Ana Sayfa Blog Sayfa 3493

Bozcaada’da asma fidanlarına güneş enerjili sulama

Artvin Cerattepe’de maden arama faaliyetleri için hukuka aykırı olarak işleyen süreçte ağaçların kesildiği ve bu bölgede usulsüz olarak inşaat yapıldığı bilgisi ülke gündemindeki yerini korurken, Bozcaada anlamlı bir etkinlikle yeşile sevgisini gösterdi.  25 Şubat Perşembe günü, adadaki Bal Ormanı’na 5 bin asma fidanı dikildi. Bal Ormanı’ndaki tüm elektrik ihtiyacı yenilenebilir enerjiyle, yani güneş panelleriyle sağlanıyor!

Gökçeada – Bozcaada Tarımsal Kalkınma ve İskan Projesi kapsamında gerçekleşen etkinlikte Bozcaadalı bağcılara 20 bin asma fidanı dağıtıldı. Sabah saatlerinde Bozcaadalı bağcıların ve halkın katılımıyla gerçekleşen fidan dağıtma ve bilgilendirme toplantısına Kaymakam Abbas Yeşilkuş ve Belediye Başkanı Hakan Can Yılmaz da katıldı. Bağcılara fidanların dağıtımından sonra “Bal Ormanı” adı verilen bölgeye 5 bin asma fidanı dikildi. Daha önceden dikilen 15 bin fidanla birlikte birkaç yıl sonra alandaki ağaç sayısının 20 bin civarında olacağı belirtiliyor.

Temiz Enerji ile Sulama

bozcaada

Bozcaada İlçe Tarım Müdürü Hasan Öz, “Alandaki fidanların sulaması damla sulama sistemi ile gerçekleşmektedir. Bu sistemin çalışması için gerekli enerjiyi güneş panellerinden sağlıyoruz. Hem doğayı koruyoruz, hem de ağaç dikiyoruz” şeklinde açıkladı.

bozcaada toplu5
Bozcaada’da eğitim gören tüm öğrencilerin katıldığı ekim işlemi sonrasında, fidan dikimine gelenler hatıra fotoğrafında bir araya geldi. Dikim işlemine katılan Kaymakam Abbas Yeşilkuş, “Öğrencilerin her biri kendi ağacını dikti, onlara isimlerini verdi. Ormanın, ağacın, yeşilin faydasının ne olacağını çocuklara aşılamak istedik. Onların gözlerinde bu sevgiyi gördüm. Hep birlikte yemyeşil bir Bozcaada için el birliğince çalışacağız. Bir ağaç, bir insan, bir nefes…” dedi.

(Bozcaadahaber)

Avrupa Parlamenterleri Sur için Davutoğlu’na çağrıda bulundu

Avrupa Yeşiller Partisi’nin girişimiyle 22-23 Şubat 2016’da Mardin ve Diyarbakır’ı ziyaret eden bir grup Avrupa Parlamenterleri, Avrupa Parlamentosu’nda sekiz farklı siyasi gruba mensup parlamenterlerin desteği ile Başbakan Davutoğlu’na Sur için acil bir çağrıda bulundular.
 
“Sur’da sokağa çıkma yasağının askıya alınmasını ve 24 saatlik bir ateşkesin yerine getirilmesini” talep eden imzacı Avrupa Parlamenterler, Sur’daki dramatik durumu acilen ele almaları için AB Yüksel Temsilcisi Federica Mogherini ile Avrupa Birliği Devlet Başkanlarına da çağrıda bulundular.
avr_par
Avrupa Yeşiller Partisi Eş-Başkanı Monica Frassoni ile Avrupa Parlementerler grubu Diyarbakır temaslarında bulundu.

 

Başbakan Davutoğlu’na gönerilen mektup ve imzacıları:
 
Diyarbakır’ın Sur İlçesindeki İnsani Duruma Barışçıl Çözüm İçin Acil Çağrı
 
Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde 11 Aralık 2015 tarihinden bu yana sokağa çıkma yasağı uygulanmaktadır.
 
