Ana Sayfa Blog Sayfa 3470

Bir futbol efsanesi, Johan Cruyff yaşamını yitirdi

Hollandalı futbol efsanesi Johan Cruyff, 68 yaşında hayata gözlerini yumdu. ünlü futbol adamı bir süredir akciğer kanseri tedavisi görüyordu.

Cruyff Vakfı’nın internet sitesinden yapılan açıklamada, uzun süredir akciğer kanseri tedavisi gören Cruyff’un İspanya’nın Barcelona şehrinde bulunan evinde hayatını kaybettiği belirtildi. Açıklamada, Cruyff’un kaybından dolayı yaşanan üzüntü paylaşılarak, ailesine başsağlığı dilekleri iletildi.

21

Johan Cruyff, geçtiğimiz şubat ayında tedavisinin iyi gittiğini duyurmuştu. Hollandalı efsane, o dönemde yaptığı açıklamada, “İlk testlerin sonucu pozitif çıktı. Henüz bitmeyen bir maçın ilk yarısını 2-0 önde tamamlamış gibiyim” ifadesini kullanmıştı.

25 Nisan 1947’de Amsterdam’da doğan Cruyff, ülkesi Hollanda’da Ajax ve Feyenoord, İspanya’da Barcelona ve Levante, ABD’de Los Angeles Aztecs ve Washington Diplomats takımlarında oynadı. Ajax ile 8, Barcelona ve Feyenoord ile birer kez olmak üzere 8 lig şampiyonluğu; Ajax ile 5, Barcelona ve Feyenoord ile birer kez olmak üzere de 7 kupa şampiyonluğu yaşadı. 1971, 1972 ve 1973’te Şampiyon Kulüpler Kupası’nı da kazanan efsane Ajax’ın en önemli ismiydi. “Sarı Fare”nin iki Avrupa Süper Kupa, bir Kıtalararası Kupa şampiyonluğu da var.

https://youtu.be/2GtwCfjI0Z8

İlki 7 Eylül 1966’da 2-2 sona eren Macaristan maçı olmak üzere 48 kez giydiği milli formayla 33 gol attı. Hollanda ile 1974 Dünya Kupası’nda finale kadar geldi ama ev sahibi Federal Almanya’ya kaybetti.

Ajax ve Barcelona’da teknik adamlık yaptı. Teknik direktör olarak Barcelona’da 4 lig şampiyonluğu; ikisi Ajax’ta, biri Barcelona’da toplam 3 kupa şampiyonluğu yaşadı. 1992’de Barcelona ile Şampiyon Kulüpler Kupası’nı; Ajax ile 1987’de ve Barcelona ile 1989’da Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nı ve yine Barcelona ile 1992’de Avrupa Süper Kupası’nı kazandı.

22

Johan Cruyff, bir futbol takımında bütün oyuncuların her mevkide oynayabilmesini ön gören ve fikir babalığını Hollandalı teknik adam Rinus Michels’in yaptığı Total Futbol sisteminin en önemli yıldızıydı.

 

(Eurosport, Hürriyet)

‘Karaman’da çocuklara tecavüz dosyasını incelediğimde oturup hüngür hüngür ağladım’

CHP’nin Karaman’da 10 çocuğun tecavüze uğraması üzerine görevlendirdiği heyetin başkanı olan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Lale Karabıyık, izlenimlerini bugün TBMM’de anlattı. Karabıyık ‘bu konu beni o kadar üzüyor ki dosyayı incelediğimde oturup hüngür hüngür ağladım ve konuşmakta da zorlanıyorum çünkü unutmayınız ki bizler anneyiz, babayız’ dedi.

19

Başka Haber’in özel haberine göre Karabıyık’ın konuşmasının tamamı şöyle:

https://youtu.be/PdM2pbg4QjI

“Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün, biz heyet olarak Karaman’daydık. Karaman’da olma sebebimiz, bu haberlerde de gördüğünüz çok kötü hadiseyle ilgilidir. Ancak, siyaseten orada bulunmadık, ben bir anne olarak, arkadaşlarım baba olarak, toplumun bir ferdi olarak ve bu topluma karşı sorumluluklarımızın bilincinde olduğumuz için oradaydık biz. Orada çok elim bir hadiseyle karşılaştık. Sizler basından da izliyorsunuz. Ancak, bu olayın birkaç boyutuna ben burada yer vermeden geçemeyeceğim efendim.

