Ana Sayfa Blog Sayfa 3320

Amandla! Nükleersiz Gelecek Ödülü’nden Sepepe’nin avukatlığına

1998 yılından beri her yıl nükleer karşıtı örnek çalışmaları olan  birey ve sivil toplum örgütlerine verilen Nükleersiz Gelecek Ödülleri bu yıl Güney Afrika’nın Johannesbourg kentinde sahipleriyle buluştu.  Ödül töreni için Güney Afrika’nın seçilmesinin nedeni ödüllerden birinin Güney Afrikalı olması, aynı zamanda burasının nükleer santraller nedeniyle yoğun şikayetlerin yaşandığı ve 8 yeni reaktör kurmaya hazırlanan bir ülke olması. Akkuyu Nükleer santralini de kuracak Rusya’nın  Rosatom  G.Afrika’daki nükleer santrallerin ve yeni projelerin de ortağı. Evsahipliğini Earthlife Afrika adlı sivil toplum örgütünün  yaptığı tören17 Kasım’da  Vanderbijopark’taki Matlapeng  Country’de değişik ülkelerden gelen nükleer yurt karşıtları ve yerlilerden oluşan iki yüz kişinin katılımıyla  saat 13:00’da başladı. Açılış konuşmasını yapan eski Münih belediye başkanı Hep Monatzeder sürdürülebilirliği, yaşamın kalitesinin devamlılığı olarak tanımladı ve hayatı  sekteye uğratacak riskli nükleer enerjinin ise sürdürülebilirlikle uyuşmadığının altını çizdi.

img_9982
(Foto: Banu Dalgıç Cangı)

Törende en çok alkışı “Özel Takdir” kategorisinde ödüle layık görülen 11 yıl Güney Afrika’da Pretorya’daki Pelindaba Nükleer Santrali’nde bakım onarım işçisi olarak çalıştıktan sonra testis kanserine yakalanan Alfred Manyata Sepepe aldı. Sepepe konuşmasında Pelindaba nükleer santralinden önce de Pretorya yakınlarında Koeberg nükleer santralinde çalışırken bazı insanların ekonomik gelirlerini kaybetmemek adına sessiz kalmayı seçtiklerini anlattı.

img_9985
Av. Cangı ve Sepepe (Foto: Banu Dalgıç Cangı)

Santralde işçilerin hastalandığı zaman serbestçe doktora gitmelerine de izin verilmediğini, bu süreçte belli doktorların kontrolü altında muayene olduklarını ifade eden Sepepe sağlılığının 1990’larda bozulmaya başladığını 1998’de kendisine kanser tanısı konduğunu, ameliyat olsa da kanserin başka iç organlarına yayılmış olduğunu paylaştı. Sepepe’nin radyasyonun verdiği zararları anlamış olarak hastalığına rağmen kendisini nükleer santral ve onun etkilerine karşı mücadeleye adamış olmasının yanısıra radyasyona bağlı sağlık sorunu yaşayıp tazminat bile alamayan işçiler adına da mücadele ediyor oluşu dinleyicilerden takdir topladı.

img_0136
(Foto: Banu Dalgıç Cangı)

Türkiye’den de İzmir /Gaziemir’deki nükleer bulaşıklı atıklarla ilgili yaptığı çalışmalarla, Akkuyu Nükleer Santrali’nin yapılmasına karşı yürttüğü hukuk mücadelesiyle, Manisa/ Köprübaşı ve Söke/Kisir’deki kanser vakalarını artıran  eski uranyum madeni sondaj ve işletmelerine  karşı verdiği mücadeleyle de  tanınan Av.Arif Ali Cangı “Direniş”kategorisinde ödül aldı. Av.Cangı, çevre ve toplumsal davaları hiçbir ücret almadan, gönüllü yürütüyor oluşu ile ilgi odağı oldu. Direnişçi olarak ödüllendirilmekten onur duyduğunu belirten Cangı, mücadelesini yaşam savunucusu arkadaşlarıyla birlikte yürüttüğünü, ödülü Türkiye’nin nükleer karşıtlarının yanısıra diğer çevre ve ekoloji direnişçileri ile yaşam savunucuları adına aldığını ifade etti. Cangı konuşmasını, “Her birimizin öyküsü farklı, en dikkat çekici olan ise Sepepe’nin  öyküsü diyerek “nükleer beladan kurtulmadığımız sürece Sepepe’nin öyküsü hepimizin gerçeği haline gelecektir. O yüzden bir şey yapmalı,  herkesin yapabileceği bir şey var, ben  bir avukatım, Sepepe’nin avukatlığını yapmaya hazırım” şeklinde tamamladı. Bu sizleri yerli izleyiciler tarafından yoğun alkış aldı.

yuruyus-afis
Tüm konuşmaların sıklıkla alkış ve  “Güç bizde” anlamına gelen “Amandla!”nidalarıyla destek bulduğu  törende Fransa’dan Bruno Chareyron “Eğitim”, Hollanda’dan Susi Syneider “Özel Takdir” ve son olarak Etiyopya’da fakir yerel halkın elektrik imkanlarına kavuşması için çalışan  Samson Tsgaye  “Çözümler” kategorisinde ödül aldı. 18 Kasım bugün ise Nükleer karşıtları sabah 10:00 itibariyle Ev sahibi Earthlife’ın düzenlediği 5 kilometrelik bir nükleer karşıtı yürüyüşe katıldı.

Pınar Demircan   

(Yeşil Gazete )

Finlandiya’dan eğitimde devrim hamlesi: Tüm dersler rafa kaldırıldı

Finlandiya, dünya üzerinde en saygın eğitim sistemine sahip olan ülke konumunda. Nordik ülkesi uluslararası araştırmalara göre de neredeyse her çalışma içerisinde her zaman ilk onda olmayı başarıyor. Buna rağmen, ülkedeki yetkililer ve uzmanların ‘biz zaten en iyisiyiz’ diyerek rehavete kapılmaya hiç niyeti yok. Birkaç yıl önce Finlandiya’da eğitim sisteminde gerçek bir devrim yapılmasına karar verildi ve geçen yıl itibariyle de bu devrim hayata geçti.

44

Peki eğitim sistemindeki bu devrim neyi kapsıyor? Belki kulağa garip gelebilir ama Finlandiyalı yetkililer eğitim müfredatlarındaki tüm dersleri kaldırdılar.

Yeni sistemle amaçlanan, çocuklara ‘daha fazla oyun, daha az ders’ sunmak. Bu büyük değişiklikle beraber de dersliklerde fizik, matematik, edebiyat, tarih ya da coğrafya gibi ‘konu dersi’ olmayacak.

Birgün’den Burak Abatay’ın haberine göre Eğitim Bakanı Marjo Kyllonen, Helsinki’de geçen yıl yaptığı basın toplantısında detayları kamuoyu ile paylaşmıştı. Kyllonen’in eğitim sistemindeki bu değişikliğin sebebini açıklayan kısa ve net beyanı şu şekildeydi: “Bizler hala 19. Yüzyıl’ın ihtiyaçlarına yönelik eski moda bir eğitim sistemiyle hareket ediyoruz. Oysaki 1900’lü yıllardan bu yana çok şey değişti ve bizler de artık 21. Yüzyıl’ın ihtiyaçlarına göre bir eğitim sistemi planladık.”

Yeni sisteme göre, Finlandiya’da konu bazında gerçekleştirilen dersler yerine, öğrencilere olaylar ve etkinliklerle disiplinlerarası formatta bir eğitim veriliyor. Örnek vermek gerekirse, İkinci Dünya Savaşı’nın anlatıldığı bir derste, konuya dair tarihsel, coğrafi ve matematiksel veriler birarada anlatılıyor.