Yapılan top atışları nedeniyle Surdaki altyapı büyük oranda yıkıma uğramıştır. 15i 10 yaşın altında küçük çocuk olmak üzere, sayısı tam olarak bilinmeyen yaralılarla birlikte tahmini olarak yaklaşık 200 kişi bodrumlarda mahsur bulunmaktadır. Devam eden top atışları nedeniyle siviller evlerinden ayrılamamakta, sokaklarda ise ölü bedenler bulunmaktadır. 
 
Türkiye yetkilileri, Surda 131 sivil ve 25 PKKlinin var olduğunu tasdik etmektedir.
 
Bizler, aciliyeti göz önünde bulundurularak, krize insani bir çözüm bulunmasını sağlamak ve çocuklar başta olmak üzere sivil hayatların kurtarılmasına imkan verebilecek koşulların yaratılması için Türkiye yetkililerine çağrıda bulunuyoruz.
 
Bizler, yaralıların bölgeden güvenli bir şekilde uzaklaşmasına imkan verebilmesi adına sokağa çıkma yasağının askıya alınmasını ve 24 saatlik bir ateşkesin yerine getirilmesini sizlere ısrarla tavsiye ediyoruz.
 
Lütfen bodrumlarda mahsur kalan 158 sivilin yaşamının yitirdiği Cizrede yaşanan insani felaketin bir benzerinin daha gerçekleşmesine izin vermeyin.
  
Bizler, aynı zamanda AB Yüksel Temsilcisi Federica Mogherini ile Avrupa Birliği Devlet Başkanlarına Surdaki dramatik durumu acilen ele almaları için çağrıda bulunuyoruz. 
 
Ska Keller (AB-Türkiye Karma Parlamento Komitesi, Türkiyenin Güneydoğu Bölgesine  Giden Delegasyonun Üyesi, Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı – EGP/EFA Grubu, Almanya)
 
Richard Howitt (Dış İlişkiler Komitesi, Sosyalistler ve Demokratlar Grubu – S&D, Birleşik Krallık)
 
Elena Valenciano (İnsan Hakları Alt Komisyonu Başkanı, Sosyalistler ve Demokratlar Grubu – S&D, İspanya)
 
Michael Gahler (Dış İlişkiler Komitesi, Avrupa Halk Partisi – EEP, Almanya)
 
Charles Tannock  (Dış İlişkiler Komitesi, Avrupa Muhafazakârlar ve Reformcular İttifakı -ECR, Birleşik Krallık)
 
Mark Demesmaeker (Dış İlişkiler Komitesi, Avrupa Muhafazakârlar ve Reformcular İttifakı – ECR, Belçika)
 
Yana Toom (Kültür Komitesi, Avrupa İçin Liberaller ve Demokratlar İttifakı – ALDE, Estonya)
 
Takis Hadjigeorgiou (Dış İlişkiler Komitesi, Birleşik Avrupa Solu – GUE/NGL, Kıbrıs)
 
Marie-Christine Vergiat (İnsan Hakları Alt Komisyonu, Birleşik Avrupa Solu- GUE/NGL, Fransa)
 
Fabio Castaldo (Dış İlişkiler Komitesi, Avrupa Özgürlük ve Doğrudan Demokrasi Grubu – EFDD, İtalya)
 
Rebecca Harms  (Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı, EGP/EFA Grubu Eş Başkanı, Almanya)
 
Bodil Valero (Dış İlişkiler Komitesi, Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı EGP/EFA Grubu, İsveç)
 
Ernest Maragall (AB-Türkiye Karma Parlamento Komitesi, Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı – EGP/EFA Grubu, İspanya)
 
Josep-Maria Terricabras (Avrupa Özgür İttifakı – EFA Başkanı, Türkiyenin Güneydoğu Bölgesine  Giden Delegasyonun Üyesi, Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı – EGP/EFA Grubu, İspanya)
 
Helga Trüpel  (Türkiyenin Güneydoğu Bölgesine Giden Delegasyonun Üyesi, Yeşiller/ Avrupa Özgür İttifakı EGP/EFA Grubu, Almanya)
 
