Ana Sayfa Blog Sayfa 3311

Mithat Alam hayatını kaybetti

Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi’nin ve Mithat Alam Eğitim Vakfı’nın kurucusu Mithat Alam hayatını kaybetti.

Mithat Alam
Mithat Alam

Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi’nin ve Mithat Alam Eğitim Vakfı’nın kurucusu Mithat Alam’ın cenazesi 30 Kasım Çarşamba günü Bebek Camisi’nde kılınacak öğle namazının ardından Rumeli Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi ve Mithat Alam Eğitim Vakfı, taziye ziyaretlerinin 30 Kasım-1 Aralık günleri saat 18.00’den itibaren Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi’nde gerçekleşeceğini duyurdu.

Duyuruda ayrıca çiçek gönderilmemesi, arzu edenlerin Mithat Alam Vakfı’na bağışta bulunması rica olundu.

Alam’ın hayatını kaybetmesi Boğaziçi Üniversitesi’nin resmi internet sayfasında Alam’ın hayatını kaybetmesi  “Sinemayı seven adam’ı kaybettik” başlığıyla duyuruldu.

49

Alam’a 36. İstanbul Film Festivali kapsamında 5 Nisan 2017 günü “Sinema Emek Ödülü” verileceği hatırlatıldı.

Alam hakkında Umut Barış Dönmez’in hazırladığı  kitap “Sinemayı Seven Adam*” adıyla İletişim Yayınları’ndan yayımlanmıştı.

50

Mithat Alam hakkında

Mithat Alam 1945 yılında İstanbul’da doğdu.

Umut Barış Dönmez’in kitabındaki söyleşilerde şöyle anlatıyordu çocukluğunu:

“… Babıali’de Vilayet Konağı’na gelmeden bir blok önce annemin babasının bir evi bardı. İki katlı bir evdi diye hatırlıyorum. Çok büyük bir salonu vardı veyahut da ben çok ufaktım. Çok büyük halılar vardı ve o halıların üzerinde kitapları dize trencilik oynardım. Kitaplarla ilişkim çok ufakken ama bu şekilde başladı…”

Yine kitapta yer alan söyleşilerde göre ilk mektebin ilk senesini Teşvikiye’deki Nilüfer Hatun İlkokulu’nda okuduğunu, kalan üç yılı ise Işık Lisesi’nin ilk mektebinde okuduğunu, 11 yaşında 1956 yılında Robert Kolej’ini kazandığını anlatıyor.

Üniversitenin ardından “kampüste bir-iki sene daha kalayım” diye Boğaziçi üniversitesi’nde master yaptığını, ardından Almanya’ya staj yapmaya gittiğini yine bu söyleşilerde görüyoruz.

Sinema salonlarıyla tanışmasını Işık Lisesi yıllarında gördüğünü anlatan Alam, “Sinemayla olan ilişkiniz ne zaman üst boyuta geçti?” sorusunu ise “Bu ne biçim bir soru! Bence benim sinema sevgim, alakam, sinemayla ilişkim bir boyut falan değiştirmedi” diye yanıtlıyor.

 

(Bianet)

Ekonomi Gazetecileri Derneği’nden 8. Küresel Isınma Kurultayı’nın adresi İzmir

Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin (EGD) 2008 yılından beri düzenlediği, Küresel Isınma Kurultayı 30 Kasım 2016 tarihinde İzmir’de gerçekleştiriliyor.  Alsancak’taki tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilecek olan 8. Küresel Isınma Kurultayı’nın açılışını ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu yapacak.

46
EGD’n,n 7. Kurultayı İstanbul’da gerçekleştirilmişti

İklim değişikliği ve enerji ile iklim ekonomisi alanlarında güncel gelişmelerin tartışılacağı kurultay üç oturum şeklinde gerçekleşecek.

Kurultayda, iş dünyası, gazeteciler ve sivil toplum temsilcileri konuşmacı olarak yer alacak, iklim ekonomisi konusu tüm boyutları ile ele alınacağı belirtildi.

İlk oturumda İsmail Uğural (Tarım Gıda Yazarları ve Gazetecileri Derneği Başkanı), Dilek Gappi  (Habertürk Gazetesi Yazarı), Selim Türsen (Hürriyet Gazetesi Yazarı), Fırat Gazel  (Anadolu Ajansı Ekonomi- Finans Yayın Yönetmeni) gibi önemli gazeteciler konuyla ilgili söz alacak. İkinci oturamda ise Burak Karapınar, Mutlu Ocak, Dr. Kemal Gani Bayraktar, Doç. Dr. Koray Velibeyoğlu, Ali Avcı gibi ekonomi dünyasının önemli isimleri konuşma yapacak. Bu oturumu gazeteci Pelin Cengiz yönetecek.

