Ana Sayfa Blog Sayfa 3471

Dünya su ve ormancılık günlerinde Istrancalar – Göksal Çidem

Bu hafta içerisinde Dünya Ormancılık ve Dünya Su Günü bir çok yerde kutlandı.

Istrancalarda ise köylerde ve ormanlarda keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldı. Dereköy ormanlarında mermer ocağı ile başlayan gün, Cittaslow Vize ilçesi Doğanca köyünde kil, Soğucak köyünde patlamalı kalker kapasite artışı için Istranca ormanlarında günü tamamladı.

31

Sabah, Dereköy Ormanlarında ki Mermer ocağı için açılan davanın keşif ve bilirkişi incelemesi vardı. Davacılar hem mahkeme dosyasında, hem de keşif mahallinde karşı gerekçelerini mahkeme heyetine ve bilirkişilere bir kez daha aktardı.

Anayasal hakları gereği verilen yaşamı savunma mücadelesinde öncelikle ;

29

Anayasa m. 56’ya göre , “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak, çevre kirlenmesini önlemek, devletin yükümlüğü, vatandaşların ise ödevi, Anayasanın 17. maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir”

27 Temmuz 2003 tarih ve 25181 sayılı Resmî Gazete’ de yayınlanan Avrupa Peyzaj Sözleşmesi’nde “insanlar tarafından algılandığı şekliyle, karakteri doğal ve/veya insani unsurların eyleminin ve etkileşiminin sonucu olan bir alan anlamına geldiğini bir kez daha vurgulandı.

32

Davacılar beyanlarında, Dereköy Ormanlarının 2 Yıl süren Biyosfer Rezerv alan çalışmasında Dereköy Ormanları 12 sıcak noktadan biridir. Su kaynaklarımızdır. Yaşam alanımızdır. Proje Dosyası Çelişkilerle doludur. Orman içerisinde kilometrelerce açılacak yolun, aşırı yağmurlarda Dereköye sel olarak geleceğini, geçmişte köyde yaşanan sel olayından ders alınması gerektiğini, Tarım Bakanlığınca desteklenen ve bölgede yeni başlayan mandacılık faaliyetinin zarar göreceğini, Trakya Arısının 30/06/2010 Tarih ve 29 sayılı olurları ile Tarım Bakanlığı tarafından mutlak korumaya alındığını, Yıldız dağlarının tamamına yakınında Trakya Arısı koruma kapsamında olduğunu, Ancak Proje dosyasında Tarım bakanlığının koruma kararından söz edilmediğini, bunun yanı sıra Dereköy Ormanlarında arıcılık yapmak için kiralama talebine olur verilmezken, Madencilik faaliyetine izin verilmesi ile koruma altında ki Trakya arısı popülasyonunun zarar göreceğini, Bölgede başta Avrupa Kırmızı Orman Karıncası olmak üzere çok sayıda nesli tehlike altında türlerin olduğunu ifade ettiler.