Bakın, bu konu beni o kadar üzüyor ki dosyayı incelediğimde oturup hüngür hüngür ağladım ve konuşmakta da zorlanıyorum çünkü unutmayınız ki bizler anneyiz, babayız, bu duygularla bu dosyaları inceledik, bu olayı araştırdık.

Bir kere, şunun çok net bilinmesini istiyorum ki biz Karaman’a gittiğimizde… Bu olay sadece Karaman’ın sorunu değil, Karaman’ın, ailelerin, söz konusu çocukların manevi şahsiyetlerinin zedelenmemesi gerekiyor. Bu nedenle, çocuklara ait bilgilerin, kimliklerin ya da adreslerin kamuoyuyla asla paylaşılmaması önemli. Zaten, bu çocukların ve ailelerin yaşadığı travma o kadar büyük boyutlarda ki belki yıllarca sürecek.

Değerli milletvekilleri, söz konusu suçlu şahıs 2 ayrı yurtta -yurt veya ev, adına ne derseniz- iki yıl süreyle bu suçları işliyor, bir evden diğerine çocukları sürekli getirip götürüyor, bu çocukları gezilere de götürüyor. Bir iki madde okuyacağım size. Bakın, Anayasa’nın 41’inci maddesi der ki: Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirler almak zorundadır. Yine, eğitim ve öğretim hakkı ve ödevi Anayasa’nın 42’nci maddesiyle devlete verilmiştir, bu sorumluluklar devlete aittir. Şimdi, başka bir madde okuyacağım, sizler de açıp bakabilirsiniz, elinizde kanunlar var. 5661 sayılı Yasa ve 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ilgili maddesi diyor ki: Asla, tüzel kişilikler ve şahıslar ilkokul ve ortaokul seviyesinde yurtlar ya da bu tür evler açamazlar, yükseköğretimde ve liselerde açabilirler, ilk ve ortaokul düzeyinde bu tür evler açamazlar. Yani bu evin veya yurdun, adına ne isim veriyorsanız, asla mümkün değil açılması ve illegaldir arkadaşlar, illegal olduğu için de denetimleri mümkün değildir.

Biz, Karaman’da Sayın Valiyle, savcıyla ve de Millî Eğitim Müdürüyle görüştük, hiçbirisinden de evin kimliği hakkında bilgi alamadık, kime ait olduğu konusunda hiçbir ipucu vermiyorlardı. Oysa dosyalarda çocukların ifadesi var. KAİMDER’e ait olduğunu, Ensar Vakfına ait olduğunu çocuklar kendi ağızlarından vurguluyorlar.

Sayın vekiller, biz burada bir suçtan ve bir toplumsal yaradan bahsediyoruz. İnanın, o dosyadaki ifadeleri görseniz oturup siz de bir anne, baba olarak ağlarsınız. Ben bugün hâlâ kendime gelebilmiş değilim. Bu kişi iki yıl bu faaliyeti sürdürüyor, bu suçu işliyor ve bu evin alt katında ailesiyle önce bir müddet, ardından da -eşi terk edip gidiyor ama- kendisi burada yaşamaya devam ediyor. Günde iki üç saat bu çocuklarla zaman geçiriyor hatta bir başka bir ilçeye tayin oluyor, orada da çocukları misafir ettiği biliniyor. 2013-2014 yıllarında olan bu hadisenin ardından bu kişi 2015’te yine Karaman’da bir ilköğretim okulunda eğitim vermeye devam ediyor, 2015’e ait hiçbir bilgi, bulgu yok. O çocuklar bu yurttan çıkmışlar ama neden, nasıl, bu bilinmiyor.

Değerli vekiller, bir çocuğun okula gitmek istememesinin ardından ablası kendisini bir psikiyatriste götürüyor ve çocuk kendisine hayvan pornoları izletildiğini söylüyor. Bunun üzerine doktor sorumluluğunu yerine getirerek savcıyı arıyor ve durumu beyan ediyor, bunun üstüne de bir açıklamayla, özellikle bu aileler ve çocuklar çağrılıyor ve savcının beyanına göre ilk defa aileler burada olayın gerçeğini anlıyor. Peki, o zaman 2013-2014’te bu yurtlar niye boşaltılmıştı? Bu yurtların boşaltılmasının ardından bu kişi altı aylığına Ayrancı ilçesine becayiş olarak tayin edilmişti ama sonra tekrar gelmiştir, bunlar hep soru işareti.

