ın da aralarında bulunduğu 40 kişi gözaltına alındı. Polis, Macit Özcan’ı ararken birçok adrese yapılan operasyonların devam ettiği bildirildi.

(Birgün)

Söz düellosu savcılığı harekete geçirdi: Arınç ve Gökçek’e Soruşturma

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında soruşturma başlattı.

6.melih gökçek ve bülent arınç

Arınç’ın “görevi kötüye kullanma” ve “suçu gizleme” suçlarını, Gökçek’in ise “zimmet” ve “görevi kötüye kullanma” suçunu işlediği öne sürülüyor.

Eğer savcılık suç unsuruna rastlarsa, Gökçek için İçişleri Bakanlığı’ndan izin istenecek. Bülent Arınç için ise dokunulmazlığı nedeniyle fezleke düzenlenerek Meclis’e gönderilecek.

Bülent Arınç’ın, Melih Gökçek ile ilgili dünkü açıklamalarının ardından sabah saatlerinde TMMOB’a bağlı Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Şehir Plancıları Odası Ankara şubesi ve bir kısım oda üyeleri suç duyurusunda bulunmuştu.

Fransa’da yolcu uçağı düştü: 148 kayıp

Germanwings havayolu şirketine ait bir yolcu uçağı, Fransa’da Güney Alpler üzerinde seyir halindeyken 148 yolcu ve mürettebatıyla birlikte düştü.

131.fransa, yolcu uçağı düştü

Airbus A320 tipi uçağın Barcelona-Düsseldorf seferini yaparken düştüğü belirtiliyor.

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande olayla ilgili ilk açıklamasında “Muhtemelen kurtulan olmadı” yorumunu yaptı.

Hollande olayı “Topraklarımızda yaşanan bir trajedi” olarak niteledi.

Uçaktaki yolcuların bir kısmının Alman olabileceğini de belirten Hollande, Almanya Başbakanı Angela Merkel’le de görüşeceğini söyledi.

Başbakan Manuel Valls ise uçakta 140 ila 150 kişi olduğunun sanıldığını ifade etti ve “Olayın sebebi henüz bilinmiyor” dedi.

Uçağın enkazının bulunduğunu söyleyen Fransa İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve da, bölgeye doğru harekete geçeceğini söyledi.

Uçağın Digne-les-Bains kasabası yakınlarında düştüğü belirtiliyor. Digne-les-Bains, Fransa’nın Akdeniz kıyısındaki Nice kentinin 100 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgesel Konsey Başkanı Eric Ciotti, arama kurtarma ekiplerinin uçağın düştüğü alana doğru harekete geçtiğini söyledi.

İspanyol havayolu işletmecisi Aena’nın sözcüsü, Güney Alpler’de düşen Germanwings uçağının Barcelona’dan TSİ 10.55’te havalandığını belirtti.

Fransız haber ajansı AFP ise TSİ 11.47’de uçaktan imdat sinyali geldiği bilgisini geçti.

Germanwings havayolu şirketi, Lufthansa Havayolları’na ait.

Germanwings’in Twitter hesabından yapılan kısa bir açıklamada “Olayla ilgili medyada çıkan haberleri gördük. Ancak şu anda iddiaları doğrulayabilecek durumda değiliz. Net bilgilere ulaştığımız anda medyayı bilgilendireceğiz. Gelişmeler için lütfen internet sitemizi takip edin” dendi.

Airbus sözcüsü ise şirketin konuyu değerlendirdiğini ifade etti.

(BBC Türkçe)

Mersin’de Greenpeace’den Akkuyu eylemi, “Nükleer pahalıya patlar”

Akkuyu Nükleer Santraline karşı Greenpeace aktivistleri Mersin Adliyesi karşısında bulunan 52 Katlı binanın Adliye’ye bakan cephesi önünde dev pankartlar açtı.

126.greenpeace.mersinde eylem.yeşil gazete
Foto: Yasmina Lokmanoğlu

Saat 10:55’de başlayan eylemi Yeşil Gazete olarak yerinde takip ettik. 52 katlı binanın otel bölümünde 44 ve 46. katlardan aşağıya sarkmak suretiyle eylemi yapan aktivistlerin bulunduğu yüksekliğin 117 metre olduğu öğrenildi.

