Kolombiya’da kongre, Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) ile hükümetin vardığı yeni anlaşmayı onayladı.
Böylece Kolombiya ve FARC arasında yarım asırdır süren silahlı mücadele resmen sona eriyor.
Dört yıldır Küba’nın başkenti Havana’da sürdürülen müzakerelerde sonunda anlaşmaya varılmıştı.
Senato’nun yeni barış anlaşmasına destek vermesinin ardından Temsilciler Meclisi de oy birliği ile anlaşmayı onayladı.
Anlaşmanın ilk versiyonu Ekim ayında referanduma sunulmuş, yüzde 50.2 oyla reddedilmişti.
Elli maddesi değiştirilen yeni anlaşmanın ise referanduma gitmesi gerekmiyor.
Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, binlerce FARC militanının ormanlardaki kamplarını terk ederek silahlarını bırakma sürecine artık başlanacağını duyurdu.
Kolombiya ve FARC arasında 52 yıldır süren çatışmalarda 260 bin kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi evini terk etmek zorunda kaldı.
Anlaşmaya karşı çıkan eski devlet başkanı Alvaro Uribe ise yeni halinin de halen FARC gerillalarına karşı çok yumuşak olduğunu söylüyor.
Trump’tan iklim değişikliğine, bu çokbaşlı kriz, çöküşümüzü haber veriyor. Eğer siyasi alternatiflere kapılar kapatılırsa, öbür kıyıya sağ salim çıkma umudumuz da yok.
Kendinizi güçlü hissetmiyorsanız, lûtfen bu yazıyı okumayın. Bu, karşımızda durduğunu düşündüğüm 13 baba krizin listesi. Başkaları da olabilir. Lûtfen siz de istediğiniz eklemeleri çıkarmaları yapın. Özür dilerim ama içinizi açacak bir yazı değil bu.
Viggo Mortensen tarafından canlandırılan Adam (The Man) ve Kodi Smit-McPhee tarafından canlandırılan Çocuk (The Boy), 2009 yapımı John Hillcoat filmi “Yol”da(The Road) bir cehenneme dönmüş Dünya’da kendileri için çıkış aradıkları yolcuklarına devam ediyor
1. Donald Trump
Beyaz Ev’in yeni sakini itidal, denge veya empati kapasitesine sahip olmayan, ama intikamcılık ve kindarlık konusunda sınırsız kapasiteye sahip olduğu izlenimini veren biri. Meclisin iki kanadı ve Yüksek Mahkeme cebinde olduğuna göre kendisine silme yetki ve güç bahşedilmiş durumda. O da kendisini dünya hakkındaki kanaat ve bilgisi en hafif deyimiyle sınırlı olan bir takım insanlarla sarıp sarmalamakta. Trump, dünyanın en büyük nükleer ve konvansiyonel silah cephaneliğinin yanı sıra, dünyada bir devletin şimdiye kadar geliştirdiği en kapsamlı gözetleme/izleme ve güvenlik aygıtının idaresini de üstleniyor.
2. Ulusal güvenlik danışmanı
Stratejik askerî kararları alırken Trump’ın eli kolu bağlı değil, kendisi Kongre’nin şeklen kısıtlamalarıyla dahi engellenmeden hareket edebilme yetisine sahip. Ulusal Güvenlik danışmanı Michael T Flynn tehlikeli bir aşırılıkçı.
3. Ekibinin geri kalanı
Trump’ın ekibinin bir bölümü fosil yakıt, sigara, kimya ve finans şirketlerinin kiraladığı profesyonel lobicilerden ve ortaya karışık birtakım milyarderlerden oluşuyor. Öncelikli siyasî çabaları, regülasyondan ve vergilerden kaçmak. Bu insanlar – daha doğrusu onların temsil ettikleri çıkarlar – şu an itibariyle iktidarda. Canlılar dünyasına, kamu sağlığına, kamu maliyesine ve finansal istikrara yapacakları etki bir yana, bu, aslında sigara şirketlerinin 1960’larda öncülük ettiği siyasi modelin doğrulanmasını gösterir gibi. Model gösteriyor ki, yeterince para harcayıp “düşünce kuruluşları” (thinktanks), üniversite kürsüleri ve sahte taban hareketleri kurar, şirketlerin sahip olduğu medya ile bu kurum ve kuruluşlara platform sağlayacak kadar yakın çalışırsan, ihtiyaç duyduğun tüm politikaları satın alabilirsin. Demokrasi hükmünü yitirmiş bir risaleye döner. Siyasi alternatiflerin de kepenkleri indirilir.
