Ana Sayfa Blog Sayfa 3312

Şirvan’da göçük altındaki 12. madenciye ulaşıldı

Siirt’in Şirvan ilçesine bağlı Maden köyünde bulunan bakır madenindeki iş cinayetinde 28 yaşındaki Mahmut Batumak’ın cansız bedenine ulaşıldı. Dört işçi hala göçük altında.

Siirt’in Şirvan ilçesine bağlı Maden köyünde bulunan bakır madeni sahasında bir işçinin daha cansız bedenine ulaşıldı.

63

28 yaşındaki kamyon şoförü Mahmut Batumak’ın bedenine dün akşam saat 22.00 sıralarında ulaşıldı. Cenaze otopsi için Siirt Devlet Hastanesi morguna gönderildi. Batumak, evliydi, üç çocuğu vardı.

İş cinayetinde ölenlerin sayısı on ikiye yükselirken, dört işçi hala göçük altında.

17 Kasım akşamı saat 20:30’da Ciner Grubu’na bağlı Park Elektrik’in taşeron şirketi Antlar İnşaat’ın çalışması sırasında şev kayması sonrası gerçekleşen iş cinayetiyle ilgili Park Elektrik şirketinin işletme müdürü Mehmet Oğuz tutuklandı.

1969 yılında Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından işletilmeye başlanan maden, 2004’te şirkete devredilmişti. 1080 işçinin çalıştığı madende 480 işçi Ciner, kalanları ise dört taşeron şirkette çalışıyor.

Toprak altında kalan 16 işçinin isimleri şöyle:

1- Savaş Kızılkan: Ekskavatör operatörü (Diyarbakır)

2- Kerem Arat: Ekskavatör operatörü (Şirvan ilçesi Derinçay köyü)

3- Murat Ant: Ekskavatör operatörü, (Şirvan ilçesi Madenköy)

4- İbrahim Kılınç: Ekskavatör operatörü, (Siirt)

5- Kasim Tari: Ekskavatör operatörü (Diyarbakır)

6- Şefik Tuncer: Ekskavatör operatörü (Batman)

7- Sedat Bulut: Rok operatörü (Şirvan ilçesi Otluk köyü)

8- Abdurrahman Sönmezsoy: Rok operatörü (Batman)

9- Reşit Can: Kamyon şoförü, (Siirt Yağmurtepe köyü)

10- Halil Başer: Kamyon şoförü (Siirt Kurtalan ilçesi)

11- Mahmut Batumak: Kamyon şoförü (Şirvan ilçesi Taşkaya köyü)

12- Bedrettin Caylı: Kamyon şoförü (Şirvan ilçesi Yatağan köyü)

13- Nusret Beyazalma: Kamyon şoförü (Van Edremit)

14- Yavuz Yıldız: Kamyon şoförü (Şirvan ilçesi)

15- İsmail Tekin: Kamyon şoförü (Siirt Eruh ilçesi)

16- Abdulbaki Aydın: Kamyon şoförü (Siirt Eruh ilçesi)

 

(Bianet)

Antalyalı çiftçilerden domates için temsili cenaze namazı

Antalya’da, domates ihracındaki engellerin kaldırılmasına yönelik çalışma yapılmasını isteyen üretici, durumu protesto için içinde domates bulunan tabut önünde temsili cenaze namazı kıldı.

62

Antalyalı sebze ve meyve üreticilerinin geçen günlerde halde yaptığı eylemin yankıları sürürken, Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği (ANTKOMDER), Antalya Tüccarlar ve Esnaflar Derneği ile Antalya Ziraat Odası, saat 05.00’te çiftçiyle bir araya geldi. Antalya Büyükşehir Belediyesi Toptancı Hali meydanına üzerinde ‘Cumhurbaşkanım Domates İçin Kargo Uçağı İstiyoruz’, ‘Komisyoncu Üretici El Elele’, ‘Antalya’da 1 TL, İstanbul’da 5 TL Külliyen Yalan’, ‘Antalya Domatesin Başkenti’ yazılı dövizlerle gelen dernek ve oda yöneticileri, politikacıların konuyu siyaset malzemesi yapmalarından duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

‘BIÇAK KEMİĞE DAYANDI’

Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, son 3 yılda çiftçinin ‘serumlu’ yaşamak zorunda kaldığını, bıçağın kemiğe dayandığını söyledi. Ülkenin bir geçiş döneminde olduğunu hatırlatan Nazif Alp, şöyle dedi: “Uçak krizi, ardından hükümet değişikliği derken, artık bugünlere geldik. Bugün domates 60 kuruştan 1 TL’ye kadar satılıyor. Narenciye 5 yıldır aynı yerinde sayıyor. Asıl sorun tarım girdilerinin yüksek, fiyatların düşük olması. Bu nedenle çiftçimiz ayakta duracak halde değil. Devletimizden, büyüklerimizden isteğimiz acilen Rusya pazarının açılması ve yeni pazarların bulunması.”

‘İNŞALLAH DOMATES DE ELE ALINIR’

Rusya pazarının açılması için karşılıklı heyetlerin gidip geldiğini hatırlatan Alp, “Heyetler buraya gelip, çalışma yaptıktan sonra burada talihsiz bir açıklama yaptı. Büyük tüccar ve işletmelerden mal alacaklarını açıklamaları bizi üzmüştür. Antalya çiftçimizin yüzde 80’i aile işletmesidir. Sayın Başbakan’ımız 4 Aralık’ta Rusya’da olacak. Rusya’da atılacak imzada narenciye, kabak, patlıcan da var ama inşallah domates de ele alınır. Beklentimiz orada atılacak imzalara kaldı” diye konuştu. Alp, Çin pazarına yolun uzunluğundan dolayı kargo ile sadece kiraz gittiğini hatırlatarak, domatesin de Çin pazarına açılması için yollar arandığını ekledi.

 

(Sputnik News)

 

Suuçtu Şelalesi’ndeki yapılaşmayı Mustafakemalpaşa halkı önledi

Bursa’da turizm bölgesi olan Suuçtu Şelalesi’nin yakınında 10 gün önce temeli atılan sosyal tesis projesi, halkın tepkisi üzerine durduruldu.

60

Mustafakemalpaşa ilçesinde bulunan şelale, bölgede turistlerin sıklıkla ziyaret ettiği bir alan. Mustafakemalpaşa Belediyesi, 38 metre yüksekliğindeki şelalenin yanına kurulacak ve 260 bin liraya mal olacak kır lokantası ile kafenin temellerini Bakanlık onayıyla 10 gün önce atmıştı.

Yapımı halkın tepkisi ile engellenen kafe projesi
Yapımı halkın tepkisi ile engellenen kafe projesi

Ancak Mustafakemalpaşalılar, söz konusu yapılaşmaya tepki gösterdi. Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Sadi Kurtulan da, Doğayı Çevreyi Koruma ve Doğa Sporları Derneği (DOĞADER) Başkanı Murat Demir ve genel sekreter Caner Gökbayrak’la görüştükten sonra tesisin yapımından vazgeçtiklerini açıkladı.

Yazılı açıklamaya yapan Başkan Kurtulan, hiçbir projenin, doğa ve yaşam hakkından önemli olmadığını aktardı.

DOĞADER Başkanı Murat Demir, bölgenin turizme kazandırmanın tanıtım sayesinde olabileceğini söyledi.

 

(Diken)

Tahir Elçi, Diyarbakır’da vurulduğu yerde anıldı

Diyarbakır Barosu Başkanı, insan hakları savunucusu Tahir Elçi, bir yıl önce bugün vurulduğu yer ve saatte anıldı; anmada Elçi’nin özgürlük ve hak mücadelesini sürdürme sözü verildi.

59

Diyarbakır Barosu Başkanı, insan hakları savunucusu Tahir Elçi, tam bir yıl önce vurulduğu saatte, 10:53’te, vurularak hayatını kaybettiği Dört Ayaklı Minare önünde anıldı.

Anmaya, Elçi ailesi, Diyarbakır Barosu’ndan avukatlar ve Diyarbakırlılar katıldı. Açıklamanın ardından Elçi’nin vurulduğu ve şu anda tadilatta olan minarenin önüne karanfiller bırakıldı.

Basın açıklamasını, Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen okudu.

Özmen, “Bir kez daha bize bıraktığı mirasa sahip çıkacağımızın sözünü verip barış, demokrasi, özgürlük ve insan hakları mücadelesini sürdürmeye devam edeceğimizi belirtmek isteriz” diye konuştu.