Açılan iki dev pankartta, “Nükleer Pahalıya Patlar” yazısı ve dev bir nükleer karşıtı amblem bulunuyor.

Foto, Greenpeace Akdeniz sayfasından alınmıştır
Foto, Greenpeace Akdeniz sayfasından alınmıştır

Adliye bahçesindeki park içinden eylemi izleyen vatandaşlar pankart açılıp, “Nükleer Pahalıya Patlar” yazısı görününce alkışlamaya başladılar.

Foto: Devin Bahçeci

Aktivistler halen binanın dış yüzeyinde afişlerle birlikte durmaya devam ediyor.

52 katlı binanın dış cephesine, 117 metre yükseklikte “Nükleer pahalıya patlar” yazısını asan aktivistler eylemi devam ettirirken bir grup Greenpeace aktivisti de Adliye önünde eylem yaptı.

Eylemi takip edenlere “Greenpeace sunar: Nükleer Gerçekler” broşürünü dağıyan aktivistlerin üzerlerinde ise binaya asılan afişte de olduğu gibi, “Nükleer pahalıya patlar” yazılı tişörtler bulunuyordu.

(Yeşil Gazete)

Kadıköy, Nisan’da festivalleniyor: 1. Don Kişot Sanat Festivali

Kadıköy Yeldeğirmeni’nde bulunan Don Kişot İşgal Evi, 4-19 Nisan tarihleri arasında ilki düzenlenecek bağımsız bir sanat festivaline ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

27.don kişot sanat festivali, yeşil gazete

Son dakika gelişmeler ve detaylı bilgiden bu linki tıklayarak haberdar olabileceğiniz 1. Don Kişot Sanat Festivali ile ilgili işgal evi sakinlerinin yaptığı açıklamayı aynen paylaşyoruz;

“Kendi sahnemizi, kendi galerimizi yaratalım. Don Kişot Sosyal Merkezi 4 Kat Sanat için Kadıköy Yeldeğirmeni’nde sanatçıları bekliyor.

Sistemin, sanatı da kendi parçası haline getirmeyi başardığının farkındayız.

Sanata ve dolayısıyla sanatçıya değer biçilen ve tüketilen bu düzen yerine, yeni bir alana, yeni bir görüşe, yeni bir izleyiciye ihtiyacımız var. Günümüzde sanatın karşılaştığı baskılara rağmen alternatif oluşumların çoğalması bir tesadüf değil. Bu oluşumların desteklenmesi ve görünür kılınabilmesi için Don Kişot İşgal Evi (Sosyal Merkezi), tüm sanatçıları, sanatı yeniden inşa etmeye davet ediyor.

– Fotoğraf ve Resim Sergileri
– Video Art ve Kısa Film Gösterimleri
– Heykel
– Enstalasyon
– Müzik
– Dans, Tiyatro, Performans
– Atölyeler
– Sokak Performansları
– Jonglörlük

gibi, aklınıza gelebilecek tüm başlıklarda sizleri festivalimize katılmaya davet ediyoruz.

Yeter ki, Don Kişot’un (aslında insanlığın)

1) Özgürlük, eşitlik, kardeşlik, bağımsızlık
2) Mülkiyetsizlik ve paylaşımcılık
3) Kültürel, bilimsel, sanatsal üretkenlik ve yaratıcılık
4) Doğa, canlı sevgisi
5) Her tür sömürü karşıtlığı
6) Her türlü cins, sınıf, tür, ırk ve ulus ayrımcılığı karşıtlığı
gibi değerlerini kulak arkası etmeyin…”

 

(Yeşil Gazete)

Dünya Sosyal Forumu Tunus’ta başlıyor

Dünya Sosyal Forumu bu yıl 12’nci kez düzenleniyor. On binlerce küreselleşme karşıtını bir araya getirecek organizasyona geçen hafta terörist saldırı sonucu çok sayıda insanın hayatını kaybettiği Bardo saldırısı da engel olamadı.

