Ana Sayfa Blog Sayfa 3167

“Çevreci çiftin öldürülmesiyle ilgili, yapımına karşı çıktıkları mermer ocağının sahibinden şüpheleniliyor”

Antalya’da çevreci çift silahlı saldırıyla hayatını kaybetti. Çiftin avukatı katil zanlısının Ali Ulvi Büyüknohutçu’dan para istediğini belirtirken, kapatılan ÇHD Antalya Şube Başkanı, “Mermer ocağının sahibinden şüpheleniliyor” dedi.

Antalya’nın Finike ilçesine bağlı Alacadağ Mahallesi sınırlarındaki Kızılcık Yaylası’ndaki çiftlik evinde yaşayan ve bölgedeki sedir ormanlarında faaliyet yürüten mermer ve taş ocaklarına karşı açtığı davalarla tanınan Ali Ulvi Büyüknohutçu (61) ve Aysin Büyüknohutçu (61) evlerinde öldürülmüş olarak bulundu.

İlk incelemede, Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun yakın mesafeden yüz bölgesine av tüfeğiyle tek el, eşinin ise göğüs bölgesine ateş edilerek öldürüldüğü belirlendi.

Ali Ulvi Büyüknohutçu ve Aysin Büyüknohutçu

Katil zanlısı yakalandı, “Cinayeti para için işledim” dedi

Jandarma istihbarat ekipleri, olayla ilgili yaptığı çalışma sonunda Büyüknohutçu çiftini öldürdüğü iddiasıyla Turunçova Mahallesi’nde oturan Ali Yumaç’ı dün gece gözaltına aldı. Ekipler, olayda kullanıldığı belirtilen av tüfeğini ise bir kuyunun içinde buldu.

Şüpheli Ali Yumaç jandarmaya verdiği ilk ifadesinde işsiz olduğunu, cinayetleri para için işlediğini ve evden yaklaşık 2 bin lira aldığını söyledi.

Suç duyurusunda bulunacaktı

Öldürülen Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun avukatı İsmail Tunçbilek, gözaltına alınan kişinin bir süreden beri bölgede dolaştığının belirlendiğini söyledi.

Tunçbilek, şunları söyledi:

“Bölgede yaşıyor, sonradan buraya taşınmış biri ama herkes ‘yabancı’ olarak biliyor. Yangın gecesi Ali Ulvi Büyüknohutçu’yu ‘yangın var’ diye bu kişi uyandırıyor ve 300 lira da para istiyor. Ama Ali bey 100 lira veriyor. Ali bey bana, ‘Bu kişiden şüpheleniyorum, hareketleri beni tedirgin ediyor. Savcılığa suç duyurusunda bulunalım’ demişti. Konuşmamıza göre dün itibariyle karakola gidip suç duyurusunda bulunacaktık ama eşiyle birlikte ikisi de silahla vurulmuş bulundu. Olay yeri inceleme ekiplerine göre cinayetin saat 17.00-18.00 gibi işlendiği tahmin ediliyor. Ama bizce sabah saatlerinde olmuş. Çünkü tavuklar salınmamıştı. Ali ağabey her gün tavukları saat 09.00’dan önce salardı. Ayrıca telefon kayıtlarında da saat 09.00’dan sonra hiç görüşme olmamış. Sonrasında ise çocukları WhatsApp üzerinden torununun bir ını gönderiyor. Buna yanıt verilmiş ama tek kelime ‘Şehzadem’ diye yazılmış. Zaten hep ‘Şehzadem’ derdi ve bu yanıtın cinayeti işleyen kişi tarafından verilmiş olabileceğini de tahmin ediyoruz.”

“Mermer ocağının sahibinden şüpheleniliyor”

Kanun Hükmünde Kararname’yle kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği Antalya Şube Başkanı Münip Ermiş, Yeşil Gazete’ye konuştu. Ermiş, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Hırsızlık süsü verilerek katledilmişler. Çok şaşkın ve üzgünüz. Açık bir infaz olduğu gözüküyor. Öldürülen çiftin bir hafta önce köpekleri zehirlenmiş. Çiftin yapımına karşı çıktığı mermer ocağının sahibinden şüpheleniliyor.”