Tatjana Ždanoka (Türkiyenin Güneydoğu Bölgesine Giden Delegasyonun Üyesi, Yeşiller/ Avrupa Özgür İttifakı – EGP/EFA Grubu, Litvanya)
 
Michel Reimon (Türkiyenin Güneydoğu Bölgesine Giden Delegasyonun Üyesi, Yeşiller/ Avrupa Özgür İttifakı EGP/EFA Grubu, Avusturya)
 
Terry Reintke (Türkiyenin Güneydoğu Bölgesine Giden Delegasyonun Üyesi, Yeşiller/ Avrupa Özgür İttifakı – EGP/EFA Grubu, Almanya)
(Yeşil Gazete)

Art-win: Kazanma sanatı

Farklı diller ve kültürler insanları, dolayısıyla toplumları zenginleştirir, insanların olaylar karşısında farklı düşünme ve yorum yapabilme kabiliyetini arttırır. Ben de kelimelerle oynamayı seven biri olarak, geçen hafta Artvinli’lerin yaşam alanlarını canları pahasına savunduğunu, boğalarıyla meydanları doldurduğunu izlerken şehrin adını birden ingilizce “sanat” anlamına gelen “art” ile “kazanmak” anlamına gelen “win” olarak okumaya başladığımı farkettim. Çünkü şubat ayında olmamıza rağmen binlerce insanın aynı kararlılıkla bir direnişi günler, geceler boyu bıkmadan usanmadan sergileyebilmesi bir sanattır ve Artvin’linin, Artvin’i savunan herkesin sesinin devletin yüksek makamları tarafından duyulması, bu direnişin sonunda sembolik de olsa hukuki sürecin izleneceği sözünün verilmesi de bir kazanımdır.

Öte yandan Artvin Cerattepe’deki kazanım henüz bir zafer olarak algılanmamalı. Artvin’deki mücadeleyi yıpratmak için neler yapılabileceğini dün gazetelerde yer alan uydurma bir haberle Cerattepe’de direnenlerin Almanya’dan talimat aldığının iddia edilmesinden de anlıyoruz. Bu yaklaşım Cerattepe’de olan biteni anlamamak, küçümsemek hatta hor görmek demektir ve bunun bir sonraki adımı da olsa olsa mücadeleyi bölmek ve direnişi kırmak için aksiyona geçmek olacaktır. Zira atılacak bu adımlara ve ortaya çıkacak tabloya yabancı değiliz. (Ekolojik mücadelenin ne olduğunu, hangi hukuksuzluklarla karşılaşılabileceğini geçmişteki örneklerden biliyoruz, kaldı ki Artvin, Cerattepe’nin altınına duyulan iştaha karşı tam 25 yıldır direniyor.)

artwin

 

Bu aksiyonun ne olacağını 14 Mart’ta  gerçekleştirilecek bilirkişi keşfinden sonra hep birlikte göreceğiz. Diğer taraftan bu anlamsız iddianın kaynağını ise benim Ekim 2015’te Yeşil Gazete’ye yazdığım Çevre için Medya ve İletişim Çalıştayı’nın Almanya ayağındaki izlenim yazıları (Toplam 5 yazı) oluşturuyor. Bu noktada önce sizlere biraz çalıştaydan bahsetmek isterim.