4. Atlantik ötesi perde arkası
Öte yandan, Atlantik’in bu yanında Britanya’nın Avrupa Birliği’nden palamarları çözüp kurtulma çabaları, belki de aşılamayacak seviyede karmaşık bir sorunlar yumağı ile karşılaşmış durumda. Dahası, hükümetin kendisini içinde bulduğu siyasi açmazın bir çözümü de olmayabilir. Yani şöyle: a) Ya hükümet, tek bir pazara erişim hakkı karşılığında insanlara serbest dolaşım tanımayı kabul edecek, ki bu durumda Brexit cephesi, devasa bir utanç dışında hiçbir şey kazanmış olmayacak; ya da b) AB kepenklerini gümbür diye indirecek. AB’nin Britanya hükümetinin önerdiği şartları reddetmesi ihmalinin yüksek olması bir yana, AB Britanya’nın çıkmasından doğacak masrafları karşılamak için 60 milyar Euro tutarında bir çıkış faturasını dayatmaya da kalkabilir. Bu, hükümet için ödenmesi imkânsız bir siyasi bedel olur ve üzerinde görüşmelerin yürütülmediği bir kopuşa, düşünülebilecek en haşin Brexit’e yol açar.
5. Eurozone riskleri
İtalya’daki banka krizi bayağı büyük olacak gibi görünüyor. Bunun Avro Bölgesi’nin (eurozone) varlığını sürdürmesi üzerindeki etkileri ne olur? Bu konuda kimsenin en ufak bir fikri yok.
6. … ve bunların küresel olarak dallanıp budaklanmaları
Bunlar yeni bir küresel finans krizini tetiklemeye yeter mi sorusunun cevabını da kestirmek zor. Ama böyle birşey olursa da, hükümetler 2007 – 2008’de kullandıkları türden bir kurtarma planını devreye sokmayı başaramayacaklardır. Zira kasaları bomboş.
7. İstihdamı yiyip bitiren otomasyon
Otomasyon, mevcut işleri benzeri görülmemiş şekilde yok edecek, ve bilişim teknolojilerinin ekonomik hayatın her yerine girmesi geçici bir evre olmayıp, aksine yükselen bir trend olduğu için, istihdamın nasıl yeniden sağlanacağını kestirmek hayli zor. Dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir hükümetin ya da partinin bu meselenin boyutlarını ve ölçeğini kavrayabildiğine dair herhangi bir işaret yok.
8. Ya Marine Le Pen kazanırsa
Önümüzdeki Mayıs’ta Marine Le Pen’in Fransa Cumhurbaşkanı olması ciddi bir olasılık. Bunun AB’nin çöküşünü tetiklemeye yetip yetmeyeceği, cevabı bilinmeyen bir başka soru. Bu da kriz olarak yeterince güçlü olmazsa, sırada bekleyen başkaları var (özellikle orta ve doğu Avrupa’da, ama daha küçük ölçekte hemen her yerde yükselen milliyetçi hareketler) ve bunlar bir zincirleme reaksiyonu harekete geçirebilirler. Şuna inanıyorum: bu zincirleme reaksiyon başladığında öyle bir hızla gelişecek ki, herkes şaşıp kalacak. Bir ay gibi bir süre içinde AB toptan ortadan kalkabilir.
9. BM Güvenlik Konseyi’nin yeni görüntüsü şöyle olacak…
Eğer Le Pen kazanırsa, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan ülkeler şu insanlar tarafından temsil edilecek: Donald Trump, Vladimir Putin, Xi Jinping, Theresa May ve Marine Le Pen. Bu kadroyu güven verici bulmak, insanı biraz kasar yani.
10. Paris İklim Anlaşması ayaklar altına alınacak
Ulusal iklim değişikliği programlarının, hükümetlerin Paris’te vermiş olduğu taahhütlerle hiçbir bağlantısı yok. Bu programlar bütünüyle uygulansa bile (ki böyle bir ihtimal yok) bizi, anlaşmanın öngördüğü iklim değişikliği yörüngesinin hayli ötesinde bir yere konuşlandırıyor. Üstelik, Trump’ın neler yapacağını daha hiç bilmeden bu haldeyiz.