İkinci olarak Vize Doğanca köyünde yapılan keşif ve Bilirkişi incelemesinde ise Soğucak ve Doğanca Muhtarlarının davetlisi olarak katılan Prof Dr Doğan Kantarcı kil ocağı açılmak istenen bölge için, “siz bu alana kazma bile vuramazsınız” diyerek, “Kil ocağı açılmak istenen bölgedeki meşe ormanı; Saçlı Meşe (Quercus cerris), Macar Meşesi (Quercus conferta . syn. Q. hungarica), Mazı Meşesi (Quercus infectoria), Tüylü Meşe (Quercus pubescens), Doğu Gürgeni (Carpinus orientalis) Akçakesme (Phyllirea latifolia), Karaçalı (Paliurus aculeatus syn. P. spina christi), Katran Ardıcı (Juniperus oxycedrus), Yabani Gül (Kuşburnu Rosa canina) vd birçok türlerin bir arada yaşadığı doğalbir ekosistemdir. Bu orman alanı “Avrupa Vejetasyon Haritasında” “G28 “ biriminde tescil ettirilmiştir (M.D. Kantarcı-2000, 2003 tarafından) Diğer bir deyimle bu orman Avrupa’nın önemli ve korunması gereken “Ekolojik olarak hassas yetişme ortamlarındaki kurak mıntıka ormanlarındandır. Buradaki ve çevredeki meşe ormanlarındaki doğal çiçekli bitkiler aynı zamanda önemli bir bal üretim kaynağıdır. Tahrip edilecek orman alanı Avrupa Vejetasyon Haritası’nda “G28” olarak tescil edilmiş olan ve ekolojik olarak hassas yetişme ortamlarında yer alan “Kurak mıntıka meşe ormanları”ndandır. Bu ormanın kök sistemi 300-500 yıllık olup, karaçam ile ağaçlandırma yapılsa bile topraklaşma süreci ile birlikte doğal ekosistem dengesi ancak 300-400 yılda oluşabilir.” dedi.

Soğucak köylüleri “Kil ocağı açılmak istenen alanda avlanmak yasak. Avın yasak olduğu alan kepçelere, kamyonlara nasıl serbest olacak. Tüfekle, köpekle girmenin yasak olduğu yere kamyonlar, kepçeler mi girecek” diye tepkilerini dile getirdiler.

34

Son olarak Soğucak bölgesinde Kapasite artış talebinde bulunan kalker ocağı kırma eleme tesisi için Davacı köy muhtarlığı ve söz alan katılımcılar, dava konusu bölgenin yer altı su besleme alanı olduğunu, Köy kaynak sularının azaldığını, Bölgede yapılacak bu faaliyet sonucu Et ithal eder konuma gelen ülkemizde hayvancılığa büyük darbe vuracağını, köylünün geçimde acze düşeceğini, Tarım Bakanlığı köye dönüş projeleri üretip kaynaklar sağlarken, bu projelerin ise köyde yaşayanları, köyden uzaklaştıracağını, bölgede hayvancılık, arıcılık, mantar toplayıcılığı ve eko turizmden faydalanmaya başladıkları dönemde yerlerinden, yurtlarından olacaklarını mahkeme ve bilirkişi heyetine ifade ettiler.

Bulgaristan Istrancası koruma altında iken, Bizim Istrancalarımızın her noktasında ormanları ve su kaynaklarını tahrip eden, kirleten ve yok eden projelerin bir an önce red edilmesini talep ettiler.

 

Fotoğraflar: Göksal Çidem

35-Göksal-Çidem
Göksal Çidem

İşletme zorda, Türkçe karakter bile alamamışlar – Ümit Kıvanç

Bu yazı riyatabirleri.blogspot.com.tr/ den alınmıştır

Radikal’in kapandığını ve işsiz kaldığımızı Twitter’dan, yani ortalıktan öğrenip gazeteden doğruladıktan bir süre sonra evden çıktım. Döndüğümde mail kutumda Türkçe karakterlerin yerinde soru işaretleri bulunan bir mail buldum.

Mail, Y?netim Kurulu Ba?kan? Vuslat Do?an Sabanc? ile ?cra Kurulu Ba?kan? ?a?lar G???? imzalarını taşıyordu ve “Radikal’in ekonomik olarak s?rd?r?lebilirli?inin dijital alanda da m?mk?n olmad???n?”, dolayısıyla “bu tablo kar??s?nda” Doğan Grubu’nun gazetenin “yay?n?na son verme karar?n? alm??” olduğunu bildiriyordu. Grubun değerli yöneticilerine, sonunda bunu bizlere de haber verme zahmetine girdikleri için te????????’lerimi sunarım. Kimbilir şu anda kaç kişinin hayatını kararttılar. Kapitalizm kısa sürede yok olmayacağına göre, Allah hiçbirini başkalarının yanında çalışmaya muhtaç etmesin, diyelim. Amin.