Ayrıca dikkat çeken bir başka başlık ise “Kafede Çalışmak” adlı ders. Bu dersle beraber de öğrenciler İngilizce, ekonomi ve iletişim konularında tüm bilgi birikimlerini kullanabiliyor.

Son düzenlemeyle beraber öğrencilere her 45 dakikada bir 15 dakikalık ara sunuluyor. Okulda geçirilen süre de daha da kısaltılarak ortalama 5 saat olarak ayarlandı. Amerikalı öğrenciler günün ortalama 6 saatini ev ödevleriyle harcıyorlar. Finlandiyalı öğrencilerde ise bu süre ortalama 3 saat civarında.

Öğrenciler son sınıfa geldiklerinde 16 yaşının başında olacaklar. 7 yaşından önce ise okula başlamak yok.

Öğrencilerin kendi derslerini olaylar üzerinden kendilerinin seçmesi fikrinin, öğrencilerin derslere duyacağı hevesden, bilgi birikim ve gelecekteki duruşlarına kadar pek çok noktada fayda sağlayacağı düşünülüyor. Bu şekilde hiçbir öğrenci, herhangi bir dersi -örneğin, fizik, kimya ya da edebiyat gibi- ‘ben şimdi bunu ne için öğreniyorum’ düşüncesiyle bitirmek zorunda bırakılmayacak.

Yeni sistemle beraber gelenekselleşmiş öğrenci-öğretmen ilişkisi de değişti. Öğrenciler artık kocaman sıraların arkasında, endişeyle ‘öğretmen bana soru sorsun da cevaplayayım’ diye oturmayacak. Bunun yerine küçük gruplar halinde öğretmenlerle beraber problemleri tartışarak çözmeye çalışacak.

Finlandiya eğitim sistemindeki değişiklikler öğretmenleri de etkileyerek kolektif bir çalışmaya teşvik edecek. Okullardaki bu reform, farklı ders öğretmenleri arasında da ortaklaşa bir çalışmayı mecbur hale getirecek.

 

(Birgün)

Eskişehir 1. İdare Mahkemesi, barış akademisyenlerinin açığa alınmasına “dur” dedi

Eskişehir 1. İdare Mahkemesi, Anadolu Üniversitesi’nin açığa aldığı imzacı 4 akademisyenin görevlerine dönüşüne karar verdi. Mahkeme; disiplin soruşturması sürerken açığa alınmayan ancak soruşturma bittikten sonra, YÖK’ün kararı beklenmeden, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yapılan açığa alma işleminin “açıkça hukuka aykırı” olduğunu belirtti.

40

Cumhuriyet’ten Kemal Göktaş’ın haberine göre Eskişehir Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü, 12 Ocak 2016’da “Barış için Akademisyenler İnisiyatifi- Bu suça ortak olmayacağız” adlı bildirinin imzacısı olması nedeniyle hakkında Mart ayında soruşturma açtığı 21 akademisyenin dosyasını “devlet memurluğundan çıkarma cezası” istemiyle YÖK’e 27 Temmuz’da YÖK’e gönderdi. Rektörlük bununla da yetinmeyerek akademisyenleri 5 Ağustos 2016’da süresiz olarak açığa aldı.

Darbe girişinden sonra

Eskişehir 1. İdare Mahkemesi bu işleme karşı 4 akademisyenin açtığı davada yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Mahkemenin Yrd. Doç. Dr. Uğur Kara ile Doç. Murat Emeksiz hakkında verdiği kararda, bir disiphlin soruşturması sırasında görevden uzaklaştırma (açığa alma) tedbirine en çok 3 ay için başvurulabileceği belirtildi. Kararda ayrıca ilgililer hakkındaki soruşturmanın 27 Temmuz’da karar verilmek üzere Yükseköğretim Kurulu Bakanlığı’na gönderildiğine de dikkat çekilerek “Soruşturma devam ederken görevini sürdüren davacının, soruşturma sonuçlandıktan sonra görevinden uzaklaştırılmasının somut gerekçelerinin ortaya konulamadığı görülmektedir. Ayrıca mevzuatın amir hükmü gereğince ceza kovuşturması bulunmayıp disiplin soruşturması kapsamında tesis edilecek görevden uzaklaştırma işlemlerine ilişkin olarak kanuni sürenin en fazla 3 ay olduğu, bu süreyi aşan tedbire başvurulamayacağı düzenlenmekte ise de, dava konusu işlemde süresiz olarak bu tedbirin uygulanmasına karar verilmesinde hukuka uyarlık olmadığı sonucuna varılmıştır” denildi.

Kararda “öğretim üyesi olan davacıların dava konusu işlemin uygulanmasıyla akademik faaliyetleri ve mali hakları açısından telafisi güç veya imkansız zararlara uğrayacağı” da belirtilerek açığa alma işleminin yürütmesinin durdurulmasına oybirliğiyle karar verildi.

9’unun ilişiği kesildi

Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü, imcası akademisyenlerden 9’unun sözleşmelerini yenilemeyerek ilişiğini kesmişti. İmcazı akademisyenler için memurluktan çıkarma cezası isteyen Rektörlük, imzasını çeken 3 akademisyenin YÖK’e gönderilen soruşturma dosyasında ise “kademe ilerlemesinin durdurulması” talep ettiği belirtildi.

 

(Cumhuriyet)

AKP’nin ‘Mağdur istismarcıyla evlensin’ önergesi TBMM’deki ilk oylamadan geçti

Cinsel istismar suçunda mağdurla failin evlenmesi durumunda Ceza Muhakemesi Kanununun 213. maddesine bakılmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Meclis’e sunulan AKP önergesi, CHP ve MHP’li vekillerin itirazlarına rağmen ilk oylamada kabul edildi.

37

Muhalefet vekillerinin açık oylama talebi üzerine yapılan oylamada, 184 oyu bulamayan AKP önergesi, salı günü tekrar görüşülecek.

CHP’li vekil Musa Çam, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın ilk etapta kanundan dört bin kişinin yararlanıp tahliye olacağını söylediğini aktardı.

Önergenin tam metni şöyle:
36“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının Geçici 1. maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

“(2) Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16/11/2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçundan, mağdurla failin evlenmesi durumunda, Ceza açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir. Zamanaşımı süresi içinde evliliğin, failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkıdaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına devam olunur. Bu fıkra uyarınca fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suça azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasının düşmesine veya infazının ortadan kaldırılmasına karar verilir.”

Önergeyi veren AKP’li milletvekilleri ise şöyle:

 39

İstanbul Milletvekili Mehmet Muş

İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç

Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker

Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can

Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu

Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu

 

(Diken, Cumhuriyet)

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali 2016 için 10 film önerisi – Yaz Güvendi

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali bu yıl 18-20 Kasım arasında 19 ile yayılıyor. Festival programında yine birbirinden güzel, özel filmler var. Zamanı olanlara hiçbir filmi kaçırmamalarını tavsiye ediyoruz. Az zamanı olanlar için de ‘mutlaka izlenmesi gereken’ 10 filmi listeledik. Herkese iyi seyirler, keyifli festivaller!

Sıralama alfabetiktir. 

* Tüm gösterimler ücretsizidir.