İstanbul’da, “Tahir Elçi için İstanbul Buluşması”

Hrant Dink Vakfı da, Diyarbakır Barosu ile birlikte 29 Kasım Salı günü (yarın) Bakırköy’de bulunan Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde “Tahir Elçi için İstanbul Buluşması” adı ile bir anma etkinliği düzenliyor.

58

Türkçe ve Kürtçe hazırlanan anmaya dair davetiye metninde, “Bir yıl oldu, Barış elçisi Tahir Elçi’yi Dört Ayaklı Minare’nin önünde vurmalarının üzerinden bir yıl geçti. Topraklarımız için de çok zor bir yıldı. Tahir Elçi’siz daha da zor oldu. Hepimizin kaybının birinci yıldönümünde bir arada olalım, acıyı paylaşalım, birbimize sığınalım istiyoruz.

Tahir Elçi için İstanbul Buluşması’nda birlikte olmak dileğiyle” mesajı paylaşıldı.

 

(Bianet, Yeşil Gazete)

 

İsviçre, nükleer enerjiye devam dedi

İsviçre’da halk nükleer santrallerin kapatılmasıyla ilgili referandum için 27 Kasım’da sandık başına gitti.

57

Halk oylamasında, ‘ülkedeki nükleer reaktörlerin kapatılmasının hızlandırılmasını onaylıyor musunuz’ sorusu soruldu.

 

Sandıktan yüzde 54.2 oranında ‘Hayır’ oyu çıktı.

Referanduma katılanlar için enerji konusunda diğer ülkelere bağlı kalmamak, güvenlik endişelerine göre daha ağır bastı.

Yeşiller Partisi’nin desteklediği plana göre beş nükleer reaktörden üçünün önümüzdeki sene, diğer ikisinin 2029’a kadar kapatılması öngörülüyordu.

Öneriye karşı çıkan hükümet ve enerji şirketleri, yenilenebilir enerjiye tam geçiş için yeterli zaman olmadığını, nükleer santraller hızla kapatılmasının maddi zararın yanı sıra kimyasal enerjiye geri dönüşe neden olacağını savunuyordu. Referandum sonucu da hükümetin lehine oldu.

2011’de Japonya’da yaşanan Fukuşima nükleer faciası konunun gündeme gelmesinde etkili oldu. Nükleer karşıtı gruplar, İsviçre’nin, Fukuşima’nın ardından ülkedeki reaktörlerin yüzde 40’nı kapatan Almanya’yı örnek almasını istiyor.

İsviçre’deki beş nükleer reaktör ülke enerjisinin yaklaşık yüzde 35’ini karşılıyor.

 

(Euronews, Reuters, EBU)

Sevgili ölülerle zaman – Karin Karakaşlı

Bu yazı gazeteduvar.com.tr/ den alınmıştır

Hrant Dink’in ve Tahir Elçi’nin katledilişi milat oldu. Kötünün aleni ilanıydı. Mücadele yeniden başladı. Eksilen yanlarımız hep uğuldadı ama işte devam etmek lazımdı. Öte türlüsü cinayete ortaklıktı.Edip Cansever’in ‘Dökümcü Niko ve Arkadaşları’ eşliğinde yol alıyorum günün içinden. Nerelerine takıldığıma bakarak yakalıyorum kendimi. Nasılsın diye sorduklarında cevap veremediklerimi. Buluyorum.

“saat derseniz artık kaçı gösteriyor kimbilir

ölülerimizi saymazsak kaçı gösteriyor”

Tahir Elçi’nin birinci ölüm yıl dönümü. Ölüleri olanlar zamanın akrep ve yelkovanını o yokluktan bilir artık. Geçmeyen, bir günden diğerine biteviye yinelenen zamanı. Gökçer Tahincioğlu’nun “Tahir’siz bir yıl” başlıklı yazısı eşliğinde yol alıyorum günün içinden. Hrant’sız on yıla yaklaşırken.