27

Maili buraya koyuyorum ki, siz de eğlenin. Bu ülkede bir gazete yazarının gazetesinin kapandığını -akşam 08.26’da- haber aldığı, Vietnamca ve Myanmar dillerinde rahatça yazışılan bir döneme ait Türkçe mektubu görün. Bu mektuba bir süre öylece bakın, tavsiye ediyorum. Bu mektup Türk burjuvazisinin kıratının, ayarının, cibiliyetinin resmidir. (Üstüne tıklayın, büyüsün.)

Ben kendimi aşağılanmış hissettim, geçer. İşsiz kalmış Radikal çalışanları da eminim bir yolunu bulup hayatlarını sürdüreceklerdir. Türk burjuvazisi ise, tıpkı bugün bizi yönetenler gibi, utanması gerektiğinin bile farkında olmadan yaşayıp gidecek. Karşıdan bakana onun adına utanmak düşecek. Bu mektup Türk burjuvazisinin resmi.

Bu yazı riyatabirleri.blogspot.com.tr/ den alınmıştır

28-Ümit-Kıvanç

 

Ümit Kıvanç

Slow Olive için geri sayım başladı

Dünyanın tüm zeytin coğrafyalarını toplantı, panel ve sunumlarla yakınlaştırmayı, ortak sorunlara çözüm için uluslararası köprüler kurmayı hedefleyen ilk Slow Olive, Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde 14-17 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek. Etkinliğe Fransa, Tunus, Ürdün, Lübnan, Filistin, Fas, Yunanistan, İtalya, İsrail, İspanya, Portekiz ve Türkiye’den üretici, aktivist, basın mensubu, aşçı ve akademisyenlerden oluşan 60 kadar delegenin katılımı bekleniyor.

23

Yeşil Gazete – Hürriyet içerik işbirliği ile Hürriyet Gazetesi’nde yer alan haberimize göre 150 ülkede yüzbinlerce üyesi olan Uluslararası Slow Food hareketinin iki yılda bir gerçekleştirdiği etkinliklere bu yıl bir yenisi ekleniyor: Slow Olive. Zeytini odağına alan bu etkinliğe platform olarak Türkiye’nin seçilmesi ise Türkiye’nin Slow Food gönüllüleri için bir gurur kaynağı vesilesi.

Halka açık ve ücretsiz gerçekleşecek bu etkinlik Uluslararası Slow Food hareketinin himayesinde, Slow Food’un Türkiye birlikleri ile Ayvalık Belediyesi’nin işbirliğinde tertip ediliyor. Cunda Kültür Merkezi, Taksiyarhis Anıt Müzesi ve Cunda pazar meydanı dahil olmak üzere ilçenin birden fazla noktasında gerçekleşecek etkinliklerin arasında çocuklar için atölyelerden film gösterimlerine, gastronomik sunumlardan panel ve tartışmalara katmanlı bir çerçeve oluşturulmuş durumda.

Zeytinin biyoçeşitliliğinin sergileneceği pazar sergisi 15 Nisan Cuma günü, sabah 8:00’de başlayacak.

22

Türkiye’nin dört bir köşesinden gelen zeytinlerin sergileneceği pazar yeri kaçırılmaması gereken etkinliklerin başında geliyor. Çoruh nehrinin kıyısında, baraja kurban gitmesi beklenen ağaçların zeytini Butko’dan Mardin, Derik’in halhalısına kadar birbirinden farklı 30’a yakın yeşil ve siyah zeytinin tadıma sunulacağı bu pazar yerini çocuklarınızla birlikte mutlaka gezmelisiniz.