1. DÜNYA KADAR ZAMAN | Suzanne Crocker | Kanada | 2014

İngilizce, Türkçe altyazılı, 87’

34-dunya-kadar-zaman

10, 8 ve 4 yaşlarındaki üç çocuğun gözünden, Kuzey Kanada’nın ıssız bölgelerinde 9 ay yaşamak için evlerinin rahatlığını bırakan bir aile… Uzun kuzey kışını yolu, suyu, elektriği, interneti ve tek bir saati bile olmayan küçük bir kulübede geçirirler. Yukon’da geçen Dünya Kadar Zaman, teknolojiyle dolu telaşlı yaşamımızdan uzaklaşarak birbirimize, kendimize ve doğal çevreye yakınlaşmamızı işleyen derinlemesine kişisel bir belgesel.

2. E-ATIK FELAKETİ | Cosima Dannoritzer | İspanya, Fransa | 2014

İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Almanca, Katalanca / Türkçe, İngilizce altyazılı, 86’

37-e-atik

Gelişmiş ülkelerde her yıl, bilgisayarlar, televizyonlar, cep telefonları, ev eşyalarından oluşan 50 milyon ton elektronik atık, çöpe atılmaktadır. Bu atığın %75’i, yasal geri dönüşüm sürecine girmeden göz önünden kaybolmaktadır. Bir başka deyişle, büyük bir kısmı Üçüncü Dünya ülkelerine gönderilerek, oradaki yaşamı ve toprağı mahvetmektedir. E-Atık Felaketi, Avrupa, Çin, Afrika ve ABD’nde bir yolculuğa çıkarak, açgözlülük ve yozlaşma ile beslenen bu zehirli küresel ticareti gözler önüne sermektedir.

3. GÖLÜN KIZI | Ernesto Cabellos | Peru | 2015

İspanyolca, Felemenkçe, İngilizce / İngilizce, Türkçe altyazılı, 87’

35-golun-kizi

Peru’da altına hücum zirve yaptığı sırada, su perileriyle iletişime geçebilen Andlı kadın Nelida, bir maden şirketinin annesi bildiği gölü yok etmesine engel olmak için güçlerini kullanır. Gölün Kızı Nelida’nın göllerinin altında yatan milyarlarca dolarlık altın rezervi, Latin Amerika’nın en büyük altın üreticisi ile çiftçileri karşı karşıya getirir.

4. HEDEF SIFIR | Christopher Beaver | ABD | 2014

İngilizce / Türkçe altyazılı, 59’

48

Hedef Sıfır, küresel atık sorununa yeni çözümler sunan hızlı tempolu bir belgesel. “Çöp” kelimesini kaldırıp yerine “kaynak” kelimesini koyarsak kültürel bir dönüşüm gerçekleşebilir ve bir çok yeni endüstri doğabilir! San Francisco Belediye Başkanı beş yıl önce 2020’de sıfır atık hedefine ulaşmayı taahhüt etmişti… Hedef Sıfır, San Francisco’daki atık ayrıştırma yöntemlerinin izini sürerken geliştirilen yenilikçi çözümleri gözler önüne seriyor, sıfır atık hedefine doğru şaşırtıcı ve ilham verici bir yarışı belgeliyor.

5. KIRIK DİYAR | Damien Gillis, Fiona Rayher | Kanada | 2015

İngilizce / Türkçe altyazılı, 75’

45-kirik-diyar

Kırık Diyar, genç Aborjin lideri ve avukat Caleb Behn’i anlatan bir büyüme öyküsü. Kabilenin bölgesi dünyadaki en büyük hidrolik kırma işlemlerinin merkezinde bulunuyor! Film, hukukun modern araçlarını kadim bilgelikle harmanlayarak kendisi, toplumu ve çevresindeki kırıkları onarmaya çalışan Caleb’i izliyor. 350.org’un kurucusu Bill McKibben’ın dediği gibi, “Baltayı bırakıp da sizi mahkemeye veren birisi ciddiye alınmalıdır.” Ama önce Caleb kendi içinde huzuru bulmalı ve kendi kalbinin kırıklarını onarmalıdır. Kırık Diyar, hidrokarbon kaynaklı gelişmelerin karmaşıklığı, güvenin önemi ve kırılganlığın gücü üzerine güçlü ve yerel bir bakış açısı sunuyor.

6. SARAYLAR DİYARI | Adam Smith, Ting Song | Çin | 2015

Mandarin, Çince / Türkçe, İngilizce altyazılı, 61’

39-saraylarin-diyari

Çin’de binlerce çiftçi, hükümetin bölgeyi modernize etme planı çerçevesinde yeni bir şehre, Ordos’a yerleştiriliyor. “Saraylar Diyarı”, çiftçileri şehirde yaşamlarının çok daha iyi durumda olacağı yönünde ikna etmeye çalışan bir hükümet görevlisi ile buna karşı çıkan ve köyünde kalmaya devam eden bir çiftçinin hikayesini aktarıyor. Film, Çin’de merkezi hükümetin gelecek 20 yılda, tüm ülke genelinde 250 milyon çiftçiyi şehirlere yerleştireceğini anons ettiğinden beri gerçekleşen dev ölçekteki değişim sürecini keşfetmemizi sağlıyor.

7. SEÇME VAKTİ | Charles Ferguson | ABD | 2015

İngilizce / Türkçe altyazılı, 100’

44-secme-vakti

Oscarlı belgesel yapımcısı Charles Ferguson (Inside Job, No End in Sight) yeni filmi Seçme Vakti ile kamerasını dünya genelindeki iklim değişikliği sorunlarına ve çözümlerine çeviriyor. Ödüllü aktör Oscar Isaac’in anlatımıyla Seçme Vakti, izleyiciye yalnızca hataları değil, bu küresel tehditi düzeltmek için neler yapılması gerektiğini de anlatıyor. Ferguson iklim değişikliği krizini kapsamlı olarak ele alıyor ve halihazırda bulunan çözümlerin gücünü sınıyor. Dünyaca ünlü girişimciler, mucitler, önder düşünürler ve iklim değişiminin ön cephelerinde yaşayan cesur bireylerle yapılan görüşmeler ile Ferguson gezegenimizi kurtarmak için çalışan hatırı sayılır kişilere derinlemesine bir bakış sunuyor.

8. TARZAN KEMAL BİR KENTLİ HİKAYESİ | Yusuf Emre Yalçın

 | Türkiye | 2015

Türkçe / İngilizce altyazılı, 60’

40-tarzan-kemal

Bu, hayatını doğaya adamış bir adamın hikayesidir. Üniversiteyi bitirdikten sonra mevcut sistemi reddetmiş, kıyafetlerini ve parayı hayatından çıkartmış bir adam… Kimilerine göre o bir deli, kimilerine göre ise filozoftu. Bu hayatı seçmesinin sebebinin ise bir aşk hikayesi olduğu söyleniyordu. Peki gerçekten öyle miydi?

9. YARIN | Cyril Dion, Melanie Laurent | Fransa | 2015

İngilizce, Fransızca, Fince / İngilizce, Türkçe altyazılı, 118’

42-yarin

Ekosistemlerin çöküşü neticesinde insanlığın tehlikede olduğu düşüncesiyle, hepsi otuzlu yaşlarında olan Cyril, Melanie, Alexandre, Laurent, Raphael ve Antoine, çocuklarını ve gelecek nesilleri kurtaracak çözümlerin arayışı ile dünyanın birçok ülkesinde keşfe çıkıyor. Yarın’da tarım, enerji, ekonomi, eğitim, demokrasi vb her alanda gerçekleştirilmiş en başarılı deneylerin ışığında bize geleceğe dair yeni bir hikaye anlatan bulmacanın parçalarını bir araya getirmeye çalışıyorlar.