Sayın vekiller, önemli olan çocuklarımız, evlatlarımız, burada sorumluluklarımız var hepimizin. Milletvekillerinin de var, bakanların da var, orada bulunan savcının, Valinin, Millî Eğitim Müdürün var. Mümkün müdür Karaman gibi büyük olmayan bir yerde böyle bir evin bilinmemesi? Çünkü sorduğumuzda “Biz böyle bir evin varlığının -yurdun adına ne derseniz- bilgisinde değildik.” diyorlar. Nasıl olmazlar? Bir çocuğun çok küçük kelimelerle söylediği bir kelimeden, bir laftan suçlar yaratılıyor da bu çocukların çığlıklarını nasıl duyamadılar? Nasıl iki yıl bu olay gerçekleşmeye devam etti? Doktorların raporları var, çocukların ifadeleri var ve daha başka çocuklar var mı, bunların bilgisi yok.

Bakın, Türkiye genelinde taşımalı eğitim getirildi, köy okulları kapatıldı ve yine, YİBO adını verdiğimiz, yatılı ilköğretim bölge okulları da azaltıldı, ihtiyacı görmüyor. Bundan dolayı, yoksul aileler çocuklarını nasıl okutacakları konusunda hakikaten soru işareti yaşıyorlar ve böyle yerlere çocuklarını veriyorlar.

Ailelere sorduğunuzda şöyle bir cevap alıyorsunuz, diyorlar ki: “Çocuğu Ensara verdik.”, işte “Çocuğu KAİMDER’e verdik.”, “Çocuğu şuraya verdik.” şeklinde, bu vakıfların adlarını kullanıyorlar. Eğer bu vakıfların suçu yoksa gelip bunları ispatlayınız; eğer varsa veya örtbas ediliyorsa, lütfen, bunlar hepimizin evlatları. Arkadaşlar, evlatlar söz konusu olduğu zaman ne parti ne vakıf, hiçbirinin önemi olmaz; her şeyin üstündedir bu evlatlar, hepimizin çocuklarıdır bunlar. Lütfen elimizi vicdanımıza koyalım, çocukları koruyalım, vakıfları değil.

Şimdi ben sayın bakanlara soruyorum: Sayın Millî Eğitim Bakanı, bu okulların veya bu yurtların veya adına ne deniyorsa, varlığından nasıl haberdar olmazsınız? İki yıl, üç yıl faaliyette bulunuyorlar, bir ilköğretim okul öğretmeni burada görev yapıyor, nasıl bilgi sahibi olmazsınız?

Peki, İçişleri Bakanına soruyorum: Burada yaşanan hadiselerden nasıl bilgi almazsınız? Hiç mi bu çığlıkları duymadınız?

Ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanına soruyorum: Sayın Bakan, “Bir defadan ne olur.” dediniz, dün üzülerek bu cümlelerinizi dinledik. Siz de bir annesiniz, siz de bu toplumun bir ferdisiniz, bir Bakansınız, bu sözü nasıl söyleyebildiniz? Lütfen, o raporları incelerseniz, ben şu anda bunları söyleyecek durumda değilim, konuşamıyorum ve ifade etmekte de zorlanıyorum, inanın o raporlarda içler acısı ifadeler var. Eğer o raporları okursanız, durumun bir defa olmadığını ve sürekli hâle geldiğini, kronikleştiğini doktor raporlarından da görmeniz mümkün.

Bu cümleleri burada kullanmış olmaktan üzüntü duyuyorum ve de gerçekten bu üzüntüleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Ama dün orada yaşadıklarımız benim hayatımda hiçbir zaman unutulmayacak manzaralardır.

Bu çocuklarla ve ailelerle zaten konuşulmadı ama şunu gördüm ki herkes bu vakıfların veya nereye ait olduğu bilinmeyen bu evlerin kime ait olduğunu söylemekten çekiniyordu. Neden çekiniliyor? Geçmişe dönük incelemeler yapılabilir, başka bunun gibi illegal çalışan evler, yurtlar, kontrolsüz olan yerler nedir bunlara bakılabilir.