Zeytine ve zeytin ağacının kıyısında köklenmiş külturlere ilişkin film gösterimleri de var bu etkinlik kapsamında. Nilgün Yanık ve Ramazan Emiroğlu’nun filmi “Ölümsüz Z” ilk gösterimini 14 Nisan gecesi, saat 20:00’de Slow Olive’de yapacak. Mahmut Koyuncu’nun “Milyonda 1”i ise 16 Nisan gecesi Cunda Kültür Merkezi’nde, gene aynı saatte izlenilebilir.

Sema Moritz de Slow Olive’de olacak

25

İlkbahara, toprağa, berekete ve zeytine şarkılar söyleyecek ses sanatçısı Sema Moritz ve üç müzisyen arkadaşı 15 Nisan gecesi Taksiyarhis Anıt Müzesi’nde olacaklar.

21 Mart günü açıklanan programda Birleşmiş Milletler Gıda Hakkı özel raportörü Hilal Elver’den, tarım üzerine uzmanlığı ile tanıdığımız gazeteci Ali Ekber Yıldırım’a, zeytinyağı tadımcısı Nicholas Coleman’dan (ABD), Arab Network for Food Sovereignty başkanı Razan Zuayter’e (Ürdün), Soup for Syria kitabının yazarı Barbara Massaad’dan (Lübnan), Slow Food Biyoçeşitlilik Vakfı başkanı Piero Sardo’ya (İtalya), araştırmacı yazar Artun Ünsal’dan, aktivist Ömer Madra’ya kadar son derece geniş bir katılım görülüyor. Panel ve sunumlar ise birbirinden renkli olacak.

Farklı bir hafta sonu geçirmek isterseniz rotanızı Ayvalık’a kırın ve iklim değişikliğinin zeytine etkilerinden, savaşın yıprattığı coğrafyalara, göçün zeytin tarımı üzerindeki etkilerinden, zeytin ve zeytinyağının tarihine bir yolculuk yapın.

Slow Olive programına bu link üzerinden erişmek mümkün.

 

(Yeşil Gazete, Hürriyet)

Brüksel Havalimanı’ndaki canlı bombaların kimlikleri açıklandı

Brüksel Havalimanı’ndaki intihar saldırılarını gerçekleştiren canlı bombaların Khalid ve Brahim el-Bakraoui ismindeki iki kardeş olduğu kesinleşti. İki kardeşin de sabıka kaydının bulunduğu, ancak polis tarafından düne kadar terörle bağlantılarının kurulmadığı bildirildi.

20

Dün sabah saatlerinde Belçika’nın başkenti Brüksel’de art arda gerçekleştirilen terör saldırılarında 34 kişi hayatını kaybetti. Brüksel Havalimanı ve Maelbeek’teki metro istasyonunda meydana gelen saldırılarda 17’si ağır olmak üzere 230 kişi yaralandı.

Havalimanında patlamamış bir intihar kemeri bulundu.

Saldırıları IŞİD üstlendi

Brüksel’de düzenlenen saldırıları, kendisi ile bağlantılı Amek haber ajansı üzerinden yaptığı açıklama ile IŞİD üstlendi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“İslam Devleti savaşçıları bugün patlayıcı yelekleri ve çeşitli araçlarla bir dizi bombalı saldırı düzenlemişlerdir. Savaşçılar, İslam Devleti’ne karşı uluslararası koalisyona katılan bir ülke olan Belçika’nın başkenti Brüksel’de bir havaalanı ile merkezi bir metro istasyonunu hedef almışlardır.”

“Kaçan saldırganın adı Najim Laachraoui”

Belçika gazetesi DH ise kaçan diğer saldırganın adını Najim Laachraoui olarak bildirdi.

Savcılar, Laachraoui’nin DNA örneğinin Paris saldırganlarının kullandığı evde bulunduğunu ve söz konusu şahsın, geçen günlerde yakalanan Paris katliamının baş şüphelisi Salah Abselam ile birlikte Macaristan’a gittiğini açıkladı.