11. … göç hareketleri üzerindeki etkileri
İklim çöküşünün pek çok etkisinden biri – ki, şehirlerin sular altında kalması, gıda üretiminin düşüşü ve su tedarikinin iyice kısılması gibi küçük meselelerin yanı sıra – devasa kitle hareketleri olacak: Öyle büyük ölçüde olacak ki bu, şimdiki göçler bunun yanında devede kulak gibi kalacak. Bunun insani, siyasi ve askerî olası sonuçları ise tahayyülümüzün ötesinde…
12… sadece 60 Hasat mevsimi kalmışken
BM Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre, bugünkü oranlarda toprak kaybı ile gidilirse, önümüzde 60 yıllık hasat zamanı kalmış durumda.
13. … hızlanan yokoluş krizi
Öyle görünüyor ki, türlerin yokoluş krizi, herşey bir yana, hızlanıyor.
Eh, yetti ama! Böyle mi diyorsunuz? Kusura bakmayın, bitmedi. Bu karmaşık, çokbaşlı krizin kendine özgü özelliklerinden biri de, aydınlığa çıkacağımız bir “öbür tarafı” görünmemesi.
Şöyle bir gerçekçi senaryo düşünebiliyor musunuz yani? Bu senaryoda hükümetler total izleme/gözetleme ve drone’larla (iha) vurma kapasitelerini yitiriveriyor; milyarderler halkoyunu hileyle yönlendirme becerilerini unutuveriyor, kırılmış bir AB kendini toparlayıveriyor; iklim değişikliği olmayıveriyor; yokolmuş canlı türleri gaipten geri geliveriyor, ve topraklar yeryüzüne geri dönüveriyor. Bu bahsettiklerimiz anlık, gelip geçici krizler falan değil; daimi bir çöküşü işaret ediyor gibiler.
Dolayısıyla, burada kilit soru, bunları nasıl savuşturacağımız değil, –eğer mümkünse– nasıl önleyebileceğimiz. Yapılabilir birşey mi bu? Eğer öyleyse, ne pahasına?
Ey okur, bunları seni depresyona sokmak için yazmıyorum. Bu satırların öyle bir etkisi olabileceğini biliyorum tabii, ama amacım başka: Zihinlerimizi, önümüzdeki görevin büyüklüğüne odaklamak.
(29 Kasım: Bu makaleyi yazdıktan sonra bu risklerden 3 tane daha aklıma geldi: Hem Çin’de, hem de Batı’da başgösteren borç krizi; küresel emeklilik krizi ve antibiyotik direnci. Hani, yeterince dert edecek sorun kalmamıştı da…)
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın ‘hükmüne son vermeyi’ amaçladıkları biçimindeki açıklamasının Moskova’nın görüşleri ile uyumlu olmadığını belirtip, Ankara’nın bu konuyla ilgili bir açıklama vereceğini umduklarını söyledi.
Peskov düzenlediği basın toplantısında Erdoğan’ın açıklamasını değerlendirmesi istenince şu ifadeleri kullandı: “Açıklama gerçekten beklenmedikti. Bu, çok ciddi bir açıklama. Açıklama, öncekilerle çeliştiği gibi, silahlı güçleri Suriye’de meşru biçimde bulunan tek ülke olarak bizim durumu anlayış biçimimizle de çelişiyor. Biz Suriye’nin meşru hükümetinin talebi üzerine oradayız. Bunu anlamak çok önemli.”
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Avrupa Birliği müzakereleri kapsamında Türkiye ile yeni başlıkların açılmasına karşı olduğunu açıkladı.
Merkel’in Hristiyan Demokrat parlamenterlere yönelik bir toplantı sırasında sarf ettiği bu sözler, Bild gazetesi’nde yer aldı.
Gazetenin toplantıya katılan parlamenterlere dayandırdığı yoruma göre, bu yeni durum, “müzakerelerin fiilen durdurulduğu” anlamına geliyor.