Sayın vekiller, toplumdaki sosyal bozulmalar gitgide arttı, bunun sebepleri olmalı, bunu hep beraber oturup düşünmek zorundayız. Lütfen bir komisyon hazırlayalım, bir komisyon oluşturalım ve hep beraber gidelim inceleyim. O parti, bu parti diye bir şey yok, bu, siyaset üstü bir konudur, bunlar bizim evlatlarımızdır.

Bu çocukların aileleri ve bu çocuklar çığlık bile atamıyorlar, kendilerini açıklayamıyorlar, kimsenin yanında belki ağlayamıyorlar. Ama, biz onların sesi olmalıyız, belki onlar gibi birden fazla çocuk var başka illerde konuşamayan, söylemeyen.

Bu, devlet yurtlarında da olabilir, yurt olmayan yerlerde de olabilir ama bir denetim eksikliği olduğu ve bir sosyal bozulma olduğu aşikâr. Bunu kabul edelim ve bir komisyon oluşturarak bu olayı inceleyelim, bundan sonra bu tür olayların olmasına engel olalım; bu evlatlar hepimizin.”

 

(Başka Haber)

Irak ordusu Musul’a operasyon başlattı

Irak ordusu, ülkenin resmi televizyon kanalında yayınlanan açıklamasında, silahlı kuvvetlerinin IŞİD kontrolündeki Musul’a operasyon başlattıklarını duyurdu.

Reuters haber ajansının aktardığına göre ordunun açıklamasında “Ninova’nın özgürleştirilmesi için Fetih Operasyonu’nun ilk aşaması şafak vaktinde başladı” dendi. Açıklamada, silahlı kuvvetlerin Musul çevresindeki IŞİD militanlarının çevre köylere püskürtüldüğü belirtildi. Operasyona ABD öncülüğündeki koalisyon uçakları da havadan destek veriyor.

18

Ordu sözcüsü Yahya Rasul, televizyondaki açıklamasında harekatta hem Irak ordusu hem de koalisyona bağlı hava kuvvetlerinin önemli bir rol oynadığını söyledi.

Kuzey Irak’ın en büyük şehri olan Musul, Ninova vilayetinin de başkenti. Yaklaşık 2 milyon nüfusa sahip şehir, 2014 yılında IŞİD’in kontrolüne geçmişti.

 

(BBC Türkçe)

Kadınlar balıkçılığı bırakıyor

Aile balıkçılığının temelini oluşturan kadın balıkçıların sayısı her geçen gün azalıyor. Kadın balıkçıların sorunlarına çözüm üretmek üzere uygulamaya konan Ege’nin Kadın Balıkçıları Projesi ile uzmanlar ve akademisyenler kadın balıkçıların çözüme aktif katılımı, örgütlenme, liderlik konularında güçlendirilmelerine yönelik çalıştı.

16

Kadın balıkçılar, balıkçılık mesleğini gün geçtikçe zorlanarak yaptıklarını, buna da en büyük etkenin aşırı avcılık, yasa dışı avcılık ve bunların doğal sonucu olarak biyolojik çeşitlilikte azalma dolaysıyla düşük av miktarı ve yetersiz gelir olduğunu belirtiyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Dairesi yayınlarından olan Datça-Bozburun Yarımadası Balıkçılığının Sosyoekonomik Durumu Raporunun ortaya koyduğu üzere; Yarımadadaki balıkçılar geçimlerini sağlayabilmek için ya balıkçılık mesleğini bırakıyor ya da artı gelir kaynaklarını tercih ediyor.

14

Ege’nin Kadın Balıkçıları Projesi, 2015-2016 arasında bu sorunların çözümü için kadın balıkçıların aktif katılımının desteklenmesi, kamu kurumları ve ilgili kurumlarla işbirliklerinin geliştirilmesi konularında çalışmalar yürüttü. Böylece kadınların denizdeki emeğinin tanınması, denizden kopmamaları için artı gelir kaynakları üretilmesi, genç neslin balıkçılığa ilgisinin arttırılması konularınca çalışıldı. Tüm bunlar, denizel biyoçeşitlilik ve balıkçılık ekonomisi konularında uzman akademisyenler, Yarımadadaki Su Ürünleri Kooperatifleri başta olmak üzere geniş bir ekip tarafında gerçekleştirildi.