10. YENİ BİR YOL | Chris Malloy | ABD | 2016

İngilizce / Türkçe altyazılı, 26’

46-yeni-bir-yol

Yeni Bir Yol, toprak ve okyanusla ilişkimizi değiştirmeyi amaçlayan 4 tarım alanını inceliyor. Yiyeceğimizin çoğu biyoçeşitliliği azaltan, toprağı yok eden ve iklim değişikliğine sebep olan yöntemlerle üretiliyor. Biz yiyeceğimizin, toprağı, suyu ve vahşi hayatı iyileştirecek şekilde yetiştirilip, hasat edilip üretilebileceğine ve böylece çevresel sorunların çözümünün parçası olabileceğine ve olması gerektiğine inanıyoruz.

BONUS: KOMBİT: KOOPERATİF | Gabriel London | ABD | 2015

İngilizce / Türkçe altyazılı, 45’

49-kombit

Kombit çalışmalarını Haiti’yi beslemeye ve ağaçlandırmaya adayan, kar amacı gütmeyen bir çiftçi kooperatifi olan Smallholder Farmers Alliance (SFA-Küçük Çiftçi İttifakı) ve Timberland’in işbirliği ile yürüttüğü, Haiti’yi tekrar ormanlaştırmayı amaçlayan projeyi anlatıyor. Clinton Küresel Girişimi (CGI) kapsamında Haiti’de tehlikeli boyutlara varan ormansızlaşmayı tersine döndürme hedefiyle bölgede 5 yılda 5 milyon ağaç dikeceği taahhüdünü veren Timberland ile SFA’nın ortaklık sürecini ve sonuçlarını aktaran belgeselde büyük ölçekli, kendi kendine devam eden, küçük çiftçiler tarafından sahiplenilen ve yürütülen bir tarımsal ormancılık programının gelişimi aktarılıyor.
Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali 2016’nın gerçekleşeceği 19 il ve ilçedeki gösterim programları için festivalin resmi web adresini ziyaret edebilirsiniz.
47-yaz-guvendi
Yaz Güvendi

Marakeş’te anti-Trump havası, bundan sonra ne olacak?

Geçtiğimiz hafta ABD’deki seçimleri iklim değişikliğine inanmayan Donald Trump’ın kazanmasıyla ekoloji camiası biraz paniğe sürüklendi. Sivil toplum ve aktivistlerden ardı ardına bu işin peşini bırakmayacağız, Donald Trump’a yenilmeyeceğiz, bu küresel hareketi artık hiçbir şey durdurumaz mesajları gelmeye başladı. İklim hareketi küresel bir hareket olduğu için Donald Trump etkisini okyanus ötesinden bizler bile hissettik.

Aslında Donald Trump Cumhuriyetçi aday olarak ortaya çıktığı andan itibaren etkisini iklim camiasından hissetmek mümkündü. Donald Trump’ın Başkan seçilme ihtimaline karşı seçimlerinden önce Obama’nın Paris İklim Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi için tüm taraflarla görüşmeler yaptığını biliyoruz. Obama yönetiminin öncülüğünde Paris İklim Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi için eşik olan küresel emisyonların %55’inden fazlasını oluşturan 55 tarafın onayı alınması sağlandı.

Donald Trump iklim değişikliğinin varlığına inanmıyor ve seçilirse ABD’yi Paris İklim Anlaşması’ndan çıkaracağını vaat etmişti. Paris Anlaşması’nın 3+1 yıl bağlayıcılığı var. Yani Trump’tan önce Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girmiş olması dört sene boyunca ABD’nin çıkmasını engelliyor. Ancak bir de kestime yol var. ABD, UNFCCC’nin tarafı olmaktan çıkabilir, bunun için Konsey onayı gerekiyor ve bir senelik bir çıkış zamanı var. Trump’ın hangi yolu izleyeceğini bilmiyoruz, ama en büyük seçim vaadi Paris Anlaşması’ndan çıkmak (ve Meksika sınırına duvar örüp parasını Meksikalılara ödetmek) olduğu için ben mutlaka gündeme getireceğini düşünüyorum.

Wall Street Journal’dan konuştuğum bir muhabir geçtiğimiz Pazartesi günü Trump’ın geçiş ekibinin America First (Önce Amerika) planı altında Paris İklim Anlaşması’ndan çıkacağını kendisine teyit ettiğini iletti.

Öte yandan Obama yönetimi COP22’de resmen anti-Trump çıkarması yapıyor. 14 Kasım Pazartesi günü Obama yönetiminin iklim değişikliği özel elçisi Dr. Jonathan Pershing basının sorularını cevapladı. 16 Kasım Çarşamba günü ise ABD Sekreteri John Kerry, muhtemelen bu sıfatla son defa iklim değişikliği konusunda konuşma yaptı. John Kerry’nin yaptığı konuşma İklim Değişikliğine Giriş – 101 dersi gibiydi ve şüphesi olan herkesi ikna etmek için konuya tüm açılardan yaklaştı: yenilenebilir enerji piyasası, sıcaklık rekorları, iklim değişikliğinin maddi ve manevi etkisi, yerlerinden olan insanlar, güvenlik sorunu, sağlık problemleri, karbon ücretlendirmesi, fosil yakıt teşvikleri… Tüm toplantıları sizin için özet geçtim.

img_18061

İşte Obama yönetiminin Trump karşıtı ana mesajları:

  1. Halkların inancı
  • Paris’te yaratılan momentum ve küresel iklim hareketinin karşısında hiçbir şey duramaz. Devletlerin liderleri değişebilir ve değişecektir ama eminim ki iklim değişikliğine karşı uzun vadeli, sağlam bir uluslararası gayreti sürdürebiliriz ve sürdüreceğiz. (Pershing)
  • ABD’de iklim değişikliğinin gerçek olduğunu bilen ve de Paris’te verdiğimiz sözleri tutmamıza kararlı ezici çoğunluğu unutmayın. (Kerry)
  1. Piyasa dinamikleri
  • Son on yılda yenilenebilir enerji pazarı altı katına çıktı, geçen sene yenilenebilir enerji yatırımları tüm zamanların en yükseği idi. Yenilenebilir enerjide güneş ve rüzgar büyümeye devam edecek çünkü büyümeyi politikalar değil piyasa belirler. Bu yüzden hangi politikalar güdülürse güdülsün, piyasanın gittiği yön yüzünden gelecekten eminim. (Kerry)
  • Vermont’ta artık yeni kömürlü termik santral açmıyoruz, çünkü kömürlü termik santrallerin ekonomik olarak hiçbir getirisi yok. Kimse kömür almazsa kimse kömürlü termik santral açmaz. Sakin olun, piyasa yenilenebilir enerji ile büyüyor. (Markowitz)
  • Daha önce de söyledim, şimdi de söylüyorum iklim değişikliğini sadece hükümetler durduramaz. Özel sektör en önemli oyuncu (Kerry)
  1. Biz olmasak da olur
  • ABD olmasa bile Çin, AB, Brezilya, Meksika, Kanada… Hepsi ABD anlaşmada olmasa bile ilerlemeye devam edecekler ve de öyle yapmaları gerekir. (Pershing)
  • COP sadece bir araç. (Kerry)
  1. Korkmayın
  • Bu COP başladığından beri ülkemde bir seçim oldu. Ve biliyorum ki buradaki bazılarını ve diğerlerini gelecekten kaygılanmasına neden oldu. Tabii ki bu belirsizliği anlıyorum. Burada durup seçilmiş başkanın izleyeceği politikalar hakkında spekülasyon yapamam ama şunu söyleyeceğim: Kamuda geçirdiğim süre boyunca öğrendiğim bir şey bazı konular makamınıza geçtiğinizde seçim otobüsündekinden farklı görülebilir. (Kerry)
  1. Lütfen yapma
  • Dünyanın her yerindeki, benim ülkem de dahil olmak üzere liderlerden, bu kritik eşikte ne yönde ilerleyeceğimize dair kararı verecek olanlardan, dünyadaki milyarlarca insan adına rica ediyorum: Benim sözüme inanmayın. Sadece bu COP’un varlığını onay mühürü olarak görmeyin. Gidin kendiniz görün. Geri alınamayacak kararları vermeden önce kendiniz durumu tespit edin. (Kerry)
  • İklim değişikliği partizan bir konu değildir (Kerry)

John Kerry’nin konuşmasının ayakta dakikalarca alkışlandığını belirtmem lazım. Duygular şelale bu taraflarda.