26.dünya sosyal forumu,yeşil gazete

Hükümetlere bağlı olmayan 4 binden fazla kuruluş Dünya Sosyal Forumu’na katılacağını ilan etti. Forumu düzenleyenler, tüm dünyadan on binlerce küreselleşme karşıtını Tunus’a beklediklerini, hafta içinde başkentteki Tunus Üniversitesi kampüsünde göç, çevre sorunları, insan hakları ve de ekonomik konularda tartışma etkinlikleri düzenleneceğini bildirdi.

Dünya Ekonomik Forumu’na alternatif olarak sahneye çıkan Dünya Sosyal Forumu 2013 yılında da Tunus’ta faaliyet göstermişti. Ancak bu yılki etkinliğin lojistik yüküne ayrıca bir de güvenlik sorunu eklendi. Tunus’ta azami güvenliğin garanti edilmesi için yetkililerle sürekli irtibat içinde olduklarını belirten forumun organizatörlerinden Muhiddin Şerbib, geçen haftaki terörist saldırı nedeniyle foruma katılacakların sayısında bir azalma olacağını beklemediğini de belirtti. Şerbib, “Terörizmle mücadele için elele, birlikte duruş sergilemeliyiz” diyor.

Dünya Sosyal Forumu katılımcıların yürüyüş yapacağı bir etkinlikle resmen açılacak. Yürüyüş güzergâhı spontane bir biçimde belirlendi ve katılımcıları geçen hafta terörist saldırının düzenlendiği ve çok sayıda insanın hayatını yitirdiği Bardo Müzesi’ne doğru yönlendirecek. Hafta sonuna kadar başkent Tunus’ta her gün yüzlerce workshop düzenlenecek.

Gökçek’ten Arınç’a, “Bana karşı gösterdiğin yiğitlik Gezi’de nerdeydi?”

Bülent Arınç’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik eleştirileriyle başlayan tartışma süreci, Melih Gökçek’in araya girmesiyle sertleşti. Arınç’ın sert yanıtına Gökçek’ten her daim kullandığı twitterdaki hesabı üzerinden daha da sert bir yanıt geldi.

25

Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Dolmabahçe açıklaması ve İzleme Heyeti çalışmalarına yönelik açıklamalarını eleştirmesiyle başlayan süreç, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı İ. Melih Gökçek’in açıklamalarıyla sertleşti.

Gökçek’in dün twitter’dan Arınç’ı istifaya davet etmesi üzerine; Arınç dün akşam saatlerinde Bakanlar kurulu çıkışında sert yanıt vermişti.

Gökçek’in yanıtı yine twitterdaki 06melihgokcek hesabı üzerinden 22.51’de mesajı ile geldi. Gökçek, Arınç’ı mahkemeye vereceğini açıkladı. Arınç’ın “Arkara’yı parsel parsel sattı” suçlaması ile ilgili olarak  hayır işlerine yardım yardım ettiğini iddia eden Melih Gökçek, bu “hayır işleri”nin bir kısmının bazılarının içinde Bülent Arınç’ın da bulunduğunu belirtti.

İşte halihazırdaki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in twitter üzerinden aktardığı Bülent Arınç’a yönelik açıklamaları;

24.melih gökçekten bülent arınç'a yanıt

(Yeşil Gazete)

Arınç’tan Gökçek’e, ” Paralel’in kucağında oturmuş, bu yapıya Ankara’yı parsel parsel satmıştır”

Çankaya Köşkü’nde ilk kez toplanan Baklanlar Kurulu toplantısının bitiminin ardından Başbakan yardımcısı Bülent Arınç, son günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik eleştirileri hakkında açıklama yaptı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek’in twitterdan yaptığı “Bülent Arınç seni istemiyoruz” açıklamasına da yanıt verdi.

25 Bülent Arınç

Gökçek’in beni istifaya davet etmesi terbiyesizce bir açıklamadır, haddi değildir şeklinde konuşmasına başlayan Başbakan yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Bülent Arıç, “Bakanlar Kurulu’nda bu konu gündeme geldi ve orada danıştım ne yapmam gerektiğini. Gökçek kim siz kimsiniz diyenler oldu. Ancak bugün buna karşılık vermeden geçmemek lazım. Benim görevden alınmamı istenilen kadar benim kadar haysiyetli bir insan değildir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanına saygısızlık yapmasının mümkün olmadığını dile getiren Arınç, açıklamaları Erdoğan’ın yanlış bilgilendirildiği noktalarda ona bilgi vermek amacıyla yaptığını söyledi.