Akdeniz Koruma Derneği tarafından yürütülen Ege’nin Kadın Balıkçıları Projesi’nin koordinatörü ve Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Huriye Göncüoğlu: “Datça-Bozburun Yarımadası, kadın ve erkeğin eşit bilgi ve tecrübe donanımıyla geleneksel kıyı balıkçığını yaşattığı özel bir bölge. Denizel biyoçeşitliliğin ve denizdeki kadın balıkçı sayısının azalması ülkemizdeki geleneksel kıyı balıkçılığının ve bunun getirdiği kültür için kaygı verici. Denizlerin ve kadın balıkçıların dahil olduğu geleneksel kıyı balıkçılığını yaşatmak için sürdürülebilir balıkçılık yönetiminin hayata geçirilmesi geliyor”.

15

Ege’nin Kadın Balıkçıları Projesi, GEF Küçük Destek Programı (SGP) – COMDEKS fonu ve Vehbi Koç Vakfı tarafından desteği ve Bozburun, Datça, Palamutbükü, Mesudiye ve Karaköy Su Ürünleri Kooperatifleri ve KEDV’in işbirliği, Marmaris ve Datça Belediyelerinin katkıları ile yürütülmekte.

 

(Yeşil Gazete)

‘Çocuklara cinsel istismar araştırılsın’ önergesine AKP oyları ile ret

HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu’nun çocuklara yönelik cinsel istismarın araştırılması ve önlenmesi için TBMM’ye sunduğu önerge, CHP ve HDP’li vekiller tarafından kabul edilirken, AKP’lilerce reddedildi.

13

Kerestecioğlu önergeyi sunmuş, Karaman’daki cinsel taciz skandalıyla ilgili olarak da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu’nun “Buna bir kere rastlanmış olması, hizmetleriyle ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz” sözlerini eleştirerek, “Siz de bir kere istifa edin, bir kereden bir şey olmaz” demişti.

‘Çocukların cezaevlerinde neler yaşadıklarını biliyor muyuz’

CNN Türk’ün haberine göre HDP Kadın Grubu Sözcüsü Kerestecioğlu şöyle konuştu: “Bugün hükümetin kalkıp ‘En ağır ceza verilsin, çocuk istismarcılarına sıfır tolerans’ demesi hiçbir şeyi çözmeyecektir. Ortada ne prensip, ne önleme ne denetim mekanizmaları olmadığı zaman bunlar boş laftan öteye geçemez. Şu anda başka yerlerde başka çocukların bunu yaşamadığından hiçbirimiz emin değiliz. Örneğin Pozantı Cezaevi’nden sonra cezaevlerinin durumunu, çocukların cezaevlerinde neler yaşadıklarını biliyor muyuz?”

Bianet’in aktardığına göreyse Meclis’e sunulan önergede “Bu sebeplerle, çocuk istismarıyla ilgili veri toplama, izleme, araştırma ve çocuklara yönelik cinsel saldırı suç larının gerçekleşmeden önlenmesi amacıyla gerekli yasal ve idari tedbirleri almak için Meclis Araştırması açılmasını talep ediyoruz” dendi.

11

Daha sonra yapılan oylamanın sonucu TBMM Genel Kurulu resmi Twitter hesabından duyuruldu: “Öneri kabul edilmedi.”

12

HDP Kadın Grubu’nun üyesi ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Meral Danış Beştaş da tepkisini Twitter üzerinden gösterenlerdendi. Beştaş, “Bu utanç yeter AKP’YE…” dedi.

 

(CNN Türk, Bianet, Diken)

 

Beyaz Gölge Koç Reeves hayatını kaybetti

Türkiye’ye basketbolu sevdiren efsanevi dizi ‘Beyaz Gölge’de Koç Reeves karakterini canlandıran Ken Howard, yaşamını yitirdi.

9

Emmy ve Tony ödüllü ünlü aktör Ken Howard, 71 yaşında hayata veda etti.