Saatin durduğu ‘ana götürüyor Tahincioğlu önce: “Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, 28 Kasım 2015’te, Dört Ayaklı Minare’nin altında yaptığı basın açıklamasında şöyle diyordu: ‘Şu anda içinde bulunduğumuz Diyarbakır’ın tarihi Suriçi bölgesi 9 bin yıllık geçmişe sahip. Bu alan içerisinde surlar, camiler, kiliseler ve daha başta tarihi yapılar bulunmaktadır. Diyarbakır ismiyle en çok anılan, zihinlerimizde en çok sembolize olan Dört Ayaklı Minare’yi ne yazık ki iki gün önce şu an da gördüğünüz gibi ayağından vurdular…’ Bu sözlerinden birkaç dakika sonra Tahir Elçi’yi, ayaklarından vurulmuş Dört Ayaklı Minare’nin gölgesinde vurdular.”

ÖLÜM KORKUSU

Geliyorum diye bağıran cinayetleri biliyoruz. Hedef göstermeler ve yargı kapanları ile bunaltılan canların itelendiği o son noktayı. Sonrasında devredilen dosyaları, yalan raporları, sümen altı edilen ihbarları hepsini biliyoruz. Ve Türkan Elçi, bir insan hakları savunucu ve avukat olarak çokların acılarına ortak olan, işkenceleri ifşa eden, yaraları saran, hesap soran sevgili eşinin adıyla, varlığıyla, yokluğuyla özdeşleşen Dört Ayaklı Minare’nin sembolik anlamını paylaşıyor bizlerle. Duymak isteyenlerimizle: “Eskiden ailece oraya doğru yürürken kendimize ait hissettiğimiz bir şehrin kalbine, ruhuna doğru yürümenin sevincini yaşardık. O sevinci elimizden aldılar. Bir toplumu yok etmenin en etkili yolu; tarihini, tarihi eserlerini yok etmektir. Tahir’i endişelendiren, harekete geçiren mevzu da asıl burada yatıyor. Bir mekâna ölüm kokusu sinmişse orayla barışmak da biraz zor.”

Edip Cansever’in ‘Dökümcü Niko ve Arkadaşları’ eşliğinde yol alıyorum günün içinden.

“insanları tanımlıyorum ben, ölçüm o insanların iyiliklerinden

şehirleri tanımlıyorum ben, ölçüm o şehirlerin büyülerinden

söze uymayan bir şeyim, tanrıya uymayan bir şeyim de ondan

ben sarı kanlı bir ağaca benziyorum burada

sonra ben ve bütün iyilikler kırmızı bir boyayla duvara

sürülmüş bir çarpı işareti gibi duruyoruz

ve bu çarpıyı gezdiriyoruz sırtımızda ayrıca.”

İyilik zor mesai. Hele de kötülüğü, zulmü sistem kılmışsanız, iyilik tahammül edilmez bir tehdit. Yok edilesi bir canavar. Nasıl da acılaşmıyor bazı insanlar değil mi. Nasıl da eksilmiyor. Öfkelerini de vakarla taşıyorlar. Yıkmaya değil inşaya talip oluyorlar her seferinde. Ve siz elbette hep onları seçiyorsunuz hedef diye. Sevmekten hiç vazgeçmeyenleri. Kötülüğünüzün üzerine yılmadan koca bir çarpı işareti çizenleri.

SEVGİDEN KORKMAK

Hrant Dink’in ve Tahir Elçi’nin katledilişi milat oldu. Kötünün aleni ilanıydı. Mücadele yeniden başladı. Eksilen yanlarımız hep uğuldadı ama işte devam etmek lazımdı. Öte türlüsü cinayete ortaklıktı.

“ve uzun gecelerde ve çocuklar görürlerken kendilerini

ve sokaklar bir aydınlık gibi düşerken sokaklıklarına

ve siyah halelerle başımızdaki vardık ki, biz bunu anlatacağız

duvar duvar çizilmiş çarpı işaretleri gibi

biz bunu anlatacağız

sevginin bu ölümcül biçimlerini ve belki.”

Gazeteler dernekler kapatılırken, Kürt halkı bodrumlarda yakılır, şehirleri dümdüz edilirken, insan suçu sayılan faili meçhullerin, kıyımların dosyaları zaman aşımına uğratılırken, Kürt siyasetçileri, avukatlar, gazeteciler, yazarlar tutuklanırken, seçilmiş belediye başkanları hapishaneye yollanır da belediyeler işgal edilirken, çınar Ahmet Türk’e dokunulurken, akademi çatırdarken, memurlar ihraç edilirken, işçiler kaza adlı cinayetlerde ölürken, çok acıyken, çok öfkeyken, çok mücadeleyken hem sevgini bu ölümcül biçimlerini anlatıyoruz. Unutmamak için ismimizi.