Bild Gazetesi, 4. dönem için yeniden adaylığını koyan Angela Merkel’in, seçim sürecinde Türkiye konusundaki parti pozisyonlarının bu olacağını açıkladığını da yazdı.
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Avrupa Birliği müzakereleri kapsamında Türkiye ile yeni başlıkların açılmasına karşı olduğunu açıkladı.
Merkel’in Hristiyan Demokrat parlamenterlere yönelik bir toplantı sırasında sarf ettiği bu sözler, Bild gazetesi’nde yer aldı.
Gazetenin toplantıya katılan parlamenterlere dayandırdığı yoruma göre, bu yeni durum, “müzakerelerin fiilen durdurulduğu” anlamına geliyor.
Bild Gazetesi, 4. dönem için yeniden adaylığını koyan Angela Merkel’in, seçim sürecinde Türkiye konusundaki parti pozisyonlarının bu olacağını açıkladığını da yazdı.
Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye’de devam eden Fırat Kalkanı Operasyonu’nda görevli iki Türk askerinin kayıp olduğunu açıkladı.
Salı günü Türkiye saatiyle 21.45’te TSK’nin internet sitesinde yer alan duyuruda “Devam eden Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında, 29 Kasım 2016 Salı günü saat 15.30 sularında iki silah arkadaşımızla irtibat kesilmiş olup, bölgede arama faaliyetleri devam etmektedir,” denildi.
İslam Devleti’yle bağlantılı haber ajansı Aamaq da Türkiye saati ile 19.45 sularında yaptığı açıklamada Suriye’nin kuzeyindeki El Bab’ın batısında bulunan Ed-Dana köyünde yaşanan çatışmalar sırasında iki Türk askerinin kaçırıldığının duyurdu.
IŞİD’in iddiasına göre, elindeki Türk askeri sayısı üçe çıktı
İslam Devleti daha önce de bir Türk askerini kaçırmıştı.
1 Eylül 2015’te Suriyeli kaçakçıları kovalarken Türkiye-Suriye sınırında İslam Devleti’nin eline geçen Iğdır doğumlu Sefer Taş, Konstantiniye dergisinin Ağustos ayında yayınlanan sayısında Kürt liderlere de çağrı yapmıştı.
Taş, “Ben Kürt asıllı bir askerim. Madem ki; Türk hükümeti bana sahip çıkmıyor o zaman neden Kürt liderler çıkıp bu konu hakkında konuşmuyor. Abdullah Öcalan, Selahattin Demirtaş ve Suriyeli Salih Müslim ve dünyanın tüm Kürtlerine ve Mesut Barzani’ye diyorum ki; ben de sizin gibi hayatımı yaşamak istiyorum,” demişti.
BM Güvenlik Konseyi, şiddetli çatışmaların sürdüğü Halep’teki insani krizi görüşmek üzere bugün acil bir oturum düzenleyecek. Rusya ise Şam rejiminin Halep’te ilerlemesiyle sivillere yardım ulaştırdıklarını açıkladı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde bugün Halep’tekiçatışmaları ve sivillerin karşı karşıya olduğu insani felaketi görüşmek üzere özel bir oturum düzenlenecek. Özel oturum Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Marc Ayrault’un talebi üzerine yapılıyor.
Fransa’nın BM nezdindeki Büyükelçisi François Delattre, “Halep’teki mevcut çatışma ortamı İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük sivil katliamına yol açabilir” şeklinde konuştu.
BM Güvenlik Konseyi’nin bugünkü özel oturumunda BM insani yardım yetkilileri ve BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’nın aktaracağı bilgiler değerlendirilecek. İngiltere’nin BM nezdindeki Büyükelçisi Matthew Rycroft, Konsey üyelerinin Halep’e insani yardımın ulaştırılması ve kentteki yaralıların tahliyesinin görüşeceğini kaydetti.
Rycroft, BM Güvenlik Konseyi üyesi ve Şam yönetiminin müttefiki Rusya’ya çağrı yaparak Moskova’nın Şam üzerindeki etkisini kullanması gerektiğini belirtti. İngiliz Büyükelçi, “Halep’in geleceği Şam yönetimi ve Rusya’nın elinde. Şam rejimi ve Rusya’nın bombardımanları bitirmelerini ve insani yardımların geçişine izin vermelerini talep ediyoruz” şeklinde konuştu.