Howard, 1978-81 yılları arasında Amerikan CBS Televizyonu’nda yayınlanan Beyaz Gölge’de (White Shadow) canlandırdığı koç Ken Reeves karakteriyle dünya çapında ün yapmıştı.

https://youtu.be/7wVr2uDlabw

Türkiye’de basketbolun sevilmesini sağlayan dizi olarak bilinen Beyaz Gölge’de Howard, sakatlık nedeniyle NBA kariyerini genç yaşta bırakmak zorunda kalan tatlı sert ve sempatik eski bir basketbolcuyu canlandırmıştı. Dizinin Türkiye’de gösterildiği dönemde hemen her mahalleye basketbol potaları dikilmiş, basketbol futbol ile yarışır düzeyde ilgi çeker hale gelmişti.

10

Beyaz Gölge, oyuncularının çoğunluğu Afrika-Amerikalı olan ilk televizyon dizisi olarak tarihe geçti ve 54 bölüm sürdü.

 

(Hürriyet, Yeşil Gazete)

Suriye ordusu Palmira önlerinde

palmiraMuhaliflerin oluşturduğu Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, ordu birliklerinin, Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) elindeki antik Palmira kentine yaklaştıklarını bildirdi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, rejim güçlerinin Çarşamba günü itibarıyla kentten sadece 2 kilometre uzakta olduğunu bildirdi.

Gözlemevi, Suriye’de süren iç savaşla ilgili olarak sahadaki kaynaklardan aldığı verileri kamuoyu ile paylaşıyor.

Humus Valisi Talal Barazi de Suriye ordusunun Palmira’ya ilerlediğini doğruladı.

Amerikan Associated Press haber ajansına konuşan Barazi, “Ordu tüm yönlerden devamlı ilerliyor” dedi.

Barazi ayrıca askerlerin kentteki antik Yunan-Roma kalıntılarını yerleştikleri tepelerden görebildiklerini söyledi.

Humus Valisi, Palmira’dan birkaç gün içinde “olumlu haberler” bekiyor.

10 aydır IŞİD kontrolünde

Palmira, Suriye’nin başkenti Şam ile ülkenin doğusundaki Deyrizor kenti arasındaki yol üstünde, stratejik açıdan önemli bir noktada bulunuyor.

IŞİD antik kenti ve yanındaki kasabayı geçen yıl Mayıs ayında ele geçirmiş, 2 bin yıllık tapınakları ve tarihi eserleri yıkmıştı. IŞİD’in antik kentteki tarihi kemeri, tek tanrılı dinler öncesinden kalma antik tapınağı, Roma dönemine ait kule şeklinde inşa edilmiş mezarlıkları patlayıcılarla yok ettiği biliniyor. IŞİD tarafından görüntüleri yayımlanan bu saldırıların dışında antik kentteki tahribatın boyutu henüz bilinmiyor. Örgütün, ilçeyi ele geçirdikten sonra antik kentin olduğu bölgeye patlayıcılar yerleştiği öne sürülüyor.

Irak’ta İslam dönemi öncesi tarihi eserleri de yıkan IŞİD bu tür yapıları “putperestlik” olarak görüyor.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ise bu tip yıkımları “savaş suçu” olarak nitelendiriyor.

Suriye ordusu ay başında Palmira’yı geri almak için Rusya’nın hava saldırılarının da desteği ile taarruza geçmişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Palmira’yı “dünya medeniyetinin incisi” olarak tanımlamıştı.

 

kaynak: BBC – Milliyet

Yenice Çırpılar Termik Santral ÇED toplantısında gerginlik

çırpılarÇanakkale’ ye bağlı Yenice İlçesinin Çırpılar Köyü yakınlarında yapılması planlanan Çırpılar Termik Santrali , Kül Depolama Sahası, Kömür İşletme ile Kırma Eleme Tesisi Projesi İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısında şirket yetkilileriyle projeye karşı çıkanlar arasında gerginlik çıktı.

ÇED Dosyasını hazırlamış olan SNG Madencilik Ltd. Şti.’nin Müdürü Sertaç Nuri Gücüyener’in önce yöre eski muhtarına, ardından da yöre milletvekilleri ve danışmanlarına sözlü hakaret ve iftiraları ile oldukça gergin başlayan toplantı, ÇED Genel Müdürü M. Mustafa Satılmış’ın toplantı yönetimini bizzat devralmasıyla sakinleşti.