“Ankara’yı Parsel Parsel Satmıştır”

Gökçek’in kendisi ile ilgili ithamlarına yanıt verirken, “Zamkla yapışmış koltuğa bir insan değilimdir. Senin hakkın değil, haddin değil. Okkalı cevap vermemi aklıma getirdim ama yapamayacağım” diyen Arınç, üslubunu bu noktadan sonra daha da sertleştirerek sözlerini şöyle sürdürdü;

“Gökçek’le ilgili 100 konuyu seçimden sonra konuşmak isterim. Hatta Biz kimin nerede havlayacağını, hangi işler çevireceğini biz biliriz. İsterseniz size yazar gizli bir mektup veririm, seçimden sonra açarsınız.

*Gökçek oğlunun milletvekili adaylığını netleştirmek istiyor. Birilerine yaranmak istiyor. Ahmet Hakan denen kişi ailemle. Onu kendine delil olarak kabul ediyor. Ahmet Hakan beyin Gökçek’ten çok önce tanırım. Çok eleştirmiş bir insanım ama Sayın Hakan, Gökçek’ten çok daha namusludur, şereflidir.

*Gökçek bu paralel yapının kucağında oturmuş, bu yapıya Ankara’yı parsel parsel satmıştır. Zengin işadamlarına okul yaptırmıştır

Gökçek’in adaylığına o zaman itiraz ettim. Yeni bir başkana ihtiyacımız vardır dedim. O günden kalan bir hıncını bir şekilde çalışıyor. 8 Haziran’a kadar müsaade. Hesabını sorarım Gökçek’ten… Birileri de kuklacılık yapıp bunu kullanırsa benim kulaklarım iyi duyar teşhir ederim”

 

 

Alper Ecevit: “Netanyahu milliyetçi oylara sahip çıktı”

Alper Ecevit
Alper Ecevit

İsrail’de geçen hafta yapılan seçimlerde Başbakan Netanyahu nam-ı diğer Bibi’nin partisi Likud sandıktan birinci çıktı. Likud’u 30, onu izleyen Siyonist Birlik’i 24, Birleşik Arap Listesi’ni ise 13 sandalyeyle parlamento izleyeceğiz. haaretz.com’un aşağıdaki grafiğinden de izleneceği gibi İsrail’in yeni dönem parlamentosunda 10 parti temsil ediliyor olacak. Netanyahu’nun bir koalisyon hükümeti kurması bekleniyor. Devlet Başkanı Reuven Rivlin, Likud’un Siyonist Birlik’le çoğunluğunu oluşturacağı bir “büyük koalisyon” önerdi ancak 2 partinin lideri de böyle bir koalisyondan yana olmadıklarını seçimlerden önce söylemişlerdi. Netanyahu’nun koalisyonu kurmak için en az 31 sandalyeye daha ihtiyacı var.

isr

İsrail seçimlerini daha iyi görmek adına Bahçeşehir Üniversitesi’nden Dr. Alper Ecevit’e seçim sistemini ve bazı değerlendirmelerini sorduk.

– Seçim sistemi hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

İsrail Parlamentosu Knesset’in 120 sandalyesi, ülke genelinde uygulanan tek seçim bölgesinde nispi temsil sistemine uygun olarak ülke genelinde yüzde 3.25 ve üzerinde oy alan partiler arasında dağıtılır. Bir başka deyişle alınan oy oranına birebir orantılı olarak sandalye dağıtımından yana bir seçim sistemi uygulanır. Artık oylar dediğimiz oylar için ise Hagenbach-Bischoff isimli bir formül uygulanır. Seçmenler oylarını adaylara değil partilere verir, partiler de hangi adayların parlamentoda temsilci olacağını önceden açıkladıkları listeler ile sunmak durumundadırlar.

– İsrail’in 3,25’lik seçim barajı bizim %10’luk barajımızın yanında ufak görünüyor. Bu barajı nasıl yorumlarsınız?