“ve ne yapsak bu iri, bu güçlü, bu cehennem yüklü gövdeyi

böyle tek olmaktan korkunç güçlenen

ve kendi saldırısıyla yok ettiği kendini

bir parçalanış, bir yitiş

olabilir mi -zaman geçti mendirekteki korkunç leke duruyor

acılar dinlendi, yeniden başlamalıyız-”

Tarihin tekerrüründen acıları yeniden yaşatmayı anlıyorlar, ne edelim. İnsan olmaktan başkasını nasıl becerelim. Böyle zamanlarda bir inattır yaşamak. Kendine ve sözüne sadık kalmak. Ölülerini sırtlamak. Önce iyice bir demleriz acıları. Sonra yeniden yola düşeriz. Çok güçlü ya da çok cesur olduğumuzdan değil Başka türlü yaşamayı bilemediğimizden.

Bu yazı gazeteduvar.com.tr/ den alınmıştır

53-karin-karakasli

 

Karin Karakaşlı

Ethem Sarısülük davası yeniden görülüyor

manifesto_ethem-sarisuluk_davaYargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden görülmeye başlanan Ethem Sarısülük davası bugün Aksaray Adliyesi’nde görülmeye devam edecek.

Gezi Parkı eylemleri esnasında Ankara’da polis kurşunuyla öldürülen Ethem Sarısülük’ün davası, bugün Aksaray Adliyesinde görülmeye devam edecek. Dava saat 11.00’da başlayacak.

Davanın Geçmişi

Sarısülük’ü vuran ve Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘olası kastla adam öldürme’ suçundan yargılanan polis memuru Ahmet Şahbaz, 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası aldı. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, kararı usulden bozarak, dosyayı yerel mahkemeye gönderdi. Ardından davanın güvenlik gerekçesiyle Aksaray’da görülmesine karar verildi, tutuklu olan polis memuru Şahbaz da tahliye oldu. Sarısülük’ü öldürmekle yargılanan Şahbaz, tutuklanma talebiyle bugün yargılanmaya devam edecek.

(Cumhuiyet)

Suriye’de ordu Halep’i temizlemeye yaklaştı

36517400_303Suriye ordusu Halep’in doğusunda iki gün içinde muhaliflerin kontrolündeki ikinci yerleşim birimini de ele geçirdiğini açıkladı.

Yapılan açıklamada, Cumartesi günü alınan Hanano yanındaki Jabal Badro bölgesinin de Suriye ordusu ve müttefikleri tarafından alındığı belirtildi.

Suriye’nin Halep kentinde yüzlerce sivil rejim güçlerinin kontrolündeki bölgeye kaçıyor.

Merkezi İngiltere’de bulunan Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre 400 kişi rejim güçleri tarafından Cumartesi günü ele geçirilen Masaken Hanano’ya geçti, 30 ailenin de Kürtlerin kontrolündeki Şeyh Maksud’a gittiği belirtiliyor.

Suriye devlet medyası da yüzerce ailenin muhaliflerin kontrolündeki bölgelerden ayrıldığını kaydetti.

Suriye devlet televizyonu 5 yıldır ayrı kalan bir asker ile ailesinin birleşme anı olduğu belirtilen görüntüleri yayınladı. Habere göre aile Masaken Hanano’da mahsur kalmıştı.

Halep Suriye’deki savaştan önce ülkenin ticaret merkeziydi.

Rejim güçlerinin Ağustos ayında uygulamaya başladığı sert kuşatma nedeniyle kentte 275 bin kişinin zor koşullarda yaşam savaşı verdiği belirtiliyor. Birleşmiş Milletler gıda stokunun azaldığı uyarısında bulundu. Rejim güçlerinin uçakları tarafından yapılan hava saldırılarında da bölgede bütün hastaneler yıkıldı.

Birleşmiş Milletler’in çocuk ajansı, Suriye’de yaklaşık 500 bin çocuğun rejimin kontrolündeki bölgelerde kuşatma altında yaşadığını belirtti. Birçok çocuk da bombardımanlar nedeniyle yer altında yaşıyor.