Ankara’da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünde yapılan toplantıya ÇED Genel Müdürlüğü görevlileri, İDK üyesi kamu kurumları temsilcileri, termik santralin yapımcısı Taşzemin A.Ş. yetkilileri, SNG Ltd. Şti. yetkilileri, CHP Çanakkale Milletvekilleri Muharrem Erkek, Bülent Öz ile Balıkesir Milletvekilleri Ahmet Akın, Namık Havutça ve Mehmet Tüm, eski muhtar Hüseyin Soylu, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği üyeleri katıldı.

Toplantıda Projeye karşı çıkan milletvekilleri söz konusu projenin 100.000’lik çevre planlarında “enerji alanı” olarak belirlenmediğini, santral ile Avunya ovasının tarım alanlarının, bölgedeki göletlerin ve derelerin ve Bandırma’ya içme suyu sağlayan Gönen Barajının kirleneceğini, bu projenin kabul edilemez olduğunu, dünyada kömüre dayalı termik santrallerin modasının geçtiğini, Paris’te yapılan iklim zirvesinde emisyon değerlerinin aşağı çekilmesine dönük bir anlaşma sağlandığını ifade ederek, içme ve kullanma suyu havzalarında böyle bir projenin gerçekleştirilmesinin insan sağlığı açısından sakıncalarına değindiler. Çanakkale civarında daha 14 termik santral projesi bulunduğu, bunun Çanakkale’yi boğmak olduğu, Termik santraller yerine yenilenebilir enerji yatırımlarının teşvik edilmesi gerektiğini, termik santrallara karşı bölge halkı ve STK’larla birlikte sonuna kadar mücadele edeceklerini belirttiler

Milletvekillerinin ardından söz alan Yenice Kayatepe Eski Muhtarı Hüseyin Soylu, bölgede ahır ve ev projelerine Bandırma’ya içme suyu sağlayan Gönen barajını kirleteceği gerekçesiyle izin verilmezken, aynı yere termik santral projesi yapımının nasıl uygun bulunduğunu anlayamadıklarını belirterek Bakanlığın Başkoz Köyü’nün evlerinin o bölgeye kurulmasına izin verilemeyeceğine dair yazısını komisyona sundu. Bölgenin 72 muhtarından  65’inin projeye karşı imza verdiğini ve bu dilekçeleri daha önce Cumhurbaşkanlığı ve ilgili tüm bakanlılara teslim ettiğini söyledi.

Halkın öncelikli talebi istihdam değil, içme suyu ve sulama suyu

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nden Süheyla Doğan Ünal, bölge halkının bu projeye karşı olduğunu, köylerde, Kalkım’da, Edremit’te iki gün içerisinde 1500’ün üzerinde imza toplandığını kaydederek, 1500’ün üzerinde imzayı içeren dilekçeyi Komisyon Başkanına teslim etti.

Süheyla Doğan itirazında kullanılacak Linyit Kömürünün 1080 olan kalori değerinin oldukça düşük olduğu ve yanma neticesinde aşırı kül atığı çıkacağı görülmektedir, uçucu küllerin ise satılamaması durumunda ne olacağına ilişkin bir değerlendirmenin yapılmadığı ortadadır diye konuştu.

Orman ekosisteminin de olumsuz etkileneceğini belirten Süheyla Doğan, “Projenin sosyal etki değerlendirme raporu kapsamında 4 köyde inceleme yapılmış, toplamda inceleme yapılan köylerde santral karşıtlarının sayısının ifade edilenden fazla olduğu ortadayken, halkın öncelikli talebi istihdam değil, içme suyu ve sulama suyudur. Başlı başına bu bile ÇED raporunun olumsuz değerlendirilmesi için yeterlidir, Çırpılar Termik Santralı yapılmamalıdır.” dedi.

Ardından daha önce bir termik santralde yıllarca çalışmış Yüksek Maden Mühendisi, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği üyesi Esenay Eltan tarafından hazırlanan detaylı teknik ÇED raporu eleştirisini basılı olarak komisyon başkanına takdim etti.

Milletvekilleri ve STK’ların çıkmasının ardından toplantı, firma ve kamu kurumu yetkilileri ile devam etti. Bakanlık yetkililerinden alınan bilgiye göre, toplantı sonunda, ÇED Raporunda bazı eksikliklerin bulunduğu saptanmış ve eksiklerin tamamlanması için firmaya süre verilmiş olup, ÇED süreci devam ediyor.