Kerry’nin basın açıklamasından dakikalar önce ABD uzun dönemli azaltım hedefini paylaştı, ve bu hedefi paylaşan ilk taraf oldu. John Kerry basın açıklamasını yaparken diğer basın odasında iş dünyası temsilcileri “tarihi Paris İklim Anlaşması’nın yürürlüğe girmesine ve de ABD ve dünyanın her yerinde düşük karbonu ekonomiyi hızlandırmaya yönelik güçlü desteklerini” sunuyorlardı. Obama yönetimi iklime ve dünyaya son bir kıyak geçiyor – ya da kendi yarattıkları pazarın yok olmasını engellemeye çalışıyorlar.

Trump ise geçiş planını açıkladı:

trumpdigscoal

Trump yönetimi fosil yakıtların üretimini destekleyecek, federal toprak ve suların kıyı ve açık denizlerin kiralanmasını açacak. Obama tarafında bekletilen milyar dolarlık tüm enerji projelerini yoluna koyacak. Kömüre savaşı bitirecek, Obama yönetimi tarafından çıkarılan tüm kömür karşıtı yönetmelikleri baştan aşağı inceleyecek. İstilacı “Waters of the US” kuralını kaldıracak ve 5 trilyon dolarlık Obama-Clinton İklim Eylem Planı ve Temiz Enerji Planı rafa kaldırarak bu planların Dünyanın iklimine ölçülebilir hiçbir etkisi olmadan aylık Amerikan elektrik faturalarını iki hanelere getirmesinin önüne geçecek.

Anlayacağınız yenilenebilir enerji piyasası karşısında Trump’ın piyasası var. Ve kötü haberler, Trump’ın fosil yakıt piyasası kazanıyor. Evet doğru, yenilenebilirler 2016-2040 yılları arasında dünyanın en hızla büyüyen enerji kaynağı olacaklar. Ama enerji ihtiyacımız da büyüyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın raporuna göre 2040 yılında fosil yakıtlar dünya pazarının %78’ini oluşturacaklar. Petrol, kömür ve doğal gazın her birinin pazar payı, yenilenebilir enerji türlerinin toplam pazar payından daha fazla olmaya devam edecek.

Yani, öncelikle gerçekleri bilelim. Yenilenebilir enerji hala geride, hala fosil yakıt kullanıyoruz, 1.5C sınırında kalmak istiyorsak bir tane bile yeni fosil yakıt yatırımı yapmamamız lazım – ama zaten Dünya Meteoroloji Örgütü’nün son rakamlarına göre 1.2Cye doğru hızla ilerliyoruz ve 1.5C’de sınırlı kalmak neredeyse imkansız.

Ve Trump kötü. Ve Trump pek çok şeyi engelleyebilir.

Ama aslına bakarsanız bunların hiç önemi yok. Bu COP22’nin de hiçbir önemi yok. Paris İklim Anlaşması’nın da bir önemi yok. Çünkü zaten işimiz hiçbir zaman liderlere veya iş dünyasına kalmamıştı. Çünkü zaten hiçbir zaman bu COP’lara ve piyasa mekanizmalarına ve CEO’ların ve yatırımcıların kararlarına bel bağlamamıştık – bel bağlamamalıydık. Çünkü bunlar sadece bir araç.

Trump da bir araç. Madem öyle Obama ile biraz yaymış küresel iklim hareketini toparlayacak bir araç niye olmasın? Belki Trump karşısında birbirimizin sırtını sıvazlamayı bırakır, biraz endişelenmeye başlarsak harekete geçebiliriz. Çünkü işimiz sadece piyasaya kaldıysa, o iş biraz zaman alacak – ve zamanımız kalmadı.

Marakeş, COP 22 İklim Zirvesi’nden insan manzaraları – Elif Cansu İlhan

COP 22 için Marakeş’ea gelmişken “Green Zone”a uğramadan gitmek olmazdı, yeşil alandan insanlar, örgütleri ve anlattıkları…

Nora Ouchen

Nora ile birlikte
Nora Ouchen ile birlikte

Nora ile İklim Yürüyüşü’nde karşılaştık, Democratic league for women rights in Morocco ( Fas kadın hakları demokratik birleşimi) ile ellerinde testilerle yürüyorlardı. Testiler ne için dediğimde “Su için, burası çöl ve böyle giderse su bulamayacağız.” demişlerdi.

Demokratik Kadın Hakları Birleşimi, 2007’de, kadın dayanışması sağlayarak cinsiyet temelli şiddete karşı koymak için oluşturulmuş ve ülkedeki pek çok kadın ve çevre örgütünün birleşiminden oluşuyor. Nora, COP’un ilkim değişikliğini tartışmak için çok iyi bir fırsat olduğunu düşünüyor. Fas’da yapılmasının da çok önemli olduğunu çünkü Fas’ın iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerden olduğunu ve bu etkiyi çeşitli alanlarda yaşadıklarını söylüyor. Küresel ısınmanın etkilerinden günlük yaşamda da sıkıntı çektiklerini ama bir yandan da ekonomik olarak etkilendiklerini söylüyor. Sadece Fas değil pek çok Afrika Ülkesi küresel ısınma yüzünden çok fazla sıkıntı çekiyor diyor. “Burada küresel ısınma sıcaklığı değiştiriyor, hayır, aslında hayatta kalmamızı zorlaştırıyor” diyor.

Hemaima Wiremu

Hemaima Wiremu sol başta
Hemaima Wiremu sol başta

Hemaima Wiremu Hemaima ve Rural Women’s Assembly (Taşra Kadınları Birleşimi) ile birlikte Leshoto’dan gelmiş,

Rural Women’s Assembly Afrika’daki taşralı kadın örgütlerini birleştiren bir oluşum. “Çiftçiler için mi buradasınız?” şeklindeki saçmamsı soruma, “hayır, çiftçiler biziz.” diyor. Hemaima, burada eşitlik için olduklarını, çiftçi kadınların dünya nufüsünün büyük bir kısmını oluşturmalarına ve gıda güvencesini ellerinde tutmlarına rağmen çok zor ve riskli hayatlar yaşadıklarını, erkek egemen anlayışlar ve büyük şirketler yüzünden kendi topraklarına sahip olamadıklarını, esas üreticiler oldukları halde açlık sınırı altında kazanç elde ettiklerini anlatıyor.