Son bölümde ise katılan tüm sivil toplum örgütleri ve konuyla ilgili kişiler söz alacak. Bu bölümü de Ekonomi Gazetecileri Derneği Başkanı Celal Toprak yönetecek.

Etkinlik Programı şu şekilde: 

EKONOMİ GAZETECİLERİ DERNEĞİ VIII. KÜRESEL ISINMA KURULTAYI
30 KASIM 2016 ÇARŞAMBA 
TARİHİ HAVAGAZI FABRİKASI KÜLTÜR MERKEZİ
Umurbey Mahallesi, Alsancak, 35000, İzmir

12.00-12.15 Kayıt
12.15 – 12.30 Açılış Konuşmacıları
Celal Toprak– Ekonomi Gazetecileri Derneği Başkanı
Tunç Soyer– Seferihisar Belediye Başkanı
Tahir Şahin– Menemen Belediye Başkanı
Aziz Kocaoğlu– İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı

12.30-14.30 
1.OTURUM- Enerjide Dönüşüm ve İklim Değişikliği’ne Medyanın Bakışı

Yönetici : Hüseyin Vatansever  / Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi

Konuşmacılar

İsmail Uğural- Tarım Gıda Yazarları ve Gazetecileri Derneği Başkanı
Dilek Gappi– Habertürk Gazetesi Yazarı
Selim Türsen– Hürriyet Gazetesi Yazarı

Fırat Gazel– Anadolu Ajansı Ekonomi- Finans  ve Enerji Yayın Yönetmeni

14.30- 16.30
II. OTURUM- Enerjide Dönüşüm ve İklim Değişikliğine Genel Bakış

Yönetici: Pelin Cengiz– www.iklimekonomisi.org editör- Gazeteci

Konuşmacılar:
 Burak Karapınar– İnvenura Ceo’su
Mutlu Ocak-  CC I Türkiye Tedarik Zinciri Direktörü
– Dr. Kemal Gani Bayraktar- Günder Yönetim Kurulu Başkanı
– Doç. Dr. Koray Velibeyoğlu– İYTE Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi

17:00-18.00  FORUM- Enerjide Dönüşüm ve İklim Değişikliğine Bakış (Sivil Toplum Örgütleri konuşmacılar)
– Yrd. Doç. Dr. Hacer Şekerci– Yaşar Üniversitesi Öğretim Üyesi
– Ali Özcem Kılıç– Karbon Emisyonu (Seragazı) Düşürme ve Kontrol Derneği Başkanı
– Tolga Şallı– Çevreci Enerji Derneği Başkanı
–  Prof Doğanay Tolunay  İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Küresel Isınma Kurult

 

(Yeşil Gazete)

İklim değişikliği politikaları Mülkiye’de konuşulacak

İklim değişikliği politikaları ve Türkiye’nin durumu Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde konuşulacak.

44

2 Aralık Cuma saat 14.00/17.30 arası SBF Mülkiye Şeref Salonu’nda yapılacak toplantıya Barış Gençer Baykan, Ezgi Kovancı, Duygu Yıldız ve Nesrin Algan katılacak.

 

(Mülkiye Haber)

Soba mı bu? – Ahmet Soysal

Artık bilmeyenimiz kalmadı; ülkemiz tükettiği elektriğin yaklaşık %23’ünü kömürlü termik santrallerden elde ediyor. Üstelik tüm dünyada fosil yakıtların geleceği tartışılırken ülkemizin gelecekteki enerji politikalarını belirleyenler sekseni aşkın yeni kömürlü termik santral kurmayı planlıyorlar; hatta bazıları planlama aşamasından çıkıp yapım yaşamasına bile geçti.