(Yeşil Gazete, Sözcü)

Finike’de öldürülen doğa savunucusu çifte taş ocağı firmasının açtığı dava mahkemece reddedilmiş

Antalya’da Finike’de katledilen Aysin ve Ali Ulvi Büyüknohutçu’ya bir taşocağı firmasının 2014’te 100 bin TL’lik tazminat davası açtığı ve tazminat talebinin 1 Mart 2017’de mahkemece reddedildiği ortaya çıktı.

Antalya’nın Finike ilçesine bağlı Alacadağ Mahallesi sınırlarındaki Kızılcık Yaylası’ndaki çiftlik evinde yaşayan ve bölgedeki sedir ormanlarında faaliyet yürüten mermer ve taş ocaklarına karşı açtığı davalarla tanınan Ali Ulvi  ve Ayşin Büyüknohutçu  önceki gün evlerinde öldürülmüş olarak bulundu. Büyüknohutçu çiftinin sedir ormanlarını savunma çabasına yönelik 2014 yılında Bartu Mermer Ocağı firmasının ‘ticari faaliyetlerini engellediği’ iddiasıyla 100 bin liralık tazminat davası açtığı ve 1 Mart 2017’de ise Antalya 9’uncu Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından tazminat talebinin reddedildiği ortaya çıktı.

Radikal Gazetesi’nin  10 Temmuz 2014 tarihli internet nüshasında Doğan Haber Ajansı imzası ile yer verilen haberde taş ocağı firması Antalya 9’uncu Asliye Hukuk Mahkemesi’ne bölgedeki mermer ocaklarına ilişkin Facebook ve Youtube’da paylaşılan fotoğraf ve görüntüler ile mermer ocaklarının kapatılması için açılan ruhsat iptal davalarını da tazminat isteminin delili ve gerekçeleri olarak sunulmuştu.

Ali Ulvi Büyüknohutçu ise 2014’de mahkemedeki savunmasında Anayasa’nın 56’ncı maddesinin kendisine verdiği ödevi yerine getirdiğini belirterek, “Bu madde ‘Çevreyi korumak her vatandaşın ödevidir’ der. Ben Anayasa’nın bana verdiği bu ödevi yapıyorum” demişti. Büyüknohutçu ayrıca iddia edildiği gibi hiçbir şekilde firmanın faaliyetlerini engelleyecek fiili bir davranışta bulunmadığını ve davanın reddini talep etmişti.

Haberler.com’un 1 Mart 2017 tarihli nüshasında yer verilen haberde ise Bartu Mermer ocağı firmasının ‘ticari faaliyetlerini engellediği ve iftira attığı’ iddiasıyla açılan davadan beraat ettiği bilgisi veriliyor. Mahkeme ayrıca Mahkeme, ormanlık alanda ağaç kestiği yönündeki paylaşımları nedeniyle Büyüknohutçu’nun firmayı ticari zarara uğrattığı gerekçesiyle açılan davada da Batu Mermer aleyhine karar verdi. Aynı haberde Büyüknohutçu’nun firmanın ruhsatının iptal edildiği alanda yaklaşık 20 dönümde sedir ve kızılçam kesimi yapıldığını ve ruhsatının iptal edilmesiyle 100 hektarlık bir alanın kurtarıldığına dair beyanına da yer veriliyor.

Ali Ulvi  ve Ayşin Büyüknohutçu’nun katil ya da katillerine dair emniyet birimlerinden henüz bir açıklama yapılmadı. Büyüknohutçu çiftinin Finike Kızılcık Yaylası’ndaki sedir ormanlarında faaliyet yürüten mermer ve taş ocaklarına karşı yürüttükleri mücadele nedeniyle öldürülmüş olabilecekleri ihtimallleri üzerinde duruluyor.