51

Taşralı küçük çiftçinin ekolojik devamlılığın ve biyo çeşitliliğin garantisi olduğunu ve hükümetler tarafından desteklenmesi gerektiğini söylüyor. COP’un şirketlerle sürdürüldüğünü, ve bu şirketlerin COP’u kullanıp “Yeşil Devrim” ve “Mavi Ekonomi” gibi yanlış çözümler öne sürdüğünü söylüyor. Büyük şirketlerin, insanlığın karşı karşıya olduğu bu krizde bile, hükümetleri kendi çıkarlarına göre yönlendirdiğini, onlara yaptıklarının bdelini ödetmek, iklim çözümlerini sivil toplum odaklı hale getirmek için burada olduklarını söylüyor. “Kirleten öder” sisteminin gelecek için tek kurtuluş olduğunu söylüyor.

52
Sağdan sola Abderazzak Moutaanni, Hafssa Megouaz, ben, Hamza Saber , Mountassir Bilah Nassiny ve Naoufal Bella-El Hamouyi

 

Bu arkadaşlar, sağdan sola Abderazzak Moutaanni, Hafssa Megouaz, ben, Hamza Saber , Mountassir Bilah Nassiny ve Naoufal Bella-El Hamouyi. Jemaa el-Fna’da, ben de Hamza da arkadaşlarımızı beklerken tanıştık. Otobüsle sekiz saat uzaklıktaki Fes’te, Faculty of Sciences and Technologies’te öğrenciler. Hepsi mekatronik okuyor ve COP’u ve yeşil teknolojileri görmeleri için üniversiteleri buraya geliş gidiş masraflarını karşılamış.

Hamza, “insanlığın açgözlülüğünün bizi şu an yaşadığımız küresel ısınma durumuna getirdi. COP’un dünyada farkındalık yaratmak için iyi bir fırsat ama başarılı olma ihtimali yok, çünkü içinde olduğumuz politik ve ekonimik sistem bizi gelişme için susamışlığa (kapitalizm) yöneltiyor ve bir değişiklik yapmak istiyorsak sistemi değiştirip doğayı paradan daha önemli hale getirmeliyiz” diyor. Youssef Mirique Fas Kamu Spotlarında ben

Youssef Mirique

53
Youssef Mirique

Youssef, Fas devlet televizyonu için çalışıyor, biz COP’un yeşil alanında eneji tassarrufu üzerine bir kamu spotu çekerken karşılaştık. Fas televizyonlarında yayınlanacak kamu spotunda insanlardan günlük hayatlarında enerji tassarufu yapmalarını istiyorlar.

Fas kamu spotu için enerji tasarrufu anlatıyorum
Fas kamu spotu için enerji tasarrufu anlatıyorum

Youssef’e bunun yeterli olup olmadığını sorunca “değil elbette ama her alanda değişim yapmazsak çok geç olacak, zaten Fas hükümeti de yenilenebilir enerji için ciddi adımlar attı ama daha fazlası lazım” diyor.

Mohamed El Quahabi

55
Mohamed El Quahabi

Mohamed El Quahabi, Fas’ta Rabat Üniversitesi’nde mühendislik üzerine ders veriyor. Üniversiteden 20 öğrenci ile birlikte tamamen yanilenebilir enerji ile sürdürülen bir şehir tasarlamışlar. Projelerinin adı “Smart City”. Kendisi projeden oldukça memnun, hevesle anlatıyor.

Projeden sonra uzun uzun Ukrayna’da diş hekimliği okuyan oğlunu anlatıp fotoğraflarını gösterdikten sonra Türkiyeli siyasetçilerin ve ailelerinin fotoğraflarına da bakıyoruz. Daha sonra Türkiye’nin ekonomik ve kültürel gelişimine tam hakim olmadığımı farkederek bana Türkiye’de işsizliğin nasıl azaldığını ve ekonomik olarak iyiyie gittiğimizi anlatıyor, hala durumu kavrayamadığımı farkedince de sanırım bu yaz tatilinde Türkiye’ye geldiklerinde oğlunu benimle tanıştırmaktan vazgeçti. Türkiye’deki yaşam şartlarından, Fas Halkı oldukça memnun.

Youssef Alouah

56
Youssef Alouah

Youssef, 32 yaşında, Marakeşli, Almanya’da yaşıyor ve Apple’da çalışıyor. Marakeş’e ailesini ziyarete gelmiş, COP’un burada yapılacağını öğrenince de tatilini COP’a denk getirmiş ve yürüyüşü izlemeye gelmiş.

Youssef, küresel ısınma hakkında oldukça endişeli, hem Amerika’da hem burada bisikleti ile ulaşımını sağlıyor ve elinden gelen her şey yapmaya çalıştığını söylüyor. COP’dan oldukça umutlu ve Marakeş’te yapılmasından memnun. Fas’ın küresel ısınmadan en çok etkilenen ülkelerden biri olmasına rağmen Marakeş Halkı’nın iklim değişikliğinden haberdar olmadığnı, bu sayede belki haberdar olacaklarını düşünüyor.

Sascha Gabizon

Sascha Gabizon

Sascha Gabizon Bir kadın örgütleri ağı olan WECF (Ortak Gelecek İçin Avrupalı Kadınlar)’de çalışıyor.

“Dünyanın her yerinden kadınlar COP için Marekeşe geldi, çünkü hükümetlerin aldığı bütün kararların, insan haklarına, kadın haklarına ve iklime göre karar vermelerini garantilemek istiyoruz. Berta Caceres’i duymuş olmalısın, topraklarını svunduğu için öldürüldü, onlarca insan öldürüldü,, hesap verilebilirliğin sağlanmasından ve insan hakları, kadın hakları ve iklim adaletine olumsuz etkisi olmamasından çok çok emin olmak istiyoruz. Elimizde çok fazla olumlu örnek var, kadınların sürdürdüğü iklim üzerine projeler var, ödüllü projeler, burada bunarı gösterip iklim değişikliği ile bu şekilde mücadele edileceğini, neyin iyi olduğunu ve neyden kaçınmamız gerektiğini anlatmak istiyoruz.” diyor.

Widad Rafik / Jean-Baptiste Cheneval

Jean-Baptiste Cheneval (Sol başta)
Jean-Baptiste Cheneval (Sol başta)

 

Jean-Baptiste Cheneval-Widad Rafik Jean, yoksul ve kurak afrika ülkelerinde, iklim değişikliği ile artan çölleşme ve bunun getirdiği yoksullukla mücadele eden CARI örgütü ile çalışıyor.

Widad Rafik
Widad Rafik

Widad ise CARI’nin gönüllüsü. Widad ve Jean örgütün çalımalarını anlatıyorlar, temel olarak agroekoloji üzerine çalışıyorlar, ve Afrika’da tarımın sürdürülebilriliği için eylem, mobilizasyon, network oluşturma gibi çalışmaları var.

Adını maalesef kaybettiğim yerel gönüllü ise şöyle diyor: “Afrika gibi yerlerde yaşamak zor, sizin bunu anlamanız da zor, buarada vahalara ihtiyacımız var, vahalar olmazsa yaşayamayız ve vahalar giderek azalıyor, hemen bir çözüm bulunmazsa yaşamamız çok zor”.

Karima Bengara

Karima Bengara
Karima Bengara

Karima, 23 yaşında, üniversite öğrencisi, ingiliz dili ve edebiyatı okuyor. Devlete bağlı bir gençlik organizasyonunda gönüllü, COP yeşil alana gelen insanlarla ilgileniyor ve Fas’ın yenilenebilir enerji konusundaki hedef ve yatırımlarını anlatıyorlar. Karima, Fas’ın yenilenebilir enerji gelişiminden memnun, zaten burada yaşamak için bunu yapmaktan başka çareleri olmadığını ama dğer ülkelerin de ellerinden geleni yapması gerektiğini söylüyor.