Dünyanın en çok aranan teröristlerinden biri olan Laachraoui’nin, geçen yıl Kasım ayında Paris’te 130 kişinin öldüğü saldırılarda kullanılan intihar yeleklerini yaptığı düşünülüyor.

“Laachraoui’nin hedefi Almanya”

Alman Bild gazetesi, Brüksel’deki saldırıya karıştığı belirtilen ve hakkında arama emri çıkarılan Najim Laachraoui ‘nin Almanya’ya geçmeyi hedeflediğine dair bilgi aldıklarını aktardı. Bild’in edindiği bilgiye göre, saldırganın Audi S4 model otomobil kullandığı düşünülüyor. Kayıplara karışan ve hakkında arama emri çıkarılan Laachraoui’nin, havaalanındaki güvenlik kamerası kayıtlarında yer alan beyaz giysili kişi olduğu aktarıldı.

 

(T24)

Türk adaletinin terazisi ABD’de tartılıyor – Pelin Cengiz

Pelin Cengiz’in bu yazısı haberdar.com sitesinden alındı

Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının merkezinde yer alan Reza Zarrab’ın, “ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımları ihlal etmek için komplo kurmak, kara para aklamak ve banka dolandırıcılığı yapmak” suçlarından ABD’de tutuklandığı gündeme bomba gibi düştü. İran asıllı Türkiye vatandaşı Reza Zarrab, ABD’de New York Savcısı Preet Bharara tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklandı.

Türkiye’de kamuoyu Zarrab’la ilgili gelişmeleri Zarab’ın tutuklanıp cezaevine konduktan ve iddianamesi resmi olarak ABD Adalet Bakanlığı’nın resmi internet sitesinde yer aldıktan sonra haberdar oldu. Oysa, Zarrab, Miami Savcılığı tarafından geçen cumartesi günü gözaltına alındıktan sonra sorgulanmış. Detaylarına bakıldığında yöneltilen suçlamalar epey ağır.

Zarrab, iki ortağı ve diğer suç ortakları hakkında hazırlanan 21 sayfalık iddianamede, kara para aklama ve dolandırıcılık yoluyla ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımların ihlal edildiği iddiası var. Finans işlemleri kayıtları ve e-postalara dayanan iddianamede, Türkiye’de kurulu olan Royal Holding A.Ş., Durak Döviz, Asi Kıymetli Madenler Turizm ve ECB Kuyumculuk ile Suudi Arabistan’dan Gunes General Trading LLC, Al Nafees Exchange ve Royal Emerald Investments aracılığıyla bu suçların işlendiği belirtiliyor.

Temel olarak, Zarrab ve diğer kişiler vasıtasıyla İran’a uygulanan yaptırımların delinmesi suçlaması mevcut. Savcı Bharara, “İddia edildiği üzere, bu sanıklar İran ve kurumlarına karşı uygulanan ABD yaptırımlarını ihlal etmek ve delmek için yıllarca işbirliği yapmış” diyor. Reza Zarrab, Camelia Jamshidy ve Hossein Najafzadeh, farklı yerlerdeki çeşitli kurumlar aracılığıyla para aklayarak, İran’a karşı uygulanan yaptırımları zayıflatmış ve federal suç kapsamına giren suçlar işlemiş. Özetle, bu kişiler ABD’yi dolandırmakla itham ediliyor. İddianamenin pek çok yerinde bu suçların Türkiye’de kurulmuş şirketler üzerinden işlendiğine dair iddialar var.

Adalet evrenseldir, bir yerde kaybolunca başka bir yerde ortaya çıkabiliyor.

Bunun doğurduğu paniği AKP medyasının verdiği tepkilerden de açıkça görebiliyoruz. AKP medyasının mesele ortaya çıkar çıkmaz ABD’nin en saygın savcılarından birini “paralel yapı” ile ilişkilendirmeye çalışma zavallılığı bunun açık örneği. Olayın ortaya çıkmasının ardından meseleyi ört bas etmeye yönelik sosyal medyada sarfedilen çaba, AKP cenahında tehlike çanlarının çaldığını gösteriyor.