 

(Yeşil Gazete, Radikal, Haberler.com)

Erkeklerin Nisan ayındaki kadın cinayeti, taciz, tecavüz, istismar karnesi…

Yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlenen haberlere göre, erkekler Nisan’da 19 kadın öldürdü, en az 10 kadına tecavüz etti, dokuz kadını taciz etti, 30 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu, 16 kadına şiddet uyguladı/yaraladı.

2017’nin ilk dört ayında erkekler 101 kadın öldürdü, 28 kadına tecavüz etti, 40 kadını taciz etti, 146 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu, 106 kadına şiddet uyguladı.

Kadın cinayetlerinin yaşandığı iller:

Adana (5), Afyon (1), Antalya (1), Aydın (1), Balıkesir (1), Bursa (2), İstanbul (3), Siirt (1), Tekirdağ (1), Urfa (1), Van (1), Yozgat (1).

Taciz olaylarının medyaya yansıdığı iller:

Antalya (1), Burdur (1), Bursa (1), Eskişehir (1), İstanbul (2), İzmir (1), Kocaeli (1), Sakarya (1).

Tecavüz olaylarının medyaya yansıdığı iller:

Adana (1), Adıyaman (1), Aydın (1), Denizli (1), İstanbul (1), Kayseri (1), Samsun (3), Tekirdağ (1).

İstismar olayının yaşandığı iller:

Amasya (1), Ankara (2), Aydın (2), Burdur (1), Denizli (1), Diyarbakır (2), Edirne (2), Eskişehir (1), İstanbul (1), İzmir (3), Karaman (5), Kilis (1), Kocaeli (2), Konya (2), Kütahya (3), Samsun (1).

Nisan’da şiddet-yaralama olaylarının yaşandığı iller:

Antalya (1), Aydın (1), Bursa (1), Erzurum (2), İstanbul (3), İzmir (1), Konya (1), Manisa (1), Mardin (1), Mersin (1), Niğde (1), Sivas (1), Trabzon (1).

Bianet’ten Çiçek Tahaoğlu’nun derlediği verilerin tamamını okumak için tıklayın.

(Bianet)

[Yeşil Gazete Bonn’dan bildiriyor] İş dünyasını temsil eden BINGO’lar konferanstan atılabilecek mi?

Bonn UNFCCC iklim zirvesinde önceki gün gerçekleştirilen “Karar hükümleri uygulamayı güçlendirme çerçevesinden taraf olmayan grupların efektif katılımı geliştirme fırsatları” oturumunun basın toplantısı Çarşamba günü (10 Mayıs) yapıldı.

Taraf olmayanların, UNFCCC’ye nasıl daha fazla dahil edilebileceği ve katkı sağlayabileceği tartışılan oturumun ana konusu, iklim değişikliğine karşı mücadele eden aktivistler ve bu mücadeleye ortak olduklarını iddia eden, iş dünyasını temsil eden örgütler (BINGO – Business and Industry NGOs  – İş ve Endüstri STK’ları) arasındaki çıkar çatışmasıydı.

Oturumda Avrupa Birliği Grubu (EU) adına, Belçika’dan Ulrik Leanerts, Benzer Fikirli Gelişmekte Olan Ülkeler (LMDC) adına Ekvador’dan Walter Schuldt-Espinel, Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Savaşma Topluluğu (UNCCD) adına Marcos Montoiro, Kadın ve Cinsiyet Temsiliyeti (WGC) adına Hindistan Tüm Kadınlar Birliği’nden Kalyani Raj, İş ve Endüstri Temsilcileri (BINGO) adına Birleşik Devletler Uluslararası İş Meclisi (USCIB)’den Norine Kennedy ve Yerel Hükümetler ve Belediye Yönetimleri (LGMA) adına Yunus Arıkan konuştu.