 

Elif Cansu İlhan’ın COP22 izlenimlerini zirveye özel açtığı blog adresi marakessokaklari.blogspot.com.tr/den de takip edebilirsiniz

61-elif-cansu-ilhan

 

Elif Cansu İlhan

Yeşil Gazete – Marakeş

SYFF Afiş Yıldızları SYFF’yi anlatıyor: Gören/Duyan/Konuşan 3 İnsan

9. Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali (SYFF) yarın (18 Kasım Cuma) 19 şehir ve ilçede eş zamanlı olarak start alıyor. 3 gün boyunca 19 şehirdeki SYFF katılımcılarını büyüleyecek, dünyaya dair bir şeyler yapmanın her zaman mümkün olduğu duygusunu yaşatacak 25 film Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri izleyecilerini bekliyor.

İlk gününden bu yana tüm film gösterimleri ve etkinliklerini ücretsiz olarak gerçekleştiren SYFF’de artık hemen her Yeşil Gazete okurunun bildiği gibi sadece ekolojik belgeseller yok. Filmlerin yanısıra filmde değinilen konuya dair gösterimin yapıldığı şehirden katılımcıların katkısı ile gerçekleşen sohbetler ya da müzik/dans etkinlikleri de var.

SYFF bu sene afişi ile de oldukça ilgi çekti. Görmem/Duymam/Konuşmam diye özetleyebileceğimiz bilindik 3 Maymun temasını, elime yaprağı alır Görürüm/Duyarım/Konuşurum ve pozitif şekilde tersyüz ederim diyen 3 İnsan‘a çeviren SYFF 2016’nın afiş yıldızlarını tanıyalım ve Yeşil Gazete okurlarına tanıtalım istedik.

Yukarıdan aşağıya 3 SYFF Afiş Yıldızı: And Akman, Emrah Kurum ve Yaz Güvendi
Yukarıdan aşağıya 3 SYFF Afiş Yıldızı: And Akman, Emrah Kurum ve Yaz Güvendi

Yeşil Gazete’ye gönderdiği basın açıklamaları yolu ile önceden tanışıklığımız olan Yaz Güvendi ile irtibata geçtik. Yaz’a ilettiğimiz soruları üç afiş yıldızı (Yaz Güvendi, Emrah Kurum ve And Akman) da yanıtladı.

Bize de SYFF 2016’nın afiş yıldızları ile sizleri tanıştırmak kaldı.

Yeşil Gazete: Önce sizi tanıyarak başlayalım. Kendinizi kısaca Yeşil Gazete okurları için anlatabilir misiniz? Yaz, Emrah ve And kimdir, ne yaparlar?

And Akman: Doğaya saygılı ve insan sağlığı odaklı mimarlık için 28 yıldır çalışıyorum. Uluslararası mimari projelere imza atmış biri olarak, eğitmen olarak, konuşmacı ve seminer yürütücüsü olarak, vs..

Emrah Kurum: Alternatif Çevre Mühendisliği üzerine kafa yoran bir çevre mühendisiyim. Sürdürülebilirlik ekosisteminin gelişmesi ve yapılan iyi uygulama örneklerinin yaygınlaşması için çeşitli projeler hayata geçiren sosyal girişim olan Çevreci Etkinlikler’in kurucusuyum.

Yaz Güvendi: Ben de diğer arkadaşlarım gibi çevre hareketinin bir üyesiyim. Keşfetmeyi, doğayı gözlemlemeyi, ondan öğrenmeyi, gözlemlerini belgelemeyi seven bir iletişimci de diyebiliriz. Doğayı korumak, doğa sevgisini insanlara yaymak için yıllardır mücadele ediyorum. Kariyer tercihlerimde olduğu gibi bireysel tercihlerimde de yaşamın sürdürülebilirliğine dikkat ediyorum. (bana ‘plastik avcısı’ diyenler gün geçtikçe artıyor)

28

YG: SYFF maceranızı öğrenmek de isterim. Kaç yıldır içindesiniz. Başlangıcından bugüne SYFF maceranızı kısaca aktarabilir misiniz?

And Akman: SYFF ile tanışmam 2012 yılında, festivalin ilk emekçilerinden biri olan Merve Titiz sayesinde tanıştım. Aynı yılda hayatlarımızı birleştirdik ve kendimi bu harika organizasyonun içinde buldum.

Yaz Güvendi: Sene 2013. Yeni mezun olmuşum, ne yapmak istediğimi biliyorum ama nasıl yapacağımı bilmiyorum. Festivalin yaklaştığını duyunca ekiple iletişime geçtim ve o yılki iletişim çalışmalarına destek vermeye başladım. O gün bugündür de peşlerini bırakmıyorum. Her yıl büyük bir heyecan, zevk ve tutkuyla festivali duyuruyor ve insanları ‘nasıl’larını bulmaya, ümit dolmaya,  yaşamlarımızda değişim yaratmak için filmlerden aldığımız ilhamla birbirimize güç vermeye davet ediyorum.

Emrah Kurum: 2012 yılında “bi festival var ve kesin gitmelisin Emrah” yorumları ile katıldığım bir festivaldi. Sabah 9-10 gibi başlayıp akşam 7-8 gibi biten 3 günlük yoğun/dolu dolu festival akşamında, bedenen yorgun olan ben umudumu tazeleyerek çıkmıştım.

Soruna odaklanmanın değer olarak sunulduğu ve ana akım medyanın insanları umutsuzluğa sürüklediği bir ortamda, “Sorun ve soruna üretilen çözümleri bir arada sunarak” izleyicilere umut ışığı aşılayan bir festival. Yaklaşık 4 yıldır ilk günkü heyecan ve her yapılan gösterimde yeni şeyler öğrenerek o ya da bu şekilde SYFF ekibinin peşindeyim.

YG: Bu sene afiş yıldızı da üçünüz oldunuz. Fikir nasıl gelişti, sadece afiş değil, bir kısa film de gördüm, başka versiyonları da olacak mı? Bir de orda ben 3 Maymun esprisinin tersine versiyonu gibi anladım fikri?

Emrah Kurum: Birgün telefonum çaldı ve Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi’nden Tuna Özçuhadar aradı. “Emrahcım bu seneki afişlerde sen de olmak ister misin?” sorusuna “Tabii ki abi sen öyle uygun gördüysen ” yanıtıyla birlikte dil çıkarmadım! Kısa filmin tek versiyonu var. Uzun versiyonunu belki seneye görürüz.

Aand Akman: 3 Maymun esprisi ve bunu tersine çevirme, yani “görüyorum – duyuyorum – konuşuyorum” fikri harika gerçekten. Konuyu bana Tuna (Özçuhadar) iletti. Böyle bir çekim için beni de gözlerine kestirmişler ve  zevkle katıldım.

Yaz Güvendi: Beni de Tuna abi aradı, çok heyecanlandım. Başka versiyonları olmayacak diye biliyorum ama aklıma şimdi bir fikir geldi. Festival kolektif bir festival olduğuna göre bu fikrin de birçok versiyonu olabilir.

Herkes festival sırasında yeşili görse-duysa-konuşsa ve bunu yaparken fotoğraf, video çekse, sosyal medya hesaplarından da #SYFF2016 etiketiyle paylaşsa nasıl olur?

Hadi yapalım!

YG: Son olarak SYFF izleyicilerine bu seneki festival için önerilerinizi de alarak bitireyim.

And Akman: Festival, izleyicilerini düşünmeye davet ediyor. Doğa sevgisinin çok ötesinde, “çevre bilincinin” tabana yayılması için harika bir araç ve buluşma platformu. İzleyicilere, filmlere bu gözle dikkat etmelerini öneriyorum.