Geçen yıl Ağustos ayında başlatılan Çevre için Medya ve İletişim Çalıştayı’nın amacı, özellikle son dönemde su kaynaklarının ve doğasının bozulması pahasına Karadeniz bölgesinde yapılmak istenen enerji ve maden yatırımlarının yol açtığı/açacağı öngörülen ekolojik bunalımları değerlendirmekti. Bu bağlamda kendi yaşam alanındaki müdahalelere direnen aktivistlerle, bu ekolojik meseleleri takip eden gazeteciler bir araya getirilerek grup içi bilgi alışverişi sağlandı. Çalıştayın bir ayağı Almanya’da gerçekleştirildi. Almanya dünyada endüstrileşmenin başını çeken bir ülke olmasına rağmen  yazılarımda da görebileceğiniz gibi 2023 yılına kadar nükleer santrallerden vazgeçme kararı almıştır. Kömürün payı azalmakta, yenilenebilir enerjinin payı da hızla artmaktadır. Almanya bunu gerçekleştirir, gerçekleştirmez; halkını oyalar oyalamaz o ayrı bir konudur, bizi burada ilgilendiren Almanya’nın enerji politikasının geçirmekte olduğu somut değişimdir (ki bu  planlarında ciddi olduklarını  göstermektedir.) Konutlarda merkezi elektrik enerjisi yerine çatılara kurulan güneş panelleriyle elektrik ihtiyacının sağlanıyor olması, elektrik fazlasının yine bireysel olarak enerji dağıtım şirketlerine satılabilmesi, mahallelerin kendi kooperatiflerini oluşturarak ekolojik yapıyı bozmadan insani ölçekteki kurulumlarla rüzgar ve güneşten, mikro biyogaz tesisinden elektriğini üretmesi önemli örneklerdir. Kısaca söylemek gerekirse Almanya’da gördüğümüz balık yemek istersek balık tutabileceğimiz ihtimalidir. Bu ihtimal umudun yamacına düşer.

Ekolojik problemlerle karşılaşan, bunalan, sırasında arka bahçesini, yaşam haklarını savunurken, sağlığını, akıl sağlığını korumakta zorlanan bizlerin en çok ihtiyacı olan şey de işte bu umuttur. En basit ifadeyle Almanya yapmış, biz başarabilir miyiz? Nükleere, termik santrale muhtaç mıyız sorusuna cevaptır bu umut. Dolayısıyla bu çalışmanın 5 günlük kısmının Almanya’da yapılmasından ve bizim heyecan duyup öğrendiklerimizi paylaşma arzusuyla yazmamızdan daha doğal bir şey olamaz.

Umuda bugün herşeyden fazla ihtiyacımız var. Artvin’de yaşam alanını korumak isterken gaz kapsülünü eline alıp “Neden?” diye soran Dedenin, direnirken düştüğü için iki bacağı birden kırılan kadının, Yeşil Yol mücadelesi ile tanıdığımız “ Devlet kimdur? Halktır! Halk! diyen Rabia Ana’nın, dudağına gaz fişeği isabet eden gencin,  İkizdere HES projesinde “Can verirüz dere vermezüz” diyenlerin, umuda yani önlerine sunulan seçenekten başkasının olduğunu bilmeye hakları yok midur? Bilmeyelim mi dünyada neler olup bitiyor ? Hangi evrelerden geçiliyor, hangi evreler ve devirler geride kalıyor?

pinar

Pınar Demircan – Yeşil Gazete

Ve Can Dündar ile Erdem Gül’e tahliye!

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ‘hak ihlali’ kararının İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne iletilmesinin ardından 92 gündür tutuklu bulunan Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara temsilcisi Erdem Gül özgürlüklerine kavuştu.

1
Fotoğraf: Vedat Arık

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) hak ihlali kararının ardından  Can Dündar ve Erdem Gül saat 03:15’te Silivri Cezaevi’nden tahliye edildi.

AYM’nin kararının ardından İstanbul’da Çağlayan Adliyesi’nde ve Silivri Cezaevi önünde dün akşam heyecanlı bir bekleyiş yaşandı. Mahkemenin kararı, Dündar ve Gül’ün yargılamasının yapılacağı İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne akşam saat 19.45’te ulaştı. Bu sırada mahkemede Tahşiye soruşturmasında kumpas iddialarına ilişkin dava görüldüğünden heyet, kararı ve tahliye talepli dilekçeyi duruşma sonrası inceleyeceğini belirtti. Mahkemedeki Tahyişe davası gece saat 24.00’e kadar sürdü. Bu davanın bitiminin ardından saat 00.45 sıralarında AYM’nin kararını değerlendiren mahkeme, hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Dündar ve Gül’ün tahliyesine karar verdi. Mahkeme heyeti Dündar ve Gül’e yurt dışına çıkış yasağı koydu.