Oturum, şimdiye kadar zorunlu olmayan oturumlar içinde en yüksek katılımlı oturumlardan biri oldu.

Oturumda söz alan çeşitli STK’lar, Paris Anlaşmasının BINGO’lardan korunması gerekliliğini, kapitalizmin doğası gereği küresel ısınma sebebi olan şirketlerin karlarından vaz geçerek görüşmelere katkı sağlayamayacağını vurguladılar.

İş ve Endüstri Temsilcileri (BINGO) adına Birleşik Devletler Uluslararası İş Meclisi (USCIB)’den Norine Kennedy BINGO’ların müzakerelere dahil olmasını savundu

Panelist olarak oturumda yer alan BINGO temsilcisi Norine Kennedy, çeşitliliğin önemine ve arttırılmasına vurgu yaparak BINGO’ların müzakerelere dahil olmasını savundu.

STK temsilcilerinin yüksek enerji ile katıldığı oturumda en dikkat çeken konuma ise Dünya Sağlık Örgütü (WHO) temsilcisinin tütün şirketleri ve onların lobi faaliyetleri ile nasıl mücadele ettiklerini anlatması oldu. Tütün şirketleri ile burada eşit şartlarda görüştüklerini sanırken, şirketlerin bir yandan sahte bilime yatırım yaptığını anlatan temsilcinin konuşması büyük alkış aldı.

Önceki gün gerçekleşen oturumdan sonra Çarşamba günü, Corporate Accountability International (CAI – Uluslararası Şirket Hesap Verilebilirliği), Corporate Europe Observatory (CEO – Avrupa Şirket Gözlemcisi), Center for International Environmental Law (CIEL – Uluslararası Çevre Hukuku Merkezi) tarafından basın toplantısı düzenlendi.

Basın toplantısında katılımcılar yirmi yıl sonra bu konunun ilk defa gündeme gelmiş olmasının öneminden bahsettiler. Çıkar çatışmasından kimin yarar sağladığının açık olduğunu bunun da kirletici şirketler olduğunu söylediler.

Bu oturumun önemi isw artık konunun tartışmaya açıılması oldu. İnsanlar bu konuda bir pozisyon belirlemek ve Paris yol haritasına bunu eklemek zorundalar.

Bir sonraki adım olarak iletişim gurubunun da toplanacağını ve sekreterlik raporunun yayınlanacağını söylediler. Sözcüler, çıkar çatışması durumu iyi yönetimin sağlanması için gereken bir istisna değil zorunluluktur dediler.

BINGO’larla ilgili uygulamalar için 5.3 numaralı Paris Anlaşması Maddesinin(Tütün şirketlerinin STK’lardan farklı sınıflandırılmasını sağlayan madde.) yol göstericiliğinin önemli olduğunu söylediler.

 

Haber: Elif Cansu İlhan

(Yeşil Gazete)

Finike’de sedir ormanlarını mermer ve taş ocaklarına karşı savunan çift, evlerinde öldürülmüş halde bulundu

Antalya’nın Finike ilçesine bağlı Alacadağ Mahallesi sınırlarındaki Kızılcık Yaylası’ndaki çiftlik evinde yaşayan ve bölgedeki sedir ormanlarında faaliyet yürüten mermer ve taş ocaklarına karşı açtığı davalarla tanınan Ali Ulvi Büyüknohutçu (61) ve Aysin Büyüknohutçu (61) evlerinde öldürülmüş olarak bulundu.

Aysin Büyüknohutçu ve Ali Ulvi Büyüknohutçu

5 Mayıs günü de evlerinin yakınındaki ormanda bir yangın çıkan Büyüknohutçu ailesi, yangının söndürülmesiyle faciadan dönmüştü. Komşuları tarafından evlerinde öldürülmüş halde bulunan çiftin ölüm nedeni hakkında henüz bir açıklama yapılmadı. Olay yerine ulaşan jandarma ve sağlık ekipleri evin etrafını güvenlik çemberine aldı. Nöbetçi savcının incelemesinin ardından Büyüknohutçu çiftinin cenazeleri Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırılacağı kaydedildi.