AKP Hükümeti, adları Zarrab’la ilişkilendirilen dört bakanını Yüce Divan’da yargılatmaktan kaçırdı ancak koruma kalkanını bir yere kadar kullanabildi, bu isimleri ilk fırsatta kabineden şutlayarak feda etti. Zarrab’la ilişkili konuların boyutları şimdi ABD’ye taşındı. Çok muhtemeldir ki, AKP bu kez işin içinden Türkiye’de çıktığı kadar kolay çıkamayacak.

İran’ın petrol gelirlerine karşılık İran’a yönelik ambargoyu delerek, tonlarca altını fiziki olarak dünya çapında döndürmenin karşılığının bir kol saati ya da ayakkabı kutularındaki paralardan ibaret olmadığını tahmin etmek zor değil.

Bütün bu suçları Türkiye’nin adalet terazisi tartamadı, altında kaldı. AKP iktidarı, ABD’nin 75 yılla yargıladığı Reza Zarrab’ı serbest bırakıp el koyduğu paralarını kendisine faiziyle geri vermekle kalmayıp, Zarrab’ı soruşturan savcıları hapse attı.

Erdoğan’ın “hayırsever bir işadamı” olarak nitelediği Zarrab’a AKP’li bakanlar ve iş dünyası plaket vermek için adeta sıraya girdi. AKP medyası, arkasına Türk bayrağı asıp canlı yayınlarda Zarrab’ı aklamaya girişti. Zarrab da rolünü iyi oynadı, “Türkiye’nin carı açığının yüzde 15’ini tek başıma kapatıyorum” dedi. ABD adaleti kendisini teslim aldığına göre, cari açığın yüzde 15’ini bundan sonra kim kapatacak AKP buna da bir çözüm üretiversin.

Türkiye’deki 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarının bir numaralı ismi Reza Zarrab’tı. Zarrab’ın bundan sonraki ifadesinde söyleyeceği her söz, 17-25 Aralık dosyalarının da uluslararası bir alana taşınacağı anlamına geliyor.

Savcı Bharara, 2009’da New York Savcısı olduktan sonra 25 farklı ülkeye gönderdiği güvenlik güçleriyle silah ve uyuşturucu ticaretiyle suçlanan kişileri New York’a getirtmiş ve hakim karşısına çıkartmış. Wall Street’in önemli isimlerinin korkulu rüyası haline gelmiş. Zarrab’ın işi epey zor olacak gibi görünüyor.

ABD’deki davanın mahkumiyetle sonuçlanması halinde Türkiye’deki adalet sistemi altından kalkamayacağı bir utançla karşı karşıya kalacak.

Adaletin terazisi başka yerlerde Türkiye’deki gibi hep hileli tartmıyor. Hazin olan şu ki, Türkiye’nin bir türlü tartamadığı adalet terazisini bu kez ABD’nin tartmasını bekliyoruz.

58-pelin-cengizPelin Cengiz – haberdar.com

Sınır dışı edilen İngiliz akademisyen Stephenson İstanbul’a döndü

Savcılığın sınır dışı talebinde bulunması üzerine Türkiye’den ayrılan İngiliz akademisyen Chris Stephenson, ülkeye geri dönüşünün önündeki engellerin kalktığını ifade ederek, geçtiğimiz pazar günü Türkiye’ye geri döneceğini açıklamıştı.

10

‘Barış için akademisyenler’ bildirisine imza atan 4 akademisyene destek için gittiği Çağlayan Adliyesi’nde çantasından HDP Nevruz davetiyeleri çıkması nedeniyle önce ‘terör örgütünün propagandasını yapmak’ suçlamasıyla gözaltına alınan; savcılığın sınır dışı edilmesini talep etmesi üzerine ülkeden ayrılan İstanbul Bilgi Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Görevlisi Stephenson İstanbul’a geldi.