‘Ülkemiz adına mutluyuz’

Mahkemenin tahliye müzakeresi kısa süre sonra Silivri Açık Ceza ve İnfaz Kurumu Savcılığı’na gönderildi. Dündar ve Gül, saat 02.00 sıralarında özgürlüğüne kavuşarak, cezaevi önünde kendisini bekleyen aileleri, mesai arkadaşları ve savenleriyle kucaklaştı. Kararın ardından Silivri’ye giderek Dündar ve Gül ile görüşen Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, “‘Ankara’da yargıçlar varmış’ dediler, ülkemiz adına mutlu olduklarını söylediler. Bütün kolilerini, kitaplarını, çamaşırlarını hazır etmiş durumda bekliyorlar” ifadelerini kullandı.

 

(Cumhuriyet)

Anayasa Mahkemesi, Dündar ve Gül için “hak ihlali var” dedi

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, MİT TIR’ları haberi nedeniyle tutuklanan Can Dündar ve Erdem Gül’ün yaptığı bireysel başvuruyu karara bağladı.

22

Anayasa Genel Kurulu, MİT TIR’ları haberi nedeniyle tutuklanan gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün yaptığı bireysel başvuruları bugünkü oturumunda görüşüp karara bağladı. Mahkeme, Dündar ve Gül’ün, kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğine karar verdi. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ortadan kaldırılması için dosyayı ilgili mahkemeye gönderdi.

Anayasa Mahkemesi’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 25/2/2016 tarihinde Erdem Gül ve Can Dündar bireysel başvurusunda (B. No: 2015/18567), tutuklamanın hukuki olmadığı ile ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği şikayetlerine ilişkin olarak başvurucuların Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ve ihlalin ortadan kaldırılması için kararın ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir.”

ŞİMDİ NE OLACAK?

Dündar ve Gül’ün avukatları 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kalemine tahliye talep dilekçesi verdi. AYM’nin kararı doğrultusunda, Dündar ve Gül’ün tahliyesi istendi.

 

(Cumhuriyet)

Yeşil Artvin temkinli, “Cerattepe’de maden durdu ama şirket ile güvenlik halen bölgede”

Artvin’in Kafkasör Yaylası’nın Cerattepe mevkiindeki bakır madeni inşaatının hukuki süreç bitene kadar durdurulmasına karşın Yeşil Artvin Derneği ‘temkinli’ bir tutum aldı.

4
Görüşme sırasında Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan ile Başbakan Ahmet Davutoğlu el sıkışıyor

Diken’de yer alan habere göre özel davetle Ankara’ya giden Artvin valisi, belediye başkanı, il milletvekilleri ve Yeşil Artvin Derneği temsilcilerinden oluşan heyet Başbakan Ahmet Davutoğlu’yla görüşmüş, Artvin Belediyesi de sosyal medya hesabından görüşme sürerken hukuki süreç bitene kadar maden şirketinin çalışmalarının durdurulacağı yönünde teminat aldıklarını duyurmuştu. Davutoğlu da bu teminatı doğrulamıştı.

Yeşil Artvin Derneği tarafından yapılan açıklamada ise, maden faaliyetlerinin durdurulduğunu, ancak şirketin ve güvenlik güçlerinin Cerattepe’yi terk etmesi yönündeki taleplerinin karşılanmadığı bildirildi.

3

Derneğin sosyal medya hesaplarından duyurulan açıklamada, “Artvin halkının talebi üzerine şehre yığılan güvenlik güçlerinin çekilmesi ve maden şirketinin Cerattepe’yi terk etmesi gerektiğini söyledik. Ancak bu taleplerimizle ilgili olumlu bir karar henüz alamadık” denildi. Dernek, şirket Cerattepe’yi terk edene kadar mücadelenin sürdürüleceğini vurguladı.