Miami Fort Power Station

Türkiye 480 milyon ton CO₂ eşdeğeri sera gazı emisyonu ile Dünya da ilk yirmi ülke içinde; kişi başı yıllık sera gazı emisyonlarımız 6 tonu geçti. Planlanan kömürlü termik santraller yapılırsa ülkemiz sera gazı emisyonları açısından dünya da ilk onu zorlayacak; kişi başı emisyonumuz 8 ton/yılı bulacak. Dünyada birçok ülkenin enerji tasarrufuna yöneldiği; elektrik gereksinimlerini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamaya çalıştığı ve daha önemlisi fosil yakıt kullanımını yasaklamayı tartıştığı bir dönemde iç karartıcı bir durum. Üstelik tüm bunları kamuoyu önünde bilim insanlarının özgürce tartışmasına da izin verilmiyor, tartışmak isteyenler baskılara uğruyor; en hafif tabiri ile azarlanıyor.

Ama bilimsel gerçekler, azarlama ile susturulma ile ortadan kaybolmuyor; işte herkesin bildiği bir gerçek; Türkiye’nin kömür yataklarının tamamına yakın bölümü kalitesiz linyit yataklarından oluşuyor; düşük kalorili zor yanıyor; yüksek kükürtlü hava kirliliğine neden oluyor. Özellikle düşük kalorili olması, zor yanması nedeni ile termik santraller ithal kömürü tercih ediyor; yine devletin resmi rakamlarına bakacak olursanız 2014’de de, 2015’de de termik santrallerde tüketilen kömürün yarısından fazlası ithal; Güney Afrika’dan Ukrayna’ya kadar geniş coğrafyadan kömür ithal ediyoruz. Üstelik özellikle son yıllarda kurulan termik santrallerin teknolojisi yüksek kalorili bu ithal kömürleri yakmaya uygun.

İşte tam bu aşamada biraz fazla iyimser bakış açısı ile  ‘çevre ve insan sağlığını gözeterek biz kömürlü termik santralleri belli bir program içinde kapatıyoruz; yenilerini de yapmaktan vazgeçtik’ demelerini beklediğimiz devlet yetkililerinden inanılmaz bir açıklama geldi; Kalorisi düşükmüş; önemli değil; birkaç kürek fazla atarız olur biter; kömür rezervlerimizi son gramına kadar kullanacağız.  Termik santral değil; sanki salonumuzun ortasındaki soba.

Teknolojisi falan filan boş; sanki termik santraller soba mantığı ile çalışırmış gibi. Devlet yetkililerine bu akılları veren enerji alanında çalışan bürokratlar en azından kurulu termik santrallerin yerli kömürü yakarken hangi sorunlarla karşılaştığını da onlara anlatsalardı, anlatabilselerdi; örneğin Çan Termik Santralinin öyküsünü, şu andaki durumunu. Sonra inatla, emirle bu işlerin çözülemediğini belirtebilselerdi; bilim çevreleri de dahil herkesin katkısı ile Türkiye’nin enerji politikaları masaya yatırılabilseydi. Ama olmuyor; gelecek için iyimser olmamıza bile izin verilmiyor; kalorisi düşük, kükürtü yüksek kömür yakılarak sadece bu ülkenin havası, suyu, toprağı kirletilmiyor; insanın sağlığı ile oynanmıyor; küresel iklim değişikliğine de ‘önemli katkı’ da bulunuluyor.

Soba mantığı ile kömürlü termik santral kuranlara karşı mücadeleye devam; unutmayalım biz yaşamı savunuyoruz… Mücadeleyi bıraktığımız yerde yaşam da biter.

Bu yazı Alakarga Dergisi’nin son sayısında yayımlanmıştır

32

 

Ahmet Soysal

Buğday Derneği’nin ekolojik pazarlarının artık internet sitesi var: ekolojikpazarlar.org !

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği‘nin yerel yönetimlerle işbirliği ile kurduğu %100 Ekolojik Pazarlar internet sitesi www.ekolojikpazarlar.org açıldı!

31

%100 Ekolojik Pazarlar’da satılan ürünlerin sertifikalarından, pazarların gün ve tarihlerine, denetimlerin nasıl yapıldığından, ürün analiz sonuçlarına, sadece %100 Ekolojik Pazarlar değil organik tarım ve ürünleri konusunda da pek çok bilgiye erişimi sağlayan internet sitesinde Türkiye’deki 11 yıllık %100 Ekolojik Pazarlar’ın tarihi de gözler önüne seriliyor.