Finike İlçesi Alacadağ bölgesinde oturan Ali Ulvi Büyüknohutçu ve Aysin Büyükhonutçu’dan haber alamayan Antalya’daki yakınları, bölgede yaşayan komşularını aradı. Komşuları öğleden sonra çiftin evine giderek kapıyı çaldı. Kapıyı açan olmayınca merdivenle balkondan evin içine bakan komşuları Büyüknohutçu çiftinin yerde hareketsiz yattığını gördü. Haber verilmesi üzerine bölgeye jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Çiftin komşularından Süleyman Dinç, Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun evin iç kısmında eşi Aysin Büyüknohutçu’nun ise evin balkon kapısında kanlar içinde yerde yattığını belirtti. Dinç, eve giremediklerini ve jandarmaya haber verdiklerini söyledi.

Finike’de sedir ormanları başta olmak üzere büyük bir doğa katliamına neden olan mermer ve taş ocaklarına karşı açtığı davalarla tanınan Ali Ulvi Büyüknohutçu, Türk Kiracılar Derneği (KİRADER) Genel Başkanlığı ve Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Antalya Şube Başkanlığı görevlerini yürütmüştü. 1999 yerel seçimlerinde DSP’den Antalya Kepez Belediye Başkan adayı olan Büyüknohutçu, son olarak Taş Ocaklarıyla Mücadele Platformu Sözcülüğü’nü üstlenmişti.

Büyüknohutçu ailesi dün evlerinin önündeki bahçelerine yazlık sebze fideleri diktiler. Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun sosyal medya hesabından yaptığı son paylaşım bu oldu.

 

(Gazeteci Yazar Yusuf Yavuz.wordpress.com, Gazete Duvar)

Belge Yayınları’na polis baskını TBMM gündeminde: Kitap toplatmanın memlekete nasıl bir katkısı olabilir?

Belge Yayınları’nın basılması ve kitaplarının toplatılması HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan tarafından Meclis gündemine taşındı.

1977’de Ayşe Nur Zarakolu ve Ragıp Zarakolu tarafından kurulan Belge Yayınları’nın 7 Mayıs günü polisler tarafından basılması ve hakkında toplatma kararı olmayan kitaplar dahil toplam 2 bin kitaba el konulması, yayınevi çalışanının gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılması Meclis gündemine taşındı.

Garo Paylan

“Memleketimize nasıl bir katkısı olabilir?”

Evrensel’de yer alan habere göre Paylan, Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Soru önergesinde şu sorular yer aldı:

“Belge Yayınları’na yapılan baskının gerekçesi nedir?

Baskın, bandrolsuz kitap ihbarı nedeniyle yapılmış ise, bandrollü ve hakkında toplatma kararı olmayan kitaplara hangi gerekçeyle el konmuştur?

2017 yılında kitap toplama, yayınevi basma gibi ilkel eylemlerin memleketimize nasıl bir katkısı olabilir?”

(Evrensel, T24)

Ağrı kesici kullanımının ilk 30 günü, kalp krizi riskinin en yüksek olduğu dönem!

Yapılan yeni bir araştırma, yüksek dozda ağrı kesici kullanımı ile kalp krizi arasında bir ilişki olabileceğini ortaya koydu.

Tıp alanında dünyanın en önemli yayınları arasında yer alan BMJ’de yayımlanan araştırmada, Kanada, Finlandiya ve İngiltere’den 446 bin 763 kişinin sağlık verileri incelendi.

Araştırmaya imza atan uluslararası bilim insanları, reçeteli “non steroidal antienflamatuar ilaçlar” (NSAI) kullanan kişilerin sağlık durumlarına odaklandı.