UNICEF Direktörü Anthony Lake, “çocuklar öldürülüyor, yaralanıyor, okula gitmeye ya da oynamaya korkuyorlar, çok az gıda ve ilaçla yaşıyorlar, bu yaşam değil, birçoğu ölüyor” dedi.

Bu arada aktivistler, rejim ya da Rus hava saldırılarında onlarca sivilin öldüğünü kaydetti.

Yerel Koordinasyon Komitesi’ne göre Rus hava saldırısında Anjara kasabasında 15 sivil hayatını kaybetti, onlarcası da yaralandı.

Muhalifler Şam çevresinden çekiliyor

Bu arada muhalifler Şam’ın güneybatısındaki bir kasabada rejim ile varılan anlaşma gereği muhaliflerin kontrolündeki bölgelere güvenli geçiş karşılığında ağır silahlarını Suriye güçlerine teslim etti.

Rejim güçleri, Rusya’nın hava desteğinin yanısıra İranlı milislerin de desteğiyle başkentin çevresinde etkilerini artırmış durumda.

Birleşmiş Milletler 12 bin kişinin Şam’da Filistin mülteci kampının olduğu Han el Şih’de yıllardır kuşatma altında yaşadığını belirtiyor. Geçen ayki şiddetli çatışmalar ve hava saldırıları tahliye anlaşmasıyla son buldu.

Hizbullah’a göre Suriye ordusu, muhaliflerin ve ailelerinin bölgeden çıkartılmasına ve İdlib’e nakledilmesine Pazartesi başlayacak.

Suriye devlet medyasına göre ise Pazar günü 1270 kişi İdlib’e götürülecek. Gelecek hafta ise 3000-4500 kişi rejim güçlerinin kontrolündeki bölgelere taşınacak.

(VOA)

Fransa’da merkez sağ cumhurbaşkanı adayını belirledi: François Fillon

Francois Fillon, former French prime minister and interim co-president part of a triumvirate of the French right-wing opposition UMP party, speaks during a press conference on the theme "Reconnecting with competitiveness" on June 25, 2014 in Paris. AFP PHOTO/BERTRAND GUAY

Fransa’nın eski başbakanı François Fillon, yapılan ikinci tur oylama sonucunda gelecek yıl düzenlenecek seçimlerde merkez sağın cumhurbaşkanı adayı olarak seçildi.

Fillon, Fransa’nın bir diğer eski başbakanı olan Alain Juppe’yi oyların yüzde 67’sini alarak geride bıraktı.

Fransız vatandaşların katıldığı oylama sonucunda merkez sağın cumhurbaşkanı adayı seçilen Fillon, aynı zamanda cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de favorisi olarak gösteriliyor.

Önümüzdeki yıl Nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Fillon, sosyalistlerin adayı olarak belirlenecek kişiyle ve aşırı sağdan Marine Le Pen ile karşı karşıya gelecek.

Fillon, kazandığı zaferin ardından yaptığı açıklamada daha adil bir toplum yaratma sözü verdi.

Eski başbakan, aynı zamanda değişim için gayret göstereceğini vurgulayarak, “Fransa için hiç göz önüne alınmamış bir zorluğa kalkışacağım: Gerçeği söyleyeceğim ve tamamen bunun yazılımını değiştireceğim” dedi.

Rakibi Juppe ise yenilgiyi kabul ettiği konuşmasında, bundan sonra desteğini Fillon’a vereceğini söyledi. Juppe, herkesi Fillon’un arkasında birleşmeye çağırdı.

Sürpriz bir zafer kazanmıştı

Geçen hafta yapılan önseçimin ilk turunda Fillon sürpriz bir şekilde oyların yüzde 44’ünü alarak ilk sırada yer almıştı.

Fransa’nın eski cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ise yarıştan elenmişti.

Sarkozy elenmesi sonrası destekçilerine ikinci turda Fillon için oy kullanmaları çağrısında bulundu.

Fransa’da yapılan son kamuoyu yoklamaları, merkez sağın adayının, ikinci turda aşırı sağın adayı Marine Le Pen’i geride bırakarak cumhurbaşkanı seçileceğini gösteriyor. İktidardaki Sosyalist Parti’ye destek ise halarekor düşük seviyede.