Yeni internet sitesinde yer alan bilgi ve yönlendirmeler sayesinde ekolojik pazar müşterileri organik ürün sertifikası, üretim yeri gibi bilgilere kolaylıkla ulaşabilecekler. Pazar içinde alışveriş yaparken internet sitesine giriş yaparak ulaşacakları pazar krokisi ve üretici listesi sayesinde, alışveriş etmek istedikleri tezgâhta satılan ürünlerin organik sertifikalarını görebilecekler. Kroki üstünde alışveriş yaptıkları tezgâhı seçerek satış yapan tüm üreticilerin sertifikalarını inceleyebilecekler. Üreticiler ile ilgili bilgilere zaman içinde sertifika haricinde üretici hakkında bilgiler, üreticinin fotoğrafları, varsa internet sitesi, sosyal medya sayfası, çekilmiş videolarının linkleri de eklenecek.

Buğday Derneği kurucusu Victor Ananias‘ın öncülüğünde Türkiye’nin ilk organik pazarı olan Şişli %100 Ekolojik Pazar, kurulduğunda, kentli tüketici ekolojik gıda ile yeni tanışmaya başlamıştı. Bu onbir yıllık süreçte sayısı artan ekolojik pazarlar sayesinde giderek daha fazla insan sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaştı ve ulaşmaya devam ediyor. Bugün, ikisi mevsimlik, altısı sürekli açık olmak üzere, İstanbul’da Şişli, Beylikdüzü, Bakırköy, Kartal, Küçükçekmece ile Kayseri’de Talas ve Kocasinan ile İzmit’te yeni açılan, toplam yedi %100 Ekolojik Pazar ile ekolojik gıda hareketi ve ekolojik gıda kültürü yaygınlaşmayı sürdürüyor.

 

(Gaia Dergi, Birgün)

Malazgirt Belediye Eşbaşkanları tutuklandı

DBP’li Malazgirt Belediye Eşbaşkanları Halis Coşkun ve Memnune Söylemez’in de tutuklanmasıyla, tutuklu DBP’li belediye eşbaşkanı sayısı 45’e yükseldi.

30

DBP’li Malazgirt Belediye Eşbaşkanları Halis Coşkun ve Memnune Söylemez ile DBP İlçe Başkanı Mehmet Burhanlı dün akşam tutuklandı.

18 Kasım’da Muş’ta gözaltına alınan Coşkun, Söylemez ve Burhanlı, “terör örgütüne üye olmak”, “ihaleye fesat karıştırmak”, “terör örgütüne finansman sağlamak” iddialarıyla tutuklandı.

29 Kasım itibarıyla 45 DBP’li belediye eşbaşkanı tutuklu bulunuyor.

 

(Bianet)

Brezilyalı futbolcuları taşıyan uçak Kolombiya’da düştü

Brezilya’nın önde gelen futbol takımlarından Chapecoense’nin oyuncularının aralarında bulunduğu 81 kişiyi taşıyan yolcu uçağı Kolombiya’da düştü.

27

Basında yer alan haberlerde, altı kişinin Medellin yakınlarında meydana gelen kazadan sağ kurtulduğu bildirildi.

Kazanın, uçağın elektrik sistemindeki bir sorundan dolayı yaşandığı belirtiliyor.

Medellin Havaalanı yetkilileri, Bolivya’dan kalkan ve charter seferi yapan uçağın Brezilya liginde mücadele eden Chapecoense takımının oyuncularını taşıdığını açıkladı.

Chapecoense takımı, Copa Sudamericana finalinde Kolombiya’nın Atletico Nacional takımı ile yapacağı maç için Medellin’e gidiyordu.

26

Güney Amerika’da kulüpler arası en önemli ikinci turnuva kabul edilen Copa Sudamericana’nın finalinde ilk maçın yarın oynanması öngörülüyordu. Ancak kazanın ardından maç ertelendi.

Güney Amerika Futbol Konfederasyonu (Conmebol), kaza sonrası kıtada “tüm etkinlikleri” askıya aldığını açıkladı.

Chapecoense yayımladığı kısa açıklamada, “Tanrı; sporcularımıza, yöneticilerimize, gazetecilere ve heyetimizle birlikte yolculuk eden diğer tüm konulara yardımcı olsun” denildi. Kulüp ayrıca, kazanın büyüklüğü anlaşılana kadar açıklama yapmayacağını ifade etti.

Henüz teyit edilmemiş bazı bilgilere göre, futbol takımının en az iki oyuncusu kazadan sağ kurtulurken, bu oyuncuların adının Alan Ruschel ve Danilo olduğu belirtiliyor.