Araştırmada, kalp krizi riskinin en yüksek olduğu dönem, ağrı kesici kullanımının ilk 30 günü olarak tanımlandı.

Non-steroidal anti-inflamatuar ilaçlar, tıp biliminde ağrı, ateş ve enflamasyonu azaltan ilaçların genel adı olarak kullanılıyor. Bu ilaçların adında benzer etkilere sahip olan kortizondan ayrıştırmak için “non-steroidal” ifadesi yer alıyor.

Araştırmaya göre, bilim insanları, reçeteli ağrı kesicilerin daha henüz ilk haftada kalp krizi riskini artırmaya başladığını ve özellikle ilk ay içerisinde riskin en yüksek düzeye ulaştığını tespit etti.

Ancak bilim insanları, başka birçok etkenin de söz konusu olmasından dolayı kalp krizi ile ağrı kesici arasında bir ilişki olduğunu kesin bir dille söylemenin güç olduğunu belirtiyor.

(BBC Türkçe)

YTÜ öğrencilerinin itirazı var: Hayır, Yıldız külliye olmayacak!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Biz onların çıkmasını istiyoruz. Tamamen çıksınlar ve orası tamamıyla Cumhurbaşkanlığı’na ait bir yer haline gelsin.” dediği Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Beşiktaş Kampüsü’nün tahliye süreci hızlandı. Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencileri ise, “Yıldız’ı Savunuyoruz” kampanyası başlatarak, “Kampüsümüzün kaderini biz belirleyeceğiz” diyorlar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Beşiktaş Kampüsü’nün ‘Cumhurbaşkanlığı’naait bir yer olmasını istemesi’nin ardından tahliye süreci hızlandı. Üniversitenin genel sekreteri olan Doç. Dr. Yavuz Erişen’in verdiği bilgiye göre Beşiktaş/Yıldız Kampüsü’nde bazı binalar restore edileceği için boşaltılıyor. Bu tarihi binalara YTÜ Rektörlüğü’nün bulunduğu bina ve Çukur Saray da dahil. Bu binalarda bulunan Rektörlük ve birimler ise Davutpaşa Kampüsü’ne taşınacak.

Beşiktaş Kampüsü’nde bulunan Mimarlık, Makina ve Gemi-Makina Fakülteleri de yakın zamanda taşınacak. Fakat bu fakülteler için uygun bina bulunamadığı için yeni çözümler üretilmeye çalışılıyor.

Mimarlık Fakültesi için yine o bölgede yeni bir yer aranırken fakültenin Beşiktaş Balmumcu Mahallesi’ndeki Dikim Evi’ne taşınacağı iddia ediliyor.

YTÜ öğrencileri: Hayır! Yıldız külliye olmayacak!

Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencileri, tahliye çalışmalarına hız verilen Beşiktaş Kampüsü’yle ilgili bir açıklama yayımladı. 16 Mayıs’ta Yıldız Ortabahçe’de toplanarak neler yapılabileceğini konuşacak olan öğrenciler, “Hayır, Yıldız külliye olmayacak” dedi.

Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerinin çağrı metni şöyle:

“Hayır! Yıldız Külliye Olmayacak

“Geçtiğimiz yıllardan itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversitemizin Yıldız Kampüsü’nü de kapsayan alan için yeni bir “saray-külliye” istediğine yönelik arzularını dile getiriyordu. Bu konuya dair ilk somut adım, 2 sene önce İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nin Yıldız Kampüsü’nden Davutpaşa Kampüsü’ne taşınmasıyla atıldı.

“O dönemde taşınmaya yönelik kullanılan bahane İİBF binasına restorasyon ve güçlendirme yapılacağıydı. Bunun bahane olduğu aradan geçen neredeyse 2 yıla rağmen İİBF’nin Davutpaşa Kampüsü’nde eğitime devam ediyor olması ile anlaşılıyor.

“Şimdiyse yine benzeri bahaneler ile Mimarlık Fakültesi başta olmak üzere fakülte ve idari binaların taşınmasına yönelik bir hamle ile karşı karşıyayız.