Rusya: 80 binden fazla sivile yardım ediyoruz
Halep’in doğu bölgesinde Şam rejimine bağlı birlikler ve isyancılar arasındaki şiddetli çatışmalar sürüyor. Rusya’nın açıklamasına göre, Suriye ordusu yıllardır isyancıların kontrolünde olan kentin doğu bölgesinin yarısına yakınını geri aldı.
Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, son yıllarda isyancılar tarafından canlı kalkan olarak kullanılan 80 binin üzerinde sivile yardım ulaştırıldığı, sivillerin artık gıda, su ve tıbbi malzemeye erişimi olduğu belirtildi.
Halep’in doğusu isyancılar, batısı ise Şam yönetiminin kontrolü altındaydı .Esad rejiminin Halep’i tamamen geri almak için iki hafta önce müttefikleriyle başlattığı operasyonda kentin doğusundaki birçok semti kontrol altına aldığı bildirildi. Birleşmiş Millletler, çatışmaların ortasında kalan sivillerin insani bir krizle karşı karşıya olduğunu açıklayarak acil yardım çağrısı yapmıştı. Halep’in doğusundaki bölgelerden son 48 saat içinde kaçanların sayısının 20 bine ulaştığı belirtildi.
Steinmeier Lavrov ile görüştü
Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier de salı günü Belarus’un başkenti Minsk’te Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile biraraya geldi. İkili Suriye’deki gelişmeleri değerlendirdi. Steinmeier’in Rusya’dan Halep’e gönderilecek insani yardımların yolunu açmasını talep ettiği bildirildi. İkilinin ayrıca Halep’teki askeri durumunun, iç savaşın sonlanması için siyasi bir çözüm bulunması yolundan dönülmesini gerektirmediği konusunda da görüş birliğinde oldukları belirtildi.
Bir Demet Tiyatro’daki “Eyvah Necdet/Spartaküs Vedat” karakterleriyle hafızalara kazınan oyuncu Erdal Tosun, Sarıyer’de meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybetti.
Haberlere göre, Levent’ten Sarıyer yönüne giden bir otomobilin sürücüsü kavşakta direksiyon hakimiyetini kaybetti. Araç oyuncu Erdal Tosun’un otomobilinin üzerine düşüp yola savruldu. Erdal Tosun tavan kısmı çöken araçta yaşamını yitirdi.
Bir Demet Tiyatro’daki “Eyvah Necdet/Spartaküs Vedat” karakterleriyle bilinirliği artan Tosun, 43 yaşındaydı. Oyuncu kardeşi Gürdal Tosun da 2000 yılında hayatını kaybetmişti.
2015’te 7.530 kişi öldü
Emniyet Müdürlüğü verilerine göre, 2015 yılında 6412 ölümlü kaza gerçekleşti. 7530 kişi bu kazalarda öldü. 176 bin 599 yaralamalı kaza sonucunda da 304 bin 421 kişi yaralandı.
Erdal Tosun
1963 İstanbul doğumlu Erdal Tosun’un annesi Sevim Tosun, babası ise oyuncu Necdet Tosun. Kardeşi Gürdal Tosun da oyuncuydu.
Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunu Tosun, 1981 yılında Atıf Yılmaz‘ın teklifi ile “Mine” filminde oynayarak sinema hayatına başladı. 30 kişilik bir ekiple “Özel Tiyatro”yu kurdu, sonra dağıldılar. Daha sonra Antalya Devlet Tiyatrosunda görev aldı. Buradaki görevinden ayrılıp Yılmaz Erdoğan‘ın BKM Oyuncuları arasına katıldı.
Adana’da ‘Süleymancılar’ olarak bilinen cemaatin yurdunda çıkan yangın sonucu 11 öğrenci ve bir eğitmenin can vermesiyle ilgili haberlere yayın yasağı getirildi. Dahası, ‘yurt çapında huzur ve güven ortamının bozulmaması’ için yasaktan önce yapılan haberlerin de kaldırılması istendi.
Adana’nın Aladağ ilçesindeki ‘Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Orta Öğretim Kız Öğrenci Yurdu’ adlı yurtta çıkan yangında 22 öğrenci de yaralanmıştı.