Sarkozy döneminde başbakandı

Cumhurbaşkanlığı yolunda önemli bir adım atan François Fillon, ilk kez 1981’de Fransa Parlamentosu’nun alt kanadı olan Ulusal Meclis’e girdi. 1993-2005 yılları arasında bakan olarak çeşitli hükümetlerde görev yaptı.

Fillon, 2007’de dönemin cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy tarafından başbakan olarak atandı. 2012’de sosyalist François Hollande cumhurbaşkanı seçilene dek bu görevde kaldı.

Muhafazakar kesimi temsil eden Fillon, yabancılara ve Müslümanlara yönelik sert tutumu ile biliniyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine de karşı.

Thatcher’ı örnek alıyor

Eşi Gallerli olan Fillon, İngiltere’nin devleti küçülterek serbest piyasayı güçlendiren mali politikalarıyla bilinen eski başbakanı Margaret Thatcher’ı örnek alıyor.

Fillon, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde kamu harcamalarını azaltacağını ve işverenlere vergi kolaylıkları getireceğini söylüyor.

Fransa’da bürokrasinin “şiştiğini” savunan Fillon, kamu sektöründeki yarım milyon kişiyi beş yıl içinde işten çıkarmaktan, 35 saat olan haftalık çalışma süresini artırmaktan, bu süreyi kamu sektöründe 39 saate çıkarmaktan söz ediyor.

Fillon’un ekonomi alanındaki diğer vaatleri ise emeklilik yaşını 62’den 65’e yükseltmek, kurumlar vergisi oranını yüzde 33’ten yüzde 25’e indirmek.

Girişimciliği canlandıracak bağımsız bir fon oluşturacağını vurgulayan Fillon, bu sayede en az 500 bin kişiye yeni iş imkanı yaratacağını iddia ediyor.

Rusya ve İran’la daha yakın ilişkiden yana

Fillon’un savunduğu diğer bazı politikalar şöyle:

Göç: Fransa Parlamentosu tarafından onaylanacak kotalarla ülkeye göçün azaltılarak “olabilecek en düşük” seviyeye indirilmesi.

Güvenlik: IŞİD saflarında savaşmak üzere Suriye ve Irak’a gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılması ve Fransa’ya dönmelerinin engellenmesi.

İslam: Haşema ile plajlara ve denize girilmesinin ülke çapında yasaklanması.

Dış Politika: Rusya ve İran’la daha yakın ilişkiler geliştirilmesi, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin ekonomi politikalarında eşgüdümü sağlayacak Euro Bölgesi hükümeti kurulması.

Eşcinsel Evlilik: 2013 yılında çıkarılan yasada değişiklik yapılması ve eşcinsel çiftlerin çocukları evlat edinmelerinin yasaklanması.

(BBC)

Yeşiller ABD seçim sonuçlarını yeniden saydıracak

Amerika Birleşik Devletleri’nde Yeşiller Partisi Wisconsin, Michigan ve Pennsylvania eyaletlerinde oyların yeniden sayılması için harekete geçti.jill stein...

Bu eyaletlerde kullanılan elektronik oyların bilgisayar korsanları tarafından değiştirildiği öne sürülmüştü.

Yeşiller yeniden sayım sürecini ilk olarak Wisconsin’da hayata geçirmeyi amaçlıyor:

“Bunu bir adayın diğerine üstünlük sağlaması için yapmıyoruz. Bunu sadece Amerikan halkının yararı için yapıyoruz. Böylece oyumuzun sayıldığına dair güven duyabiliriz.”

Yeniden sayımın söz konusu olduğu üç eyaletteki 46 delegeyi de Cumhuriyetçiler’in adayı Donald Trump kazandı.

Kritik eyaletlerde çok az bir farkla rakibinin gerisinde kalan Hillary Clinton ise ülke genelinde Trump’tan yaklaşık 2 milyon daha fazla oy aldı.

8 Kasım seçim sonuçlarına göre Trump 290 delegeyle Amerikan Başkanı olurken, Clinton 232 delegede kaldı.

8 Kasım Başkanlık Seçimleri’nde Yeşiller adına yarışan Jill Stein amaçlarının Amerikan seçim sistemini sorgulamak olduğunu belirtti.

Demokrat Parti Başkan adayı Hillary Clinton Yeşillerin seçim sonuçlarının yeniden sayılması talebine destek vereceklerini söyledi.

 

Euronews – Yeşil Gazete