Spor kanalı Telemundo Deportes, Twitter üzerinden attığı İspanyolca mesajda, Ruschel’in şokta olduğu ancak bilincinin açık ve konuşabilir durumda olduğunu bildirdi. Futbolcu ayrıca, alyansını tutmak ve ailesini görmek istedi.

 

(BBC Türkçe)

İzmirli bisikletçilerden 77. CM sonrası ortak karar: Bundan sonra hep trafikteyiz!

İzmirli bisiklet kullanıcıları trafikteki haklarını, araç sürücülerinin ve yayaların bisiklet konusundaki farkındalığını arttırmak için yine Critical Mass! (CM) dedi.

95

Dünyada 1922 yılından beridir yapılmakta olan her Critical Mass etkinliğinde olduğu gibi Karayolları Trafik Kanuna göre trafikteki haklarını savunan bisikletçiler 2010 Temmuz ayının son Cuma gününden beridir İzmir sokaklarında eylem yapıyor. Bu kapsamda 25 Kasım 2016 Cuma günü saat 18.30’dan itibaren Konak Meydanı’nda toplanmaya başlayan İzmirli bisikletçiler saat 19.00’dan itibaren şehrin işlek bulvarlarında pedal çevirdiler. Konak, Çankaya, Basmane, Kültürpark Lozan Kapısı, Alsancak Garı ve Talatpaşa Bulvarı boyunca süren bisiklet turu Gündoğdu Meydanı’nda son buldu.

Yüzü aşkın İzmirli bisikletçinin katıldığı eylemde, bisikletliler yol kenarından değil araçların kullandıkları şeritlerden bisiklet sürerek haklarınısavundular. “Trafiği biz tıkamıyoruz, trafik biziz” sloganı ile yola çıkan bisikletliler her Critical Mass’de olduğu gibi “Arabadan İn Bisiklete Bin” ve “Araba Kölelik Bisiklet Özgürlük” sloganları ile yol aldılar.

96

Şehirde yaşayan vatandaşların işten eve dönüş saati olan 19.00-20.00 saatleri arasında yapılan eylemde zaman zaman araç sürücülerinin de bisiklet kullanıcılarına el sallayarak, korna basarak destek oldukları görüldü. Otobüs duraklarında kalabalık halde dakikalardır otobüs beklemekte olan vatandaşların biraz şaşkın biraz da imrenerek bakışları arasında devam eden tur eğlenceli şekilde Gündoğdu Meydanı’nda yapılan fotoğraf çekimi ile son buldu. Turda drone ile de çarpıcı görüntüler alındı.

78. Critical Mass’e davet

97

Critical Mass’e katılan bisikletçiler önümüzdeki Aralık ayında yapılacak olan ve 30 Aralık’a denk gelen Critical Mass İzmir #78’in daha eğlenceli olacağını ve yılbaşından bir gün öncesine denk gelmesi sebebi ile çeşitli kıyafetler ve müzikle yapılacağını belirttiler. Tüm bisiklet kullanıcılarını 30 Aralık Cuma günü 18.30’dan itibaren Konak Meydanın’nda toplanıp İzmir’de 78.si yapılacak olan tura davet ettiler.

98

Critical Mass İzmir’i takip etmek için Facebook’daki Critical Mass İzmir grup sayfasına üye olabilirsiniz.

 

(Yeşil Gazete)

Yüzünü Batı’ya dönmüş kesimleri temsil etmek

Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal ve toplumsal koşullar ne kadar sağlıklı anket yapmaya izin veriyor çok bilemiyorum. İnsanların işlerine ve özgürlüklerine pamuk ipliği ile bağlı olduğu günlerden geçiyoruz. Tüm bunlara rağmen işini yapmaya devam eden araştırma şirketleri de var. Bu şirketlerin yaptıkları araştırmalardan bir tanesi yeni yayınlandı. Konu Avrupa Birliği…

diken.com.tr ‘nin haberine göre anket ve sonuçları şu şekilde: “Habertürk ile ANDY-AR Araştırma’nın birlikte hazırladığı anket, 15-17 Kasım tarihleri arasında 26 ilde rastgele seçilen bin 516 kişiyle yapıldı.

* Katılımcıların yüzde 47,4’ü, AB-Türkiye müzakerelerinin durdurulmasını olumsuz bulurken, yüzde 44,3’ü olumlu karşılıyor.