 

(Diken, DHA)

 

Atatürk Orman Çiftliği’ndeki kanunsuz yapılaşma AİHM’de

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazilerinde yürütülen projelerle ilgili açtığı davalarda verilen mahkeme kararlarının ‘uygulanmadığı’ gerekçesiyle gittiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), başvuruyu kabul etti. AİHM’de 46514/15 numarasıyla dosya açıldı ve Oda’dan ilgili bütün ulusal mahkeme karaları istendi. Mimarlar Odası Ankara Şubesi, AOÇ alanlarıyla ilgili bugüne kadar 67 dava açtı.

5

Cihan Haber Ajansı’ndan Yavuz Akengin’in haberine göre AOÇ arazisinde başta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi olmak üzere, Ankapark ve Ankara Bulvarı yapılmasının önünü açan 1/10.000’lik Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı, Ankara 5. İdare Mahkemesi’nce 13 Temmuz 2015 tarihinde ‘oy birliğiyle’ iptal edilmişti. Planın iptali ile AOÇ alanlarındaki tüm projeler plansız kaldı. Ancak mahkemenin üst ölçekli planı iptal etmesine rağmen projeler devam etti, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi faaliyete geçti, Ankapark’ın yüzde 75’i bitirildi. Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan ve başka dört oda başkanı Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunarak, mahkeme kararlarının uygulanmasını istedi, AOÇ’nin kamusal yapısına vurgu yaparak ‘mağdur’ olduklarını ifade etti. Yüksek Mahkeme, ‘kişisel mağduriyet olmadığı’ gerekçesiyle talebi reddetti. Bunun üzerine Mimarlar Odası Ankara Şubesi hem kurumsal olarak hem de Başkan Candan eliyle bireysel olarak AİHM’ye başvurdu. 46514/15 numarasıyla dosya açan mahkeme, Oda’nın başvurusunu kabul etti. Oda’dan da ilgili belgeleri, mahkeme kararlarını istedi.

“ÖNEMLİ GELİŞMELERİ BİLDİRİN VE MAHKEME KARARLARINI GÖNDERİN”

AİHM’den Mimarlar Odası Ankara Şubesi’ne gönderilen yazıda, başvurunun ilk değerlendirmeyi geçtiği ve kabul edildiği belirtilerek bilgi verildi. Yazıda, başvurunun, iletilen bilgi ve belgeler ışığında Mahkeme’ye sunulacağı vurgulandı. Mahkeme’nin gerekli görmesi halinde başvurucuların da Mahkeme önüne çağrılabileceği belirtildi. Yazıda, “Ayrıca başvurunuzla ilgili önemli gelişmeleri en kısa süre içinde bildirmeniz ve gerekli tüm ulusal mahkeme kararlarını göndermeniz gerekmektedir.” denildi. Oda’ya mevcut davayla ilgili olarak kullanılmak üzere bir dizi barkod etiketi gönderildi.

“AİHM DERS VERDİ”

AİHM’den gelen yazıyla ilgili şubede basın toplantısı düzenleyen Mimarlar Odası Ankara Şube yönetimi, kararı ‘sevindirici’ buldu. Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, mahkeme süreciyle ilgili bilgiler verdi. 1/10.000’lik Nazım İmar Planı’nın mahkemece iptal edilmesinin ardından, kararın uygulanması için Başbakanlık’a, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na, Koruma Kurulu’na, TOKİ’ye yazılı başvuruda bulunduklarını ancak kararın yok sayıldığını söyledi. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne gittiklerini belirten Candan, buradan da ‘kişisel mağduriyet olmadığı’ gerekçesiyle talepleri reddedilince AİHM’ye gittiklerini vurguladı.

Candan, “Anayasa Mahkemesi ders alsın. Onların reddettiği başvuruyu AİHM kabul etti, dosyayı görüşecek. AİHM, bu kararıyla Anayasa Mahkemesi’ne ders vermiştir.” diye konuştu. Hem kendisinin ‘kişisel’ başvurusunun hem de Oda’nın ‘kurumsal’ başvurusunun AİHM tarafından kabul edildiğini kaydeden Candan, bu durumun bir ‘ilk’ olduğunu söyledi.