Valilik, yangının binada meydana gelen elektrik kontağı yüzünden çıktığını belirtirken, yurttaki yangın merdivenin kapısınınsa kilitli olduğu ortaya çıkmıştı.
AA’nın haberine göre Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Aladağ sulh ceza hakimliğinin kararıyla soruşturma tamamlanıncaya kadar yayın yasağı getirilmesini ve yapılan yayınların da kaldırılmasının kararlaştırıldığını duyurdu.
RTÜK, hakimliğin kararını internet sitesinden yayınladı: “Bazı basın ve yayın organlarında yanlış bilgiler verildiği, ölenlerin kimliklerinin yanlış söylendiği, yayınların gerek ilçe genelinde gerekse yurt çapında huzur ve güven ortamıyla kamu düzenini bozucu eylem ve davranışlara dönüşebileceği ve yürütülen soruşturmanın akamete uğratılabileceği kanaatiyle yapılan ve yapılacak tüm haberlere, tüm yazılı ve görsel basınla internet ortamında soruşturma tamamlanıncaya kadar yayın yasağı konulması ve yapılan yayınların kaldırılması kararlaştırıldı.”
Küba’nın hayatını kaybeden eski devlet başkanı Fidel Castro’nun külleri, bugün bir karavanla ülkenin başkenti Havana’dan Santiago de Cuba şehrine doğru yola çıkıyor. Böylece Küba’nın komünist devriminin lideri Castro’nun külleri, 1959 yılında Fulgencio Batista yönetiminin sona ermesine neden olan gerilla hareketinin başlangıç noktasına gidecek.
Castro, 1 Ocak 1959’da Batista’nın Küba’dan kaçmasıyla ülkenin doğusundaki Santiago de Cuba kentinden bir ‘zafer’ yolculuğuna çıkmıştı.
Küba’yı bir uçtan diğer uca geçerek 8 Ocak’ta geldiği Havana’da on binlerce kişi tarafından karşılanmıştı.
Bu sefer ülkenin hayatını kaybeden lideri, yolculuğu tersten alacak.
Külleri, 3 Aralık’ta Santiago de Cuba şehrine ulaşacak, 4 Aralık’ta ise Castro’nun cenaze töreni düzenlenecek.
‘Sosyalizm yolu güllerle kaplı değil’
90 yaşındaki liderin son yolculuğundan önce salı gecesi Havana’da bir anma töreni düzenlendi.
Havana’nın Devrim Meydanı’nı dolduran yüz binlerce Kübalı, “Devrim çok yaşa” ve “Fidel” sloganları attı.
Küba Devlet Başkanı Raul Castro’nun hayatını kaybeden kardeşi Fidel Castro için bir konuşma yaptığı törene dünyanın dört bir yanından liderler de katıldı.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Meksika Devlet Başkanı Enrique Pena Nieto, Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras, Güney Afrika Devlet Başkanı Jacob Zuma ve Ekvador Devlet Başkanı Rafael Correa gibi liderler anma törenine geldi.
Avrupa’dan törene katılan tek lider olan Tsipras konuşmasında, “Küba’nın Fideli bize sosyalizm yolunun güllerle kaplı olmadığını gösterdi” dedi.
Beyaz Saray ise Havana Büyükelçisi olarak aday gösterdiği Jeffrey DeLaurentis ve ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Danışman Yardımcısı Ben Rhodes’un törene katılacağını açıkladı.
Böylelikle ABD, Küba’ya resmi bir delegasyon göndermiyor.
Rhodes, 2014 yılında ABD-Küba ilişkilerinin normalleşmesine giden süreçte önemli bir rol oynamıştı.
Adana’da kız orta öğretim öğrencilerinin kaldığı yurtta yangın felaketi yaşandı. Adana’nın Aladağ ilçesindeki kız öğrenci yurdunda çıkan yangında 11’i öğrenci 12 kişi yaşamını yitirdi. 22 öğrenci yaralandı.
Adana Aladağ ilçesinde bulunan Aladağ Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Orta öğretim Kız Öğrenci Yurdu’nda yangın çıktı. Faciada 11 öğrenci ve 1 gözetmen öldü.