“Her şeyden önce bir üniversitenin kimliği ve gelenekleri o üniversitenin eğitim yapısını da belirler. Yıldız Teknik Üniversitesi 1911 yılında bu kampüste kurulmuş ve kurulduğu günden itibarende binlerce mühendis-mimar yetiştirmiştir. Üniversitemiz bugün bir saygınlığa ve kimliğe sahipse tarihiyle kurduğu bağdan kaynaklanmaktadır.

“Burada yok edilmek istenen 1911 yılında ortaya çıkan bilimsel eğitim anlayışıdır. Tıpkı topçu kışlası inatlaşması gibi bugün Yıldız Kampüsü’ne yönelik ısrar da tamamen siyasidir. Bu siyasi hamlenin ise kabul edilmesi beklenemez.

“Kampüsümüzün siyasi inatlaşmaların malzemesi olmasına müsade etmeyeceğiz. Ne Rektörlük ne de Cumhurbaşkanlığı, tarihiyle ve yapısıyla bir üniversiteyi ortaya çıkartan Yıldız Kampüsü’müzün geleceğine yönelik tek başına söz sahibidir. Buraya yönelik verilecek karar Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu, öğrencisi ve akademisyeninin inisiyatifindedir.

“Bu kapsamda kampüsümüze yönelik saldırıya karşı oluşturacağımız yol haritasını belirlemek ve yeni dönemde savunma içerisindeki iş bölümünü yapmak için tüm öğrenci arkadaşlarımızı 16 Mayıs Salı günü saat 16:00’da Yıldız Kampüsü Orta Bahçe’de yapacağımız toplantıya çağırıyoruz.

Kampüsümüzün kaderini biz belirleyeceğiz!”

(Yeşil Gazete)

Hortum bir köyü yerle bir etti

Düzce’nin Fındıklıaksu Köyü’nde etkili olan hortum, evlerin çatılarını uçurdu, ağaçları yerinden söktü, arı kovanlarını parçaladı.

Merkeze 25 kilometre uzaklıktaki Fındıklıaksu Köyü’nde dün akşam saatlerinde hortum etkili oldu. Ormanlık alanda başlayan ve köyün içine kadar gelen hortum yaklaşık 5 dakika sürdü. Hortum nedeniyle 60 hanenin bulunduğu köyde bazı evlerin çatıları uçtu, bazılarında kiremitler yerinden söküldü. Evleri hasar görenler komşularının evlerine sığındı.

Çok sayıda ağaç ya yerinden sökülerek devrildi, ya kırıldı. Bazı ağaçlar evlerin üzerine devrildi. Köydeki arı kovanlarının büyük bölümü de parçalanırken arılar hortuma kapılarak kayboldu. Hortumda tarım alanları da zarar görürken, köyün yanından geçen dere yatağı doldu. Köyde can kaybı yaşanmaması teselli oldu. Hortumun ardından İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü köyde hasar tespit çalışmasına başladı.

Yaklaşık 5 dakika sürdü

Köy muhtarı Zekeriya Beyaz, hortumun yaklaşık 5 dakika sürdüğünü söyleyerek şöyle konuştu:

“Köyümüz yerle bir oldu. 60 hanenin büyük bölümünün çatı ve kiremitleri uçtu. Köy içinde bulunan meyve ağaçları, fındık ağaçları büyük zarar gördü. Kimisi dibinden söküldü, kimi üstten kırıldı. Yollar kapandı. Dereler şu anda kapalı durumda. Bir yağmur yağar ve büyürse o da büyük tehlike arz ediyor. Şu an gerçekten çok büyük afet yaşadık. Vatandaşlarımız mağduriyet yaşadı. O saatlerde ulaştığımız vatandaşları güvenlikli yerlere aldık. Güvenliklerini sağladık. Gerçekten ciddi bir afet yaşadık. Çoğu evlerde zara var. Evler tamir olmadan eve girilmiyor. Bir yandan yağmur yağıyor. Devletin bir an önce burada gereken çalışmayı yapmasını istiyoruz.”