Strazburg’daki avukatından aldığı bilgiye göre AİHM’nin ilk kez kurumsal bir başvuruyu kabul ettiğine dikkat çeken Candan, “AİHM’nin başvuruyu kabul etmesiyle AOÇ ve kaçak saray mücadelesi dünyanın gündemine de gelecek. Buradaki hukuksuzluğu tüm dünya görecek. Mahkeme kararlarına rağmen AOÇ’nin nasıl talan edildiğini anlatacağız.” ifadelerini kullandı.

 

(CHA)

Prof. Dr. Tosun Terzioğlu vefat etti

Sabancı Üniversitesi Kurucu Rektörü ve eski TÜBİTAK başkanlarından Prof. Dr. Tosun Terzioğlu (74) dün İstanbul’da vefat etti.

Prof. Dr. Terzioğlu, geçirdiği rahatsızlık nedeniyle bir süredir tedavi görmekteydi. Kayseri’de dünyaya gelen Terzioğlu, Robert Kolej’in ardından İngiltere’de Newcastle Üniversitesi’nde lisans, Almanya’da Frankfurt Üniversitesi’nde matematik dalında doktora yaptı.

14

Wuppertal Üniversitesi, Michigan Üniversitesi, ODTÜ ve Sabancı Üniversitesi’nde çalışan Prof. Dr. Tosun Terzioğlu, 1992-1997 yılları arasında TÜBİTAK Başkanlığı, 1993-1997 yıllarında NATO Bilim Komitesi Türkiye temsilciliği, 1996-1997 yıllarında Bilimsel ve Teknik Araştırma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi ve Türk Matematik Derneği başkanlıklarını da yürüten Terzioğlu TÜBİTAK Bilim Ödülü sahibi.

1997 yılında Sabancı Üniversitesi’nin Kurucu Rektörü olan Prof. Dr. Terzioğlu 12 yıl bu görevi sürdürdü.

Terzioğlu’nun cenaze töreninin ne zaman yapılacağı bugün belli olacak.

SABANCI ÜNİVERSİTESİ’NDEN TAZİYE MESAJI

Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat Berker, Terzioğlu’nun vefatı nedeniyle üniversitenin resmi internet sitesinde bir başsağlığı mesajı yayımladı.
Mesajda şu ifadeler yer aldı:

“Kurucu Rektörümüz Prof. Dr. TosunTerzioğlu’nu Kaybettik / Özleyeceğiz…

Üniversitemizin kuruluşunda ve gelişmesinde üstün hizmetleri olan, sevgili Kurucu Rektörümüz Prof. Dr. Tosun Terzioğlu’nu bugün, 23 Şubat 2016, kaybetmiş olmanın büyük üzüntüsü içerisindeyiz.

Tosun Hocamız, Sabancı Üniversitesi’nin Kurucu Rektörü olduğu 1997- 2009 yıllarında vizyoner kişiliği, üstün yöneticilik becerileri, hiç esirgemediği sevgi ve emeği ile Sabancı Üniversitesi’nin bir Dünya Üniversitesi olma yolculuğunda eşsiz bir rol oynamıştır.  Kendisini her zaman sevgi, saygı ve minnetle anacağız.
Daha önce ODTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanlığı ve TÜBİTAK Başkanlığı da yapmış olan sevgili Tosun Hocamızın, Türkiye’de ve dünyada Matematikte çok kıymetli bir konumu vardır.

Hocamızın cenaze bilgileri daha sonra belli olacak ve hemen bildirilecektir.  Anısına Sabancı Üniversitesi’nde yapılacak tören ayrıca duyurulacaktır.

Merhuma Tanrı’dan Rahmet; ailesine, arkadaşlarına ve tüm Üniversitemiz ve bilim camiasına başsağlığı dileriz.”

 

(Hürriyet)

Cerattepe’de maden faaliyetlerine durdurma kararı

Cerattepe ile ilgili önemli bir bilgi paylaşıldı. Artvin Belediyesi’nin sosyal paylaşım sitesinden yapılan duyuruda, ”Yeşil Artvin Derneği Üyelerinin Ankara’da Başbakan Ahmet Davutoğlu ile yaptığı görüşmede, hukuki süreç tamamlanıncaya kadar maden şirketinin faaliyetlerinin durdurulması yönünde karar alındığı belirtildi” denildi.