* AKP’li seçmenin yüzde 58,6’sı, MHP’li seçmenin de yüzde 54,2’si bu durumu olumlu karşılıyor, CHP’lilerin yüzde 75,5’i, HDP’lilerin 81,9’u olumsuz karşılıyor.

* 35-44 yaş grubunun yüzde 53.9’u, 25-34 yaş grubunun da yüzde 48.2’si müzakerelerin durmasını olumlu karşılıyor, 44-54 yaş arasındakilerin yüzde 50,9, 55 yaş üstündekilerin de yüzde 54,1’i olumsuz karşılıyor.

* Kadınların yüzde 50,9’u olumsuz karşılıyor, erkeklerin de yüzde 49,7’si olumlu karşılıyor.

* Anketi cevaplayanların yüzde 75,3’ü, Türkiye’nin AB’den uzaklaştığını, yüzde 19,9’u da uzaklaşmadığını düşünüyor.

* CHP’lilerin yüzde 88’i, MHP’lilerin yüzde 79,6’sı, HDP’lilerin yüzde 78,7’si ve AKP’lilerin 70.3’ü Türkiye’nin AB’den uzaklaştığını ifade ediyor.”

Tablo aslında net bir şekilde ortaya çıkmış bu araştırma sonucunda. CHP’li ve HDP’li seçmenin 5’te 4’ü; AKP’li ve MHP’li seçmenin ise yarıdan biraz daha azı AB ile ilişkilerin devam etmesinden yana ya da en azından devam etmemesinin olumsuz bir şey olduğunu düşünüyor. Türkiye’nin AB’den uzaklaştığı konusunda ise genel olarak bir ortaklaşma var. Toplama bakınca da, başa baş gibi bir sonuç ortaya çıksa da 3 puanlık bir fazlalık AB yanlılarında göze çarpıyor.

Peki Siyasi Ayağı?

Araştırma sonuçları toplumun düşüncesini bu şekilde ortaya koyarken siz siyasi platformlarda böyle bir karşılık görüyor musunuz? 2016’nın Kasım’ında AB’yi konuşmak ile 2010’un Kasım’ında konuşmak arasındaki büyük farka rağmen görüyor musunuz? Çünkü 2010’da AB’yi konuşmak demek yüzünü öyle ya da böyle Batı’ya dönmüş bir ülkede AB’yi konuşmak demekti. Bununla birlikte şimdi AB’yi konuşmak Türkiye’nin yüzünü Batı’dan çevirmesini de konuşmak aynı zamanda. Tersten tekrarlarsam, şu anda bu büyük istibdat dönemine ve dönemin sahiplerinin her türlü aracı kullnarak AB’ye karşı mesajlar vermesine rağmen halkın AB konusunda ikna edilmemiş olmasının bir anlamı var ve siyasi olarak bu sözün bir temsilcisi, aynı oranda, yok! Bu da Avrupa Parlamentosu’nun kararında ortaya çıkan sonuçlara “birliktelik” yönünden bir itirazın doğru düzgün dile getirilememesine sebep oluyor.

Öncelikle seçmeninin %82’si AB’yi destekleyen HDP! HDP’den şu anda bir siyasi kampanya ya da söz söylemesini beklemek çok güç. Söylemediği için eleştirmek de hakkaniyetli değil.

Diğer tarafta ise CHP var. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bazı demeçleriyle bu alanı doldurmaya çalışıyor. Örneğin 26 Kasım’da “AB üyelerinin tümüne, tüm yöneticilerine seslenmek isterim. Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu tarihten bu yana yüzünü Batı’ya ve uygarlığa dönmüş bir ülkedir. Biz laik, demokratik, sosyal hukuk devletini koşulsuz savunan bir ulusuz. Bir kişiye, bir kişinin söylemlerine kızıp, 80 milyonluk bir ülkeye yaptırımlar uygulamayınız. (…) Sayın Binali Yıldırım’a açık ve net mesaj vermek istiyorum. AB ile müzakerelerin özü demokrasidir. Eğer ülkeden demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, yargı bağımsızlığını savunuyorsan tam demokrasiyi Türkiye’de istiyorsan CHP, son ferdine kadar parlamentodaki bütün milletvekillerim bu yasal düzenlemeleri yapmak için destek verecektir.”