Yaz Güvendi: Festivalde her film birbirinden etkileyici, öğretici, sorunun bir parçası olmaktan öteye geçip çözümün bir parçası olabileceğimizi hatırlatıyor. Özellikle bugünlerde bu hikayelerle tanışmaya çok ihtiyacımız var. Bu nedenle izleyicilere önerim izleyebildiğiniz kadar film izlemeniz, izledikten sonra hikayeleri çevrenize aktarmanız ve onları da oluşturmaya başladığınız değişim halkalarının içine almanız.

Festival izleyicileriyle tanışmayı da unutmayın! Onlar da sizin gibi hayalleri olan, fark yaratabileceğini bilen insanlar.

Emrah Kurum: Öneri olarak eğer sürdürülebilirliğin çevre, ekonomi veya topluma dokunan bir yerlerinde olmak, yapılan güzel işlerden dünya ölçeğinde haberdar olup, kendine has ekstra samimi izleyicileriyle sohbet etmek isteyen herkesi 20 il ve ilçeye bekleriz. Umutsuzluğun giderek yaygınlaştığı bir dünyada umut ışığını yaygınlaştıran güzel işlerin yanında olmayı tercih eden dostlara selam olsun!

 

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali Sosyal Medya Hesapları:

Web, Facebook, Twitter, Instagram

 

Röportaj Haber: Alper Tolga Akkuş

(Yeşil Gazete)

Gazetecilerden TÜYAP Kitap Fuarı’nda ‘Teslim olmayacağız’ yürüyüşü

Ben Gazeteciyim İnisiyatifi, İstanbul Kitap Fuarı’nda sessiz bir yürüyüş düzenleyerek gazetecilere yönelik baskı ve tutuklamaları protesto etti.

48

Bu yıl 35’incisi düzenlenen TÜYAP Kitap Fuarı’nda Ben Gazeteciyim İnisiyatifi, gazetecilere yönelik baskı ve tutuklamaları protesto etti. Cumhuriyet Kitapları standından buluşan gazeteciler üzerinde “Teslim Olmayız” yazan tişörtler giydi. Duvar yazarı Celal Başlangıç, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Mehveş Evin, Fehim Işık’ın da aralarında olduğu gazeteciler ellerinde taşıdıkları Cumhuriyet gazeteleri ile sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşün ardından Cumhuriyet standına dönen gazeteciler, “Arkadaşlarımız 13 gündür tutuklu” afişinin önünde basın açıklaması yaptı.

‘KİTAP EDİTÖRLERİ BİLE TUTUKLANDI’

Ben Gazeteciyim İnisiyatifi adına açıklamayı Gazeteci Mehveş Evin okudu. Evin, basın özgürlüğüne inanan ve sonuna kadar savunan Ben Gazeteciyim İnisiyatifi olarak fuarda bulunduklarını belirterek bunun sebebini son olarak Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticilerine yönelik yürütülen soruşturma ve tutuklamalar olarak açıkladı. Cumhuriyet gazetesinden 10 kişinin tutuklu olduğunu hatırlatan Evin, Türkiye’nin en büyük kitap fuarı organizasyonunda olduklarını fakat ülkenin en önemli gazetelerinden birinin kitap editörünün dahi tutuklu olduğunu anlattı. En az 125 gazetecinin tutuklu olduğunu hatırlatan Evin, bunun bir dünya rekoru olduğuna dikkat çekti. Evin, “Üstelik tutuklu gazeteci ve yazarların büyük çoğunluğu için hazırlanmış bir iddianame dahi yok. Bir kısmı neyle suçlandığını dahi bilmiyor, adil yargılanma hakkından da mahrum bırakılıyorlar. Tutuklu gazetecilerin hemen hemen hepsi, yaptıkları haber, yazdıkları yazı, bir televizyon programında söyledikleri sözler, ya da eleştirel bir yayında çalıştıkları için tutuklandı” dedi.

‘BİNLERCE GAZETECİ İŞSİZ KALDI’

“Aydın Engin’in ‘Orta Çağ karanlığına doğru gidiyoruz’ diye nitelediği günlerdeyiz” diyen Evin, OHAL ile birlikte 160 basın kurumunun kapatıldığını vurguladı. Binlerce gazetecinin işsiz kaldığını söyleyen Evin, geçtiğimiz hafta kapatılan 370 derneğin arasında Özgür Gazeteciler Cemiyeti ve dokuzsekizhaber’in de olduğunu belirtti. Tutuklu gazeteci ve yazarların bir an evvel serbest bırakılmasını, basının üzerindeki baskıların sonlandırılmasını talep eden Evin, herkesi dayanışmaya çağırdı. Evin konuşmasını “Bu kapatmaların, baskıların, tutuklamaların tümü, basın özgürlüğüne yönelik ağır ihlaller. Böylesine geniş bir çerçevede tutulan, keyfi uygulanan hukukla demokrasiden bahsedilemez. Demokrasinin olmadığı bir ülkede ne yayın özgürlüğü olur, ne de temel hak ve hürriyetler… Bizler, basın özgürlüğünü kişisel özgürlüklerimiz için değil, her şeyden evvel halkın haber alma hakkı için savunuyoruz. İşte bu yüzden, hem tutuklu meslektaşlarımızla, hem kapatılan ve baskılanan yayınlarla dayanışıyoruz, dayanışmaya da devam edeceğiz. Biliyoruz ki bir arada, kol kola durursak güçlüyüz. Hepinizi dayanışmaya ve bu sesi yükseltmeye çağırıyoruz. Teslim olmadık, teslim olmayacağız” diyerek sonlandırdı.

Açıklama sırasında sivil polislerin görüntü almasına itiraz eden Fehim Işık polislere “Neden çekiyorsunuz” diye sordu. Işık, polislerin sessiz kalması üzerine kamerayı elleri ile kapatarak görüntü alınmasını istemedi.

 

(Evrensel, Gazete Duvar)

Bozcaada’da Sulubahçe ve Habbele koylarının ihalesine iptal #bozcaadabizim

Bozcaada’nın Sulubahçe ve Habbele koylarının ihaleye çıkarılmasının duyulmasıyla artan tepkiler üzerine bakanlık geri adım attı. Bozcaada Belediye Başkanı Hakan Can Yılmaz, ihalelerin iptal edildiğini açıkladı.

39

Diken.com’dan Rıfat Doğan’ın haberine göre Gelinen noktayı değerlendiren Yılmaz, üç gündür Ankara’da bakanlıkta görüşmeler yaptıklarını belirterek şöyle devam etti: “Bugün saat 10.00’da Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu müdürüyle bir randevumuz vardı. Halkın hassasiyetlerini anlattık. O da bizi ve bu anlattığımız hassasiyetleri dinledi. Görüşme olumlu neticelendi. Bize ihalelerin iptal edileceğini ve yapılmayacağını söyledi. Bu güzel haberi paylaşmak isterim.”

Bakanlık Bozcaada’nın iki bakir koyu Sulubahçe ve Habbele koylarını 21 ve 22 Kasım’da ihaleye çıkaracağını duyurmuştu.

Bunun üzerine Bozcaadalılar imza kampanyası başlatmış, dün gece #bozcaadabizim etiketiyle sosyal medya etkinliği düzenlemişti.

Sulubahçe Koyu ile ilgili yaşananları Bozcaada Haber’den alıntılayarak 14 Kasım’da Yeşil Gazete’den duyurmuştuk.

 

(Diken, Yeşil Gazete)