Köy sakinlerinden Necmi Öztaş, “Ağaçlar bahçelere zarar verdi. Fındıklar döküldü. Hortum burada evlerin çatılarını uçurdu. Zarar var. Allah’tan gelene razıyız. Devlet gereğini yapacaktır” dedi.

Arıları hortuma kapılan Hikmet Kazancı ise “Bütün kovanlarımızı yıktı, bazılarını parçaladı, bazılarını yuvarladı hortum. Şimdi toparlamaya çalıştık ama arılarımızın yüzde 70’i hortumla gitti. Yağmur da yağınca geri gelemedi. Gittikleri yerler uzaktır. Rüzgar hızlı esti. Bölüm bölüm buralarda ölü arılarımız var. Zararım 160 bin lira gibi bir rakam” diye konuştu.

(BirGün, Hürriyet)

“Demirtaş’ın fezlekelerini düzenleyen savcılardan 10’u ‘FETÖ’den tutuklandı”

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) tutuklu Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatları Mahsuni Karaman, Aygül Demirtaş, Mehmet Emin Aktar, Mesut Beştaş ve Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen, Demirtaş’ın tutukluluk haline ilişkin bir açıklama yaptı. Avukatlar, Demirtaş hakkında fezleke hazırlayan 10 savcının ‘FETÖ’ üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandığını açıkladı.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatları, Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan Demirtaş’ın yargı süreci hakkında bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantıda yapılan açıklamada, Demirtaş hakkında 96 fezleke hazırlandığı ve şu ana kadar 29 dava açıldığı bildirildi. Avukatlar, Demirtaş’a dava açan savcıların bir kısmının ‘FETÖ’ye üye olduğu için meslekten men edildiğini ve tutuklandığını söyledi.

Avukatlar, fezlekelerin tamamının basın açıklaması, miting ve toplantı konuşmaları, kurum ve kuruluşların daveti üzerine yaptığı konuşmalar, Meclis çalışmaları sırasında sarf ettiği sözler ve partisinin TBMM Grubu’nda yaptığı konuşmalardan dolayı hazırlandığını belirtti.

Torba soruşturma dosyası

Avukatlar, Demirtaş hakkındaki fezlekeleri hazırlayan savcılara ilişkin dikkati çeken bilgileri de paylaştı. Demirtaş hakkında hazırlanan 96 fezlekenin 28’ini düzenleyen ve aralarında Başsavcı ile Başsavcı vekillerinin de olduğu 10 savcının ‘FETÖ’ye üye olduğu gerekçesiyle tutuklandığını belirten avukatlar, birbirinden bağımsız suç tarihleri ve suç dayanaklarını taşıyan 31 dosyanın da Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından birleştirilerek tek bir “Torba Soruşturma Dosyası” oluşturulduğunu dile getirdi.

Soruşturma içerikleri

Demirtaş hakkında yapılan soruşturmaların içerikleri hakkında da bilgi veren avukatlar, şunları söyledi:

“Demirtaş hakkında hazırlanan 96 adet fezlekenin 29 adedi farklı il ve ilçelerde olmak üzere 29 bağımsız davaya dönüştürülmüştür. Bir adet fezleke ise halen soruşturma aşamasında olup davaya dönüşmemiştir. Demirtaş hakkında, tutuklu bulunduğu dosya haricinde, Diyarbakır, Mardin, Erciş, Siirt, Doğubeyazıt, Ankara, Mersin, İstanbul, Bakırköy, Silopi, Kayseri, Şırnak, Viranşehir Asliye Ceza Mahkemelerinde ve Midyat, Adana, Elazığ ile Bakırköy Ağır Ceza Mahkemelerinde toplam 29 adet dava açılmıştır.”

(BirGün)