Bilindiği üzere İsrail ülkesi, çok farklı grupların bir arada yaşadığı bir toplumdur. 3.25 barajı da aslında çok düşük bir baraj olarak kabul edilmemelidir. Nispi temsil sisteminin uygulandığı ülkelerde, Türkiye’deki gibi yüzde 10 olmasa da yüzde 3 ila 5 arasında değişen barajlar genellikle uygulanır. O yüzden İsrail bu anlamda büyük farklılık göstermemektedir. Hatta 2014 yılında baraj düşük bulunarak yüzde 2’den 3.25’ e çıkartılmıştır. O anlamda İsrail parlamentosundaki partilerin bölünmüşlükten kaygılanmaya başladığını söyleyebiliriz. Şimdilik en azından seçim koalisyonlarına ilave seçim barajı uygulamıyor olması olumlu olarak kabul edilebilir. Örneğin bu seçimde hem Siyonist Birlik hem de Bileşik Arap Listesi koalisyon yaparak önemli başarılar elde etmeyi başardılar. Dolayısıyla parlamentodaki çok sesliliği sadece seçim sistemine bağlamama gerektiğini ve toplumsal dinamikleri de göz önüne almanın uygun olacağını düşünüyorum.

“Netanyahu milliyetçi oylara iyi sahip çıktı”

– Seçimden önce mevcut hükümete karşı sokak olayları olmuştu. Kamuoyu yoklamaları solun daha çok oy alacağı yönündeydi. Uluslararası medyaya bakacak olursak, sol muhalefet bu seçimlerde insanların hayatlarına dokunan, ekonomi, kira pahalılığı gibi somut konulara eğilmişti. Sağ’ın söylemi ise İŞİD ve İran ağırlıklıydı. Gerçekten sağın saldığı varoluş kaygısı yine mi galip geldi bu gerçek kaygılara?

Öncelikle orta sınıfların hayatlarına dokunan ekonomik sorunlara ilişkin ses çıkartan tek muhalif grup sol gruplar değildi. Örneğin Kulanu Partisi lideri ve eski bir Likud Partisi üyesi Moshe Kahlon da ciddi şekilde Netenyahu’nun ekonomik politikalarını eleştirdi ve orta sınıfı unuttuğunu iddia etti. Kahlon, muhtemel Likud liderliğindeki koalisyon hükümetinin yine içinde olacak. Netenyahu, tüm bu yerinde muhalefeti savuşturmayı başardı. Anket sonuçları neticesinde ortaya çıkan beklentilerin aksine güvenlik politikalarını öne çıkartıp, iki devletli çözüm konusundan tamamen vazgeçtiğini söyleyerek milliyetçi oylara iyi sahip çıktı. Seçim kampanyasını “ya bizden ya onlardansınız” düzlemine oturtarak İsrail’in varoluş savaşında önemli bir rolü olduğuna dair seçmenini inandırdı. Bu şekilde de seçimi kazanmayı başardı.

Netanyahu seçim kampanyası sonunda ayrı Filistin devletine, iki devletli çözüme meydan okudu. Şimdi geniş bir koalisyon hükümeti ve arap partilerinin ana muhalefette olduğu bir Knesset’le karşı karşıya kalabiliriz, Netanyahu’nun bu sözü nereye kadar esner?

Ben Rivlin’in önerdiği geniş ulusal birlik koalisyonu (Likud ve Siyonist Birlik’ten oluşan) oluşacağını sanmıyorum. Tahminim Likud’un diğer küçük partilerle yoluna devam edeceğidir. O durumda da yakın zamanda önemli bir esneme olacağını düşünmüyorum. Devlet Başkanı’nın bu konuda takındığı tavır önemli olsa da, unutulmamalıdır ki Netenyahu daha çok yeni bir seçim başarısından çıkmış ve de üzerindeki tüm saldırılara rağmen de katı duruşuyla bu seçimi kazanmıştır. Bundan geri adım atması mantıklı gözükmüyor. Ama ABD 2016 Başkanlık seçimleri de İsrail’in bu konudaki tutumunu etkileyebilecek ilk dramatik gelişme gibi duruyor. Demokratların devamı halinde, İsrail’le bu konu daha ciddi müzakere edilecektir.

Röportaj: Pelin Atakan – Yeşil Gazete