13

Doğan Haber Ajansı’nın son dakika gelişmesi olarak geçtiği habere göre Bir süreden beri, eylemlere konu olan Cerattepe’deki maden çalışması ile ilgili bugün önemli bir görüşme vardı. Başbakan Davutoğlu’nun kabul ettiği heyette, Heyette Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan ve Genel Sekreter Bedrettin Kalın, AK Partili Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe, AK Parti ve CHP Milletvekilleri, AK Parti, CHP ve MHP İl Başkanları, Artvin Ticaret Odası Başkanı, Memur-Sen İl Başkanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden hocalar yer aldı.

HUKUKİ SÜREÇ BEKLENECEK

12

Görüşmeye ilişkin önemli bir bilgi ise kısa süre önce Artvin Belediyesi’ne ait Facebook hesabı üzerinde paylaşıldı. Mesajda şu bilgilere yer verildi:

“Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’ndan Artvin halkına sevindirici haber. Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu Maden Şirketinin Artvin Cerattepe’deki çalışmalarını Hukuki Süreç bitene kadar durdu.

Artvin Heyetiyle yaklaşık 2 saat süren toplantıda Artvin’le ilgili bilgiler Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğluna aktarıldı ve şuanda Çankaya Köşkünde Sayın Bakanlarla toplantı devam ediyor.”

 

(DHA)

Komünist Belediye Başkanı Maçoğlu, Ovacık Belediyesi’ni kâra geçirdi

Gelir gider tablosunu afişe basarak belediye binasına asan Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu vatandaşa şeffaflık sözü verdiğini vurguladı ve “İlkelerimiz doğrultusunda çalışmalarımızı yürütüyoruz” dedi.

9
Gelir Gider tablosu belediyenin duvarına asıldı

Milliyet’ten Çiğdem Yılmaz’ın haberine göre Tunceli’nin Ovacık ilçesinin Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve Demokratik Halklar Federasyonu (DHF) Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, belediyenin bir yıllık gelir ve giderini büyük bir afişe bastırarak, belediye binasının girişine astı. Geçen yıl hazine arazisinde Ovacık fasulyesi ve nohut yetiştirip, bir kısmını öğrencilere burs vermek için satışa çıkaran bir kısmını da ihtiyacı olan halka dağıtan Fatih Mehmet Maçoğlu, örnek bir icraata daha imza attı. Belediyenin 2015 yılına ait gelir-gider tablosunu afiş haline getiren Maçoğlu, afişi belediye binasına asarak şeffaf yönetim örneği verdi.

10

Uygulamayı ilkesel bir hareket olarak değerlendiren Maçoğlu, “Öncelikle şunu söyleyeyim biz seçimlere girdiğimiz dönem şeffaflık, ilk ilkelerimizden biriydi. Belediye için hazırladığımız program çalışmalarımızın ilk maddelerinden biri de şeffaflık ilkesiydi ve bizde ilkelerimiz doğrultusunda bu çalışmlarımız yürütüyoruz “dedi.

Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu Hazine arazisinde yetiştirdiği ürünlerin gelirini öğrencilere burs olarak dağıtıyor.

Açık vermedi

Maçoğlu, gelir ve gider tablosunu astıklarında ilk başta halkın fazlasıyla şaşırdığını, daha sonra halk için de durumun normalleştiğini söyledi. Afişte belediyenin 2015 yılında 2 milyon 752 bin 914 lira giderinin olduğu, gelirinin ise 2 milyon 892 bin 507 lira olduğu bilgisi yer alıyor.

Maçoğlu, yaklaşık 150 bin liralık bütçe fazlası için, “Önceki dönemlerde hep zarar eden belediye iken şimdi 150-200 bin TL devir eden belediye durumuna geldik. Fuzuli giderleri kesmeye başladığınız zaman bunların hepsi zaten size kalmaya başlar” yorumunu yapıyor.

 

(Milliyet)