Yeşil Gazete

Hollanda, İstanbul’daki konsolosluğunu ‘terör tehdidi’ gerekçesiyle kapattı!

Hollanda Dışişleri Bakanlığı, internet sitesinden yaptığı açıklama ile, İstanbul’daki Hollanda Konsolosluğu’nun ‘olası terör tehdidi’ nedeniyle kapatıldığı duyuruldu.

39

Konsolosluk personelinin tahliye edildiğinin belirtildiği açıklamada, “İstanbul’daki Hollanda vatandaşlarına konsolosluk etrafından uzak durmaları tavsiye olunur” dendi.

İstiklal Caddesi’nde Tünel’e yakın bir bölgede bulunan Hollanda Konsolosluğu’nun kapatılması, akıllara geçen cumartesi (19 Mart 2016) İstiklal Caddesi’nde gerçekleştirilen intihar saldırısı öncesinde Alman Başkonsolosluğu kapatılmasını getirdi.

Felçli kediler için yürüteç imal eden Agop Usta ile tanıştınız mı?

Mücevher tasarımı ustası Agop Kuyumcuoğlu, bir arkadaşının felçli kedisinin yaşam kalitesini arttırabilmek için model bir yürüteç imal etti. Sonrasında ise, facebook sayfasına da ‘yenilerini imal edeceğini ve ihtiyacı olan kişilerin mesaj yazabileceğini’ belirtti.

Ajanimo.com’dan Gizem Ceren Piri’nin haberine göre o kadar fazla sayıda ihtiyaç sahibi ona ulaştı ki, işin içinden çıkmak için kendi işinden arta kalan zamanları kediler için yürüteç imal etmeye ayırdı.

37

Facebook sayfasındaki mesajına bu kadar çok talep geleceğini düşünmediğini belirten Kuyumcuoğlu, “Benim sadece sakat hayvanları sahiplenen Dilek hanım diye bir dostum var, onda örnek yürüteci gördüm ve bana model olabilsin diye ödünç aldım ve tüm ölçülerini birebir yaparak imal etmeyi başardım. Ben iş sahibi biriyim ve yoğun çalışıyorum, ancak boş zamanlarımda bu tarz canlarımız için gereken şeyleri yapmaya çalışıyorum. Ama o kadar çok ihtiyacı olan hayvan sever mesaj atmış ki ne yapacağımı şaşırdım. Tabi bundan sonra biraz daha fazla zaman ayırmaya çalışacağım. Çünkü yürütece gerçekten çok ihtiyacı olan hayvan var. Ne kadar çok yapabilirsem o kadar iyi olur diye düşünüyorum.” sözleriyle mutluluğunu ve şaşkınlığını dile getiriyor.

38

Agop Usta, gelen aşırı talebi karşılamak için ise numune olarak tekrardan metal parçalardan birer tane yapıp bir firmayla konuşacağını ve masrafı ne ise karşılayıp seri üretim yaptırmayı düşündüğünü belirtiyor. Çok yoğun bir arkadaş kitlesi olduğu için, muhakkak arkadaşlarının ona yardımcı olacağına inanıyor.

Facebook üzerinden kendisine ulaşan birinin gönderdiği videoda felçli kedisi Şanslı için talep ettiği yürüteci ve imal ettiği yürüteci Şanslı’ya gönderme hikayesini ise sosyal medya hesabından şu sözlerle aktarıyor, “Günaydın dostlarım, imal ettiğim yürüteci bu muhtaç bebeğe yolluyorum, çok hayat dolu, mücadeleci bir kedicik fakat sürünerek yürümekten arka ayakları yara olmuş Zehra kardeşimiz çok büyük bir çaba harcayarak bu bebeği ölümün kıyısından çevirmiş bana bu vidyoyu gönderdi içim sızladı hemen kardeşimizle görüştüm ve bu gün yürüteç yola çıkıyor inşallah artık bebeğimizin acıları son bulacak, gelişmeleri sizinle paylaşacağım darısı diğer muhtaç canlarımıza sağlıcakla kalın.”

 

(Ajanimo.com)