“Diyeceğim tek şey barış olsun”

Ailesiyle birlikte Londra’dan İstanbul’a gelen Stephenson, Türkiye’ye tekrar döndüğü için mutlu olduğunu söyledi. ‘Buruk bir sevinç’ yaşadığını belirten Stephenson; “3 arkadaşımız EsraMungan, Kıvanç Sevinç ve Muzzafer Kaya tutuklandılar. Türkiye’de barış henüz yok, halen insanlar ölüyor, halen bombalar patlıyor; bu çok üzücü bir şey. Diyeceğim tek şey barış olsun” dedi.

 

(Cumhuriyet, T24)

radikal.com.tr kapatılıyor

Radikal gazetesinin basılı yayınına son vermesinin ardından online olarak yayınlanan ‘radikal.com.tr’nin de kapatılacağı duyuruldu.

11

Ekim 1996’da Doğan grubu bünyesinde çıkarılan Radikal gazetesi 17 Ekim 2010’da tabloid boyutta basılmaya başlamıştı.

Gazete, 24 Haziran 2014 tarihinde ise basılı hayatına son vererek yoluna dijital olarak devam etme kararı almıştı.

9

Radikal’in kapandığı haberini gazete bünyesinde çalışan gazeteciler, Radikal’de daha önceden görev yapmış olanlar sosyal medyadan paylaştıkları mesajlar ile aktardı.

(Diken)

Aile Bakanı’nın Ensar Vakfı demeci: 45 çocuğa tecavüz iddiası karalama gerekçesi olamaz

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, Ensar Vakfı’nda görevli bir öğretmenin 45 çocuğa tecavüz ettiği iddiaları hakkında, “Buna bir kere rastlanmış olması hizmetleri ile ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz. Biz Ensar Vakfı’nı da tanıyoruz, hizmetlerini de takdir ediyoruz, ama öteki taraftan bunu yapan kişi için de sıfır toleransla hukuki açıdan bütün takibimizi yapıyoruz” dedi.

23

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ramazanoğlu, Yaşlı Destek Programı (YADES) Tanıtım Toplantısı’nda gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevapladı. Ensar Vakfı’nda görevli olduğu iddia edilen sınıf öğretmeni Muammer B.’nin cinsel istismar iddialarına ilişkin soruya Bakan Ramazanoğlu, “Çocuklara karşı her türlü şiddet, cinsel istismar, kadınlara karşı şiddet ve tecavüz bütün bunlar konusunda bugüne kadar söylediğim gibi sıfır tolerans ile hareket ediyoruz. Gerek kanuni düzenlemelerimiz gerekse pratik uygulamalarımız da bu konuda kimseye karşı iyi hal indirimi ya da iyi hal davranışından dolayı tolerans gösterilmesi gibi ne düşüncemiz oldu, ne de bundan sonra olacak” cevabını verdi.

“Toplum olarak bu da bir gerçeğimiz”

Özellikle çocuklar konusunda Bakanlık olarak çok hassas olduklarının altını çizen Bakan Ramazanoğlu şunları kaydetti:

“Maalesef biz bütün hassasiyetimizi göstermemize rağmen toplumumuzda böyle olaylar ile karşılaşıyoruz ki bu da bir gerçeğimiz. Buna da toplumsal olarak başka bir açıdan bakmamız lazım. Karaman’da olan konu ile ilgili olarak, vaka ortaya çıkar çıkmaz bütün vakalarda olduğu gibi hukuki açıdan bakanlığımız müdahil oldu.

Ben bizzat hukukçu arkadaşlarımızı arayarak bir toplantı yaptım dedim ki ’bu olayı da takip ediyoruz, ben de takipçisiyim.’ Tabii ki bu olayı bizim hizmetleri ile her zaman gurur duyduğumuz bir Vakıf ile ilişkilendirilmek istendi ki bu Vakfımız da bir süre görev yapmış onun da ne kadar olduğunu vakıf çalışanları tarafından açıklandı.