Adana’da yurt yangını faciası. 11’i orta öğretim öğrencisi biri gözetmen 12 kişi yaşamını yitirdi. Adana’nın Aladağ ilçesindeki Sinanpaşa Mahallesi’nde bulunan bir kız öğrenci yurdunda yangın çıktı. İtfaiyenin müdahale ettiği yangında 3 katlı binanın ahşap olan son katı alevlere teslim oldu. Alevler bir anda binayı sararken içeride bulunan öğrenciler korku içerisinde camlardan atlayarak canlarını kurtardı. Bu gece içeride 34 öğrencinin kaldığı belirtildi.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, “Öğrencilerin hepsi ortaokul talebesi. 11 çocuk ve bir bakıcı hayatını kaybetti” dedi.
Ahşap kaplama yangının hızla yayılmasına neden oldu
Olay yerine çok sayıda itfaiye ve Orman İşletme Müdürlüğü ve ambulanslar sevk edildi. Yaralanan öğrenciler hastanelere kaldırılırken, yangın kontrole alındı. Yangının hızla yayılmasında binanın ahşap kaplamasından kaynaklandığı belirtildi.
Çıkan yangında ilk belirlemelere göre binanın ikinci ve üçüncü katlarında alevlerin arasında kalan 11’i öğrenci 12 kişi yaşamını yitirdi. Dumandan zehirlenen ve pencerelerden atlamaları sonucu vucutlarında kırıklar olan 22 öğrenci de hastanelerde tedavi altına alındı.
Aladağ Belediye Başkanı’ndan açıklama
Aladağ İlçesi Belediye Başkanı Mustafa Alpgedik, yangının zemin katta çıktığını, kısa sürede alevlerin yükseldiğini, üçüncü kat ahşap olduğu için yangının büyüdüğünü söyledi. Ahşap katın yanması ile çatının da tamamen çöktüğü belirtildi.
Vali ölen yok demişti
Adana Valisi Mahmut Demirtaş olayla ilgili yaptığı ilk açıklamada, 28 öğrencinin kaldığını söyledi. Bu öğrencilerden olay sırasında yaralananlar olduğunu söylemişti. Demirtaş, “Olayda ilk belirlemelere göre 13 öğrencimiz yaralandı. İlk tespitlere göre yangında ölen yok. Öğrencilerimizden bazıları dumandan etkilenmiş, kiminde kaçarken meydana gelen kırıklar var. Yaralılar hastanelerde tedavi altına alındı” dedi. Demirtaş, itfaiye, sağlık ve kurtarma ekiplerinin bölgeye gönderildiğini bildirerek, kendisinin de olay yerine gitmek üzere hareket ettiğini söyledi.
Adana Valisi Demirtaş daha sonra yaptığı açıklamada 11’i öğrenci biri görevli 12 kişinin yaşamını yitirdiğini, 22 kişinin yaralandığını açıkladı.
‘TARİKAT BAĞI’ İDDİASI
Aladağ Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Ortaöğretim Kız Öğrenci Yurdu’nun, “Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği” isimli kuruluşun, Süleymancılarla bağlantılı olduğu iddia ediliyor.
‘BURASI SÜLEYMANCILARIN YURDU’
Adana’nın Aladağ ilçesindeki öğrenci yurdunda çıkan yangına olay yerinde kızının akıbetinden haber alamayan bir öğrenci velisi, “Burası Süleymancıların yurdu. Devlet yurdunu yıktılar, çocuklarımızı buraya yerleştirdiler” diye isyan etti..
AYNI TARİKATIN KURAN KURSUNDA 18 KIZ ÖĞRENCİ ÖLMÜŞTÜ
Yine Süleymancılar’a ait olan bir Kuran kursunda 18 kız öğrenci hayatını kaybetmişti. Konya’daki Kuran kursu, 1 Ağustos 2008 tarihinde gaz sıkışmasıyla sebebiyle patlayarak çökmüş, 18 kişi ölmüş, 30’a yakın kişi yaralanmıştı.
Kaynak ve Soylu, Adana’ya gidiyor
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak Adana’ya gitmek üzere yola çıktı.
Elektrik kontağı şüphesi
Aladağ Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Ortaöğretim Kız Öğrenci Yurdu’ndaki yangının nedeniyle ilgili bir açıklama yapılmadı. Elektrik kontağından kaynaklanmış olabileceği kaydedildi.