Yerinde bir açıklama fakat bu demeçler ile değil, parti politikasıyla doldurulabilir bir alan. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklaması ile CHP seçmeninin %75,5’lik AB desteğini üst üste koyun. Tüm bunlara rağmen aynı kişilere bir anket yapsak ve CHP’nin AB karşısındaki tutumunu sorsak sizce ne çıkar? CHP, AB karşıtı bile çıkabilir.

O zaman bu ve benzeri anket sonuçlarını politikaya taşımak gerekir. CHP’den bunu kurumsal olarak ve “gümbür gümbür” sahiplenmesini beklemek, bunun dışında birlikteliklerle ya da yeni siyasi çıkışlarla AB’yi ve 2016 koşullarında Batı’yı savunan bir yapı ortaya koymaya çalışmak önemli. Böyle bir karşılık var fakat temsil edilmiyorlar. Türkiye’de siyasi yaşam yeni oluşumlara çok fazla açık değil ama Batı ile (yani şu anın çağdaş dünyası ile) birlikte bir geleceği talep eden bir hareketin, en azından, düşünsel anlamda bir karşılığı olacaktır. Çünkü Türkiye’yi her şeye rağmen yaşanabilir yapan, Batı ile kurduğu ilişki ile oluşturduğu kurumlardır. Bunlara sahip çıkmak da siyasetin geleceğini belirleyecektir.

Yeşil Gazete yazıları ve diğer yazılar için: http://www.urbarli.net

https://twitter.com/Urbarli

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali, 16bin izleyiciyi ekolojik belgeseller ile buluşturdu

Türkiye’den ve dünyadan 25 belgeseli bir araya getiren Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’ni 18-19-20 Kasım tarihlerinde bu yıl 16 bin kişi izledi.

Sürdürülebilir Yaşam Kolektifinden (soldan sağa) Pınar Öncel, Gamze Selçuk ve Tuna Özçuhadar
Sürdürülebilir Yaşam Kolektifinden (soldan sağa) Pınar Öncel, Gamze Selçuk ve Tuna Özçuhadar

Sürdürülebilir Yaşam Kolektifinden Tuna Özçuhadar, Pınar Öncel ve Gamze Selçuk, “İçerisinde yaratıcı çözümler barındırmayan, sadece sorunlara odaklı filmler izleyiciyi güçsüz hissettiriyor. Oysa bizim yaratmak istediğimiz duygu ‘bir şeyler yapabilirim’… Festival seçkisindeki filmler bireylerin, toplulukların, organizasyonların ürettiği çözüm fikirlerini, hayata geçen girişimleri içeriyor. Bu yılki seçkide izleyiciler atığın ne kadar değerli bir kaynak olduğunu, dünyanın karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm üretmek için işbirliğinin potansiyelini, ekonomik demokrasinin ve kooperatif iş modellerinin gücünü, gerçek gıdanın nasıl mümkün olduğunu, yerelin değerini ve birçok yaratıcı çözümü görürken, harekete geçmek için ilham da aldı” dedi.

18-19-20 Kasım’da 19 il/ilçede eş zamanlı gerçekleşen Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali, Türkiye’den ve dünyadan 25 belgeseli izleyici ile buluşturdu. Festival, dokuzuncu yılında da belgeseller, konuşmacılar, müzisyenler ve yan etkinliklerden oluşan programıyla, düzenlendiği tüm illerde 16 bin izleyici için buluşma ortamı yarattı.

Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi’nin “Siz de Yapabilirsiniz!” çağrısına kulak veren yerel STK’lar ve aktivist gruplardan oluşan ekipler, Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nin dokuzuncusunu işbirliği içerisinde, 19 il ve ilçede eş zamanlı olarak gerçekleştirdi. Ankara, Antalya, Artvin, Balıkesir, Bayındır (İzmir), Bodrum (Muğla), Bursa, Diyarbakır, Düzce, Eskişehir, Fethiye (Muğla), Güzelbahçe (İzmir), İstanbul, İzmir, Kartal (İstanbul), Kayseri, Konya, Manisa ve Mersin’de üç gün boyunca doya doya festival keyfi yaşandı. Film gösterimlerinin yanı sıra tüm illerde 120 konuşmacı izleyici ile buluşurken; 35 müzisyen/müzik grubu ve 15 performans festivale renk kattı.

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nin seçkisinde yer alan filmler bütüncül ve sistemik bir bakış açısına sahip olmasıyla, konuların/sorunların birbiriyle ilişkisini içermesiyle dikkat çekti.

 

(Birgün)