Her zaman kötü niyetli insanlar, bazı işleri su istimal edebilen insanlar olabiliyor. Buna bir kere rastlanmış olması hizmetleri ile ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz. Biz Ensar Vakfı’nı da tanıyoruz, hizmetlerini de takdir ediyoruz, ama öteki taraftan bunu yapan kişi için de sıfır toleransla hukuki açıdan bütün takibimizi yapıyoruz. Bu çocuklar ile ilgili bakanlığımızın rehabilitasyon ve sosyal hizmet uzmanlarımız, psikologlarımız devreye girdiler. Aileler ziyaret edildi. Çocuklarımızın rehabilite edilebilmesi için çalışmalar başlatıldı. Çocuklarımızın en az travma ile bu dönemi en iyi şekilde atlatabilmeleri için gerekli bütün psikolojik destekler veriliyor ve vermeye devam edeceğiz.”

 

(Milliyet)

Belçika, terör tehdidi nedeniyle iki nükleer santralini boşalttı

Brüksel’de önce havaalanında hemen ardından da metroda peşpeşe gerçekleşen intihar saldırılarının ardından Belçika, iki nükleer santralini boşaltma kararı aldı.

21

Belçika’nın başkentine 1 saat mesafede, Liege bölgesinde bulunan Tihange Nükleer Santrali ile Antwerp’de bulunan Doel Nükleer Santrali, hükümetin aldığı karar ile yeni terör saldırılarının hedefi olacağı endişesi ile boşaltıldı. Doel’de 4 reaktör, Tihange’de ise 3 reaktör bulunuyor.

Enerji Şirketi Engie konuya dair yaptığı açıklamada, santralde görevli üst kademe personel dışındaki tüm çalışanların Belçikalı yetkililerin talebi üzerine santralden ayrıldıklarını belirtti.

22

Şirket, Nükleer Santrallerin faaliyetini sürdürdüğünü, kilit roldeki personelin görevlerine devam ettiğini de aktardı.

 

(Yeşil Gazete, Express.co.uk)

 

 

Zaventem Havalimanı’nda patlamamış intihar yeleği bulundu!

Brüksel’de saldırıya uğrayan Zaventem Uluslararası Havalimanı’nda patlamamış intihar yeleği bulundu. Ayrıca Tihange nükleer enerji santrali de boşaltıldı

20

Belçika’nın başkenti Brüksel’de ikisi Zaventem Havalimanı’nda, biri Avrupa Birliği kurumlarının binalarının yakınındaki metro istasyonunda üç patlama meydana geldi. Belçikalı yetkililer terör saldırılarında en az 34 kişinin hayatını kaybettiğini, onlarca kişinin de yaralandığını duyurdu.

Russia Today, saldırıyı IŞİD’in üstlendiği iddiasını duyurdu. Savcı, havalimanındaki patlamanın nedeninin intihar saldırısı olduğunu söyledi. Saldırı öncesinde, Arapça bağıran saldırganların yolculara ateş açtığı öğrenildi.

Kalaşnikof ve patlamamış intihar yeleği

Savcı, havalimanında bir kalaşnikof bulunduğunu belirtti. Metrodaki patlamanın vagonun içinde gerçekleştiği öğrenildi.

Belçikalı yetkililer, Zaventem Uluslararası Havalimanı’nda patlamamış intihar yeleği bulunduğunu söyledi.

Nükleer Santral boşaltıldı

Terör saldırılarıyla sarsılan Belçika’daki Tihange nükleer enerji santralinin boşaltıldığı  da açıklandı. Hürriyet, Devlet televizyonu VTM’ni kaynak gösterdiği haberinde, santralin polis tarafından boşaltıldığını bildirdi.