Röportaj

Alper Ecevit: “Netanyahu milliyetçi oylara sahip çıktı”

Alper Ecevit
Alper Ecevit

Alper Ecevit

İsrail’de geçen hafta yapılan seçimlerde Başbakan Netanyahu nam-ı diğer Bibi’nin partisi Likud sandıktan birinci çıktı. Likud’u 30, onu izleyen Siyonist Birlik’i 24, Birleşik Arap Listesi’ni ise 13 sandalyeyle parlamento izleyeceğiz. haaretz.com’un aşağıdaki grafiğinden de izleneceği gibi İsrail’in yeni dönem parlamentosunda 10 parti temsil ediliyor olacak. Netanyahu’nun bir koalisyon hükümeti kurması bekleniyor. Devlet Başkanı Reuven Rivlin, Likud’un Siyonist Birlik’le çoğunluğunu oluşturacağı bir “büyük koalisyon” önerdi ancak 2 partinin lideri de böyle bir koalisyondan yana olmadıklarını seçimlerden önce söylemişlerdi. Netanyahu’nun koalisyonu kurmak için en az 31 sandalyeye daha ihtiyacı var.

isr

İsrail seçimlerini daha iyi görmek adına Bahçeşehir Üniversitesi’nden Dr. Alper Ecevit’e seçim sistemini ve bazı değerlendirmelerini sorduk.

– Seçim sistemi hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

İsrail Parlamentosu Knesset’in 120 sandalyesi, ülke genelinde uygulanan tek seçim bölgesinde nispi temsil sistemine uygun olarak ülke genelinde yüzde 3.25 ve üzerinde oy alan partiler arasında dağıtılır. Bir başka deyişle alınan oy oranına birebir orantılı olarak sandalye dağıtımından yana bir seçim sistemi uygulanır. Artık oylar dediğimiz oylar için ise Hagenbach-Bischoff isimli bir formül uygulanır. Seçmenler oylarını adaylara değil partilere verir, partiler de hangi adayların parlamentoda temsilci olacağını önceden açıkladıkları listeler ile sunmak durumundadırlar.

– İsrail’in 3,25’lik seçim barajı bizim %10’luk barajımızın yanında ufak görünüyor. Bu barajı nasıl yorumlarsınız?

Bilindiği üzere İsrail ülkesi, çok farklı grupların bir arada yaşadığı bir toplumdur. 3.25 barajı da aslında çok düşük bir baraj olarak kabul edilmemelidir. Nispi temsil sisteminin uygulandığı ülkelerde, Türkiye’deki gibi yüzde 10 olmasa da yüzde 3 ila 5 arasında değişen barajlar genellikle uygulanır. O yüzden İsrail bu anlamda büyük farklılık göstermemektedir. Hatta 2014 yılında baraj düşük bulunarak yüzde 2’den 3.25’ e çıkartılmıştır. O anlamda İsrail parlamentosundaki partilerin bölünmüşlükten kaygılanmaya başladığını söyleyebiliriz. Şimdilik en azından seçim koalisyonlarına ilave seçim barajı uygulamıyor olması olumlu olarak kabul edilebilir. Örneğin bu seçimde hem Siyonist Birlik hem de Bileşik Arap Listesi koalisyon yaparak önemli başarılar elde etmeyi başardılar. Dolayısıyla parlamentodaki çok sesliliği sadece seçim sistemine bağlamama gerektiğini ve toplumsal dinamikleri de göz önüne almanın uygun olacağını düşünüyorum.

“Netanyahu milliyetçi oylara iyi sahip çıktı”

– Seçimden önce mevcut hükümete karşı sokak olayları olmuştu. Kamuoyu yoklamaları solun daha çok oy alacağı yönündeydi. Uluslararası medyaya bakacak olursak, sol muhalefet bu seçimlerde insanların hayatlarına dokunan, ekonomi, kira pahalılığı gibi somut konulara eğilmişti. Sağ’ın söylemi ise İŞİD ve İran ağırlıklıydı. Gerçekten sağın saldığı varoluş kaygısı yine mi galip geldi bu gerçek kaygılara?

Öncelikle orta sınıfların hayatlarına dokunan ekonomik sorunlara ilişkin ses çıkartan tek muhalif grup sol gruplar değildi. Örneğin Kulanu Partisi lideri ve eski bir Likud Partisi üyesi Moshe Kahlon da ciddi şekilde Netenyahu’nun ekonomik politikalarını eleştirdi ve orta sınıfı unuttuğunu iddia etti. Kahlon, muhtemel Likud liderliğindeki koalisyon hükümetinin yine içinde olacak. Netenyahu, tüm bu yerinde muhalefeti savuşturmayı başardı. Anket sonuçları neticesinde ortaya çıkan beklentilerin aksine güvenlik politikalarını öne çıkartıp, iki devletli çözüm konusundan tamamen vazgeçtiğini söyleyerek milliyetçi oylara iyi sahip çıktı. Seçim kampanyasını “ya bizden ya onlardansınız” düzlemine oturtarak İsrail’in varoluş savaşında önemli bir rolü olduğuna dair seçmenini inandırdı. Bu şekilde de seçimi kazanmayı başardı.

Netanyahu seçim kampanyası sonunda ayrı Filistin devletine, iki devletli çözüme meydan okudu. Şimdi geniş bir koalisyon hükümeti ve arap partilerinin ana muhalefette olduğu bir Knesset’le karşı karşıya kalabiliriz, Netanyahu’nun bu sözü nereye kadar esner?

Ben Rivlin’in önerdiği geniş ulusal birlik koalisyonu (Likud ve Siyonist Birlik’ten oluşan) oluşacağını sanmıyorum. Tahminim Likud’un diğer küçük partilerle yoluna devam edeceğidir. O durumda da yakın zamanda önemli bir esneme olacağını düşünmüyorum. Devlet Başkanı’nın bu konuda takındığı tavır önemli olsa da, unutulmamalıdır ki Netenyahu daha çok yeni bir seçim başarısından çıkmış ve de üzerindeki tüm saldırılara rağmen de katı duruşuyla bu seçimi kazanmıştır. Bundan geri adım atması mantıklı gözükmüyor. Ama ABD 2016 Başkanlık seçimleri de İsrail’in bu konudaki tutumunu etkileyebilecek ilk dramatik gelişme gibi duruyor. Demokratların devamı halinde, İsrail’le bu konu daha ciddi müzakere edilecektir.

Röportaj: Pelin Atakan – Yeşil Gazete

Kategori: Röportaj